Tarih

Güdül Kaya Resimleri

İnsan, var olduğu günden beri kendini ifade etme ihtiyacı duymuştur. Düşlerini, yaşantılarını, kültürlerini yazıdan önce kayalara ve mağara duvarlarına nakşetmişlerdir. Çoğu damga, çizim, resim bir toplumun kültürel belleğini anlamak için birçok ipucu sunmaktadır. Dünya’nın birçok noktasında, çok sayıda kaya resim alanı bulunmaktadır. Kolektif hafıza, kayalardaki resimlerde gayet açık bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Tarihin en eski medeniyetlerinden birisine sahip olan Türkler de göç ettikleri coğrafyalarda kayalar üzerine resimler çizmiş, ilk milli alfabeleri olan Köktürk alfabesinin de köklerini atmıştır. Mağara resimleri ve kayalar üzerindeki şekiller Türk yazısının ilk prototipleridir. Kayalar üzerine çoğunlukla resimler çizildiği gözlenmektedir. Hayvan figürleri ve av sahneleri; Zelenin; neolitik, mezolitik, paleolitik ve prehistorik dönemlerdeki avlanma biçimlerinin farklı kültür sahalarında da ortak olduğunu dile getirmiştir. Son dönem araştırmaları ise sadece hayvan ve avlanma figürlerinin değil insan-tabiat, insan-evren ve kozmolojik konularda yapılmış resimlerin de oldukça benzer niteliklere sahip olduklarını göstermektedir.

Türklerin yaşadıkları coğrafyalarda yapılan araştırmalar; Türk düşünce sisteminin kayalar üzerine işlendiğini anlamamızı sağlar. Orta Asya’dan Anadolu’ya hatta Balkanlara değin birçok sahada benzer figür ve damgaların bulunduğu kayalar tespit edilmiştir. Neredeyse tüm sahaların bulunmasını ve kamuoyuna sunulmasını sağlayan rahmetli Servet Somuncuoğlu’dur. Somuncuoğlu, büyük bir Türklük sevdasıyla dolu bir araştırma insanıdır. Yapmış olduğu çalışmalarda ise özellikle ben değil biz kavramını ön plana almıştır. İşte bu özveri sayesindedir ki çalışmaları büyük bir başarıyla üç büyük anıt kitaba dönüştürülmüştür.  “Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler” bu alandaki ilk çalışmasıdır. “Saymalıtaş-Gökyüzü Atları” adını taşıyan ikinci çalışması da yine Orta Asya coğrafyası başta olmak üzere Türklerin adım attığı tüm yerler büyük bir titizlikle takip edilerek ortaya çıkartılan bir eserdir. Sonuncusu belki de tüm çalışmalarının bir ana fikri olarak ifade edebileceğimiz “Damgaların Göçü- Ankara Güdül Kaya Resimleri” adlı kitap ise Ankara’ya bağlı Güdül ilçesindeki saha araştırmalarını içeriyor. Güdül’ün Salihler köyünde tarihte ilk defa yapılan bu muazzam çalışma neticesinde Türklerin Orta Asya’daki kaya resimleri ile neredeyse birebir figür, resim, çizgi ve damgaları görebileceğimiz bir alanla karşı karşıya kalıyoruz. Kayı damgasının bulunduğu kaya ise çalışmanın en dikkat çekicileri arasındadır. “Kağan Panosu” adı verilen dev kayanın üzerinde ise o kadar çok malzeme var ki… Türk mitolojisi, halk bilimi, antropolojisi açısından oldukça değerli bir kaya Kağan Panosu… Salihler köyüne ilk kez adım atan araştırmacı Servet Somuncuoğlu’dur ve bu konuda da, keşke bu işler bana kalmasaydı, demiştir.

Servet Somuncuoğlu, bu çalışması ile ilgili ayrıca şunları dile getirmiştir: “Her insanın ya da her olayın kendine has bir hikâyesi vardır ve her hikâye kendince özeldir. Fakat hikâyeler kişilere özeldir, benim için öncelikli olan hikâyeden doğan işin ortaya konulmasıdır. Belgeselde hiçbir şekilde hikâyemizi anlatmadık, sadece gerçek bir keşfi dile getirmeye çalıştık. “Damgaların Göçü”, fırtınaları değil, limana giren gemiyi gösteren bir çalışma olarak ortaya çıktı. Mutlaka çok şey söylenecek, olumlu ya da olumsuz eleştiriler yapılacaktır. Biz, yeni bir keşif hakkında ilk sözü söyleme cesaretinden yoksun değildik ve bunu söyledik…” Bu çok önemli bulduğumuz çalışmaya: “Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu, Doç. Dr. S. Yücel Şenyurt, Doç. Dr. İsmail Doğan, Dr. Mustafa Aksoy, Dr. Cengiz Saltaoğlu, Öğr. Gör. Atakan Akçay, Arkeolog Yunus Ekim, Tarık Emre ve yerel rehber olarak Cemil Söylemezoğlu” danışmanlık yaptılar.

Güdül Kaya Resimleri çalışması ile Türklerin 1071’den çok önceleri de Anadolu’da oldukları kanıtlandı. Böylelikle batı merkezli tarih algısı derinden sarsıldı. Salihler’de dikkati çeken bir başka olgu da kayalardaki inanç vurgusu. Kurban ritüeli, kadın-erkek ilişkisi, göksel figürler Türklerin inanç ve dünyayı algılayış şekilleri ile ilgili çok önemli bilgiler sunuyor. Göktanrı dininin bir tür ibadet merkezi olabileceği düşünülen bu sahada henüz açılmamış kurganlar olduğu da düşünülüyor. Ayrıca Servet Somuncuoğlu’nun büyük keşfi olan bu alanda yeni kaya resimleri de buluyor olabilir.

Servet Somuncuoğlu’nun bu önemli keşfinin önünde saygıyla eğiliyor ve rahmetli hocamıza dualarımızı, şükranlarımızı sunuyoruz…

Yazan: Ömer ÜNAL