Tarih

İslam Öncesi Türklerde Yeni Yıl Kavramı: Nardugan Bayramının Tarihi Kökleri Var Mı?

Kış gündönümü olan 21 Aralık‘ta “en uzun gecenin yaşanması ve ardından güneşin galip gelerek günlerin uzamaya başlaması” bir doğa olayı olarak pek çok eski toplumu etkilemiştir. Güneş Tanrısı Mitra‘nın doğuşu, Antik Romalılar tarafından 24/25 Aralık tarihlerinde bir bayram olarak kutlanıyordu. Sonra İmparatorluk Hristiyanların eline geçti ve Romalı asiller basit bir çözüm ürettiler. Ateşin kutsalı Mitra’nın yerini Elçi İsa‘ya verdiler. Böylelikle 25 Aralık artık İsa’nın doğumu olarak kullanmaya başlandı.

Söz konusu doğa olayı Asya toplumlarını ve Eski Türkleri de etkilemişti. Dünyaca tanınmış bir sinolog olan Prof. Dr. Wolfram Eberhard’ın da belirttiği gibi Çin’de hüküm süren “Chou Sülalesi” yine Eberhard’ın kendi tabiriyle “aslen bir Türk kabilesiydi”[1]. Chou’lar saf bir gök dinine inanıyorlardı ve bu inancın içindeki en mühim öğeyi yıldızlarla ilişkili “güneş kültü” oluşturuyordu. Eberhard, Çin belgelerinden öğrendiğimiz Chou dini konusunda “Bu din, Türk kabilelerinin dinleriyle yakın akrabadır ve ondan neşet etmiştir” cümlesini kullanılır[2].

Ünlü Türkolog Emel Esin ise Türk Kozmolojisine Giriş adlı kitabında “Chou takvimi, kış gündönümünde başlamaktadır” ifadesini kullanır[3]. Yani kış gündönümü tarihi olan 21 Aralık, en eski Türk sülalelerinden biri olan ve yaklaşık 3.000 yıl önce hüküm süren Chou’lar tarafından “YENİ YILIN BAŞLANGICI” olarak kutlanmaktaydı. Chou’lar bu kutlamalarda “güneş kültü” ile alakalı olarak ateşi öne çıkarıyorlardı. Kutlamalar sırasında rahipler kırmızı kıyafetler giyiyor, genç buzağılar kurban olarak sunuluyor ve insanlara hediyeler veriliyordu[4].

Ukraynalı Türkolog Prof. Dr. Omeljan Pritsak’ın tespitlerine göre Göktürkler de tıpkı Cholu’lar gibi yılbaşını kış gündönümünde yani Aralık sonunda kutlamaktaydı[5]. Emel Esin Göktürk yılbaşı konusunda Pritsak’ın bu tespitine katılmaktadır[6].

Prof. Dr. Osman Turan ise hocası Fuad Köprülü’nün eklediği bir takdim yazısı ile yayınladığı “Oniki Hayvanlı Türk Takvimi” adlı monografisinde Uluğ Bey’den elde ettiği tarihsel verileri kullanarak eski Türklerde yılbaşının 30 Ocak gününe denk düştüğünü belirtir[7]. Osman Turan ilgili kitabında çok sayıda Orta Çağ kaynağını incelemiş ve bu kaynaklara dayanarak Eski Türklerde yılbaşının çoğunlukla “Ocak sonu – Şubat başı”na denk geldiği kararına varmıştır.[8] İslami öncesi kökleri olmakla birlikte özellikle İslami dönemde ise İlkbahar ekinoksu “Nevruz” ayrıca önem kazanmıştır.

Kısacası genel bir değerlendirme yaparsak, Eski Türkler’de kış gündönümünün önemli bir gün olduğu ve pek çok Türk toplumunda kış mevsiminin yılın ilk mevsimi olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Özellikle Urallar ve Sibirya’daki Türk halkları arasında etnografik bir öğe olarak yaşayan ve “Nardugan” veya “Doğangüneş” gibi isimlerle adlandırılan bayramın tarihi bir arka planının olduğunu söylemek mümkündür.

Sergen ÇİRKİN

Kaynaklar

[1] Eberhard, W. (2007). Çin Tarihi. Ankara: TTK, 33.

[2] Eberhard, age. 35.

[3] Esin, E (2001). Türk Kozmolojisine Giriş. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 104.

[4] Esin, age. 107, 124.

[5] Pritsak, O. (1955) Die Bulgarische Fürstenliste und die Sprache der Protobulgaren, 30.

[6] Esin, age. 104-106.

[7] Turan, O. (2009). Oniki Hayvanlı Türk Takvimi. İstanbul: Ötüken Yayınları, 42.

[8] Turan,  age. 43.