Tarih

Kazak Milli Mücadelecileri

image description
Bağımsız bir ülkenin bağımsızlığını almak yolunda savaşan, tartışan hatta kendi hayatını kıyan milli mücadeleciler olacaktır. Öyle milli mücadelecilerimiz şimdiki Kazakistan Cumhuriyeti Bağımsız bir ülke olmasını, Türkistan halkının özgür olması için gayret gösterdiler. Milli mücadelecilerin ülkenin ayrı – ayrı yerinden olsa da, ayrı-ayrı meslek sahipleri olmasına rağmen onların hedefi aynıydı. Bu çalışmamızda o milli mücadelecilerimizi, halkı için savaşan aydınlarımız hakkında.  Türkistan milli mücadelecilerin Anadolu’ya anlatmak, tanıtmak için Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktardık.19.asrın son yılları 20.asrın başlarında Kazak tarihine büyük bir iz bırakan Ahmet Baytursınoğlu, Alihan Bökeyhanov, Mirjakıp Dulatov Kazak halkının aydınlatmak yolunda birçok işler yaptılar. Rusya sömürgeciliğe itiraz bildirerek, kendi fikirlerin açık bildiriyorlardı. Aydınlarımız Kazak halkının sert bir uykuda diye düşünerek onları uyandırmaya çalışıyorlardı. Anahtar kelime: Milli mücadeleci, Kazak, Kazakistan, Türkistan, Alaşorda 

GİRİŞ

Çalışmamız Türkistan ve Kazakistan Milli Bağımsızlık Hareketi hakkında kaleme alınmıştır. Mustafa Şokay isimli bir Kazak tarafından organize edilip hepimiz “Alaş’ın oğullarıyız” sloganı altında Taşkent de yapılan Milli Türkistan Kongresinde, soylu ailelerden gelen diğer Kazak ve Kırgız önderler Alaş adı altında birleşmişlerdir. Bu harekete Kazak ve Kırgız entelektüeller de katılmıştır. Daha sonra bahsi geçen hareket geniş halk kitleleri tarafından kabul görmüştür. Türkistan’ın milli aydınları ilk etapta bazı sorunları pratik ve çabuk olarak nasıl halledebileceklerini düzenledikleri çeşitli kongrelerde uzun uzadıya tartışmışlardır. Türkistan Devleti’nin Çarlık Rusya’sı tarafından işgali bu sürecin hızlanmasına katkıda bulunmuş ve Türk topluluklardaki milli şuuru harekete geçirmiştir. Türkistan Devleti kimi Avrupa devletleri tarafından tanınırken birçoğu tarafından görmezden gelinmiştir. Türkistan Devleti kuruluş itibariyle mavi ay yıldızlı gök bayrağa sahip, milli marşı olan, kendi meclisi ve devlet organlarına sahip bağımsız bir cumhuriyet idi. Çin, İran ve Çarlık Rusya’sı karşılıklı anlaşarak Türkistan Devletinin topraklarını parçalamışlardır. İlk kuruluş zamanlarında Türkistan’ın milli bağımsızlık hareketi öncelikli sorunlarla ilgilenmiştir. O zamanlarda Türkistan’ın her yerinden Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve başka Türk Devletlerinde milli bağımsızlık hareketi için birleşen milli mücadeleciler vardı. Aynı amaç, aynı hedef içinde savaşıyorlardı. Kazak halkı konargöçer bir halk olduğu için Kazakları kaybetmek çok kolay olduğunu düşünerek, onların hayvanların, yerlerin alarak Kazak halkın sürgün ediyorlardı. Bunları kabul etmeyen Kazak milli mücadelecilerimiz kendi canlarını kıydılar. Bu çalışmamızda onlardan bazılarını anlatacağız. XIX. Yüzyılda başlayan Kazak aydınlanma hareketini kategorize ederek üç gruba ayırabiliriz. İlk döneme eğitimci aydınlar, ikinci döneme siyasi aydınlar olarak isim verilebilir. Daha sonra günümüze kadar gelen Kazak aydınlarını Sovyet dönemi ve bağımsızlık dönemi aydınları olarak ifade edebiliriz. Bu çalışmamızda siyasi aydınlar hakkında inceledik.

Bu dönem 1905 Devrimi’nden Bolşevik Partisi’nin tüm eski Çarlık topraklarında hakimiyet tesis ettiği ve Kazak Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1922 yıllar arasındaki siyasi ve kültürel faaliyetleri kapsar.

Bu dönem aydınlarının bazılarının milliyetçi, bazılarının da sosyalist fikirler taşıdığı görülmektedir. Rusya’da 1905 İhtilalinden sonra fikir, basın ve siyasi toplantılar özgürlükleri tanındı. 1904 yılına kadar yayın imkânları kısıtlı olan Çarlık Rusya’daki diğer Türk toplulukları gibi Kazaklar arasında da gazete ve dergiler yayınlanmaya başladı. Ayrıca 1905 ihtilaliyle parlamentonun açılması dolayısıyla siyasi faaliyetlere de izin verilmesiyle Kazak aydınları arasında siyasi akımlar da ortaya çıktı. İsmail Gaspıralı’nın 1883 yayınlamaya başladığı Tercüman gazetesi ve 1884’te açtığı usul-i cedit okulları Kazaklar arasında da etkili oldu. Bu dönemde İsmail Gaspıralı’nın çizgisinden gidenler milliyetçi aydınları, Rusya’daki sosyalist akımların etkisinde kalanlar ise sosyalist aydınları oluşturdu. (Abdulvahap Kara, ‘Türk Dünyasının Aydınlatılmasında Kazak Aydınlarının Üstlendiği Görev’)

Alihan Bökeyhanov (1870 – 1937)

Alihan Nurmehamedoğlu Bökeyhanov – Kazak halkının hayatında önemli yeri alan, âlim, bilim adamı, Kazakların ilk siyasî partisinin önderi ve Alaşorda hükümetinin başkanı olmuştur. Doğduğu yer – Kazakistan’ın doğu bölgesinde yerleşmiş Semey şehrinin Karkaralı ilçesi, Tokıran köyünde, şimdiki Karağandı bölgesi, Aktoğay ilçesinde doğmuştur. Çengiz Hanın büyük oğlu Joşı Han’dan olan Töre boyundan. Dedeleri – ünlü Kökcal Baraq. Kazak Hanlığının son hanlarından olan Bökey han – Kökcal Baraq’ın oğlu. Bökey’den Batır, ondan Mırzatay, ondan Alihan’ın babası – Nurmuhamed olmuş.

Babası Alihan’ı 9 yaşındayken Karkaralı şehrine götürüp, eğitim alması için onu yerli imamın eline teslim ediyor. Ama yetenekli çocuk imamdan eğitim almaktansa şehirdeki ortaokulda okumanın faydası olduğunu düşünerek, şehirdeki 3 sınıflık ilk okula kendi isteğiyle kayıt olur. Ondan sonra Karkaralı şehrindeki 3 yıllık okula kabul edilip, oradan başarılı şekilde mezun olur. Bundan sonra 16 yaşındaki Alihan Ombı şehrinde Teknik Okuluna kabul edilir. Dört yıldır başarılı şekilde okuyan zeki öğrenciyi okul müdürleri onun okulu devam etmesini sağlar. Dala General – Gubernatör ofisinin önerisiyle ve Kazak topluluk vakfının 200 som bursunu alıp, Rusya’nın başkenti Sankt-Peterburg’e gider ve orada Orman Çiftçilik Enstitüsüne okuluna kaydolur. Alihan orada dersten hariç öğrencilerin siyasi, edebi, iktisat ve başka da topluluklara katılarak aktif olur. 12 asırlık Rusya sömürgeciliğinde olan Kazak halkının durumu onu çok etkiler. Karanlık ve cahillik içerisinde olan Kazak halkının eğitim alması ve modernleşmesi gerektiğini anlayarak, halkın yaşamını, kültürünü, eğitimini geliştirmeyi kendisinin hedefi olarak belirler.

indirOkuldan mezun olup, Ombı’ya döndüğünde A.Bökeyhanov Rusya Federasyonun Kazak halkına kullandığı sömürgeciliğe bakışını değiştirerek geliştirmiş, Marksizm’in ekonomik kurallarını iyice öğrenmiş, siyasetin gizli kurallarını öğrenmiş, siyasî ortamdan haberdar siyasî konularda tartışabilecek bilgi ve deneyimle dönmüştü. O Ombı’ya döndüğünde şehrin aydınlarıyla, sürgün edilenlerle kısa sürede samimi olarak, sıkı iletişim kurarak, şehrin siyasî ve çevre düzenlemesi işlerinde çalıştı. ‘Halk özgürlüğü’ partisine üye olup, Kazak aydınları ve siyasî etkililerin arasında bu partinin küçük bir şubesini kurdu. Alihan’ın siyasi bakışının genişlemesine, daha sonra siyaset adamı, bilim adamı ve bazı özgürlük hareketlerini düzenlemesine ve siyasettin önemli mücadelecisi olarak tanımlanmasına Ombı’da geçirdiği günleri önemli rolü büyük oldu.

20.asrın başında Kazak elinde iki akımın olduğu bellidir. Biri – Buhara ve Türkistan’a yönelen Panislamizm akımı, İkincisi, Batı kültürünü savunan, örnek alan Pantürkizm akımı. Bu ikinci akımda Alihan’la başlayan Rus okullarında eğitim alan, zeki ileri görüşlü Kazak aydınları yer almaktadır. Bu akım insanları Rusya’ya karşı çıkmanın hala erken olduğunu belirtir. Onun için onlar, ilk önce halkı uyandırmak, halkı aydınlatmak gerektiğini öne sürerler. Güçlerini bu amaca için kullanırlar. Ama onların istedikleri gibi yapmalarına Güvenlik kurumları izin vermiyordu ve onlar, ya sürgün ediliyor, ya da hapse atılıyordu. Bu olayların işinde öğrencilik yıllarından beri kara listede olan Alihan da tutuklanmıştı. Önce Semey hapishanesine, sonra da Samar’a sürgün edildi.

1916 yılında sürgün hayatı bittikten sonra, Samar’dan Orınbor’a gelen Alihan hemen şehrin etkinliklerine ve siyasî yaşamına karışıyor. Şehrin Kazak halkı tarafından şehir işi Duma’sına seçilir.

Onun, Şubat devriminden büyük beklentileri vardı. Ama umudunu yitirmişti. Kısa zamanlı hükümet, onunda üyesi olduğu, asker öğrenci partisi önderleri Kazakların özerk ülke olmasına karşı çıktılar. Alihan onlarla vatan meselesinde anlaşamayacağını anladı ve bu partiden ayrılıp, Kazaklar tarafından seçilen 9 vekille birlikte, Tomsk şehrinde Sibir özerklerinin kurultayına katıldı. Burada Sibir Cumhuriyetinin içinde özerk Kazak devleti kurulacaktı. Alihan kurultaydan döndükten sonra, Kazak tarihindeki ilk siyasi parti – Alaş partisini kurmaya çalışıyordu. Sonunda, 1917 yılının Aralık ayında Kazaklar Kurultayında Kazak Özerk Ülkesi kurulduğu ilan etti ve A.Bökeyhanov ilk Kazak Özerk Cumhuriyetinin başkanı olarak seçildi. Ama çok geçmeden zafere ulaşan Bolşevikler Kazak Özerk Cumhuriyeti’nin çalışmalarını durdurup, önderlerini sürgün ederler. A.Bökeyhanov Moskova’ya sürgün edilir. Orda 10 yıl ev hapsinde tutuklu kalan Alihan 1937 yılının Ağustos ayında yalan haberle tutuklanıp ölüm cezasına kestiler.

Hayatını büyük hedefi olan halkının özgürlüğü için, aydınlığı için çaba gösteren Alihan, hayatının sonuna kadar bu hedef yolunda gayret gösterdi. O – Rusya yerli ve şehirli aydınlarının temsilcisi, Rusya’nın 1.Devlet Duma’sının ve Müslüman Halklarının Milletvekili, 4.Devlet Duma’sının Müslüman cemaatinin temsilcisi, âlim – orman araştırmacısı, ekonomist, hayvan çiftçiliği araştırmacısı, tarihçi, etnograf, edebiyatçı, tercüman ve gazeteci olarak da Kazak halkının siyasî, medenî ve ruhanî tarihinde önemli iz bırakan büyük bir insan oldu.

Mirjakıp Dulatov (1885 – 1935)

Mirjakıp Dulatov – Kazak halkının milli mücadelecisi, şair, yazar, söz ustası. Doğduğu yer – eski Torğay bölgesinin Sarkopa ilçesi.  Babası Dulat ünlü bir usta, elbise ve çizme dikmiş. Anası Dameş – düğünlerde şarkıcıydı.

Mirjakıp anasından 2 yaşında, babasından ise 12 yaşındayken ayrılmış, ve abisi Askar’ın elinde terbiye görmüş. Askar babasının isteği boyunca Mirjakıp’ı okutup, bilim adamı olması için çaba göstermiş. Köyde doğup, köyde yetişip, köyde okuyup, köyde hizmet edip, ‘köy öğretmeni’ denilen genç köy yaşamına, köyün zor şartlarını görerek büyümüş. Zor hayat şartlarında yaşayan köy halkına destek olmayı kendisine hedefi olarak belirler. Halkı için üzülerek:

‘Ben bitinceye kadar,

Faydalan işine ey, Alaş’ –

diye sesleniyordu.

Kendi isteğiyle bilim alıp, Rus dilini iyice öğrenen Mirjakıp Rus Edebiyatının en ünlü eserlerinin okuyarak, dünyanın kopacağını herkesten önce fark etmişti. Kazakların geniş bozkırlarında kaygısız yaşayan halkına:

‘Gözünü aş, uyan, Kazak, kaldır başı,

Geçirmeden karanlıkta boş zamanı’-

diyerek halkını aydınlatmaya, onların ilim – bilime alması için, ülkesi için faydalı işler yapmasını istiyordu. Halkının, ülkesinin bağımsız olması için tek bir yol ’un – karanlık uykusundan kalkarak, aydınlığa yol açmak diyerek Mirjakıp ‘Uyan, Kazak!’ sloganını  söyledi.

O sesini derin uykudaki Kazakların kulağına ‘sinek’ gibi vızıldayarak uyandırmak istemesi, kendisinden 12 yaş büyük abisi Ahmet Baytursınov’ın da isteğiydi. Onlar son nefeslerine kadar, ikisi iki tarafta olsa da, sürgün edilip tutuklansa da seslerini hiçbir zaman kesmediler. Onlar ayrı atadan doğsa da kardeşti, iki kafayla düşünseler de düşünceleri birdi, ayrı ağızla konuşsa da aynı sözü konuşuyordular. Çünkü onların amacı – birdi. Halk ta onları ayırmadan seviyorlardı. Hatta onlara bir isim vermişlerdi ‘Aha-Caha’.

Halkın aydınlatmaya çalışan bu iki aydınlarımızı Kızıl ayının kanlı kızıl gözleri onları halk düşmanı diye suçlayarak, ikisini iki tarafa sürgün etti ve öldürdüler. Onların adını silmeye çalıştılar, ama beceremediler, çünkü halk onları unutmadı ve kalplerinde yaşattı.

Erken uyanabilen, erken yetişebilen Mirjakıp anlamlı sözleriyle, güçlü işleriyle kendisinden sonraki nesillere de örnek oldu. Onun şiirleri, ‘Biçare Camal’ romanı ve gazetelere yayınladığı kısa şiirler ve makaleler bile halkı aydınlatmak içindi. Bunlarla birlikte Ahmet abisi gibi gençleri terbiye ederken, halkın kendi geleneklerini koruması için katkıda bulunmak onun hedeflerindendi.

Halkı için kendi canını kıyan Mirjakıp:

‘Çare bulamadan derdine,

O bir kaygı gönlümü incitti

Neden hiç kalkmıyorsun yataktan

Neden basın eğildi bu kadar, halkım’ –

diyerek dünyadan bir arzuyla hayatını yitirdi. (Qazaq Ädebiyeti, s. 352.)

Muhamedjan Tınışbayev (1897-1937)

Muhamedjan Tınışbayev – millî mücadeleci, Kazakların ilk demir yol mühendisi, tarihçi alim, 2.Devlet Duma’sının milletvekili, Hokan Özerk Ülkesinin başkanı, Alaşorda Hükümetinin üyesi. Doğduğu yer – eski Cetisu bölgesi, Lepsi ilçesi, Makanşı Sadır kasabası, Cılandı dağının  eteği, şimdiki Almatı bölgesi, Kabanbay köyü.

O zor zamanlarda okumak, eğitim almak için Vali bursunun listesine fakır değil, zengin çocuklarının bile sadece bir tanesi zar zor alınıyordu, ve tam o vakitte fakir bir çiftçi Tunğişbay oğlunun Vernui şehrindeki erkek lisesine 2 yıllık hazırlık sınıfına kabul edilmesi şaşırılacak bir durumdu. Kaderinin bu hediyesi ve babasının ‘oğlum, okuyup, bilim adamı ol!’ diyen sözleriyle 11 yaşındaki Muhamedjan ilk günden başlayıp sıkı bir eğitimle okuluna başladı. Rusçasın geliştirmek için çok çalışıyordu. Az vakit içerisinde başarılı öğrenci bütün öğretmenlerin dikkatini çekmişti. Her yıl sınıfında birinci olan öğrenciyi öğretmenleri de çok seviyordu. Okulunu bitirirken de öğretmenler kurulu kararıyla başarılı öğrenciye Altın madalya ile ödüllendirildi.

Okulunu Altın madalyayla bitiren ve öğretmenlerinin üstün başarılı olarak nitelendirdiği 20 yaşındaki Muhamedjan Cetisu askeri – valiliğine tercüman olarak kabul edildi. Ama okumaya istekli genç yüksek okulda okulunu devam etmeyi düşünerek, İmparator Aleksandr 1 Peterburg Demir yol ve Transport Enstitüsüne başvurdu ve o zaman da şanslıydı. Kendi öğretmeni, okul müdürü M.V.Bahruşev’ın yardımıyla 360 som burs alıp, Peterburge gitti. Orda da çalışkanlığıyla öğretmenlerini şaşırtan öğrenci, okulunda başarıyla mezun oldu. Enstitü son sınıfında 1905 yılı protestosuna katılır. O yılı özerkçilerin kongresine ‘Kazaklar ve Toplumsal hareket’ adlı beyannamesiyle Başbakanlığa mektup gönderir. Orda Kazakları yönetme kurallarının Kazaklar için uygun  olmayacağını, askerî sistemden vatandaşlık sistemine geçmenin uygun olacağını arz eder. Genç politikacının bu talebi  ‘Karkaralı dilekçesi’ diyen ünlü beyanname talebiyle aynı olması – halkı için Kazak aydınlarının nerde olsa da, bir hedef için hizmet ettiklerini gösterir.

M.Tınışbayev 1905-1907 yılında Rusya İmparatorluğunun toplumsal siyasî işlerine etkili olarak katılmaya başlar, Rusya 2. Devlet Dumanın Cetisu bölgesine milletvekili olarak seçilir. Kazak milletvekillerinden Duma tribününden Stolpinin tarımlık siyasetini eleştiren sesler duyulmaya başlanıyordu, ayrıca Bakıtjan Karatayev’ın beyannamesi herkesi şaşırtmıştı. Bunun sonu, 1907 yılının 3 Haziran’da yasa boyunca ‘özgürlükçü’ Duma dağıtılarak, Kazakların Devlet Dumana kendi milletvekillerini seçme haklarını ellerinden aldılar.

Ekim devriminden sonra Muhamedjan kendi mesleği olan demir yol mühendisi olarak Orta Asya’da, Cetisu bölgesinde hizmet etti. 1917 yılının Şubat ayaklanmasından (Ekim Devrimi)  o da Kazak aydınları gibi umut etti. Onun için bu çok çalıştı ve toplumcu siyasî önder olarak tanındı. O yıl ilkbaharda kısa süreli hükümetin Türkistan Komitesinin üyeliğinin yanında bu hükümetin, Cetisu bölgesindeki önderi olmuştu. (TOĞISBAYEV B., SUJİKOV A, ‘Tarihi Tulğalar’, Almatı kitap yayınları, Almatı, 2009)

Alaşın önderi Alihan Bökeyhanov’ın çevresindeki aydınlarla birlikte M.Tınışbayev’de‘Alaş’ partisin kurulmasına etkili olarak, 1917 yılı Aralık ayında açıklanan Alaş özerk ülkesinin 15 üyesinden birisiyd.

Bundan önceki Türkistanlıların 4. Müslümanlar kongresine katılıp, orda açıklanan Türkistan (Hokan) özerk Sovyet ülkesinin başkanı olarak seçilmişti. Türkistan özerk ülkesi zorlukla dağıtıldıktan sonra Muhamedjan Alaşorda aydınlarıyla birleşip, kırmızılara itiraz edecek. Ama ondan bir sonuç olmayacağını fark ederek, 1920 yılından itibaren Sovyet hükümeti tarafına geçip, ‘burjuvazi uzman’ olarak Taşkent’te, Kızılorda’da, Almatı’da çalışacak. 1926 yılı Turar Rıskulov’un yardımıyla Türkistan- Sibir yolunu yapımında yer alacaktı.

Halkına özgürlük alamayacağını anlayan, kendisine itiraz eden kızıllara çalışmak zorunda kalması, onun artık sadece kendi gücünü biriktirerek, bütün gücünü halkı aydınlatmak yolunda araştırmalar yapmayı düşünmesi Kazak halkının tarihini ve bugünkü durumu hakkında eserler yazıp, Kazak şeceresini düzenledi.

Maalesef, Kızılar onu kara listeye yazarak, onun her adımını takip ederek, halkının tarihini yazmasına engel olmak için onu tutuklayıp  Rusya’nın kirli topraklarına 5 yıla sürgüne mahkum ettiler. Sürgündeyken M.Tınışbayev, Moskova-Donbass demir yolunu çizme işlerinde çalışıyordu. Cezası bittikten sonra, kendi ülkesine döner, ama arkasından 1937 yıl Kasım ayında yeniden tutuklanıp öldürülür.

Turar Rıskulov (1894 – 1938)

Turar Rıskulov – devlet ve halk önderi, Evliya – Ata bölgesinde 1916 yılda – özgürlük protestosunun düzenleyicisi ve önderi. Babası Rıskul Cılkaydaroğlu çiftlikle uğraşan köylüydü.

Babasının suçlu olup, tutuklanması 10 yaşındaki Turar’ın hayatının başka yönde değişmesine sebep oldu. Kalacak yeri olmadığı için yetim Turar babasıyla birlikte hapishanede tutukluların acı hayatını görerek yaşadı. Dürüstsüzlüğü, adaletsizliği görerek okuyup, eğitim almak gerektiğini anladı. Ama yetim bir çocuğun okuması kolay değildi. Sadece 1907 yılında babasının iyi bir arkadaşları tarafından, soyadını Kırgızbayev diyerek Evliya – Ata ilçesindeki başka bir millet çocuklarına mensup olan Rusça ilk okuluna kabul edildi. Ondan sonra Pişpek’deki tarımcılık okulundan mezun olup, Taşkent’teki öğretmenler Enstitüsüne okula kabul edilir. Ama orda da okuma imkanı bulamaz. O zamanlar Kazakistan’ın her yerinde Başkanının ‘Haziran buyruğuna’ itiraz eden protestocular vardı. Evliya – Ata’daki protestoya  katıldığı için Turar da tutuklanır.

Şubat Devriminden sonra o Kazak gençlerini devrimci olmaları için çağırıp, Kırgız (Kazak) gençlerinin birliğini düzenleyip, Evliya – Ata turar_ryskulov-1Birliğiyle iletişimdeydi. Sovyet hükümeti kurulunca o Evliya – Ata Sovdepi komitesi başkanı oldu. Ondan sonra Türkistan Cumhuriyeti Merkezi Yönetme komitesinin, KC (b) P Müslüman Bürosunun hizmetinde çalıştı. Bir sene Halk komisyonunun Azerbaycan Cumhuriyeti boyunca vekili oldu, 1921 yılının RSFSC halk işleri komiserliğinde hizmet etti. Orda o sadece hizmetçi, komisyon üyesi, sonra da halkomın müdür yardımcısı oldu.

Komintern Yönetme Komitesinde Doğu bölümünün müdür yardımcısı hizmetindeyken onu Mongolya’ya vekil olarak gönderildi. Orda bir yıl kalıp, sonra tekrar Kazakistan’a döner. Döndükten sonra BK(b)P Kazak Ülke Komitesinde baskı bölümünde müdür, ‘Emekçi Kazak’ gazetesinin yönetmeni hizmetlerinde çalıştı. 1926 yılında Moskova’ya çağrılır, orada tutuklanıncaya kadar RSFSC Halk Komisyon Danışmanlığının müdür yardımcısı olarak çalıştı.

Milli Komünizmin Öncüleri Rıskulov isimli eserin yazarı Hüseyin Adıgüzel’in tespitlerine göre, Rıskulov Türkiye’yi ve Türkiye’de olan bitenleri yakından takip ediyordu. Orada verilen savaşın, emperyalizmden kurtulma savaşı olduğunu bildiği için olayların gelişimini zamanında görüyor ve gelişmeleri izliyordu. Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk’e hayranlık ve saygı duyuyordu. (Hüseyin Adıgüzel, Milli Komünizmin Öncüleri Rıskulov, İstanbul 2005, s. 292)

Turar siyasî işlerlin yanında teorik meselelerle de çalıştı. O, Orta Asya ve Kazakistan’ın Sovyet zamanındaki tarihçilerin birisi ve güçlü bir gazeteci olarak tanımlandı. Onun, ondan fazla kitabı yayınlandı. Hayatın önemli meseleleri hakkında yüzden fazla makale yazdı. Sömürgecilik siyasetinin kurbanı olan aydını halk unutmadı. Şimdi Kazakistan’da bir çok şehirlerdeki sokaklar, kasabalar ve okullar Turar Rıskulov adıyla adlandırıldı.

Mustafa Şokay (1890 – 1941)

Kazak aydını, bilim adamı, devlet ve halk önderi. Akmeşit (şimdiki Kızılorda) şehrinde doğdu. Ünlü Torğay sultanın (datka) torunu, Er Şokay’ın oğludur. Dayıları Hiva’daki Kazak hanları boyundan.

mustafa_shokay_in_youth_croppedMustafa İlk eğitimini köyünden anne – babasından aldı. Sonra Taşkent Rus lisesi ve Peterburg Üniversitesi Hukuk Fakültesinden başarı ile mezun oldu. 1912 yılı Türk – Balkan savaşı başladığında, O, Türkiye taraftarı olarak  destekte bulundu. Mustafa Şokay, Devlet Dumanın Müslüman Fraksiyonunun Siyasî Bürosunda Türkistan’dan tek vekildi. Dumayı 1916 yılında protesto eden Kazakların hareketlerini soruşturma komisyonu kurulması hakkındaki kararda M.Şokay’ın yeri önemliydi. Bununla birlikte kurultay toplantısında ‘Türkistan Halkları Hukuklarını Koruma’ komisyonunda yönetmeniydi.

Devletin başına Geçici Hükümet geldiğinde, onun yöneticisi A.F.Kerenski bakanlık evraklarını M.Şokay’a teslim etti, ama Mustafa görevi kabul etmedi.

1917 yılın Şubat Devrimi M.Şokay grubunun Türkistan’da bütün bir Türkistan Federyasyonüyeleri milli özerk ülke kurmasına neden oldu. Ama Geçici Hükümet Türkistan halklarının kendi- kendisini yönetmesine izin vermedi.1917 yılın Mart ayında M.Şokay Taşkent’deki Müslümanlar kongresinde kurulmuş olan Müslümanlar Merkezin yönetti. Müslümanlar merkezindekiler de özerklik kurmak için hazırlanıyorlardı. 1917 yılın Ekim Devrimin Türkistanlılar sevinçlee karşıladılar. Ama bu sevinç uzun sürmedi, Sovyet Birliği de Türkistan özerkliğini hiçbir zaman kabul etmedi.

1917 yılı 22 Kasımında Hokan’da bütün siyasi partiler ve siyasi hareketlerin katılımıyla Türkistanlılar kongresi yapıldı. Orada, Hokan özerkliğini ilan etti. Cumhurbaşkanı olarak Mustafa Şokay seçildi. Bu yılın Aralık ayında Mustafa ‘Alaşorda’ya üye oldu. 1918 yılı Ocak ayında silahlı askerler grubu ve Kızıllar Ordusu Hokan’ı savaşla aldılar. Ondan sonra da M.Şokay Gürcistan’a gitti, orda Gürcülerin demokratik protestolarına etkin olarak katıldı.

1920 yılında Kızıl Ordu Gürcistan’a girdiğinde, M.Şokay Türkiye’ye geçer, oradan Berlin, sonra da Fransa’ya yerleşir. Muhacerette iken M.Şokay Türkistanlılarla ilgili gazete ve dergilere çıkarmaya başlamış. O, gazete ve dergiler İstanbul, Paris, Berlin, Londra ve Varşova’da çıkıyordu. O, ‘Yeni Türkistan’ ve ‘Genç Türkistan’ dergilerini İstanbul ve Berlin’de yayınlıyordu. Büyük Dünya Savaşı başladığında M.Şokay tutuklandı ve Paris’teki Kompen kampına gönderildi. (Abdulvahap Kara, Türkistan Ateşi Mustafa Çokay’ın Hayatı ve Mücadelesi, İstanbul, 2002.) Orda iki hafta sonra çıkartılarak önce Almanya’ya, sonra da Polonya’ya ve Ukrayna’ya götürüldü ve orda tutuklularla görüştürüldü. Kampın birisinde Kazakların büyük önderi Mustafa Şokay 1941 yılının 27 Aralık’ında vefat etti.

Orta Asya ve Kazakistan halkları tarihinde önemli yeri alan, İngilizce, Fransızca, Almanca, Türkçe, Arapçayı çok iyi bilen aydın, hayatı boyunca Orta Asya ve Kazakistan halkları için çalıştı, onlar için savaştı. Onun kalbi ölünceye kadar ana vatanındaydı.

Dinmuhamed Ahmetoğlu Konayev(1912-1993)

Milli mücadeleci, üç defa Sosyalist Emek Eri, Kazak SSC İlim akademisi akademisyeni, teknik bilimler doktoru, SSCB ve başka ülkeler madalyaları sahibi.

Vernuy (Almaty) şehrinde işçi ailesinde doğdu.  Orta okulu bitirip, Kazakistan Ülke komsomol Komistesi onu Moskova’ya Demircilik Enstitüsüne gönderir. Enstitüden başarıyla mezun olup, dağ – maden mühendisliği mesleğin alan Konayev Balkaş Demir Eritme Kombinasında Konırat demirciliğinde çalıştı.

İkinci dünya savaşında çalışkanlığıyla tanımlanıyor. ‘Altay demircilik’ kombinası mühendis yardımcısı, Ridder demircilik ve SSCB korkasın – sanayisinde işçi oluyor. 1942 – 1952 yıllar arası Kazak SSC Bakanlık Danışmanı yardımcısı oluyor.  Ordayken Kazakistan âlimleri onu Kazak SSC İlim akademisinin akademisyeni ve Rektörü olarak seçiyor. Dağ – maden sahasında D.Konayev ülkesi için, ülkesinin gelişmesi için çalışıyor. Bilim insanlarını yetiştirmek,  bilimli elemanları eğitmek gibi faaliyetlerde bulunuyor.

D.Konayev  1955-60 ve 1962-64 yılları arasında Kazak SSC Yukarı Kenesinin başkanı, 1960–62 ve 1964–1986 yıllar arasında Kazakistan Komünist Partisinin Merkez Komitesinin Birinci sekreteri olur. O,  Kazakistan’ın ekonomi ve medeniyetini geliştirmek için bilim ve tecrübesini arttırır.

D.Konayev kendi zamanın iyi bir siyaset adamıydı. O,  hükümet başındayken ne kadar zor, karma – karışık olsa da halkın ekonomik, sosyal, ilmi, milli şuurunun geliştirmek için çok çalıştı. Her seviyedeki partileri yöneterek, merkezin sert siyasetine bakmadan, halk menfaatini, halkın geleceğini unutmadı. 60 yıllarda N.S.Kruşev’ın Özbekistan’a vermiş olduğu Kazak yerlerinin bir bölümünü tekrar alması onun bir göstergesi idi. (TOĞISBAYEV B., SUJİKOV A, ‘Tarihi Tulğalar’, Almatı kitap yayınları, Almatı, 2009).

1986 yılı SOKP Merkez Komitesine Birinci sekreteri M.S.Gorbaçev’ın gelmesi D.Konayev’ın Kazakistan Kompartisininin Merkez Komitesi sekreterliğinden ayrılmasına neden oldu.  Bu adaletsizliği Kazak gençleri protesto ettiler.  Bu ünlü ‘Aralık’ olayı idi.

Dinmuhamed Konayev, ülkeyi yönettiği kısa dönemde samimiyetiyle, güler yüzüyle, akıllılığıyla tanındı. Zor bir zamanda halkın dürüst bir çocuğu olarak kalabilen Konayev 1993 yılının 22 Ağustosunda bilinmeyen bir şekilde vefat etti.

SONUÇ

Sonuç olarak tüm bu milli mücadelecilerimizi değerlendirdiğimizde hepsi Kazak kültürü ile modern dünyanın bilimsel gelişmelerini birleştirme çabasına girişmişlerdir. Kazak kültürünün, milli şuurun, diğeri manevi iki temel kökenini muhafazaya çalışmışlardır. Sovyet öncesi dönemde milliyetçi ve sosyalist gibi farklı görüşlere sahip olmakla birlikte Kazak aydınlarının bilinçli şekilde birleştikleri görülmektedir. Tarihi gerçeklerin araştırılması yasaklanan Sovyet döneminde edebiyat ön plana çıkmış ve aydınlar edebi çalışmalar ile satır aralarına yerleştirdikleri fikirler aracılığıyla bu yasakları delmeye çalışmışlardır. Bu dönem aydınlarının özellikle Alihan Bökeyhanov, Turar Rıskulov ve Mustafa Şokay gibi Sovyet sansürüne takılmayan Kazak aydın ve siyasilerini yaşamlarını romanlaştırarak kültürel kökleri canlı tutmaya çalışmışlardır.Yüzyılın başında ceditçi ve milliyetçi Kazak aydınlarının milli bağımsızlık hareketleri Türklük bilinci günümüzde Kazak devletinin politikasında da kendi yansımasını bulmaktadır. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri arasındaki işbirliğinde öncü rol oynaması bundan dolayı bir tesadüf değildir. Bu durum Kazak aydınlarının görüş ve fikirlerinin siyasette karşılığını bulmasıdır. Ayrıca Nazarbayev’in teklifleriyle ve Azerbaycan, Türkiye ve Kırgızistan’ın destekleriyle Astana’da kurulan “Türk Akademisi” sadece Kazakistan’da değil, tüm Türk dünyasında aydınlanma hareketlerine katkı sağlayacaktır. (Abdulvahap Kara, Türkistan Ateşi Mustafa Çokay’ın Hayatı ve Mücadelesi, İstanbul, 2002)

Yazar: Lazzat Bazarbayeva (Kazakistan)

Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Kaynakça

TOĞISBAYEV, B. ve SUJİKOV, A. (2009). Tarihi Tulğalar. Almatı: Almatı kitap yayınları.

KARA, A. (2012). Türk Dünyasının Aydınlatılmasında Kazak Aydınlarının Üstlendiği Görev.

KARA, A.  (2002). Türkistan Ateşi Mustafa Çokay’ın Hayatı ve Mücadelesi. İstanbul.