Dil Sosyoloji Tarih

Son Demlerini Yaşayan Bir Alman Lehçesi: Teksas Almancası

2. Dünya Savaşı’nda kullanılan bir propaganda posteri;”Düşmanın dilini konuşmayın! İngilizce konuşun!”

Eğer Amerika Birleşik Devletleri’nin etnografik haritasına bakacak olursanız Alman nüfusunun hatta Cermen halklarının azımsanamayacak derecede fazla olduğunu görürsünüz. Eski Dünya’dan, Yeni Dünya’ya göç eden elbette çok fazla ırk olmuştu ancak beni en çok şaşırtan Almanlar’ın Yeni Dünya’da bu kadar etkisi olduğunu görmekti. Hele ki Meksika’ya ithal edilen imparator olan Birinci Maksimilyın’ın (Maximillian) hikayesini okuyunca buna gerçekten inanmıştım. ABD’de hala yaşayan bir Alman lehçesinin olduğunu görmek beni dumura uğratmıştı. 2014 yılında Wikitongues çok güzel bir proje başlatmıştı; projenin amacı dünya dillerinin kayıt altına alınmasını kapsıyordu. Severek takip ettiğim bu projeyi Baskçayı araştırırken kullanmıştım fakat karşıma daha ilginç bir durum çıkmıştı! Oldukça yaşlı iki kadının Teksas Almancasını konuştuğu video kayıt edilmişti. İlk kez dinlediğimde Teksas İngilizcesinin etkisi altında kalmış bir lehçe olduğu açıkça belli oluyordu. Elbette şaşıran ilk kişi ben değildim. 2001 yılında Teksas Üniversitesi’nde çalışan bir dilbilimci ve Almanca uzmanı olan Hans Boas’ta şans eseri bu lehçeye rastlamıştı. Teksas’ın merkezinde bir kafede otururken kulağına Almanca konuşmalar gelen Boas hemen kalkıp konuşanların yanına gitti ve onlara nereli olduklarını sordu; konuşanlar neyden bahsettiklerini anlamadığını, onların nesillerdir burda olduğunu söylemişti. Şüphesiz Boas için gerçekten göz açıcı bir olay olmuştu. Konuşanlar, Boas’a hikayelerini anlattı böylelikle onun sayesinde Teksas Almancası hakkında eşsiz bilgilere sahip olduk.

ABD’nin etnografik haritası.Sarı bölgeler Almanlar’ın çoğunlukta olduğu yerler.

 

19. yüzyılda Almanlar Teksas’a göç etmeye başlamıştı. En büyük göç dalgası 1848 Devrimleri’nin sonrasında meydana gelmişti. Böylece Teksas’ın merkezi bölgelerine yerleşmeye başlamıştı. Teksas Almancasının doğuşu doğal olarak böyle başlamıştı. Teksas’ın Bulverde, New Braunfels, Fredericksburg, Boerne, Walburg ve Comfort şehirlerini kurmuşlardı. Birbirlerinden gittikçe uzaklaşmaya başlamaları günümüzde dahi etkilerini göstermiş lehçenin çok farklı şekillerde konuşulmasına yol açmıştı. İngilizler ve Meksikalılar’dan sonra Teksas’a en büyük etkiyi Almanlar bırakmıştı. Azınlık ilk sıkıntısını Amerikan İç Savaşı’ndan sonra yaşamaya başladı. Güney’de olmalarına rağmen birliğin (union) tarafını tutmaya başlamışlardı. O vakitte Güney’de hala devam eden köleliğe karşı çıkmışlar ve insan haklarını savunmuşlar doğal olarak başlarını belaya sokmuşlardı. 1842 yılında kurduklarını Adelsverein -asıl ismi Mainzer Adelsverein- isimli topluluk sayesinde Teksas’a göçmenler yollanmış böylelikle orada ticaret yapılmıştı. Elbette ilk yollanan göçmenler çok güzel şeylerle karşılaşmadılar. Çoğu koleradan öldü, kalanlar ise batıya gidip New Braunfels’ı kurdular. Sonrasında Mormonlar ile iyi anlaşmayı becermiş ve Komançiler ile ticaret yapmaya başlamışlardı. Hatta anlatılanlara göre taraf tuttuklarından dolayı 28 Alman öldürülmüştü. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ardı kesilmeyen Anti Almanlık akımı doğal olarak yine onları etkilemişti. Hatta bazı aileler soy isimlerini değiştirmiş “Schmidt” soy ismini taşıyanlar “Smith” soy isimine geçmişlerdi. 1950’lerden sonra yine kimliklerini yaşatmak istemişler böylelikle kültürel bayramları olan “Oktoberfest”i kutlamaya başlamışlardı.

Yazının başlarında bahsettiğim gibi eğer ilk kez bu lehçeyi duyarsanız Teksas İngilizcesi’nden bir hayli etkilendiğini görürsünüz. Gerçekte durum olduğu gibi elbette. Eskiden İspanyolcadan sonra en fazla konuşulan ikinci dil Almancayken günümüzde durum böyle değil. İngilizce’nin baskınlığı sonucunda lehçe gittikçe azalmaya hatta hiç konuşulmamaya başladı. Boas, lehçenin artık canlandıralamayacağının farkında fakat önemli olan lehçenin kayıt altına tutulması olduğu için elinden geldiğince lehçeyi konuşanları bulup, seslerini kaydediyor. Günümüzde sadece 8000 kişi artık bu lehçeyi konuşuyor. Dilbilimcilerin tahminine göre 2030 ila 2050 yılları içinde artık bu lehçeyi konuşanlar olmayacak. Boas’ın gözlemlerinin en ilginç kısmı lehçenin oldukça farklı şekillerde kullanılması hatta iki kardeşin konuşmalarını inceledikten sonra onların dahi aynı şekilde konuşmadığının farkına varmış. Bunun sebepleri elbette çok farklı olabilir; hangi arkadaş gruplarında konuştukları, İngilizceye ne kadar maruz kaldıkları gibi. Lehçenin doğuşu 19. yüzyıla rastgeldiği için doğal olarak o dönemin Almancasına oldukça fazla benzerlik göstermekte. Ancak durum sadece böyle değil. İngilizcenin etkisi Almancayı da etkilemiş. Böylelikle çok ilginç şekilde bir kelime doğmuş yani “stinkkatze”. Almancanın kendi yapısında kokarcayı niteleyen bir kelime olmadığından dolayı Teksas’a gelen Alman göçmenler “stink” yani “pis kokan” anlamına gelen kelime ile”katze” yani “kedi” anlamına gelen kelimeyi birleştirip yeni bir kelime üretmişler. Boas’ın da dile getirdiği gibi bu lehçe İngilizce ile 18. yüzyıl Almancası’nın ilginç birlikteliğinin getirdiği bir eser. Teksas’ta kullanılması en muhtemel sözcük yani “kovboy” için ise onlardan “der cowboy” gibi bir kullanım görülebilir. Nesiller gelip gittikleri için artık bu lehçenin kullanılmasına yavaş yavaş sona gelindiğinin gözlemlenmesi mümkün. Hemen hemen her azınlığın yaşadığı sıkıntıyı Teksas Almanları da yaşamış elbette dillerinin öğretilmemesi. ABD’nin başlattığı okullarda sadece İngilizce kullanılması kuralıyla birlikte lehçenin zaten kırık olan bel kemiğini tamamen yerinden sökmüş. Her ne kadar zorluk yaşamış olsalar da dillerini 170 yıla yakın bir süredir kullanmaları gerçekten azımsanamayacak bir başarı. Günümüzde doğan çocukların ailelerinde artık hiç kimse bu lehçeyi kullanmıyor. Boas’ın bu konuda dediğini oldukça manidar buluyor bu yüzden yazımı böylelikle sonlandırmak istiyorum; ”Bir hayvan bilimciyseniz, hayvan kemiklerini inceleyebilirsiniz; onları sınıflandırılabilir hatta hangi çevreye ait olduğunu bulabilirsiniz. Ama bir dil ölürse ve hiçbir şekilde belgelenmediyse sonsuza kadar kaybolur…”

 

I. Maximilian,Avusturya İmparatorluk ailesi olan Habsburg-Lorraine’in bir üyesi olarak dünyaya geldi.Fransa imparatoru 3. Napolyon’un ve bir grup Meksikalı monarşi yanlısının desteği ile 10 Nisan 1864’te Meksika İmparatoru ilan edildi.Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok yabancı devlet hükümdarlığını reddetti.Başlarında Benito Juárez olan Cumhuriyetçiler tarafından yakalanıp Santiago de Querétaro’da 1867 yılında kurşuna dizilerek infaz edildi.