Tarih

Suda Ansiklopedisinde Geçen İskit Okçuları Maddesinin Bir Çevirisi

Yazan: Erhan Karaoğlan

Atina’da ‘’İskit okçuları’’ olarak adlandırılan, İskit Ülkesinden olan okçular, burada kolluk kuvveti olarak hizmet edip, halk meclislerindeki düzeni muhafaza etmek (Konsül, Kongre ve Meydanlarda) ve meclisin getirdiği bazı şartlara muhalif olan vatandaşlara karşı da güç kullanmak için yetkilere sahip bir güvenlik müfrezesiydi.

Giriş

Atina’da kolluk kuvveti olarak ‘’İskit okçuları’’ diye adlandırılan okçular hizmet vermekteydi.  Onlar şehirlerde halkın kölesi olarak hizmet eden muhafızlar veya gözcülerdi. Bu konu üzerine detaylar oldukça az olduğu için herhangi bir ayrıntıya ulaşmak zordur. Ayrıca Aristophanes’in 5. yüzyıl komedisini ya da yine yüzyıllar sonrasının bilgilerini yorumlamak zordur.

Suda,  klasik Atina okçuları hakkında söylenenleri içeren 10. Yüzyıla ait bir tarih ansiklopedisidir[1]. Burada okçular, umumi köleler, şehrin muhafızları olarak geçerler. 1000’lerce yıl evvelinde Agora’da yaşayan bu okçular, Agoranın orta kısmında kamp kurduktan sonra Areopagus’a doğru hareket etmişlerdir. Bunlar İskitler ve ‘’Speusinioi?’’ diye adlandırılırdı. Bazı ’’Speusinioi’’ler de antik politikacıların meselelerini halletmek için organize olmuşlardı. (Metnin bundan sonraki kısmı Grekçe yazılmıştır.)

Atina’daki İskit Okçularının Kökeni

Atina’daki İskit okçularının kökenini, hemen hemen aynı metnin parçalarında Andocides[2] ve Aeschines tanımlamaktadır. Aeschines’e[3] göre, milâttan önce 490’da Salamis Savaşı’ndan[4] önce Atinalılar Pire kentinde[5] müstâhkem, kuzey duvarının inşâsında….  Biz 300 süvari ve 300 de İskit satın alarak şehri donattık. Andocides benzer olayları aktarır, ilk olarak 300 süvari ve 300 okçunun İskitlerden satın alındığını kaydeder. Hem Aeschines ve hem de Andocides, İskit okçularını Atina’nın milis kuvvetlerindeki okçulardan daha seçkin olarak gördüler. Sonra İskitleri zikrederek, Aeschines söyledi: ‘’120 süvari ve birçok okçuların kuvvetinde bir müfreze oluşturduk.’’ Andocides de aynı şekilde söyledi: ‘’ 120 süvari ve birçok okçuların varlığını kayıt altına aldık.’’

İskit Okçularının Kimliği

Aeschines ve Andocides söyledi ki, aslında satın alınan İskitler, Karadeniz’in kuzeyindeki bölgede yaşayan İskit Halkındandır. Bunu söylemek mümkündür ki İskit okçuları etnik İskitleri içermemektedir. Herhangi bir “scholion?” veya Aristophanes’in, el yazmasının kenarında Atinalılara şöyle der: “Halk İskitleri köleler olarak adlandırır?”

Açıkça görülür ki, Atinalılar, İskit okçularına yabancı değildirler. Onların edebiyatlarında da kendilerine yer bulmuşlardır. Aristophanes’in mizâhında dahi sıklıkla İskit kçularının aksanıyla alay edilir. Örneğin:

İskit Okçusu: Adın nedir?
Euripides: Artemisia.
İskit Okçusu: Artemuxia (olarak telaffuz eder.) İskit okçusu yabancı espirili aksanı ile, Grek ismi olan Artemisia’yı telaffuz edemedi.

İSKİT OKÇULARININ GÖREVLERİ

5. yüzyıldan beri gelen Aristophanes’in komedisinde İskit okçularının davranışları abartılmış veya bunun yanında mizaha olan etkileri değiştirilmiştir. Bununla beraber, bazı sonuçlar onun oyunlarından çıkarılmış olabilir. Ancak biz yine de onun oyunlarında İskit okçularının üstlendiği görevlerin neler olduğu üzerinde fikirler yürütebiliyoruz.

Aristophanes’in oyunlarına bir göz attığımızda İskit okçularının Atina toplumunda polis vazifesiyle büyük rol aldıkları görülmektedir. İskit okçuları bu oyunlarda kalabalıkları kontrol etmişlerdir. Ecclesiazusae’de bir karakter imâ edilerek İskit okçularının hem toplumun huzurunu sağlamadaki hem de konsüldeki huzuru sağlamadaki görevlerine dair şöyle örnekler verilmektedir: “Gürültücü, sarhoş biri Pazar yerinden dışarı sürüklenerek çıkarıldı” Konsüldeki görevlerine dair ise ’’Aristophanes’in şövalyeleri ’’prytaneis?’’ (çevirilerde sıklıkla Magistrates diye adlandırılır,) ve İskitler bir adamı konsülden dışarı attı.’’ Aynı zamanda İskit okçuları bozgunculuk çıkaran başıboş insanları bazı zamanlar döver bazı zamanlar da kamçılarlardı. Thesmophoriazusae’de de yine başıbaoş insanları kamçılayan bir İskit okçusunu hakim yargılamak amacıyla şöyle dedi: ’’ Senin kırbacın düzeni bozmaya giriştiği için mi vurdu.?’’

Suda ansiklopedisi, ayrıca Atina’nın yazınsal türlerinden alıntılar da içerir ki bir okçunun bir adama dayak atması şöyle anlatılır: ’’Kendimden geçmiş bir halde gözyaşlarımı silip, baktığımda, yaşlı bir adam gördüm ve bir başka adam da bir okçu tarafından dövülmüştü.’’ Bu geçen pasaj bizim adımıza anlamsızdır ve yine bu pasaja göre kimin mağdur olduğuna dair bir yargıya varmamız da zordur. Buna rağmen İskit okçuları ile ilgili iddia edebiliriz ki, onlar ok ve yay taşırlardı; ancak bu yazınsal tür halkın köleleri olan İskitler’in bu silâhları kullandığını kanıtlamaz. Yukarıda bahsedilen pasajda ise bu silâhlar haricinde (ölümcül olmayan) kamçıları vardı.

Aristophanes aynı zamanda İskit okçularının insanları tutuklamasına dair birkaç hadiseyi sahneler. Acharnias’da hakimler (veya Prytaneis) girişimde bulunan karakter Amphitheus’u (bazı çevirilerde ismi Godson’dır.) İskit okçuları tarafından tutuklatır. (bu çeviride yetkili memur olarak adlandırılır.)

Herald: Polis!
Godson: Triptolemus ve Celeus, benim hâlimi gör!
Diceaopolis: Hakimler, beyefendiler, bu dizelerin dışında, dikkat çeken adamın bize yardım etmesi gerekiyor, ki barış anlaşması yapıp, ateşkesi değiştirmek için.

Liysistrata’da bir İskit Okçusu ile yüzyüze gelen baş karakter söylüyor: “Bu kadını tutukla! Her kim bu gezintiye devam ederse, o tutuklanacak!” Aynı zamanda İskit Okçuları‘nın kelepçelediğini veya saldırganları bağladığını görüyoruz. Liysistrata’da dize 434’de, Prytanis İskit okçularını çağırıyor ve onlar için diyor ki: ‘’ Bir polis çağırıyorum. Bu kadının ellerini bağlayın!’’[6]

Dipnotlar

[1] Suda Ansiklopedisi, 10. Yüzyılda Bizans’ta kaleme alınmıştır. Antik Akdeniz coğrafyası üzerine bilgilerin aktarıldığı bu ansiklopedik eserde, aynı zamanda Antik Yunan yazarlarından Ortaçağ yazarlarına kadar birçok önemli isimlerden alıntılar da yapılmıştır.

[2] Antik Yunan yazarlarındandır. M.Ö. 440’ta doğmuş, 390’da ölmüştür.

[3] Antik Yunan yazarlarından olan Aeschines, M.Ö. 4. yüzyıl yazarlarındandır. Ayrıca Sokrates’in öğrencisidir.

[4] M.Ö. 481’de Pire Limanında Pers ve Yunan donanmalarının karşı karşıya geldiği savaştır.

[5] Yunanistan’ın önemli bir liman kentidir.

[6] Tarihi verilerce bir Türk topluluğu olarak tarih sahnesine çıkan İskitler hakkında, bu çalışmadan bazı sonuçlar çıkarmamız mümkündür. Özellikle Ortaçağlarda Bizans ve Abbasiler gibi devletlerde paralı askerlik yapan Kuman, Peçenek ve diğer Türk toplulukları gibi İskitlerin de buna benzer bir görevi yürüttüğünü görebiliriz. Antik devirlerde geniş coğrafyalara yayılıp Karadeniz üzerinde Yunanistan ile ilişkiler kuran İskitler, hem kendileri hem de Yunanları etkilemiş ve aralarında devam eden bir etkileşim süreci başlamıştır. Bu süreçte Karadeniz civârında bulunan İskitler Yunan etkisini daha fazla hissetmiştir. Aynı zamanda onların, Yunanlıların edebiyatlarına konu olmaları, Yunan toplumu içerisinde etkin bir şekilde ve hatta içli-dışlı diyebileceğimiz yakın ilişkilerde bulunduklarını gösterir. Burada İskit okçularının Yunan toplumu üzerindeki konumunu tahlil ettiğimizde ise, onların kolluk kuvveti olarak görevlerini yürüttüklerini düşünebiliriz.

Reklamlar