Dil Tarih

Tugçı ve Borguçı (borazancı) Terimleri Üzerine

Hun- Türk Kurultayı Macaristan/Bugac 11 Ağustos 2012 Görsel: Ujvári Sándor

borguçı “borazancı” (<borgu+çı)

Borguçı sözcüğünün kökü borgu “üflemeli çalgı” anlamına gelmektedir.   Kâşgarlı Mahmud DLT’de borguy sözcüğünü “üfürülen boru” anlamında vermektedir (Ercilasun, Akkoyunlu; 2015: 451). Şirin, borguçı sözcüğünün anlamını “borazancı” olarak vermiştir (Şirin, 2016: 361). Tekin, {+çI} ekini meslek mensubu ya da bir işi sürekli yapan anlamında addan ad türeten ek olarak vermiştir (Tekin, 2016: 80).  Osmanlı Türkçesinde borucu sözcüğü “muharebede veya tatbikatlarda boru çalıp gerekli işaretleri veren kişi veya kişilere” verilen addır (Kaya, 2016: 165). Borucu sözcüğü Türkçeden Farsçaya, Farsça üzerinden ise Arapçaya ödünçlenmiştir. Borẹ sözcüğü boru “borazan” (konuşma dilinden çıkmış olabilir) Sırpçada borozan, bolozan, bore şeklinde yaşamaktadır. Arnavutçaya bori ve boridžiu şeklinde geçmiştir. Bulgarcada ise burija~ borija şeklinde yaşamaktadır (ESTY II, 1974: 195-196). Balkan coğrafyasına sözcüğün geçişi Osmanlı hâkimiyeti sırasında geçmiş olması muhtemel olduğu düşünülmektedir. 

Modern Türk lehçeleri ve Moğolcada borguçı sözcüğü şu şekilde tanıklanmaktadır:

Azerbaycan Türkçesinde boru sözcüğü “nefesle çalınan ve gürültülü müzik aleti” anlamında verilmektedir (ADİL I, 2006: 335).

Moğolcada büriyen sözcüğü “boru ve borazan” anlamına gelmektedir. Çerigün büriyen ise “askeri borazan” anlamına gelmektedir (Lessing, 2003: 240).

Sözcük Tevş yazıtında şu şekilde tanıklanmıştır:

tugçı borguçı yagız çor tugragı tugçı borguçı.“Tuğcu, borucu (boru üfleyen), Yağız Çor’un tuğrası. Tuğcu, borucu.” (Tevş 1-2).

tugçı “sancaktar, bayrak taşıyıcı, kaganlık davulunu çalan kişi” (<tug+çı)

Eski Türkçede tuğ sözcüğü iki farklı anlama gelmekteydi; bunlardan ilki sancak, bir diğeri ise davul anlamına gelmektedir. Tugçı sözcüğünün kökeni tug ‘at kuyrugu bağlanmış, ucuna altın yıldızlı top geçirilmiş mızrak ve davul’ ad köküdür.

Tekin, {+çI} ekini meslek mensubu ya da bir işi sürekli yapan anlamında addan ad türeten ek olarak vermiştir (Tekin, 2016: 80). Şirin, tugçı sözcüğünün “kaganlık davulunu çalan görevli, kösçü; sancak taşıyıcısı ve bayraktar” anlamlarında söylemektedir (Şirin, 2016: 380). Eski Türklerde tuğculuğun ve boruculuğun üst düzeyde görevler olduğuna, bu görevleri (belki başka yüksek unvanlılarla birlikte) çor unvanın taşıyanların icra etmekteydi (Şirin, 2010: 63). Eski Türklerde savaş zamanı Tabarî’nin naklettiğine göre, savaş işareti olarak, en yaşlı ve mertebeli Türk beylerinden üçü ata biner ve tug’a vururlardı (Esin, 1978: 105). Osmanlı Türkçesinde tuğcu sözcüğü “yeniçeri ağasının tuğunu taşıyan kişiye ve tuğ kaldıran kişiye” verilen bir unvandır (OTDTS III, 1993: 176).  Tuğlar eski Türklerde kutsal sayılan Yak adındaki (Tibet öküzü olarak da bilinen) hayvanın kuyruğundan yapılırken daha sonra at kuyruğundan yapılmaya başlanmıştır. Osmanlı döneminde yapılan tuğların neredeyse tamamı at kuyruğundan yapılmıştır. Eski Türklerde son derece yaygın olduğu gibi Osmanlılar döneminde bile önemli bir yere sahipti. Hükümdar’ın yedi tuğu, Vezir-i âzam’ın beş tuğu, Vezirler’in üç, Beylerbeyi’nin iki, Sancakbeyleri’nin ve Mirlivalar’ın da birer tuğu bulunuyordu (OTDTS III, 1993: 522). Kâşgarlı Mahmud DLT’de tūg sözcüğünü “sancak, hükümdarın önünde vurulan kös ve davul” anlamına geldiğini söylemiştir. Bundan tokuz tūglug xan denir; dokuz tuğu olan hükümdar ve hakan” demektir. “Vilayet ve rütbe artsa bile dokuzdan fazla olamayacağını söylemiştir; çünkü dokuz tuğ ile kendilerini uğurlu kabul ederler. Hükümdarın bu dokuz tuğu, uğurlu saydıkları için turunç renginde ipekli ve ipekten yapıldığını” eklemiştir (Ercilasun, Akkoyunlu; 2015: 400). Altay halklarında dokuz tuğ kaganlık semboli olarak kullanılmakla birlikte dokuz tuğa kutsallık atfedilmiştir.

9 Tuğ

Modern Türk lehçelerinde ve Moğolcada tug sözcüğü şu şekilde tanıklanmıştır:

Azerbaycan Türkçesinde tuğ sözcüğü ilk anlamı “eskiden padişahların, vezirlerin veya üst rütbeli kişilerin başlarının üstüne taktıkları tüy ya da saçaklı süs” ikinci anlamı ise “eskiden at kuyruğundan yapılmış ordu bayrağı” olarak verilmiştir (ADİL IV, 2006: 373). 

Özbek Türkçesinde tuğ sözcüğü “Müslümanların ahşap bir sopaya yerleştirilen öküz veya at kuyruğundan ve yarım ay tasvirinden bayrağımsı nişanesi (Eskiden doğu ülkerinde beylik ve hükümdarlık belgesi olarak kabul edilmiştir), bayrak ve eskimiş” anlamına gelmektedir (ÖTİL V, 2008: 224). Ancak genel ağda yaptığımız taramalarda sözlükte yer almayan tuğçi kelimesinin tarihle ilgili yazılarda kullanıldığı görülmüştür.

Kazak Türkçesinde tuv sözcüğü “sancak ve bayrak” anlamına gelmektedir (KTTTS, 2003: 551).

Moğolcada tug sözcüğü “bayrak, sancak; alem, manşet ve başlık” anlamlarına gelmektedir (Lessing, 2003: 1292).

Sözcük sadece Tevş yazıtında şu şekilde tanıklanmıştır:

tugçı borguçı yağız çor tugragı tugçı borguçı. “Tuğcu, borucu (boru üfleyen), Yağız Çor’un tuğrası. Tuğcu, borucu. (Tevş 1-2)

Tarkan Terimi Üzerine

Alp, Alpagut, Alpagu ve Yılpagut Unvanları Üzerine

İlk Türk Askerî Birlikleri; Akıncılar ve Akınçu Terimi

Yabgu “Kagandan Sonraki En Büyük Unvanlardan Birisi”

 

Reklamlar