Tarih

Türk Tarihi’nde 19 Mayıs; Tesadüf mü Alınyazısı mı?

Bayrak tutan Bozkurt heykeli - Maraş

Göktürk Kağanlığı’nın Durumu

Tang Hanedanlığı döneminde Çin kuvveti eline toplamış; başarılı bir siyaset çizerek kuzeydeki Türklerin gücünü kırarak Türkleri Doğu ve Batı olarak ikiye bölmüştür. Bu bölünmeden bir süre sonra Doğu Türkleri Tang Hanedanlığı tebaasına girmiş, kağanları Tölis ise kağıt üzerinde hanedan mensubu olmuştur. Tölis’in kardeşi Jie-she (Kür Şad) ise Tölis ile birlikte hanedanlığa girmiş, hanedanlığa karşı saygın tutumu sonucunda rütbesi hızla yükseltilmiştir. Fakat bazı sebeplerden dolayı ağabeyi Tölis ile fikir ayrılığı yaşayarak hanedanlığa karşı da ters düşmüştür. Bu fikir ayrılığından sonra Jie-she’nın rütbesi uzun bir süre yükseltilmemiştir.

İsyan I – 19 Mayıs 639

Bundan tam 1378 yıl önce; 639 yılının 18 ila 19 Mayıs tarihini bağlayan o gece Türk hükümdarların A-shi-na soyuna mensup Çin’in Tang Hanedanlığı tebaasındaki bir subay olan Jie-she (Kür Şad) ve 631 yılında Tölis’in ölümünden sonra hanedanlık tarafından Doğu Türkleri’nin kağanı olarak atanan Tölis’in oğlu Hu-luo-gu (Külüg?) ile birlikte kırktan fazla adam topladı. Şafağa doğru Jiucheng sarayından imparatorun dışarı çıkacağı haberini alan Kür Şad topladığı adamları ile saldırıya geçecekti. Fakat sabaha doğru fırtınanın çıkması ile birlikte imparatorun dışarı çıkmaktan vazgeçmesi sonucu Kür Şad, direkt olarak saraya doğru saldırıya geçme emri verdi. Saraya giren bu isyan grubu etrafa oklar savurarak yüz kadar asker öldürmesine rağmen sayılarının az olduğundan buldukları ahırlardan atları alarak geri çekilmeye başlarlar. Bu geri çekiliş Wei Irmağı’na değin devam eder fakat Kür Şad da dahil olmak üzere hepsi Tang askerleri tarafından öldürülür.

Bu isyanın başarısızlığına rağmen Tang İmparatoru Taizong; tebaasında bulunan Türkleri eski topraklarına sürer ve başlarına yeni bir kağan atar. Bu şekilde Türkler Tang Hanedanlığı esaretinden bir nebze kurtulmuş olur.

Devlet-i Aliyye Türk İmparatorluğu’nun Durumu

Mondros Mütakeresi’ni imzalayan Osmanlı Sarayı, ülkenin yeraltı kaynaklarını, ordu ve donanmanın tüm haklarını İtilaf Devletleri’ne bıraktı ve Sevr Anlaşması’nın zemini hazırlanmış oldu. Böylece Osmanlı resmen batılı devletlerin boyunduruğu altına girdiği tescillendi. Bu mandater yapıyı hiçbir zaman kabul etmemiş Mustafa Kemal ise İstanbul’dan uzaklaştırılmış; daha sonrasında da Osmanlı Ordusu’ndan istifa ettiğini belirtmiştir.

İsyan II – 19 Mayıs 1919

Annesi Zübeyde Hanım’a imparatorluğun son durumunu ve yapacaklarını anlatan bir mektup göndermiştir:

“… Padişahımıza hakikat hali yazdım. Ve gelemeyeceğimi arz ettim. Zat-ı şahane de evvela buna muvafakat etti. Fakat daha sonra İngilizlerin tazyiki ziyadeleşti. Nihayet o da İstanbul’a avdetimi irade etti. Bu suretle artık resmi makamımda kalmaya imkan göremediğim gibi askerliğimi muhafaza ettikçe İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına mukabele edilemeyecekti. Bir tarafında bütün Anadolu halkı tekmil millet hakkımda büyük bir muhabbet ve itimat gösterdi. “Seni bırakmayız” dediler. Filhakika vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegane çare askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle hasıl olacak kudret ve hareket-i milliyeyi hüsn-i istimal eylemekten başka çare mutasavver değildi. Binaenaleyh ben de böyle yaptım…”

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a ayak basmasının nedenini Nutuk’ta şöyle anlatıyordu:

Osmanlı ülkeleri bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk‘ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son sorun, bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmaktan başka bir şey değildi. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamını yitirmiş birtakım anlamsız sözlerdi. Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ve ne gibi yardım istemek düşünülüyordu? Öyleyse sağlam ve gerçek karar ne olabilirdi? Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun‘da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.”

19 Mayıs tarihinde başlayan İstiklal Savaşı’nı takiben Lozan Barış Antlaşması ile Türkler batılı devletlerin boyunduruğuna girmemeyi başarmıştır.

Türklerin tarihin tozlu sayfalarına gömülmeyi kabul etmediğini tasdik eden 639 ile 1919 yılı isyanlarının başlangıcına denk gelen 19 Mayıs tarihinin tesadüf eseri mi yoksa bir alın yazısı mı olduğuna siz bilimdili okuyucuları karar versin.

Notlar:

Göktürk Kağanlığı’nın çöküş süreci hakkındaki yazı dizisine buradan ulaşabilirsiniz: http://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/zhangsun-sheng-ve-turkler-i/

Kür Şad İsyanı hakkında ayrıntılı bilgi için: http://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/masaldan-gercege-acilan-bir-kapi-son-bilgiler-isiginda-kursad-isyani/