Canlı Bilimi DOĞA&ÇEVRE

2020 Yılına Kadar Canlı Çeşitliliğinin Üçte İkisi Yok Olabilir

extra_large-1477564264-cover-image

Dünya, bazı bilim insanlarına göre antroposin (insançağı) adı verilen yeni bir çağa girdi. Bu çağ öyle bir çağ ki insanın yaptığı işler artık doğaya geri dönülemez zararlar veriyor.

Yüzyıllardır insan doğaya hakim olmak için uğraştı ve sonunda havayarını (atmosfer), iklimleri, denizleri, ormanları ve coğrafyayı değiştirmeye başladı. Bunu yaparken doğaya da kaçınılmaz olarak zarar verdi ve bu yeni çağda eskisine göre çok daha az canlı türü yaşamını sürdürmekte. Hatta dinozorlar çağının sona ermesinden bu yana ilk defa böylesine bir toplu yok oluş ile karşı karşıya kalmak üzereyiz. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) yayınladığı Yaşayan Gezegen Raporunda bildirdiğine göre 1970 yılından 2020 yılına kadar balık, kuş, memeli ve sürüngen nüfusu %67 oranında azalmış olacak. 1970 ile 2012 yılları arasında doğadaki vahşi canlı sayısı %58 oranında azaldı. Malesef bu yok oluş ile beraber bir çok canlı türünün de soyunun tükenebileceği bildiriliyor. 

Yaşayan Gezegen Raporu 2016, canlı yaşamını tehdit eden beş büyük soruna dikkat çekiyor:

  • Habitat kaybı ve bozulması
  • Türlerin aşırı tüketimi (hem hayvan hem bitki)
  • Kirlilik
  • İstilacı türler ve hastalıklar
  • İklim değişikliği

Türlerin yok olması yalnızca çok sevdiğimiz panda, kaplan ve deniz kaplumbağası gibi çok sevdiğimiz hayvanların yok olması anlamına gelmiyor. Biyolojik çeşitliliğin kaybolması bir ekosistemin çökmesine neden oluyor. Bu çöküş beraberinde temiz havayı, suyu, gıdayı ve iklim hizmetlerini de götürüyor. Bu yılki Yaşayan Gezegen Raporu, bu kötüye gidişi durdurmak için bize yol gösteriyor ve üzerimize düşen görevleri sıralıyor. Bunların başında gıda, enerji ve suya herkesin erişebildiği, biyolojik çeşitliliğin korunduğu, ekosistem bütünlüğünün güvenceye alındığı koşullar oluşturmak geliyor. Bu uyarıları dikkate alarak harekete geçmemiz gerek. 21. yüzyılda insanların çözmesi gereken iki temel sorun var. Doğayı tüm biçim ve işlevleriyle korumak ve kaynakları sınırlı bir gezegende insanlar için adil bir yaşam alanı yaratmak. Zor ama iki sorunun da üstesinden gelecek bilgi birikimine sahibiz. Yeter ki sadece bir dünyamızın olduğunu ve bu dünyanın doğal sermayesinin de sınırlı olduğunu kabul edelim. Bu anlayışı benimsersek çözüm yolundaki en büyük adımı atmış oluruz.

Burak Cem Vural

Ankara Üniversitesi Radyo Tv Sinema mezunu. Bilimdili.com Editör ve Çevirmeni.

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...