Canlı Bilimi

Nat GEO: “Bir Bitki Geçmişi Hatırlayabilir mi?”

Miimosa plant growing in North Carolina

Bir bitkinin hafızası olabilir mi? Bu bitki geçmişini hatırlıyor gibi görünüyor; üstelik kanıtı da var.

Yıllar yıllar önce çok kötü bir gün geçirmiş bir bitkiye rastladım. Saksısında kendi halinde otururken birden düşmüş. Hem de bir değil, tam 56 kez (birazdan açıklayacağım). Ama sonuçta bu bir bitki. Arada bitkilerin de başlarına bir şeyler gelir, ancak bildiğim kadarıyla hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler. Beyinleri yok. Bir şeyleri “hatırlamalarını” sağlayacak bir mekanizmaya sahip değiller. Onlar birer hayvan değil. O yüzden 56 kez üst üste düşmenin bile kalıcı bir iz bırakacağını sanmıyordum.

Yanılmışım. Batı Avustralya Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan Monica Gagliano’nun yazdığı, okuyanların gözlerini yuvalarından fırlatan bir makale okudum. Gagliano’nun bir bitkisi var; ve bu bitki yalnızca neler olduğunu “hatırlamakla” kalmıyor, aynı zamanda bu hatırayı bir ay kadar saklıyor. İşte bitkimiz bu:


Küstüm otu veya küstüm çiçeği olarak da bilinen Mimosa pudica‘nın çiçeği ve yaprakları. Ufak yapraklar dokunduktan sonra katlanıp kapanıyor. [Fotoğraf: Blickwinkel, Alamy] 

Mimosa pudica‘ya küstüm otu denmesi boşuna değil: Çünkü eğer ona dokunursanız, hafifçe bile olsa temas ederseniz veya düşürürseniz saniyeler içinde sanki korkmuş veya küsmüşçesine ufak yapraklarını tek tek içeri doğru katlıyor. Çiçeğin utanıp sıkılmasını, veya “küsmesini” izlemek çok zevkli. (Bu videoyu milyonlarca kişi izlemiş. Hepsini izlemenize gerek yok, ama ne demek istediğimi anlayacaksınız.)

İşte böyle. Oldukça hassas bir bitkimiz var. Bunu bilen Gagliano da şöyle bir şey yapmış. Birkaç tane Mimosa pudica‘yı almış, saksılara dikmiş ve her birini kaydırak misali bir çelik raya sahip olan birer “çiçek düşürme makinesi”ne yerleştirmiş. Aynen böyle:


[Çizim: Robert Krulwich]

Her saksı, içindeki bitkiyle birlikte 15 santimetreden aşağı düşmüş. Hem de bir kez değil, 60 kere. Üstelik 5 saniyelik aralıklarla, art arda. Bitkiler yumuşak, yastık benzeri bir köpüğe düştükleri için geri sıçramamışlar; ancak düşüşün kendisi bu hassas bitkimizin savunma pozisyonuna geçmesi için yeterli olmuş.

Cıyaklamak ya da Cıyaklamamak, İşte Bütün Mesele Bu

Bir yandan da 15 santimetrelik bir düşüş, bir zarara yol açamayacak kadar alçak bir düşüş. Gagliano sonra şunu merak etmiş: Eğer 56 bitkinin her birini 60’ar kere düşürürse, bu bitkiler bir noktada başlarına korkunç hiçbir şeyin gelmediğini fark eder mi? Küsmeyi bırakırlar mı?

Ya da başka bir deyişle bir bitki hafızadan yararlanıp davranışını değiştirebilir mi?

Gagliano cevaplara ulaşmak için deneyine devam etmiş. Ve makalesinde de belirttiği gibi çok geçmeden “bazı bireylerin tamamen düşmelerine rağmen yapraklarını kapatmadığını gözlemlemiş.” Diğer bir deyişle bitkiler böyle bir düşüşün kendilerine zarar vermeyeceğini anlamış ve kendilerini korumayı bırakmışlar. “En sonunda tamamen açık durumdalardı,” diyecekti Gagliano bir oda dolusu bilim insanına. “Umurlarında bile değildi.”


[Çizim: Robert Krulwich]

Bu hatırlamaya dair bir kanıt mı, yoksa başka bir şey mi? Şüpheyle yaklaşanların öne sürdüğü gibi belki de bitkiler yorulmuş ve tükenmişlerdi. Yaprakları toparlamak emek gerektirir, enerji gerektirir. 60 kez düştükten sonra bitkilerin kolunu kaldıracak hali kalmamış olabilir, belki savunmalarını bundan indirmişlerdir. Ancak bu sorunun geleceğini hisseden Gagliano bu “yorgun” bitkilerden bazılarını almış, sarsmış, sallamış ve bitkiler anında tekrar kapanmış. “Bu yeni bir şey,” dediklerini düşünmüş bitkilerin, “daha önce olmamış bir şey.” Gagliano’ya göre o “daha önce” duygusu, bitkilerin değişen davranışlarını açıklamanın en iyi yolu. Yapraklarını kapamadılar çükü “daha önce” buna gerek olmadığını öğrenmişlerdi. Ve bunu hatırladılar.

Sarsıntılardan bir hafta sonra bitkileri düşürmeye devam etmiş ve bitkiler hiç savunmaya geçmemiş. Yaprakları tamamen açık kalmış. Haftalar boyunca tekrar aynı şeyleri yapmış ve 28 gün geçmesine rağmen bitkiler öğrendikleri şeyi “hatırlamış.” Bu bir anıyı saklamak için uzun bir zaman. Gagliano’ya göre örneğin arılar, keşfettikleri şeyleri birkaç gün içinde unutuyor.

Bir Beyinleri Olmadan Bunu Nasıl Yapıyorlar?

“Bitkilerin beyni olmayabilir,” diyor Gagliano makalesinde, “Ancak sinyalleri ilettikleri karmaşık bir ağa sahipler.” Bitkilerde hafızayı destekleren kimyasal veya hormonal bir “birleştirici mekanizma” olabilir mi? Bir hayvan beyni gibi olmaz tabii. Tamamen farklı bir şey, dağıtılmış ve henüz anlayamadığımız bir şekilde organize kalabilen bir akıl olması gerekir. Ancak Gagliano, Mimosa pudica‘nın bunu bulmamız için bize meydan okuduğunu söylüyor.

New Yorker’da yazan Michael Pollan geçtiğimiz sene Gagliano ile takılırken onunla birlikte bir bilim toplantısına gitmiş ve bir bitkinin “akıllı” olabileceği fikrine karşı çıkan birçok biyolog görmüş. Bitkilerin genetik robotlar olduğunu, deneyim sayesinde bir şey öğrenemeyeceklerini veya davranışlarını değiştiremeyeceklerini söylüyorlarmış. “Belki de,” diye yazmıştı Pollan, “hayvan krallığı ile bitki krallığı arasındaki keskin çizgiyi zorlaştırıyorlar diyedir.”


[Çizim: Robert Krulwich]

Bitkiler bu yarışta her zaman bronz madalyayı aldılar. Hayvanların bir adım gerisinde; bizim, yani altın çocukların iki adım gerisinde oldular. Bitkilere hayvanlarda olan yetenekler vererek Gagliano hiyerarşiyi baştan düzenliyor ve alıştığımız sıralamaya karşı çıkıyor.

Kocaman beyinlerimiz olduğu için özel olduğumuzu düşünmeyi seviyoruz. Trilyonlarca nöronumuz var ve bunlar hafızamızın, duyularımızın ve bilincimizin anahtarı görevini görüyor. Beyinsiz canlılar, tanımları gereği, bizim yaptıklarımızı yapamazlar – yani bitkiler, tabii ki, bir şeyleri hatırlayamaz.

Ancak Gagliano belki de hatırlıyor olabileceklerini söylüyor.

“Burada gösterdiğimiz şey,” diyor makalesinin sonunda, “oldukça açık ve farklı bir sonuca işaret ediyor: Hatırlama mekanizması hayvanlardaki geleneksel nöron ağlarını ve rotalarını gerektirmiyor olabilir. Tabii ki beyinler ve nöronlar muhtemel -ve oldukça karmaşık- bir çözüm, ancak öğrenmek için bir şart olmayabilirler.”

Hem kim bilir? Belki de bir gün haklı olduğunu doğrulayacak bitkiyi bulmuştur.

Kaynak: http://www.nationalgeographic.com.tr

Arşivler