Evrim

Evrimin Vücudumuzdaki İzleri

Bilimin gösterdiği üzere insanların 65 ila 55 milyon yıl önce başlamış bir evrim yolculuğu var. Elbette bu uzun süreçte vücudumuzda çok çeşitli değişimlere uğradık ve fark etmesek de bu yolculuğun ayak izleri vücudumuzda kaldı. Yirmilik dişlerimizden tutun kulaklarımızı oynatabilmemize kadar pek çok özellik vücudumuzda mevcut.

1)Tüylerimizin Ürpermesi
İnsanlar korktuğunda, kızdığında veya üşüdüğünde tüyleri ürperir. Pek çok farklı canlıda bu gözlemlenebilir. Örneğin kedilerin ve köpeklerin de tüyleri ürperir, aynı zamanda kirpiler de sırtındaki dikenleri kabartır. Soğuk havalarda ürperen tüyler deri ve tüyün arasındaki havayı hapseder ve böylelikle vücudu ısıtır. Korkan bir hayvanın da tüyleri ürperir böylelikle kendini daha büyük gösterir ve düşmanını korkutur. İnsanlar artık bundan hayvanlar gibi bundan yararlanmıyor ama elbette atalarımızın kullandığı bu mekanizma vücudumuzda hala mevcut.

2)Ceykıpsın (Jacobson) Organı
Bu organ hayvan anatomisinin büyüleyici parçalarından biridir ve cinsellik tarihimiz hakkında pek çok şey söyler. Burunda bulunan bu organın özelliği feromonları (vücut dışına salgılanan hormonlar) saptamamıza yardımcı olur. Bu organ bazı hayvanların karşı cinsi bulmasına ve potansiyel tehlikeleri saptamasına imkan verir. İnsanlar Ceykıpsın organıyla doğarlar ancak erken gelişimde organ gittikçe özelliğini kaybeder. Bir zamanlar insan, iletişim mevcut değilken eşlerini bulmak için bu organı kullanmış olabilir. Artık eş bulmak için farklı yollara başvuruyoruz.

3)Yirmilik Dişler
Atalarımız genellikle bitkilerle beslendiği için daha hızlı yemek zorundaydılar çünkü bir gün içinde çok fazla şey yedikleri için dengeyi sağlamaları gerekiyordu. Daha verimli olabilmek adına azı dişlerimiz çıktı. Vücut için bu yönde evrimleşmek oldukça gerekliydi çünkü yediklerimizde bulunan selülozu hazmetmemiz gerekiyordu. Değişen hayatımızla birlikte çenelerimiz küçüldü ve yirmilik dişlerimiz artık gereksiz hale geldi. Elbette, bazı insanlarda hala yirmilik dişleri varken bazılarında mevcut değil.

4)Üçüncü Göz Kapağı
Hiç bir kediyi gözünü açıp kapatırken izlediniz mi? Bizimkinin aksine onlarda üçüncü göz kapağı yani plica semilunaris mevcuttur. Hayvanların aleminde üçüncü bir göz kapağına sahip olan bir havan bulmak oldukça nadirdir. Bizde de yapısal olarak artık işlevini yitirmiş olan bir göz kapağı var ancak oldukça küçük ve doğal olarak artık işlevsiz bir halde bulunuyor. Yarı saydam bir halde bulunan bu organın asıl işlevi gözü nemlendirmek, gözü dışardan gelen kirlere karşı korumaktır. Bu organı artık kullanmıyoruz çünkü bazı hayvanların aksine hayatta kalmak için böyle bir organa ihtiyacımız yok.

5)Apandis
Hepimizin bildiği artık işlevsiz bir organ haline gelmiş apandis sindirim sistemimizde bulunur. Enfeksiyon kaptığında alınan bu organ sıklıkla gözlemlenir hale gelmiştir. Asıl amacının hala tartışııyor olmasına rağmen çoğu bilim insanı bu konuda Darvin’in (Darwin) söylediklerine katılır. Darwin’e göre selülozu sindirmek için bize bu organ yardımcı olmuştur. Değişen yaşam şeklimizle birlikte apandis değerini kaybetti ancak hala vücudumuzda var.

6)Kuyruk Sokumu Kemiği
Bu kemik bize önceki insanlarda bir kuyruğun mevcut olduğunun kanıtıdır. Elbette hiçbirimizde artık bir kuyruk yok ancak bu kemik hala vücudumuzda mevcut. Kuyruğa olan ihtiyacımız zaman içinde azaldı çünkü hayat şeklimiz değiştiğinden ağaçlarda yaşamak yerine su kenarlarında hayatlarımızı kurmaya başlamıştık. Kuyruğa ihtiyacımız kalmadı ancak kemiğe hala ihtiyacımız var çünkü bu kemik anüsün yerini belirler, oturup kalkarken veya yaslanırken hala bu kemiğe ihtiyaç duyarız.

7)Dış Kulak Kasları
Bu kaslar dışardan gelen seslere odaklanmamıza yarar. İnsanlarda hala bu kaslar mevcutken bazı hayvanlarda örneğin kedilerde bu daha iyi gözlemlenebilir şekilde bulunur. Hayvanlar kadar olmasa da işlevsizleşmiş hale gelen bu kas kulağımızı hafifçe oynatmamıza yardım eder. İstemli şekilde hala pek çok insan bunu yapabilirken bazı insanlar bu yeteneğe sahip değildir.

8)Ayak Tabanı Kasları
Hayvanlar özellikle maymunlar elleriyle yapabildiği gibi ayaklarıyla da nesneleri kavrayabilir. İnsanlarda bu kas hala mevcut ancak gelişmişliğini kaybettiği için doktorlar tarafından estetik cerrahide kullanılır. Bu kas o kadar önemsiz hale gelmiştir ki artık yeni doğan bebeklerin %9’unda bu kas bulunmaz.

İçerikler