Tıp

Gıda-Kanser ve Dolaşım Sistemi İlişkisi

1014890_8d4906415bf91202645e9a3bff33a4bb_640x640

İstatistik, içinde bulunulan durumu tespit etmeye ve elde edilen veriler ışığında geleceği planlamaya yarayan çok önemli bir bilim dalı. Hele söz konusu kanser ve kalp-damar hastalıkları ise…

Hastalıkların klinik ve laboratuvar boyutları uzmanlarının işi. Ben ise hepsi birer korku filmi senaryosuna benzeyen kanser ve kalp-damar hastalıkları haberlerinden hareketle, istatistiki verileri değerlendireceğim. Tabii gıda ile ilişkilerine özel dikkat göstererek.

Kanser verileri ne diyor

Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, hastanelerden toplanan verileri, Türkiye Kanser İstatistikleri adıyla her yıl yayımlıyor. Aktif kanser kayıtçılığının yaygınlaştığı, dolayısıyla daha güvenilir verilerin toplanabildiği 2007-2013 yıllarına ait verilere göre:

  1. Türkiye’de bir yıl içinde kansere yakalananların oranı (insidansı) dünya ortalamasının üzerinde, AB ülkeleri ve ABD gibi gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelere oranla hem kadınlarda hem de erkeklerde daha düşük hızda seyrediyor.
  2. Erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer ve prostat iken, tütüne bağlı kanserler erkeklerde önemini korumaya devam ediyor.
  3. Kadınlarda en sık görülen kanser türü, meme kanseri.
  4. Obeziteye atfedilen vaka sayısı, toplamın yüzde 3-3,5’una karşılık geliyor. Obezitenin etken olduğu kanserler daha çok kadınları etkiliyor.
  5. Hem erkeklerde hem de kadınlarda kolorektal (kalın bağırsak) kanserler üçüncü sırada.
  6. Çocukluk çağı kanserlerinde lösemi en sık görülen kanser türü.
  7. 15-24 yaş grubu erkeklerde testis kanseri, kadınlarda tiroid kanseri ilk sıraları yer alıyor.
  8. Ülkemizde kanser görülme sıklığı açısından bölgeler arasında bir farklılık yok.

Kanserin seyir hızı, bir yıl içinde, 100.000 kişide kaç kişinin kansere yakalandığına bakılarak hesaplanıyor. Buna göre ülkemizde yaşa standardize edilmiş kanser hızı aşağıdaki gibi:

Yıllar 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013
Erkek 279,0 280,5 269,7 261,4 275,0 277,7 267,9
Kadın 165,1 172,0 173,3 168,7 182,2 188,2 186,5

İllerdeki duruma baktığımızda ise

  • Ankara’da kadın ve erkeklerde yükseliş,
  • Antalya’da yatay seyir,
  • Bursa ve Edirne’de düşüş,
  • Erzurum’da erkeklerde düşüş, kadınlarda yükseliş,
  • Eskişehir ve İzmir’de kadınlarda düşüş, erkeklerde yatay seyir,
  • Trabzon ve Samsun’da ise erkeklerde ve kadınlarda yükseliş görüyoruz.

Kanserin seyrini doğru yorumlamamızı sağlayacak diğer veri 65 yaş üzeri kişi sayısı. TÜİK verilerine göre 1990’da 65 yaş üzeri kişi sayısının  nüfusa oranı 4,3 iken, 2000’de 5,7’ye, 2007’de 7,1’e, 2013’te 7,7’ye, 2015’te 8,2’ye yükselmiş. Diğer taraftan nüfus da artıyor.

Dolaşım sistemi ve tümör verileri ne diyor

TÜİK 2014 Ölüm Nedeni İstatistikleri incelendiğinde, ölüm vakalarının yüzde 40,4’ünün dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığı görülüyor (2013’te yüzde 39,6). İkinci sırada iyi ve kötü huylu tümörler var. Oranı, 2014’te yüzde 20,7, 2013’te yüzde 21,2.

Ayrıca 2014’te dolaşım sistemi hastalıkları en çok 75-84 yaş grubunda, iyi huylu ve kötü huylu tümörler ise en fazla 65-74 yaş grubunda görülmüş. Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il Denizli, Kırklareli, Yozgat, Samsun ve Artvin. İyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle gerçekleşen ölümlerin oranının en yüksek olduğu ilk beş il ise Edirne, Kocaeli, İstanbul, İzmir ve Ankara.

Sonuç

İstatistiklere göre yıllık kansere yakalanma oranlarında “anlamlı” bir artış yok. Aynı durum dolaşım sistemi (kalp-damar) hastalıkları ve tümörlerin sebep olduğu ölümler için de geçerli.

Bana göre artan nüfus, artan yaşlı nüfusu ve ortalama ömrün uzaması da hesaba katılınca, içine düşürüldüğümüz panik havasından kurtulmak için yeterince sebebimiz bile var.

Yaşlılıkla ilgili sorgulanması gereken, daha kısa yaşadıkları halde erkeklerin kansere yakalanma oranının kadınlara göre neden yüksek olduğudur. Üstelik, obezitenin etken olduğu kanserler daha çok kadınları etkiliyorken.

Diğer şaşırtıcı veriler “kır-kent” istatistikleri incelendiğinde ortaya çıkıyor. Sanırım kırsalda yaşayanların “daha doğal” ve “geleneksel” beslendiği konusunda hepimiz hemfikiriz. Bu durumda “doğal olarak” daha sağlıklı olmaları gerekirdi. “Gerekirdi” diyorum çünkü istatistikler tersini söylüyor. Kanser ve kalp-damar hastalıkları kırsalda daha yaygın. Bu durum da enine boyuna sorgulanmalı…

Yazıyı okurken kafanıza onlarca soru takıldığına şüphem yok. Benim de takıldı ama daha fazlasını ve cevaplarımı paylaşmayacağım. Sizin de takılsın ve sorgulayın istiyorum.

Peki, gıda konusu ne olacak?

Önce her gün çıkıp, yediklerimiz yüzünden bugün-yarın kanser olacağımız algısı oluşturan televizyon meşhurlarından uzak duracağız.

Sonra gıda ayrımı yapmadan, yaşam şeklimizin gerektirdiği kadar besleneceğiz.  Tekdüze beslenmeden uzak duracağız ve gıdayı yeterince tüketeceğiz; ne eksik ne de fazla. Vücudumuz bize eksiğini fazlasını söylüyor.

Allah eksikliğini göstermesin ama sorun genellikle “fazla tüketimden” kaynaklanıyor. Allah önce gözümüzü doyursun.

Ali Osman Mola

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...