DÜŞÜNCE

Deneyin Zararı Olur mu?

İnsanoğlu; var oluşundan bu zamana kadar hep bir arayış içinde olmuştur. Doğayı, evreni keşfederken bir çok şey bulmuş, öğrenmiş ve geliştirmiştir.

Bilim ve teknoloji adına insanlık için birçok icat yapmış ve insanlığa sunmuştur. Bunun yanı sıra bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yararı olduğu kadar zararı da olmuştur. Ör: Hiroşima’ya atılan atom bombası gibi.

Yapılan deneylerin çokça zararı olmuştur. Baktığımızda bilim ve teknoloji her geçen gün ilerlese de yapılan deneylerin insanlara verdiği zarar göz ardı edilebilecek kadar az değil maalesef.

Bu deneylerden biride 1971 yılında Philip Zimbardo isimli bir psikologun hapishanelerde neden şiddet olduğunu merak etmesiyle başladı. Stanford Üniversite ve ABD Deniz kuvvetleriyle ortaklaşa bir deney yapma kararı aldılar. Stanford Psikoloji Departmanı’nda sahte bir hapishane meydana getirdiler. Daha önce herhangi bir suç işlememiş bir grup genç insanı toplayarak mahkum ve gardiyan rolleri verildi. Mahkumlara gardiyanları dinlemelerini emredildi. Gardiyanlara da mahkumlara olabildiğince disiplinli davranmaları söylendi. Mahkumlar tıpkı gerçek mahkum gibi, gardiyanlar da gerçek gardiyan gibi giydirildi. Tam anlamıyla gerçek bir hapishane ortamı yaratıldı.

Daha ilk gecede, mahkumlar bir isyan başlattı. Kıyafetlerini çıkarıp gardiyanları dinlemeyeceklerini söylediler. Olaylar her geçen gün böyle devam ederken gardiyanlar vahşi düzeyde sadist olmaya, mahkumlar ise korkak olmaya başladı. Her geçen gün herkes rollerine iyice alışmaya başladı. Mahkumlar ve gardiyanlar arasındaki ilişki iyice vahşileşmeye başlayınca Zimbardo altıncı günde deneyi iptal etmek zorunda kaldı.

Zimbardo’nun bu deneyi, öngörülen sınırların dışına çıkıp insanlara tehlikeli ve psikolojik olarak hasar verdi. Birçok mahkum denek duygusal olarak travma geçirdi. Gardiyan denekler gerçek ”sadist” eğilim göstermekten yargılandı. Deneyden Zimbardo kendisi bile etkilendiğini söylemiştir.

 

 

Reklamlar