DÜŞÜNCE Endüstri

İHA’ların İcadı Keşif Uçaklarının Kullanımını Sonlandıracak mı?

Binlerce yıllık savaş tarihi, bilgi olmadan savaşın kazanılamayacağını gösteren sayısız örneklerle doludur. Günümüzde düşman unsurları hakkında bilgi elde etmenin farklı yolları vardır. Halihazırda bu yollardan en etkili ve hızlı olanlarının başında ise keşif uçaklarının kullanılması gelir.

Keşif uçakları, gece ve gündüz, her türlü hava şartında görüntülü istihbarat elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Düşman faaliyetlerini rapor etme, hedef tespiti, taarruz sonrası hasar tespiti, sınır gözetleme ve hareketli hedefleri izleme gibi geniş bir yelpazede görev yaparlar. Keşif-istihbarat zincirinin önemli halkasıdır. Genellikle yabancı ülke hava sahalarında gerçekleştirilen keşif-istihbarat uçuşları, sadece kriz şartlarında değil, barış dönemlerinde de gerçekleştirilmektedir. Gizliliğin öne çıktığı bu uçuşlar, genelde tespit edilmeyi zorlaştırmak için etrafında kendisine refakat eden savaş uçakları olmadan, tek bir uçak tarafından icra edilir.

Otomatik top, havadan havaya ve havadan yere füze gibi çeşitli silah sistemleri ile donatılan bu uçaklar, gerekli durumlarda kendini koruyabilmekte veya düşman hedeflerine taarruz edebilmektedir.

Ancak günümüzde salt keşif amaçlı bir uçak tasarlayıp üretme dönemi sona ermiştir. Mevcut eğilim, başka amaçlara yönelik geliştirilen uçakların modifiye edilmesi veya harici olarak takılan podlar sayesinde keşif-istihbarat görevlerinin icra edilmesidir. Daha önce sadece keşif uçakları kullanılarak gerçekleştirilen görevlerin, bugün İHA’lar ve uydular tarafından yapılabiliyor olması keşif uçaklarının önemini azaltmıştır.

Peki Neden Hala Keşif Uçakları Kullanılıyor?

* Uzaydan görüntü almak için uydunun hedef üzerine gelmesi uzun zaman alıyor. Bazen hava şartları etkili oluyor.

* İnsansız hava araçlarının menzilleri, hızları hâlâ yetersiz. Yerden atılan füzelere karşı korumasız.

* Tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen keşif uçaklarının esnekliği, istenilen yere alçaktan veya çok yüksekten gidebilmeleri büyük avantaj.

* Artık askeri uçaklar platform olarak kullanılıyor. Gövdeler eskise de modernizasyon yapılıp yeni nesil teknolojilerle güncelleniyor. Dijital sistemler, çekilen fotoğraf veya görüntüyü uydu üzerinden hemen yere iletiyor.

Türk Hava Kuvvetleri’nin emektar keşif uçağı: RF-4E

Türk Hava Kuvvetleri’nde, uzun yıllardır keşif görevlerinde RF-4E Phantom uçakları kullanılıyor. F-4E’lerden geliştirilen uçağın burnunda makineli top yerine özel kameralar var.

RF-4E’ler, Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterine 1980’de girdi. Şu an Boeing portföyündeki McDonnell-Douglas şirketinin imalatı uçaklardan sekizi ABD’den satın alındı. İlk kullanıcı Eskişehir’deki 113’üncü Filo oldu. 1992-1994 arasında Alman Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarttığı 46 uçak daha askeri yardım kapsamında envantere girdi. Bunlardan 32’sinde yapısal yenileme yapıldı. Kalan uçaklar yedek parça olarak ayrıldı. Gelen Alman uçaklarıyla birlikte Malatya/Erhaç’taki 173’üncü Filoda RF-4E uçakları kullanmaya başladı.

Teknolojik ömürlerini doldurmaya başlayan uçaklar, yeni nesil sistemlere sahip olması için Aselsan tarafından modernize edilmeye başlandı. 2004 yılı Ekim ayında ASELSAN ve 1. HİBM arasında imzalanan anlaşma ile RF-4E Yapısal ve Aviyonik Modernizasyon Projesi kısa adıyla “Işık Projesi” başlatıldı. Bunun için ABD’den alınan 7, Almanya’dan gelen 11 uçak seçildi.

Işık Projesi Haziran 2010’da tamamlandı ve RF-4ETM olarak adlandırılan uçaklar 113 ve 173 Filolarda hizmete geri döndüler. Işık Projesi ile RF-4E’lere takılan AN/ALQ-178(V)3 RWR sistemi, düşman hava savunma sistemlerinin radar sinyallerini tespit edip sınıflandıran, pilotu ikaz eden ve uçağın özsavunma sistemlerini denetleyen bir karşı tedbir birimi. Türkiye, bu sistemlerin tehdit kütüphanesini kendi imkânları ile güncelleyebiliyor, içeriğini kontrol edebiliyor.

Işık Projesi’nin ikinci ayağı olarak Türkiye, RF-4ETM’lerin yeni nesil, çok yüksek çözünürlüklü ve uzun menzilli aynı zamanda gerçek zamanlı istihbarat sağlayabilecek sistemler donatılması için de bir proje başlattı. Bu kapsamda daha önce 2000 yılında başlatılmış ve İsrailli ElOp firmasına verilen ancak Şubat 2006’da iptal edilen LOROP-IR programı yerine, TARP (Turkish Aerial Reconnaissance Program; Türk Havadan Keşif Programı) başlatıldı.

2012-13 yılları arasında biri Suriye tarafından vurulan, biri Konya ve diğeri de Sivas yakınlarında düşen RF-4E’lerin ardından uçakların yeni sipariş verilen ve F-16’lar tarafından kullanılacak keşif podlarının teslimatı ile birlikte envanterden çıkartılacak.

U2 Uçak Olayı

Dünya, U-2 olayını, 3 Mayıs 1960’ta Khrushchev’in Sovyet hava alanında bir Amerikan casus uçağının 1 Mayıs tarihinde düşürüldüğünü açıklamasıyla öğrendi. ABD bu uçağın casus uçağı olmadığını, açık hava sağanaklarını inceleyen meteorolojik bir uçak olduğunu açıkladı. Ancak uçağın pilotu sağ olarak SSCB tarafından ele geçirilmişti. Bu durumun açıklanması üzerine ABD uçağın Sovyetler Birliği hakkında bilgi toplayan bir casus uçak olduğunu kabullenmek zorunda kaldı. Khrushchev, 5 Mayıs 1960’ta verdiği ikinci demeçte, tam doruk toplantısının yapılacağı sırada, Sovyetler Birliği’ne karşı girişilen bu düşmanca hareketin, doruk toplantısını baltalamak amacını güttüğünü söylemiş ve hükümetin Amerikan uçaklarına üslerinde faaliyet izni veren devletlere de uyarıda bulunacağını belirtmiştir. Ayrıca, herhangi bir saldırıya karşı, Sovyetlerin güdümlü füzelerle karşılık vereceğini ve bu saldırıda kullanılan üslerin de yerle bir edilebileceğini hatırlatmıştır. Açıktır ki, bu sözler Türkiye’ye doğrudan bir tehdit niteliğini taşıyordu.

Kaynakça

http://www.kokpit.aero/havakuvvetleri-kesif-ucagi-rf-4e

Cenk Özgen, İlk ve Son Sözü Onlar Söyler: Keşif Uçakları, MSI Aylık Savunma Teknolojileri Dergisi, Aralık 2009, Sayı:50, ss.64-70

http://www.turkcebilgi.com/u-2_u%C3%A7a%C4%9F%C4%B1_olay%C4%B1