Arkeoloji DÜŞÜNCE

Kadim Ortadoğu’da Büyü ve Cincilik

tumblr_nou6ktmjlj1uv1ycgo1_1280

Antik Ortadoğu uygarlıkları bir yandan göğü incelemişler, yıldızları, gezegenleri ve göksel olayları kayıt altına almışlar; öte yandan insanı, canlılığı ve yaradılışı düşünmüşler ve her ikisi arasında bir ilişki kurmuşlardır. Kurulan bu ilişkiler onları “kehanet ve büyü” gibi kavramları geliştirmeye itmiştir. Ancak kehanetten farklı olarak büyü; hastalık ve kötülükten korunma amacı içerdiğinden yeraltı dünyası ile de ilişkili görülmüştür.

Mezopotamya’da günümüze ulaşan en eski büyü metinleri, yaklaşık 4.400 yıl önce yazılmış Sümerce metinlerdir. Sümerlerin “EN” Akatların ise “ŞİPTUM” dedikleri büyü, hem kadınlar hem erkekler tarafından yapılabiliyordu. Pek çok eski uygarlıkta olduğu gibi kadim Ortadoğu’da da büyü genel olarak “ak ve kara” büyü şeklinde iki başlıkta düşünülmüştü. Kötülük amacıyla yapılan kara büyü, sıklıkla başvurulan bir şey olmasına rağmen Hammurabi gibi krallar tarafından kanunlar ile sınırlandırılmıştı.

Ak büyünün belli başlı uygulama alanları ise şunlardı: Cinlerden korunmak, onları kovmak ya da onların üstesinden gelmek, günahların etkisini yok etmek, öngörülen  kötü olaylara karşı tedbir almak, cinsel gücü arttırmak, sevilen birinin sempatisini sağlamlaştırmak ve ağlayan çocukları susturmak.

Kötü ruhlara ve hastalıklara karşı korunmak amacıyla yapılan büyüler bir dizi büyü metninin arka arkaya okunduğu dinsel bir ayini içeriyordu. Ayrıca büyücü burada bir otacı görevi üstlenmişti; çeşitli otlar, tütsüler ve merhemler gibi şifa verici malzemeler büyü metinlerine eşlik ediyordu.

4 Bin yıl önce Anadolu’nun ticaret merkezi olan Kayseri Kültepe‘de yapılan kazılarından, kötü cinlere karşı korunmak amacıyla yazılmış tabletler ele geçmiştir. Bu tabletlerden ilginç bir örneği burada seslendirdik. Cécile Michel tarafından yayınlanan söz konusu tablet, muska biçiminde yapılmış olup ayrıca üzerinde ip ile asmak için bir çıkıntısı bulunmaktadır.

Mümkün olduğunca seslendirmeye çalıştığımız metnin Türkçe çevirisi ise şöyledir:

“O hiddetlidir! O korkunçtur! O tanrıçadır! O ışıl ışıl parlaktır! O bir dişi kurttur! O Anum’un kızıdır! O sazlıkların içinde yaşar ve içi onun sığınağıdır.  Çevik genç adamı yakalar; yeni doğmuş çocuğu hasta eder.  Kuyruğuyla küçük çocuklara sertçe vurur. Yaşlılara cenin suyu (amniyotik sıvı*) içirir.  (Bu) büyü benim değil; büyünün beyi Ninkilil’in büyüsüdür!  Ninkarrak onu attı ve onu ben aldım.”

*(Amniyotik Sıvısı: Gebelik sırasında, anne karnındaki bebeğin korunmasını ve beslenmesini sağlayan sıvı)