DÜŞÜNCE Tarih

Milli Mücadele Dönemi Türk-Sovyet Rusya İlişkileri

Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarında İtilaf Devletleri arasında yer alan Rusya, 1917 Bolşevik İhtilali’yle bu ülkelerden kopmuştur. 3 Mart 1918’de ise Brest-Litvosk antlaşmasıyla savaştan çekilmiştir. Bu durumun sebebi Batı ile Bolşevikler arasında mevcut olan ideolojik zıtlıktır. Bolşevikler artık Batı ülkelerini emperyalist olarak görüyor, kendini ise antiemperyalist olarak addediyordu.

Bu sayede 1919 yılında Milli Mücadele başlarken Türkiye ile Sovyet Rusya arasında bir yakınlık doğmuş oldu. 1922’ye kadar rejim karşıtlarıyla savaşacak olan Bolşevikler ve Doğu cephesi kapanan Türkiye bu durumdan memnundu. Sovyetler kendi içlerinde çatışırken, Türkiye’de Batı Anadolu’da Yunanlılarla savaşırken bu karşılıklı menfaat ve mesafeli dostluk her iki taraf için de uygun gözüküyordu.

Milli Mücadele içerisindeki bazı kişilerin Batı’ya ve Batılılaşmaya olan tepkisi neticesinde Sovyet İhtilalini örnek alanlar oldu. Sovyetler ise Batı’ya karşı müttefik elde etmek istiyordu ve Türkiye’de dahil olmak üzere tüm İslam ve Asya ülkelerinde sosyalist ihtilaller gerçekleştirmek istiyordu.



Atatürk, Batı’ya karşı Sovyetlerle işbirliği yapmayı mantıklı görmekle beraber sosyalizmin Türkiye’de yeri olmadığına inanıyordu. Ne kadar Batı işgaline karşı olsa da Batılılaşmayı gerekli görüyordu.

Atatürk fikri olarak Bolşeviklere karşı olsa da 18 Ekim 1920’de TBMM’de resmi bir Komünist Partisi’nin kurulmasını sağlamıştır. Çünkü Atatürk Türkiye’deki komünizm dalgasını kontrol altında tutmak istiyordu. Zaten Temmuz 1922’de Yunanlıları yendikten sonra komünist faaliyetler yasaklanmıştır.

Anlaşılacağı üzere Türk-Sovyet ilişkileri karşılıklı güvensizliğe ve aynı zamanda Batı’ya karşı mücadelede stratejik beraberliğe dayanıyordu.

Türk-Sovyet ilişkilerinin gelişmesi Atatürk’ün Eylül 1919’da Halil Paşa’yı gizlice Rusya’ya göndermesiyle başlamıştır. Rusya’da buna Kafkas Orduları Başkomutanı Eliava’yı Anadolu’ya göndererek karşılık vermiştir. Rusya Milli Mücadeleyi tanımış ve emperyalist güçlere karşı Türkiye’ye yardım yapılacağını bildirmiştir.

26 Nisan 1920’de Atatürk, Lenin’e mektup yolladı. Bu mektupta Türk-Sovyet ilişkilerinin normal seyrinde kurulmasını ve emperyalistlere karşı askeri ve siyasi ittifak yapılması gerektiğini dile getirdi. Sovyet Dışişleri Komiseri Çiçerin, Lenin’nin talimatı üzerine bu mektuba cevap olarak Türk mücadelesine yakınlık hissettiklerini dile getirdi. Ardından Halil Paşa Moskova’dan yüz bin lira değerindeki altınla geri döndü. Eylül 1920’de Moskova’dan silah ve cephane yardımı da başladı. Milli Mücadele boyunca Rusya, Anadolu’ya on bir milyon altın ruble ve yüz bin lira değerinde külçe altın para yardımı ve azımsanamayacak silah ve cephane yardımı yaptı.

42bfbea03cce865b2f6f3be1a87895b7_xl

Yardımların Anadolu’ya kolay ulaşması için Kafkaslar ’da koridor açılması gerekliydi. Bu sebeple Türkiye nüfuzunu kullanarak Rusya’ya sorun çıkaran Azerbaycan meselesini halletmiştir. Ancak Ruslar Ermenistan konusunda aynı karşılığı vermemiştir. Hatta görüşmeler esnasında Bitlis, Muş ve Van’ın Ermenistan’a verilmesini talep etmiştir. Bunun üzerine Türkiye, Ermenistan üzerine askeri harekat yapmış ve başarılı olmuştur. 2 Aralık 1920’de Ermenistan ile Türkiye arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu gelişme üzerine Bolşevikler Ermenistan’da iktidarı ele geçirdi.

Ankara Hükümeti Ocak 1921’de Yunanlılara karşı I. İnönü zaferini kazanınca Sovyetlerin tutumunda değişme olmuştur. Sovyet büyükelçisi Mdivani, toprak taleplerinin sadece bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu söylemiştir. Ardından 16 Mart 1920’de Türk-Sovyet Dostluk Antlaşması imzalandı.

Türk-Sovyet Dostluk Antlaşması ittifak olmamakla beraber Türkiye açısından siyasi prestijdir. Çünkü Misak-ı Milli büyük bir devlet tarafından tanınmıştır. Bu sayede Türkiye’nin doğu sınırı tehlikeden kurtulmuş ve doğudaki kuvvetler batıya kaydırılmıştır.

Bu tarihten sonra Türk-Sovyet ilişkileri yoğunluğunu kaybetmiştir. Anadolu’nun yönünü Batı’ya çevirmesi Sovyetler tarafından hoş karşılanmamış ve gerilimlere neden olmuştur. Türkiye’nin Batı ile ilişkileri gerginleşince de Sovyetlerle olan ilişkiler kısmen düzelmiştir. Ancak Türkiye’nin yönü Batı’ya dönük olduğundan Sovyetlerle olan ilişkiler zayıf olmaya mahkum olacaktır.