Endüstri

Endüstri Kaç Sıfır

Endüstri 5.0

Endüstri 4.0 konusunu teknoloji takipçileri yakından bilecektir. Tabii yalnızca bu değil; Endüstri 1.0, Endüstri 2.0, Endüstri 3.0, Endüstri 4.0 ve Japonlar tarafından öne sürülen Endüstri 5.0 var. Bilmeyenler için bunu üretim teknolojilerinin seviyesi olarak adlandırabiliriz fakat bundan fazlası var. Bu yazıda Endüstri 4.0 ve 5.0’a göz atıp, ülkemizin endüstri kaç sıfırda olduğunu irdeleyeceğiz.

Öncelikle Endüstri seviyelerini sırasıyla kısaca anlatalım

Endüstri 1.0;

İlk buharlı makineler

17. yüzyılın ortalarında ilk sanayi devrimi ile birlikte su ve buhar gücü önem kazandı ve buharlı makinelerin buluşu yüksek güç sağladı. Üretim yapmayı kolaylaştıran ilk sanayi devrimi insan gücüne olan ihtiyacı azalttı. Yaşanan atılımlar ilk araba motorlarına ve buharlı gemilerin boy göstermesine olanak sağladı. Buna Endüstri 1.0 diyebiliyoruz.

Endüstri 2.0;

Endüstri 1.0 ile geliştirilen makineler üretimde gücü arttırmış olmasına rağmen daha hızlı üretim yapabilmeyi hedefleyen Henry Ford otomobil üretiminde bir devrim hazırlıyordu. Bir üretim prosesi geliştirerek, bant üzerinde seri üretimi başlattı. Böylelikle üretimde hızlanma dönemine girildi, tüketim arttı. Bu girişimde elektrik motorlarının ve alternatif akımın da katkısı büyüktür. Endüstri 2.0 bu şekilde başlamıştır.

Endüstri 3.0

Otomasyon bandı

1970’ler ile birlikte üretimde bilgisayarlı üretim çağına girildi. Batılılar bilgisayarı üretim bantları ile tümleştirip seri üretimde elektronik devrimi başlatmış oldular. Artık insan gücüne olan ihtiyaç daha da azalmış ve üretim hızı üstel büyüyerek artmaya başlamıştı. Bilgisayar işlemcilerinin gelişmesi CNC ve PLC gibi otomasyona yönelik üretim araçlarını beraberinde getirdi. Yazılım, bilgisayar ve makinelerden oluşan tümleşik çalışma mantığı tüketim çılgınlığının da ilk adımlarını atmıştı. Endüstri 3.0 kısaca otomasyonun başlangıcıdır.

Endüstri 4.0

Endüstri 4.0

Milenyum’a girişin hemen ardından 2010 yılında Almanya endüstride yeni bir çağın başladığını duyurdu. Endüstri 3.0 ile başlayan hızlı üretim silsilesi ihtiyaç fazlası üretime yol açıyordu. Bu zararın önüne geçmek isteyen üreticiler rekabetin de getirdiği etkiyle Alman ekolüne sarıldı. Bilgisayar ve internet teknolojisi artık gelişmişti ve bilgiye ulaşmak çok kolaydı. Böylece tüketiciden dönen veriler ışığında üretimler yapılmaya başlandı. Tüketiciden gelen bilgilerin ışığında üretimin işe yaraması nesnelerin internetini doğurdu. Satın aldığımız her teknolojik ürün hakkımızda veri topluyor ve alışverişlerimize yön vermeye başlıyordu. Talebe göre arz mantığı Endüstri 4.0 ile birlikte gelişti. Rakip görünen firmalar dostluk içinde kitlelerine pazarlama yapmaya başladılar. Bugün yaptığımız neredeyse her alışverişin yönlendirmesi Endüstri 4.0’a dayanmaktadır. Almanya 2025’e kadar Endüstri 4.0 sistemini tam anlamıyla gerçekleştiriceğini söylüyor ve en büyük dayanağı olan yapay zeka üzerinde çalışıyor.

Endüstri 5.0

insandan makineye

Yapay zekanın gelişimi ve Endüstri 4.0 ile gelen tüketiciden veri toplama mantığı yeni bir ufuk açtı. Henüz Endüstri 4.0 tamamlanmamış olmasına rağmen Japonlar Endüstri 5.0 için konuşmaya başladı. Bu adım yapay zeka ile insanın iletişimini arttırmak üzerine kurulu. Giyilebilir teknolojiler başta olmak üzere insan ile yapay zeka arasındaki tüm iletişim buluta aktarılacak, oradan da verileri analiz edilerek daha akıllı üretim ve tüketim sağlanacak. İnsan ile makine ve makine ile makine iletişimi tümleşik çalışacak, üretimde hata en aza indirgenip, tüketicinin ve üreticinin arasındaki iletişim engeli kendiliğinden ortadan kalkacak. Siz daha yatağınızdan kalkmadan sucuğunuzu pişirmeye başlayan ocağınız dolaptaki meyve suyunu kontrol edecek ve eğer yoksa siparişinizi siz uyurken verecek. Siz uyandığınızda kapınıza gelen meyve suyunu sofraya koymakla yükümlü olacaksınız. Otomobil kullanmayacak, kaza yapmayı dert etmeyeceksiniz. Endüstri 5.0’ın yenilikleri her şeyi sizin yerinize halledecek.

Otomasyon, yapay zeka, insan ve bilgi üzerine kurulu olan Endüstri 5.0 sıradışı faydalar ve olağanüstü tehlikeler doğuruyor. Fakat bu konuyu başka bir zaman işleyeceğim. Bugünkü asıl meselemiz, Türkiye bu aşamaların tam olarak neresinde ve bu atılımlar yapılırken Türkiye neler yapıyor?

Türkiye sanayi devrimlerini kaçırdığı için bir çok konuda olduğu gibi bu noktada da oldukça geride. İthal ederek gelişen sanayisi bugün büyük ölçüde Endüstri 3.0 seviyesini yakalamış gibi görünse bile  hala jeopolitik durumuna da bağlı olarak Endüstri 2.0 seviyesinden ileriye gidememiş sanayileri de mevcuttur. Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında bir yerde olan ülkemiz henüz Endüstri 4.0 yani nesnelerin internetine geçiş için herhangi bir varlık gösterememiştir. Bunları başarabilmek için öz üretimlere ihtiyaç vardır. Yerli ve milli sanayi söylemleri memleket adına umut verici bir tablo oluştursa da henüz elle tutulur hiç bir sonuç yoktur. Yerli yazılımlar, yerli işletim sistemleri, yerli işlemciler veya ithal edilmiş bile olsa yerli olarak geliştirilmiş teknolojik ürünler yapamadığımız sürece Endüstri 3.0’ı tamamlayıp, Endüstri 4.0’a geçmek imkansız görünmektedir.

Eğer bu devrimleri yapamazsak (ki bu devrimler bilim ve arge ile olur) kusursuz bir tüketim toplumuna dönüşeceğiz. Son 10 yılda zaten tüketim toplumuna olan dönüşümümüzü görmemek imkansız. İvedilikle Endüstri 4.0 için  adımlar atılmalıdır. Öte yandan eğitim sistemimiz de buna uygun olarak şekillendirilmeli, bilek gücü ile değil zeka gücü ile üretim yapabilecek nesiller yetiştirmeliyiz. Endüstriyel otomasyon, endüstri mühendisliği ve yapay zeka konularına olan ilginin ülkemizde gençler arasında popüler olması umut verici bir durum. Umuyorum ki çok yakın gelecekte devrimsel bir takım adımlar atılacaktır.

Eğer 1970’lerde başlayan bilgisayar çağı bize 90’ların sonunda olduğu gibi FİFA ve Counter Strike ile geldiği gibi Endüstri 5.0’ı karşılarsak işimiz çok zor demektir.

Reklamlar