Endüstri

Türkiye’de Genç İşsizliği ve İstihdamı

Genç işsizlik, Dünyadaki bütün ülkelerin hemen hemen ortak bir sorunu haline gelmiş bir durumdadır. Türkiye’de 15-24 yaş arasındaki gençler arasında yaşanan en önemli sorunlardan biridir. Genç işsizlik; Ülkelerin istihdamsız ilerleme ve büyüme, bu yaş dönemlerinde emek piyasasına adım atışları, eğitim hayatından çalışma hayatına geçişte yaşanan sıkıntılar, işgücü arz ve talebinin birbirinin karşılayamaması, gençler işverenlerin beklediği deneyim ve tecrubeden uzak olmaları gibi sebeplerden ileri gelmektedir.

İSTİHDAM

            Geniş anlamıyla istihdam kavramını açıklarsak, bir ekonomide üretim faktörlerinin gelir elde etmek amacıyla mal ve hizmet üretimi aşamasına dahil edilmesidir. Dar anlamıyla istihdam ise bir ekonomide emek geliri elde etme isteği ve yeteneğinde olan kişilerin sürekli olarak çalışması veya çalıştırılmasıdır (Tunca, 2001, s.4). Ekonomi biliminde istihdam teorisi ile bağlantılı olan genel kavramlar çoğunlukla dar anlamlarıyla ele alınarak işgücü faktörünün çalıştırılabilme sorunu olarak kullanılmaktadır (Türkal, 1993, s.382).

            Piyasanın, piyasada satılmak üzere üretilen ticari mal ve hizmetlerin gelişmesiyle eş zamanlı olarak emeğin mübadeleye konu olması, istihdam kavramının temelinde yatar.

İŞSİZLİK

            Ülke nüfusunda çalışabilir yaştaki, yetersiz ve özürlü olanlarla, geçerli ücret haddi ve çalışma saatlerinde çalışmak istemeyenlerin toplamı çıkarıldığında kalan 15-65 yaş arasındaki toplam nüfus, işgücünü oluşturur (Tunca, 2001, s.4).

            İşsizlik, ülke ekonomisinde çalışmak isteyen  ve çalışması açısından herhangi bir sıkıntısı ve engeli olmayan işgücünün iş bulamaması ve halihazırda çalışanların işlerinin kaybetmeleri biçiminde tanımlanabilir. Bir ülkede, işgücü seviyesi ile istihdam seviyesi arasında, istihdam seviyesi aleyhine meydana gelen fark işsizliktir (Korkmaz, Mahiroğulları, 2007, s.15). Bir ülkede işbaşı yapmak için bekleyen kişileri işsiz nüfusu içinde değerlendirebiliriz.

            İşsizlik sadece ekonomik bir sorun değil aynı zamanda toplumsal bir sorundur ve üretim kaybı, toplumsal dışlanma, nitelik kaybı, entelektüel yeteneklerin zedelenmesi, psikolojik etkiler, ortalama ömrün kısalması, isteklilik kaybı ve mesleki çıkmaz, toplumsal ilişkilerde kopuş, aile yaşamında çözülme, toplumsal değerlerde ve sorumluluk duygusunda gerileme gibi sorunlara neden olmaktadır (Gürsel, Ulusoy, 2002, s.14).

            Arthur Okun tarafından ileri sürülen ve işsizlik üretimi arasında ilişkiyi konu alan ve Okun yasası olarak bilinen teze göre, işsizlik oranındaki her %1’lik artış Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)’nın yaklaşık olarak %2,5 oranında düşmesine yol açmaktadır (Gündoğan, Biçerli, 2003, s.201).

            Bir ekonomide işsizlik oranının hesaplanabilmesi için işsiz sayısı toplam işgücüne oranlanmalıdır (Korkmaz, Mahiroğulları, 2007, s.18):

İşgünüce katılma oranı= [(Çalışanlar+İşsizler)/ Aktif nüfus] x 100

İşsizler= (Toplam işgücü – İstihdam edilenler)

İşsizlik Oranı= (İşsizler/İşgücü)x100 işsizlik türlerine bakacak olursak açık işsizlik, gizli işsizlik ve sürekli durgun işsizlik şeklinde özetleyebiliriz.

            Açık işsizlik, emek piyasasın da çalışma isteğinde ve arzusunda olduğu halde geçerli ücret düzeyinde iş arayıp bulamayanların toplamı ve istatistiklere yansıyan rakamları ifade eder. Eksik istihdam altında kişiler ve gizli işsizler, açık işsizlik kategorisinin dışında kalırlar. Yapısal, konjonktürel, tekonolojik, geçici ve mevsimsel işsizlik, açık işsizlik kategorisine dahildir.

            Gizli işsizlik çalışıyor gözüken işgücü, üretimden çekildiği halde üretimde bir daralma yaşanmıyorsa gizli işsilik söz konusudur (Korkmaz, Mahiroğulları, 2007, s.39). Gizli işsizlik ekonominin en önemli sorunlarından bir tanesidir. Çalışan sayılarında artış olmasına rağmen üretimden ve verimlilikte herhangi bir artışın gerçekleşmemesi durumu gizli işsizlikle açıklanmaktadır. Çoğunlukla azgelişmiş ülkelerde rastlanan bir durumdur. Ekonomik kaynakların boş yere kullanılması olarak yorumlanabilir. Türkiye’de gizli işsizliğin en fazla olduğu kurumlar devlet kurumlarıdır. 2 milyon bireyin istihdam edildiği kamu sektörü, denetim eksikliği, ihtiyaç analizinin yapılmaması, performan ve kariyer yönetimlerinin olmaması, motivasyon eksiklikleri meydana gelen sıkıntılar, rol tanımlarının belirsizliği, bireyin işini kaybetme konusunda herhangi bir tereddüdünün olmaması, 657 sayılı devlet memurları kanundaki aksaklıklar kamu sektöründe gizli işsizlik oranını arttırmaktadır. Özel sektör ise genelde kar anlayışına dayandığında kamu sektörüne kıyasla gizli işsizlik oranı daha az seviyelerdedir. Türkiye’deki özelleştirme uygulamalarının en önemli sebeplerinden bir tanesi de budur (Yüksel, 2014, s.249).

 

TÜRKİYE’DE GENÇ İŞSİZLİK VE NEDENLERİ

            Çalışma istek ve gücünde olup makul ve uygun bir iş bulamayan 15-24 yaş arasında bulunan kişi genç işsizdir. Genç işsizlik 15-24 yaş aralığına giren nüfus içerisinde yaşanan işsizliktir ( Murat, 1995, s.181).

            Son yıllarda ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve benzeri kurumların yayımladığı raporlara bakıldığında işsizliğin küresel boyutta bir tehdit olduğunu dile getirilmektedir. Tehdidin ilk muhataplarının işgücü piyasasına ilk giriş sürecindeki gençler ve kadınlar olduğu belirtilmekte, gençlerin işsiz kalma olasılıklarının, yetişkinlere göre üç kat daha fazla olduğu tahmin edilmektedir (Çolak, 2007, s.40). Günümüzde tüm ülkelerde gençlerin işsizlik oranı ülkenin toplam işsizlik oranından daha yüksektir ve ortalama olarak gençlerin işsiz oranı yetişkinlerin işsizlik oranının  iki katı kadardır.

            Çağımızda teknolojinin hızla gelişmesi ve hangi alanda olursa olsun firmalar, teknolojinin gereklerini kendi faaliyet alanlarında yerine getirmeye çalışmaktadır. Böylece giderek karmaşıklaşan iş süreçlerinde işgücü, istihdamda kalıcı olabilmek için çok fazla nitelik ve bilgi edinmek zorunda kalmaktadır. Çağımızda artık emek, bilgi işgücüne dönüşmüştür. Emek kalitesi kavramı, statik değil, dinamik bir kavramdır ve işgücünün yüksek niteliklere sahip olmasını belirleyen birincil etken eğitim ve ardından iş deneyimidir (Çolak, 2007, s.40). Teorilere göre gelişmiş ülkelerde teknoloji geliştikçe, çalışanların işsiz kalacağı ve istihdamın daralacağı söz konusudur. İşçilerin yerini makinaların alacağı korkusu, psikolojik anlamda çalışanlarda iştatminsizliği ve işten atılacağım endişesi oluşturuyor. Son yapılan araştırmalarda özellikle Japonya’da teknoloji işleri arttıkça işsizlik azalıyor ve teknolojinin gelişmesi istihdamı arttırıyor.

Genç İşsizliği Yüksek Olmasının Nedenleri Talep Yanı Arz Yanı
Uygun İşler Gençlere yönelik işlerin sınrılı olması Düşük düzeyli birçok iş
Ücret Asgari ücret ve diğer emek piyasası katılıkları düşük düzeyli işlerin sayısı azaltır Gençlerin gerçekçi olmayan ücret beklentileri
Mobilite Kısa dönemli işler, yüksek işsizliğin sonucudur Genç işçiler istikrarsız ve yüksek mobiliteye sahiptir
Davranışlar Gençler geleceği olan iş isterler ancak işverenlerin ayrımcılığı gençlere olan talebi azaltır Cari ücret düzeyinde gençler boş zamanı tercih ederler ve iş ahlakından yoksun olabilirler
Nitelikler Nitelikler işle kazanılır Gençlerde eğitim ve nitelik eksikliği vardır.
Genç Nüfusun Artması İş piyasası gençler için birçok yeni iş üretir, yazları olduğu gibi Genç işsizlik, kısmen genç nüfustaki yüksek artıştan kaynaklanır

Tablo 1. Genç İşsizliğin Yüksek Olma Sebepleri

            Tabloda Türkiye’deki genç işsizlik, emek talebi ve emek arzı açısından sınıflandırılmış ve her iki cephede yaşanan sorunlar özetlenmiştir. Emek talebi açısından bakıldığında gençlere yönelik işlerin sınırlı olduğu, asgari ücretin ve emek piyasasına katılıklarının genç işgücüne olan talebi azalttıığı belirtilmiştir. Çoğunlukla emek piyasasında gençler için geçici, mevsimlik işler yaratılmaktadır.

            Freeman genç işgücüyle ilgili olarak, görece kolay edinebileceği düşük düzeyli bir çok iş olduğu ancak gençlerin gerçekçi olmayan ücret beklentilerinin olması ve cari ücretleri düşük buldukları için çalışmayı boş zamanla ikame etmeyi tercih etmelerinden bahsetmiştir. Gençlerin çoğu kez mali sorumluluklarının yetişkinlere göre düşük olması nedeniyle de mobilitelerinin yüksek olması, kolayca işi bırakabilmeler, eğitim düzeylerinin çalışma hayatı için yetersiz olması, gerekli nitelikleri edinememiş olmaları üzerinde durmuş ve genç işsizliği kısmen nüfus artışıyla da ilişkili olduğunu belirtmiştir.

            Ekonomik durgunluk dönemlerinde, gençlerin istikrarlı dönemlerde olduğunda daha alt kademelerde ve daha düşük ücretli işleri kabul ettikleri görülmekte, bu durum eksik istihdamın artmasına, güvencesiz, düşük ücretli işlerin artmasına neden olmaktadır. İmalat sektöründe nitelikli işgücü isteyen işlerin azalmasına karşılık profesyonel uzmanlara olan talebin ve bu alandaki rekabetin artması, hizmet endüstrisinde niteliksiz işgücüne olan talebin artmaktadır. Özellikle OECD ülkelerinde gençlerin yoğun olarak çalıştığı otel, restoran, toptan ve perakende satış sektöründe bir düşüş yaşandığı takdirde, genç işsizliğin de yükseldiği gözlenmektedir (Yavaş, 2010, s.36). Asgari ücretlerin ve istihdam maliyetlerinin yüksek olması, genç işsizliğin yükselmesindede önemli sebep olarak gösterilmektedir.

            Türkiye’de genç iş gücünün büyüklüğü, istihdam olanaklarının sınırlı olması ve eğitimli işgücüne olan talep, ekonomik dalgalanmalar ve kriz dönemlerinde düşüş göstermektedir. Günlük toplumsal, siyasi, ekonomik vs. olaylar ülkemizin yarınını tam kestirememesi ve yabancı yatırımcıların ülkeye yatırım yapmaması veya belli bölgelere yatırım yapması ülkede istihdam sıkıntı yaratmakta ve bunlardan en çok etkilenen genç işgücü ve kadınlar rol oynamaktadır. Ülkemizde dolar hareketlerinin düzensiz oluşu istihdam ve işsizliği olumsuz manada etkilemektedir. Ülkemizdeki ara malların bir çoğunun ithalata bağımlı olması ve Dünya da yaşanan siyasi olaylar dolar hareketlerinin yönünü Türkiye’den çevirmekte ve faizin yüksek olduğu ülkelere doğru yönelmektedir. Merkez bankası ise bu durumda ister istemez iktisat teorilerince faizi arttırmaya ve doların yükselmesini engellemeye çalışmakta. Çünkü faizler arttığında Türkiye ekonomisinin büyümesi yavaşlayabileceği, buna bağlı olarak istihdamın azalabileceği ve işsizliğin artabileceği öngörülüyor. Merkez bankasının faiz oranlarını arttırması nedeniyle ülkeye belli bir miktar yabancı sermayenin gelmesiyle, döviz arzı fazlası meydana gelecektir. Buda teorik olarak Türk lirasının değer kazanmasına neden olacaktır. Dolayısıyla Türkiye’de üretilen mallar TL’nin değerlenmesiyle göreceli olarak pahalılaşır ve bu yönüyle Türkiye’nin ihracatı azalır. Dışarıya mal ihracının azalması ilgili firmalarda istihdam daralmasıyla yani işten çıkarmalara yol açabilir ( Ghose, Majid ve Ernst, 2010, s.130).

            Türkiye’de önemli bir kırılma noktası 1980’lerde yaşanmıştır, bu tarihten itibaren kamu yatırımlarının azalması, kır nüfusunun mutlak olarak azalmaya başlaması, göç olgusunun hızlanması, hızlı ve çarpık şehirleşme, ekonomide ağırlık kazanmaya başlayan hizmet sektörü, uygulanan neo-liberal politikalar ve dışa açılma, dünya ekonomisiyle hızlı bir entegrasyon süreci ülkede büyük dönüşümlerin yaşanmasına neden olmuştur. Göç, şehirlerde ucuz işgücü ihtiyacını karşılamış ve devamında kayıt dışı istihdam hızla sürmüştür. Sadece açık işsizlik değil, eksik istihdam olgusu da emek piyasasında karmaşık ve yapısal bir sorun haline gelmiştir (Korkmaz, Mahiroğulları, 2007, s.41).

            Türkiye’de işsizliğin farklı türleri, aynı anda var olmaktadır. Türkiye’de tarım kesiminin ve tarımsal istihdamın toplam istihdam içindeki payının büyüklüğü, tarımda çalışanların önemli bir kısmının küçük bir tarım işletmesinde, son derece düşük bir gelirle, verimlilikle çalışması ve tarımsal üretimin hala mevsimsel koşullara bağlı olması sebebiyle özellikle kış aylarında mevsimsel işsizlik söz konusu olmaktadır. Emek piyasasının işleyişindeki aksaklıklar ve kurumsallaşma eksikliği, geçici işsizliğin artmasına yol açarken ekonomik istikrarın sık sık bozulduğu ülkede konjoktürel işsizlik de yaşanmaktadır. Nitekim her krizde işsiz sayısı artmakta ve belirli bir dönemde kriz öncesi haline dönememektedir. Türkiye’de işsizliğin bir diğer belirgin özelliği de yapısal olmasıdır. Bunda sermaye ve donanım yetersizliği, ekonomik yapının özellikleri, tarım kesiminin büyüklüğü, emek arz ve talebinin eşleşememesi ve istihdam politikalarının yetersizliği faktörler etkili olmaktadır (Gündoğan, Biçerli, 2003, s.211).

TÜRKİYE’DE İSTİHDAM POLİTİKALARI

            Türkiye’de istihdam politikaları iki şekilde karşımıza çıkar bunlar; Aktif istihdam politikaları ve Pasif istihdam politikaları şeklindedir.

            Pasif istihdam politikaları işsizleri ekonomik olarak desteklemeyi amaçlar. İşsizleri ekonomik olabilecek şekilde destekleyerek işsizliğin neden olabileceği bireysel ve toplumsal zararı azaltmaktır. Bunlar; İşsizlik sigortası, ücret garanti fonu, kısa çalışma ödeneği, kıdem tazminatı, erken emeklilik, işsizlik yardımları (Sosyal yardımlar) şeklindedir (Biçerli, Özgüler, 2015, s.130).

            Aktif istihdam politikaları iş bulma zorluklarını giderme, yeni istihdam alanları açma ve emek piyasasını kolaylaştırma ilkeleri üzerine kuruludur. Bunlar; Ücret ve istihdam sübvansiyonları, yaşam boyu eğitim, kendi işini kuranlara yardım programı, mesleki eğitim programları, doğrudan kamu istihdamı, kamunun eşleştirme ve danışmanlık hizmetleri şeklindedir (Biçerli, 2009, s.499).

            İşsizliğin nedenleri ülkeden ülkeye, kültürden kültüre, bölgeden bölgeye farklılık göstersede bazı kabul gören nedenler;

  • Nüfus artışı ile istihdamın negatif yönlü ilişkisi,
  • Teşvik kredilerinin bölgelere göre plansız bir şekilde yapılması,
  • Asgari ücretin oldukça düşük olması,
  • Uzun çalışma saatleri ve uzun emeklilik sürelerinin yaygınlığı,
  • Yeni gelişmelerin toplum tarafından yeterli düzeyde takip edilememesi ve toplumun değişim ve gelişmelere adaptasyon konusunda yaşadığı zorluk,
  • Ekonomik dalgalanmalar ve krizler,
  • Tüketim toplumu anlayışı,
  • Özelleştirme uygulamasının yaygınlığı ve taşeronlaşma,
  • İş kazaları ve meslek hastalıklarının yaygınlığı,
  • Bölgeler arasında baş gösteren kaçak işgücü göçü dalgaları,
  • Bireylerin iş beğenmemesi ve kişinin kafasındaki rezervasyon ücreti,
  • Çalışma ortamlarının güvensiz oluşu,
  • Yerel ve küresel sermayenin tam ve etkin kullanılamaması (Yüksel, 2014, s.515).

            Sonuç olarak ülkemizde gençler için işsizlik ve istihdam politikaları istenilen düzeyde değildir. Sadece Avrupa birliği uyum süreci çercevesindeki işsizlik ve istihdam politikaları değil, Türkiye’nin kendisi için bölgesel bir istihdam politikası üretmesi ve büyüme odaklı sürdürülebilir işsizlik ve istihdam politikaları olmalıdır. İstihdamı sadece bir bölgeye uyarlamak ülkenin kalkınması için sadece kısa vadeli bir çözümdür. Türkiye gibi genç nüfusun yoğun olduğu bir ülkede ekonomik, sosyal güvenlik, mali gibi alanlarda reform niteliğinde adımlar atıp işsizlik ve istihdam politikaları geliştirilmelidir.

YAZAR: Uğur AYDIN 

KAYNAKÇA

Zafer Tunca, Makro İktisat, Üçüncü Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2001.

Aydın Türkal, İktisada Giriş, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakultesi Yayınları No:9 Diyarbakır, 1993.

Naci Gündoğan, Mustafa Kemal Biçerli, Çalışma Ekonomisi, Anadolu Üniversitesi Yayınları No:1461, Eskişehir, 2003.

Adem Korkmaz, Adnan Mahiroğulları, İşsizlikle Mücadelede Emek Piyasası Politikaları: Türkiye ve AB Örnekleri, Ekin Yayınevi, Ankara, 2007.

Seyfettin Gürsel, Veysel Ulusoy, Türkiye’de İşgücü Piyasası ve İşsizlik, TÜSİAD Yayın No:2002/12-354, İstanbul, 2002.

Sedat Murat, Sosyo Ekonomik Boyutlarıyla Genel Olarak ve Türkiye’de Gençlerin İşsizliği (Yayınlanmış Doktora Tezi), İstanbul Üniversitesi SBE, İstanbul, 1991.

Ömer Faruk Çolak, Avrupa İstihdam Stratejisi ve Genç İşsizlik, Genç İşsizliği Sempozyumu, TİSK Akademi, Cilt.2, Özel  Sayı.1, Ankara, 2007.

Hilal Kuvvetli Yavaş, Türkiye’de Genç İşsizliği ve İstihdam Politikalarının Genç İşsizliğe Etkileri, Marmara Üniversitesi SBE, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2010.

Sedat Murat, Dünden Bugüne İstanbul’un İşgücü ve İstihdam Yapısı, İstanbul Ticaret Odası Yayın No.2007-73, İstanbul, 2007.

Hasan Yüksel, Güncel Gelişmeler Işığında Sosyal Politika, Ekin Basın Yayın Dağıtım, Bursa, 2014.

Mustafa Kemal Biçerli, Çalışma Ekonomisi, Beta Basın Yayın Dağıtım, İstanbul, 2009.

Kemal Biçerli, Verda Canbey Özgüler, İstihdam ve İşsizlik, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir, 2015.

Ajit K. Ghose, Noman Majid, Christoph Ernst, Küresel İstihdam Sorunu, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Efil yayınları, Ankara, 2010.

 

Reklamlar