Dil Tarih TEKNOLOJİ

Uluslararası Dinleme ve Şifreleme Savaşları 2

Başlangıç; 28 Haziran 1919’da imzalanan, içerdiği ağır koşullar dolayısıyla Nazi Partisi’nin gelişini körükleyen Versay Anlaşması olarak biliniyordu. Almanya’nın, Reichswehr (İmparatorluk Ordusu) sistemine geçişi ülke halkı tarafından büyük bir “utanç” kaynağı olarak görülmüştü. Hemen akabinde (1920) yaşanan ekonomik sıkıntılar, hem Adolf Hitler’in gelişine hem de II. Dünya Savaşı’nın başlamasına önayak olmuştu.

En az üç kol (Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri) üzerinden yürütülmesi gereken normal bir sistem, Reichswehr’de iki kol (Kara ve Deniz Kuvvetleri) üzerinden yürütülüyordu. Bu kollar da anlaşma gereği oldukça sıkı sınırlar içerisine yerleştirilmişti. Hava Kuvvetleri yoktu; Deniz Kuvvetleri sınırlı sayıda deniz aracına, Kara Kuvvetleri sadece ülke sınırlarının güvenliğini sağlayabilecek kadar askere (tank üretimi ve kullanımı yasaktı) sahipti. Bu sistem geçişine sebebiyet veren, Almanya’nın I. Dünya Savaşı’nda yenilmesiydi. Bununla doğru orantılı olarak ödemesi gereken, mevcut ödeme gücünün çok üstünde bir savaş tazminatı da vardı.

Adolf Hitler geldikten sonra (1933) Reichswehr sisteminin zincirlerini iki yıl içerisinde (1935) kıracaktı. 115 bin kişilik Reichwehr’in yerine Wehrmacht (Savunma Gücü) adında 20 milyon kişilik bir silahlı kuvvetler inşa edilmişti. Bu sayı, anlaşmanın esir aldığı eski kuvvet yapısının yaklaşık 18 katıydı. Eski Reichsheer’in (Kara Kuvvetleri) adı “Heer”, Reichsmarine’in (Deniz Kuvvetleri) adı “Kriegsmarine” olarak değiştirilmiş ve ekstra olarak da “Luftwaffe” adında bir Hava Kuvvetleri birimi kurulmuştu.

Savaşın öncesinde de çeşitli servislere, çeşitli varyasyonlarda sunulan Enigma’nın merkezi, Wehrmacht Enigma olarak bilinen, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından gizli mesajların şifrelenmesi ve tekrar çözülmesi amacı ile kullanılan bir elektromekanik (elektronik + mekanik) aygıttı. Dönme kabiliyetine sahipti ve taşınabilme imkanı vardı.

“Talimatların” eş güdümlü olarak harfi harfine uygulanması durumunda hazırlanan bir şifrenin kırılma imkanı çok düşüktü. Ama gelin görün ki Enigma’ların kontrolünü elinde tutan Alman sorumlular, taraflarına ulaşan talimatlara uymayacak ve çoğu şifre hepyek kırılacaktı.

Özünde çok da minnet duyulabilecek bir adam olmayan, bilgisayar biliminin kurucusu olarak tanımlanan Alan Turing’in de Nazi Almanyası’nın Enigma makinesinin çökertme sürecine direkt olarak etkisi olmuştu. Polonya merkezli, gizli bir şifreleme ofisinin geliştirdiği kriptanaliz (şifrelenmiş metinlerin çözümü) çalışmaları üzerine somut eklemeler yapmıştı.

Turing, hemen aynı dönemde kritanaliz üzerine çalışmalar yapan matematikçi Gordon Welchman’ın eklemeleri ile birlikte Enigma’yı daha da hızlı kırmaya yardımcı olacak bir elektromekanik makine tasarlamıştı. Bu makinenin adı Kriptolog Marian Rejewski’in 1938’de Bomba Kriptologiczna (Kriptolojik Bomba) olarak bilinen Enigma kırıcısının adından türetilen “Bombe”ydi. İlk defa Mart 1940’da kullanılan bu makine, Bomba’nın geliştirilmiş hali olarak bilinmekteydi. Bir dönem, hiç durmadan korumalı mesaj trafiğine saldırmada kullanılmıştı.

Boş durmayan Turing, Deniz Kuvvetleri’nin kullandığı, daha karmaşık bir yapıya sahip olan Enigma’yı çökertmek üzere “Banburismus” tekniğini de keşfetmişti. Bu teknikle birlikte Bombe’lerin işlem süresi büyük ölçüde kısalmış ve işlevselliği büyük ölçüde artmıştı.

Savaşın sonunda (2 Eylül 1945) yaklaşık iki yüzün üstünde Enigma Bombe’si vardı.