DÜŞÜNCE TOPLUM

Liberterlik

Liberterler serbest piyasayı savunur fakat eşitlik için yeniden dağıtımı sağlamak amacıyla vergilendirme yapılmasına karşı çıkarlar. Serbest piyasa doğuştan adildir. Kapitalizmin üretkenliğinin ve toplumsal zenginliği arttırmanın en faydalı yolu olduğu görüşündedirler. Ayrıca bazıları, kapitalizmi tiranlığa izin vermeyeceği için savunur. Çünkü hükümetlerin ekonomik işlemleri çok fazla denetlemesi hayatımızı da denetlemesine yol açar. Liberterlere göre hükümetin verimliliği arttırmak için bile olsa piyasaya karışma hakkı yoktur.

Nozick’in Yetkilenme Kuramı

Robert Nozick

Bu kurama göre herkesin şu anda sahip olduğu mallarda hakkı vardır ve adil bir dağılım serbest değiş tokuşla ortaya çıkacak bir dağılımdır. Bu dağılım sonrası hükümetin herhangi bir sebeple birinin isteğine aykırı biçimde vergilendirmesi adil olmayacaktır. Tek meşru vergilendirme ise değiş tokuş serbestliğini korumak için oluşturulacak güvenlik ve adalet sistemine yönelik olandır. Nozick’in yetkilenme kuramının üç temel ilkesi şunlardır:

  • Aktarım ilkesi: Sahip olunan her şeyi serbest olarak aktarmak.

  • Kazanımın başlangıçta adil olması ilkesi: İnsanların birinci ilkeye göre aktarabilecekleri şeylere başta nasıl adilce sahip olabilecekleri düzenler.

  • Adaletsizliğin düzeltilmesi ilkesi: Adaletsiz biçimde edinilen ya da aktarılan şeylerin nasıl ele alınacağını belirler.

Nozick’e göre dağılım tercihlere duyarlıdır fakat Rawls ve Dworkin’de olduğu gibi yeteneklere duyarsız değildir. Yani liberal siyasi ve sosyal eşitlikçiler doğuştan engelli bir kişinin dezavantajlı durumu için vergilendirmeyi savunur fakat Nozick’e göre bu adaletsizliktir. Çünkü insanların sahip oldukları şeylerde hak sahibi olduğunu söyler. Yani kişi zorla veya herhangi bir yolsuzluk yoluyla sahip olmadığı bir şey üzerinde hak sahibidir ve bunu istediği şekilde kullanma hakkına sahiptir.

Sezgici Tez: Wilt Chamberlain Örneği

Wilt Chamberlain

Nozick’in aktarım ilkesine göre bir şey meşru yolla elde edilmişse kişi onun üzerinde mutlak hak sahibidir ve bu durum eşitsizlik ortaya çıkarsa bile onu istediği gibi kullanabilir. Yeteneklere duyarlı olduğu için kişi eğer yeteneklerinden dolayı bir şeyi kazanmışsa onun hakkıdır. Örnek olarak, D1 adını verdiği bir kaynak dağılımı kabul ediliyor ve bunda herkesin eşit payı olduğu varsayılıyor. Wilt Chamberlain adlı basketbol oyuncusunu bütün takımların istediğini ve bir takımla imzaladığı sözleşmede takımın sahasında her oynadığı maçta satılan biletten 25 sent alacağı maddesi olduğunu söyler. İnsanlar Chamberlain’i izlemek için maçlara giderler ve verdikleri bilet parasındaki onun payını hak ettiğini düşünüyorlar. Bir sezon boyunca 1 milyon kişinin maçlara gittiği ve Chamberlain’in 250.000 dolar kazandığı varsayılır. Ortaya yeni bir dağılım çıkar ve bu dağılıma D2 adını verir. Bu yeni dağılım diğer insanlarla Chamberlain arasında eşitsizlik yaratmıştır fakat Nozick’e göre bu eşitsizlik değildir. Çünkü insanlar bu parayı isteyerek vermişler ve serbest bir değiş tokuş gerçekleşmiştir. Bu yüzden ortaya çıkan bu yeni dağılım adildir. Nozick bu dağılımın sezgilerimize daha uygun olduğunu söyler. Bu örneğe getirilen eleştiri ise koşulların eşitsizliğini adil bir biçimde ele alma sezgimizi göz ardı ettiği şeklindedir.

Kendi Üzerimizde Hak Sahibi Olma

Nozick’in kuramının temeli bireylerin hakları olduğu ve bunun hiç kimse tarafından herhangi bir şekilde çiğnenmemesi gerektiğidir. Çünkü haklar insanların birbirinden ayrı varlıklar olduğunu garanti altına alır. Nozick’e göre en önemli hak kişinin kendi üzerinde sahip olduğu haktır. Rawls ve Dworkin tarafından öne sürülen dezavantajlıların diğerleri ile eşit duruma getirilmesi önerisine karşı çıkar. Çünkü bu durum kişinin kendi kendine sahip olma düşüncesine aykırıdır. Eğer başkaları kişinin yeteneği üzerinde meşru hak isteğinde bulunabiliyorsa, bu yeteneklere sahip olduğu söylenmez.

Kişi kendi gücüne sahipse bu güçlerini kullanarak elde ettiği şeylere de sahiptir. Fakat bu bir yönüyle yanlıştır. Örnek olarak kişi bir araziye sahipse gücünü kullanarak bu araziyi geliştirebilir fakat bu araziyi o kişi yaratmamıştır. O yüzden arazi üzerindeki hakkı sadece kendi gücünden kaynaklanmaz. Bu mal üzerindeki hakkı aktarım ilkesine uygun olarak başkasından ona geçmiş bir olmasından kaynaklanır.

Burada başlangıçtaki edinim sorunu ortaya çıkar. Eğer başlangıçtaki edinim zorla olmuşsa bu edinim gayrimeşrudur ve hükümetin bu duruma el koyup yeniden dağıtım yapması normaldir. Eğer başlangıçta zorla edinilmiş şeyler meşru ise şu anda ona sahip olanın elinden zorla alınması da meşrudur. Nozick’in buna cevabı zora başvurularak edinilen şeyler gayrimeşru olduğu şeklindedir ve bu edinilen kaynakların bir seferlik olarak yeniden dağıtımla düzeltilmesini söyler. Peki, başlangıç edinimi nasıl olmalıdır? Bu sorunun cevabı ‘ortak topraklar trajedisinde’dir. Buna göre toprağın ortak kullanımında kişinin toprağı geliştirmek için çaba harcamasını teşvik edecek bir şey yoktur. Çünkü kişi toprak için çalışıp çaba harcadığı zaman başkası gelip onun emeğini alıp gidebilir. Bu yüzden kişinin toprağa yönelik bir yatırım yapması onu diğerlerinden uzak tutması yoluyla gerçekleşir. Bu durum düşünüldüğünde toprağı kendi mülküne geçirmek önceki duruma göre her türlü faydalıdır. Çünkü önceki duruma göre toprak atıl durumda kalacak ve hiç kimse faydalanamayacaktı. Başlangıç ediniminin meşruluğunu sınamak için başkalarının durumunu kötüleştirip kötüleştirmediğine bakılması gerektiğini söylerler. Nozick koyduğu koşula göre dünyanın büyük bölümünün hemen özel mülkiyete girdiğini söyler. Başlangıçtaki mülk edinme aktarım ilkesini de kapsadığı için kısa sürede etkin bir piyasa ortaya çıkar.

Liberterler kendi kendine sahip olma hakkına saygılı olmanın karşılıklı yarar getirdiğini söylerler. İnsanlar doğal bir ahlaki statüden yoksundurlar ve kişinin yetenek ve sahip oldukları üzerinde sınırsız bir sözleşme hakkına sahip olması ve bu yeteneğini ve sahip olduklarını başkalarına karşı koruma gücüne bağlıdır. Liberterler bu güce herkesin sahip olduğunu ve insanların doğal olarak eşit olduğunu savunurlar.

Tolga Havva

Reklamlar