Yaşam

En Önemli Mal “Gıda”dır!

food_security

9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, 2006’da kendisiyle yaptığımız söyleşide, Türkiye’deki gıda üretimi ile ilgili sorumuzu cevaplarken, konuya, o bilindik üslubuyla şöyle giriş yapmıştı:

“En önemli mal, gıdadır. Havayı koklayıp alıyorsunuz; su dereden akıyor, pınardan çıkıyor alıyorsunuz; gıdayı üretmeniz lazım… Eğer bir ülkenin toprakları ekilmiyorsa ve gıda ana maddelerini çıkarmıyorsa o ülke zaman zaman büyük sıkıntılar içine girebilir. Dünyanın binbir türlü hâli vardır. Nitekim dünya konjonktürü karışır, savaş olur, şu olur, bu olur, hudutlar kapanır; o zaman kendi yiyeceğini çıkaramayan ülke açtır. Açlık ve sefalet denilen olay budur.”

Evet, en önemli mal, gıdadır.

Gıda, ticari bir mal olmanın çok ötesinde bir öneme sahiptir. Gerektiğinde insan hürriyetinden bile vazgeçebilir fakat gıdadan asla vazgeçemez.

Gıda, yaşamın temel taşıdır.

Bu sebeple de “Gıda Hakkı”, en temel “İnsan Hakkı”dır.

Bu öyle, sloganlarla geçiştirilebilecek bir hak da değildir. BM Genel Kurulunun 1948’de kabul ettiği “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ile teminat altına alınmış ve Türkiye gibi Beyanname’yi kabul eden -hatta etmeyen- ülkeleri, hem ayrı ayrı hem de toplu olarak bağlayan bir haktır.

Beyanname’nin 25. maddesinde deniliyor ki:

“Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için gıda, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dâhil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.”

Beyanname’nin muhatabı, hem devletler (hükümetler) hem de kişiler. Beyanname ile esas olarak devletlere “bu hakları koruma (sağlama) görevi” yüklenirken, bizlerden de “haklarımızı talep ve takip etmemiz” isteniyor.  

Devletler için “Gıda Hakkı”nı koruma görevi, kuru kuruya bir “temin etme ve bulundurma” görevi değil. Diğer bir söyleyişle hiçbir hükümet, halkına, “Marketler, pazarlar gıda dolu; gidin alın!” diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Öncelikle iki temel şartın yerine gelmesini sağlamaları gerekir: Güvenilirlik ve ulaşılabilirlik.

Gıdanın “güvenilir” olması, kısaca “sağlıklı” olması demek. İnsan sağlığını tehlikeye sokacak şekilde bozulmuş olması, kimyasal kirliliğe maruz bırakılması, katkı maddeleri içermesi ve doğal yapısının değiştirilmesi asla kabul edilemez. Aynı zamanda gıda, “besin değerini kaybetmemiş” de olmalıdır.

Gıdanın “ulaşılabilir” olması ise “ihtiyaç olduğunda bulunabilir” ve fiyatının “herkesin satın alabileceği düzeyde” olması anlamına gelir. Ulaşılabilirlik şartı, her gıda için geçerli değil elbette, söz konusu ettiklerimiz “temel gıda maddeleri”.

Bunlarla da bitmiyor: İnsanlığa yakışır ve kültürel olarak kabul edilebilir olması, ayrımcılığa yol açmaması, şeffaf  olması da “Gıda Hakkı” kavramının içinde yer alıyor.

Ali Osman Mola

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...