Endüstri Yaşam

Güvenli Gıda İçin “Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi”ne Geçiş Yine Ertelendi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB), Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi (ÜDTS)’nin uygulanma tarihinin -yine- ertelendiğini duyurdu. 31 Aralık 2013’ten beri bu 7. erteleme. Kolay kırılamayacak bir rekor gibi görünse de yeni rekor için fazla bekleyeceğimizi sanmıyorum. Yeni ilan edilen uygulama tarihi 31 Aralık 2017, büyük ihtimalle 8. erteleme tarihi olacak. “Büyük ihtimalle…” diyorum çünkü Bakanlığın bu defa “Vazgeçtik biz bu işten.” deme ihtimali de var. Gıda sanayicilerinin talepleri de baştan beri bu doğrultuda.

Ertelenmesi veya kaldırılması beni şaşırtmayacak. Her ilan edilen yeni tarihten hemen sonra söylediğim veya yazdığım gibi: Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi’ni bu defa da (31 Aralık’ta da) başlatamayacaklar.

Diğer yandan iş inada binsin de istemiyorum. “Başlasın.” der başlatırlar. Kastım böylesi bir başlangıç değil. Sistemin, başlatılsa bile düzgün çalışacak altyapıya sahip olmadığının anlaşıldığını söylüyorum. Altyapısı tamamlanmadan başlatılırsa da faydadan çok zarar getirir.

Hûkümet, Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi ile neyi amaçlamıştı?

“Sahte, taklit ve tağşiş edilmiş ürünlerin üretimini, satışını engelleyerek halkın güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamayı.”

Amacın altına imza atmayacak tüketici olduğunu sanmıyorum ama uygulanmadığı müddetçe süslü laflardan öte bir anlamı yok.

Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi hangi ürünlere uygulanacaktı?

“Takviye edici gıdalar, bal, enerji içecekleri, siyah çay, bitkisel sıvı yağlar, bebek mamaları, formülleri, ek gıdalar.

Bakanlığın, sistemi kurmakta niçin bu kadar zorlandığını ise hiç anlayamıyorum.

Anlayamadığım diğer konu, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF)’nun, sistemin uygulanabilir hale getirilmesine katkı vermeyi teklif etmek yerine, niçin kaldırılması konusunda ısrarcı olduğu. “Yardım edelim.” dediler de Bakanlık tekliflerini dikkate almadıysa onu da bilelim.

TGDF’nin tavrı ile ilgili böyle bir değerlendirme yapmamın sebebi, ÜDTS’nin ertelenmesi üzerine yaptıkları açıklama. Açıklamada şöyle denilmiş:

“Yıllar önce duyurulan sistemin hazırlık aşamasında gıda sektörü paydaşlarının görüşleri alınmadı. Sistemin uygulanmasında ortaya çıkacak sorunları birebir yaşayacak sektör temsilcileri olarak, ziyaretimizde konuyu sayın Bakan’a detaylarıyla arz ettik. Sayın Bakan, sistem konusunda sektörün görüşlerinin de alınması talimatını vermişti. Bakanlığımızın bu yaklaşımla, ÜDTS uygulamasını ertelemesini olumlu buluyoruz. Sektör olarak beklentimiz, tağşiş, izlenebilirlik ve ürün güvenliğine katkı sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilen, ancak gerçekte amaca hizmet etmeyecek sistemin, uygulamaya girmeden kaldırılmasıdır.”

2013 ve öncesinden başlayarak sırayla gidelim:

Bakanlık, ÜDTS’nin hazırlıkları sırasında TGDF’nin görüşlerini almamış. Yeni Bakan Fakıbaba hariç, önceki bakanlar TGDF’nin görüşlerini önemsememişler.

Peki, TGDF’nin görüşü ne?

“Tağşiş, izlenebilirlik ve ürün güvenliğine katkı sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilen ancak gerçekte amaca hizmet etmeyecek sistemin, uygulamaya girmeden kaldırılmasıdır.”

Bu bir görüş değil ki…

Görüş şöyle olur:

ÜDTS, şu şu sebeplerle belirtilen amaca hizmet etmez. Şuralarında noksan, şuralarında fazlalık vardır. Şöyle yapılırsa amaca hizmet eder. Amaca hizmet etmesi için önce şu şu sorunların halledilmesi gerekir vs.

Daha önce, yukarıda belirttiğim tarzda bir açıklama yaptılar mı bilmiyorum. Yaptılarsa bile, ertelenmesini veya kaldırılmasını istedikleri her seferde gerekçelerini tekrar tekrar belirtmeliler. Aksi halde, halkın güvenli gıdaya erişmesine engel oldukları şeklinde bir görüntü vermeye ve “niçin” sorusunun muhatabı olmaya devam edecekler.

Özellikle bu konu açıldığında yaptığım iki uyarıyı tekrarlayarak bitiriyorum. Muhatabı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri:

Çalışmalarınızı tamamlamadan yeni uygulama tarihi vermeyin. Sürekli tarih verip ertelemeniz, vatandaşın, genelde devlete, özelde Bakanlığınıza güvenini zedeliyor. Sonra dönüp “Vatandaş bize niye güvenmiyor!” diye sitem ediyorsunuz.

Diğer yandan, diyelim ki sahte, taklit ve tağşiş edilmiş ürün üreten bir firma yakalandı; ne yapılacak? Ceza kesilecek. Bugüne kadar, denetimler sonucunda yakalananlara (içlerinde tağşişten 16 defa yakalananlar var) ceza kesildi de ne oldu? Üretimlerine ve tağşişe rahatlıkla devam ediyorlar. Belli ki iyi kazanıyorlar ve kesilen cezalar sonucunda kaybettikleri, dilenciye sadaka mertebesinde.

Cezaların arttırılacağına, bu konuda taviz verilmeyeceğine dair son açıklamanın üzerinden 16 ay geçti. Var mı bir gelişme? Yok.

Öyleyse asıl sorunumuz sahtekârı yakalayamamak da değil.

Sahtekârı yaptığına pişman edemiyoruz (veya etmiyoruz).

Gerisi lafügüzaf.