Tarih

27 Mayıs’a Uzanan Süreçte Vatan Cephesi

 Giriş

İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye iç ve dış dinamiklerin etkisi ile çok partili hayata geçti. Temmuz 1945’te sanayici Nuri Demirağ tarafından Milli Kalkınma Partisi kuruldu.[1] Ancak bu parti kamuoyundan ve hükümetten beklediği ilgiyi göremedi. 7 Ocak 1946 yılında ise CHP’den ayrılan Bayar, Köprülü, Menderes ve Koraltan, Demokrat Parti’yi kurdu.[2] DP ile CHP arasında siyasi ilişkiler daha çok partili hayatın ilk senesinde gerildi. 1946 seçimlerinde ‘açık oy gizli tasnif’ ilkesi yüzünden yaşanan sıkıntılar, Menderes ile dönemin Başbakanı Recep Peker arasında polemikler iki parti arasındaki gerilimi arttırdı.[3] Gerilimi düşürmek amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda tansiyon azaldı. Tansiyonun azalması üzerine DP bünyesinden ayrılan bir grup Fevzi Çakmak’ın onursal liderliğinde Millet Partisi’ni kurdu. [4]

14 Mayıs 1950 seçimlerinde DP birinci parti oldu. Ekseriyetçi temsil sistemi nedeniyle TBMM’de aldığı oy oranının çok üstünde sandalye kazandı.[5] DP ileri gelenleri yeni dönemde ‘devr-i sabık yaratmayacağız’ demesine rağmen, Başbakan olarak hükümeti kuran Adnan Menderes, hükümet programı ile ilgili konuşmasını yaparken geride kalan CHP döneminin eleştirisini yaptı.[6] DP iktidarının ilk döneminde de ilişkilerin sert devam etti. Kore Savaşı’na asker gönderilmesi ve  haksız iktisaplar kanunu görüşmeleri TBMM’deki sert tartışmalara sahne oldu.[7] İktidarın kısa zamanda basın ile ilişkilerini bozması da muhalefet tarafından bir eleştiri hususuydu. Bu gelişmelerin yanı sıra 1950-1954 arası dış yardımlar ve savaş sonrası dünya şartları ekonomik büyümeye katkı sağladı. Ekonomik göstergelerin olumlu seyretmesi sonucunda 1954 yılında yapılan seçimlerde DP yine birinci parti oldu ve oy oranını arttırdı.[8] Bu seçimde de ekseriyetçi temsil kullanıldığı için meclis sandalye dağılımında DP lehine önemli bir fark oluştu.

DP’nin ikinci dönemine başlarken yaz aylarında siyaset, gerilimden uzaklaşmış bir görüntü sergiledi. Ancak yasama yılının açılması ile beraber DP ilişkileri gerginleştiren adımlar attı. Osman Bölükbaşı’nın seçimleri kazandığı Kırşehir -oy vermiyor gerekçesi ile- ilçe yapıldı.[9] Basınla ilişkiler bozuldu, sansürü geliştiren yasalar çıktı. İlerlemiş yaşına rağmen Hüseyin Cahit Yalçın hapse girdi. Kıbrıs meselesi için toplanan Londra Konferansı devam ederken 6-7 Eylül Olayları yaşandı.[10]

Olayların sonunda TBMM’de toplanan DP grubu, hükümetin istifasını istedi. Menderes, siyasi literatüre ‘Sarol Formülü’ olarak geçen bir çıkışla şahsi itimat istedi ve yeni kabine kurdu.[11] Yeni kabine kurulurken bu defa İspat Hakkı meselesi belirdi. Gazetelerin bakanlar ile ilgili yazdıkları usulsüzlük ve istismar haberlerini mahkemede ispat edebilme hakkı tanınmadan cezalandırılmasına karşı çıkanlar DP’den ayrıldı. Bu isimler Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu başkanlığında Hürriyet Partisi’ni kurdu. [12]Hürriyet Partisi’ne DP’den ayrılarak katılan vekil sayısı 32’yi bulunca HP, ana muhalefet partisi konumuna geldi. [13]

DP bölünürken ülkedeki diğer dinamiklerle de sorunlar yaşamaya başladı. Basın yasası ile İnönü’nün damadı olan Akis Dergisi baş yazarı Metin Toker hapse girdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 1956-1957 eğitim yılı açılışında dekanlık açıklaması üzerine dekanın görevi değiştirildi. Durumu protesto eden Muammer Aksoy, Şerif Mardin, Turhan Feyzioğlu’nun aralarında bulunduğu bazı akademisyenler üniversiteden istifa etti. Feyzioğlu CHP’ye katıldı.[14] Basın yasasından sonra yeni toplantı ve yürüyüşler yasası çıktı. Bu yasaya göre protesto amaçlı her türlü toplantı ve yürüyüş suç görülüyordu. Bu yasaya muhalefetten CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek göz altına alındı ve mahkemede 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. [15]

Siyasetteki gerginliğin yanında ekonomik göstergeler de 1950-1954 yıllarına oranla kötüye döndü.[16]Kredilerin kesilmesi, döviz rezervinin azalması, enflasyonun artması, hükümetin tedbir almasına zorladı. Ancak seçimlerden önce tedbir kararı almak istemeyen Menderes, seçimleri öne aldırarak 1958’te yapılacak seçimleri 1957’ye aldırttı. DP’den ayrılan Köprülü basına verdiği demeçlerde Menderes’e yüklendi ve muhalefete birlik çağrısında bulundu. Muhalefette bulunan CHP, HP ve CMP liderleri bir araya geldi.[17] Seçimler öncesi İnönü, Karaosmanoğlu ve Bölükbaşı’nın birlikte görüntü vermesi üzerine DP seçim kanununu değiştirdi ve ittifak, ortak liste ile seçimlere katılımı önledi. Kırşehir’i tekrar vilayet yaparak önceki uygulamayı tadile gitti. Türkiye 1957 seçimlerine bu atmosferde girdi.

1.VATAN CEPHESİ ÖNCESİ VAZİYET

1.1 1957 Seçimleri

Türkiye seçim sathı mahalline girerken muhalefet, DP’yi iktidardan uzaklaştırmak için çalışmalarına başladı. CHP, 9 Eylül 1957 günü XIII. kurultayını topladı. Kurultaya HP Genel Başkanı Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu da katıldı. Hürriyet Andı ilan edildi. 1947’de DP’nin Hürriyet Misakı’na nazire olan bu ant ile Birleşmiş Muhalefet Cephesi [18]adı altında üç partinin birleşerek seçime girme çalışmalarının başlayacağını duyurdu. DP bunun üzerine 13 Eylül’de seçim yasasını değiştirdi ve blok olarak katılımı engelledi. Kanuna göre her parti tek başına seçime girmek zorunda idi.[19]

1957 seçim propagandaları çok sert geçti. İki liderin karşılıklı suçlamalarda bulunurken sarf ettikleri cümleler, liderlere bağlı olan tabanları da etkiliyor, iki cenah arasında tadil edilemez hasar bırakıyordu. Adnan Menderes Trabzon’da yaptığı konuşmasında, ‘İsmet Paşa hastadır, hastalığının adı da iktidar hastalığıdır’ dedi.[20] İnönü buna cevaben, ‘ Eğer DP’nin şansı varsa benim sağlığımda çekilmek lütfuna uğrar. Nitekim ileride onları savunacak tek adam ben olacağım!’ dedi. Menderes, İnönü’den ‘ak saçlı bir general, eski şef’ diyerek bahsederken, İnönü, ‘sizi ben bile kurtaramam’ mesajını verdi. [21]Köprülü, DP’nin kuruluş günlerinde yakın arkadaşı olan Menderes’in karşısına geçerek HP’yi destekledi ve Menderes’i ‘tek şef’ sistemine dönmeyi arzu eden bir Başbakan diye eleştirdi.

CHP ve DP arasında kavga devam ederken 1957 seçimlerinin propaganda döneminde CMP, liderinden yoksun seçimlere hazırlandı. TBMM’deki bir konuşmasında ‘Meclis’e hakaret’ gerekçesi ile Osman Bölükbaşı hapse girdi.[22] CMP’nin lideri olmasının yanı sıra etkili bir konuşmacı olan Osman Bölükbaşı’nın yokluğu CMP’yi oy olarak etkilemediği seçim akşamı görüldü. DP’nin seçim hazırlıklarındaki son sürprizi ise milletvekili listesinde oldu. Listede bir önceki vekillerden 140 ismin olmayışı dikkatleri çekti. Menderes böylelikle 1955 kışında DP grubunun onu istifaya zorlamasının rövanşını alır nitelikle bir adım attı. [23] Seçimlere dört gün kala ise üniversite öğrencileri Kızılay’da bir nümayiş yapmaya kalkınca polis müdahalesi ile karşılaştılar. Bir parti sloganı olmaksızın yapılmaya girişilen bu nümayiş, 27 Mayıs öncesi belirlenebilen ilk öğrenci hareketi oldu.[24]

27 Ekim 1957 Pazar günü yapılan seçimlerde seçmen sayısı ‘12.077.413” olarak belirlendi. Seçime katılım ”%76.43” oranında kaldı. Seçim sonuçları

Partiler                                                           Oy                               Oran                           M.Vekil[25]

DP                                                             4.303.190                               47.70                          424

CHP                                                          3.768.043                               40.82                          178

CMP                                                             663.295                                  7.19                            4

HP                                                                356.413                                  3.86                            4

Bağımsızlar ve Öteki Partiler                   39.867                                  0.43                            4

şeklinde oldu.

DP, 1950 ve 1954’te olduğu gibi birinci parti olarak seçimlerden çıktı ama ciddi bir oy kaybı yaşadı. DP, iki dönemin sonunda artık çoğunluğa sahip değildi. Eğer seçimlere blok halinde katılım olsa idi muhalefet bloğu DP den daha fazla oy alarak iktidara gelmesi mümkündü. DP’nin seçim sonucunu etkilemek için yaptığı bir uygulama ise daha sonra Yassıada Mahkemeleri’nde Radyo davasında ele alındı.[26] Uygulama şöyle idi. Yasa gereği saat 17.00’a kadar oy verme işlemi bitmeden sonuç açıklanamıyor iken radyo doğuda oy verme işlemi tamamlanmış nahiye ve ilçelerde seçim sonuçlarını açıklamaya başladı. Özellikle DP’nin önde bitirdiği sandıkların açıklanması, seçmeni bir baskı altına alma maksadı olabileceği iddiaları ile radyoya itiraz telefonları açıldı. Radyo sonuçları okumayı bıraktı.[27]

Seçimler HP açısından bir hayal kırıklığı olurken CMP’nin Osman Bölükbaşı’nın hapiste olmasına rağmen Kırşehir’i kazanması sürpriz olmadı. HP, Burdur’da seçimleri kazanarak dört sandalye elde etti. Seçim akşamı oy sayımlarına itirazlar sonucunda bir çok hadise yaşandı. Gaziantep ve Mersin’de yapılan sayım sonuçlarına itirazlar nümayişe dönüştü. Gaziantep’te aralarında gazeteci Ali İhsan Göğüş, Cemil Sait Barlas gibi isimlerin de olduğu beş kişi tutuklandı. Mersin’de DP binası önünde belirlenemeyen ateş sonucu bir vatandaş hayatını kaybetti. [28]

1.2 Irak İhtilalı’nın Yankıları

1957 Seçimleri sonucunda muhalefet TBMM’ye güçlenmiş olarak döndü. Güçlenerek meclise dönülmesine rağmen CHP’de ve Ulus gazetesinde iktidar beklentisi yüksek olduğu için sonuçlar buruk karşılandı. Muhalefet tatmin olmadığından hız kesmedi. DP karşısında Güç Birliği Hareketi söylemini olgunlaştırdı. Başbakan Menderes’in muhalefete yüklenmesine sebebiyet veren olay ise yurt dışında yaşandı.[29] 15 Temmuz 1958 günü Ankara’da Bağdat Paktı toplantısı yapılacak, Türkiye, Irak ve Ürdün bir araya gelecek idi. Irak’ın kralı ve Başbakanı beklenirken havalimanına ulaşan haber ile Ankara Bağdat Paktı’nda Irak olmadan yola devam etmek zorunda kaldı. Irak’ta gerçekleşen Baasçı bir darbe sonucunda kraliyet ailesi ve Başbakan ile hükümet erkanı öldürüldü.[30] Irak’ta rejim değişti. ABD ile görüşen Türkiye, Irak’taki yeni rejimi tanımayarak müdahale önerisinde bulundu. Özellikle bu öneri Ürdün tarafından desteklendi. Ürdün’deki kral ile Irak’ta devrilen kral, Birinci Dünya Savaşı’nda Hicaz İsyanı’nı başlatan Şerif Hüseyin’in ailesine mensup kişiler idi. Ancak ABD’nin yeni rejimi tanıması ile Türkiye bu kararı alamadı[31]. Bağdat Paktı güç kaybederken bu hadise iç politikadaki polemiklere yansıdı.

Irak’taki darbe haberleri ülke gündemini yoğun işgal etmeye başladı. Bununla beraber tüm gizliliğine rağmen bir süre önce darbe yapmak için kurulan cuntayı ihbar eden Samet Kuşçu olayı basına yansımaya başladı. Dokuz Subay olayı [32] ya da Kuşçu olayı olarak yansıyan bu hadise de daha sonra MBK’yi oluşturan bazı subayların cunta yapılanmasına giderek darbe hazırlığında bulundukları aktarılıyordu. Ancak yapılan soruşturmalar sonucunda böyle bir cuntaya rastlanılmadı ve ihbarcı Samet Kuşçu ‘iftira atmak ve yalan ifade vermek’ suçundan cezalandırıldı.[33] Celal Bayar bu hadisenin üstüne gitmek istese de Adnan Menderes hadisenin üstünü örttü[34]

Irak’taki darbenin konuşulduğu ortamda Menderes partisinin Balıkesir İl Kongresi’nde çıktı ve muhalefete yüklendi. Menderes konuşmasında, ‘ Irak’ı misal göstererek adeta bunları öldürecek bir serseri çıkmayacak mı demektedirler. Biz onların meşhum maksadını seziyoruz. Bir zamanlar Atatürk’e dahi suikastler tertip edilmiştir. Ama buna cüret edenlerin idam sehpalarında can verdiklerini hatırlasınlar’ dedi.[35]

İnönü bu konuşmaya aynı sertlikle yanıtlar verdi. İnönü, ‘ Biz 9 Eylül’de dünya kudretleri önünde durduğumuz zaman boynumuzda halifenin idam fermanını taşıyorduk. Siyasi hayatın hangi safhasında hangi tehdit bize oyuncaktan başka bir tesir yapabilir’ dedi.[36] İnönü’nün açıklamaları radyodan verilmemeye başlarken ayrıca CHP’nin yayın organı olan Ulus gazetesine de yasaklar gelmeye başladı. Siyasi iklimin artık kutuplaşmaya götürdüğü bir ortamda Menderes, Vatan Cephesi ile ilgili ilk konuşmasını yaptı.

12 Ekim tarihinde Manisa’da konuşan Menderes, burada muhalefetin güç birliği hareketini eleştirdi.  Konuşmasında, ”Muhalefetteki arkadaşlarımızın vatanperverliğine bugün bir defa daha huzurunuzda müracaat ederek rica ediyorum: Kin ve ihtirası desteklemekte devam etmesinler. Vatana hizmetin hangi istikamette olduğunu düşünerek muhalefetin kötü gidişine paydos desinler. Anarşiye ve nifaka paydos dedikten sonradır ki, hakiki demokrasinin ve hürriyetin güneşi bütün parlaklığı ile ortaya çıkacak, milletimizin terakki ve tealisine giden yolu daha da aydınlatacaktır” diyen Menderes, Vatan Cephesi Ocakları adı altında yeni bir oluşum için vatandaşlara çağrıda bulundu.[37]

Vatan Cephesi’ne ilk tepki  16 Ekim’de muhalif partilerin birleşmesi oldu. Osman Bölükbaşı’nın başkanlığını yaptığı CMP ile Türkiye Köylü Partisi de birleşerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi adını aldı.[38]HP, zaten CHP ile birleşmeyi tartışıyordu. Ancak İnönü ile HP’nin alt kadroları arasında ilişkiler kurulamadığı için teşebbüs tamamlanamıyordu. Vatan Cephesi’nin kurulması üzerine 21 Ekim’de görüşmelere başlandı ve 24 Kasım’da CHP’ye katıldı.[39]

HP’nin vekillerinin de CHP’ye geçmesi ile CHP’nin TBMM’deki vekil sayısı 182’ye ulaştı. İlerleyen yıllarda kurulan CHP hükümetlerinde bakanlık yapan Turan Güneş bu HPli vekiller arasında idi.

2.VATAN CEPHESİNİN KURULUŞU

Güç Birliği Hareketi’ne karşılık Başbakan Adnan Menderes seçmenlerinin dışındaki insanları da DP saflarına katılması için Vatan Cephesi Ocakları’nın kurulması talimatını vermesiyle partinin dinamizm kazanması ön görüyordu. [40] Ancak ekonomideki gidişatın kötüye gitmesi,  alınan devalüasyon kararı ve radyo tarafsızlığının sağlanamaması, V.C.’yi popülist bir oluşum olarak görülmesine yol açtı. [41] Milli Muhalefet Cephesi olarak ta anılan Güç Birliği Hareketi karşısında Vatan Cephesi, yeni katılımları topluma psikolojik baskı unsuru olarak kullanıldı.[42] Menderes ayrıca Vatan Cephesi ile yaklaşık  700.000 oy sağlamayı amaçlıyordu.[43]

Vatan Cephesi ile ilgili Bayar’ın görüşü ise bu ocakların açılmasında zorunluluk olduğu yönündedir. Bayar’ın ‘Bir Darbe’nin Anatomisi’ isimli eserinde konuyla ilgili olarak şöyle yazmaktadır; ‘İsmet Paşa Heybeli Adadaki evinde 10 gün süren müzakerelerden sonra varılan bir anlaşma ile ‘Güç Birliği’ edildiğini, daha önce söylemiştim.Bu üç muhalefet partisinin iktidara karşı birleşmesi elbette cevapsız kalamazdı ve Demokrat Parti’nin Genel Başkanı olarak Adnan Menderes, yaptığı bir konuşma ile halktan ‘Güç Birliği’ karşısında ‘Vatan Cephesi’ ocaklarını açmasını istedi. Menderes’in halk nezdinde ki siyasi kredisi ve prestiji ‘Vatan Cephesi’ kampanyasını başarıya ulaştırdı: ülke sathında özellikle aydın kişilerin itibar ettikleri ‘Vatan Cephesi Ocakları’ mantar gibi bitti. Güç Birliğini zaafa düşüren bu mukabele karşısında topyekun muhalefet ve onları destekleyen İstanbul gazeteleri, önce tezyif kampanyasına giriştiler, sonra da mukabil ocakların açılmasını teşvik etmeye çalıştılar. Güç Birliği ocakları kampanyası tam bir fiyasko ile sonuçlandı”. [44]

Menderes muhalefetin tepkisi sonucunda CHP ve HP’nin birleşmesini Ehli Salip hareketine (haçlı) benzetti.[45] Seçimlere henüz dört yıl varken muhalefetin bloklaşmasını yıpratma hareketi olarak nitelendirdi. Muhalefeti  kin ve husumet cephesi olarak nitelendirdi.[46]İnönü bu benzetmeye 30 Kasım’da CHP’nin Antalya İl Kongresi’nde cevap verdi. İnönü, güç birliği hareketi için çağrıda bulundu. [47]

2.1 Vatan Cephesi Ocaklarının Açılması ve Katılımlar

Vatan Cephesi tabiri her ne kadar Samet Ağaoğlu’nun Arkadaşım Menderes kitabında ifade ettiği gibi ilk defa Menderes’in aklına gelen bir isim olduğunu[48] iddia edilse de bu tabir daha önce matbuat dünyasında kaleme alındı. Hüseyin Cahit Yalçın 3 Aralık 1945 tarihinde Tanin’de kaleme aldığı, ‘Kalkın ey ehl-i vatan!’ başlıklı yazısında Sabiha Sertel’in Görüşler dergisindeki yazılarına yanıt vererek alt başlıkta ‘Bir Vatan Cephesine lüzum vardır’ ifadesini kullandı.[49] Hüseyin Cahit Yalçın’ın bahsettiği Vatan Cephesi ile Menderes’in kurduğu Vatan Cephesi arasında ise sadece isim benzerliği bulunmaktadır.         

Başbakanın açıklamasının ardından ilki İstanbul’da olmak üzere Vatan Cephesi Ocakları açılmaya başladı. O dönem parti teşkilatlarında İl ve İlçe teşkilatının yanında Bucak ve Ocak ta bulunuyordu.[50] Kısa süre içerisinde bir çok açılan Vatan Cephesi Ocakları’nın ortak özellikleri tabelalarında Demokrat Parti adı ve amblemini bulundurması idi. Bu tabelalar Vatan Cephesi’ni DP’nin yan kuruluşu olarak gösteriyordu. Üyelik için bütün kademelerdeki DP teşkilatlarına başvurmak yeterli idi. Bununla beraber DP Genel Merkezine telgraf ve mektup yolu ile de katılım yapılıyordu.[51] Özellikle bu telgrafların radyoda okunması muhalefette memnuniyetsizliği de beraberinde getirdi. Telgraf metinlerinin sunî olabileceği tartışıldı.[52]

Her akşam saat 19.00’da[53] haberlerden sonra Vatan Cephesi’ne katılanların isimlerinin listeler halinde okunmaya başlanması uygulaması 6 Nisan 1960 tarihine kadar sürdü.[54] Bu uygulamadan bıkanlar ‘Radyo Dinlemeyenler Derneği’ kuruldu.[55]Bu dernek daha sonra İstanbul Valisi tarafından kapatıldı. Radyoda okunan isimlerin toplum üzerinde tesir yapmadığı hatta tepki çektiği anlaşıldı.

Cephe ocaklarının açılmasından kısa bir süre sonra yurdun bir kaç noktasında Vatan Cephesi ile ilgili gazeteler çıkmaya başladı. İzmir’de Vatan Cephesi Sizindir gazetesi[56], Afyon’da Vatan Cephesi gazetesi gibi gazeteler yayınlarında Vatan Cephesi’ne katılımları ana sayfalarından duyurdular.[57]İzmir’de yayınını sürdüren gazete, köşe yazıları ile de ocaklara destek verdi. İstanbul’da çıkarılan DP Bülteni, haftalık haberler başlığı altında ocakların açılmasını ve katılımları aktardı.[58] Yayınların aktardığına göre ilk dört ay içerisinde katılımlar 500.000’i aşmış bulunuyordu[59]

Vatan Cephesi Ocakları için  isim yönünden bir standart bulunmayışı dikkat çekicidir. Özellikle incelenen belgeler, telgraflar ve gazeteler üzerinden tespit edilen farklı isimler bulunmaktadır.[60] DP Ocağı, Semt Ocağı, Adnan Menderes Ocağı[61] rastlanılan isimlerden bir kaçıdır. Kurulmaya başlanan 1958 yılı itibari ile 16 şubesi olan Vatan Cephesi Ocakları, 26 Mayıs 1960’ta 228 şubeye ulaştı.[62] Menderes DP teşkilatının ocakları kurması ve işlemesi için 1958 Ekim’inden müdahale ile DP’nin devrildiği tarihe kadar bir buçuk yıllık süre içinde dokuz tamim gönderdi.[63]

DP,  ilk aylardaki yoğun katılımın ardından üye sayısı artışının  düşmemesi için çalışmalara başladı. Devlet Bakanı Medeni Berk gayri resmi Vatan Cephesi’ne üyeliği sağlamakla vazifeliymiş görüntüsü  verdi.[64]  Devlet yasal zemin oluşturdu. Hükümet 31 Aralık 1958 tarihli bildiride, ‘İktisadi Devlet Teşekküllerinde çalışanlar partilere girebileceklerdir’ dedi. [65] Bu bildiriden sonra Sümerbank, Etibank ve şeker fabrikalarında çalışanların Vatan Cephesi’ne katılmaları için baskı yapıldı.

Sadece çalışanlara değil iş adamları da bu baskıya maruz kaldı.  Vehbi Koç, Adnan Menderes ile dostluğu bulunan bir iş adamı idi. CHP’nin de bir dönem parti meclisi azalığında bulunmuş üyesi idi. Medeni Berk, Vehbi Koç ile görüşerek onun DP’ye katılması gerektiğini aksi halde kredilerde sorunlar yaşayabileceğini ve yasal hususlarda müşkülatlarla karşılaşacağını söyledi. Vehbi Koç DP’ye üye olmadı ama maruz kaldığı baskı sonucunda bir telgraf ile CHP’den istifa etti.[66]

Bir başka baskı sonucu istifa da Türkiye Odalar Birliği’nden geldi. Türkiye Odalar Birliği Genel Sekreteri Cihad İren, kendisine yapılan DP’ye üye olması baskısına görevinden istifa ederek karşılık verdi[67]

Katılımın  sağlanmasının diğer yolu ise para teklifi oldu. İstanbul’da CHPli olan bazı isimlerin Vatan Cephesi’ne katılması için çek verilerek ‘transfer’ edilmeye çalışıldı.[68] Bazı köy ve nahiyelerde hizmet götürülmesi karşılığında Vatan Cephesi’ne üye olunması propagandası yapıldı.[69] Kredi ihtiyacı olan girişimcilerin, belediyeden işletme ruhsatı almak isteyenlerin, çeşitli vakalar ile polisle karşı karşıya gelenlerin Vatan Cephesi’ne üye olması ise yapının bir menfaat çarkı halini almasına yol açtı. [70] Devlet Tiyatrosu çalışanları, TCDD çalışanları ve sağlık bakanlığı personeli de üye olunmasına zorlananlar arasında idi.

 2.2 Vatan Cephesi’ne Tepkiler

Vatan Cephesi gerek DP içinde gerek muhalefette farklı tepkilere neden oldu. DP içinde de Vatan Cephesi’ne sıcak bakmayanlar bulunuyordu.[71] Üyelikler arasında işlerini halletmek, menfaat çarkı kurmak maksadı ile üye olanlar bulunuyordu. Bu üyeliklerle beraber DP’nin muhalefette olduğu dönem olan 1946-1950 arası üye olmayan 1950 sonrasında da DP saflarına katılmayan isimlerin şimdi DP’ye üye olmasına tepki gösterenler oldu. İstanbul İl Kongresi’nde Bahadır Dülger, Vatan Cephesi ocaklarına olan bu katılımları eleştirdi. Dünya gazetesi, 27 Nisan ve 23 Temmuz 1959 tarihli sayılarında V.C./DP  hizipleşmesini manşetten verdi.[72]

CHP, XIV. kurultayda ‘İlk Hedefler Beyannamesi’ni[73] ilan etti.[74]. Aralarında Fuat Köprülü gibi CHPli olmayan eski DPlilerin de bulunduğu isimlerle ‘Milli Muhalefet Cephesi Heyeti’ oluşturdu. [75]Bu heyet ile yurt gezilerine çıkıldı.

Vatan Cephesi’ne katıldığı yönünde duyurulan isimler arasında reşit olmayan çocuklarla vefat edenler olduğu iddiası muhalif basın tarafından çok vurgulandı. Oluşumu ti’ye alan karikatürler çizildi. Vatan Cephesi, DP’ye dinamizm getirmek yerine ayrılıkçılığı körükledi ve meseleler çözüme kavuşamayarak sonunda Tahkikat Komisyonu’nun kurulmasına uzandı.

3.YASSIADA MAHKEMELERİNDE VATAN CEPHESİ DAVASI

DP’nin son dönemi 27 Mayıs 1960’ta Milli Birlik Komitesi’nin idareyi ele alması ile son buldu.[76] MBK önce DP’lilerin yargılanmayıp üç ay içerisinde seçime gideceğini açıkladı. Daha sonra üniversiteden çağrılan profesörlerin itirazı üzerine yargılanmalarına karar verildi.[77] Yargılama için tutuklu bulunacakları Yassıada seçildi. Adada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bir tesis bulunuyordu. Tesisteki kapalı spor salonu mahkemeye çevrildi. Yargılamaları yapması için Yüksek Adalet Divanı kuruldu. Soruşturma için Yüksek Soruşturma Kurulu oluşturuldu. Yassıada’da alınan kararların temyiz edileceği bir mekanizma bulunmayacak, ölüm cezaları ise MBK onayına bağlı olacaktı. 6 Ekim 1960’ta MBK’in kararıyla Yargıtay  1. Ceza Dairesi başkanı Salim Başol, Yüksek Adalet Divanı başkanı oldu. Yüksek Soruşturma Kurulu üyesi Altay Ömer Egesel de Yüksek Adalet Divanı Başsavcılığına getirildi.

Suphi Örs başkanlığında oluşturulan 10. Soruşturma Kurulu, Vatan Cephesi’ni incelemeye başladı. İç İşleri Bakanlığı’na bir yazı yazılarak söz konusu yapının Cemiyetler Kanununa göre kurulmuş bir kurum olup olmadığı soruldu.[78] Elde edilen bütün evraklar soruşturma kurulunca tetkik edildi. DP Genel Merkezi’nden toplanan evraklar arasında Vatan Cephesi ile ilgili veri bulunmadı. Yapılan soruşturmalar sonucunda kurulan ocakların şifahen kurulduğu anlaşıldı. [79] Soruşturma kurulu çalışmalarını tamamladı. İddianame, ‘Vatan Cephesi’ni kurarak, bu örgütü bir sınıfın başka bir sınıf üzerinde tahakkümü için araç olarak kullanmak” suçlaması ile hazırlandı. [80]

27 Nisan 1961’de Vatan Cephesi davası başladı. Davada Salim Başol’un Vatan Cephesi’nin ayrı bir teşekkül mü olduğu sorusuna, Menderes, ”Vatan Cephesi’ni ayrı bir teşekkül olmadığı, üye kayıtlarının DP defterlerine yapıldığını, Vatan Cephesi’nin bir slogan olarak kullanıldığını‘ söyledi. [81] Ancak gerek Başol’un fikri, gerek Başsavcı Egesel’in mütalaası değişmedi.

Vatan Cephesi davası, radyo yayınları,  işletmelerdeki çalışanların zorla üye yapılması, ocakların açılması ve üyeliklere kaydolunmaya karşılık paraların verilmesi ile devam etti. Mahkemede sanıkların aleyhine şahitlerin dinlenilmesi sonucunda ortaya konulan manzara, Vatan Cephesi’ne üyelik için yapılan baskılar oldu. Samet Ağaoğlu başta olmak üzere müdafilerin tamamı baskı yapıldığını reddetti. Partiye bağış toplayıp ocakların ise devlet bütçesinden açılması iddiası ele alındığında ise ortaya çıkan meblağ yüksekti.  Üyelikler ve şubeler açılması için hazine ile Ankara Belediyesi bütçesinin 13.845.546 lira zarara sokulduğu belirlendi.[82] Yüksek Adalet Divanı, 21 Haziran 1961 tarihinde verdiği nihai karar ile Vatan Cephesi davasını 960/1 numaralı Anayasa’yı İhlal Davası ile birleştirilmesine karar verdi.[83]

Vatan Cephesi Davası sanıklarının Anayasa’yı İhlal Davasından aldıkları cezalar şu şekildedir;[84] Adnan Menderes[85], 146/1 maddesi hükmünce oy birliği ile ölüm cezasına çarptırıldı.  Refik Koraltan 146/1 maddesi hükmünce oy çokluğu ile ölüm cezasına çarptırıldı. Medeni Berk müebbet ağır hapis cezasına, Tevfik İleri, müebbet hapis cezasına, Remzi Birand 4 sene 2 ay ağır hapse, Samet Ağaoğlu müebbet hapse, Atıf Benderlioğlu 10 yıl ağır hapse, Kamil Gündeş 7 sene ağır hapse, Hüseyin Fırat, 15 sene ağır hapse, Mustafa Zeren 5 sene ağır hapse, Rıfkı Salim Burçak 4 sene 2 ay ağır hapse, Rauf Onursal müebbet ağır hapse, Emin Kalafat oy çokluğu ile ölüm cezasına, Sıtkı Yırcalı 4 sene 2 ay ağır hapse, Celal Ramazanoğlu 5 sene ağır hapse, Dilaver Argun 15 sene ağır hapse, Kemal Aygün müebbet ağır hapse, Mehmet Akın 10 yıl ağır hapse, Burhan Ulutan 5 sene ağır hapse çarptırıldı.[86]

SONUÇ

Türk siyasi yaşamında Demokrat – Halk Fırkalı ayrışmasının en son eriştiği nokta olan Vatan Cephesi, 27 Mayıs 1960 Müdahalesini yapanlar tarafından müdahalenin sebepleri arasında gösterildi. Vatan Cephesi, muhalefetin birlikte hareket ederek çoğunluğu elde etmesine karşılık Adnan Menderes’in tabanını canlandırma hareketi ile başlasa da bu hareket kutuplaşmayı arttırdı. Menderes’in karşısında yer alan Güç Birliği Ocakları için ‘Ehl- Salip’ (Haçlı) benzetmesi ve nifak ocakları olarak nitelendirmesi gerginliğin boyutları hakkında fikir vermektedir. Vatan Cephesi ocaklarına kayıt sırasında rüşvet verilmesi, devlet memurlarına üst kadroları tarafından baskı yapılması durumun ciddiyeti üzerine sualler sorulmasına neden oldu. Ayrıca radyoda her akşam okunan isimler arasında henüz reşit olmayan kişiler ile vefat etmiş insanların olduğu iddiaları V.C. hakkında olumsuz görüntüyü derinleştirdi. V.C. ile kaydolan isimlerin daha öncesinde DP’ye üye olan isimlerle giriştikleri münakaşalar, İl ve İlçe teşkilatları içerisinde memnuniyetsizlikler muhalif basına yansıdı.

Yassıada Mahkemelerinde V.C. davası Anayasayı İhlal Davası ile birleştirildiği için V.C.’de yapılan hataların akıbeti tek bir başlık altında somutlaştırılamamaktadır. Elbette Yassıada yargılamalarındaki özel durum da göz önünde tutulmaktadır. V.C.’nin söylemlerinde sert dil bulunması, adına çıkarılan gazetelerin propaganda yayınları olması, üye olanların devlet ile ilgili menfaat noktalarında buluşması ve son olarak üye rakamının şişirilmesi siyasi tarihimizde V.C.’nin olumsuzluklarla dolu bir hadise olarak yazılmasına yol açmaktadır. Tek başına üç dönem iktidar olan DP’nin iktidar yıpranmasından kurtulmak -kurucuların iddiası- düşüncesiyle kurduğu ocaklar muhalefet karşısında beklenilen dinamizmi sergilememiş, 27 Mayıs sonrası basının yazdığı gibi militarist bir yapılanma da olmamıştır. Özellikle Vatan Cephesi Ocakları’nda silah depolandığı ve Nazi Almanyası’nın ‘SS’lerine benzeyen bir tanzime gidildiği iddiaları ispat edilememiştir.

Menderes-İnönü şahsında süren rekabet ve polemiğin ocaklar vasıtası ile topluma indirgenmesinin sonuçları bir çok olay ve nümayiş olarak ortaya çıkmıştır. 1959 yılında İnönü’nün giriştiği (İnönü bu gezileri Bahar Taarruzu olarak nitelendirmiştir) yurt gezilerinde yaşanan İnhisar, Kayseri, Uşak ve Topkapı olaylarının yaşanmasında V.C.’nin olumsuz katkısı yapılan araştırmalar ile tespit edilmiştir. V.C. örnekleminden yola çıkılarak cepheleşmenin yarattığı sonuçlar görülmektedir.

EK -1

Çeşitli tarihlerde çıkan Zafer Gazetesi’nin ‘Vatan Cephesi’ haber küpürleri

EK – 2

Kim Dergilerinde 30 Ocak 1959 ve 8 Ağustos 1959 tarihli sayılarında yayınlanan Vatan Cephesi ile ilgili kapak ve karikatürler

EK-3

Dünya Gazetesi’nde Vatan Cephesi ile ilgili manşetler

27 Nisan 1959

23 Temmuz 1959

EK-4

Vatan Cephesi’ne katılımlar ile ilgili Eskişehir’den Başbakanlık’a gönderilmiş bir evrak.

 

EK-5

Vatan Cephesi üyelerinin İllere göre dağılımı[87]

Adana 18000 Kastamonu 3500
Adıyaman 9000 Kayseri 13751
Afyon 12373 Kırklareli 1240
Ağrı 2918 Kırşehir 13254
Amasya 4.600 Kocaeli 6847
Ankara 22946 Konya 60975
Artvin 8525 Kütahya 9325
Aydın 15985 Malatya 27288
Balıkesir 17583 Manisa 20480
Bilecik 4030 Maraş 10722
Bingöl 2856 Mardin 8906
Bitlis 4050 Muğla 12885
Bolu 13262 Muş 12885
Burdur 12121 Nevşehir 3500
Bursa 17814 Niğde 6366
Çanakkale 4325 Ordu 27297
Çankırı 6443 Rize 6500
Çorum 14198 Sakarya 4486
Diyarbakır 19203 Samsun 15780
Denizli 14175 Siirt 7782
Edirne 9297 Sinop 6468
Elazığ 15888 Sivas 8737
Erzincan 7877 Tekirdağ 5300
Erzurum 10052 Tokat 15968
Eskişehir 11547 Trabzon 18447
Gaziantep 17355 Tunceli 11184
Giresun 11300 Urfa 18275
Gümüşhane 18174 Uşak 14981
Hakkari 2000 Van 14786
Hatay 8666 Yozgat 6697
Isparta 5000 Zonguldak 7300
İçel 12356
İstanbul 8218
İzmir 38667
Kars 29803

Toplam: 973.170[88]

EK-6[89]

Bölüm Sıra No:17
Esas No: 961/8

 

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1- Dava evrakı münderecatına ve tevkiflerini icap ettiren sebeplerin zâil olmuş bulunmasına binaen, sanıklardan Mümtaz Tarhan, Kemal Hadımlı, Ethem Yetkiner, Emin Kalafat, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve Halûk Şaman haklarında bu davadan dolayı verilmiş olan tevkif müzekkerelerinin geri alınmasına ve bunlardan başka sebeple mevkuf ve mahkum olmadığı anlaşılan sanık Mümtaz Tarhan’ın serbest bırakılması için Divan Başsavcılığına müzekkere yazılmasına ittifakla,

2- 961/ 8 Esas numarada kayıtlı olan bu davanın 960/1 sayılı Anayasayı ihlâl davasile birleştirilmesine ekseriyetle 3.6.1961 tarihinde karar verildi.

Yüksek Adalet Divanı
Başkan V.                               Üye                           Üye                              Üye
Selman Yörük                         Hıfzı Tüz                 Hasan Gürsel                Adil Sanal
2. maddeye muhalifim.              2. maddeye
muhalifim.

Üye                                         Üye                               Üye                                Üye
Vasfi Göksu                     Ali Doğan Toran            Nihat Hatipoğlu               Kemal Gökçen
2. maddeye
muhalifim

      Üye
Mehmet Çokgüler

 

KAYNAKÇA

  1. Kitap

AĞAOĞLU Samet, Arkadaşım Menderes, Alkım Yayınevi, İstanbul 2004.

AHMAD Feroz, Modern Türkiye’nin Oluşumu, Kaynak Yayınları, İstanbul 2007.

AHMAD Feroz, Demokrasi Sürecinde Türkiye (1945-1980), çev. Ahmet Fethi, Hil Yayın, İstanbul 1994.

AKALIN Cüneyt, 27 Mayıs Bir Devrimdir – 50. Yılında 27 Mayıs, Kaynak Yayınları, İstanbul 2010.

AYDEMİR Şevket Süreyya, İhtilalin Mantığı ve 27 Mayıs İhtilali, Remzi Kitabevi, İstanbul 2000.

AYDEMİR Şevket Süreyya, İkinci Adam, c.III, Remzi Kitabevi, İstanbul 1968.

AYDEMİR Şevket Süreyya, Menderes’in Dramı, Remzi Kitabevi, İstanbul 2002.

BAŞGİL Ali Fuat, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri, Yağmur Yayınları, İstanbul 2011.

BİRAND Mehmet Ali, DÜNDAR Can, ÇAPLI Bülent, Demirkırat, Doğan Kitap, İstanbul 2007.

ÇAYLAK Adem, Osman Bölükbaşı ve Siyasal Hareketi, ATAM Yayınları, Ankara 2010.

ÇAVDAR Tevfik, Türkiye’nin Demokrasi Tarihi, c.II, İmge Kitabevi, Ankara 2008.

ÇİZMELİ Şevket, Menderes Demokrasi Yıldızı ?, Arkadaş Yayınevi, Ankara 2007.

DEMİR Şerif, Düello Menderes ve İnönü – Demokrat Parti’den 27 Mayıs Darbesi’ne Olaylar, Timaş Yayınları, İstanbul 2011.

DEMİR Şerif, Türk Siyasi Tarihinde Adnan Menderes, Paraf Yayınları, İstanbul 2010.

DOĞANER Yasemin, Türk Demokrasi Tarihinde Vatan Cephesi, Siyasal Kitabevi, Ankara 2013.Erer Tekin, Yassıada ve Sonrası, Rek-Tur Kitap Servisi, İstanbul 1965.

EROĞUL Cem, Demokrat Parti Tarihi ve İdeolojisi, İmge Kitabevi, Ankara 2003.

GÜNAL Ertuğrul, Türkiye’de Demokrasinin Yüzyıllık Serüveni 1908-2008, Karakutu Yayınları, İstanbul 2009.

ILICAK Nazlı, 15 Yıl Sonra 27 Mayıs Yargılanıyor, c.I,  Kervan Yayınları, İstanbul 1975.

KARPAT H. Kemal, Türk Demokrasi Tarihi, Timaş Yayınları, İstanbul 2010.

KARPAT H. Kemal, Türk Siyasi Tarihi, çev. Ceren Elitez, Timaş Yayınları, İstanbul 2011.

KOCABAŞ Süleyman, Menderes Dönemi, Bayrak Matbaacılık, İstanbul 2011.

KONGAR Emre, 21. Yüzyılda Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul 2008.

Modern Türkiye Tarihi, ed. Süleyman Beyoğlu, Ali Satan, Marmara Üniversitesi Yayınevi, İstanbul 2014.

NASKALİ GÜRSOY Emine, Vatan Cephesi Davası, Kitabevi Yayınları, İstanbul 2011.

ÖYMEN Altan, Ve İhtilal, Doğan Kitap, İstanbul 2013.

SAROL Mükerrem, Bilinmeyen Menderes, c.II, Kervan Yayınları, İstanbul 1983.

SEYHAN Dündar, Gölgedeki Adam, Müellifin Yayını, İstanbul 1966.

TOKER Metin, Demokrasimizin İsmet Paşa’lı Yılları, DP Yokuş Aşağı 1954-1957, Bilgi Yayınevi, Ankara 1991.

TOKER Metin, Demokrasimizin İsmet Paşa’lı Yılları, Demokrasiden Darbeye 1957 – 1960, Bilgi Yayınevi, Ankara 1992.

TURAN Şerafettin, Türk Devrim Tarihi, c. IV/2, Bilgi Yayınevi, Ankara 1999.

TURAN Şerafettin, Türk Devrim Tarihi, c.V, Bilgi Yayınevi, Ankara 2002.

TURAN Şerafettin, İsmet İnönü Yaşamı, Dönemi ve Kişiliği, Bilgi Yayınevi, Ankara 2003.

Türkiye Tarihi 4 – Çağdaş Türkiye Tarihi, yay.yön. Sina Akşin, Cem Kitabevi,

UYAR Hakkı, Türk Siyasal Yaşamında Cepheleşmelere Bir Örnek Vatan Cephesi, Boyut Yayıncılık, İstanbul 2009.

Yüksek Adalet Divanı Kararları, ed. Seçkin Erdi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2010.

ZÜRCHER Erik Jan, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul 2007.

  1. Makale

ARSLAN Zehra, Vatan Cephesi Davası (Kararname, Savunmalar ve Karar), History Studies: İnternational Journal of History, c.4 sayı:2, s. 1-37, (Temmuz 2012)

BULUT Sedef, ”Üçüncü Dönem Demokrat Parti İktidarı (1957-1960): Siyasi Baskılar ve Tahkikat Komisyonu”, Gazi Üniversitesi Akademik Bakış Dergisi, c.2, sayı:4, s.125-145. (Yaz 2009)

EMRE KAYA Ayşe Elif, AVŞAR Zakir, ”Demokrat Parti’nin Sivil Toplum Üzerinden Bir Siyasal İletişim Denemesi: Vatan Cephesi Örneği”, The Journal Academic Social Science Studies, c.6, sayı:2, s.397-416. (Şubat 2013)

YILDIRMAZ Sinan, ”Vatan Cephesi: Demokrat Parti’nin Meşruiyet Krizi ve Toplumsal Muhalefeti Kontrol Altına Alma Çabası”, Türkiye’de Siyasal Muhalefet 1923-1980 Makaleler, der.Ayşegül Komşuoğlu, Bengi Yayınları, İstanbul 2008, s. 173-206.

[1] Fatih M. Dervişoğlu, Türkiye’nin Havacılık Efsanesi: Nuri Demirağ, Ötüken Neşriyat, Ankara 2007, s.156.

[2] Cem Eroğul, Demokrat Parti Tarihi ve İdeolojisi, ,İmge Kitabevi, Ankara 2003, s.29; Metin Toker, Tek Partiden Çok Partiye, Milliyet Yayınları, İstanbul 1970, s.113.

[3] Bkz: Süleyman İnan, Muhalefet Yıllarında Adnan Menderes, Liberte Yayınları, Ankara 2006.

[4] Erdoğan Günal, Türkiye’de Demokrasinin Yüzyıllık Serüveni 1908-2008, Karakutu Yayınları, İstanbul 2009, s.114.

[5] Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul 2007, s.315; Tevfik Çavdar, Türkiye’nin Demokrasi Tarihi, c.II, İmge Kitabevi, Ankara 2008, s.20.

[6] Türker Sanal, Menderes Hükümetleri, Sim Matbaacılık, Ankara 2003, s.17-28.

[7] Şerif Demir, Düello Menderes ve İnönü – Demokrat Parti’den 27 Mayıs Darbesi’ne Olaylar, Timaş Yayınları, İstanbul 2011, s.84.

[8] Mehmet Ali Birand,  Demirkırat, Doğan Kitap, İstanbul 2007, s. 72.

[9] Adem Çaylak, Osman Bölükbaşı ve Siyasal Hareketi, ATAM Yayınları, Ankara 2010, s. 219.

[10] 6-7 Eylül Olayları için bkz: Fatih Akın, Türkiye’de Azınlık Politikaları & 6-7 Eylül Olayları, Kum Saati Yayınları, İstanbul  2006; Dilek Güven, 6-7 Eylül Olayları, İletişim Yayınları, İstanbul 2006.

[11] Metin Toker, Demokrasimizin İsmet Paşa’lı Yılları, DP Yokuş Aşağı 1954-1957, Bilgi Yayınevi, Ankara 1991, s. 173; Mükerrem Sarol, Bilinmeyen Menderes, c.II, Kervan Yayınları, İstanbul 1983, s.542; Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, c.IV/2, Bilgi Yayınevi, Ankara 1999, s.125.

[12] Sarol, a.g.e., s.664; Günal, a.g.e., s.128.

[13] Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye (1945-1980), çev. Ahmet Fethi, Hil Yayın, İstanbul 1994, s.84.

[14] Birand, a.g.e., s. 92.

[15] Toker, a.g.e., s.134.

[16] Emre Kongar, 21. Yüzyılda Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul 2008, s.358.

[17] Süleyman Güngör, Muhalefette CHP, Alternatif Yayınları, Ankara 2004, s.443.

[18] Ahmad, a.g.e., s.86.

[19] Bu dönem, seçim kanunundaki değişikliklerin seçimlerden en az bir yıl önce yapılmış olması şeklinde bir tedbir barındıran yasanın olmamasın nedeniyle seçimler öncesi çıkarılan yasa, toplumun bir çok kesiminden tepki almıştır. Demokratik  yaşamda, Demokrat Parti’nin, İspat Hakkı, Tahkikat Komisyonu vb. antidemokratik uygulamaları üzerine bir çok çalışma yapılırken 1957 seçim kanunun değiştirilmesi de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Ayrıntı için bkz: Çağhan Sarı, ”Otoriter Demokrat”, İhtimal Dergisi, Ocak-Şubat 2016, Sayı:1, (Ankara) s.60-63.

[20] Ş. Turan, a.g.e., s.129.

[21]  A.g.e. s.130.

[22] Çaylak, a.g.e. s.311.

[23] Ş.Turan, a.g.e. s.131

[24] Eroğul, a.g.e. s.126

[25] Ş.Turan, a.g.e. s.133

[26] Ali Fuat Başgil, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri, Yağmur Yayıncılık, İstanbul 2011, s. 151.

[27] Birand, a.g.e. s.95.

[28] Altan Öymen, Ve İhtilal, Doğan Kitap, İstanbul 2013, s. 413.

[29] Demir, a.g.e. s.170

[30] Şevket Süreyya Aydemir, İhtilalın Mantığı ve 27 Mayıs İhtilalı, Remzi Kitabevi, İstanbul 2000, s. 271.

[31] Ömer Osman Umar, Bağdat Paktı, ATAM Yayınları, Ankara 2013, s.286-293.

[32] Bkz: İdris Gürsoy, 27 Mayıs Darbesinin Ayak Sesleri Dokuz Subay Olayı, Kaynak Yayınları, İstanbul 2012.

[33]Modern Türkiye Tarihi, ed. Süleyman Beyoğlu, Ali Satan, Marmara Üniversitesi Yayıni, İstanbul 2014, s.286

[34] Birand, a.g.e. s. 100.

[35] Sedef Bulut, Üçüncü Dönem Demokrat Parti İktidarı (1957-1960): Siyasi Baskılar ve Tahkikat Komisyonu”, Gazi Üniversitesi Akademik Bakış Dergisi, c.2, sayı:4, (Yaz 2009), s.142

[36] Demir, a.g.e. s.171.

[37] Yasemin Doğaner, Türk Demokrasi Tarihinde Vatan Cephesi, Siyasal Kitabevi, Ankara 2013, s. 38-42.

[38] 1969 Adana Kongresi sonrasında CKMP, Milliyetçi Hareket Partisi adını aldı.

[39] Ahmad, a.g.e. s.87; Kemal H. Karpat, Türk Siyasi Tarihi, çev. Ceren Elitez, Timaş Yayınları, İstanbul 2011, s.147.

[40] Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, Timaş Yayınları, İstanbul 2010, s.506.

[41] Feroz Ahmad, Modern Türkiye’nin Oluşumu, Kaynak Yayınları, İstanbul 2007, s.138.

[42] Hakkı Uyar, Türk Siyasal Yaşamında Cepheleşmelere Bir Örnek Vatan Cephesi, Boyut Yayıncılık İstanbul 2012, s.42.

[43] Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, c.III, Remzi Kitabevi, İstanbul 1968, s.370

[44]  Süleyman Kocabaş, Menderes Dönemi, Bayrak Matbaacılık, İstanbul 2011, s. 495.

[45]  Dündar Seyhan, Gölgedeki Adam, Müellifin Yayını, İstanbul 1966, s.71; Güngör, a.g.e. s.486.

[46] Cüneyt Akalın, 27 Mayıs Bir Devrimdir – 50. Yılında 27 Mayıs, Kaynak Yayınları İstanbul  2010, s.18.

[47] Kocabaş, a.g.e. s. 496

[48] Samet Ağaoğlu, Arkadaşım Menderes, Alkım Yayınevi, İstanbul 2004, s.117

[49] Ş.Turan, a.g.e. s.186; Şerafettin Turan, İsmet İnönü, Yaşamı, Dönemi ve Kişiliği, Bilgi Yayınevi, Ankara 2003, s.362

[50]  Öymen, a.g.e. s. 460

[51] Yassıada soruşturmalarında yaklaşık 6000 telgraf belirlendi, bkz; Doğaner, a.g.e. s,138. Telgraflardan bir örnek EK’te gösterilmiştir.

[52] A.g.e. s.461

[53] 26 Ocak 1960 tarihinde yayın saati, saat 14.00’a alındı.

[54] Ş. Turan, İsmet İnönü…, s.363.

[55] Zürcher, a.g.e. s.349; Uyar, a.g.e. s.43; Şevket Çizmeli, Menderes Demokrasi Yıldızı ?, Arkadaş Yayınevi, Ankara 2007, s.652

[56] Uyar, a.g.e. s.45.

[57] Afyon’da çıkan ‘Vatan Cephesi’ gazetesi ile ilgili iki sayı EK’te gösterilmiştir.

[58] Uyar, a.g.e. s.53.

[59] Ş.Turan. a.g.e. s.363.

[60] Doğaner, a.g.e. s53.

[61] Kim Dergisi’nin 30 Ocak 1959 tarihli sayısında, ‘Adnan Menderes Ocağı’ tabelalı bir Vatan Cephesi ocağının fotoğrafı bulunmaktadır.

[62] Doğaner, a.g.e. s.53.

[63] A.g.e. s. 95-101

[64] Öymen, a.g.e. s.467.

[65] Uyar, a.g.e. s.45

[66] Öymen, a.g.e. s.469

[67] Uyar, a.g.e. s.64.

[68] Kim, 30 Ocak 1959, s.5-6.

[69] Sinan Yıldırmaz, ”Vatan Cephesi: Demokrat Parti’nin Meşruiyet Krizi ve Toplumsal Muhalefeti Kontrol Altına Alma Çabası”, Türkiye’de Siyasal Muhalefet 1923-1980 Makaleler, der.Ayşegül Komşuoğlu, Bengi Yayınları, İstanbul 2008, s.196.

[70] A.g.e. s.197

[71] Kim, 8 Ağustos 1959, s.3-4.

[72] EK’te gösterilmiştir.

[73] İlk Hedefler Beyannamesi,  Senato, Anayasa Mahkemesi, nispi temsil gibi maddeler içeren bir programdı.  Bu programda yer alan maddeler  27 Mayıs 1960 müdahalesi sonrası oluşturulan Kurucu Meclis tarafından yürürlüğe konuldu.

[74]  Türkiye Tarihi 4 – Çağdaş Türkiye Tarihi, yay.yön. Sina Akşin, Cem Kitabevi, s

[75]  Güngör, a.g.e. s.488.

[76] Bkz: Seçil Karal Akgün, 27 Mayıs, ODTÜ Yayıncılık, Ankara 2010; Abdi İpekçi & Ömer Sami Coşar, İhtilalin İç Yüzü, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul  2010; Ümit Özdağ, 27 Mayıs İhtilali – Menderes Döneminde Ordu Siyaset İlişkileri, Boyut Yayınları, İstanbul 1997; Nazlı Ilıcak, 15 Yıl Sonra 27 Mayıs Yargılanıyor, c.I-II, Kervan Yayınları, İstanbul 1975.

[77] Birand, a.g.e. s.117.

[78] Doğaner, a.g.e. s. 134.

[79]  A.g.e. s.137.

[80] Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, c.V, Bilgi Yayınevi, Ankara 2002, s.72.

[81] Ş.Turan, İsmet İnönü… s.363.

[82] Ş. Turan, Türk Devrim.. c.IV, s.188.

[83] Zehra Arslan, Vatan Cephesi Davası (Kararname, Savunmalar ve Karar), History Studies: İnternational Journal of History, c.4 sayı:2, s. 1-37, (Temmuz 2012), s.34.

[84] Doğaner, a.g.e. s.327-330; Tekin Erer, Yassıada ve Sonrası, Rektur Yayın, İstanbul 1965, s. 575-576

[85] Sıralama, Vatan Cephesi Davası Sanıkları şeklindedir.

[86] Gerekçeli karar için bkz: Yüksek Adalet Divanı Kararları, ed. Seçkin Erdi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2010.

[87] Ayşe Elif Emre Kaya, Zakir Avşar, ”Demokrat Parti’nin Sivil Toplum Üzerinden Bir Siyasal İletişim Denemesi: Vatan Cephesi Örneği”, The Journal Academic Social Science Studies, c.6, sayı:2, s.397-416. (Şubat 2013),  s.408-409.

[88] Söz konusu tablo atıfta gösterilen makaleden alınmıştır. Makalede bu tablonun kaynağı olarak Salim Burçak’ın hatıraları olarak gösterilirken bu rakamların DP’de tutulan resmi kayıtlar olduğu için güvenilirliği hususunda çekince konmuştur.

[89] Yüksek Adalet Divanı Kararları, ed. Seçkin Erdi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2010 s.873.

Bu makale, ABDULLAH BUĞRA KOÇLAR armağan kitabında yayınlanmış olup gözden geçirilmiş halidir.

Çağhan Sarı

1989 yılında İstanbul'da doğdu. Mahmut Şevket Paşa İ.Ö.O'da, Nişantaşı Nuri Akın Lisesi'nde tahsil gördü. 2013 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Pedagojik Formasyon Sertifika Programını tamamladı.Lisans öğrenciliği sürecince öğrenci sempozyumlarına katıldı.. Eskişehir Gençlik Merkezi'nin tiyatro topluluğunda dört yılı oyuncu, bir yılı yönetmen olmak üzere beş yıl bulundu. Bir çok e-platformda köşe yazıları kaleme aldı. 2014 yılından itibaren Gencay, Öktem, 2023, Ayarsız, Türgen, Yarın dergilerinde yazıları yayınlandı. Uluslararası ve ulusal akademik toplantılarda tebliğ sundu. 2019 yılında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı'nda 'Eskişehir'de Siyasi Hayat 1946-1960' başlıklı teziyle yüksek lisans programını tamamlayarak bilim uzmanı oldu. Halen Karakum Yayınevi'nde editördür.

Devamını oku: https://www.caghansari.net/

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...