Tarih

Modern Lawrence’lar Arazide: Anadolu’dan Anavatan Yaratma Fikri ve Luviler

Son yıllarda Avrupa merkezli bazı vakıflar, Anadolu’da yeni bir “Luvicilik” akımı başlattılar… Bu vakıfların finans ve idare merkezleri Avrupa’da yer almaktadır; ancak aktif çalışma sahaları Anadolu’dur…

Bu vakıfların ilgi odağı olan Luviler, Batı Anadolu’da Tunç Çağı boyunca yaşamış bir uygarlıktır. Peki bu yoğun ilginin ve aktarılan Avrupa kaynaklı finasal desteğin sebebi nedir?

Söz konusu vakıflar, Hint-Avrupa kültürünün temelleri Anadolu’da atılmıştır diyorlar. Yani “Avrupa” için bir kültürel “Anavatan” yaratma çabası güdülüyor, ancak bu çaba daha edebi söylemler ile perdeleniyor…

Bu doğrultuda Halikarnas Balıkçısı gibi 40’lı yılların ünlü yazarlarınca oluşturulan “Mavi Anadoluculuk” akımından dahi besleniyorlar… “Batı uygarlığının temeli kadim Anadolu toprağıdır.” gibi cümleler kurarak, esas düşünceyi, daha edebi bir söylemle sunuyorlar…

Atatürk Tehdidi Görmüştü

Bu teoriler elbette yeni değil, bir asırdan beri var… Atatürk de zamanında söz edilen teoriler ile yaratılmak istenen tehlikeyi görmüş ve Anadolu’nun en eski uygarlığını arama işlerine girişmişti.

Atatürk,  Hint-Avrupacı teoriler karşısında “Hatti” kültürüne sarılmış ve Alacahöyük kazılarını yaptırmıştı. Çünkü Anadolu’nun merkezindeki en eski devleti Hattiler kurmuştu ve bu insanlar Asyalıydı. Bugün modern arkeoloji Hattilerin Asyalı bir dil kullandıklarını, uzantılarının Kafkasya sahasına kadar yayıldığını, dil ve kültür yönünden Hint-Avrupalılarla veya Samiler ile hiçbir bağlarının olmadığını ortaya koymuştur.

Üstelik en eski yazılı Hint-Avrupa dili olan Hititçeye ve Hititlere dahi ismini verenler, Anadolunun bu kadim halkı Hattilerdir. Pek çoğumuzun Hitit Güneş Kursu olarak bildiği kült sembolü de, aslında bir Hatti sembolüdür ve Atatürk’ün yaptırdığı kazılar da gün yüzüne çıkmıştır.

Avrupalı vakıflarının Luvi teorileri karşısında, hem akademik hem de milli bir söylem olarak tutunulacak dal Hattilerdir, Anadolu’nun merkezinde tarihi kayıtlara girmiş en eski devletin kurucuları…

Aleviler ve Luviler: Işık Halkı Sahtekarlığı

Söz konusu Avrupalı vakıflar işin daha akademik yanları ile ilgileniyorlar. Ancak bu vakıflar ile resmi bağı olmasa da görüş olarak onları destekleyen bazı yerel gruplar mevcut. Bu grupların ilgi odağında ise Aleviler var.

Alevi inançlarının kökeni, Anadolu Luvi inançlarına dayandırılıyor. Hatta bu köken ilişkisi, bazı absürt etimolojik benzerlikler ile destekleniyor…

Luvi kelimesi “Işık” anlamına gelmektedir. Birçok Hint-Avrupa dilde de ışık kelimesi bu kökünden türemiştir: İngilizce light, Almanca licht, İspanyolca Luz, İtalyanca Lure ve Latince lux gibi…

Alevi isminin aslında “Alev” kelimesinden geldiği ve antik ışık halkı Luviler ile ilişkili olduğu belirtilerek, Alevilerin Luvilerin torunları olduğu düşüncesi yerleştiriliyor.

Halbuki bilindiği gibi Anadolu’da Alevi zümreler yakın dönemlere kadar Kalenderi, Bektaşi, Kızılbaş, Tahtacı gibi farklı isimlerle anılıyorlardı. Alevi sözcüğü son birkaç yüzyılda yaygınlık kazanıp diğerlerinin yerini almıştır. Ne Selçuklu- Osmanlı, ne de Alevi-Bektaşi kültürünün kendine ait tarihi evraklarda “Alevi” ismi görülmez…

Peki, neden Aleviler ve Luviler arasında bir bağlantı kurulmak istenmektedir? Çünkü, “Anadolu” Avrupa’nın “Anavatanı” olarak görmektedir ve Aleviler de aslında bu kültürün, Anadolu’da yaşayan mirasçılarılarıdır. Yani gerçekte Avrupalı olan asimile olmuş kitlelerdir; Alevi toplumunun köklerinde kültürel bir yozlaşma sağlanarak, Anadolu’da yeni bir nüfus mühendisliği yaratılmak istenmektedir…

Bu vakıflar yukarıda söz ettiğimiz görüşler dâhilinde çok çeşitli kitaplar, broşürler ve kısa filimler hazırlıyorlar… Hatta bu görüşleri savunan araştırmacılar, Anadolu’nun çeşitli üniversitelerinde konferanslar düzenliyorlar… Bu sayede arkeoloji ve Eski Çağ alanlarında öğrenim gören öğrenciler üzerinde, bir etki yaratmaya çalışıyorlar…

Sosyal Medya

En iyi çalıştıkları alan sosyal medya, üstü örtülü köken teorilerini, edebi kılıflar ile kitleler arasında yaygınlaştırıp bir algı yönetimi oluşturuyorlar… Atatürk’ün neden birer Dil ve Tarih Kurumu kurduğunu ve ömrünün sonuna dek bu işlerle uğraştığını anımsarsanız, tehdidin farkına belki varsabilirsiniz..!

Asım US