Dil Tarih

Beg, Begeç ve Begrek Unvanları Üzerine

beg “boy lideri, asılzade, prens, memur”

Clauson, beg sözcüğünün anlamının “bir kabilenin veya klanın başkanı veya başı” olduğunu söylemiştir. Bazı fonetik değişikliklere (b- / p-; -e-/-é-; -g / -y) ve sosyal yapıdaki değişikliklere paralel olarak anlam değişmeleriyle birlikte günümüze kadar gelmiştir. Kıpçaklarda Beg ya da Bi sözcüğü “Prens” anlamına gelmektedir (Clauson, 1972: 322-323). Bey sözcüğü “lider, asılzade, efendi, müdür, prens, zengin, başlık ve nüfuzlu” anlamlarına gelmektedir. Fonetik olarak beg sözcüğü beg>bey, biğ >biy veya beğ>biğ; biy >bi: >bi şeklindedir. Bu sözcüklerin en eski şekilleri beg, bek (<beg) ve beğ olarak görülmektedir (ESTY, 1974: 97-99). Kafesoğlu beg unvanını görevlerini izah ederken; “boyun başındaki ve boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek, hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silahla boyun menfaatlerini korumak ile vazifeli bey (bäg, beğ, bî) bulunduğunu” söylemiştir (Kafesoğlu, 2014: 221). Donuk’a göre beg unvanını “eski Türk devlet teşkilâtında beg, boyların başında bulunan reislerin aldıkları bir unvanlar” olduğunu söylemiştir (Donuk, 1988: 6). Osmanlı Türkçesindebey terimi ilk defa Orhan Bey zamanında karşımıza çıkmaktadır. Bey sözcüğünün “kabîle reisleri, askerî ve mülki büyük memurlara ve büyük devlet adamlarının çocuklarına verilen unvan” olduğu bilinmektedir. Bu unvan Osmanlı devletinin son devirlerine kadar kullanılmış fakat zamanla mevkisi azalmıştır (OTDTS I, 1993: 213). Kâşgarlı Mahmud DLT’de bu sözcüğün anlamını “emir” ve “koca” olarak vermiştir (Ercilasun, Akkoyunlu; 2015: 411). Modern Türk Lehçelerinde “beg” kelimesinin yanında “bek” ve “biy” sözcüğü de kullanılmaktadır.

Modern Türk lehçelerinde ve Moğolcada, beg sözcüğü şu şekilde tanıklanmıştır: Azerbaycan Türkçesinde bəy sözcüğün anlamı “başçı, reis, hâkim, aşiret lideri ve hükümran” olarak kullanılmaktadır (ADİL I, 2006: 289).

Kazak Türkçesinde bek sözcüğü “eski Türk devletlerinde devletin başındaki ve halk başındaki otoritesi yüksek bir unvan, yönetici kesimin vekili, askeri unvan ve sert” anlamına gelmektedir (KETS III, 2011: 221). Kazak Türkçesindeki biy sözcüğünün ise ilk anlamı “yargıç ve mahkeme”; ikinci anlamı “danışman, vezir, elçi ve ara bulucu” olarak verilmiştir. “Ablay Han döneminde devletin parçalanmaması ve ilerlemesi için çalışan ve Çongar ordularına karşı savaşan ordunun başındaki Kazbek Bi (vezir)’dir” (KETS III, 2011: 333).

Özbek Türkçesinde kelime üç şekilde karşımıza çıkmaktadır: bek, beg, biy. Bek şekli sözlükte madde başı yapılmış ve “1) Türk halklarının bazılarında ve hanlıklar devrinde devlet ‘akrabalarına ve şehir yetkililerine’ vilayet yöneticilerine, onların evlatlarına verilen onursal unvan. 2) Saygı amacıyla erkeklerin isimlerin sonuna getirilen unvan: Yusufbek, Åtäbek vb.” olarak açıklanmıştır (ÖTİL I, 2008: 213). Ancak genel ağda yaptığım taramalarda bazen erkek isimlerinin önünde de kullanıldığı görülmektedir: Bekmuråd, Begmät (< beg muhammed), bektörä vb. İkinci olarak biy biçimi madde başı yapılarak anlamı “iki boyun lideri, iki güçlü Türk halklarının aksakalı (bilge, büyük) ve yukarı mertebeli kişilere verilen unvan” olarak açıklanmıştır (ÖTİL I, 2008: 255-256).

Buradaki biy biçimi, Özbek Türkçesinin Kıpçak ağızlarından kaynaklanıyor olmalıdır. Bizim tespit ettiğimiz beg biçimi ise ÖTİL’de madde başı olarak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi Özbek Türkçesinde genel olarak tek heceli kelimelerin sonucundaki /k/ sesinin iki ünlü arasında kaldığında -kök+är- > kökar- ‘gövermek’, közimning åqı (< åq+ı) örneklerinde görüldüğü üzere- tonlulaşmaz. Hatta bek kelimesinden türeme bekä “1) Hükümdarın veya ağanın eşi. 2) Ev sahibesi.” Kelimesinde bu durum aynen görülür. Ancak bu lehçede bek kelimesi iki ünlü arasında kalınca çok defa beg olmaktadır: bek+im > begim. Bilindiği gibi Özbek Türkçesinde eski Türkçedeki sondaki /g/ sesleri çok defa /k/ olur: sarıg > särıq, açıg > äççıq “acı” vb. Buna mukabil ulug kelimesi hâlen aynen yaşamaktadır. Aynı şekilde çag kelimesi de bu lehçede çåq ve çåğ biçimlerinde varlığın sürdürmektedir. Bütün bu bilgiler ışığında söz konusu sözcüğün Özbek Türkçesinde beg biçiminde de yaşadığı ve bu biçimin ÖTİL’de madde başı yapılması gerektiği söylenebilir.

Altay Türkçesinde bu bey sözcüğü “memur, bey ve bay” anlamlarına gelmektedir (ATS, 1999: 39).

Çuvaş Türkçesinde piġe sözcüğü “iyi ve asil” anlamında kullanılmıştır (ÇTS, 1999: 107).

Moğolcada beyci sözcüğü “prenseslere verilen unvan” anlamına gelmektedir (Lessing, 2003: 151).

Sözcük Kök Türk, Uygur, Yenisey yazıtlarında geçmekte olup Köl Tegin yazıtında şu şekilde tanıklanmaktadır:

begleri bodunı tüzsüz üçün tavgaç bodun tevligin kürlüg<in> üçün armakçısın üçün inili éçili kikşörtökin üçün begli bodınlıg yoŋaşurtokın üçün türük bodun élledök élin ıçgınu ıdmış kaganladok kaganın yitürü ıdmış.“ Beyleri (ve) halkı (arasında) kargaşa olduğu için Çin halkı hilekâr (ve) sahtekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, kardeşleri ağabeyleri birbirine düşürdüğü için, beylerle halkı birbirine kışkırttığı için, Türk halkı! Yurt tuttuğun toprakları elinden almış. Kagan yaptığı kaganını kaybetmiş.” (KT D 7-8).

Askeri sıfatların zaman içinde kalıplaştığı ve özel ad (kişi adı) olarak kullanıldığı görülmektedir.

Sözcük Yenisey yazıtında şu şekilde tanıklanmıştır:
beg saŋun (Ye 92/1). beg; begeç “küçük bey” (<beg+eç)

Clauson, begeç sözcüğünün ilk anlamını “küçük bey” olarak vermektedir. Zamanla değişikliklereuğradığını ve “kadının kocası” gibi anlamlara geldiğini vermiştir (Clauson, 1972: 325).  Kâşgarlı Mahmud DLT’de begeç sözcüğünü izah ederken, kelimenin yumuşak /k/ ile (g ile) söylenirse “küçük bey” anlamında kullanıldığını ifade eder. “Beg” in küçültme şeklidir; küçüğe gösterilen sevgi için kullanmaktadır (Ercilasun, Akkoyunlu; 2015: 153).  Şirin, begeç sözcüğünün anlamının “askerî yetkileri begden daha az olan bey” olduğunu söylemiştir (Şirin, 2016: 362). Tekin ise beg ad köküne {+(X)ç} addan ad türeten ekin gelmesiyle oluştuğunu göstermiştir (Tekin, 2016: 79).

Modern Türk Lehçelerinde begeç sözcüğü şu şekilde tanıklanmıştır:

Özbek Türkçesinde bekäç sözcüğü “beylerin ve hükümdarların kadınlarına ve kızlarına verilen unvan” ve “kadınlara ve kızlara hitap etmek için kullanılan söz” olarak kaydedilmektedir (ÖTİL I, 2008: 215). Bu kelimeden türetilmiş kadınlar için kullanılan bekä “1) Hükümdarın veya ağanın eşi. 2) Ev sahibesi.” kelimesi de bulunmaktadır (ÖTİL I, 2008: 214).

Kazak Türkçesinde bikeş sözcüğünün “evlenmemiş kıza verilen sıfat, saygınlığını ve kibarlığını göstermek için hitap etme ve yıldız” anlamı vardır (KETS III, 2011: 345).

Sözcük sadece Altay yazıtında şu şekildegeçmektedir. Ancak sözcük zaman içerisinde kalıplaşmasından dolayı adlaşmıştır: 

ay begiç er (A 19).

beg; begrek “büyük bey” (< beg+rek)

Clauson, begrek sözcüğünün “büyük bey” anlamanı vermiştir. Beg isimine gelen {+rek} ekiyle yapılmış karşılaştırma “üstün kimse, üst, sıradan bir begden daha üstünü” anlamlarına geldiğini ifade eder (Clauson, 1972: 328). Şirin ise begrek sözcüğünün anlamını “askeri yetkileri begden daha üstün olan bey” olarak vermiştir (Şirin, 2016: 362).

Sözcük Yenisey 98’de şu şekilde tanıklanmıştır:

(Erdem) Er buŋayun kazgandıŋız bökmediŋiz el begrekim beg. “Erdemli erler üzülüyorlar: Siz (çok) kazandınız, ancak doymadınız, ah asil beylerden ol bey.”

Askerî bir sıfat olarak kullanılan adlaştığı Yenisey yazıtında şu şekilde tanıklanmıştır: begrek el ınançu (Ye 13/3).

Yagı, Yagısız ve Yagıçı Terimleri Üzerine
Atlıg Terimi Üzerine
Tugçı ve Borguçı (borazancı) Terimleri Üzerine
Tarkan Terimi Üzerine
Alp, Alpagut, Alpagu ve Yılpagut Unvanları Üzerine
İlk Türk Askerî Birlikleri; Akıncılar ve Akınçu Terimi
Yabgu “Kagandan Sonraki En Büyük Unvanlardan Birisi”