Sosyoloji

Türkmenistan’da Doğum Gelenek&Görenekleri

Türkmenistan’ın Halaç İlçesi Doğum İle İlgili Gelenek Görenek ve İnançlar – Ayna Halylova

Türkmenistan’ın Lebap eyaletine bağlı Halaç şehrine özgün doğum ile ilişkili gelenekler, görenekler ve bazı inanışlar Ayna Halylova‘nın araştırmaları sonucu aşağıda 41 soruda 41 yanıt karşılığında açıklanmıştır. İnanıyoruz ki siz de bu soru-yanıtları okudukça kendi yöreniz ile benzerlikler bulacaksınız! 

A. DOĞUM ÖNCESİ

1.  Çocuğu olmayanlar, çocuk sahibi olmak için neler yaparlar?

Eğer bir gelinin çocuğu olmuyorsa, bu büyük ihtimalle çile[1] yüzündendir. O yüzden gelini çile‘den çıkarmak gerekiyor. Çile’den çıkarmak için, çile çıkarmaya özel türbelere gidildiğinde temiz bir yazmayı veya ipi yaşça büyük olan, namaz kılan, dindar bir kadına, türbedeki ağaçlardan birine bağlatılır ve o ip bağlanırken çocuğu olmayan kadın da o ipten tutar. Daha sonra buğday veya arpa taneleri serpilir. Eğer sorun çile düştüğü için değilse o zaman türbeye giderler, adak adarlar.

2. Hamile kadına ne isim verilir?

Hamile bir kadına halk arasında Ağırayak ya da Gövreli derler. Ayrıca Türkçeleşmiş hali ile “Hamıla” da denir.

3. Doğacak çocuğun güzel olması için yapılan uygulama ve inanışlar nelerdir?

Hamile olan kadının kalbi temizse çocuğu da güzel olur diye bir inanç vardır. Çocuk daha anne karnında bir kaç aylıkken anneye her şeyin en iyisini, en temizini yedirmeli ve bu yedirilenler helal olmalıdır.Bunun yanında anne çocuğuna nazarlardan korunması için onun için dua ederler.

Çok eskiden durumu iyi olmayan hamile bir kadın bir şeyi çok aşerdiğinde ve onu elde edemiyorsa; onun kalan son eşya ya da giysilerini dahi satarlarmış. 

4. Çocuğun fizik yapısını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecek durum ve inanışlar nelerdir?

Tavşan yerse ağzı yayık, balık yerse ağzı hep açık; tuça[2] yerse gözleri mavi olur. Geyik eti yerse gözleri güzel, elma yerse gamzeleri olur diye inanırlar.

5. Doğacak çocuğun huyunu etkileyeceği düşünülen davranışlar nelerdir?

Anne hamileyken sürekli darı yerse çocuğu güleç ve mutlu olur.

6. Doğacak çocuğun cinsiyetini anlamak için yapılan uygulamalar nelerdir?

Doğacak çocuğun cinsiyetini anlamak için herhangi bir uygulamaları bulunmamaktadır.

7. Aşerme nedir?  Yöre insanları aşermeye ne derler? Aşerilen şeyler çocuğun cinsiyeti üzerinde belirleyici midir?

Aşermeye ağzı tagam tapmak ya da aş saylamak derler. Aşerilen yiyecekler çocuğun cinsiyetini belirlemede bir etkisi olduğunu düşünülmez.

8. Kız çocuk isteyenler nasıl hazırlıklar yaparlar?

Kız çocuk isteyen aileler doğum sürecinde tüm hazırlıklarını kız çocuğu doğacakmış gibi yaparlar.

9. Oğlan çocuk isteyenler ne gibi hazırlıklar yaparlar?

Oğlan çocuk isteyenlerde aynı kızdaki gibidirler ama erkek çocuk doğduğunda verilen toylar (düğün) kız için yapılan toydan daha büyüktür.

10. İlk çocuğun hazırlığını erkek tarafı mı kız tarafı mı yapar?

Yeni doğacak olan çocuk o ailenin ilk çocuğuysa, çocuk için yapılan hazırlıklar kız tarafından toy ise erkek tarafından yapılır.

11. Çocuğun ne ve annesinin istirahat alanı nasıldır?

Anne ve çocuk genellikle rahat ve sessiz bir odada olur. Çocuk salıncakta[3] uyutulur.

B. DOĞUM SIRASI

12. Doğumu yapan kişi kimdir? Bu kişiye ne ad verilir?

Doğumu yaptıran ebeye göbek maması, göbek enesi ya da göbek annesi denir. Doğan çocuk genelde göbek annesine benzer diye inanılır.

13. Doğum yaptıran kişiye karşılığında ne verilir?

Doğum yaptıran kişiye çocuğun ailesi bahşiş verir.

14. Doğum odası neresidir? Bu odada doğuma hazırlık için neler bulundurulur?

Eskiden doğuma özel evler olmadığı için kadınlar çatmada[4] doğum yaparlar ve burada doğum esnasında kadının yattığı yere temiz çarşaf serilirdi. Kadının doğum süreci sancılı ve uzun geçtiğinde doğumun hızlı bir biçimde sonlanması için kadını irkitmeye yönelik havaya bir kaç el ateş edilirdi. Doğumdan sonra soğuk almasın diye anneyi sıcak kuma yatırırlardı.

15. Kimler doğum odasına alınır, kimler alınmaz?

Doğum odasına doğumu yaptıranlar dışında kimse alınmaz. Çünkü doğum yapılan yer çilehana olurmuş.

16. Doğum nasıl yaptırılır?

Doğum yatarak yaptırılır.

17. Göbeği kesildikten sonra çocuğa ne gibi işlemler yapılır?

Çocuğun göbek bağı kesildikten sonra kaynatıldıktan sonra ılımaya bırakılmış tuzlu suda çocuk yıkanır.

C. DOĞUM SONRASI

18. Yeni doğum yapmış kadına bir isim verilir mi?

Yeni doğum yapmış kadına verilen özel bir isim yoktur.

19. Çocuğun doğumu babaya ve aileye kim tarafından müjdelenir?

Çocuğun doğumu babaya ve aileye ebe tarafından müjdelenir. Müjdeleyen ebeye de müjde harçlığı verilir.

 

20. Çocuk ilk defa kimin kucağına verilir? 

Çocuğu ilk kez kucağına doğumu yaptıran kişi alır. Doğum yaptıran kişi, çoğu yerde çocuğun göbeğini de kestiği için ona göbek annesi de derler.

21. Çocuğu ilk defa kucağına alan kişi ne tür uygulamalar yapar? İlgili inanışlar nelerdir?

Çocuk; “ben benden önceki yedi neslime benzemem, sadece beni yerden kaldırana benzerim” dediği için göbek annesi onu kucağına kaldırır. En büyük rol orada göbek annesinindir. Bu yüzden göbek annesinin dini imanı bütün bir kadın olmasına dikkat edilir.

22. Yeni doğan çocuğa ilk defa ne zaman süt verilir?

Doğumdan hemen sonra sütü çok olmasa da anne çocuğu emzirmeye çalışır.

23. Çocuğun ad merasimi nasıl olur? Genelde hangi adlar neden verilir?

Çocuğa uzun süre isim verilmezse, çocuğun yalancı olacağına dair bir inanç olduğu için çok geçmeden anne kendini toparladıktan sonra göbek annesi, annenin ve yeni doğan çocuğun yanına gelerek bir ad verir. Çocuğun adını genelde baba tarafındaki büyükler seçer. Bu adlar örneğin; çocuk Cuma günü dünyaya gelmişse isminde mutlaka Cuma ismi olur. Kız ismi olarak Oğulcuma, Cumagül; erkek ismi ise Cumamurat ya da Cumageldi adları çok yaygındır. Çocuk erkek ise ve Bayram da doğmuşsa Bayram ismi verilir. Yeni doğan çocuğa verilen isimler ile ilgili ayrıntılı bilgiye Selbi Gylyjowa’nın Zenan Kalbi isimli dergideki ’’Senin adyn name?’’ makalesinde karşımıza çıkıyor.

Makaleden örnekle şunları söyleyebiliriz; “Bazen çocuğa doğduğu ay, eski hicri takviminde hangi aya denk geliyor ise, ona göre ya da doğduğu gün, özel bayramlara denk geldi ise, ona göre ad koymuşlar. Recep, Kurban veya Oraz[5] gibi isimlerde koyulmuştur. Çocuğa doğduğu günde olan tabiat şartlarına göre de isim koyarlar. Mesela: Gündoğdu, Aydoğdu, Karyağdı, Nuryağdı, Ayazhan ve Güneş. Bizim ninelerimiz: İnsan dünyaya adı ile gelirmiş diye önce yeni doğan bebeğin vücudunu kontrol etmişler. Eğer çocuğun vücudun da her hangi bir iz veya alamet varsa ona göre Narlı, Nargül, Hally, Artık, Artıkgül, Benli, Karagöz gibi isimler koymuşlar. Bazen ise yeni doğmuş bebeğe vefat etmiş dedesinin veya ninesinin yerine geldi diyerek ona göre Övez, Övezgeldi, Övezdurdı isimlerini koymuşlar. Eğer olurda çocuğa vefat eden dede veya ninesinin kendi ismini koyarlarsa da direk o çocuğu verilen ismi ile değil de onun yerine Atacan, Enecan, Babacan, Mamacan diye seslenmişler. Yeni doğan çocuğa nazar değmesinden veya başına kötü olayların gelmesinden çekindikleri için ona Muhammet, Musa, Davut, Yusup, Yakup, İsmail, Süleyman gibi peygamber isimlerini koymuşlar. Bazı aileler ise erkek çocukların gelecekte korkusuz olmasını isteyerek, Serdar, Gencim, Kahraman, Merdan gibi adlar koymuşlar. Uzun süre bekledikten sonra dünyaya gelen çocuklarına ise Allaverdi, Hudayverdi, Tanrıverdi, Möwlamverdi, Rahmanverdi gibi isimler koymuşlar.”

Çocuğa ilk başta ismini göbek annesi koyar. Sağ kulağına ve sol kulağına üçer defa ismini söyleyerek çocuğun ismini koyarlar. Sonra ise molla çağırılır ve molla çocuğun kulağına doğru ezan okur.

24. Erken yaşta hayata veda eden çocukların aileleri tekrar bir çocuğa sahip olduklarında onlara genellikle ne ad verirler?

Eğer ailenin daha önceki çocukları dünyaya gelmeden ölürse ve en sonrasında çocukları olursa o çocuklarına hayatta kalsın diye kızlar için Durdugül, Oguldurdı, erkekler için Kaygısız, İzbasar isimleri koymuşlar.

25. Bir daha çocuk istemeyenler son doğan çocuklarına ne gibi isimler verirler?

Eğer aile bir daha çocukları olsun istemiyorlarsa, en son doğan çocukları kız ise Körpe, Besdir, Doyduk gibi isimler eğer erkek ise Kömek gibi isimler koyar.

26. Erkek çocuğu olmayanlar son doğan kızlarına, bundan sonra doğacak çocuğunun erkek olması için ne gibi isimler koyarlar?

Erkek çocuğu olmayanlar son doğan kız çocuklarına; Oğulay, Oğuldöndü, Oğulgerek gibi eğer Cuma gününde doğduysa Oğulcuma gibi isimler koyarlar.

27. Kız çocuğu olmayanlar son doğan erkek çocuklarına, bundan sonra doğacak çocuğunun kız olması için ne gibi isimler koyarlar?

Kız çocuğu olmayanlar kız çocuğum olsun diye son doğan erkek çocuklarına koydukları özel bir isim yoktur.

28. Doğduktan sonra ölüm ile yaşam arasında gidip gelen çocukların yaşamasını sağlamak için yapılan uygulama ve inanışlar nelerdir?

Bu tür çocukların yaşaması için yapılan şeyler çocuk için, anne için dualar edilir. Aileler adak adarlar.

29. Uzun zamandan sonra doğan çocuğun doğumu nasıl kutlanır?

Uzun zaman sonra doğan çocuğun doğumu toy tutularak, adanan adaklar verilerek kutlanır.

33. Beşik töreni neden ve nasıl yapılır? Kimler davet edilir?

Yeni doğan çocuğa bölgedeki yaşı geçkin kadınlar tarafından beşik töreni yapılır. Bu törende kadınlar bebeğe ve annesine dualar ederler.

34. Kırklama ne zaman yapılır? Yörenizdeki adı nedir?

Çocuk doğduktan kırk gün sonra kırklama yapılır. Yeni doğan çocuk ve annesi kırk gün çile’li olarak görülür. Bu yüzden onları kırk gün boyunca hemen hemen her şeyden gözü gibi sakınırlar. Kırklama sonrasında çocuk ve annesi çile’den çıkartılır; bu süreçten sonra anne bebeği ile türbe ziyaretlerine gider. 

Kırklama için belirli malzemeler hazırlanır. Bu malzemeler, kırklaması yapılacak olan bebeğin yıkanacak suyuna koyulması gerekenlerdir. Bu suya çile suyu derler. Suyun içine: yüzerlik, tuz, yumurta kabuğu, gümüş parası veya gömüşten yapılmış başka bir eşya, az miktarda pirinç atılır. Bebek bu suda yıkanır.

Yıkandıktan sonra kalan suyu da o evin dışarısına, dolaşarak dökülür. Bunu yapmalarının nedeni ise yeni doğan bebeğin o eve bağlı olması içindir. Çile suyuna anne ve yeni doğan bebek ayrı ayrı odalarda yıkanılar. Yıkandıktan sonra yeni doğan bebeği annesine verirler.  Eğer çileden çıkarılan çocuk oğlan ise onu kırk gün dolmadan 37- 38 günde çile suyuna yıkamışlar. Bunun sebebi, çocuğun büyüdükten sonra hemen evlenerek kendi yuvasını kurmasını istedikleri içindir. Kız çocuğunu ise tam tersine kırk günü geçirerek çile suyuna yıkamışlar. Bunun sebebi ise, kız çocuğu büyüyünce edepli, terbiyeli, olgun, akıllı olmasını istedikleri içindir. Kırklama yaşça büyük kadınlar tarafından evde yapılır.

35. Loğusa dönemi nasıl geçirilir?

Yeni doğum yapan kadını ve çocuğunu ilk defa ziyarete gelenler güzel bir şekilde ağırlanır ve herkese tatlılar ikram edilir. Ziyarete gelenler evlerine giderken onlara şeker verilir.

Yeni doğan çocuk ve annesi kırklama geçtikten sonra sokağa çıkabilirler. Genelde ilk önce bebek şekerleri ile düğüne ya da özel bir davete giderler ve orada bütün davetlilere o şekerlerden dağıtırlar. Buna özel bir ad vermezler ama yeni gelin veya yeni doğan çocuğu ilk kez düğüne çıkardıklarında şeker dağıtılırken filancanın bebek çıkarmasının şekerleri veya filancanın yeni gelin şekerleri bunlar derler.

Ayrıca loğusa döneminde çocuk üç dört aylık olana kadar anne de çocuk da yalnız bırakılmamaya özen gösterilir. Eğer yalnız kalma durumları olursa odada annenin yanına tuz bırakılır. Burada tuz[6] diyerek kastedilen şey ekmektir.

 Eğer yeni doğum yapan kadında süt yeteri kadar yok ise ona yeni doğum yapmış başka bir kadın sütünü verebilir. Genelde aileden birileri verir. Yeni doğum yapan kadının sütünü çoğaltmak için ona süt yapan tereyağlı yemekler, kuruyemişler verilir. Bunun yanında yeni doğum yapan kadının sütünün kesilmesine, sinir, stres veya yediği bir yiyecek sebep olabilir.

36. Anne ve bebeğin misafirliğe gittiklerinde yapılan uygulamalar nelerdir?

Yeni doğan çocuk ve annesine gittikleri yerler de para verirler yeni doğum yapan anneye hediyeler verilir. Bunların haricinde uygulanan bir uygulama yoktur.

37. Kırk basması inancı var mıdır?

 

Kırk basması inancı başka bir deyişle çile düşmek inancı vardır. Türkmenler de yeni doğan çocuğun, eve yeni gelen gelinin, ölü çıkmış evin çileli olduğuna inanırlar. Ve bu çileden kurtulmak için yapılan bir takım işlemler ve inançlar vardır. Buna başka bir deyişle kırk basması da diyebiliriz.

38. Kırk hangi durumlarda basar? (İki kırklının karşılaşması gibi)

Çile düşmesi ya da kırk basması ile ilgili bilgilerin çoğunu Aynabat Babayewa’nın ’’Türkmenin çile dapleri’’ adlı makalesinden yararlanarak anlatabiliriz.

Kırk basma yani çile düşmesi; Hamile kadın, yeni doğum yapmış kadın, cenazeden çıkmış kimse, evinden ölü çıkmış kimse, yeni gelin, adet gören kadın gelirse kırk basması olur. Ayrıca yeni doğum yapmış anne ve bebek kırk gün çileli olarak görülür. Bu sebepten onlara kırk gün ayrı özenle bakarlar. Eğer eve gelen misafirler, anneyi ve yeni doğan çocuğu görmek isterlerse, gereken bütün gelenekleri yerine getirmek zorundadırlar. Geleneğe göre yeni doğan bebeğe çile düşerse o bebek haddinden fazla ağlar küçükken. Küçük çocuklara çile iki şekilde düşer: Kuru çile, yaralı çile. Kuru çile düşen çocuk, aşırı zayıf ve çok ağlayan bebek olur. Yaralı çile düştüğünde ise bebeğin yüzünde, bedeninde yaralar olur. Kuru çile, yaralı çileye göre daha tehlikelidir.  Çünkü bu çile çocuğun gelişimini de etkiler. Böyle bir durum ile karşılaştıkları zaman çocuğu doktora göstererek, bir an evvel tedaviye başlamak zorundalar. Çok eskiden, tıp gelişmeden önce çocuğa kuru çile düştüğünde, çocuğu Evliyalara, Türbelere ziyarete götürmüşler. Orada çocuğu, çileli ağacının geçirmişler ya da çocuğun başına giydiği topbusunu o ağaca bağlamışlar. Halk arasında çile düşmüş çocuk toprak ile oynadığı zaman çile kendiliğinden kaybolup gider diye bir inançta vardır. Yeni doğan çocuğa, ölünün çilesi düştüğünü düşündükleri vakit, çocuğu o ölünün yaşadığı evin etrafında dolaştırıyorlar. Yeni doğan çocuğa ölünün çilesi genelde çocuk bir yaşını doldurmadan önce düşermiş.

Kırk basmaması için anne ve çocuğunun yanına gelen insanların temiz ve abdestli olması gerekir.

39. Kırk basması nasıl sağaltılır? Kimler sağaltmayı yapar? Kullanılan araç-gereç ve malzemeler nelerdir? Anlamları ve özellikleri nelerdir?

Kırk basmış çocuğu yani başka bir deyişle çile düşmüş çocuğu sağaltmak için onu Çileli Türbelere ziyarete götürerek, Çile ağacından geçirerek veya bebeğin çileliyken başına giydiği şapkasını o ağaca takmışlar. Halk içinde çile düşmüş çocuk toprak oynarsa çilesi kendiliğinden yok olurmuş diye inanç vardır. Eğer yeni doğan bebeğe ölünün çilesi düştüğünde, bebeği ölünün evine götürüp onun etrafında dolaştırıyorlar. Geleneğe göre çile çocuğa bir yaşından önce düşermiş.

40. Al basmasına karşın ne gibi önlemler alınır? Hangi durumlarda al basar? Al basması nasıl sağaltılır?

Al basmasını istemiyorsak, abdestli olmak ve yeme içmeye dikkat ederek bünyenin sağlam olması ve güçten düşmemek gerekiyor. Her işte, her zaman besmeleyi dilinden düşürmemek gerekiyor. İnsanın bünyesi hem maddi hem manevi olarak zayıf ise o kişiyi al basma ihtimali yüksektir. Yeni doğan bebekler güçsüz ve savunmasız oldukları için al genelde onları basar.

Al basmasının kendi duaları vardır. Al basmasını sağaltmak için zak [7]diye bir şer var onu çocuğun başından aylayarak ateşte kızdırıp sonra suya karıştırıp çocuğun bedenine sürülür. Bu uygulama işe yaramadığı takdirde bir hoca çağrılır ve okutulur.

 

41. Doğduktan çok kısa zaman sonra ölen çocukla ilgili uygulamalar nelerdir?

Doğduktan kısa zaman sonra ölen çocuğa, büyüklerinki gibi bir yapılan cenaze töreni yapılmaz. Çocuğa mutlaka isim veriliyor. Sonrasında bebeği yıkayıp çocuk için cenaze namazı kılınıp, beyaz çarşafa dolayarak toprağa verilir.

[1]                   Bir insanın manevi anlamda çekilen sıkıntı.

[2]                   Tam pişmemiş eriğe tuça derler. Fakat bizdeki eriğe Türkiye de kayısı derler.

[3]                   Beşikte.

[4]                   Çatma çok eski dönemlerde yaşanılan evlerdir.

[5]                   Oraz ismi Ramazan Bayramından geliyor. Biz Ramazan yerine genelde Oraza terimini kullanırız

[6]                   Bizim ülkede ekmek, tuz çok önemlidir. Onlara büyük anlamlar yüklenilmiştir.

[7]                   Ekşimsi tadı olan taştır. Dile çıkan yaraları iyileştirme özelliğinin yanı sıra nazar değdiği düşünülen insan için de yararlıdır. Kelime içindeki “a” harfi aslında kapalı e’dir.