<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inanç arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/inanc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/inanc/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Jun 2017 03:27:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>inanç arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/inanc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gelenekler; Kültür ve İnanç: Buzdağının Görünmeyen Tarafı</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/antropoloji/kultur-ve-inanc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Ünal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jun 2017 17:26:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[folklor]]></category>
		<category><![CDATA[gelenekler]]></category>
		<category><![CDATA[halk inançları]]></category>
		<category><![CDATA[halkbilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=8432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelenekler; Buzdağının Okyanusun Altında Kalan ve Görünmeyen Tarafıdır KÜLTÜR VE İNANÇ Gelenekler; buzdağını ayakta tutan görünen yüzü değil; okyanusun altında kalan ve görünmeyen tarafıdır. Ağaçları ölümsüz kılan da onları toprağa kopmaz bağlar ile bağlayan kökleridir. Halkların yaşamasını ve ayakta durmasını da o halkın oluşmasını sağlayan gelenekler, görenekler ve halk inançlarıdır. Halk inançları, binlerce yıllık deneyimin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/antropoloji/kultur-ve-inanc/">Gelenekler; Kültür ve İnanç: Buzdağının Görünmeyen Tarafı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Gelenekler; Buzdağının Okyanusun Altında Kalan ve Görünmeyen Tarafıdır</span></h3>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong>KÜLTÜR VE İNANÇ</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Gelenekler; buzdağını ayakta tutan görünen yüzü değil; okyanusun altında kalan ve görünmeyen tarafıdır. Ağaçları ölümsüz kılan da onları toprağa kopmaz bağlar ile bağlayan kökleridir. Halkların yaşamasını ve ayakta durmasını da o halkın oluşmasını sağlayan gelenekler, görenekler ve halk inançlarıdır. Halk inançları, binlerce yıllık deneyimin sonucunda oluşmuş pratiklerdir. Bu pratikler sayesinde halk, kültürünü genç kuşaklara aktarabilirmiştir. Peki, günümüzde durum ne şekilde ilerlemektedir? Ülkemizde halk inançlarına bakış açımız milletçe nasıl ve ne durumdadır?</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Geleneğin ve gelenekler çevresinde oluşturulmuş olan ritüellerin modern dünyada yeri olmadığına dair öne sürülen savlar, Batı’nın Doğu üzerinde uyguladığı baskılardan başka bir şey değildir.  Bugün de Avrupa’nın birçok ülkesinde geleneklerin, özellikle de festivallerin ne derece önemli bir yer tuttuğu görülebilir. Örneğin; İngiltere’deki kraliyet seremonileri, Fransa’daki diplomasi geleneği, Hollanda’daki Queen’s Day etkinlikleri, İspanya’daki Domates Festivali, Yunanistan’daki Fallus Festivali bunların başında sayılabilir. Batı, örnekleri verilen etkinlikler sayesinde halkın değerlerini bir kez daha kutsamakta ve geleneğin aktarımını sağlamaktadır. Sadece uygulamada değil ayrıca sinema filmlerinde de sıkça kültürünü dayatan Batı’nın Cadılar Bayramı ülkemizde neredeyse her genç tarafından çok iyi bir şekilde bilinmektedir. Peki, bize has olan Çiğdem Günü, Saya Gezmesi, Koç Katımı gibi özel günler neden hiç duyulmamıştır? Batı, kendi kültürünü yaşatabilmek adına binlerce yıl önceki bir ritüelini günümüze taşıyabilirken, özellikle Türk toplumu kültürel ögelerini yaşatmak konusunda çok büyük bir tereddüt ve eziklik içerisine düşmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Kendisini gerçekleyen kehanetin oluşum süreci gibi Türk halkı da kendisini aşağı görerek, dedelerinin ettikleri yağmur duasına, kutladıkları Hıdırellez Bayramı’na hor bakan gözlerle bakmaktadır. Tüm bunların altında medya araçlarının yönlendirmesi büyük bir rol üstlenmektedir. Bununla beraber özellikle halk bilimcilerin köylerde derleme yaparken, köylünün kendilerini küçük görmesin diye şehirden gelen araştırmacılara adetlerini ilk önce anlatmadıkları gözlenmiştir. Sonradan kimi bilgiler verseler de geleneğin bellek taşıyıcıları olan yaşlılarımız birçok pratiği bilerek anlatmamakta ve geleneğin ölmesine neden olmaktadırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Salt kitabi bilgi, halkı robotlaştırır. Binlerce yıllık yaşam pratiğini çöpe atar. Kültürümüzü yok sayarak onu aşağılayarak varabileceğimiz nokta kültür yoksunluğudur. Fars ve Arap kültürüne göre hayatımızı şekillendiriyor oluşumuz da ruhumuza yaptığımız en büyük ihanet. Bedenimiz şeklen Arap kültürüne uyuyor gibi görünse de ruhumuz bu yabancı kültürü benimsemiyor ve sonuç olarak da ruhsal bozukluklarla, dinsel ya da cinsel sapkınlıklarla dışa vuruyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Unutulmamalıdır ki Prof. Dr. Gülin Öğüt Eker’in dediği gibi: “En üst düzey teknik donanımın mutlu edemediği sosyal bir varlık olan insan, ait olduğu kültürün bize biz olduğumuzu hatırlatan geleneksel unsurlarını kullanarak aitlik duygusunu yaşar. Aidiyet, ortak kültürel değerleri kullanma yönüyle bireyi, aynı toplumun üyesi olma hazzına ulaştırır. Üyesi bulunduğu kültürü paylaşmanın, aynı değerleri yaşama ve yaşatmanın verdiği kültürel bellekteki sorumluluk ve mutluluk, kişiyi manevî haz duymaya yönlendirir”  Manevi hazzı alamayan ve kendisini içerisinde yaşayan halka ve kültürüne ait hissetmeyen bireyler nereye gidecektir, nasıl yaşayacaktır, hangi fikirlere yönelecektir? Cevabı aslında gün gibi ortadadır. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine, televizyonlardaki akşam haberlerine ve sabah kuşaklarındaki acı olaylara bakarak bu soruların yanıtlarını çok iyi bir şekilde öğrenebiliriz. Gençlerimiz cenaze törenlerine gitmeden, bayram kutlamalarına katılmadan, düğün yemeklerine iştirak etmeden, yeni doğan bir bebeğin kırkının çıkmasının ne demek olduğunu bilmeden büyüyor. Akranlarından çok ekranları gören, dostu olmayan, aynı dua için avuç açmayan ve aynı ölüme ağlamayan çocuklar nasıl olur da ülkesine ve milletine yararlı olabilir. Batının otomatik kültürü ile büyüyen ve beslenen bünyeler, Türk kültürünü yüreklerinde taşıyamazlar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Halkın öz Mitlere, efsanelere ve kült inançlara karşı duyulan merak gün geçtikçe artıyor ancak ülkemizde bunun yerini Avalar, Yüzüklerin Efendisi, Matrix gibi yabancı menşeili filmler ya da bilgisayar oyunları dolduruyor. Buradaki durumu iyi analiz etmeli ve bugünden tezi yok; animasyonlarla, çizgi filmlerle, sinema filmleriyle, reklamlarla, çizgi romanlarla, kitaplarla Türk halk inançları çocukların anlayacağı dilde aktarılmalıdır. Sinema yönetmenlerimize, senaristlerimize, çizerlerimize, yazarlarımıza ve eğitimcilerimize çok büyük görevler düşüyor. Derslerinde Köroğlu’yu, Karagöz’ü, Pişekar’ı anlatmayan öğretmenlerle; testlerin içerisinde öğrenciyi boğan bir sistemle bu böyle gitmez. Halkı; toprağa sıkı sıkıya sarılan köklerimizi; halk inançlarımızı yüceltmeli ve en yükseğe taşımalıyız yani kalplerimizin ve zihinlerimizin içerisine… </span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/antropoloji/kultur-ve-inanc/">Gelenekler; Kültür ve İnanç: Buzdağının Görünmeyen Tarafı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meditasyon Nedir? Meditasyon Hakkında Kısa Bilgiler</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/yasam/meditasyon-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nimet Melis Çağlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2017 05:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hinduizm]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[zen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=7539</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Kendi içindeki bilinmeyeni bilmeden kimseyi tanıyamazsın. O insanın esrarını çözmek için tek yol, kendi esrarını çözmektir. Gizli katların arasında başka katlar gizlidir, insan sonsuzluktur. Kendi içinde ne kadar derine inersen, bütün bir varoluşta, ayrıca başkalarında da o kadar derine inersin, çünkü öz birdir. Çeperse milyonlarcadır; oysa öz tektir.&#8221; Osho MEDİTASYON NEDİR? Özellikle 2000’lerden sonra sıklıkla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/yasam/meditasyon-nedir/">Meditasyon Nedir? Meditasyon Hakkında Kısa Bilgiler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em>&#8220;Kendi içindeki bilinmeyeni bilmeden kimseyi tanıyamazsın. O insanın esrarını çözmek için tek yol, kendi esrarını çözmektir. Gizli katların arasında başka katlar gizlidir, insan sonsuzluktur. Kendi içinde ne kadar derine inersen, bütün bir varoluşta, ayrıca başkalarında da o kadar derine inersin, çünkü öz birdir. Çeperse milyonlarcadır; oysa öz tektir.&#8221;</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><em>Osho</em></strong></span></p>
<h3><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">MEDİTASYON NEDİR?</span></h3>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Özellikle 2000’lerden sonra sıklıkla duymaya başladığımız bir kelime “<strong>meditasyon</strong>”. Öyle ki bugün <strong>Google</strong>’da “meditasyon” kelimesini arattığımızda 1.810.000 sonuç çıkıyor karşımıza. <strong>Youtube</strong> meditasyon müzikleri ve meditasyon teknikleriyle ilişkili videolarla dolu. Gazeteler “<strong>Bilim adamları meditasyonun yararlarını açıkladı!</strong>”, “<strong>Bilim adamları açıkladı: Meditasyon ömrü uzatıyor!</strong>” tarzı <strong>haberler</strong> yayınlıyor sıklıkla. Bundan birkaç yıl öncesine kadar yabancısı olduğumuz bir kelime insanın ruhaniyete dönüş ilkesini benimsemesi, artan yaşam kalitesine rağmen sinir, öfke, nefret, stres, korku ve mutsuzluk nöbetlerinin artması yüzünden umutla benimsenen bir akım oldu. Peki bize yaşadığımız hayatın tüm negatifliklerinden kurtulmayı vaad eden bu akım aslında nedir? Bu yazımda sizin için bu konuyu araştırdım.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Meditasyon <strong>Latince</strong> iki kökten türemiştir. Bunlardan ilki düşünmek, zihni çalıştırmak, kafa yormak anlamlarına gelen “<strong>meditari</strong>”, ikincisi iyileşmek anlamına gelen “<strong>mederi</strong>” ve son olarak meditasyonun Sanskritçe’den türediği akıl, bilgelik anlamına gelen kök “<strong>medha</strong>”. Bu bilgilerden yola çıkarak meditasyonun ne olduğunu tam olarak açıklamadan önce meditasyonun “düşünmek, iyileşmek ve akıl” ile ilişkili olduğu sonucuna varabiliriz. Peki amacı zihnimizi düşüncelerden arındırmak olan meditasyon nasıl olur da düşünmek ya da zihni çalıştırmakla ilgili olabilir? Meditasyon tam bir dinginlik ve düşüncesizlik hali değil midir? Aslında tam da öyle değildir. Meditasyon zihni, onu kurcalayan ve yoran dış kaynaklara bağlı karışık ve sarmaşık günlük vesveselerden ve yoğun düşüncelerden arındırırken, zihni kendi içine yönlendirir. Bu şekilde düşünceler de içe yoğunlaşır. O noktada düşünceler ne karmaşıktır ne yoğundur ne de yorucudur. Düşünceler birleşip tek bir noktaya tek bir düşünce haliyle kilitlenir. Zihin ya da beden farkındalığını yitirmez, zihin bir süre sonra düşüncesiz <strong>farkındalık</strong> konumuna geçer. İçten zihne akan bilgi akışı içinde zihin dışa bağlı düşüncelerle rahatsız edilmez ve meditasyon yaptığı dakikalar boyunca zihin kendiyle baş başa kalır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sürekli düşünmeye odaklanmış bir maymun gibi konudan konuya atlayan zihni susturmak zordur. Meditasyon halindeyken zihnimize dolan düşüncelerin kaynaklarını görür, onları kabul eder ve göndeririz. Böylece <strong>öz</strong>’e ya da varlık merkezimize daha da yakınlaşırız. Bu merkez doğallığın, iç huzurun, yaşamı olduğu gibi kabullenmenin, merhametin bulunduğu bir alandır. Merkezde (özümüzde) günlük yaşamın stresinden, endişesinden, negatiflik sayılabilecek her türlü duygusundan arınıp hareketsizce, müdahale etmeden, derin bir farkındalıkla yaşamın akışını izleriz.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Çocukluğumuzda farkında olmadan var olduğumuz bu merkezden, çocukluğumuzdan çıkıp kendi kişiliğimizle özdeşleştiğimizde ayrılırız. <strong>Meditasyon</strong> yapmanın amacı çocukken iç içe olduğumuz merkeze (özümüze) bu sefer bir çocuk bilinçsizliğiyle değil de güçlü bir farkındalıkla geri dönmektir. Merkezde, hissettiğimiz her korkunun, tedirginliğin, stresin, üzüntünün bir kaynağı olduğunu anlar ve bu kaynağın özüne döneriz. Negatif duyguları tetikleyen kaynakla yüzleştiğimizde ve onu kabullendiğimizde etkisiyle ortaya çıkan negatif duygu da sona erer. Yani kısacası meditasyon bir yüzleşme, bir affediş ve bir öze dönüştür. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong> Meditasyon</strong> yolculuğuna başlamak isteyenlere ya da meditasyonun ne olduğunu merak edenlere açıklayıcı bir kaynak sunduğumu umuyorum. Meditasyon hayli uzun bir konu olduğu için bu yazımda onun daha çok ne olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunu bir seri haline getirip meditasyon serisinin ikinci yazısında da <strong>&#8220;nasıl meditasyon yapılır&#8221;</strong> konusuna değineceğim. </span></p>
<p><strong><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em> Son olarak: </em></span></strong></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em>&#8220;Zihninizin altında ezilirseniz deli, onu aşabilirseniz mistik olursunuz.” <strong>Osho</strong></em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em>&#8220;Bir ağaç nasıl büyür? Kendiliğinden. Sen de içe bakış ve meditasyonla kendiliğinden büyümene izin ver.&#8221; <strong>Shri Mataji</strong></em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em>&#8220;Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir. Gerçek zenginlik, ruhun zenginliğidir.&#8221; <strong>Hz. Muhammed</strong></em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><em>Kaynaklar:</em></strong></span></p>
<p><a href="http://www.healthandyoga.com/html/meditation.aspx"><em><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">http://www.healthandyoga.com/html/meditation.aspx </span></em></a></p>
<p><a href="https://yogainternational.com/article/view/the-real-meaning-of-meditation"><em>https://yogainternational.com/article/view/the-real-meaning-of-meditation</em></a></p>
<p><em><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">İlişkilerin ABC&#8217;si (bağımlılıktan özgürlüğe doğru sevgi dolu bir yolculuk) s. 17 &#8211; 29, Saraswati KRISHNANANDA</span></em></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/yasam/meditasyon-nedir/">Meditasyon Nedir? Meditasyon Hakkında Kısa Bilgiler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
