<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kktc arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/kktc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/kktc/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Feb 2025 20:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>kktc arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/kktc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Barışın Teminatı: Mutlu Barış Harekatı&#8217;nın 50. Yıl Dönümünde Kuzeydeki Bayrak Kıbrıs</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/barisin-teminati-mutlu-baris-harekatinin-50-yil-donumunde-kuzeydeki-bayrak-kibris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaren Gökçe Bacanlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 20:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[1974]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik önem]]></category>
		<category><![CDATA[Johnson Mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs anlaşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekâtı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs barışı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs coğrafyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs mücahitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs'ın geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[Megalo İdea]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Rum saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[tarihî arka plan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türk direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk vatanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Yunan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıbrıs’ın tarihî arka planına baktığımızda, asırlardır süre gelen bir mesele görmekteyiz. Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar devam eden bir sorun olmakla beraber Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki en temel problemdir. Kıbrıs’ı bu kadar önemli kılan şüphesiz ki jeopolitik ve stratejik konumudur. Bu stratejik konumu nedeniyle ada tarih boyunca devletlerin üzerinde oynadığı çeşitli oyunlara sahne olmuştur. Akdeniz’ in kuzeydoğusunda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/barisin-teminati-mutlu-baris-harekatinin-50-yil-donumunde-kuzeydeki-bayrak-kibris/">Barışın Teminatı: Mutlu Barış Harekatı&#8217;nın 50. Yıl Dönümünde Kuzeydeki Bayrak Kıbrıs</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs’ın tarihî arka planına baktığımızda, asırlardır süre gelen bir mesele görmekteyiz. Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar devam eden bir sorun olmakla beraber Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki en temel problemdir. Kıbrıs’ı bu kadar önemli kılan şüphesiz ki jeopolitik ve stratejik konumudur. Bu stratejik konumu nedeniyle ada tarih boyunca devletlerin üzerinde oynadığı çeşitli oyunlara sahne olmuştur. Akdeniz’ in kuzeydoğusunda yer alan 9238 km²lik kuzey bölümünde bugün KKTC bulunmaktadır. Jeopolitik incelemeler sonucunda Anadolu’nun bir parçası olduğu tespit edilmiş, Akdeniz’deki 5 büyük adadan birisi olmuştur. Türkiye’den 40 mil, Yunanistan’dan 570 mil uzaklıkta bulunan ada, Asya-Avrupa ve Afrika kıtalarını birbirine bağlayan merkezi bir konumdadır ve Doğu Akdeniz’ in bir kilit noktası haline gelmiştir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Adını &#8220;kına çiçeği&#8221; isimli bir çiçekten aldığı rivayet edilen adanın sahip olduğu pek çok özellik onu bir odak noktası haline getirmiştir. Kıbrıs adası Akdeniz’de sabit bir uçak gemisi niteliğindedir. Osmanlı hakimiyetine girinceye kadar adaya Hititler, Fenikeliler, Asurlular, Eski Mısırlılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslar, Cenevizliler, Memlûkler ve Venedikliler hâkim olmuştur.</p>
<p>Kıbrıs Sorunu taraflarının çok olması çözüm sağlanamamasının en önemli nedenidir. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı fethetmesiyle birlikte 1571’den itibaren ada üzerinde Türk egemenliği hukuken kurulmuştur. 307 yıl Türklerin hakimiyeti altında kalmıştır. Türk yönetimi adada yaşayan halka dini açıdan bir özgürlük ve bağımsızlık tanımıştır. Bu yüzden Türklerin gelişi Ortodoks inancında olanları da mutlu etmiştir. 19. Yüzyıla kadar halk tarafından olumlu karşılanmış, bir isyan olmamıştır. Ada, 1571’den 1878’e kadar hem hukuken hem de fiilen Osmanlı idaresinde kalmıştır ve tarihinin en sorunsuz ve huzurlu dönemini yaşamıştır. Ancak 1877 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Osmanlı Devleti savaşı kaybetmiştir. Savaş sonunda imzalanan 93 Harbi olarak da bilinen Ayastefanos Antlaşması ve daha sonra toplanan Berlin Kongresi ile Kars, Ardahan ve Batum Ruslara bırakılmış; Bulgaristan Devleti kurulmuş, Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlık kazanmıştır. Ve Osmanlı Devleti, 4 Haziran 1878’de İngiltere’yle yaptığı antlaşma da Rus tehlikesine karşı geçici olarak Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye devretmiştir. Ancak ada hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlı kalmaya devam etmiştir. Fakat bu antlaşma yeterli olmamıştır; çünkü antlaşmada çoğu hükümler yetersiz kalmıştır. Bu yüzden İngilizler baskıları sonucunda amaçlarına ulaşmışlar ve 1 Temmuz 1878 yılında 4 Haziran antlaşmasına ek imzalanan antlaşma ile ada için yıllık kira ödemeye başlamıştır. Bu antlaşmaya göre İngilizler, Osmanlı’ya 92 bin altın vermiş ve Rusların, Kars, Batum ve Ardahan’dan çekilmeleri durumunda da ada tekrar Osmanlı Devleti&#8217;ne geri verilmiştir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> İngilizler adada söz sahibi olduktan sonra tahmin edileceği üzere Rumlara daha yakın davranmıştır. Bu durum ise önlerindeki tek engelin Türkler olduğu düşüncesine ve Türk nefretinin katlanarak arttığı bir durumun ortaya çıkmasına yol açmıştır. 1878’de Osmanlıların Kıbrıs’ta askeri üstünlüğünün sona ermesinden bugüne kadar, adada Türk ve Rum toplumları arasında bir barış ve güven ortamı yaratılamamıştır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Adada yaşananların üzerine İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında 1955 yılında Londra’da bir görüşme gerçekleştirilmiştir fakat bu görüşmelerden olumlu netice alınamamıştır. Gerçekleştirilen bu görüşmenin önemi; Uluslararası Hukuk açısından konuya o güne kadar dahil olmayan Yunanistan’ ın bu görüşmeler sonucunda adadaki soruna dahili yeti olmuştur. Yunanistan sorunun BM çatısı altında çözülmesi için bazı teşebbüslerde bulunmuş ve sonunda 1957 yılında talebi kabul edilmiştir. BM Genel Kurulu 1958 yılında müzakerelere başlanmasına karar vermiştir. BM’nin aldığı karar üzerine 1958 yılında İngiltere, Türkiye ve Yunanistan Paris’te bir araya gelmiş ve sorunun çözümü için görüşmelere başlamıştır. 1959 yılında Zürih ve Londra görüşmeleri neticesinde imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmaları sonucunda adada iki eşit halkın ortak yönetimine dayanan Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’a haklar tanınan Kıbrıs 1960 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. 1960 yılında adada bir cumhuriyet kurulmasına rağmen Makarios bu anayasayı kabul etmemiş ve kendi lehinde değiştirilmesi için Türk tarafına öneride bulunmuştur fakat Türk kesimi bu öneriyi reddetmiştir. 1963 yılının 21 Aralık günü tarihi vardır ki bu tarihte Kıbrıslı Türkler tarihe “Kanlı Noel” ismiyle geçen olağanüstü bir Rum vahşetine maruz kalmıştır. Ancak kısa bir süre sonra başlayan toplumsal huzursuzluk 1964’te zirveye tırmanmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını emellerini gerçekleştirme adına bir fırsat olarak gören Yunanistan ve Rum tarafı adada bazı Türk köylerini basmış ve yüzlerce Türk vatandaşını katletmiştir. Türkiye adada Rum saldırılarının artması üzerine 1964 yılında BM Güvenlik Konseyi’ne başvurmuştur. 1964’te BM Barış Gücü oluşturmuş ve adaya göndermiştir. Aynı yıl Kıbrıs Başpiskoposu Makarios’un anayasayı askıya alıp Türk kesimini azınlık olarak nitelendirmesi üzerine Türkiye adaya müdahale etmeyi istemiş fakat bu istek ABD’den gelen Johnson Mektubu ile son bulmuştur. Dönemin Başbakanı Ecevit’e ABD Başkanı tarafından gönderilen bu mektupta Türkiye kaba bir üslupla ve alttan alta tehdit edilmiştir. Bu mektup ve ileride yaşanmış olan ABD’nin koyduğu silah ambargosu ile Türkiye-ABD ilişkileri de olumsuz etkilenmiştir. Johnson Mektubu Türkiye’nin adaya müdahalesini 10 yıl ertelemiştir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Yunanistan’da 1965 yıllarından itibaren ortada olan hükûmet krizi, 21 Nisan 1967 tarihine gelindiğinde askerler cuntasının iktidarı ele geçirmesiyle nihayete ermiştir. Makarios ile Yunan hükûmeti arasında başlayan anlaşmazlıklar, askerî cunta döneminde daha da artmıştır. Yunanistan Kralını ortadan kaldırmaya çalışan ve onun yurt dışına kaçmasına neden olan Askerî Cunta, Kıbrıs’ta da Makarios’tan kurtulmak istemiştir. Makarios, ilki 8 Mart 1970 tarihinde gerçekleşen 3 suikasta uğramış fakat her suikasttan da kurtulmuştur. Cunta, Geçitkale saldırısını düzenleyen “Grivas” ismindeki subayını 28 Ağustos 1971 tarihinde gizlice adaya göndermiş ve faaliyetlerde bulunmasını söylemiştir. Makarios, Kıbrıs’taki Yunan subayların kendisi üzerinde bir baskı ortaya çıkardıklarını düşündüğü için Yunan Hükûmetinin Kıbrıs konusunda tek başına karar vermesini engellemek ve subaylardan kurtulmak istemiştir. Makarios, Cunta liderine yazdığı mektupta, kendisinin Yunan valisi olmadığını belirtmiş ve Cuntaya karşı bir tavır takınmıştır. Cunta hükûmeti, bu gelişmeler üzerine Makarios’u devirmeye karar vermiştir. 15 Temmuz 1974 tarihinde Millî Muhafız Birliğine bağlı askerler, Makarios’un Başkanlık Sarayını bombalamaya başlamıştır. Makarios saldırıdan kurtulup İngiliz üssüne geçmiş ve adayı terk etmiştir. Yunan subayları darbenin ilk zamanlarında saldırıların Türklere yönelik olmadığını belirterek, Türkiye’nin ve Türk kesiminin müdahalesini engellemeye çalışmışlardır. Kıbrıs’ta yapılan bu darbe, açık olarak, Ada’ya Yunan müdahalesi olmuş, adadaki anayasal düzen yıkılmış, meşru olmayan askerî bir yönetim başa gelmiştir. Bunun sonucunda Londra ve Zürih Antlaşmaları da ihlal edilmiştir. Amerika Birleşik Devleti dışındaki tüm devletler, Kıbrıs’ta yeni yönetimi tanımadıklarını açıklamıştır. 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunan Cuntası ve EOKA mensuplarının Kıbrıs’ta gerçekleştirdikleri gayri meşru darbe Türkiye için bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu darbede Türklerin cesetlerinin kimliklerinin tespitine bile fırsat verilmeden, bazıları canlı olduğu halde kazdırılan çukurlara atılmışlardır. Bu olayları yaşamış ve ölüleri gömmüş olan Lefkoşa Yeni Rum Mezarlığı Papazı Papatsestos verdiği ifade de: ‘’Darbede öldürülmüş bulunan 77 kişiyi cunta tarafından tanınmalarına bile fırsat vermeden köpekler gibi iki çukura gömdük ve gömme sırasında başlarına da tabanca dayadık.’’ dile getirmiştir.  Dünyada, insanda insanlığın kalıp kalmayacağını sorgulatan ne yazık ki gerçekten böyle bir acı yaşanmıştır. Kimse bilmez ki o gün alıp götürülen bir anne ve babanın, şimdiler de kocaman olmuş çocuklarının içi hala ilk günkü kadar yanar.</p>
<p>1974 yılına gelindiğinde; Türk vatandaşlarını azınlık durumuna düşürmüşler ve Türk kesiminin haklarının kaldırılması üzerine de Türkiye adaya müdahale kararı almıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı 20 Temmuz 1974 tarihinde sabahın erken saatlerinde başlamıştır. 20-23 Temmuz günleri devam eden I. Barış Harekâtı sonucunda, Kıbrıs’ın kuzeyindeki çıkarma plajı ile Girne arasındaki kıyı şeridi ve Girne’den Lefkoşe’ye uzanan yolun her iki yanı Türk birliklerinin eline geçmiştir. Türk askerlerine Kıbrıs Mücahitleri de önemli katkıda bulunmuşlardır. Türk Birlikleri Kıbrıs’ta ilerlerken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplanarak ateşkes çağrısında bulunmuştur. Türkiye bu çağrıya uyarak askerî harekâtı durdurmuştur. Kıbrıs’ta çözüm için Cenevre’de toplanan konferans güç olsa da bir sonuca varmıştır. Birinci Cenevre Görüşmeleri olarak anılan bu görüşmelerle Kıbrıs’ta kurulan Özel Türk Yönetimi tanınmış, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin Kıbrıs’ta varlığı kabul edilmiştir. 30 Temmuz 1974 akşamı sona eren görüşmeler, Türkiye’nin isteklerinin büyük bir kısmının kabul edilmesi ve bir protokol imzalanmasıyla sonuçlanmıştır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Türk Barış Harekâtının hukukî temelleri bu protokolle pekiştirilmiş ve Kıbrıs’ın yeni statüsünün kurulmasına doğru bir adım daha atılmıştır. Cenevre Protokolünün en önemli hükümlerinden biri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde fiiliyatta Türk ve Rum olmak üzere iki idarenin mevcut bulunduğunun taraflarca kabul edilmesidir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Birinci Cenevre görüşmelerinde öngörülen şartlar Rumlar ve Yunanlılar tarafından yerine getirilmemiştir. Rum ve Yunan askerleri Türk bölgelerinde kuşatmayı kaldırmamışlar, binlerce Türk’ü esir kamplarında tutmuşlar ve yer yer Türklere karşı toplu cinayetlerde bulunmuşlardır. Türk tarafının yaptığı uzlaşı plânları da Rumlar tarafından reddedilmiştir. Bu esnada, adaya bulunan Türk askerleri çok küçük bir bölgede sıkışık durumda kalmıştır. Türk kuvvetleri dışarıdan veya içeriden başlatılacak bir saldırı hâlinde hedef olmuştur. Rumların oyalama stratejisinden Türk ordusu büyük yara almıştır. Yeni bir harekâtla stratejik imkânları geliştirmek, Rum-Yunan askerleriyle çevrili Türk bölgelerini kurtarmak ve kuzeyde özgür ve güvenli bir Türk bölgesi oluşturmak gerekliydi. Cenevre&#8217;de sürdürülen görüşmeler sırasında anlaşmanın mümkün olmadığı kanaati kesinleşince harekâtın yeniden başlatılacağı anlamına gelen &#8220;Ayşe tatile çıksın!&#8221; (Ayşe, Turan Güneş&#8217;in kızı Ayşe Güneş Ayata&#8217;nın adıdır.) parolasını Türk Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Başbakan Bülent Ecevit&#8217;e bildirmiştir. Bu doğrultuda İkinci Barış Harekâtı 14 Ağustos 1974 tarihinde başlatılmıştır. Türk birlikleri iki gün içinde Kıbrıslı Türk Mücahitlerin de desteği ile bir yandan doğuda Magosa’ya, öte yandan batıda Lefke’ye kadar olan bölgeyi ele geçirmişlerdir. Daha sonra Yeşilırmak Türk halkıda, oradaki mücahitlerle birlikte özverili ve kahramanca direnişleri sonucu Rum tehdidinden kurtulmuşlardır. Böylece, Karpaz Yarımadası’nın doğu ucundan batıdaki Yeşilırmak’a kadar uzanan ve bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sınırlarını oluşturan hattın kuzeyi Türklerin eline geçmiştir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> Barış Harekâtı ile Türkiye, Kuzey Kıbrıslı Türklerin yaşanan çatışmalardan uzak yaşayabilecekleri coğrafi bir alanı kontrolü altına almıştır. Daha sonra Kuzey Kıbrıslı Türkler, kendi geleceklerini kendileri belirlemek için 1983’te KKTC’yi kurmuştur. Fakat KKTC, Türkiye dışındaki devletler tarafından tanınmamıştır. Bu süreçte, Kıbrıs sorununun çözümü için adadaki iki toplum sürekli görüşmelerde bulunmuş ancak çözüme yönelik çabalardan bir sonuç çıkmamıştır. Çünkü Kıbrıs’ta oluşturulacak bu yeni devletin nasıl olacağı konusunda uluslararası toplum, Rum tarafı ve Türk tarafı arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya süregelmiştir. Türkler KKTC’nin tanınmasını istemiştir. Diğer taraftan uluslararası toplum, devlet çatısı altında adadaki iki toplumu zorla bir araya getirerek Türklerin tekrar azınlık konumuna düşmesini istemiştir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p>Bütün bu olayların ışığında baktığımızda; Kıbrıs Meselesi, Türk-Yunan münasebetlerinin gerçek yüzünü ortaya çıkaran ve gerçeği acı bir dil ile anımsatan bir mesele olmuştur. Bu olaylar Türk Milletine, yüzbinlerce evladının hayatına ve Türk vatanının harabe haline çevrilmesine sebep olmuş Yunan emellerini hatırlatır. Mora’da Türk askerlerini arkadan hançerleyenler, balkanlarda hayvanları bile tiksindirecek zulümleri hazırlayanlar, Batı Anadolu’da geçtiği her yeri harabeye çeviren Yunan sürüleri, Kıbrıs’ta katliamlar düzenleyenler, her zaman aynı ideal için çabalamışlardır.  Bu amaç, Bizans İmparatorluğu’nun yeniden kurulmasının hedefi olmuştur. Kıbrıs, Elen istilası altında bulunan Türklerin, bir asırdır katliam, tehcir ve asimile yoluyla ada da nasıl azınlık haline getirildiğini anlatmaktadır. Adanın bir Türk toprağı olduğu gerçeği, hiçbir surette inkâr edilemez. Kıbrıs Türkleri, dil, din, kültür ve tarih bakımından Türkiye Türklerindendir. Adanın yabancı ve düşman bir gücün kontrolüne geçmesi Kıbrıslı Türkler için hiç de iyi bir durum değildir. Türkiye güney sınırlarını tehdit eden, Akdeniz’e açılma imkanlarını yıkan bir kuşatmaya asla tahammül edemez. Kıbrıs Türklerinin yok olmasına karşı direnmek, onları var kılmak ve geliştirmek, Türkiye Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin vazifesidir. Kıbrıs Türklerinin varlığını koruma davası, Türkiye dışında yaşamaya mecbur kalmış dünya Türklerinin var olma davasının bir parçasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bütün ülkelerin dış politikalarını kendi menfaatleri çerçevesinde yönlendirmekte olduğudur. Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs Türklerini eşit siyasi bir ortak değil, zaman içinde ortadan kaldırılacak bir azınlık olarak görmeye devam etmektedir. Böyle bir ortamda bizim Kıbrıs adasını boşaltıp alanı tamamen başkalarına bırakmamızın hiçbir anlamı olmayacağı açıktır ve de büyük bir tehlike arz etmektedir. Kıbrıs Türkleri adada uluslararası toplumdan her zaman kalıcı bir barış ve adil bir düzen beklemişlerdir. Türkiye ise hiçbir ülkeden bir karış bile toprak istememiş, her zaman bu düzeni sağlamaya çalışmış ve bunun en açık örneğini komşu ülkelerde uzun yıllar sürmüş bulunan olaylardan ve savaşlardan fırsat kollamayarak göstermiştir. Bu yüzden Türk milleti bütün imkanlarını kullanarak tüm dünyaya kendini anlatmış ve anlatmaya da devam edecektir. Bize düşen, her zaman okuyan ve bunları milyonlara ulaştırarak bu tarihin tek bir yürek üzerinde titremesini sağlamaktır. Bize düşen Türkiye’nin asırlardır üzerine çöktürülmek istendiği Rumların yaşadıkları yerleri Yunanistan bayrağı altında birleştirmeyi amaçladığı Megalo İdea fikrini parçalamak ve ülkenin geleceğini teminat altına almak için Kıbrıs’ta başarılı olmaktır. Biz hala yaşayan, acı çeken, düşünen, okuyan, araştıran, ilim için can atan ve kalbi var olan insanlarız. Bugün Türkiye üzerinde oynanan olumsuz oyunlar göz önüne alındığında bunların hepsinin altında Rumların Kıbrıs’a sahip olma hayalleri bulunduğu görülmektedir. Üzerine de çalışmış olduğum bu çok kıymetli Ana Vatan için bize düşen KKTC’yi yaşatmak, bir şeref meselesi, tarihe, Türklüğe ve hatta insanlığa karşı sorumluluk, Türkiye Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin vazifesidir. Vatanın hiçbir toprağı kolay kazanılmamıştır. Bu topraklar gerek dünya tarihinin gerekse milli tarihimizin kaydettiği en büyük ve en şanlı mücadelelere sahne olmuştur. Bu mücadeleler, toplum olarak yanmış, yıkılmış, istila edilmiş bir coğrafya üzerinde yeniden dirilişimizin mücadelesidir. Bugün hiç kimse Kıbrıs Türkünden müktesep haklarından, kendi devletinden, eşit statüsünden, egemenliğinden vazgeçmesini, Rumların iradesi altında azınlık olarak yaşamasını, onların tahakkümüne girmeyi kabul etmesini beklememelidir. İşte bu yüzden Türkiye ülkenin geleceği, milli birlik ve bütünlüğü için Kıbrıs konusunda kesin sonuç almak zorundadır. KKTC’yi tanımama, Türkiye’yi pek çok bakımdan kuşatarak sindirmeye çalışan bütün haksız söylemlere, gizli-açık tüm baskı, kısıtlama ve ambargolara rağmen Kıbrıs Türk halkının özgüvenini sürekli arttırarak daha müreffeh yarınlara ulaşacağına inanarak bizlerde hep bu yolda olacağız. Mücahitler ve Mehmetçikler bu topraklarda Kıbrıs Türk halkının geleceği için şehit olmuştur. Onların bıraktığı emaneti koruma sorumluluğu hepimize düşmektedir. Bu devlet, bu güzel ülke yeni nesillerle daha da güçlenecek, Doğu Akdeniz’de barışın sembolü olacaktır. Mutlu Barış Harekatı’ nın 50. Yıldönümünde Kıbrıs Türkünün özgürlüğü, egemenliği uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, gazilerimizi de şükranla anıyorum. Bu anlamlı sene de daha nice yıl dönümlerini birlikte kutlamayı niyaz ederek yazıma son veriyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Zalim olsa ne rütbe bi perva</p>
<p>Yine bünyad-ı zulmü biz yıkarız</p>
<p>Merkez-i hâke atsalar da bizi</p>
<p>Küre-i arzı patlatır çıkarız.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Alasya, H. F. <em>Kıbrıs Tarihi ve Belli Başlı Antikiteleri</em>, Lefkoşe: 1939.</p>
<p>Armaoğlu, Fahir. <em>20.Yüzyıl Siyasî Tarihi</em>. Ankara: Alkım Yayınları.</p>
<p>Denktaş, Rauf, Raif. 1997, <em>Kıbrıs Meselesinde Son Gelişmeler</em>. Temmuz-Ağustos: Yeni Türkiye. Sayı 16.</p>
<p>Gazioğlu, A. <em>Enosis Çemberinde Türkler</em>, İstanbul;1996.</p>
<p>Olgun Aydın. <em>Dünden Bugüne Kıbrıs Sorunu</em>. 1. Baskı, (İstanbul: Kastaş Yayınları, Ocak 1999).</p>
<p>Eroğlu, Hamza. <em>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Yaratan Tarihi Süreç ve Son Gelişmeler</em>. A.T.O. Ankara, say.70.</p>
<p>Murat SARICA- Erdoğan TEZİÇ-Özer ESKİYURT. <em>Kıbrıs Sorunu</em>.  (İstanbul: İ.H.F Yayınları, 1975), say.200.</p>
<p>Güler Yavuz. <em>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Kadar Kıbrıs Meselesi</em>.  Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi. 5 (2004). say. 101-112.</p>
<p>Savrun Ergenekon. <em>Ön Asya’nın Anahtarı Kıbrıs.</em> (Ankara: Biyografi Net Yayınları, 2020).</p>
<p>Müge Vatansever. <em>Kıbrıs Sorununun Tarihi Gelişimi</em>. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 12 Özel Sayı (2010); say. 1487-1530.</p>
<p>Elif Aktaş, <em>Barış Harekatı’na Kadar Kıbrıs Sorununa Kısa Bir Bakış</em>. Türk Araştırmaları Dergisi. 12 Özel Sayı. say 23-40.</p>
<p>Denktaş, Rauf, Raif. <em>Kıbrıs Girit Olmasın.</em> (İstanbul: Remzi Kitapevi, 2004).</p>
<p>Arsava A. Füsun. <em>Kıbrıs Sorununun Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi.</em> Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi. Prof. Dr. Oral Sander’e Armağan, No: 1-4, Ankara-1996, say. 43-51.</p>
<p>KKTC Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi; “23 Mayıs Anlaşması”, http://www.kktcb.org/upload/pdf/69290.pdf, (02.08.2024).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Aydın Olgun, <em>“Dünden Bugüne Kıbrıs Sorunu”</em>, 1. Baskı, (İstanbul: Kastaş Yayınları), Ocak 1999, s.12.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Müge Vatansever, <em>“Kıbrıs Sorununun Tarihi Gelişimi’’</em>, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Özel Sayı (2010), say. 1496.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Vatansever, <em>“Kıbrıs Sorununun Tarihi Gelişimi”,</em> say. 1497.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Elif Aktaş, <em>“Barış Harekatı’na Kadar Kıbrıs Sorununa Kısa Bir Bakış’’</em>, Türk Araştırmaları Dergisi, Cilt 12 (Özel Sayı), say. 25.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Hamza EROĞLU, <em>“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Yaratan Tarihi Süreç ve Son Gelişmeler”,</em> A.T.O., Ankara, say.70.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Murat SARICA- Erdoğan TEZİÇ-Özer ESKİYURT, “<em>Kıbrıs Sorunu</em>”, (İstanbul: İ.H.F Yayınları, 1975), say.200.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Yavuz Güler, <em>“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Kadar Kıbrıs Meselesi”,</em> Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 1 (2004), say. 109-110.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Ergenekon Savrun, <em>“Ön Asya’nın Anahtarı Kıbrıs”,</em> (Ankara: Biyografi Net Yayınları, 2020), say. 204-208.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/barisin-teminati-mutlu-baris-harekatinin-50-yil-donumunde-kuzeydeki-bayrak-kibris/">Barışın Teminatı: Mutlu Barış Harekatı&#8217;nın 50. Yıl Dönümünde Kuzeydeki Bayrak Kıbrıs</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Akdeniz&#8217;de Dengeler Savaşı (Doç. Dr. Gökçe Yükselen Peler)</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/dogu-akdenizde-dengeler-savasi-doc-dr-gokce-yukselen-peler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökçe Yükselen Peler]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jun 2019 18:28:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[boru hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Gaz]]></category>
		<category><![CDATA[ittifaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Rum Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=15290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarafımız Net Olmalı Herkesin büyük bir merak ve endişe ile izlediği üzere Doğu Akdeniz’de sular her geçen gün daha fazla ısınmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Doğu Akdeniz’de de, mesele fosil yakıtlar olarak da bilinen hidrokarbon, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynakları söz konusu olunca dünyanın bütün emperyalist güçleri ve piyonları bu bölgeye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/dogu-akdenizde-dengeler-savasi-doc-dr-gokce-yukselen-peler/">Doğu Akdeniz&#8217;de Dengeler Savaşı (Doç. Dr. Gökçe Yükselen Peler)</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarafımız Net Olmalı</strong></p>
<p>Herkesin büyük bir merak ve endişe ile izlediği üzere Doğu Akdeniz’de sular her geçen gün daha fazla ısınmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Doğu Akdeniz’de de, mesele fosil yakıtlar olarak da bilinen hidrokarbon, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynakları söz konusu olunca dünyanın bütün emperyalist güçleri ve piyonları bu bölgeye üşüştüler. Kimler yok ki… Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa ve Rusya Federasyonu gibi emperyalist güçler; Mısır, Lübnan ve İsrail gibi bölge ülkeleri… Fransa ve Güney Kıbrıs işin içerisinde olunca ister istemez Avrupa Birliği de işin içine girmektedir. En son Malta’da gerçekleştirilen Akdeniz’e Kıyısı Olan Avrupa Birliği Ülkeleri Zirvesi’nde yapılan açıklamalar, Avrupa Birliği’nin bu meseledeki duruşunu bir kez daha çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bütün ülkelerin kendi ajandaları olmakla birlikte, Rusya Federasyonu hariç, meseleye yakından uzaktan ilgi gösteren ülkelerin tamamının birleştiği bir konu var. O da Türkiye’yi bu işten uzak tutmak.</p>
<p>Mesele, şu anda sadece Kıbrıs etrafındaki kaynaklar meselesi şeklinde basında büyük bir yer bulsa da aslında Kıbrıs etrafındaki kaynaklar, büyük oyunun sadece bir parçasını teşkil etmektedir. Esas büyük plan Kerkük petrolünü oluşturulacak terör koridoru ile Suriye’nin kuzeyinden getirip Doğu Akdeniz gazı ile birleştirmek ve Kıbrıs üzerinden Yunanistan’a taşıyarak Avrupa’ya ulaştırmak, böylece de Türkiye’yi sistemin dışında bırakmaktı. ABD ve sahadaki maşası olan terör örgütünün Deyrezzor’da inatla savaşı sürdürmesi, bu bölgede bulunan petrol ve doğal gaz kaynaklarının da bu hatta eklenmesinin planlandığını düşündürmektedir. Yani oyun sadece Kıbrıs gazı üzerine kurulu değil, belki de bütün Orta ve Yakın Doğu kaynaklarını içeren bir planla karşı karşıyayız. Ancak Rusya’nın ve Suriye Rejim Güçleri’nin şimdilik Deyrezzor’daki oyunu bozduğu anlaşılıyor. Suriye’nin kuzeyindeki terör koridoru ise Türkiye’nin kararlılığı ile işlevliğini kaybetmiştir. Önce Fırat Kalkanı Harekâtı ile bu koridor engellenmeye çalışılmış, sonra terör örgütünün daha güneyden, Rakka üzerinden yeni bir koridor oluşturma girişimine karşılık da Zeytin Dalı Harekâtı yapılmıştır. Bu harekât neticesinde, bir taraftan on yıllarca terör örgütünün insan kaynağı olmuş olan Afrin örgütün elinden çekilip alınmış, diğer taraftan hem koridorun denize ulaştırılma olasılığı şimdilik ortadan kaldırılmış oldu hem de istikrarsızlaştırılıp plana dâhil edilmek istenen Hatay ili güvenlik altına alınmış oldu. Kıbrıs Türk toplumunun bazı sektörleri arasında büyük bir infiale sebep olan Afrika gazetesinin Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında yaptığı yayınları da bu meyanda değerlendirmek gerekir. Türkiye oyunu bozarken malum mihraklar tarafından Kıbrıs’ta cezalandırılmak istenmiş ve Türkiye’nin aleyhinde ileriye yönelik menfi bir kamuoyu oluşturulamaya çalışılmıştır. Türkiye basınında ve bilhassa sosyal medyada sık sık Suriyeli göçmenlerle ilgili ortaya atılan olumsuz söylemler de bu konuya koşut olarak değerlendirilmelidir. Batılı odakların Astana Süreci’ne yaklaşımlarının hep soğuk olmasının sebebinin de bununla ilgili olduğu düşünülebilir. Bu süreç sonrasında İdlib’de ortaya çıkan durum, terör örgütünün Afrin’in güneyinden denize ulaşma ihtimalini de ortadan kaldırmıştır. Türkiye, Afrin ve İdlib ile hem terör koridorunun önünü kesmiş hem de Hatay ilini doğudan ve güneyden emniyet altına almıştır. Artık terör koridorunun denize ulaşma olasılığının olduğu tek bölge Lazkiye – Tartus hattıdır ki şu anda bu bölge Suriye Rejimi ve Rusya Federasyonu’nun kontrolü altındadır. Zaman zaman Suriye’nin kuzeyinde ortaya çıkan rejim – terör örgütü işbirliğinden, bu konuda Esad rejimine güvenilemeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak Rusya’nın şu anda Türkiye ile olan işbirliği ve Doğu Akdeniz’deki diğer çıkarları, bu durumda bir sigorta görevi görmektedir. Bu yüzden umumi olarak uluslararası platformlarda ve bilhassa Suriye’de Türkiye’nin Rusya ile olan işbirliğinin bozulmaması Türkiye için hayati öneme sahiptir. S-400 füzeleri etrafında cereyan eden tartışmalar da doğrudan bu mesele ile ilgilidir. Bu füzeler, Türkiye’nin askerî alanda Türkiye’nin Batı blokundan bağımsızlaşmasının bir timsalidir ve bu füzeler etrafında cereyan eden tartışmalar ve takip eden tehditler, Batı’nın asla Türkiye’yi eşit bir müttefik olarak görmek istemediğinin çok açık bir ifadesidir. ABD başta olmak üzere, bütün Batı, istedikleri zaman boynu çekilebilecek, her alanda Batı’ya muhtaç bir Türkiye görmek arzusundadır.</p>
<p>Tekrar Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresine dönülecek olursa aslında meselenin sadece münhasır ekonomik alan ve bu alanda bulunan doğal kaynaklar olmadığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Güney Kıbrıs’ın çıkarları etrafında yapılan bütün açıklamalar, aslında sadece büyük oyunu kamufle etmek için koparılan bir yaygaradan ibarettir. Güney Kıbrıs’ı yönetenler ise bir taraftan ekonomik olarak zaten batmış olan ülkelerini kurtarmak, diğer taraftan da dünyanın sözde efendilerini Türkiye’ye karşı yanlarına almak için bu plana seve seve gönüllü bir şekilde alet olmaktadırlar. Güney Kıbrıs’ı yönetenler kendilerine verilen ödevleri çok iyi yapmaktadırlar. Bölgede Türkiye ile sorunlu olan herkesle işbirliği içerisindedirler. Görünüşte Müslüman Kardeşler örgütüne olan yakınlığı ve desteği sebebiyle, Türkiye’ye sadece mesafeli olmayıp düşmanca tavırlar içerisinde olan Sisi Mısır’ı, bu konu ile ilgili olarak şu anda Güney Kıbrıs’ın en büyük müttefiklerinden biri konumundadır. Bu arada, bütün dünyada demokrasi havariliği iddiasında olan ABD ve diğer Batılı güçlerin Mısır’ın seçilmiş hükümetini askerî darbe ile devirip başa geçen Sisi’yi Mısır’ın meşru lideri olarak tanımakta tereddüt etmediklerini akılda tutmakta fayda var. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bölgedeki bir diğer yakın işbirlikçisi, Mavi Marmara olayından beri Filistin meselesi sebebiyle Türkiye ile arasında soğuk rüzgârlar esen İsrail’dir. İsrail bir taraftan Suriye’deki iç savaştan faydalanıp topraklarını genişletmeye çalışırken bir taraftan Kudüs meselesinde cesur adımlar atmakta, diğer taraftan ise aradaki gerginlikten faydalanarak Akdeniz’de Türkiye aleyhindeki oluşumların içinde yer almaktadır. Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan terör koridoru örneğinde olduğu gibi, İsrail’in bu adımlarının ardında da ABD’nin olduğunu görmek için çok geniş bir bakış açısına sahip olmaya gerek yok. ABD artarda önce Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı, sonra da yıllardır İsrail işgali altında olan Suriye’nin Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak tanıdığını açıkladı. Bu durumda, Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi etrafında örülen ittifakların kimin tarafından organize edildiğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Başta bu organize işler içerisinde yer alan Lübnan’ın Türkiye’nin diplomatik girişimleri neticesinde geri adım attığını da unutmamak gerekir. Aslında Lübnan’ın durumu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne bir ders olmalı. Zira müttefiklik ilişkisi içerisinde olduğu ülkelerin kendi iç dengelerinin değişmesi durumunda veya Türkiye’nin uluslararası platformlarda yapması muhtemel girişimler neticesinde, aynı 1974’te olduğu gibi, Türkiye ile baş başa kalma olasılığı her zaman mevcuttur. Bunun da Rumlar açısından nelere mal olabileceği sır değil.</p>
<p>Fransa’nın durumu üzerinde bilhassa durmakta fayda var. Ermeni meselesi ve PKK örneklerinde olduğu gibi, Fransa’nın Türkiye aleyhindeki oluşumları destekleme konusunda ananevi bir eğilime sahip olduğu aşikâr. Ancak geçmişte bu tavrını “diplomatik” sınırlar içerisinde ortaya koyan Fransa’nın son zamanlarda Türkiye aleyhtarlığını çok yüksek bir sesle yürüttüğü görülmektedir. Bu tavrı, Suriye’nin kuzeyinden Kıbrıs’a kadar uzanan sahada gözlemlemek mümkün. Türkiye’nin kararlı tavrı neticesinde, ABD başta olmak üzere Menbiç’ten çekilen Batılı güçlerin yerine Fransa’nın gelip yerleştiği görülmektedir. Kıbrıs etrafındaki doğal kaynaklar meselesinde de Fransa’nın ön saflarda yer alması rastlantı olamaz. Bir taraftan Fransız petrol şirketi Total çeşitli anlaşmalar imzalayarak bölgeye yerleşirken diğer taraftan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile savunma işbirliği imzalanarak Fransız ordusu Kıbrıs’a yerleşmiştir. Öyle anlaşılıyor ki doğrudan çatışma yerine birtakım yaptırımlar aracılığıyla Türkiye ile mücadele etmeyi tercih eden ABD, ön safta yer alma ödevini Fransa’ya vermiştir. Nitekim Malta’daki zirvede, Türkiye’ye karşı yöneltilen tehditkâr açıklamaların bizzat Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ağzında ifade bulması bunu tasdikler niteliktedir.</p>
<p>Suriye – Kıbrıs hattında cereyan eden bu olayları, son zamanlarda Umman Körfezinde meydana gelen endişe verici gelişmelerden bağımsız düşünmemek gerekir. Trump, ABD’nin başına geçtiği günden itibaren İran ile olan gelişmeleri kasıtlı bir şekilde kötüleştirmiştir. Önce uranyum zenginleştirmesi konusunda İran ile olan anlaşmalara son vermiş, ardından her fırsatta İran’ı savaş ile tehdit etmeye başlamıştır. En son da Umman Körfezinde tankerlerin vurulması konusunda İran’ı suçlayarak yine İran’ı savaşla tehdit etmiştir. İran, aslında aynı Türkiye gibi, gerek Irak’ta gerekse Suriye’de ABD planlarına boyun eğmemenin bedelini ödüyor. Zira İran, Irak’ta ABD güdümündeki Şiileri ABD’nin elinden çekip almış, Suriye’de ise rejim ve Rusya’nın yanında yer alarak doğrudan oyunbozanlık yapmıştır. Bu sebeple doğal olarak ABD İran’ı cezalandırmak için can atmaktadır. Umman Körfezinde vurulan tankerler konusunda ABD tarafından İran’ın suçlanması beklendik bir durum aslında. Zira ABD’yi yönetenlerin, aynı Saddam’ın olmayan kitle imha silahları gibi, saldırmayı kafaya koydukları ülkelere mesnetsiz iftiralar atmak gibi bir alışkanlıklarının olduğunu artık bütün dünya bilmektedir.</p>
<p>Peki, bu sorunlar yumağı içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türklerinin yeri nedir? Her şeyden önce KKTC’yi tanıyan tek ülke Türkiye olduğu için, yukarıda zikredilen bütün aktörler içerisinde KKTC’yi muhatap alan tek ülke de Türkiye’dir. Türkiye, hem KKTC ile yaptığı ikili anlaşmalardan doğan haklarla hem de kıta sahanlığı gibi doğrudan sahip olduğu haklar neticesinde kararlı bir şekilde sahada yer almaktadır. Fatih sondaj gemisi Türk donanması eşliğinde Kıbrıs açıklarında faaliyet göstermekte ve yakında Yavuz sondaj gemisinin de Fatih’e katılacağını Türk yetkililer beyan etmektedir. Elbette, bu siyasi ve ekonomik sebeplerin yanında Türkiye’nin on yıllardır Kıbrıs’ta aktör olmasının bir sebebi daha var. O da Kıbrıs Türklerinin varlığı ve bu varlıkla ilintili olarak mevcudiyetini koruyan tarihî haklar. Şüphesiz KKTC’yi tanımayan ülkeler, Türkiye’yi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin haklarına tecavüz etmekle suçlamaktadırlar. Ancak 1963-74 yılları arasında adada cereyan eden olaylar, 1974 sonrası ambargolar, Rumların tek başına AB’ye alınması, Annan Referandumu vs. gibi örneklerin defalarca tasdik ettiği üzere, konu Kıbrıs Türkleri olunca dürüst olamadıkları bilinen bu ülkelerin suçlamalarının hiçbir önemi yoktur. Kıbrıs etrafındaki gelişmelerin geldiği nokta, hem Türkiye hem de KKTC için hayat memat meselesidir. Bu gerçek sebebiyledir ki çeşitli toplum mühendisliği faaliyetleri neticesinde Kıbrıs Türkleri ile Türkiye’nin arasının açılması için birçok plan uygulanmaya konulmuş ve konulmaya devam edilecektir. Kıbrıs Türk toplumu içerisinde birtakım şahısların ve STK’ların sürekli AB tarafından pohpohlanması, Zeytin Dalı Harekâtı esnasında Afrika gazetesi merkezli meydana gelen olaylar ve başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs Türklerini Güney Kıbrıs Rum seçimlerinin içine çekme girişimi hep bu bağlamda değerlendirilmelidir. Tam da bu süreçte KKTC hükümetinin değişerek Türkiye ile ilişkiler konusunda daha net ve millî eğilimleri daha güçlü bir hükümetin başa geçmiş olması gayet isabetli olmuştur. Zira yukarıda da zikredildiği üzere hem KKTC hem de Türkiye açsısından hayati hassasiyet içeren bir zaman dilimine girilmiştir. Olaylar ne Annan Referandumu ne Mont Pelerin süreci ne de Guterres Planı zamanında olduğu gibi demokratik tercih teraneleri ile sulandırılabilecek bir şekilde cereyan etmektedir. KKTC ve Türkiye karşısında çok geniş ve çok güçlü bir ittifak oluşmuştur ve bu ittifak her iki Türk devletinin de varlığına kastetmektedir.</p>
<p>Hükümetin değişmesinin yanında, Kıbrıs Türk tarafında birtakım başka olumlu gelişmelerin daha gözlemlendiğini ifade etmek gerekir. Geçmişte KKTC’nin Türkiye ile olan ilişkileri konusunda çok da sıcak veya istekli olmayan bazı Kıbrıs Türk siyasetçilerinin bu konuda KKTC ve Türkiye’nin ortak çıkarları yönünde tavır koydukları görülmektedir ki bu oldukça sevindirici ve umut verici bir durumudur. Ancak her şeye rağmen, Kıbrıs Türk toplumu içerisinde hâlâ KKTC – Türkiye dayanışmasından taraf tavır koyamayan bazı kesimlerin olduğu da gözden kaçmamaktadır. Kimsenin ikircikli davranma lüksüne sahip olduğu bir devirde değiliz. Herkes açık bir şekilde bilmelidir ki siyasi görüş veya tercihleri her ne olursa olsun millî tavır ortaya koyamayanların kolayca çizginin karşı tarafında kalabileceği gelişmeler yaşıyoruz. O yüzden toplumun bütün sektörleriyle birlikte tavrımızın net olması gerekmektedir. Yoksa sonuçların bedelini kimse ödeyemez…</p>
<p>Bu makale http://www.kibrishakikat.com&#8217;da 17 Haziran 2019 tarihinde yayınlanmıştır.  </p>

<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/dogu-akdenizde-dengeler-savasi-doc-dr-gokce-yukselen-peler/">Doğu Akdeniz&#8217;de Dengeler Savaşı (Doç. Dr. Gökçe Yükselen Peler)</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük” I. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Sempozyumu</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/rauf-raif-denktas-ve-dr-fazil-kucuk-i-uluslararasi-kibris-arastirmalari-sempozyumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2019 20:07:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[“Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük”]]></category>
		<category><![CDATA[I. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=14339</guid>

					<description><![CDATA[<p>21-24 Mart 2019 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti Lefkoşa’da Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği&#8217;nin desteğiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis Başkan Yardımcısı Sayın Zorlu TÖRE&#8217;nin himayelerinde, TÜRK &#8211; BİR Derneği öncülüğünde Azerbaycan Kıbrıs Dostluk Cemiyeti, Makedonya Ufuk Derneği ve Bilimdili Derneği paydaşlığında “Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük” I. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Sempozyumu gerçekleştirilecektir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/rauf-raif-denktas-ve-dr-fazil-kucuk-i-uluslararasi-kibris-arastirmalari-sempozyumu/">“Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük” I. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Sempozyumu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>21-24 Mart 2019 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti Lefkoşa’da Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği&#8217;nin desteğiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis Başkan Yardımcısı Sayın Zorlu TÖRE&#8217;nin himayelerinde, TÜRK &#8211; BİR Derneği öncülüğünde Azerbaycan Kıbrıs Dostluk Cemiyeti, Makedonya Ufuk Derneği ve Bilimdili Derneği paydaşlığında <strong>“Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük” I. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları</strong> <strong>Sempozyumu</strong> gerçekleştirilecektir.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Katılımcı Kurumlar</strong><br />
Azerbaycan Kıbrıs Dostluk Cemiyeti<br />
Makedonya Ufuk Derneği<br />
Bilimdili Derneği<br />
Erciyes Üniversitesi<br />
Lefke Avrupa Üniversiyesi<br />
Kore Avrasya Kültür ve Ekonomi Enstitüsü<br />
Avrasya Yazarlar Birliği<br />
Almanya Uluslararası Gençlik ve Eğitim Platformu<br />
Macaristan Turan Vakfı<br />
Kırgızistan Bilge Vakfı<br />
İngiltere Türk Dünyası Platformu<br />
Turan Derneği<br />
Hollanda Avrasya Kadınlar Birliği<br />
Ortalık Haber Ajansı</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Destekleyen Kurumlar</strong><br />
Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği<br />
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Turizm ve Çevre Bakanlığı<br />
Girne Belediyesi<br />
Vadili Belediyesi<br />
Paşaköy Belediyesi<br />
Korineum Golf &amp; Reach Resort</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/rauf-raif-denktas-ve-dr-fazil-kucuk-i-uluslararasi-kibris-arastirmalari-sempozyumu/">“Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük” I. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Sempozyumu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilişim Teknolojileri Alanında Fikirlerinle Gel, Hayallerin Gerçek Olsun</title>
		<link>https://bilimdili.com/teknoloji/bilisim-teknolojileri-alaninda-fikirlerinle-gel-hayallerin-gercek-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Gözcüsü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2017 16:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=5515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Girişimciliğin ülkemizdeki öncü isimleri, bilişim fikirlerinizi hayata geçirmek için yarışma düzenlemiştir. KKTC ekonomisine bilişim fikirleri ile katkı sağlamak ve teknik bilgiyi, toplumsal bir iletişim ile bir araya getirmeyi hedefleyeren herkesi asağıdaki çerçevede fikirlerini sunmaya davet ediyoruz. Yarışmada ilk üçe giren bilişim fikirlerine verilecek destekler aşağıda sıralanmaktadır: Türk Ekonomi Bankası; İstanbul’daki TEB Girişim Evinde 10 gün [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/teknoloji/bilisim-teknolojileri-alaninda-fikirlerinle-gel-hayallerin-gercek-olsun/">Bilişim Teknolojileri Alanında Fikirlerinle Gel, Hayallerin Gerçek Olsun</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Girişimciliğin ülkemizdeki öncü isimleri, bilişim fikirlerinizi hayata geçirmek için yarışma düzenlemiştir. KKTC ekonomisine bilişim fikirleri ile katkı sağlamak ve teknik bilgiyi, toplumsal bir iletişim ile bir araya getirmeyi hedefleyeren herkesi asağıdaki çerçevede fikirlerini sunmaya davet ediyoruz.</span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Yarışmada ilk üçe giren bilişim fikirlerine verilecek destekler aşağıda sıralanmaktadır:</strong></span></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Türk Ekonomi Bankası;</strong></span></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İstanbul’daki TEB Girişim Evinde 10 gün süresince eğitim, proje fikirlerini hayata geçirmek için danışmanlık ve potansiyel yatırımcılarla tanışma fırsatları sunulacaktır.</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kıbrıs Türk Ticaret Odası;</strong></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İstanbul – Ercan gidiş dönüş uçak bileti, konaklama ve gündelik masraflarını karşılayacaktır.</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kuzey Kıbrıs Turkcell;</strong></span></div>
<ul>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fikrin hayata geçmesi sürecinde Kuzey Kıbrıs Turkcell uzmanları tarafından destek fırsatı (koçluk),</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kuzey Kıbrıs Turkcell Data Center’de (Veri Merkezi) ürünün beta testlerinin sonuna kadar ücretsiz olarak barındırılması ve tecrübe edinme fırsatı,</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fikrin hayata geçmesi sonrasında fikir sahibi ve Kuzey Kıbrıs Turkcell arasında gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra iş modeli geliştirme fırsatları sunacaktır.</span></li>
</ul>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kimler Başvuru Yapabilir?</strong></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bilişim fikri olan bireyler başvuru yapabilir.</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Değerlendirme kriterleri:</strong></span></div>
<ul>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Değerlendirme komitesi Kuzey Kıbrıs Turkcell (2), Kıbrıs Türk Ticaret Odası (1), TEB (2)ve KOBİGEM (1) toplam 6 kişiden oluşur.</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fikri mülkiyet ve yasal yükümlülükler fikir sahiplerine aittir, fikir mülkiyetin korunması adına başvuru formlarının bir kopyasının noter onaylı olması gerekmektedir.</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Değerlendirme komitesi bir fikri değerlendirirken ICT uygulaması, amaca uygunluk, ekonomik fizibilite ve özgünlük çerçevesinde değerlendirir,</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Komite gerekli görürse ise süreç ve program içerisinde uygun gördüğü değişiklikleri yapma hakkını saklı tutar.</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kriterlere uyan bir başvuru çıkmazsa, komite seçim yapmama hakkını saklı tutar.</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Komite gerek duyması halinde başvuruları mülakata çağırma hakkını saklı tutar.</span></li>
</ul>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Bazı Bilişim Fikri Başvuru Alanları Şöyle Sıralanmaktadır:</strong></span></div>
<ul>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Ödeme Sistemleri</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">IoT uygulamaları / Akıllı bina sistemleri</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Alternatif iletişim sistemleri (Video, text vb.)</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yaratıcı uygulamalar</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Sosyal Medya uygulamaları</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Mobil uygulamalar vb.</span></li>
</ul>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Ön Eleme:</strong></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">8 Mayıs 2017 tarihine kadar yapılan başvurular ön elemeye tabii tutulacaktır. Kısa listeye kalan yarışmacılara ikinci başvuru için çağrı yapılacaktır.</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Başvuru için ne gerekiyor:</strong></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Online başvuru formu için <a href="http://www.ktto.net/bilisim-teknolojileri-alaninda-fikirlerinle-gel-hayallerin-gercek-olsun-online-basvuru-formu/" target="_blank">tıklayınız.</a></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Başvuru Tarihi:</strong></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Başvuru başlangıç: 30 Kasım 2016</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Ön Eleme için başvuru bitiş tarihi: 8 Mayıs 2017</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Daha detaylı bilgi için;</span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><a href="mailto:sozerdem@ktto.net">sozerdem@ktto.net</a> / <a href="mailto:cigdemaksu@ktto.net">cigdemaksu@ktto.net</a></span></div>
<div><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Telefon:   0392 22 83760</span></div>
<div></div>
<div></div>
<div style="text-align: right;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kıbrıs Türk Ticaret Odası</strong></span></div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/teknoloji/bilisim-teknolojileri-alaninda-fikirlerinle-gel-hayallerin-gercek-olsun/">Bilişim Teknolojileri Alanında Fikirlerinle Gel, Hayallerin Gerçek Olsun</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
