<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikoloji arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/psikoloji/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Apr 2020 10:14:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>psikoloji arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/psikoloji/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dedikodunun Arkasındaki Bilim</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/dedikodunun-arkasindaki-bilim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Çağlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2020 03:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dedikodu]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=16921</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla konuşması kaçınılmazdır.  1993 yılında yapılan bir araştırma verilerine göre: erkekler günün %55’ini, kadınların ise %67’sini konuşarak geçirdiği saptanmıştır. İnsanlar çoğunlukla dedikoduyu olumsuz bir davranış olarak göstermektedir. Ann Landers dedikoduyu “kalpleri kıran ve kariyerleri mahveden meçhul şeytan” olarak nitelendirmiştir. Blaise Pascal, “insanlar başkalarının kendileri hakkında gerçekten ne söylediğini bilseydi, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dedikodunun-arkasindaki-bilim/">Dedikodunun Arkasındaki Bilim</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla konuşması kaçınılmazdır.  1993 yılında yapılan bir araştırma verilerine göre: erkekler günün %55’ini, kadınların ise %67’sini konuşarak geçirdiği saptanmıştır. İnsanlar çoğunlukla dedikoduyu olumsuz bir davranış olarak göstermektedir. Ann Landers dedikoduyu “kalpleri kıran ve kariyerleri mahveden meçhul şeytan” olarak nitelendirmiştir. Blaise Pascal, “insanlar başkalarının kendileri hakkında gerçekten ne söylediğini bilseydi, dünyada dört arkadaş dahi kalmaz” yorumunu getirmiştir. Bu görüşlere rağmen önemli sayıda araştırmacı dedikodunun aslında faydalı ve iyi olduğunu düşünmektedir.</p>
<p>California Üniversitesi’nden psikolog Megan Robbins dedikoduyu, mevcut olmayan insanlar hakkında konuşmak olarak tanımlıyor ve ekliyor, “Bu bizim için doğal bir olgudur. Konuşma, bilgi paylaşımı hatta toplum inşasının ayrılmaz bir parçasıdır” diyor. Psikoloji profesörü David Ludden konuya, bu mutlaka olumsuz olmaz, olumlu veya tarafsız olabilir,  şeklinde yorum getirmiştir. Texas Üniversitesi ve Oklahoma Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacılar, iki kişi üçüncü bir kişi hakkında olumsuz duyguları paylaşırsa, her ikisinin de kendisiyle ilgili olumlu hissettiklerinden daha yakın hissettiklerini keşfettiler.</p>
<p>İnsanlar neden dedikodu yapar?</p>
<p>Bazı araştırmacılar, dedikodunun atalarımızın hayatta kalmasına yardımcı olduğunu savunuyorlar. Dedikodunun en olumlu değerlendirmesini antropolog Robin Dunbar yapıyor. Dunbar’a göre, atalarımız zeki ve daha sosyal hale geldikçe, grupları genişledi ve kalabalık hale geldiler. İşte burada karşılıklı anlaşmak için dil olgusu gelişti. Dunbar’ın çalışmaları, dedikoduların insanlara değerli bilgileri çok büyük sosyal ağlara yayma yeteneği kazandırdığını savunuyor. “Biz [evrimsel öncülerimizden] çok daha sosyaliz” diyor Ludden, “bu yüzden bu ağ çok büyük olduğunda insanlar hakkında [başkalarından] bilgi almak çok yararlı olabilir.”</p>
<p>Dedikodu bizi daha iyi insanlar bile yapabilir.  Bazı akademisyenler dedikoduları kültürel öğrenmenin kanıtı olarak görür, öğretilebilir anlar sunar ve insanlara sosyal olarak kabul edilebilir olan ve olmayanlara örnekler verir. Örneğin, bir toplulukta veya sosyal çevrede çok hile yapan biri varsa ve insanlar bu kişi hakkında olumsuz bir şekilde konuşmaya başlarsa, Robbins&#8217;e göre, toplu eleştiri sayesinde başkalarını aldatmanın sonuçları konusunda uyarma görevi görür. Robbins ve söz konusu dedikodunun, “insanları ahlaken kontrol altında tutmaya hizmet edebilir” diye ekliyor.</p>
<p>Dedikoduya aktif ve pasif katılım arasında çizilecek fizyolojik bir ayrım da vardır. Toronto Üniversitesi Rotman Yönetim Okulu&#8217;nda örgütsel davranışlar yardımcı doçenti olan Matthew Feinberg ve meslektaşları bunu araştırdı. Araştırmada denekler başka bir kişinin kötü davranışını veya adaletsiz durum duyduğunda kalp atış hızları arttı. Öte yandan, kişi veya durum hakkında dedikodu yaptıklarında, bu durum onları yatıştırdı ve kalp atış hızlarını düşürdü. Feinberg dedikodu eylemini, “bedeni sakinleştirmeye yardımcı olur” diye açıklıyor.</p>
<p>Ayrıca, Feinberg’in araştırması dedikodunun önemli bilgileri yayarak işbirliğini geliştirebileceğini göstermiştir. “İnsanlar hep itibarınız sizden önce gelir” dediğinde bunun nedeni, “o kişi hakkında dedikodu duyduklarındandır” diyor.</p>
<p>Dedikodu, insanların birbirleriyle olan ilişkileri yönünden de önemlidir. Sosyolog Stacy Torres, Öncelikle “Dedikodu yapmak için dedikodu yapacağınız insana yakın hissetmeniz gerekiyor” diyor. Deneyimleri paylaşmak ve başkaları hakkında aynı tarafta olduğunuzu hissetmek için bir samimiyet gereklidir. Torres&#8217;in araştırmasına göre dedikodu, insanları yalnızlıktan kurtarır ve bir eğlence aktivitesi olarak insanlara hizmet eder.</p>
<p>Ben öyle duydum :) </p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p><a href="https://time.com/5680457/why-do-people-gossip/">https://time.com</a></p>
<p><a href="https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2018/07/gossip-is-good/561737/">https://www.theatlantic.com</a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dedikodunun-arkasindaki-bilim/">Dedikodunun Arkasındaki Bilim</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutluluk Üzerine Yapılmış 10 Psikolojik Araştırma</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/mutluluk-uzerine-yapilmis-10-psikolojik-arastirma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Oct 2017 12:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[iğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[kızgınlık]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üzüntü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=10125</guid>

					<description><![CDATA[<p>1- Mutluluk Tüm Vücüdumuzu Kaplıyor Finlandiyalı araştırmacılar 701 katılımcıdan kızgınlık, korku, iğrenme, mutluluk, üzgünlük ve sürpriz gibi hisleri vücutlarında nerelerinde hissetiklerini boş vücut çizimlerinde boyamalarını istediler ve sonuçlar aşağıdaki gibi çıktı. Sarı duygularımızı en yoğun hissettiğimiz bölgeyi gösterirken, kırmızı daha azı, siyah hissizlik, mavi ve açık mavi ise çok düşük aktiviteyi gösteriyor. İlginç olan ise [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/mutluluk-uzerine-yapilmis-10-psikolojik-arastirma/">Mutluluk Üzerine Yapılmış 10 Psikolojik Araştırma</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>1- Mutluluk Tüm Vücüdumuzu Kaplıyor</strong></h3>
<p>Finlandiyalı araştırmacılar 701 katılımcıdan kızgınlık, korku, iğrenme, mutluluk, üzgünlük ve sürpriz gibi hisleri vücutlarında nerelerinde hissetiklerini boş vücut çizimlerinde boyamalarını istediler ve sonuçlar aşağıdaki gibi çıktı.</p>
<p>Sarı duygularımızı en yoğun hissettiğimiz bölgeyi gösterirken, kırmızı daha azı, siyah hissizlik, mavi ve açık mavi ise çok düşük aktiviteyi gösteriyor.</p>
<p>İlginç olan ise insanlar mutlu hissettiğinde tüm vücutlarında aktivite olduğunu belirtmeleri. Belki de mutluluk bizi hayat için harekete geçiren bir şey!</p>
<p><strong>2) Mutluluk genetik kodumuzu değiştiriyor.</strong></p>
<p>Başkalarına yardım ederek mutlu olan insanların, antikor ve antiviral genleri daha etkin çalışıyor. Bu da başkalarına yardım eden insanların daha etkin çalışan bir bağışıklık sistemleri olduğu anlamına gelebilir!</p>
<p><strong>3) Sosyal yardımlaşma insanları zor zamanlarda da mutlu ediyor</strong></p>
<p>Amerika’da 2009 krizinden sonra birçok ailede hem anne hem de baba işsiz kaldı, borçlar arttı ve her haneye daha az para girmeye başladı. Peki aileler bu çöküşle nasıl başa çıktılar?</p>
<p>Amerika’da 225 aile ile yapılan bir araştırma gösteriyor ki, zor zamanlarda birbirlerine destekte bulunan mahallelerin mutluluğu (örn. birbirine borç veren, birbirinin çocuklarını kollayan) diğerlerine göre daha yüksek. Yani, sadece finansal kapital değil, sosyal kapital de insanları mutlu ediyor.</p>
<p><strong>4) İçe dönük olsanız da dışa dönük davranın</strong></p>
<p>Amerika, Venezuela, Filipinler, Çin ve Japonya’da yapılan bir araştırmada, içe dönük ve dışa dönük kişilik tipindeki insanlardan bulundukları ortamda 10 dakika boyunca dışa dönük davranmalarını ve sonrasında nasıl hissettiklerini tarif etmeleri istendi.</p>
<p>Sonuçlar gösterdi ki katılımcılar sadece 10 dakika boyunca dışa dönük davransalar bile sonrasında ruh durumlarını daha pozitif sözcüklerle tanımlıyorlar.</p>
<p>Amerika, Venezuela, Filipinler, Çin ve Japonya’da yapılan bir araştırmada, içe dönük ve dışa dönük kişilik tipindeki insanlardan bulundukları ortamda 10 dakika boyunca dışa dönük davranmalarını ve sonrasında nasıl hissettiklerini tarif etmeleri istendi.</p>
<p>Sonuçlar gösterdi ki katılımcılar sadece 10 dakika boyunca dışa dönük davransalar bile sonrasında ruh durumlarını daha pozitif sözcüklerle tanımlıyorlar.</p>
<p><strong>5) Mutluluk internette de bulaşıcı</strong></p>
<p>Facebook’un milyonlarca kullanıcının duygularını manipüle ettiği için tüm Dünya’da oldukça eleştirilen araştırmasının sonuçları gösteriyor ki, hem mutluluk hem de mutsuzluk online mecrada bulaşıcı.</p>
<p>Hatta ve hatta, mutlu etkileşimler mutsuzlardan daha çabuk ve hızlı yayılıyor. Bu, şu anlama geliyor: Facebook sayfanızda mutlu içerikler paylaşan arkadaşlarınız daha çok ise, sizin de mutlu içerik paylaşmanız ve (belki de hissetmeniz) daha olası.</p>
<p><strong>6) Yaş aldıkça sizi mutlu eden şeyler değişiyor</strong></p>
<p>19 ve 79 yaşları arasında 200 kişi ile yapılan bir araştırma gösterdi ki, genç katılımcılar mutluluklarını belirleyici olarak daha çok ‘sıradışı’ aktiviteleri belirtirken, yaşı ilerlemiş katılımcılar günlük aktivitelerden daha mutlu olabildiklerini belirttiler.</p>
<p>Bu günlük aktiviteler, başka birinin mutlu yüz ifadesinden mutlu olmak, parkta yürümek ve aileleriyle vakit geçirmek gibi kolayca ulaşılabilecek ve para haramadan yapılabilecek aktivitelerdi.</p>
<p><strong>7) Materyalist insanlar neden mutlu olamıyor</strong></p>
<p>Para insanları mutsuz etmiyor, ancak materyalist bir zihin yapısına sahip olmak, paranız olsun olmasın, sizi mutsuz edecektir. Peki neden materyalist olmak insanları mutsuz ediyor?</p>
<p>Çünkü materyalist insanlar sürekli sahip olmadıkları bir şeyin onları mutlu edeceğine inanıyorlar, ve ellerindekinin değerini bilemiyorlar. Ayrıca son zamanlarda yapılan bir araştırma gösterdi ki, materyalist insanlar daha az şükran duyuyorlar, bu da onların genel olarak hayattan aldıkları tatmini düşürüyor.</p>
<p>Belki de hepimiz elimize kredi kartını alıp, bir sonraki harcamamızı yapmadan önce Epikür‘ün şu sözlerini hatırlamalıyız: “Sahip olamadıklarının acısını çekerek, sahip olduklarını mahvetme. Hatırla ki bugün sahip oldukların, bir zamanlar sahip olmak istediklerindi.”</p>
<p><strong>8) İlişkilerin Gücü</strong></p>
<p>Hepimiz lise yıllarımızı yad ederken unutulmaz arkadaşlıklarımızı hatırlarız. Yapılan bir araştırma gösteriyor ki, çocuk ve ergenler için de okul başarıları değil, okullarında kurdukları sağlam ilişkiler mutluluklarını belirliyor. Çocuğunuzun hem mutlu hem de başarılı olmasını istiyorsanız, akademik yönelim kadar kurduğu sosyal ilişkilere de önem verin.</p>
<p><strong>9) Mutlu olmak için ne tür hedefler koymak gerekir</strong></p>
<p>İnsanlar aslında onları mutlu eden hedefler hakkında yanılıyorlar. Bir psikolojik araştırmada katılımcıların bir kısmından ‘bir başkasını mutlu etmeleri’, diğer bir kısmından ise, ‘bir başkasını güldürmeleri’ istendi. Sonuçlar gösterdi ki, kendilerine daha somut bir hedef atanan grup (bir başkasını güldürme), isteneni yerine getirdikten sonra daha mutluydu.</p>
<p><strong>10) Sıradan anlardan mutluluk duyabilmek</strong></p>
<p>Bir araştırma 135 üniversite öğrencisinden bir zaman kapsülü yaratmalarını istedi. Bu zaman kapsülü, kapalı bir şişenin içine şunları koyarak yaratılıyordu:</p>
<p>* Birisiyle yakın bir zamanda yaptıkları kısa bir sohbeti bir kağıt parçasına yazmak<br />
* En son katıldıkları sosyal etkinliği yazmak<br />
* Yakın zamanda yazdıkları bir ödevin bir parçasının kopyası<br />
* En sevdikleri 3 şarkının ismini bir kağıt parçasına yazmak</p>
<p>* Araştırmacılar katılımcılara 3 ay sonra bu zaman kapsülünü açarken nasıl hissedeceklerini sorduklarında, katılımcıların çoğu bunu çok da önemsemediklerini belirtmişlerdi.</p>
<p>Ancak 3 ay sonra kapsülü açmak için çağırıldıklarında, çoğu bir öncekine göre çok daha pozitif sıfatlarla hislerini tarif ettiler. Bu araştırma gösteriyor ki, günlük olayların bizi ne kadar mutlu edebileceklerini oldukça azımsıyoruz.</p>
<p>Kaynak: http://biliyomuydun.com/137379</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/mutluluk-uzerine-yapilmis-10-psikolojik-arastirma/">Mutluluk Üzerine Yapılmış 10 Psikolojik Araştırma</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebek Yüzlü Olmanın Size Sağlayabileceği Faydalar</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/bebek-yuzlu-olmanin-size-saglayabilecegi-faydalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2016 09:03:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek yüz]]></category>
		<category><![CDATA[george nelson]]></category>
		<category><![CDATA[hillary clinton]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tinbilim]]></category>
		<category><![CDATA[venus angelic]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=2117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oyuncak bebeklerinki gibi büyük gözlere sahip olmak bir adım önde olmanıza ve başınızı dertten kurtarmanıza sandığınızdan daha çok yardım edebilir. Kana susamış bir çeteci olan El Kapon (Al Capone) Amerika’nın en çok aranan suçlularından biriydi. Fazla hiddetli olduğundan çetesinden uzaklaştırılmıştı. Polis, 20 Nisan 1934’te onu yakalamaya karar verdi. Polisler onun Wiskansin’de (Wisconsin) göl kıyısındaki bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/bebek-yuzlu-olmanin-size-saglayabilecegi-faydalar/">Bebek Yüzlü Olmanın Size Sağlayabileceği Faydalar</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Oyuncak bebeklerinki gibi büyük gözlere sahip olmak bir adım önde olmanıza ve başınızı dertten kurtarmanıza sandığınızdan daha çok yardım edebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kana susamış bir çeteci olan El Kapon (Al Capone) Amerika’nın en çok aranan suçlularından biriydi. Fazla hiddetli olduğundan çetesinden uzaklaştırılmıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Polis, 20 Nisan 1934’te onu yakalamaya karar verdi. Polisler onun Wiskansin’de (Wisconsin) göl kıyısındaki bir otelde kaldığına ilişkin ihbar almışlardı bu yüzden El Kapon’u gizli bir operasyonla etkisiz hale getirmek için kolları sıvadılar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fakat Corc Nelsın’a (George Nelson) yuvarlak bir yüz, kocaman gözler ve küçük bir burun bahşedilmişti. Dolandırıcı arkadaşları onu ‘’bebek yüzlü’’ diye anarlardı. Bir suçluya hemen hemen hiç benzemiyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Ajanlar olay yerine vardıklarında suçlu üç adama gözlerini dikmiş bakıyorlardı. Gizli ajan olan adamlar saniyeler içerisinde vurulup içinde ‘’bebek yüzlü’’nün de bulunduğu suçluların kaçmasına izin vermiş oldular.</span></p>
<p><figure id="attachment_2119" aria-describedby="caption-attachment-2119" style="width: 412px" class="wp-caption alignright"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-2119" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck-300x169.jpg" alt="D18J6E George 'Baby Face' Nelson, Public Enemy No. 1. In 1934 he was wanted for the murder of three Federal Agents. (CSU_ALPHA_1256)" width="412" height="232" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck-414x232.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047qxck.jpg 624w" sizes="(max-width: 412px) 100vw, 412px" /></a><figcaption id="caption-attachment-2119" class="wp-caption-text"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">(Çeteci Corc Nelsın’ın bebeksi yüzü onu daha az şüpheli göstermişti. [kaynak: Alamy])</span></figcaption></figure><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İkinci katın penceresinden atlayıp gölün köşesindeki yolu kilometrelerce takip ettiler ve buldukları bir arabayı çalıp kaçtılar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bebeksi yüz sahipleri işlenilen cinayetten sıyrılabilmenin yanı sıra, ana-babanın sevgisini yalnız kendi üzerine çekmek ve karşı cinsten birini baştan çıkarabilmek gibi becerileriyle güçlü birer toplumsal silah olabilirler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Oyuncak bebeklerinki gibi kocaman gözlere sahip olmak insanlara düşmanlarına karşı galip gelmeleri, yabancıların yardımını alabilmeleri ve iş hayatında hızlıca ilerleyebilmelerine yardımcı olabilir. Böyle kocaman gözler siyasetçileri daha güvenilir gösterir, suçluların hüküm giyme ihtimalini azaltır ve daha hafif bir yöntemle idam edilmelerini sağlar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yani bebek yüzlü kişilerin daha dürüst, naif, sıcakkanlı, iyi, cana yakın, güvenilir, sevilesi, tanıdık ve geriye kalan hepimizden daha çekici oldukları düşünülür.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bu hatalı bir tutumdur. Aslında suçluya dönüşme ihtimalleri daha fazladır. Yasaya karşı sırtlarını bir kez döndüklerinde suç işlemeye gerçek birer suçlu gibi görünebilecek insanlardan daha fazla eğim gösterirler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Açıklanması zor olan şey dünyanın her köşesinde bebek yüzlü kadınlara en çekici oldukları gözüyle bakılmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Nü York’taki (New York) Kolgeyt (Colgate) Üniversitesinden sözsüz iletişim uzmanı Kerolin Kiting (Caroline Keating) ‘’Koca gözler, uzun kirpikler, kavisli kaşlar, dolgun dudaklar, küçük çeneler, yuvarlak bir yüz, küçük minik bir burun-bir bebeği tarif etmemişsem ancak sevilen bir mankeni tarif etmişimdir.’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İnsanları yüzyıllardır görünüşlerine göre yargılıyoruz. Antik Yunanlar bunu ‘’Fizyonomi’’ denilen bir bilim dalına dönüştürmüşler. Aristo’nun büyük başlı insanların ne kadar kaba olduğunu yazmasının üzerinden çok geçmeden henüz MÖ 500 yılında matematikçi Pisagor, genç adamların iyi birer öğrenci olup olamayacaklarını anlamak için yüzlerini incelemeye başlamıştı. O zamanlar bir insanın benzediği hayvanın kişiliğinin iyi bir yansıması olduğu düşünülürdü.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bu, orta çağlara kadar kabul gören yaygın bir düşünceydi. Uzmanlar kendini beğenmişlik sergileyenleri anmak amacıyla dile ‘’burnu havada’’, soyluları anmak için ‘’kalkık kaşlı’’, alt sınıflara mensup insanları anmak üzere ‘’düşük kaşlı’’ gibi birer söz öbeği kazandırmış oldular.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bugün 2016’da bunu hala yapıyoruz. Aslanlara benzeyenleri ‘’baskın’’ olarak değerlendirirken,  Labrador cinsi köpeklere benzeyenleri ‘’sıcakkanlı’’ olarak değerlendiriyoruz. Çatık kaşlı bakışlıları ‘’daha kavgacı’’, daha az çekici olanları ‘’bozuk’’ olarak görürken bize benzeyen insanların bizimle aynı değerleri paylaşmasını umuyoruz. Böyle birçok yargı 30 milisaniye kadar küçük zaman dilimleri içerisinde oluşuveriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Böyle tuhaf bilinçaltı yanılgıları aslında kulağa geldiği kadar gülünç değildir. Yüzler kiminle alakadar olduğumuz konusunda değerli ipuçlarına sahiptir. Evrimlik (evrimsel) geçmişimizde hızlı ve kasıtsız sınıflandırmalar hayati bir önem teşkil ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bebeksi bir yüze sahip olmanın niçin harika olduğunu anlamaya çalışmadan önce gerçek bir bebeği tanıdığımızda nelerin olup bittiğini anlamamız gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Büyürken vücudumuzda gerçekleşen dizgeli (sistematik) değişikliklere karşı çok duyarlıyız. İki kişiden yaşı daha büyük olanı yüz yapısındaki fark edilebilir en küçük değişiklikten bile tespit edilebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İster çok anaç olun isterseniz de bebekleri oldukça sinir bozucu buluyor olun, hepimiz onların bu görünüşlerine cevap olarak sersemler gibi bebek konuşması taklidi yapan, mırıl mırıl yetişkinler oluveririz. Onların masum yüzlerine bakmak bizi daha az saldırgan ve daha cömert, güler yüzlü ve yardımsever yapar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">2012’de Londra’nın güneybatısında suç oranlarını azaltmak amacıyla dükkanların üzerlerine bebek çizimleri yapılmıştı.</span></p>
<p><figure id="attachment_2126" aria-describedby="caption-attachment-2126" style="width: 517px" class="wp-caption alignleft"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-2126 " src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1.jpg" alt="p047r73x" width="517" height="291" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1.jpg 624w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r73x-1-414x232.jpg 414w" sizes="(max-width: 517px) 100vw, 517px" /></a><figcaption id="caption-attachment-2126" class="wp-caption-text">(Londra’nın güneybatısındaki dükkan kepenklerine bebek yüzleri resmedilince suç azaldı. [kaynak: Youtube])</figcaption></figure><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bir çalışmada katılımcılar bebeksi yüzlere sahip insanların ve bebeklerin fotoğraflarına bakarken beyinlerini tarattılar. Kadınların, bebeksi yüzlü insanların fotoğraflarına bakarkenki sinirsel etkilenim şablonlarıyla gerçek bebeklerinkine bakarkenki sinirsel etkilenim şablonları birbirinden farksızdı. (Doğum kontrol hapları kullanan ya da daha doğurgan bir döneminde olanlar diğer katılımcılardan daha duyarlı olabilir.)</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">2003’de bebek yüz deneyi yapıldı. ‘’Kayıp mektup yöntemi’’ denilen ilk olarak 1960’da öncülük edilen klasik bir psikolojik deney uyarlandı. Kayıp bir mektup bulduğunuzu hayal edin. Üzerinde gideceği yer yazılı, pulu yapıştırılmış ve gitmeye hazır. Bu mektubu birileri için yollar mıydınız? Bu insanların yabancılara yardım etmeye istekli olup olmadıklarını ölçmek için kolay bir yoldu.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kiting (Keating) ve çalışma arkadaşları hayali bir iş için teyit mektubunun yanında hayali bir aday için özgeçmiş yazdılar ve bundan 584 adet yazdırdılar. Her birinin üzerinde pulu vardı ve birer adaya adreslenmişti fakat aslında mektupların gideceği nokta Kiting’te anahtarı olan bir posta kutusu idi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">‘’Bu mektuplarla ilgili en önemli nokta her birinin üzerine küçük renkli kağıtlara el yazısı ile yazdığımız ‘’BUGÜN YOLLA’’ notuydu. Bir ayrıntı dışında hepsi birbirine benziyordu. Özgeçmişler üzerindeki fotoğraflar ya bebek yüzlü birinindi ya da olgunluğu yüzünden okunan birinindi.’’</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fotoğraftaki yüzler gerçek bile değildi. Bu fotoğraflar sekiz beyaz ve siyah kadın-erkeklerin fotoğrafları  birleştirilerek oluşturulmuştu. Fotoğraflardaki insanların gözlerinin %15 daha büyük, dudaklarının %15 daha dolgun, ince ya da yuvarlak görünmesi için dijital ortamda değiştirilmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kiting ‘’Araştırmayı birlikte yaptığım insanlar benim öğrencilerimdi, bir şeyleri kaybetmekte çok iyiydiler. Böylece onlardan bu mektupları Nü York (New York) ve Nayrobi’de (Nairobi) kaybetmelerini istedim.’’ diyor.  Fotoğraflı özgeçmişler hafif trafiğin olduğu fakat rüzgarın hiç olmadığı yerlerdeki banklara, kaldırımlara, toplu taşıma duraklarına, halk pazarlarına, telefon kulübelerine bırakıldı.</span></p>
<p><figure id="attachment_2121" aria-describedby="caption-attachment-2121" style="width: 532px" class="wp-caption alignright"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-2121 " src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r.jpg" alt="BLACKWOOD, NJ - MAY 11: Democratic presidential candidate Hillary Clinton speaks at a campaign event at Camden County College on May 11, 2016 in Blackwood, New Jersey. Residents of New Jersey will vote in the Democratic primary on June 7, 2016. (Photo by Jessica Kourkounis/Getty Images)" width="532" height="299" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r.jpg 624w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/p047r68r-414x232.jpg 414w" sizes="(max-width: 532px) 100vw, 532px" /></a><figcaption id="caption-attachment-2121" class="wp-caption-text"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">(Yumuşak yüz hatlarına sahip siyasetçiler bunun bir faydasını görüyorlar mıdır?)</span></figcaption></figure></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Mektupların çoğu değil fakat %36’sı gönderilmişti ve çoğu üzerinde bebeksi özeliklere sahip yüzlerin fotoğraflarının olduğu özgeçmişlerdi. Kiting ‘’Yürüttüğümüz işin içinde suçun olduğunu söylemeliyim. Fakat yüzlerimiz insanların bize karşı davranışlarını etkiliyorsa bunu bilmek zorundayız.’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kiting 1999’da bu sefer siyasetçilerin yüzlerini birleştirerek benzer bir deney yaptı. Yüzleri daha az ya da daha çok bebeksileştirilen siyasetçilerin fotoğrafları bir şekilde kuşku duymayacak olan gönüllülere gösterildi ve onlardan bu siyasetçileri nüfuz, beceriklilik, dürüstlük, çekicilik ve sevecenlik bakımından değerlendirmeleri istendi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Koca gözlü siyasetçiler genelde daha sıcakkanlı, dürüst ve çekici olarak değerlendirildi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">‘’Aşırı bebek yüzlü genelleme etkisi’’ bizi hiç bebek gibi görünmeyen insanlarda masumiyet gibi çocuksu özellikleri bulmamız konusunda aldatır.’’</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Söylenmesi gerekilen şey, bir bebeği andıran yüz hatlarının olması bir siyasetçinin ilk başta seçilmesini engelleyebilir. Bebek yüzlü insanların daha itaatkar, daha güçsüz ve daha az yetkin oldukları düşünülür yani bunlar bir başçıda (liderde) pek de arzulanan nitelikler değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kadınlar için bu daha zorlayıcı bile olabilir. Kiting ‘’Hilari Kılintın (Hilary Clinton) bir kadın olarak daha bebeksi bir yüzünü olduğunu kabul etmek zorunda. İnsanlar ona bakarken etkilendiklerini bile bilmeyecekler ve onun iyi bir başçı olabileceğini düşünmüyorum fakat niye bilmiyorum, diyecekler.’’ diyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bebek yüzlü olmanın olumsuz tarafları tuhaf bir biçimde yardımcı olabilir. Gerçekte bebek yüzlü erkekler yaşıtlarından daha kendinden emin, başarılı ve daha eğitimli olmaya eğilimlidirler. Toplumun beklentilerinin üstesinden gelmeye çalışırken fazlasıyla karşılamış oluyorlar. Bu durum onların suça olan eğilimlerini açıklayabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İyi olan şey aslında tüm insanların bebek yüzlü olması. Diğer türlere kıyasla daha büyük bir başımız, daha düz bir yüzümüz, daha büyük gözlerimiz, daha küçük çenelerimiz var ve diğerlerine kıyasla daha az tüylüyüz. Yetişkinlerinden ziyade bebek şempanzelere benziyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Sen Endrüvs (St Andrews) Üniversitesinden Deyvid Peğet (David Perret) ‘’İnsanların fosil kayıtlarına baktığımızda ‘’sağlam’’dan ‘’güçsüz’’e doğru bir evrilme görürürüz. Daha çocuksu bir görünüm geliştirmişiz.’’ diyor. Bebek yüzlü görünümümüzün yanı sıra merakı hayatın sonraki aşamalarında sürdürmek gibi çocuk becerilerini de geliştirmişiz.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bunun nasıl gerçekleştiğine dair iki muhtemel açıklama var. Başlangıç olarak bebek yüzlerin insanlara çekici geldiğine ilişkin birçok kanıt var. Yani belki de çekici görünen atalarımızın daha çok eşi ve daha çok çocuğu vardı (cinsel seçilim). Bu, bebek yüzün kadınlarda erkeklerden olduğundan daha çok çekici olması fikri tarafından destekleniyor ve kadınlar erkeklerden daha çok bebek yüzlü olma eğilimi gösteriyor. Fakat niçin?</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yunivörsiti Kalıç Londra’dan (University College London) tinbilimcisi (psikolog) Edriyın Furnyem (Adrian Furnham) ‘’Evrim tinbilimcileri erkeklerin kadınlarda aradığının onlara sağlıklı öz bebeklerini verebilmesidir ve bunun izleri var.’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Herkes yaşamına büyük gözler, tombul yanaklarla başlasa da yüz hatlarımız biz yaşlandıkça değişiyor ve olgunluğun özelliklerini kazanmaya başlıyoruz. Genç ve doğurgan kadınlar yaşlı olanlardan daha bebek yüzlü oluyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Çok uzun bir zaman önce bebek yüzler gençliğin dosdoğru bir işareti sayılmış olabilir fakat bu özelliklerin üremeye ilişkin olumlu yanları olduğundan zaman içinde abartıldılar. Küçük çeneler gibi bebeksi özellikleri yitirmemek östrojenle ilişkili olduğundan bunlar aynı zamanda iyi hormonal düzenin işaretleri de olabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fakat ya erkekler? Elbette ki ‘’şirin’’ sözü keskin bir çene ve erkek mankenlerin baskın, erkeksi özellikleriyle uyuşmuyor.  Aslında bu mesele biraz daha karışık.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Peğet 1998’de bir araştırma yapmaya karar verdi. Birkaç yüzü karıştırarak ortalama bir erkek ve kadın yüzleri oluşturarak gönüllülerden yüzler en çekici hallerini alana kadar onların kadınsılığını ya da erkeksiliğini azaltmalarını ya da artırmalarını istedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Peğet ‘’Meğerse insanlar erkeksiliğin ön plana çıktığı yüzleri beğenmiyormuş. Yüzlerin ne kadar soğuk göründüğün belirtmişlerdi. İnsanlara bebeksi yüz özellikleri vermek onları daha sıcak, daha kibar ve daha iyi birer ana-baba gösterdi.’’ dedi. Peğet, kadınların daha yardımsever ve çocukları yardım edeceğini düşündükleri erkeklerden etkilendiklerini öne sürüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Diğer açıklama ise daha anlaşılır. Evrim geçmişimizde bebek yüzlülerin hayatta kalması daha mümkün olmuş olabilir. Kıtlık zamanlarından bebek yüzlüler arkadaşlarından yiyecek dilenme konusunda daha iyi olmuş olabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bir dahaki sefere kendinizi bebek yüzlü bir arkadaş, iş arkadaşı ya da sevgilinizin yüzüne şefkatle bakarken bulursanız hatırlayın ki uzun soluklu dizgeli (sistematik) evrim kandırmacasının son kurbanı olabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><em>Kaynak: Zaria Gorvett, Benefits of having a baby face, BBC</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><em>Çeviri: Melike Sönmez</em></span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/bebek-yuzlu-olmanin-size-saglayabilecegi-faydalar/">Bebek Yüzlü Olmanın Size Sağlayabileceği Faydalar</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
