<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Utku Işık, Author at Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/author/utku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/author/utku/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Dec 2020 13:33:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>Utku Işık, Author at Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/author/utku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Oğuz Kağan Destanı Üzerine Bir Kitap: The Pagan Oguzname</title>
		<link>https://bilimdili.com/kitap/oguz-kagan-destani-uzerine-bir-kitap-the-pagan-oguzname/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Utku Işık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 06:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Kağan Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Oguzname]]></category>
		<category><![CDATA[The Pagan Oguzname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=18327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kitap incelemesi &#8220;Journal of Old Turkic Studies&#8221; cilt 4/1 &#8216;de yayınlanmıştır. Danka, Balazs, The &#8216;Pagan&#8217; Oġuz-nāmä- A Philological and Linguistic Analysis, Wiesbaden, Harrassowitz Verlag, Turcologica C.:113, 2019, 377 syf. Yazar: Utku Işık[1] Bir insan topluluğuna millet olma bilinci oluşturan ve “bir millete ait olma duygusu”nu nesiller boyu canlı tutan destanlar; şüphesiz dünya tarihine yön vermiş, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/oguz-kagan-destani-uzerine-bir-kitap-the-pagan-oguzname/">Oğuz Kağan Destanı Üzerine Bir Kitap: The Pagan Oguzname</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kitap incelemesi &#8220;Journal of Old Turkic Studies&#8221; cilt 4/1 &#8216;de yayınlanmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Danka, Balazs, The &#8216;Pagan&#8217; Oġuz-nāmä- A Philological and Linguistic Analysis, Wiesbaden, Harrassowitz Verlag, Turcologica C.:113, 2019, 377 syf.</strong></p>
<p><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2020/09/EWYitlkWsAEfGD5.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-18338 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2020/09/EWYitlkWsAEfGD5.jpg" alt="" width="499" height="411" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2020/09/EWYitlkWsAEfGD5.jpg 771w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2020/09/EWYitlkWsAEfGD5-300x247.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2020/09/EWYitlkWsAEfGD5-768x633.jpg 768w" sizes="(max-width: 499px) 100vw, 499px" /></a><strong>Yazar: Utku Işık<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></strong></p>
<p>Bir insan topluluğuna millet olma bilinci oluşturan ve “bir millete ait olma duygusu”nu nesiller boyu canlı tutan destanlar; şüphesiz dünya tarihine yön vermiş, köklü medeniyetlerden biri olan Türklerin edebi ve kültürel yaşamlarında da önemli bir yere sahiptir. Tarihi olayların süreç içerisinde mitolojik birtakım unsurlarla meczedilerek anlatıldığı destanlar diğer milletlerde olduğu gibi Türklerin de kendi tarihini ve atalarının milli hislerini algılayabilmesi yönünden değerlidir. İçerdiği mitolojik unsurlarla çok eski tarihlere dayandığı tahmin edilen Oğuz Kağan Destanı, oluştuğu dönem itibariyle Türklerin yaşayışı, hakimiyet anlayışı ve tarih sahnesinde yaşadığı bazı olaylar hakkında bize ipucu vermektedir. Destan; Uygur Harfli varyant ve Reşiddedin, Uzunköprü, Ebülgazi Bahadır Han, Cüveyni varyantları gibi birçok nüshaya sahiptir. Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı Türklerin en eski dini olarak bilinen Kök Tanrı dini dışında başka bir dini etkinin bulunmaması dolayısıyla diğer varyantlardan ayrılmaktadır.</p>
<p>İslami kültür dairesinde yazılan varyantları Oğuzname olarak bilinen, Türk siyaset ve kültür tarihi hakkında önemli ipuçları içeren Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı hakkında birçok araştırmacı metnin tıpkıbasımı, transliterasyonu, transkripsiyonu, çevirisini ve içerdiği motifleri ele alan çalışmalar yapmıştır. Metnin ilk neşrini 1890 yılında W. Radloff yapmıştır. Ardından ikinci neşir Rıza Nur tarafından 1928 yılında yapılmıştır. Willi Bang ve Reşit Rahmeti Arat Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı’nın tercümesini önce Almanca sonra Türkçe olarak yayımlamıştır. Metin, 1959 yılında Şçerbak tarafında kiril alfabesine transkribe edilmiş ve Rusçaya çevrilmiştir. Ölmez, 2009 yılında metni İngilizce çevirisiyle yayımlamıştır. 2016 yılında Ferruh Ağca; Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı’nı metin, aktarma, notlar, dizin ve tıpkıbasım olmak üzere farklı okuyuş önerileri ile birlikte yayımlamıştır. Metin son olarak Balázs Danka tarafından tekrar yayımlanmıştır. Danka, kendinden önce yapılmış çalışmaların -biri dışında- hepsini incelemiş ve Türk destan geleneğinin ve geç dönemde yazıya geçirilmiş Budist eserler arasında önemli bir yeri olan bu metni 2019 yılında <em>The &#8216;Pagan&#8217; Oġuz-nāmä- A Philological and Linguistic Analysis  </em>adıyla kitap halinde yayımlamıştır. Yazar, 2016 yılında Ferruh Ağca tarafından yayımlanmış olan <em>Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı</em> kitabını edinemediğini dolayısıyla inceleyemediğini kitabın ilk bölümünde dile getirmiştir.</p>
<p>Öncelikle Danka, kitabın isminde geçen <em>Pagan</em> sözcüğünü iki sebeple kullanmıştır. Bunlardan birincisi, İslam öncesindeki Türk metinlerinin İslami anlayışa göre “doğa güçlerine tapanların dönemi”ni anlattığı şeklinde düşünülebilmesidir. İkincisi ise Uygur yazısının Hristiyanlarca da “doğa güçlerine tapanların yazısı” olarak bilinmesidir.</p>
<p>Yazar Budist çevreye ait Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı’nı ayrıntılı bir şekilde ele almakla birlikte  Müslüman çevreye ait Reşideddin, Yazıcızâde Ali, Ebülgazi Bahadır Han ve Uzunköprü varyantlarını da birbirleriyle ve Uygur harfli metinle karşılaştırmıştır.</p>
<p>Danka, kitapta Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı’nı (OKD) sesbilim, biçimbilim, anlambilim açılarından ele almıştır. Öncelikle <em>Paleografi</em> bölümünde Uygur harflerini, metinlerden çekilen yüksek çözünürlüklü büyütülmüş fotoğraflarla başta, ortada ve sonda olacak biçimde tanıtmış; bu harfler hakkındaki görüşlerini belirtmiştir.  Yazar, farklı yazılışlara sahip bir harften on örnek alarak her bir yazı biriminin ilk biçimine gitmeye böylece metnin kesin bir transliterasyonunu yapmaya çalışmıştır. Bu yöntemle bir yazı ekolünün ya da belli bir yazarın yazısının tespit edilebileceğini belirtmiştir.</p>
<p>Yazar  Uygur yazmalarında /z/ ünsüzünün /n/ ünsüzüne göre daha kısa ‘kuyruklu’ olduğunu ancak OKD’de iki sesin aynı şekilde yazıldığını belirtmiş; bu duruma rağmen farklı seslerin harfleri olmalarından dolayı okumada bu ayrıma dikkat ettiğini vurgulamıştır.</p>
<p>Yazar, metin üzerinde söz ortasında bulunan -I ve -A ünlülerini ayırt edilebilmenin zor olduğunu belirtmiştir. Bu iki farklı sesin orijinal metinde karışık biçimde yazılmış örneklerini transliterasyonda ne /y/ ne de /’/ ile temsil etmiştir. /y/ yerine /’/ şeklinde yazılan örnekleri /Y/ ile göstermeyi tercih etmiştir.  Ağca ise transliterasyon bölümünde bu farklı yazımları orijinal metne sadık kalarak yazıldığı şekliyle göstermiştir. Ağca’ya göre; bu farklı kullanımlar ilk bakışta diyalektik farklılıkları çağrıştırsa da aynı sözcüğün bazen /’/ bazense /y/ ile yazılması, dolayısıyla istikrarlı bir yazımın bulunmayışı diyalektik bir çeşitlilikten dolayı böyle bir ikili durumun olamayacağını göstermektedir. Aynı zamanda Ağca’ya göre müstensih, metni daha eski bir nüshadan kopya ettiği için de -I yerine –A bağlantı ünlüsünü kullanmış olabilir. Tüm şartlarda müstensihin Ağca’ya göre hangi harfi kabul edeceği konusunda bir kafa karışıklığı bulunmaktadır dolayısıyla orijinal metindeki harfler transliterasyonda aynıyla gösterilmiştir. Aynı şekilde -U yerine –A kullanılarak yazılan sözcükler için Danka transliterasyonda -W harfini kullanmışken Ağca orijinal yazımı değiştirmeden sözcükleri aynıyla gözler önüne sermiştir. Ağca diğer çalışmalarında olduğu gibi OKD yayınında da istikrarsız yazımların pek çok sebebi olabileceğini göz önünde bulundurup bunlar üzerinde açıklamalar yaparak metnin aslına bağlı kalmayı tercih etmiştir.</p>
<p>Eski Uygur metinlerinde /n/, /A/ ve /z/ seslerinin yazımlarını okumakta bazı zorlukların bulunmaktadır. Danka /n/ ünsüzünün yalnızca üste konulan bir noktayla ayırt edilebildiğini ifade etmiştir. Bu ünlünün nazal n ünsüzüyle karıştırılmaması gerektiğini ifade etmiştir.  Ağca /n/ ünsüzünün /A/ sesiyle karıştırılması dolayısıyla 13-14. yüzyıl Budist Uygur metinlerinde /n/ ünsüzünün üzerine bir nokta koyulmaya başlandığından bahsetmiştir. Bu metinde üzerine nokta konulmuş ve konulmamış bazı örnekler bulunmaktadır. Ağca, noktalı ve noktasız biçimlere örnekler vermiş, bu konudaki ikili kullanımlardan söz etmiştir.</p>
<p>Danka, her bir harf için farklı yazım üsluplarını göstermek amacıyla onar örnek almış ve bu sayede büyükçe bir tabloda Uygur alfabesindeki harflerin ilk biçimlerini şu şekilde tasarlamıştır:</p>
<p>Danka’nın kitabında destanın anlatıldığı metnin sayfaları ayrı ayrı basılmış ve her bir sayfanın ardından transliterasyon ve transkripsiyon çalışması yapılmış; ardından bu sayfada geçen cümleler İngilizceye çevrilmiştir.</p>
<p>Danka’nın da Ağca’nın da belirttiği üzere metnin baştan, ortadan ve sondan eksik olması, fonetik ve morfolojik bazı ikili kullanımlar, ortografiden kaynaklı zorluklar sebebiyle metnin okunmasında bazı güçlükler yaşanmaktadır. Danka ve Ağca yukarıda belirtilen bazı seslik değerlerin okunmasında farklı yollar izlemiştir. Sözcüklerin transliterasyon, transkripsiyon ve çevirisinde  genel itibariyle örtüşseler de birçok sözcüğün okunuşunda gerek seslik değerleri farklı okumaktan gerekse sözcüklere farklı anlamlar yüklemekten kaynaklı bazı farklı sonuçlara ulaşmışlardır. Sözcüklerin farklı okunmasına sebep olan noktalardan biri Ağca’nın /c-/ ünsüzünü okurken farklı bir yol izlemesidir. Genel Türk dilinde /y-/ ile yazılmış sözcükler Uygur alfabesinde /c-/ için ayrı bir harf bulunmadığından dolayı bazı örneklerde /ç-/ harfi ile okumaktadır. Ancak Ağca bu sözcükleri literatürün aksine daha akıcı bir ünsüz olan /c-/ ile göstermektedir: Danka <em>çarlıg</em>, Ağca <em>carlıg</em>; Danka <em>çalguz</em>, Ağca <em>calguz</em> vb.</p>
<p>Farklı okumaların bir diğer kaynağı ise iki yazarın kapalı /e/ ünlüsünü algılayışlarının farklı olmasıdır. Danka Eski Türkçe bazı sözcüklerde özellikle ilk ünlü pozisyonunda görülen e ~ i istikrarsızlığını birçok araştırmacı gibi kapalı e şeklinde yorumlamış ve transkripsiyonda bu tasviri ünlüyü kullanmıştır. Ağca ise e ~ i istikrarsızlığının görüldüğü sözcükleri metnin orijinaline uygun olarak /e/ ile yazdıysa /e/ ile, /i/ ile yazıldıysa /i/ ile göstermiştir. Danka <em>kéçelerden</em>, Ağca <em>keçelerden</em>; Danka <em>yérde</em>, Ağca <em>yirde</em> vb.</p>
<p>Danka; Eski Oğuz Türkçesine ait uzun ünlülü sözcüklerin ortasına gelen /g/ ünsüzünün ünlüleri kısaltma özelliğine aykırı olarak üstelik transliterasyonda göstermiş olmasına karşın  <em>kār</em>=<em>kagar</em>, <em>tām</em>=<em>tagam</em>, <em>kārlıg</em>=<em>kagarlıg</em> gibi örneklerde uzun ünlülü biçimleri kabul etmiştir. Ağca ise aksine transkripsiyonda ünlüleri kısaltmış ve <em>kagar</em>, <em>tagam</em>, <em>kagarluk</em> biçimlerini kullanmıştır.</p>
<p>Kapalı e ünlüsünün yazımı, Genel Türkçede /y-/ ile başlayan bazı sözcüklerin metinlerde /c-/ ile mi /ç-/ ile mi yazılacağı sorunu, uzun ünlülü sözcüklerin yazımı gibi Türk dili araştırmalarında tartışılan genel problemler dışında iki yazarın okumalarındaki farklarını şu şekilde sınıflandırabiliriz<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>:</p>
<ul>
<li>İki yazardan birinin orijinal metinde bulunmayan bir ses tasarladıkları uyuşmazlıklardan bazıları: (2/7) Danka <em>kik</em>, Ağca <em>k(i)y(i)k; </em>(14/5) Danka <em>…yahşı be(r)gü birle</em>, Ağca <em>…yahşı</em> <em>bigü birle</em>; (22/1) Danka <em>bizni</em><em>ŋ kutbız senniŋ</em>, Ağca <em>bizni</em><em>ŋ kut(ı)bız senniŋ</em>; (29/7) Danka <em>yörümayn</em>, Ağca <em>yörümeyin</em>.</li>
</ul>
<p>Metinde geçmeyen yeni bir ses tasarlanan sözcükleri anlamlandırmada iki yazar açısından da farklılık görülmemektedir.</p>
<ul>
<li>Yazarların aynı ses değerlerini farklı yorumlayıp okudukları örneklerden bazıları: (2/1) Danka <em>sorma</em>, Ağca <em>sö(y)ürme</em>; (14/3) Danka <em>kız</em>, Ağca <em>kas</em>; (27/2) Danka <em>kagız</em>, Ağca <em>kagas</em>; (29/8) <em>Danka</em><em>tarlawsız</em>, Ağca <em>tarlagusuz</em>, (28/7) Danka <em>kalkanları</em>, Ağca <em>kalıkları</em>; (30/5) Danka <em>başladı</em>, Ağca <em>başlandı</em>;  (40/7-8) Danka <em>körüg</em>-, Ağca <em>körür</em></li>
</ul>
<p>Danka <em>kalkanları temürden erdiler</em> şeklinde okuduğu cümlede <em>kalkanları</em> sözcüğünü “sürgüleri” olarak, Ağca ise <em>kalıkları temürden irdiler</em> şeklinde çevirdiği cümlede <em>kalıkları</em> sözcüğünü “çatısı” olarak aktarmıştır. Aynı şekilde Danka <em>kız yakut taş</em> şeklinde okuduğu ibareyi “değerli yakut taşları” olarak, Ağca ise <em>kas yakut taş </em>şeklinde okuduğu ibareyi “yeşim (ve) yakut taşları” olarak çevirmiştir. Danka <em>Oguz kagan bedük ordu […]körüg- </em>olarak çevirdiği ifadede <em>körüg-</em> sözcüğünü “savaş kampı” şeklinde aktarırken Ağca aynı ifadeyi “Oğuz kağan büyük ordu […] görür.” olarak çevirmiştir. Bunun dışında örneklendirdiğimiz diğer sözcükler iki yazar tarafından da aynı şekilde anlamlandırılmıştır.</p>
<ul>
<li>Bir yazarın okuyamadığı sözcüğü diğerinin okuduğu örneklerden bazıları: (35/1) Danka <em>kaygular</em>[…]<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>, Ağca <em>kaygular [tapdı]</em> “kaygılandı”; (37/1-2) Danka <em>[…] tengri bérdi</em><a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>, Ağca <em>[negü kök] tengri berdi</em> “Kök Tanrı her ne verdiyse”; (40/9) Danka <em>[o</em><em>ŋ yagıda]</em> “sağ tarafta”, Ağca <em>[…]</em>.</li>
</ul>
<p>Metinde okunuşu problemli birçok sözcük ve cümle bulunmaktadır. Bu sözcükler araştırmacılara tarafından çeşitli şekillerde okunduğu için anlamlandırmada da farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birkaçını açıklamak gerekirse öncelikle Danka bu problemli cümlelerden biri olan ve Ağca tarafından (1/4) <em>közü yarup bödüdi</em> olarak transkribe edilen ifadeyi <em>közü yarup küdedi</em> olarak okumuştur. Son sözcüğün okunuşu konusunda kararsız olan Danka, sözcüğün <em>küdedi</em> yerine  <em>büdedi </em>şeklinde de okunabileceğini <em>Notlar</em> bölümünde ifade etmiştir.</p>
<p>Problemli ilk ifade olan <em>közü</em> <em>yarup</em>, Danka tarafından “gözü parlayıp” şeklinde aktarılmış ve bu ifadedeki <em>yaru</em>&#8211; fiilinin “parlamak” anlamıyla bir ebelik terimi olabileceği söylenmiştir ancak sözcüğün niçin bir ebelik terimi olabileceği hakkında bir açıklama maalesef yapılmamıştır.</p>
<p>Ağca ise <em>közü yaru- </em>“gözü parlamak” ifadesinin OKD’de metaforik bir anlam kazanıp “doğum esnasında gözlerinden ateş çıkarcasına acı çekmek” anlamına geldiğini düşünmektedir. Zira ona göre cümlenin yüklemi konumundaki <em>bödüdi</em> sözcüğü ile beraber düşünüldüğünde, cümle şu mantıkla kurulmuş olmalıdır: gözleri acıdan ateş çıkarırcasına parladı ve (gözleri) büyüdü. Bu açıdan bakıldığında Ağca’nın <em>yaru</em>&#8211;  ile eşleştirdiği  “parlamak” ve metaforik olarak “gözlerinden ateş çıkarırcasına acı çekmek” anlamları parlamanın derecesini “ateş çıkarmak” gibi bir sözle abartarak vurgulamayı ifade etmekte,  bu açıdan akla daha yatkın görünmektedir.</p>
<p>Metinde geçen problemli bir başka sözcük de (2/1-2)’de geçen <em>swyrm’ sözcüğüdür.</em> Danka sözcüğü kendinden önceki -Ağca dışında- diğer araştırmacılarla aynı doğrultuda <em> sorma/sörme</em> şeklinde  okumuştur. Ona göre sözcük hakkında çok az veri vardır ve elde olan verilerle sözcüğün Clauson’nun açıkladığı üzere <em>sor</em>&#8211; “içmek, içine çekmek” kökünden türediğini ve “içecek şey, şarap, bira” anlamına geldiğini söylemek gerekmektedir.</p>
<p>Kendinden önceki çalışmalarda ve Danka’da <em>sürme/sorma</em> şeklinde okunan  <em>swyrm’ </em>sözcüğü için Ağca yeni bir okuma önermiş ve sözcüğü <em>Notlar</em> bölümünde uzunca açıklamıştır. Yazar, Uygur alfabesinde bir ünsüzden sonra gelen &lt;wy&gt; yazımı /ö, ü/’ye denk düşse de, OKD’de bu kurala uyulmadığını belirtmiştir.  Ayrıca metnin yazım özelliklerini dikkate almış ve  /ü, ö/ için &lt;wy&gt; yerine &lt;w&gt; harfinin kullanıldığını gözlemlemiştir. Bu açıdan swyrm’ sözcüğünde ilk hecedeki ünlüyü inceltmek için /w/ harfinin yanında /y/ harfinin kullanılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Ağca &lt;w&gt; ünlüsünden sonra gelen &lt;y&gt; harfinin bir ünlüyü değil ünsüzü işaretlediğini düşünmüş ve sözcüğü <em>soy(u)rma/ söy(ü)rme </em>şeklinde transkribe etmiştir. Bu okumasını, DLT’de Oğuzca olarak verilen <em>sögüş</em> “pişmiş/haşlanmış et”, <em>sögül</em>-, <em>söglün</em>-, <em>sögülün</em>&#8211; “ızgara yapmak” ve <em>söglünçü</em> “ızgara”  sözcükleriyle ve Anadolu ağızlarında geçen <em>söğürme/söürme/sövürme</em> “haşlama, kebap, ızgara” sözcüklerinin “ızgara yapmak” anlamındaki <em>sögül</em>&#8211; ve <em>sögür</em>&#8211; fiilleriyle bağlantılı olduğunu söyleyerek temellendirmiştir.</p>
<p>Danka ve Ağca’nın <em>swyrm’</em> sözcüğü hakkındaki fikirleri birbirinden oldukça farklıdır. Danka, Türk dili araştırmalarında genel olarak kabul edilen <em>sorma</em> “içilen şey, şarap, bira” okuyuşunu kabul ettiğini kısa bir açıklamayla ifade etmiştir.  Ağca ise diğer araştırmacıların okuyuşlarındaki sorunu tekrar ele almış bunun sonucunda fonolojik ve semantik olarak metne uygun yeni bir okuma önermiştir.</p>
<p>Ağca ve Danka’nın üzerinde uzun açıklamalar yaparak farklı açılardan aydınlattıkları bir cümle daha vardır: (21/8-9) <em>senden</em> <em>carlug b(a)glug bellüg bola men</em>. Ağca öncelikle bu sentaktik yapıyı <em>senden</em> sözcüğünün anlaşılmaz hale getirdiğini söylemiştir. Ağca’ya göre iki farklı cümleyi içeren bu ifade şu şekilde çözümlenmelidir: <em>carlug baglug bola men</em>, <em>bellüg bola men</em>. Ona göre <em>carlug baglug</em> ifadesi Bang-Arat’ın kabul ettiği gibi *<em>carlugıŋa baglug</em> “emrine bağlı” şeklinde olmalıdır ve burada muhtemelen müstensihin  ihmalinden kaynaklı bir yazım hatası söz konusudur. <em>bellüg bola men</em> ifadesini ise Ağca “Sana namzet olayım.” şeklinde günümüz Türkçesine  aktarmıştır.  <em>bellüg</em> sözcüğünün     Eski Türkçe metinlerde bulunmadığını ancak Eski Türkçede geçen <em>belgü</em> “işaret” ve <em>belgülüg</em> “işaretli, açık, bilinen” sözcüklerinin Oğuz etkisiyle farklı bir varyantı olarak yorumlanabileceğini ifade etmiştir. Danka da bu noktada benzer bir görüşü savunmuş, Pelliot’un fikrine katılarak <em>bellüg bol</em>&#8211; ifadesini “açığa çıkmak, tanınır olmak” şeklinde aktarmıştır ve cümleyi “Emirlerine bağlı (olarak) tanınayım.” şeklinde çevirmiştir. Ağca ve Danka, cümleyi farklı açılardan ele almışsa da bu iki yazarın çevirileri büyük oranda örtüşmektedir. İkisi de <em>bellüg</em> sözcüğünü “bilinmek ve açık olmak” ile ilişkilendirmiştir.</p>
<p>Cümle bağlama göre değerlendirildiğinde öncelikle şu göz önünde bulundurulmalıdır: Oğuz Kağan,  emirlerine uymayan Urum Kağan’ı bozguna uğratmış ve Urum Kağan’ın yeğeni de Oğuz Kağan’ın huzuruna çıkarak kendisinin bu savaşta amcası ve babasından dolayı suçlu görülemeyeceğini, Oğuz Kağan’a tabi olduğunu ve bu şekilde anılmak istediğini arz etmiştir. Düşman olarak tanınan kişi, burada artık Oğuz Kağan’ın dostu olarak tanınmak istemektedir. Bu çerçevede cümleyi “Senin emrine bağlı olarak tanınayım.”  veya “Sana namzet olayım.” şeklinde çevirmek mümkün görünmektedir.</p>
<p>Metinde 22/5’te geçen <em>buçur</em>&#8211; fiilinin tahlili iki yazar tarafından farklı şekillerde ele alınmıştır. Danka intervokalik –y- sesinin söz içinde –ç- sesine dönüştüğü bir Türk lehçesi bilmediğini, diğer araştırmacıların da (Clauson, Peliot, Şçerbak, Bang-Arat) sözcük hakkında yeterli bilgi vermediğini belirtmiştir. Üstelik böyle bir örneğe  Doğu Eski Türkçesinde de rastlamadığını ifade eden yazar; sözcüğün müstensih hatasından dolayı <em>buyur</em>&#8211; yerine <em>buçur</em>&#8211; şeklinde yazıldığını öne sürmüştür. Ağca ise bu konuda farklı düşünmektedir. Tarihsel Türk dili alanlarında /y/&gt;/c, ç/ değişiminin söz başında gerçekleşmesi ve söz içi ve sonundaki değişimin de ancak birkaç modern yazı dilinde sınırlı sayıdaki sözcükte tanıklanmasından dolayı <em>buyur</em>-&gt;<em>buçur</em>&#8211; şeklinde bir tahlilin mümkün olamayacağını savunmuştur. Bunun yerine <em>buyur</em>&#8211; fiilinden farklı bir <em>buçur</em>&#8211; fiilinin varlığından söz etmenin doğru olacağını dile getirmiştir. Dolayısıyla Ağca tarihsel Türk dilinin çeşitli alanlarında tanıklanan <em>bıçur</em>&#8211; fiilinin <em>buçur</em>&#8211; biçimine dönüştüğünü düşünmektedir. <em>bıç</em>&#8211; “kesmek,biçmek” nasıl ki DLT’de <em>bıçıg</em> “anlaşma, sözleşme” şeklinde metaforlaşmışsa buna paralel olarak <em>bıçur</em>&#8211; da fonolojik ve semantik bir değişimle <em>buçur</em>&#8211; “nasip ol-, ihsanda bulunmak”  sözcüğüne dönüşmüş olmalıdır.</p>
<p>Danka ve Ağca’nın <em>buçur</em>&#8211; fiiliyle ilgili görüşlerinden bağlama en yakın olanı Ağca’nın <em>bıçur</em>-&gt; <em>buçur</em>&#8211; “nasip olmak, ihsanda bulunmak” olarak görünmektedir: “Tanrı sana  ülke verip bahşetmiş oldu.”.</p>
<p>Danka 27/3’te geçen <em>çalaŋ bulaŋdan korukmaz turur erdi </em>ifadesini “kaçma kovalamadan korkmazdı” şeklinde çevirmiştir.  <em>çal</em>&#8211; fiilini “yıkmak, hırsızlık yapmak, çalmak”, <em>bul</em>&#8211; fiilini ise “bulmak” şeklinde kabul eden yazar Oğuz Kağan’ın atını aramaya çıkan bir adamı tasvir ederken “kaçma kovalamadan korkmazdı” şeklinde bir çevirinin bağlama uygun düşeceğini düşünmüştür. Ağca ise bu konuda sözcüklerin tahlilini yaparken farklı bir yol izlemiş, tarihsel Türk dilinde geçen <em>çal</em>&#8211; fiillerine örnek vererek bu fiilin “vurmak, darp etmek, saldırmak” gibi anlamlara geldiğini dolayısıyla –(X)ŋ ekiyle isimleşmiş bu sözcüğün “vuruşma, darbe” anlamlarını taşıması gerektiğini öne sürmüştür. <em>bulaŋ</em> fiilinin ise ç<em>alaŋ </em>fiiline göre daha kolay tahlil edilebileceğini söyleyen yazara göre <em>bulga</em>&#8211; “karıştırmak” fiilinin EOT’deki karşılığı olan <em>bula</em>-, –(X)ŋ fiilden isim yapım eki alıp metaforlaşarak  “kargaşa” anlamını kazanmıştır. Ağca bu cümleyi tüm bu morfolojik ve semantik dayanaklar ışığında “darbelerden ve kargaşadan korkmazdı.” şeklinde çevirmiştir.</p>
<p>Danka’nın <em>çalaŋ bulaŋ</em> “kaçma kovalama” (hide and seek) birleşik sözcük tasarımı  her ne kadar bağlama uygun görünse de bu açıklama izaha muhtaçtır. Zira söz grubu veya “fiil-(X)ŋ fiil-(X)ŋ” biçiminde oluşan birleşik sözcüklerin tarihsel Türk dili metinlerinde var olup olmadığı Danka tarafından belirtilmemiştir. Bu çerçevede <em>çalaŋ bulaŋ</em> bir birleşik sözcük değilse cümle “çalmaktan ve bulmaktan korkmazdı” gibi bağlamla uyumsuz  hal almaktadır.</p>
<p>İki yazar da <em>Notlar </em>bölümlerinde problemli gördükleri sözcük ve cümle yapılarını bazı örneklerde ortak bir anlayışla ancak hatırı sayılır sayıda örnekteyse farklı açılardan değerlendirmiştir. Bu açıklamalara genel olarak bakıldığında Ağca’nın yaklaşık 175 madde, Danka’nın ise 65 madde incelediği görülmektedir. Danka’nın açıklamaları, Ağca’yı okumadığı için yalnızca diğer araştırmacıların görüşleri üzerine yapılan farklı yorumlarla sınırlı kalmıştır. Zira Ağca <em>Notlar</em> bölümünde birçok sözcük ve cümleyi Danka’nın okuduğu araştırmacılardan farklı okumuş, yeni önerilerde bulunmuştu.</p>
<p>Danka, kitabını <em>Notlar </em>bölümünden sonra  metin üzerinde fonolojik ve morfolojik özelliklerin ayrı ayrı sıralandığı bölümlerle devam ettirmiş ve OKD’nin küçük bir gramerini oluşturmaya  çalışmıştır. Sonraki bölümlerde ise OKD’nin diğer varyantları, içeriği ve içerdiği motifler hakkında bilgiler vermiş, eserini <em>Dizin</em> ve <em>Kaynaklar</em>  bölümleriyle bitirmiştir.</p>
<p>Danka <em>Sonuç</em> bölümünde kendinden önceki çalışmalarda /I/ ünlüsünün  &lt;’&gt; ve &lt;y&gt; ile kararsız bir biçimde gösterildiğini ifade etmiştir. Danka bu sorunu, araştırmacılar tarafından istikrarsız biçimde çevrilen  /I/ ve /A/ ünlülerini yalnızca /Y/ harfiyle göstererek çözme yoluna gitmiştir.  Ancak bu sorun Ağca’nın ifade ettiği üzere müstensihin eski bir metni kopya etme ihtimaliyle yahut sözcüklerin yazımı konusunda kararsız olmasıyla bağlantılı olmalıdır. Başka bir deyişle Ağca’nın metne bağlı kalmayı ön plana alan görüşü; bazı sözcüklerde gerçekleşen  /A/ ~  /I/ nöbetleşmesinin ikili bir kullanım oluşturduğunu böylece müstensihin burada bir tasarrufa gitmek durumda kaldığını göstermektedir.</p>
<p>Yazar <em>Sonuç</em> bölümünde kendisinden önce yapılmış çalışmalardaki sorunlardan bahsetmiştir. Bu çalışmalarda tartışmaların çıkmaza girdiğini öbür yandan yazarların bu çalışmalarda metni bir transkripsiyonla yayımladıktan sonra problemli noktaları yalnızca son not şeklinde açıkladığını belirtmiştir. Yine de, kendinden öncekileri son not konusunda eleştirse de bu geleneği kendisinin de bozmadığını söylemekten de kendini alamamıştır. Okur, Danka’ya göre,  bu tarz eski çalışmalarda paleografik, etimolojik, morfolojik ve tarihsel açıklamalar ayrı bölümler halinde okunmakta ve bu da kavrayışı zorlaştırmaktadır. Ona göre; Radloff 1890’da metnin bir bölümünü, bir yıl sonraysa Uygur yazmasının özensiz bir versiyonunu yayımlamıştır. Bundan sonraki çalışmalar ise Danka’ya  göre sıkıcı yorumlarla ve belli başlı sözcüklerdeki okuma yanlışlarıyla bilinmektedir. Danka,  kendi eserinin başarılı olmasında tüm bu yanlışlara düşmemekten başka OKD’nin tam bir tıpkıbasımını yayımlamasını da sebep olarak göstermektedir. O, metnin tam bir tıpkıbasımını ilk kez kendisinin yayımladığını düşünmektedir. Ancak Danka burada yanılmaktadır. Zira kitabının başlangıcında Ferruh Ağca’nın kitabını edinemediğini ifade etmiş olmasına rağmen kitabın sonuç bölümünde tıpkıbasım konusunda bir ilke imza attığını söylemesi, bilimsel etik açısından kabul edilmesi güç bir yanlışlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü Ferruh Ağca kitabının 2016 yılındaki ilk basımında, OKD’nin tam bir tıpkıbasımını okuyucuyla buluşturmuştur. Ayrıca 2019 yılında Danka’nın yayımından önce kitabın yeni bir basımını yayımlamıştır. Bu yayında tıpkıbasım, transkripsiyon ve çeviri bölümlerini toplu halde okuyucuya sunmuştur. Danka,  Ağca’nın kitabını edinememesine rağmen metnin tam bir tıpkıbasımının ve transkripsiyon-çeviri-tıpkıbasımın bir arada olması kolaylığının okuyucuya ilk kez kendisi tarafından sunulduğunu cesurca açıklamakla bir yanlışa düşmüş görünmektedir.</p>
<p>Uygur harfli Oğuz Kağan destanını her yönüyle ele alan, içerisindeki paleografi, fonoloji, morfoloji ve anlambilimine ait bilgilerle destan hakkındaki çalışmalara artıları ve eksileriyle katkı sağlayan Balazs anka’ya alanla ilgili sorunlara ışık tutan çalışmalarının devamını diliyoruz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<p>AĞCA, Ferruh (2019), <strong><em>Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı -Metin, Aktarma, Notlar, Dizin, Tıpkıbasım</em></strong>, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.</p>
<p>DANKA, Balazs (2019), <strong><em>The &#8216;Pagan&#8217; Oġuz-nāmä- A Philological and Linguistic Analysis</em></strong>, Wiesbaden: Harrassowitz Verlag, Turcologica c.: 113.</p>
<p><em> </em><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Doktora Öğrencisi, E-posta: utkuisik3@gmail.com</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Yazarların örnekleri alıntılanırken transkripsiyonda iki yazarın da ayrı yöntemler benimsemesinden dolayı transkripsiyon alfabesine başvurulmamıştır.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Danka sözcüğün okunuşundan emin olmasa da Ağca ve Sçerbak’ın transkripsiyonda kullandığı “tapdı”ya denk gelecek <em>buldu</em> sözcüğünü kullanmıştır: “(found) a lot of sorrow”.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Danka emin olamadığı <em>negü</em> sözcüğünü transkripsiyonda yazmamış ancak  çeviride yine bu anlamı karşılayacak sözcüğü kullanmıştır: “[what] he gave”.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/oguz-kagan-destani-uzerine-bir-kitap-the-pagan-oguzname/">Oğuz Kağan Destanı Üzerine Bir Kitap: The Pagan Oguzname</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Patlayıcıların Kokusunu Alan Bilgisayarlar</title>
		<link>https://bilimdili.com/teknoloji/yapayzeka/patlayicilarin-kokusunu-alan-bilgisayarlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Utku Işık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2017 11:11:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=9188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nijeryalı Oshi Agabi, Tanzanya’daki TED buluşmasında nöronlardan oluşan bir bilgisayar sisteminden söz etti. Koniku Kore adı verilen modem benzeri cihaz gelecekteki robotların beyni olabilir. Google’dan Microsoft’a tüm büyük teknoloji şirketleri, insan beynini model alarak yapay zeka geliştirebilmek için yarışıyor. Yapay zeka matematiksel denklemler konusunda çok daha yetenekli olsa da, birçok bilişsel alanda insan beyni çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/teknoloji/yapayzeka/patlayicilarin-kokusunu-alan-bilgisayarlar/">Patlayıcıların Kokusunu Alan Bilgisayarlar</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Nijeryalı Oshi Agabi, Tanzanya’daki TED buluşmasında nöronlardan oluşan bir bilgisayar sisteminden söz etti.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Koniku Kore adı verilen modem benzeri cihaz gelecekteki robotların beyni olabilir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Google’dan Microsoft’a tüm büyük teknoloji şirketleri, insan beynini model alarak yapay zeka geliştirebilmek için yarışıyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yapay zeka matematiksel denklemler konusunda çok daha yetenekli olsa da, birçok bilişsel alanda insan beyni çok daha yetenekli. Örneğin bilgisayarın bir kokuyu algılamasını sağlamak muazzam derece büyük bir bilgisayar enerjisi gerektirmektedir.</span></p>
<figure id="attachment_9190" aria-describedby="caption-attachment-9190" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/09/indir.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-9190" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/09/indir.jpg" alt="" width="310" height="163" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/09/indir.jpg 310w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/09/indir-300x158.jpg 300w" sizes="(max-width: 310px) 100vw, 310px" /></a><figcaption id="caption-attachment-9190" class="wp-caption-text"></span> <span style="font-size: 12pt; font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Oshiorenoya Agabi beyin temelli bilgisayar sistemi geliştirmek istiyor.</span></figcaption></figure>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İnsan beynini örnek alarak yapay zeka geliştirmeye çalışan Agabi, “Biyoloji teknolojidir. Öğrendiklerimizin ve icat ettiklerimizin çoğu beyni kopyalamaktan ibaret” diye konuştu.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Koniku üzerinde çalışmaya bir yıl önce başlayan Agabi, 1 milyon dolarlık bu yatırımın şu an güvenlik sektöründe 10 milyon dolarlık bir kar getirdiğini ifade etti.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Koniku Kore koku alma yeteneğine sahip yaşayan nöronlar (kokuyu tespit edip tanımlayabilen sensörler)  ve silikonun bir karışımı.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Agabi “Nöronlara ne yapmaları gerektiği hakkında emir verebilirsiniz, çalışmamızda onlara patlayıcıları tespit etmelerini söylüyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulundu. O, böyle cihazların havaalanlarının belli noktalarında kullanılmasıyla, güvenlik kuyruklarında bekleme zorunluluğu olmaksızın yolcuların uçaklara varabilecekleri bir gelecek hayal ediyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bu cihaz patlayıcı dedektörü olarak kullanılabileceği gibi, hastaların havaya solunum yoluyla saldığı hava moleküllerini de tespit edebilecek.</span></p>
<div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">Kaynak<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content">http://www.bbc.com/news/technology-40935771</div>
            </div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/teknoloji/yapayzeka/patlayicilarin-kokusunu-alan-bilgisayarlar/">Patlayıcıların Kokusunu Alan Bilgisayarlar</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1000 Yıl Önce Moğolistan&#8217;da Ölmüş Bir Kadın Mumyası Bulundu</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/1000-yil-once-mogolistan-olen-bir-kadin-mumyasi-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Utku Işık]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2017 21:34:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[adidas]]></category>
		<category><![CDATA[at]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mezar]]></category>
		<category><![CDATA[terzi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=7420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar bir yıl önce bulunan kadın vücudu ve kişisel eşyalarını incelediler Üzerindeki lüks eşyalara rağmen kadının yerel bir terzi olduğu anlaşılıyor. Ve onun kendine has kırmızı ve siyah ayakkabıları onarıldı. Araştırmacılar kadının başına aldığı bir darbeyle öldüğüne inanıyor. Bin yıldan önce giydiği ‘Adidas’ ayakkabılarıyla bilinen Ortaçağa ait bir mumya hakkında ilgi çekici yeni ayrıntılar ortaya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/1000-yil-once-mogolistan-olen-bir-kadin-mumyasi-bulundu/">1000 Yıl Önce Moğolistan&#8217;da Ölmüş Bir Kadın Mumyası Bulundu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7421" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962.jpg" alt="" width="634" height="357" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2100000578-0-image-a-1_1492000323962-414x232.jpg 414w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<ul>
<li><strong>Uzmanlar bir yıl önce bulunan kadın vücudu ve kişisel eşyalarını incelediler</strong></li>
<li><strong>Üzerindeki lüks eşyalara rağmen kadının yerel bir terzi olduğu anlaşılıyor.</strong></li>
<li><strong>Ve onun kendine has kırmızı ve siyah ayakkabıları onarıldı.</strong></li>
<li><strong>Araştırmacılar kadının başına aldığı bir darbeyle öldüğüne inanıyor.</strong></li>
</ul>
<p>Bin yıldan önce giydiği ‘Adidas’ ayakkabılarıyla bilinen Ortaçağa ait bir mumya hakkında ilgi çekici yeni ayrıntılar ortaya çıktı.</p>
<p>Bir yıl önce bir kadın vücudu Moğolistan civarında  Altay Dağları’nda bulundu.</p>
<p>Mumya ve eşyaları o denli hassas inceleniyor ki uzmanlar hala saklı sırları ortaya çıkarıyorlar.</p>
<p>Araştırmacılar yakın zamanda farkına vardılar ki mumya başına ölmeden önce önemli bir darbe almış.</p>
<p>30-40 yaşlarında olan kadın Nisan 2016’da modern bir spor ayakkabıyla tanınacak biçimde manşetlere taşındı. Geçen 12 ay boyunca araştırmacılar, gizemli  kadın hakkında daha fazla bilgi edinmek için çabalıyorlar.</p>
<p>Ve onun markalı kırmızı-siyah keçe ayakkabısı hassasiyetle temizlendi. Yeni fotoğrafıyla bugün Siberian Times dergisine çıktı.</p>
<p>Araştırmacılar şu an kadının 1100 yıl önce başına aldığı bir darbe sonucu öldüğüne inanıyorlar. İlk incelemelere göre mumyanın yüzüne indirilen darbenin izleri ölümün sebebi idi.</p>
<p>Araştırmacılar hala mumyanın kesin yaşını hesaplamaya çalışıyorlar. Ancak büyük ihtimalle 10. yüzyılda yaşamış olabileceğini düşünüyorlar.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D3200000578-0-image-m-6_1492001600760.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7422" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D3200000578-0-image-m-6_1492001600760.jpg" alt="" width="634" height="659" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D3200000578-0-image-m-6_1492001600760.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D3200000578-0-image-m-6_1492001600760-289x300.jpg 289w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10pt">Onun keçeden ve Adidas spor ayakkabılarıyla mukayese edilen ayakkabısı dikkatli bir  biçimde temizlendi ve onarıldı.</span></strong></p>
<p style="text-align: left"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7423" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703.jpg" alt="" width="634" height="357" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D2A00000578-0-image-a-3_1492001570703-414x232.jpg 414w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-size: 10pt"><strong>Siyah ve kırmızı çizgili ve demir tokalı deri ayakkabıların yeni resimleri yayımlandı.</strong></span></p>
<p>Bu ayakkabılar hakkında Moğolistan’ın Kültürel Mirası Merkezi başkanı Galbadrakh Enkhbat, “Bu ayakkabılar yayımlandığında, insanlar bunun Adidas spor ayakkabısına benzediğine dikkat çektiler. Bu açıdan ayakkabı, çok modern bir stile sahip olmasından dolayı etnograflar için ilginç bir araştırma alanı.” dedi.</p>
<p>Sibernian Times’ta bir yerel moda uzmanı “Genel olarak alışılmadık ancak şık, şu an soğuk havada giyilebilecek şıklıkta. Şu kaliteli dikişleri parlak kırmızı ve siyah çizgileri, boyu… Bunu düşünmeden alırdım.” dedi.</p>
<p>Yüksek coğrafya ve soğuk iklim kadının vücudu ve eşyalarının korunmasını sağlamış. Keçeyle sarılmış eşyalarının üstünde bazı deri saç kalıntıları görüldü.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7424" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072.jpg" alt="" width="634" height="423" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D6000000578-0-image-a-2_1492001065072-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a> <span style="font-size: 10pt"><strong>Moğolistan’ın Kültürel Mirası Merkezi’ndeki uzmanlar son 12 ay boyunca gömülü bulunan eşyaları restore ettiler.</strong></span></p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7425" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720.jpg" alt="" width="634" height="356" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DE600000578-0-image-a-11_1492002293720-414x232.jpg 414w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10pt">Bir el çantası, 4 farklı elbise, ‘Adidas’ ayakkabıları, birçok gündelik eşya bulundu.</span></strong></p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7426" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157.jpg" alt="" width="634" height="423" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DEA00000578-4405232-image-a-33_1492006526157-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-size: 10pt"><strong>Bu ceket gibi elbiselerin desenleri iyi biçimde işlenmiş.</strong></span></p>
<p>Kadın yanıbaşında içinde bir el çantası ve 4 çeşit elbise bulunan eşyalarıyla birlikte gömülüydü.</p>
<p>Güzellik çantasının içinde bir tarak ve ayna da  bir bıçakla birlikte bulundu.</p>
<p>Atı ve metal üzengili eyeri de bugün bile kullanılabilecek derecede sağlam bir durumda gömülü bulundu.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D5600000578-0-image-a-7_1492001659926.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7427" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D5600000578-0-image-a-7_1492001659926.jpg" alt="" width="634" height="356" /></a></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-size: 10pt"><strong>Resim gösterilen kadının 30 ve 40 yaş aralığında öldüğüne inanılmaktadır. Kadının keçeyle sarılmış eşyalarının üzerinde bazı deri ve saç kalıntıları görülebilmektedir.</strong></span></p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7428" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682.jpg" alt="" width="634" height="423" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0D7800000578-0-image-a-8_1492001676682-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-size: 10pt"><strong>Lüks ve müsrifçe görünen eşyalarına rağmen, arkeologlar onun aristokrat yahut yönetici sınıfından değil sıradan bir insan olduğu görüşündeler.</strong></span></p>
<p>Enkhbat “Gömülü eşyalara bakıldığında, onun halk tabakasından biri olduğunu tahmin ediyoruz.” dedi.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DF700000578-0-image-a-12_1492002342428.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7429" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DF700000578-0-image-a-12_1492002342428.jpg" alt="" width="634" height="540" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DF700000578-0-image-a-12_1492002342428.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DF700000578-0-image-a-12_1492002342428-300x256.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-size: 10pt"><strong>Uzmanlar yanı başındaki dikişle ilgili çeşitli aletlerden ötürü kadının terzi olduğunu düşünmektedir.</strong></span></p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7430" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653.jpg" alt="" width="634" height="423" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DA600000578-4405232-image-a-30_1492006461653-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-size: 10pt"><strong>Mezarlık bölgesinde bir atın da kalıntıları bulundu.</strong></span></p>
<p style="text-align: center"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7431" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854.jpg" alt="" width="634" height="356" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/04/3F2F0DC200000578-0-image-a-10_1492002274854-414x232.jpg 414w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><span style="font-size: 10pt"><strong>Demir üzengili bir eyer bugün bile kullanılabilecek sağlamlıkta.</strong></span></p>
<p>Mezar 2803 metre yükseltide ortaya çıkarıldı. Kadının Türk kökenli olduğuna inanılıyor.</p>
<p>Bu Orta Asya’da bütün olarak korunmuş ilk mezar gibi görünüyor.</p>
<p>Kaynak: http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-4405232/Mongolian-mummy-buried-Adidas-boots-1-100-years-ago.html?ito=social-facebook</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/1000-yil-once-mogolistan-olen-bir-kadin-mumyasi-bulundu/">1000 Yıl Önce Moğolistan&#8217;da Ölmüş Bir Kadın Mumyası Bulundu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süleymaniye Camii ve Koca Sinan</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/suleymaniye-camii-koca-sinan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Utku Işık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2017 20:05:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Süleymaniye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=6284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koca Mimar Sinan yalnızca İstanbul’daki  Süleymaniye’ Camii’ni inşa etmekle kalmamış aynı zamanda gelecekte restorasyonda çalışacak mimarlar için de gizli mesajlar bırakmıştır. World Bulletin/ Haber Merkezi İstanbul’da bulunan Süleymaniye Camii, imparatorluğun başkentinin üçüncü tepesinde bulunmakta aynı zamanda manzaranın bütünleyici bir unsuru olarak 450 yılı aşkın bir süre boyunca Osmanlı kültürü ve uygarlığının bir sembolü olduğu halde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/suleymaniye-camii-koca-sinan/">Süleymaniye Camii ve Koca Sinan</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koca Mimar Sinan yalnızca İstanbul’daki  Süleymaniye’ Camii’ni inşa etmekle kalmamış aynı zamanda gelecekte restorasyonda çalışacak mimarlar için de gizli mesajlar bırakmıştır.</p>
<p>World Bulletin/ Haber Merkezi</p>
<p>İstanbul’da bulunan Süleymaniye Camii, imparatorluğun başkentinin üçüncü tepesinde bulunmakta aynı zamanda manzaranın bütünleyici bir unsuru olarak 450 yılı aşkın bir süre boyunca Osmanlı kültürü ve uygarlığının bir sembolü olduğu halde yaşamaktadır.</p>
<p>Muhteşem Süleyman’ın -namı diğer Kanuni Sultan Süleyman- görevlendirmesiyle bin yılın en önemli mimarlarından biri olan Sinan tarafından tasarlanan yapı 1558’de tamamlandı.</p>
<p>Medreseler, bir kütüphane, bir hamam, bir hastane ve birçok diğer tesisleriyle tamamlanan yapının kubbesi yerden 53 metre yüksekte olup hala Türkiye’nin en büyük camilerinden biridir.</p>
<p>Birkaç deprem ve yangına rağmen en az hasarla ayakta kalan şaheserin hayranlık uyandıran tasarımı, sanatı ve mimarisi abidler kadar ziyaretçileri de yüzyıllar  boyunca etkilemiş, dünyanın dört bir yanından modern mimarlar için bir alaka ve çalışma konusu haline gelmiştir.</p>
<p>Sultan Süleyman, yeteneği askeri altyapıda çalışırken amirleri tarafından keşfedilen Sinan’ı hükümdarlık azametinin bir sembolü olacak şekilde bir camii inşa etmesi için -ki bu o zamanın hükümdarları için bir gelenek haline gelmişti- maaşa bağladı.</p>
<p>Sultanın böylesine büyük bir projenin yıllar alacağına şüphesi yoktu ancak yine de yıllar geçmesine rağmen tek bir tuğla bile dikilmemişti. Görünen o ki Sinan’ın başlamak için hiç acelesi yoktu.</p>
<p>Dolayısıyla insanlar arasında Sinan hakkında dedikodular ve iftiralar yayılmaya başladı. Bazılarına göre Sinan altından kalkamayacağı bir görevle görevlendirildiğini anlamış ve kaçmak için fırsat kollamaktaydı ve bu yüzden öfkeli Sultan’ın karşısına çıkmaktan çekiniyordu. Bununla beraber dedikodular saraya ulaştı ve haliyle  duyduğu şeyler Süleyman’ın keyfini kaçırdı.</p>
<p>Kendi açıklamalarından yola çıkarak Sinan’ın yayılan bu dedikoduların hiçbirinden haberi yoktu ve aniden gecikme öne sürülerek Sultan’ın karşısına çıkarıldığında şok oldu. Sultan caminin inşasının ne kadar süreceğini sorduğunda Sinan “İki ay içinde bitmiş olacak” diye cevap verdi.</p>
<p>Süleyman Sinan’ın tehlikeli ve ceza gerektiren davranışı dolayısıyla kendisiyle alay ettiğini düşünmekte ne kadar haklı olsa da ona bir şans verdi. Bu arada Süleyman’ın bakan ve danışmanları Sinan’ın aklını kaçırdığından emindiler.</p>
<p>Sinan’ın ibadethanede oturup nargile içtiğini duyan Sultan, Sinan’dan bir kez daha şüphelendi. Camiye vardığında Sinan’ın nargile tüttürdüğünü gören Sultan bir kez daha öfkelendi.</p>
<p>Ancak yakından baktığında Sinan’ın tütün çekmediğini suya üfleyerek baloncuklar çıkarttığını fark etti. O, aslında mihraptan yankılanan ekoyu hesaplayıp akustiği ölçmek için baloncukların sesini dinliyordu.</p>
<p>Sinan sadece şaheserlerinin estetik güzelliğiyle değil aynı zamanda yapılarını tasarlarken birçok faktörü göz önünde bulundurmasıyla tanınır.</p>
<p>Düşündüğü bir başka bir faktör de 275 kandilden çıkan dumanın geceleri ibadet edilecek yeri aydınlatmak için kullanılmasıydı. Bu yüzden kandillerden ortaya çıkan isi camideki özel bir odaya yönlendirecek yapıda duvarlar tasarladı. Bu odada toplanan is daha sonra çok kaliteli mürekkebe dönüştürüldü.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6291" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-3.jpg" alt="" width="358" height="141" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-3.jpg 358w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-3-300x118.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 358px) 100vw, 358px" /></a></p>
<p>Dahası onun yapıları bazı sembolik anlamlara da sahiptir.  Örneğin Süleymaniye Camii&#8217;nin dört minaresindeki toplam 10 balkon, Sultan Süleyman&#8217;ın Osmanlı İmparatorluğundaki 10. padişah oluşuna bir övgüdür.</p>
<p>Süleymaniye Camii&#8217;ni desteklemek için caminin esnekliğini her iki yana birden %5 oranına çıkaran tırabzanları kullanması, bugün modern büyük gökdelenleri inşa ederken benimsenen bir kaidedir.</p>
<p>Gerçekten de  Sinan gelecekte bakım ve onarım yapacak mimarlara tavsiyede bulunmak için caminin her yerine elyazması notlar bırakacak kadar ince düşünceliydi.</p>
<p>1950&#8217;lerde, Süleymaniye Camii onarımdayken, işçiler Osmanlı Türkçesiyle yazılmış bir not bulurlar. Notlar günümüz Türkiye Türkçesi&#8217;ne çevrildikten sonra mimarlar Sinan&#8217;ın kendisinden başka imzalanıp tarihlendirmemiş olan bir mesajla karşılaştıklarının farkına vardılar.</p>
<p>Mesaj &#8216;Bu mesajı bulduğunuzda kemerdeki kenetleme taşları kaymış ve siz bunu nasıl yerine koyacağınızdan emin değilsiniz demektir.&#8217; şeklinde yapılması gereken işlemleri anlatmaktadır.</p>
<p>Sinan&#8217;ın mesajı alındı ve yaklaşık 500 yıl sonra bugün bu dehayı ve Anadolu&#8217;nun bu gururlu evladını övmek için hala ayakta durmaktadır.</p>
<p>Kaynak: http://www.worldbulletin.net/history/127360/the-suleymaniye-mosque-and-the-great-architect-sinan</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-6287 alignleft" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir.jpg" alt="" width="275" height="184" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir.jpg 275w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" /></a> <a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-6286 alignright" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-1.jpg" alt="" width="275" height="184" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-1.jpg 275w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-1-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/indir-1-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" /></a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/suleymaniye-camii-koca-sinan/">Süleymaniye Camii ve Koca Sinan</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendi Fotonları Güneş’i Yavaşlatıyor</title>
		<link>https://bilimdili.com/uzay/evren/kendi-foto-nlari-gunes-yavaslatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Utku Işık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2017 22:34:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evren]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=6099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş kendi sonunu hazırlıyor! En dıştaki katmanı,  dışarı çıkmaya çalışan ışık fotonlarını engelliyor. Görünen o ki ışık sonunda çıkmayı başardığında Güneş’in dönme hareketinde bir yavaşlama meydana getiriyor. Güneş’in iç kısmı katı bir küre gibi dönse de dış kısmı için durum böyle değil. Kutup bölümü ekvatordan daha yavaş dönerken çekirdeğe yakın katmanlar kıyı kısımlara göre daha [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/uzay/evren/kendi-foto-nlari-gunes-yavaslatiyor/">Kendi Fotonları Güneş’i Yavaşlatıyor</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Güneş kendi sonunu hazırlıyor! En dıştaki katmanı,  dışarı çıkmaya çalışan ışık fotonlarını engelliyor. Görünen o ki ışık sonunda çıkmayı başardığında Güneş’in dönme hareketinde bir yavaşlama meydana getiriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Güneş’in iç kısmı katı bir küre gibi dönse de dış kısmı için durum böyle değil. Kutup bölümü ekvatordan daha yavaş dönerken çekirdeğe yakın katmanlar kıyı kısımlara göre daha hızlı dönmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Güneş’in en dışındaki %5’lik bir bölge, iç kısmın  gecikmesine sebep olmaktadır ve bunun sebebi henüz tam olarak bilinmemektedir. Fotosfer’in içinde dahi –bizim Güneş’in yüzeyi olarak gördüğümüz ince katman-  üst katman ve alt katman arasında bir farklılık vardı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Pukulani’de bulunan Hawaii Üniversitesi’den Jeff Kuhn “Güneş’in iç kısmı, türbülanstan dolayı komplike bir dönme hareketine sahipken, dış kısmında türbülans bulunmamaktadır. Fotosfer durağan olmasına rağmen dönme hareketinde bir eğim olması şaşırtıcı.” diye açıklamada bulundu.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Gezegenlerin kozmik tozlarının, solar fotonların çarpışmasından ve kozmik tozları Güneş’e doğru hareket ettiren açısal momentum kaybından  ötürü yavaşladığını biliyoruz. Buradan yola çıkarak Kuhn ve arkadaşları, Güneş’in dış katmanlarındaki gaz taneciklerinin de aynı sebepten dolayı mı yavaşladığını merak ettiler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Güneş Dinamikleri Rasathanesi’nden alınan verilere göre -ki bu rasathane 2010 yılından beri Güneş’in etrafında dönmektedir- Kuhn ve arkadaşları, fotonların gerçekten güzergahı üzerinde seyreden Güneş’i yavaşlatıp yavaşlatmadığını anlamak için fotosferin sınırlarını ve dönme hareketlerini hassas bir biçimde ölçtüler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Güneş’in iç kısmında oluşan fotonlar bir sıçrayış gerçekleştirerek ve sektikleri her atomdan bir ivme kazanarak Güneşten çıkmaktadırlar. Bir foton Güneş’ten çıktığı vakit bu ivmeyi de beraberinde götürmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/hqdefault.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-6083 " src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/hqdefault-e1486853097301.jpg" width="449" height="303" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/hqdefault-e1486853097301.jpg 445w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/02/hqdefault-e1486853097301-300x202.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 449px) 100vw, 449px" /></a></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sınırsız sayıda foton, Güneş’ten farklı açılarda yayıldığı için fotosfer gazı bir geriye doğru itme kuvvetiyle karşı karşıya kalmaktadır. Çıkan her bir fotonun itme kuvveti çok azdır ancak Güneş’in 4.5 milyar yıllık tarihi düşünüldüğünde, bu küçük kuvvetlerin oluşturduğu engel göz ardı edilemez. Kuhn’un ekibi bu zaman zarfında küçük itme kuvvetlerinin Güneş’in 100 kilometre &#8211; yaklaşık olarak yarıçapının %0.01’i-  dış katmanındaki dönme hızını  %3 oranında azalttığını ve dış katmana %5 oranında  hava direnci uyguladığı hesapladı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Kuhn “Bu biraz şaşırtıcı ancak Güneş’in ne kadar enerji yaydığını düşünürseniz bu yavaşlamanın gerçekten önemli bir miktarda olduğuna ikna olmaya başlarsınız.”  demektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Berkeley’deki California Üniversitesi’nden Hugh Hudson “Foton yayılımının, Güneş’in dış katmanlarına dönme kuvveti uygulaması fikrini beğendim, bu basit düşünce daha önce fark edilmemiş görünüyor.” demektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ancak Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi’nden Joergen  Christensen- Dalsgaard bu denli az bir hava direncinin dış katmanlardaki yavaşlamanın sebebi olup olmayacağını, Güneş’in içindeki diğer kompleks etmenleri de ileri sürerek sorgulamaktadır. Araştırmacı “Yine de bu çok ilginç bir rapor. Güneş’in dış katmanlarındaki hareketler açısından kesinlikle ve tamamen yeni, beklenmedik bir bilgi.” demektedir.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" title="The sun’s rotation is slowed down by its own photons" width="1320" height="990" src="https://www.youtube.com/embed/_ZXVuZZ6N20?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Kaynak: https://www.newscientist.com/article/2120202-suns-rotation-is-slowed-down-by-its-own-photons/</span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/uzay/evren/kendi-foto-nlari-gunes-yavaslatiyor/">Kendi Fotonları Güneş’i Yavaşlatıyor</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
