<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Felsefe arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/category/felsefe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/category/felsefe/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Dec 2024 21:52:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>Felsefe arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/category/felsefe/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Monozukuri: Üretimin İnsanlaşan Sanatı</title>
		<link>https://bilimdili.com/felsefe/monozukuri-felsefesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adem Işıkdere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Dec 2024 21:50:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[el becerisi]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel üretim]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek ve teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[insan odaklı üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Japon üretim felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Japon zanaatkârlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaizen]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[marmoteknik]]></category>
		<category><![CDATA[Monozukuri]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli iyileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[üretim kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[üretim sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üretmek&#8230; Basit bir kelime gibi görünse de, insanlığın varoluşundan bu yana zihnimizi ve ellerimizi bir arada tutan en eski eylem. İlk baltayı yontan ellerden, modern fabrikalarda milyonlarca parçayı birleştiren robotlara kadar geçen süreçte ne değişti? Şekiller, hızlar ve yöntemler elbette&#8230; Ancak, üretimin özüne baktığımızda değişmeyen bir şey var: Monozukuri. Japonların bu kadim felsefesi, üretimin yalnızca [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/felsefe/monozukuri-felsefesi/">Monozukuri: Üretimin İnsanlaşan Sanatı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Üretmek&#8230; Basit bir kelime gibi görünse de, insanlığın varoluşundan bu yana zihnimizi ve ellerimizi bir arada tutan en eski eylem. İlk baltayı yontan ellerden, modern fabrikalarda milyonlarca parçayı birleştiren robotlara kadar geçen süreçte ne değişti? Şekiller, hızlar ve yöntemler elbette&#8230; Ancak, üretimin özüne baktığımızda değişmeyen bir şey var: <em>Monozukuri</em>. Japonların bu kadim <a href="https://bilimdili.com/category/dusunce/#google_vignette">felsefesi,</a> üretimin yalnızca malzemeyi şekillendirmek değil, aynı zamanda o malzemeye ruh katmak olduğunu hatırlatır bize.</p>
<hr />
<h3><strong>Monozukuri&#8217;nin Temeli: Mükemmelliğe Adanmışlık</strong></h3>
<p>&#8220;Yeterince iyi&#8221; diye bir kavram, Monozukuri’nin sınırlarının dışındadır. Üretimin her adımı, insan emeğinin ahlaki bir yansıması olarak kabul edilir. Burada &#8220;el becerisi&#8221; yalnızca ustalıkla sınırlı değildir; el ve zihin bir bütün hâlinde çalışır. İşin doğası ne olursa olsun, bir şeyi &#8220;en iyi&#8221; hâline getirme arzusu, bu kültürün ayrılmaz bir parçasıdır.</p>
<p>Bir Japon ustası, yaptığı işi hiçbir zaman yalnızca &#8220;bitirme&#8221; amacıyla yapmaz. O, işi yaparken kendini de inşa eder. Bunu bir çay bardağı yapımında, bir kılıç dövmede veya fabrikada üretilen bir mikroçipte de görebilirsiniz. Üretilen şeyin her detayı, onun ardındaki insanı anlatır. Ustalık, o detayı yakalayabilmekle başlar.</p>
<hr />
<h3><strong>Kaizen: Sürekli İyileştirmenin Felsefesi</strong></h3>
<p>Monozukuri&#8217;nin bir diğer temel taşı <strong>Kaizen</strong>, yani sürekli iyileştirme anlayışıdır. Bu felsefeye göre bir işi mükemmel yaptığınızı düşündüğünüz an, gerilemeye başladığınız andır. Çünkü mükemmel diye bir şey yoktur; sadece ona yaklaşma çabası vardır. Üretim sürecinde fark edilen her hata, &#8220;kusur&#8221; değil, bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirilir. Bu yüzden Japon fabrikalarında işçiler, makinenin bir dişlisinde tespit ettikleri en küçük hatayı dahi raporlamaktan çekinmezler. O hata, gelecekte yapılacak milyonlarca ürünün kaderini belirler.</p>
<p>Kaizen, sadece büyük şirketlerin stratejisi değil, bir yaşam biçimidir. El becerilerini geliştiren zanaatkârdan yazılım geliştiren mühendise kadar herkesin hayatına dokunur. Bu sürekli iyileştirme anlayışı, ilerlemenin yavaş ve adım adım gerçekleştiği gerçeğini kabul eder; ama biriktirdiği küçük gelişmelerle devrim niteliğinde sonuçlar yaratır.</p>
<hr />
<h3><strong>Monozukuri&#8217;nin İnsani Boyutu</strong></h3>
<p>Modern çağda üretimin insandan uzaklaşarak makinelere teslim edildiğini sanabiliriz. Ancak Monozukuri, makinelerin yalnızca &#8220;aracılar&#8221; olduğunu, üretimin merkezinde hâlâ insanın durduğunu savunur. Çünkü bir makine, ne kadar mükemmel olursa olsun, ona ruhu veren insanın niyetidir.</p>
<p>Bu anlayış, fabrikalarda görüldüğü gibi, el sanatlarında da derin izler bırakır. Japon zanaatkârları, <strong>shokunin</strong> adını verdikleri usta-çırak ilişkisiyle yeteneklerini nesilden nesile aktarır. Burada amaç, sadece teknik bilgi değil, üretimle kurulan o derin ilişkiyi öğretmektir. Bir çömlek ustası, elindeki kil parçasını yoğururken sadece bir &#8220;nesne&#8221; üretmez; o kili dönüştüren elleri, zihni ve sabrı da bir araya getirir. İşte bu yüzden Monozukuri, yalnızca fabrika bantlarında değil, insanın özünde yaşar.</p>
<hr />
<h3><strong>Monozukuri ve Teknolojinin Evrimi</strong></h3>
<p>Bugünün dünyasında üretim, artık hızla ölçülüyor. Otomasyon sistemleri, yapay zekâ ve robot teknolojileri, verimliliği artırmak için devreye giriyor. Ancak Monozukuri’nin öğrettiği bir şey var: Teknoloji, insan dokunuşunun yerini tutamaz. Japon üretim sistemlerinde, makinelerin tasarımı dahi insanın ustalığıyla bütünleşir. Bu yüzden Toyota gibi devlerin fabrikalarında, mühendisler hâlâ makineleri gözlemleyerek hata payını sıfıra indirmeye çalışır. Makine, insan zekâsının bir uzantısıdır; ona hükmeden şey ise insanın ürettiği şuurdur.</p>
<p>Teknolojiyle insanı birbirine düşman etmek yerine, Monozukuri bu ikisini aynı potada eritir. Hedef, en hızlı veya en ucuz üretim değil; en &#8220;iyi&#8221; ürünü ortaya çıkarmaktır. En iyinin tanımıysa, teknik mükemmelliğin yanında insan değerlerini de taşımasıdır.</p>
<hr />
<h3><strong>Bir Üretim Biçimi Değil, Bir Yaşam Biçimi</strong></h3>
<p>Monozukuri, üretimi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele almaz. Bu felsefe, insanın yaptığı her şeyde bir anlam arayışını ifade eder. Bir masa inşa eden marangoz, bir yazılım geliştiren mühendis ya da bir tarlayı düzenleyen çiftçi&#8230; Hepsi, Monozukuri&#8217;nin farklı yüzleridir. Çünkü üretmek, aslında kendimizi anlatmanın bir yoludur. Her çekiç darbesi, her kod satırı, her adım&#8230; Bunların hepsi, &#8220;yaptığımız işe ruh katma&#8221; çabasının yansımalarıdır.</p>
<p>Bu felsefe, bize şunu öğretir: Üretim, bir süreçten ibaret değildir. O, bir yaşam biçimidir. Her detayında insanın emeğini, sabrını ve zekâsını taşır. İnsan, ürettiği şeyle kendini tanır ve dönüştürür. Bu yüzden Monozukuri, geçmişten bugüne gelen bir ses gibi yankılanır: <strong>&#8220;En iyisini ararken, kendini de en iyi hâline getir.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: right;">Kaynak: <a href="https://marmoteknik.com/monozukuri-felsefesi/">MarmoTeknik</a></p>


<p>The post <a href="https://bilimdili.com/felsefe/monozukuri-felsefesi/">Monozukuri: Üretimin İnsanlaşan Sanatı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Felsefe Tarihine Kapsamlı Bir Bakış: Umberto Eco ve Riccardo Fedriga&#8217;nın Felsefe Tarihi Kitabı</title>
		<link>https://bilimdili.com/felsefe/felsefe-tarihine-kapsamli-bir-bakis-umberto-eco-ve-riccardo-fedriganin-felsefe-tarihi-kitabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2024 14:02:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Felsefe, insan düşüncesinin derinliklerine inen ve insanlık tarihinin en karmaşık sorularını ele alan bir disiplindir. İnsanların varoluşu, bilinci, bilgiyi ve evrenin doğasını anlamaya yönelik arayışlarını şekillendiren bu disiplin, çağlar boyunca sayısız büyük düşünür ve düşünce akımı tarafından zenginleştirilmiştir. Umberto Eco ve Riccardo Fedriga&#8217;nın kaleme aldığı Felsefe Tarihi serisi, bu geniş düşünce dünyasını kapsamlı bir şekilde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/felsefe/felsefe-tarihine-kapsamli-bir-bakis-umberto-eco-ve-riccardo-fedriganin-felsefe-tarihi-kitabi/">Felsefe Tarihine Kapsamlı Bir Bakış: Umberto Eco ve Riccardo Fedriga&#8217;nın Felsefe Tarihi Kitabı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Felsefe, insan düşüncesinin derinliklerine inen ve insanlık tarihinin en karmaşık sorularını ele alan bir disiplindir. İnsanların varoluşu, bilinci, bilgiyi ve evrenin doğasını anlamaya yönelik arayışlarını şekillendiren bu disiplin, çağlar boyunca sayısız büyük düşünür ve düşünce akımı tarafından zenginleştirilmiştir. Umberto Eco ve Riccardo Fedriga&#8217;nın kaleme aldığı <a href="https://tamadres.com/felsefe-tarihi-5-kitap-takim-umberto-eco-riccardo-fedriga-kitabi-315020-0077773150201?utm_source=bilimdili&amp;utm_medium=backlink&amp;utm_campaign=felsefe-tarihi"><strong>Felsefe Tarihi serisi</strong></a>, bu geniş düşünce dünyasını kapsamlı bir şekilde ele alarak okuyuculara derinlemesine bir felsefi bilgi sunuyor.</p>
<p>Okuyucuları felsefenin kökenlerinden günümüze kadar uzanarak kapsamlı bir yolculuğa çıkaran bu altı ciltlik eser; felsefenin anahtar kavramlarını, önemli filozofları ve felsefî akımları detaylı bir şekilde ele alarak okurlara derinlemesine bir anlayış sunmayı amaçlar. İlkçağlardan günümüze kadar felsefenin evrimini, büyük düşünürleri ve dönüm noktası niteliğindeki felsefî tartışmaları detaylandırıyor.</p>
<p><a href="https://tamadres.com/felsefe-tarihi-1-umberto-eco-riccardo-fedriga-kitabi-216607-9786254490460?utm_source=bilimdili&amp;utm_medium=backlink&amp;utm_campaign=felsefe-tarihi"><strong>Felsefe Tarihi 1</strong></a></p>
<p>Serinin ilk cildi olan Felsefe Tarihi 1, felsefenin başlangıç noktası olan Antik Yunan ve Roma dönemlerine odaklanmaktadır. İnsan düşüncesinin temel taşlarını oluşturan Sokrates, Platon ve Aristoteles gibi filozofları ve onların öğrencilerini tanıtarak başlayan kitap; Sokrates&#8217;in sorgulayıcı yöntemi, Platon&#8217;un idealar dünyası ve Aristoteles&#8217;in mantık ve doğa felsefesine katkıları derinlemesine inceliyor. Aynı zamanda Pythagoras ve Herakleitos gibi ön-Sokratik filozofların doğa ve evren anlayışları da ele alıyor.</p>
<p>Helenistik dönemin Stoacılık, Epikürcülük ve Septisizm gibi felsefi okulları, bireysel mutluluk ve erdem anlayışlarını sorgulayan yaklaşımlarıyla bu ciltte yer buluyor. Felsefe Tarihi 1, ilkçağ felsefesinin temel kavramlarını ve bu dönemin düşünsel mirasını kapsamlı bir şekilde açıklamıştır.</p>
<p><strong>Felsefe Tarihi 2</strong></p>
<p>Orta Çağ dönemi, felsefenin dinle olan ilişkisini derinlemesine inceleyen bir dönemdir. Bu cilt, Augustinus&#8217;tan Thomas Aquinas&#8217;a kadar pek çok önemli düşünürü ele almış ve Skolastik düşüncenin gelişimini irdelemiştir. Hristiyan düşünürlerin yanı sıra İslam felsefesinin önde gelen isimleri İbn Sina ve İbn Rüşd gibi düşünürler de detaylı bir şekilde ele almıştır. Orta Çağ felsefesi, Hristiyanlığın ve İslam&#8217;ın felsefî düşünce üzerindeki etkilerini anlamak için büyük önem taşır.</p>
<p>Eco ve Fedriga, bu dönemi tarihsel bağlamıyla birlikte ele alarak felsefî düşüncenin bu dönemde nasıl evrildiğini göstermiştir. Bu dönemde; inanç ve akıl arasındaki ilişki, Tanrı&#8217;nın varlığı ve doğası, ahlak felsefesi gibi konular yoğun bir şekilde tartışılmış ve felsefe ve teoloji arasındaki sınırlar sık sık yeniden çizilmiştir.</p>
<p><strong>Felsefe Tarihi 3</strong></p>
<p>Rönesans, Avrupa&#8217;da kültürel bir yeniden doğuş dönemidir ve bu dönemde felsefe, antik metinlerin yeniden keşfiyle büyük bir canlılık kazanmıştır. Bu dönemde Descartes, Spinoza, Leibniz gibi büyük düşünürler, yeni felsefi sistemler ve yöntemler geliştirmiştir. Descartes&#8217;ın &#8220;Düşünüyorum, öyleyse varım&#8221; sözü, modern felsefenin temelini oluşturan rasyonalizmin kapılarını açmıştır. Spinoza&#8217;nın panteizmi ve Leibniz&#8217;in monadolojisi, metafizik ve etik konularında önemli tartışmalar yaratmıştır.</p>
<p>Felsefe Tarihi 3 kitabı, bu dönemin felsefî tartışmalarını ve bu tartışmaların modern felsefe üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde analiz etmektedir. Aydınlanma dönemi, akılcılığın ve bilimsel yöntemin yükseldiği bir dönem olarak Kant, Voltaire, Rousseau gibi düşünürlerle zirveye ulaşmıştır. Bu dönemde insan hakları, özgürlük ve toplumsal sözleşme gibi konular derinlemesine incelenmiştir.</p>
<p><strong>Felsefe Tarihi 4</strong></p>
<p>Modern felsefenin temelini atan düşünceler ve bu dönemin büyük filozofları, serinin dördüncü cildinde incelenmektedir. Kant&#8217;ın Saf Aklın Eleştirisi adlı eseri, epistemolojide devrim niteliğinde bir dönüm noktası olmuştur. Kant&#8217;ın ahlak felsefesi ve estetik üzerine olan görüşleri, modern düşüncenin yapı taşlarını oluşturmuştur. Hegel&#8217;in diyalektik yöntemi ve tarih felsefesi, modern felsefî düşünce üzerinde derin etkiler bırakmıştır.</p>
<p>Bu dönemde insan aklının sınırları, bilgi teorisi ve etik gibi konular ön plana çıkmıştır. Eco ve Fedriga, bu dönemin felsefî tartışmalarını ve farklı filozofların görüşlerini karşılaştırmalı olarak ele alarak okurlara geniş bir perspektif sunmuştur.</p>
<p><strong>Felsefe Tarihi 5</strong></p>
<ol start="19">
<li>yüzyıl, felsefenin toplumsal ve siyasî olaylarla daha da iç içe geçtiği bir dönemdir. Nietzsche&#8217;nin nihilizmi, Marx&#8217;ın tarihsel materyalizmi ve Kierkegaard&#8217;ın varoluşçuluğu gibi düşünceler, bu dönemin en önemli felsefî katkıları arasındadır. Nietzsche, modern toplumun değerlerini sorgulayan ve &#8220;üstinsan&#8221; kavramını ortaya atan bir filozoftur. Marx, ekonomik ve sosyal yapıları inceleyerek, kapitalist toplumun eleştirisini yapmıştır. Kierkegaard ise bireysel varoluşun anlamını ve insanın Tanrı&#8217;yla olan ilişkisini derinlemesine sorgulamıştır.</li>
</ol>
<p>Felsefe Tarihi 5 kitabı, bu dönemin felsefî akımlarını ve bu akımların modern felsefe üzerindeki etkilerini ele almıştır. Aynı zamanda ulusçuluk, emperyalizm ve sanayileşmenin felsefî tartışmalara nasıl yansıdığını da ele almaktadır.</p>
<p><a href="https://tamadres.com/felsefe-tarihi-6-umberto-eco-riccaedo-fedriga-kitabi-246052-9786254499906?utm_source=bilimdili&amp;utm_medium=backlink&amp;utm_campaign=felsefe-tarihi"><strong>Felsefe Tarihi 6</strong></a></p>
<p>Serinin son cildi, 20. yüzyılın başından günümüze kadar uzanan felsefî gelişmeleri ele almaktadır. Bu dönemde felsefe, büyük bir çeşitlilik göstermiş ve çeşitli akımlar ortaya çıkmıştır. Varoluşçuluk, fenomenoloji, analitik felsefe gibi akımların yanı sıra postmodernizm ve çağdaş felsefî tartışmalar da bu ciltte yer almaktadır.</p>
<p>Varoluşçuluk, Heidegger ve Sartre gibi filozoflar tarafından geliştirilen bir akım olup insanın varoluşsal kaygılarını ve özgürlüğünü merkezine alır. Fenomenoloji, Husserl&#8217;in öncülüğünde bilincin yapısını ve deneyimleri anlamaya çalışır. Analitik felsefe, dilin ve mantığın felsefî sorunların çözümündeki rolünü vurgulamaktadır. Postmodernizm ise Lyotard, Derrida ve Foucault gibi düşünürlerin katkılarıyla büyük anlatıların sona erdiğini ve bilginin göreceli olduğunu savunmaktadır. Eco ve Fedriga, 20. yüzyılın karmaşık felsefî yapısını açıklarken okurlara bu dönemin düşünsel zenginliğini ve çeşitliliğini sunmaktadır.</p>
<p>Aynı zamanda bu cilt feminizm, çevre felsefesi ve postkolonyal düşünce gibi çağdaş felsefî tartışmaları da içermektedir.</p>
<p><strong>Felsefe Tutkunlarının Severek Okuyacağı O Kitap</strong></p>
<p>&#8220;Felsefe Tarihi&#8221; serisi, felsefenin tarihsel gelişimini, büyük düşünürleri ve onların felsefi mirasını anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir kaynaktır. Umberto Eco ve Riccardo Fedriga&#8217;nın derinlemesine analizleri ve akıcı anlatımı, bu eserleri hem akademik hem de genel okuyucu kitlesi için vazgeçilmez kılmaktadır.</p>
<p>Felsefenin zengin dünyasına bir yolculuk yapmak isteyen herkes için bu seri, kapsamlı bir rehber. Her cildi felsefenin farklı dönemlerine ve bu dönemlerin düşünsel mirasına odaklanarak okuyuculara zengin bir bilgi birikimi sunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/felsefe/felsefe-tarihine-kapsamli-bir-bakis-umberto-eco-ve-riccardo-fedriganin-felsefe-tarihi-kitabi/">Felsefe Tarihine Kapsamlı Bir Bakış: Umberto Eco ve Riccardo Fedriga&#8217;nın Felsefe Tarihi Kitabı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORTA DÜNYA’DA SES SEMBOLİZMİ</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/orta-dunyada-ses-sembolizmi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih İpek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 10:35:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ORTA DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[SES SEMBOLİZMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=21656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en muhteşem fantastik evreninin banisi J.R.R. Tolkien hoca bilindiği üzere bir filoloji profesörüdür, uzunca bir süre ve çalışma neticesinde kurduğu evren ile inşa ettiği hikayelerinde kullandığı her ismi (yer adı, şahıs adı ve eşya adını) özenle seçmiştir. Bu adları seçerken bunları belli başlı semboller ve imgeler üzerine inşa etmiştir. Bize duyguları ve hisleri tam [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/orta-dunyada-ses-sembolizmi/">ORTA DÜNYA’DA SES SEMBOLİZMİ</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en muhteşem fantastik evreninin banisi J.R.R. Tolkien hoca bilindiği üzere bir filoloji profesörüdür, uzunca bir süre ve çalışma neticesinde kurduğu evren ile inşa ettiği hikayelerinde kullandığı her ismi (yer adı, şahıs adı ve eşya adını) özenle seçmiştir. Bu adları seçerken bunları belli başlı semboller ve imgeler üzerine inşa etmiştir. Bize duyguları ve hisleri tam manasıyla hissettirmek için zarafetin timsali olarak kulağa hoş gelen Elf Lisanı’nı oluştururken karanlığın ve kasvetin dili olan ve kulağa sert gelen Kara Lisan’ı da icat eden, ses sembolizmini eserlerinde ustaca kullanan da yine J.R.R. Tolkien hocadır.</p>
<p>Ses sembolizmi, kısaca ses ile anlam arasındaki uyumdur. Yani kelimeyi oluşturan seslerlerle insan zihninde meydana getirdiği imge ve anlamsal boyutudur. Ses sembolizmi çalışmaları modern anlamda ilk olarak İsviçreli dil bilimci Ferdinand de Sasussure ile başlamış kabul edilir fakat temelleri Platon tarafından Cratylus adlı eserde atılmış ve nesnelere verilen isimlerle nesneler arasında bir benzerliğin olup olmadığı tartışılmıştır. Kısaca Saussure’ün anlam &#8211; ses ilişkisine yönelik dile getirdiklerinden yola çıkılarak şu sonuca varılabilir: Dilin temel unsuru olarak ses birimler, düşüncenin temel parçasıdırlar ve onlarsız düşüncenin belli bir şekil kazanması mümkün değildir. Sonradan Wittgenstein da ses ile düşünce veya ses ile anlam arasında var olduğu düşünülen bağın, nasıl olduğu meselesinin izahını anlam ve söz arasındaki ilişkiye odaklanarak vermiştir.</p>
<p>J.R.R. Tolkien, inşa ettiği evrende zannımca kimi duygular ve bazı hisleri bir kısım sesler üzerinde temellendirmiş. Böylece belli başlı seslerle, okura hissettirmek istediği duyguları daha kuvvetli bir şekilde sunmuştur. Bu sesler okununca, işitilince veyahut telaffuz edilince size gurur ve cesaret verebilir, içinize korku ve dehşet salabilir. Bunların hepsi Hoca’nın dildeki ustalığını ve maharetini göstermesinin yanı sıra eserlerdeki emeği ve derinliği de beyan eder.</p>
<p>Orta Dünya evrenindeki sesler ile bu seslerin sembolize ettikleri imge ve duygulara dair dört örnek vereceğim. Elbette bu tespitler eser dâhilindeki bahsedilen husus çerçevesinde aynı olan her sese tatbik edilemez.</p>
<p>Bu sesler ile çağrıştırdıkları mana ve hisler şöyledir. Bu başlıkları detaylandırıp örnekler verebiliriz:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>M (Kötülük) :</strong> Genellikle kötü karakterlerin (ki yüzüklerin efendisinde kötü karakterler tam kötüdürler) adlarında, kendilerine mesken edindikleri yurtların adlarında bu ses önemli yer tutar ve okunurken baskın şekilde vurgulanıp okunur. Mordor, Melkor, Morgoth, Mairon, Morgul, Morannon (Kara Kapı), Morgai, Mirkwood gibi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>S (İhanet):</strong> Bir ihanet içine giren, dostuna, hizmet etmesi gereken ideale hizmet etmeyen yahut dostane ilişkiler kuruyormuş gibi görünüp başka niyetler güden karakterlerin sesidir.  Kuzeni Déagol’a ihanet edip ondan yüzüğü alan Sméagol gibi, Orta Dünya’ya iyilik için gelip kendi hükümranlığını kurmak için mücadele eden Saruman gibi veyahut evvelden Annatar (hediyeler veren) adıyla tanınırken içindeki kötülükle Melkor’a hizmet etmeye başlayan Sauron gibi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>G (Azamet):</strong> Söylendiğinde, işitildiğinde insana yüceliği, asaleti ve azameti tümüyle hissettiren bu ses, kelimenin ortasında bulunsa dahi vurgu ile okunduğundan etkisini göstermekte ve dimağa tesirini bütün gücüyle yerine getirmekte. Gandalf, Glamdring, Aragorn, Gil Galad, Gondolin, Gondor, Galadriel gibi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>B (Sadelik – Basitlik):</strong> Orta Dünya, coğrafyaların kaderini, tarihin akışını etkileyecek halklarla ve ırklarla doludur ama bunlardan herhalde en kayda değer görülmeyeni Hobbitler’dir. Hikayelerin sonlarında bu önemsiz görünen halkın büyük işler başardığını görürüz ama Hobbitler sadeliğin bir timsali gibidirler. Ne Elfler gibi azametli, ne Cüceler gibi güçlü, ne de İnsanlar gibi uzun boylu ve yapılıdırlar. Hobbitlerin hayatı, düşünce yapıları basitlik ve sadelik üzerine kurulmuştur. Onların bu sadeliği de isimlerinde de çift ses olarak geçen “B” sesiyle verilmiştir. Yani bu ses basitliği, sadeliği simgelemektedir. Genelde Hobbit isimleri ve yer adlarında kullanılması dikkat çeker. Bilbo Baggins, Bungo Baggins (Sonradan Frodo olacak), Bag End (Çıkın Çıkmazı), Bree, Bamfurlong, Barliman Butterbur gibi…</p>
<p>Yukarıdaki notlara ek olarak bir daha tekrar etmek isterim ki bu seslere bütün metinler boyunca aynı manayı yüklemek uygun olmayacaktır. Bu yazı da teori bazında bir yazıdır. Orta Dünya evreni gibi sonsuz araştırma konusu çıkacak bir deryadan bakalım daha neler keşfedilir?</p>
<p>Semih İPEK</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/orta-dunyada-ses-sembolizmi/">ORTA DÜNYA’DA SES SEMBOLİZMİ</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbn Rüşd ve Roger Bacon Arasındaki Etkileşim Hakkında Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://bilimdili.com/felsefe/ibn-rusd-ve-roger-bacon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 16:16:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[FİLOZOF]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Rüşd]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Bacon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=21365</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Banu Çetin Ünal (Doktora) İslam dünyasında XII. ve XIII. yüzyıllarda bilim, felsefe ve düşünce alanındaki gelişmeler doruk noktaya ulaşmıştır. Doğu dünyasında İslam düşüncesi en parlak günlerini yaşarken Batı henüz skolastik düşüncenin etkisi altındaydı.  Batı’da sadece dogmatik düşüncelerin hâkim olduğu bir dönem yaşanmaktaydı. Türk ve İslam dünyasında İbn Rüşd, Ebu Ali el-Hasan, el- Kindi, Farabi, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/felsefe/ibn-rusd-ve-roger-bacon/">İbn Rüşd ve Roger Bacon Arasındaki Etkileşim Hakkında Bir Değerlendirme</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: right;"><strong>Yazar: Banu Çetin Ünal (Doktora)</strong></p>
<p><br />İslam dünyasında XII. ve XIII. yüzyıllarda bilim, felsefe ve düşünce alanındaki gelişmeler doruk noktaya ulaşmıştır. Doğu dünyasında İslam düşüncesi en parlak günlerini yaşarken Batı henüz skolastik düşüncenin etkisi altındaydı.  Batı’da sadece dogmatik düşüncelerin hâkim olduğu bir dönem yaşanmaktaydı. Türk ve İslam dünyasında İbn Rüşd, Ebu Ali el-Hasan, el- Kindi, Farabi, İbn-i Sina, Biruni, İbnü’l-Heysem, Cabir Bin Hayyan, er- Razi gibi birçok önemli bilim adamı yetişti. XIII. yüzyılda bu bilginlerin eserlerinin Latinceye çevrilmesiyle Batı dünyasında bilimsel gelişmelerde büyük adımlar atıldı. Tercüme faaliyetleriyle başlayan dönem Rönesans, reform ve aydınlanmaya zemin hazırlayacaktı. Bu bakımdan XIII. yüzyıl Avrupa için bir dönüm noktası oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam dünyasındaki bilimsel gelişmelerin oldukça önemli bir yeri vardır. Hem Batı dünyasının kendini geliştirebilmesi için kaynaklara ulaşmasını sağlamış hem de Avrupa’daki modern bilimsel gelişmelere öncülük etmiştir. XIII. yüzyılda Batı’daki en önemli düşünürlerden biri olan Roger Bacon, dogmatik düşüncenin en katı olduğu ortamda Batı dünyası için önemli gelişmelerin yaşanmasına öncülük etmiştir. Bu yüzyıl Avrupa için değişimlerin başladığı yüzyıl olarak değerlendirilebilir. İbn-i Sina, Farabi, Gazali ve İbn-i Rüşd gibi düşünürlerin eserlerinin Latinceye çevrilmesi ile Avrupa üniversitelerinde bu eserler okutulmaya başlamıştır. Bu yüzyıl, Doğu dünyasının skolastik düşünce ve dogmatizmin etkisindeki Batı dünyasını bu durumdan kurtarmak adına Batı’ya yardımcı olduğu bir dönemdir.<a href="#_ftn1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İbn Rüşd</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İbn Rüşd XII. yüzyılda, İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük filozoflardan biridir.<a href="#_ftn2">[2]</a> Önemli bir ailenin mensubu olan İbn Rüşd, Latin Orta Çağ’da yorumcu olarak adlandırılmıştır. Onunla aynı adı taşıyan büyük babası dini hakimi, Büyük Kordoba Camii’sinin imamı ve aynı zamanda ünlü bir yazardı.<a href="#_ftn3">[3]</a> Kurtuba’da yetişmiş olması ve eğitim alması muhtemelen onun hayatını şekillendiren faktörlerden biridir. Kurtuba kentinin dönemin önemli bilim ve kültür merkezlerinden biri olduğu düşünülünce bu şaşırtıcı değildir.<a href="#_ftn4">[4]</a> İbn Rüşd, Massia mektebinin son temsilcisidir. Eserleri İbranice ve Latinceye çevrilmiş ve bu sebeple Hristiyan Avrupa’da büyük bir şöhrete ulaşmıştır.<a href="#_ftn5">[5]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İbn Rüşd XII. yüzyılın ikinci yarısında pek fazla insan tarafından bilinmeyen Aristoteles’in eserlerini yorumlayarak onun büyük yorumcusu olarak ortaya çıkar. Ölümünden kısa bir zaman sonra ortaya çıkan “Latin İbn  Rüşdçülüğü” akımından dolayı XIII-XVI. yüzyıllar arasında Avrupa entelektüel hayatında önemli bir etki yaratır. İslam felsefesinin Batı’daki en büyük temsilcisi olarak bilinir.<a href="#_ftn6">[6]</a> Hüsen Portakal’ın ifadesine göre Aristoteles öğretisine bağlı kalarak onun felsefesini yorumladığı için İslam dünyasında “<em>Yorumcu</em>”, Latin dünyasında  “<em>Commentator</em>”, Batı’da ise “<em>Averroes</em>” olarak bilinmektedir. <a href="#_ftn7">[7]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Roger Bacon</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Roger Bacon’ın doğum tarihi konusunda farklı görüşler vardır. 1214 veya 1220 civarında doğduğu düşünülmektedir. Ayrıca çoğu bilim insanı Bacon’ın 1292 civarında öldüğü konusunda hemfikir olsa da 1278’den 1292’ye kadar olan yıllara ilişkin kanıt eksikliği vardır. Yaygın olarak kabul gören görüş, Theodore Crowley tarafından ortaya konan ve daha yakın zamanda David C. Lindberg tarafından geliştirilen görüştür. Crowley ve Lindberg, Bacon’ın 1220’de doğduğu görüşünü desteklemektedirler. Bu, Bacon’ın yaklaşık 1234’ten 1241’e kadar Oxford’da bir öğrenci olabileceği anlamına gelir.<a href="#_ftn8">[8]</a> Roger Bacon için Oxford’un büyük bir önemi olmasına rağmen araştırmacı özelliğinden dolayı Paris Üniversitesi&#8217;ne gitmiştir. Burada doktorasını tamamlamış ve ardından hocalık yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bacon İslam dünyasına büyük bir hayranlık duymaktaydı. Hatta bu nedenle Arapçanın da öğrenilmesi gerektiğini söylemiştir. Zaten sürekli kendini geliştirmeyi ve farklı dilleri öğrenmeyi seven bir bilgindi. Ek olarak deneysel bilimlerle uğraşmaktan da zevk alırdı. Yaptığı çalışmalar sebebiyle “<em>Mükemmel Öğretmen</em>”, “<em>Mükemmel Doktor</em>” gibi lakaplar almıştır. XIX. yüzyılda bilim üzerine yapılan popüler yazılarda, Roger Bacon Orta Çağ’da bilimin yokluğunun tek istisnası olarak tasvir edilmiştir.<a href="#_ftn9">[9]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İbn Rüşd Batı’da Aristoteles’in eserlerini yorumlamasıyla ün kazanmıştır. Onun bu kazandığı ün boşuna değildir çünkü Batı dünyasında asırlarca süren düşünce ve kültür gelişiminde etkili olan felsefi akımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. İbn Rüşd Aristoteles’in en büyük yorumcusu olması sebebiyle Batı dünyasında en az Aristoteles’in kadar sevilmektedir<a href="#_ftn10">[10]</a> Russell’ın iddialarına göre İbn Rüşd, Aristoteles’in Yeni Platonculuk etkisinde kalmış olan Arap yorumunu düzeltmeye çalışmıştır. Ayrıca Aristoteles&#8217;e, bir din kurucusu edasıyla saygı göstermiştir. O, Aquino’lu Thomas’ın da düşündüğü gibi “Aklın, Tanrı’nın varlığını, vahiyden bağımsız olarak bulabileceği” düşüncesine hâkimdi. İbn Rüşd’ün ölümsüzlük konusundaki görüşleri de Aristoteles’inkilere yakındır. O, ruhun ölümlü, düşüncenin ve aklın ise ölümsüz olduğuna inanıyordu.<a href="#_ftn11">[11]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu dünyasında önemli bilim insanları yetişirken ve önemli görüşler ortaya atılırken Batı dünyası için durum çok farklıydı. İçinde bulundukları yoksunluk dönemlerinde Roger Bacon, çalışmaları ve derin görüşleriyle önemli bir konuma sahipti. Roger Bacon İslam dünyasındaki çalışmaları yakından takip etmiş ve ünlü İslam bilgini İbn Sina’dan fazlasıyla etkilenmişti.<a href="#_ftn12">[12]</a> Batı, hem klasik bilgeliğin koruyuculuğu hem de tıp ve felsefenin yanı sıra matematik ve optik alanlarındaki yeni bilgilerin Batı’ya aktarılmasından dolayı Müslüman dünyasına çok şey borçludur. İngiliz düşünür Roger Bacon, İslam dünyasının bilime katkısını kabul eder ve “<em>Felsefe Müslümanlardan alınmıştır</em>.” ifadesini kullanır.<a href="#_ftn13">[13]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bacon da XIII. yüzyılda birçok düşünürün yaptığı gibi Aristoteles’in düşüncelerini anlamaya çalışmıştır. Çağdaşları onun Aristoteles’i tam olarak anlamadığını düşünmektedirler. Fakat Roger Bacon’ın en fazla etkilendiği İslam düşünürlerinden biri İbn Rüşd’tür.  Roger Bacon, 1237-47 döneminde, Paris’teki Aristoteles ve onun İslami tercümanları Avicenna ve Averros’un metinleri üzerine ilk felsefi yorumculardan biriydi. Dolayısıyla, Bacon’ın bu bağlamda anlaşıldığı üzere Aristoteles’in felsefesi hakkında bir bilgisi olmaması düşünülemezdi. Bu nedenle hem Crowley hem de Weisheipl’in görüşlerinin aksine, Roger Bacon’ın Aristoteles felsefesi paradigmasını tam olarak kavradığı sonucuna varılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani 1260’larda Avicenna ve Averroes gibi İslam bilginlerinin Aristoteles’in eserlerini yorumlaması Roger Bacon’a Aristoteles’i tam olarak anlamak için temel sağlar.<a href="#_ftn14">[14]</a> Doğa bilimlerinde Orta Çağ’ın beş büyük isminin, Fransız Vincent de Beauvais’nın, Müslümanları Hristiyanlığa davet için şarka kadar giden İspanyalı Raimundus Lullus’un, İspanyol Villaneuvalı Arnold’un, Albertus Magnus olarak bilinen Balistadlı Alman Kont Albert’in ve Paris Üniversitesi&#8217;ndeki Roger Bacon’ın tamamen Arapların omuzlarına ama özellikle de İbn Rüşd’e dayandıkları ifade edilmektedir. Roger Bacon’a göre İbn Rüşd ve Aristoteles eşittir.<a href="#_ftn15">[15]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Roger Bacon, XIII. yüzyılda ortaya çıkan en önemli bilgin ve filozoftur. Ortaya koyduğu görüşler ve tavrı sebebiyle, Batı dünyasında başlamakta olan dönüşümün ve değişimin ilham kaynaklarından birisi olmuştur. Bacon hiçbir zaman Aristoteles gibi büyük bir filozof ve ansiklopedist olamamıştır. Muhtemelen bunu da düşünmemiştir. Ama içinde yaşadığı skolastik ortamı ve dogmatik düşüncenin getirdiği baskı ortamını göz önüne alırsak dönemine göre dikkate değer bir bilgindir.<a href="#_ftn16">[16]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çeviri faaliyetlerinin başlamasıyla artık İbn Sina’nın eserleri daha iyi anlaşılmaya başlanmış ve Hristiyan dünyasında İbn Rüşd’ün Aristoteles yorumunun kabulü ile yeni bir soluk alan Yeni Platonculuğun yerini Orta Çağlarda İbn Rüşd aracılığı ile Aristotelescilik almıştır. “<em>İbn Rüşdçülük</em>” ya da “<em>Latin İbn Rüşdçülüğü</em>” ismi verilen bu akım kilisenin onca engellemelerine rağmen özellikle entelektüeller arasında kendine bir yer bulmuştu.<a href="#_ftn17">[17]</a> “<em>Radikal Aristotelesçilik</em>” veya “<em>Heterodoks Aristotelesçilik</em>” gibi isimlerle de anılan bu akım hem onu destekleyenlerin ve hem de ona karşı olanların ilgisiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu akıma karşı gelenlerin bile İbn Rüşdçülüğün etkisinde kalması eşine az rastlanır düşünsel hareketlerden birisi olduğunu göstermektedir. Anlaşıldığı üzere sözü edilen bu hareket hem kendine her düşünce kesiminden destekçi hem de eleştirmen bulmuştur.<a href="#_ftn18">[18]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eserlerin Latince’ye çevrilmesi ve Paris Üniversitesi, o yıllarda tüm Avrupa’da bilim adamları ve araştırmacıları kendine çeken iki önemli etkendir. Roger Bacon Paris Üniversitesi&#8217;nde verdiği derslerde Aristoteles’in tabiat felsefesi ve metafizik eserleri üzerinde durmuş ayrıca gramer ve mantığa dair dersler de vermiştir. Aristoteles’in kendi eserlerine dair yazılar yazmıştır. Aristoteles üzerine dersler vermesiyle birlikte, kullandığı metinlerden ve ilgisinden dolayı, İslam dünyasının önemli Aristoteles yorumcularından olan İbn Rüşd ve İbn Sina ile aynı yolu izlemiştir. Ahmet Erhan Şekerci, Roger Bacon’ın  Latin İbn Rüşdçülüğü içinde yer almadığını ama buna rağmen bu çevrede ele alınan çoğu konuyu kendi felsefi alanında değerlendirmeye çalıştığını ifade eder.<a href="#_ftn19">[19]</a> Ayrıca “Gök ve alem hakkındaki tefsirler ile ruh hakkındaki eserinin 1320’de neşredilmiş olmasını Roger Bacon, o devrin en büyük hadisesi olarak kabul eder.”<a href="#_ftn20">[20]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Latin İbn Rüşdçülüğü akımı Avrupa’da bu kadar benimsenmesine ve yayılmasına rağmen Orta Çağ Avrupa’sındaki mevcut düşmanlık sebebiyle İbn Rüşd’ün pek çok Arapça eseri yakılmış ve yasaklanmıştır. Ancak Latince’ye çevrilen eserleri korunmuştur. Bunun yanında bu dönemde Aristoteles’in eserlerine yaptığı şerhler ile ilgili düşünceleri skolastik baskının şiddetinden bunalan entelektüel gruplar için yol gösterici olmuş ve bilimsel metodun önünü açmıştır.<a href="#_ftn21">[21]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">İbn Rüşd’ün eserlerinin etkisi, kiliseyi korkutmuş olduğu için Kilise İbn Rüşdçülüğe karşı olumsuz bir tavır takınmıştır. Ünlü Kilise filozofu Aziz Thomas, İbn Rüşdçülere karşı sert bir tavır sergilemiştir. Aynı zamanda Raimundus Lullus’un, 1311 yılında bu İslami akımın önüne geçmek için yeni bir askeri emirname çıkarılmasını ve İbn Rüşd’ün eserlerini mahkûm edilmesini istemiştir.<a href="#_ftn22">[22]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dönemin şartları değiştikçe ve özgür düşünce ortamının temelleri atıldıkça bilimsel gelişmeler ön plana çıkmaya başlamıştır. Roger Bacon da yaptığı çalışmalarla bu değişim ve gelişimlere sebep olmaktaydı. Yani XIII. yüzyılda Avrupa’da üniversiteler kurulunca ve çeviri faaliyetleri hız kazandıkça farklı düşünce akımları yayılmıştır. Buna bağlı olarak Oxford’da Robert Grosseteste ile Roger Bacon, bilim için oldukça hayati değer taşıyan çalışmalar yapmışlardır. XIII. yüzyılda fizik bilimi ve deneyleriyle ilgilenen ilk kişinin Robert Grosseteste olduğu bilinmektedir. Robert Grosseteste’nin mercekler hakkında da çalışmaları bulunmaktadır ve burada İbnü’l-Heysem’in “Kitâb el-Menâzır” adlı ünlü eseri kaynak olarak kullanılmıştır. Aynı şekilde Robert Grosseteste’nin öğrencisi olan Roger Bacon da çalışmalarda Müslüman bilginlerin eserlerinin önemini vurgulamıştır.<a href="#_ftn23">[23]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Roger Bacon sadece İbn Rüşd’den değil aynı zamanda İbnü’l-Heysem’in optik alanındaki çalışmalarından da yararlanmıştır. İbn Heysem’in ünlü eseri XIII. yüzyılda Cremona’lı Gerard tarafından <em>Opticae Thesaurus</em> başlığı ile Latinceye çevrilmiş ve Roger Bacon ve Orta Çağ Batı dünyasının optikle ilgilenen diğer yazar ve araştırmacılarının temel dayanağı olmuştur.<a href="#_ftn24">[24]</a> Eserinde faal akıldan da bahseden Bacon her ne kadar bu konuda daha çok İbn Sina’cı bir çizgi benimsese ve İbn Rüşd’ü bu konudaki görüşleri sebebiyle eleştirmiş olsa da <em>Opus Majus </em>adlı eserini İbn Rüşd’ün <em>Faslü’l-makâl</em>’ini model alarak yazmıştır.<a href="#_ftn25">[25]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Roger Bacon tartışmasız İslam bilginlerine en çok hayranlık duyan batılı bilgindi. Birçok alanda onların eserlerini dikkate almıştır. İbn Rüşd ve Roger Bacon arasında etkileşimi türlerin varlığını konusunda da görmekteyiz. Latin İbn Rüşdçülerin hiçbiri türlerin varlığını ve hiçbiri kategorik sınıflamasını reddetmez aksine türlerin tümüyle çok ilgilenirler. Aynı şekilde Roger Bacon’ın türlerin varlığı ile ilgili teorisi bulunmaktadır. XIII. yüzyılın ikinci yarısında Bacon, türlerin üretimi ve bilişe uygulanmasına ilişkin genel bir teori geliştirmiştir.<a href="#_ftn26">[26]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında Batı’nın İslam bilginlerinin eserlerini temel aldığı ve doğrultuda yeni çalışmalar yaptığını görmekteyiz. Birçok eserinde Müslüman bilim adamlarının eserlerinin de incelenmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Roger Bacon’ın Müslüman olduğuna dair söylemler ortaya çıkmıştır. Öyle ki Oxford üniversitesinde çıkan bir karışıklık esnasında bazı kişiler, Bacon’ın Müslüman olduğunu dile getirmişler ve Bacon bundan dolayı aforoz edilmiştir. Roger Bacon daha öncede bahsettiğimiz gibi İslam bilginlerine büyük hayranlığı olan biriydi. İbn Sina, İbn Heysem gibi bilginlerin eserlerinden yararlanmıştır. Fakat en çok etkileşim içinde olduğu İslam bilginlerinden bir tanesi İbn Rüşd’tür. Roger Bacon üniversitede verdiği derslerde hem Aristoteles’in hem de İbn Rüşd’ün eserlerini anlatmıştır. Bu sebeple de üniversite ile arasında fikirsel çatışmalar gün yüzüne çıkmış ve büyük problemler yaşamıştır.<a href="#_ftn27">[27]</a></p>



<p class="has-normal-font-size wp-block-paragraph"><strong>Sonuç</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Çağ’da Batılı bilginler ve İslam bilginleri arasındaki etkileşim her daim önemli olmuştur. Çeviri faaliyetlerinin artmasıyla bu etkileşim daha da ön plana çıkmıştır. Roger Bacon İslam bilginlerinden etkilenen bir isimdir. Özellikle İbn Rüşd’ün eserlerinden oldukça fazla etkilenmiş ve üniversitedeki derslerinde dahi onun eserlerini anlatmıştır. Daha öncede belirttiğimiz gibi Doğu dünyası, dogmatik düşünce altında ezilen Batı dünyasının kendini geliştirmesine yardımcı olmuş ve bu dönem XII. ve XIII. yüzyıllar için bilim, felsefe ve düşünce alanlarında gelişimlerin yaşandığı dönem olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>






<hr class="wp-block-separator" />


<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1">[1]</a> Ahmet Erhan Şekerci, “Ansiklopedist Bir Düşünür Olarak Roger Bacon”, <em>Milel ve Nihal İnanç, Kültür Ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi</em>, C. 11, S. 2, 2014, s.113.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2">[2]</a> Mahmut Karakaş, <em>8.Yüzyıldan 19. Yüzyıla Kadar Müslüman Bilim Adamları</em>, Mostar Yayınları, İstanbul 2013, s.259.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3">[3]</a> Charles Coulston Gillispie, <em>Dictionary of Scientific Biography</em>, Charles Scribner’s Sons, New York, s.1.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref4">[4]</a> Muharrem Kılıç, “Aristo Şarihi İbn Rüşd’ün Hukuk Ve Siyaset Felsefesi”, <em>Hfsa Hukuk Felsefesi Ve Sosyolojisi Arkivi 16. Kitap</em>,  (Haz: Hayrettin Ökçesiz), İstanbul Barosu  Yayınları, İstanbul 2007,  s.109.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref5">[5]</a> Karakaş, <em>age</em>, s.259.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref6">[6]</a>Şeniz Yıldırımer, “İbn Rüşd Felsefesinin Latin Dünyasında Tanınması Ve Latin İbn Rüşdçülüğü”,  <em>Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, C. XIV, S. 25, s.94.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref7">[7]</a> Hüsen Portakal, <em>İbn Rüşd Din &#8211; Felsefe Tartışması</em>, 2.Baskı, Cem Yayınevi, İstanbul 2011, s.12.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref8">[8]</a> Jeremiah Hackett, <em>Roger Bacon and  the Sciences</em>, (Ed. Jeremiah Hackett), Brill, Netherlands 1997, s .9-10.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref9">[9]</a> Pınar Ülgen, “Ortaçağ Avrupasının “Mükemmel Öğretmen” Lakaplı Bilim Adamı: Roger Bacon”,  <em>Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi</em>,C.13, S.2, 2018,  s.230-235.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref10">[10]</a>Hüseyin Çaldak, “İbni Rüşd’e Göre Akli Kıyas”, <em>Bingöl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, S.5, 2015, s.101.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref11">[11]</a> Bayram Dalkılıç, “ Bertrand Russell’ın İslâm Kültürü, Medeniyeti ve Felsefesine Yaklaşımı”, <em>Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, S.18, 2004, s.77.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref12">[12]</a> Ülgen, <em>agm</em>, s.229.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref13">[13]</a> Niall Ferguson, <em>Civilization: The West and The Rest</em>, Penguen Grup Yayınları,  New York 2011.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref14">[14]</a> Jeremiah Hackett, “Roger Bacon And Aristotelianism: Introduction”, <em>Vivarium</em>, Vol. 35, No. 2,  Brill, 1997, s.129-133.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref15">[15]</a> Ali Bakkal, “İslam Tıp Tarihinde İbn Rüşd”, <em>Doğu-Batı İlişkisinin Entelektüel Boyutu İbn Rüşd’ü Yeniden Düşünmek</em>, C.2, Sivas 2009, s.460.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref16">[16]</a> Şekerci, <em>agm</em>, s.104.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref17">[17]</a> Andrés Martinez Lorca, “İbn Rüşd’ün Skolastik Ve Rönesans Felsefesi Üzerindeki Etkisi”, <em>Uluslararası İbn Rüşd Sempozyumu</em> , (Çev. Talip Özdeş), Sivas 2008, s. 2.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref18">[18]</a> Hatice Nur Erkızan, “İbn Rüşdcülük: Batı’daki Tarihsel Ve Felsefi Gelişimi Üzerine”, <em>Journal of Islamic Research</em>, C.21, S.2, 2010, s.74.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref19">[19]</a> Şekerci, <em>agm</em>,  s.106.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref20">[20]</a> Bakkal, <em>agm</em>, s.459.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref21">[21]</a> Yıldırımer, <em>agm</em>, s.97</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref22">[22]</a> Bakkal, <em>agm</em>, s.460</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref23">[23]</a> Ülgen, <em>agm</em>, s.233-234.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref24">[24]</a> Zeki Tez, <em>Bilim ve Teknikte Ortaçağ Müslümanları</em>, s.119-121.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref25">[25]</a> Yıldırımer, <em>agm</em>,  s.104.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref26">[26]</a> Aurélien Robe, “Intentionality and the Categories in Medieval Latin Averroism”, <em>Later Medieval Perspectives on Intentionality</em><strong>,  </strong>(düz: Fabrizio Amerini  ve Francesco Marrone), Brepols Press, İtaly 2010,  s.178.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref27">[27]</a> Ülgen, <em>agm</em>, s.234.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Seçilmiş Kaynakça:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şekerci, Ahmet Erhan, “Ansiklopedist Bir Düşünür Olarak Roger Bacon”, <em>Milel ve Nihal İnanç, Kültür Ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi</em>, C. 11, S. 2, 2014, ss.103-138.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülgen, Pınar, “Ortaçağ Avrupasının “Mükemmel Öğretmen” Lakaplı Bilim Adamı: Roger Bacon”,  <em>Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi</em>, C.13, S.2, 2018, ss.229-238.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hackett, Jeremiah, “Roger Bacon And Aristotelianism: Introduction”, <em>Vivarium</em>, Vol. 35, No.2,  Brill, Leiden 1997, ss.129-135.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakkal, Ali, “İslam Tıp Tarihinde İbn Rüşd”, <em>Doğu-Batı İlişkisinin Entelektüel Boyutu İbn Rüşd’ü Yeniden Düşünmek</em>, C.2, Sivas 2009, ss.441-468.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıldırımer, Şeniz, “İbn Rüşd Felsefesinin Latin Dünyasında Tanınması ve Latin İbn Rüşdçülüğü”,  <em>Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, C. XIV, S.25, ss.93-114.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dalkılıç, Bayram,  “ Bertrand Russell’ın İslâm Kültürü, Medeniyeti ve Felsefesine Yaklaşımı”, <em>Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, S.18, 2004, ss.55-90.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erkızan, Hatice Nur, “İbn Rüşdcülük: Batı’daki Tarihsel Ve Felsefi Gelişimi Üzerine”, <em>Journal of Islamic Research</em>, C.21, S.2, 2010, ss.73-82.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/felsefe/ibn-rusd-ve-roger-bacon/">İbn Rüşd ve Roger Bacon Arasındaki Etkileşim Hakkında Bir Değerlendirme</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
