<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dil arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/category/toplum/dil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/category/toplum/dil/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Oct 2026 14:21:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>Dil arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/category/toplum/dil/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göçebe Dergisi&#8217;nin 36. Sayısı Yayımlandı!</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-36-sayisi-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Yüksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2026 18:54:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=23076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göçebe Dergisi olarak 36. sayımızla karşınızda olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Her yeni sayıda olduğu gibi, bu sayımızda da kültürümüzün, tarihimizin ve irfan dünyamızın köklerine inerek günümüze ışık tutan, heybemizi dolduracak zengin bir içerikle &#8220;göçümüze&#8221; devam ediyoruz. Bu sayımızda, toplumsal ve sosyolojik meselelerimize derinlemesine bir bakış atıyoruz. Prof. Dr. Gökçe Yükselen Peler &#8220;Gâvurlaşma Temâyülü&#8221; başlıklı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-36-sayisi-yayimlandi/">Göçebe Dergisi&#8217;nin 36. Sayısı Yayımlandı!</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">Göçebe Dergisi olarak 36. sayımızla karşınızda olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Her yeni sayıda olduğu gibi, bu sayımızda da kültürümüzün, tarihimizin ve irfan dünyamızın köklerine inerek günümüze ışık tutan, heybemizi dolduracak zengin bir içerikle &#8220;göçümüze&#8221; devam ediyoruz.</p>
<p class="p1">Bu sayımızda, toplumsal ve sosyolojik meselelerimize derinlemesine bir bakış atıyoruz. Prof. Dr. Gökçe Yükselen Peler &#8220;Gâvurlaşma Temâyülü&#8221; başlıklı yazısıyla kültürel savrulmalara dikkat çekerken, Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çelik &#8220;Bir Kelimenin Kaybı: &#8216;Kız&#8217; Demekten Neden Çekiniyoruz?&#8221; sorusuyla dildeki ve toplumdaki hassas dönüşümlere mercek tutuyor. Köklerimizi aradığımız tarih ve mitoloji sayfalarımızda ise Osman Karakebeli bizlere &#8220;Eski Türklere Toplumsal Bir Bakış&#8221; sunarken, Hicran Dere &#8220;Türk Mitolojisinin Eşiğinde: Eski Anlatılar Bize Ne Söyler?&#8221; diyerek kadim masalların ve destanların izini sürüyor. Elbette Anadolu&#8217;yu mayalayan irfan geleneğimizi de unutmuyoruz. Hicran Dere&#8217;nin bir diğer yazısında &#8220;Hacı Bektaş Velî Düşüncesinde Gönül Terbiyesi ve Birlikte Yaşama Ahlâkı&#8221;nı okuyacak, Mustafa Tatçı&#8217;nın kalemiyle Niyâzî-i Mısrî&#8217;nin bir nutkundan hareketle &#8220;Hakîkat Şehri&#8221;ne manevi bir yolculuğa çıkacaksınız. Doç. Dr. Erhan Çapraz&#8217;ın &#8220;Hacı Bektaş-ı Veli&#8230;&#8221; şiiri ve Senanur Ceylan&#8217;ın &#8220;Hakk&#8217;ı Bulmak&#8221; adlı eseri de bu manevi iklimi pekiştiriyor. Dergimizin ilerleyen sayfalarında, Ayşenur Erkan &#8220;Yarının Bizde Hakkı Var&#8221; diyerek geleceğe dair omuzlarımızdaki yüke, Esra Hasoğlu ise &#8220;Bir Çocuğa Pusula Bırakmak&#8221; yazısıyla nesillere rehber olmanın önemine değiniyor. Safa Ramazan Tavşan&#8217;ın &#8220;30 Ağustos&#8221; şiiriyle milli şuurumuzu tazeliyor, edebiyatın sınır tanımazlığında ise Mahmut Derviş&#8217;ten Hüseyin Şahin&#8217;in çevirisiyle &#8220;Uzak Ne Kadar Uzak&#8221; şiirine yer veriyoruz. Sayımızı, binlerce yıllık tecrübenin süzülmüş hali olan &#8220;Türk Dünyası Atasözleri&#8221; ile taçlandırıyoruz. Fikrin, kelamın ve irfanın ışığında yoğrulan, dünden yarına köprü kuran bu sayımızın gönül dünyanızda güzel izler bırakması temennisiyle&#8230;</p>
<p class="p1">İyi okumalar dileriz.</p>
<p class="p1">Saygılarımızla.</p>
<p>GENEL YAYIN YÖNETMENİ<br />
Serkan Yüksel</p>
<p>Göçebe Dergisi’nin 36. Sayısı erişim için tıklayınız: <a href="https://drive.google.com/file/d/1YJezTxMo9PevPF1dlnC0Zfff35ZGqHoA/view?usp=sharing">Göçebe Dergisi </a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-36-sayisi-yayimlandi/">Göçebe Dergisi&#8217;nin 36. Sayısı Yayımlandı!</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçebe Dergisi&#8217;nin 35. Sayısı Yayımlandı!</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-35-sayisi-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Yüksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 06:30:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22988</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Göçebe Dergisi’nden Okura… Her yolculuğun bir menzili, her menzilin ardında ise yeni bir yol vardır. Göçebe Dergisi olarak, sözün, düşüncenin ve kültürün izinde çıktığımız bu uzun soluklu yolculukta yeni bir durağa daha ulaşmanın heyecanını ve kıvancını yaşıyoruz. Elinizdeki bu sayı; geçmişten geleceğe, Asya bozkırlarından modern dünyanın karmaşık labirentlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada fikirleri, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-35-sayisi-yayimlandi/">Göçebe Dergisi&#8217;nin 35. Sayısı Yayımlandı!</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p class="p1">Göçebe Dergisi’nden Okura…</p>
<p class="p1">Her yolculuğun bir menzili, her menzilin ardında ise yeni bir yol vardır. Göçebe Dergisi olarak, sözün, düşüncenin ve kültürün izinde çıktığımız bu uzun soluklu yolculukta yeni bir durağa daha ulaşmanın heyecanını ve kıvancını yaşıyoruz. Elinizdeki bu sayı; geçmişten geleceğe, Asya bozkırlarından modern dünyanın karmaşık labirentlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada fikirleri, hatıraları ve duyguları aynı şemsiye altında buluşturuyor.</p>
<p class="p1">Bu sayımızda, okurlarımızı tarihi ve kültürel hafızamızın derinliklerinde bir fikir göçüne davet ediyoruz. Gökçe Yükselen Peler, “Türkistan Kavramının Yeniden Tasavvuru” başlıklı ufuk açıcı yazısıyla tarihi ve mekânı zihnimizde yeniden inşa ederken; Hilmi Özden, “On Sekizinci Yüzyıldan Günümüze Türk Tarihindeki Zorunlu Göçler ve Sürgün” gerçeğini ele alarak milletimizin hafızasındaki acı ama dirençli izleri sürüyor. Köklerimize inen bu tarihî arayış, Rumeysa Şahin’in “Eski Türk Devletlerinde Aile Yaşamı ve Aile İçi Ünvanlar” incelemesiyle toplumsal yapımızın en temel taşına ayna tutuyor.</p>
<p class="p1">Edebiyatın dünyayı ve insanı anlamlandırma gücü, bu sayımızın da kalbini oluşturuyor. Türk dünyasının ortak ve gür sesi Cengiz Aytmatov, farklı veçheleriyle sayfalarımıza konuk oluyor. Huriye İklil Abbasoğlu, ustanın eserlerindeki çocuk figürünü ve masumiyetin trajedisini edebi bir mercekle incelerken; Bolat Akjol, “Kazak Halkının Gözündeki Cengiz Aytmatov” yazısıyla bozkırın bilgesine kardeş bir coğrafyadan selam yolluyor. Baharın diriltici nefesinin kelimelere nasıl yansıdığını ise Tuba Selin Telli, “Baharın Anlatı Üzerindeki Etkisi: Mevsim, Anlam Ve Yazının Dönüşümü” başlıklı yazısıyla gözler önüne seriyor. Bu yeniden doğuş ve umut ruhu, Hicran Dere’nin kaleminden dökülen “Türk Kültüründe Hızır İnancı ve Hıdırellez Geleneği” ile kültürel ritüellerimizde yeniden can buluyor.</p>
<p class="p1">Dergimiz, salt geçmişle yetinmeyip bugünün dünyasını ve insanını da anlamaya gayret ediyor. Bahar Batır, “Otizmi Anlamak: Her Çocuğu Kendi Dünyasında Tanımak ” diyerek her çocuğu kendi dünyasında tanımanın şefkatli yollarını gösterirken; Emine Bolat, “Yaşanılan Dünyada Yeşerememek” yazısıyla modern insanın varoluşsal sancılarına, yalnızlıklarına ve aidiyet arayışlarına dokunuyor. Mürsel Asadov takvimdeki kırmızı alarmlar üzerinden özgürlüğe atılan adımları sarsıcı bir dille aktarırken, Zeliha Sarı “Rusya’nın ASEAN Politikasında Vietnam” incelemesiyle bizleri küresel siyasetin dinamikleri üzerinde düşünmeye sevk ediyor.</p>
<p class="p1">Elbette, sözün en süzülmüş, en duru hali olan şiir&#8230; Şiir sayfalarımızda vatan duygusu, zamanın amansız akışı ve insanın içsel yolculuğu birbiriyle harmanlanıyor. Oğuzhan Çakır “3 Mayıs” ile tarihi bir ruhu mısralara dökerken, Kenan Çarboğa “Cenk Duası” ile milli heyecanımızı şahlandırıyor. Tuba Selin Telli “Döngü”yle, Efendi Serhat Karaok “Geniş Zaman Çekiminde, Geçen Zamana” ile varlığın ve zamanın sırrını arıyor. Aleyna Soylu ise “Sonbaharda Hüznün Raksı” ile iç dünyamızın en ince, en kırılgan tellerine dokunuyor.</p>
<p class="p1">Kelimelerin unutulmaya yüz tutanla hatırlanması gereken arasında kurduğu köprünün mimarları olan kıymetli yazarlarımıza, şairlerimize, akademisyenlerimize ve dergimizin sizlere ulaşmasında emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Sözün göçü sürsün, fikirlerin yolu açık olsun&#8230;</p>
<p class="p1">Keyifli okumalar dileriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p1">Saygılarımızla.</p>
<p>GENEL YAYIN YÖNETMENİ<br />
Serkan Yüksel</p>
<p>Göçebe Dergisi’nin 35. Sayısı erişim için tıklayınız: <a href="https://drive.google.com/file/d/1LSzVx35sWJi22v9BXBw72qa1VMdt_zxr/view?usp=sharing">Göçebe Dergisi </a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-35-sayisi-yayimlandi/">Göçebe Dergisi&#8217;nin 35. Sayısı Yayımlandı!</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçebe Dergisi&#8217;nin 34. Sayısı Yayımlandı!</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-34-sayisi-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Yüksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2026 07:32:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göçebe Dergisi, kelimelerin ve fikirlerin kutlu coğrafyasında iz sürmeye, zamana sözle kalıcı çentikler atmak gayesiyle yürümeye devam ediyor. Her sayımızda olduğu gibi, bu defa da heybemizde Türk kültürünün, dilinin ve düşünce dünyasının asırlık birikimini, sınırları ve çağları aşan bir duyuşla sayfalarımıza taşımanın kıvancını yaşıyoruz. Elinizde tuttuğunuz bu sayı; dünden bugüne uzanan köprülerin, medeniyetimizin kurucu hafızasının [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-34-sayisi-yayimlandi/">Göçebe Dergisi&#8217;nin 34. Sayısı Yayımlandı!</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: left;">Göçebe Dergisi, kelimelerin ve fikirlerin kutlu coğrafyasında iz sürmeye, zamana sözle kalıcı çentikler atmak gayesiyle yürümeye devam ediyor. Her sayımızda olduğu gibi, bu defa da heybemizde Türk kültürünün, dilinin ve düşünce dünyasının asırlık birikimini, sınırları ve çağları aşan bir duyuşla sayfalarımıza taşımanın kıvancını yaşıyoruz. Elinizde tuttuğunuz bu sayı; dünden bugüne uzanan köprülerin, medeniyetimizin kurucu hafızasının ve geleceğe yön veren fikrî tasavvurların gür bir sedasıdır.</p>
<p class="p1" style="text-align: left;">Dergimizin bu sayısındaki &#8220;Düşünce, Fikir ve Olay Yazıları&#8221; bölümü, adeta geniş bir coğrafyanın ve derin bir tarihin panoramasını sunuyor. Uyanışı, umudu ve dirilişi müjdeleyen yazılarla açılan sayfalarımız, modern zamanların masal anlatıcısı Barış Manço’nun ezgilerindeki irfandan, Türk dilinin ve edebiyatının zirve şahsiyeti dahi Alişir Nevai’nin hayatına ve eserlerine uzanan geniş bir ufka kapı aralıyor. Doğu Türklüğünün etkili doğuşlarına tanıklık ederken, edebiyatın naif sularında Sait Faik’in Dülger Balığının Ölümü üzerine düşülen felsefi notlarla soluklanıyoruz. Bizler için dil, sadece bir anlaşma vasıtası değil; bir milletin varlık senedidir. Bu şuurla, Memlük sahası Türkçesinin eşsiz yadigarı Et-Tuhfetü’z-Zekiyye Fi’l-Lugâti’t- Türkiyye ile Azerbaycan Türkçesindeki ortak akrabalık terimlerinin izini sürüyor; Türk dilinin iki muazzam abidesi Kutadgu Bilig ve Dîvânu Lugâti’t-Türk’teki bitki adlarının Karaçay Türkçesindeki akislerine bakarak dilimizin zamana ve mekanlara meydan okuyan sürekliliğine bir kez daha şahitlik ediyoruz.</p>
<p class="p1">Fikrî ve edebi mirasımızı tahlil eden yazılarımızda; Orta Çağ’da kadın olmanın gizli direnişinden, millî hafızamızın şiirdeki gür sesi Arif Nihat Asya’ya; Seyyid Ahmed Arvasi’nin fikirleri ışığında şekillenen çağdaş bir eğitim tasavvurundan, Tarık Buğra’nın Osmancık romanıyla kurduğu o sarsılmaz cihan devleti mayasına kadar pek çok kurucu unsuru yeniden tefekkür ediyoruz. Sınırların ötesine uzanan gönül bağımızla, Türk dünyasının jeopolitik ve stratejik vizyonunu yansıtan Avrasya güvenlik mimarisindeki konumumuzu masaya yatırırken; Azerbaycan’ın yetiştirdiği aziz şahsiyet Ülvi Bünyadzade’nin edebi irsini de unutmuyor, rahmet ve hürmetle selamlıyoruz.</p>
<p class="p1">Duygularımızın, sancılarımızın ve estetik idrakimizin en saf damıtılmış hali olan &#8220;Şiirler&#8221; bölümümüzde ise; yüreğimizde hâlâ taze bir kor gibi duran 6 Şubat 2023 felaketinin hüznüyle sarsılıyor, ardından bizi köklerimize bağlayan bir Gönül Kervanına misafir oluyoruz. Sayfalarımızın nihayetinde yer alan, nesillerin süzgecinden geçerek günümüze ulaşan &#8220;Atasözleri&#8221; ise, medeniyetimizin zamansız bilgeliğini bir kez daha kulaklarımıza füsunlu bir sesle fısıldıyor. Diğer yandan bu sayımızın röportaj başlığını ise Türk Dünyasında Ramazan oluşturuyor. Bu derinlikli sohbette; ata yadigârı Türk yurtlarında kurulan bereketli iftar sofralarının, göğe yükselen ortak duaların ve asırlardır sönmeyen o kadim manevi iklimin izini sürüyoruz. Farklı coğrafyalarda aynı hilalin gölgesinde çarpan kalplerin coşkusuna şahitlik ediyoruz. Göçebe Dergisi, köklerinden aldığı güçle göğün ve yeryüzünün her köşesine kelâmı taşımaya adanmış yüreklerin ortak emeğidir. Hoş kubbede kalıcı, sarsılmaz ve gür bir sada bırakabilmek arzusuyla hazırladığımız bu sayıyı, Türk irfanına ve büyük Türk milletine armağan ediyoruz. Kelimelerin göçü sürdükçe, fikirlerin menzili daima açık olacaktır.</p>
<p class="p1">Saygılarımızla.</p>
<p>GENEL YAYIN YÖNETMENİ<br />
Serkan Yüksel</p>
<p>Göçebe Dergisi’nin 34. Sayısı erişim için tıklayınız: <a href="https://drive.google.com/file/d/1Jih24r0qUfXL4lLACQDOavCfl-6GY22w/view">Göçebe Dergisi </a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gocebe-dergisinin-34-sayisi-yayimlandi/">Göçebe Dergisi&#8217;nin 34. Sayısı Yayımlandı!</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türk Dili Ailesi Günü” mü?</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/turk-dili-ailesi-gunu-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökçe Yükselen Peler]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 16:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili Ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22780</guid>

					<description><![CDATA[<p>3 Kasım 2025 tarihinde, Türk medeniyetinin kadim şehri Semerkant’ta düzenlenen UNESCO’nun 43. Umumi Konferansı’nda, 15 Aralık tarihinin “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edildiği duyurulmuştur. Bu haber, ajanslara düştüğü andan itibaren, pek çok kesim tarafından büyük bir sevinçle karşılanmış, bir övünç kaynağı hâline gelmiştir. Türk Dil Kurumu’ndan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’ne kadar pek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turk-dili-ailesi-gunu-mu/">“Türk Dili Ailesi Günü” mü?</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>3 Kasım 2025 tarihinde, Türk medeniyetinin kadim şehri Semerkant’ta düzenlenen UNESCO’nun 43. Umumi Konferansı’nda, 15 Aralık tarihinin “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edildiği duyurulmuştur</strong>.</p>
<p>Bu haber, ajanslara düştüğü andan itibaren, pek çok kesim tarafından büyük bir sevinçle karşılanmış, bir övünç kaynağı hâline gelmiştir. Türk Dil Kurumu’ndan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’ne kadar pek çok resmî ve gayriresmî kurum ve kuruluştan, hatta Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’ndan meseleden duyulan memnuniyeti dile getiren açıklamalar gelmiştir.</p>
<p>Üzülerek söylemek gerekir ki bu sevinç ve övünç dolu açıklamaların tamamı, dil ve Türklük bilimi bilgisi yoksunluğu eseridir. Üstelik bu işin Türk Devletleri Teşkilatı gibi Türkleri “dilde, fikirde, işte birlik” temelinde birleştirmeyi amaçladığı düşünülen bir teşkilatın girişimleri neticesinde gündeme gelmiş olması, meselenin vahametini daha da artırmaktadır. “Türk Dili Ailesi” ifadesi, Türkler için biri dâhilî diğeri haricî olmak üzere, iki büyük tehlike barındırmaktadır. Bu tehlikelerin ne olduğunu anlamak için meseleye şu zaviyelerden bakmak kâfi olacaktır:</p>
<p>“Türk Dili Ailesi’ ifadesinin ne manaya geldiğini tam olarak kavrayabilmek için benzerleri olan Latin Dili Ailesi, Cermen Dili Ailesi veya Sami Dili Ailesi gibi benzerlerine bakmak gerekir. Latin Dili Ailesine mensup diller olan Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce ve Rumence gibi dilleri konuşan Fransızlar, İspanyollar, İtalyanlar, Portekizliler ve Rumenler hepsi birbirlerinden farklı milletlerdir. Keza Cermen Dili Ailesine mensup diller olan Almanca, İngilizce, Flamanca, Norveççe, İsveççe, Danca gibi dilleri konuşan Almanlar, Hollandalılar, Norveçliler, İsveçliler ve Danimarkalılar da öyledirler. Sami Dili Ailesine mensup Arapça, İbranice, Amharca konuşan Araplar, İsrailliler ve Etiyopyalılar için de durum farklı değildir. Peki “Türk Dili Ailesi” mensup olan diller hangileridir ve bu dilleri konuşan milletler hangileridir? Tabi ki kastedilenlerin Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Özbek Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Tatar Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Uygur Türkçesi vs. gibi Türk lehçelerini konuşan Türkiye Türkleri, Azerbaycan Türkleri, Özbek Türkleri, Kazak Türkleri, Kırgız Türkleri, Türkmen Türkleri, Tatar Türkleri, Başkurt Türkleri, Uygur Türkleri vs. gibi Türk toplulukları olduğunu herkes biliyor. Peki bundan sonra ne yapmamız gerekiyor? Bu Türkleri; Türkler, Azerbaycanlılar, Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Türkmenler, Tatarlar, Başkurtlar, Uygurlar vs. şeklinde farklı milletler kabul edip konuştukları lisanları da Türkçe, Azerbaycanca, Özbekçe, Kazakça, Kırgızca, Türkmence, Tatarca, Başkurtça, Uygurca vs. şekline ayrı diller mi kabul edeceğiz? Türkiye’deki Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümlerinin isimleri de “Çağdaş Türk Dilleri ve Edebiyatları” olarak değiştirilecek mi? Yoksa bazı Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümlerinin ardı ardına kapatılmasının ardında yatan sebep de bu mudur? Eğer bu Türk toplulukları ayrı milletler olacaklarsa Türk Devletleri Teşkilatı’na gerek var mı? Zaten bir tane Türk devleti (tanınmayan KKTC ile iki) olacağı için böyle bir teşkilata da gerek kalmayacak veya sadece Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ibaret olacak. “Türk Dili Ailesi” ifadesinin Türk birliğinin temeline konulmuş bir dinamit olduğunu görmemek için en hafifinden saf olmak gerekir. Buraya kadar yazılanlar, “Türk Dili Ailesi” ifadesinin Türkler açısından teşkil ettiği dâhilî tehlikeyi oluşturmaktadır.</p>
<p>Türkler açısından haricî tehlike ise daha cihanşümul bir meseledir. Bu ifade Türklerin konuştukları dilin akrabalık hudutlarını, dolayısıyla Türklerin dünyada ilişkili olduğu beşerî ve siyasi coğrafyayı da daraltmaktadır. Türkçe kendi içinde bir dil ailesi olarak kabul edilerek Altay Dil Ailesinden koparılmakta, hatta bu dil ailesi yok sayılmakta ve dolayısıyla Türkler beşerî olarak Moğollar, Tunguzlar, Koreliler ve Japonlardan koparılmaktadır. Bunun siyasi açılımlarını ifade etmek bile lüzumsuzdur. Bu meselenin tarihî ve siyasi derinliğini anlamak için, İngiliz istihbaratı tarafından geçtiğimiz yüzyılda hazırlanan Ural ve Altay dilli halkların birleşmesinin engellenmesine yönelik raporları okumak yeterli olacaktır.</p>
<p>“Türk Dili Ailesi” ifadesi, çağrıştırdığı siyasi ve içtimai meselelerden bağımsız bir şekilde, sadece ilmî olarak değerlendirildiğinde de bir mana ifade etmemektedir. Latin Dili Ailesine mensup dilleri konuşan milletler arasında “Latin” isimli bir millet bulunmamaktadır Cermen Dili Ailesine mensup dilleri konuşan milletler arasında “Cermen” isimli bir millet de bulunmaktadır. Keza Sami Dili Ailesine mensup dilleri konuşan milletler arasında da “Sami” isimli bir millet mevcut değil. Ancak “Türk Dili Ailesi” diye adlandırılmaya çalışılan diller öbeğini konuşan halklardan birinin ismi günümüzde resmî olarak doğrudan “Türk”tür. Yani bir an için birilerinin ileri sürdüğü gibi bunun ilmî bir tasnif olduğu düşünülecek bile olsa temelden yanlış olduğu ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Gayet açıktır ki eğer Türk Devletleri Teşkilatı ve Türk halklarını yöneteneler, Türklerin tek bir millet olduğu ve ileride herhangi bir temelde birleşmeleri gerektiği endişelerini taşıyorlarsa derhâl bu yanlıştan dönülmelidir. Çok geç olmadan bu günün adından “aile” kelimesi çıkarılıp günün adı “Türk Dili Günü” şeklinde değiştirilmelidir.</p>
<p><strong>Yazar: Prof. Dr. Gökçe Yükselen Peler</strong></p>
<p><a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/turk-dil-birligine-giden-yolda-yapilmasi-gerekenler-doc-dr-gokce-yukselen-peler/">Türk Dil Birliğine Giden Yolda Yapılması Gerekenler (Doç. Dr. Gökçe Yükselen PELER) &lt; Bilimdili.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/turki-kavraminin-turk-kavrami-ile-iliskisi-ve-yeniden-tanimlanmasi-dr-ogr-uyesi-gokce-yukselen-peler/">“Türki” Kavramının “Türk” Kavramı ile İlişkisi ve Yeniden Tanımlanması (Dr. Öğr. Üyesi. Gökçe Yükselen PELER) &lt; Bilimdili.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turk-dili-ailesi-gunu-mu/">“Türk Dili Ailesi Günü” mü?</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Üniversiteleri’nde Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/dil/azerbaycan-universitelerinde-turk-dili-ve-edebiyati-egitim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2024 06:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Üniversiteleri.]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili ve Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saffet Alp YILMAZ[1] &#38; Billur ALIZADE[2] Öz: Azerbaycan ve Türkiye arasındaki derin kültürel ve dilsel bağlar eğitim alanında da güçlü bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri bu bağların akademik düzeyde ele alındığı önemli bir alanı oluşturmaktadır. Azerbaycan Üniversiteleri’ndeki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde öğrenciler, hem Azerbaycan Türkçesi hem Türkiye Türkçesi hem [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/azerbaycan-universitelerinde-turk-dili-ve-edebiyati-egitim/">Azerbaycan Üniversiteleri’nde Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Saffet Alp YILMAZ<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> &amp; Billur ALIZADE<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></strong></p>
<p><strong><em>Öz: </em></strong><em>Azerbaycan ve Türkiye arasındaki derin kültürel ve dilsel bağlar eğitim alanında da güçlü bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri bu bağların akademik düzeyde ele alındığı önemli bir alanı oluşturmaktadır. Azerbaycan Üniversiteleri’ndeki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde öğrenciler, hem Azerbaycan Türkçesi hem Türkiye Türkçesi hem de diğer Türk lehçelerinde eğitim almaktadır. Bu bölümler Türk dünyasının tarihi, kültürel zenginliği, edebi mirası ve dil yapısı üzerine odaklanmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin edebi eserleri, dil yapısı, tarihsel gelişimi ve siyasi yapısı da bu programların önemli bir parçasıdır. Benzer şekilde Türkiye’deki özel ve devlet üniversitelerinde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı üzerine programlar bulunmaktadır. Bu çalışmada Azerbaycan üniversitelerinde Türk Dili ve Edebiyatı eğitiminin Osmanlı İmparatorluğu’nun sonundan Cumhuriyetin ilk yıllarına ve sonraki dönemlere kadar olan tarihsel gelişimine değinilecektir. Azerbaycan’ın bağımsızlık sonrası Türk dünyasıyla etkileşimi ve eğitimdeki değişimlere göre üniversitelerdeki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin sayısında artış gözlenmiştir. Bundan dolayı çalışmanın büyük kısmını üniversitedeki bölümler ve çalışma alanları üzerinde durulacaktır. </em></p>
<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Azerbaycan’da Türkiye Türkçesi eğitiminin ilk izleri Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır.  1905’ten sonra Azerbaycan’a ilk gelen Osmanlı muallimi Ahmet Kemal Bey, Bakü’de görev yapmıştır. Hacı Zeynelabidin Bey, Muallim Mehmet Cevdet ve arkadaşlarını getirerek Osmanlı kültürünü tanıtmış ve Azerbaycan eğitim sisteminin gelişmesine katkı sağlamışlardır. Daha sonra gelen Baha Sait ve Beşiktaşlı Küçük Fuat da dil ve kültür birliğini güçlendirmiştir. 1917-1920 yıllarında Osmanlı’dan Azerbaycan’a 300’den fazla öğretmen gitmiştir (Caferoğlu, 1964: 135; Çelik, 1996: 76). Azerbaycan’da Türk Dili ve Edebiyatı eğitimini tarihi 1928 yılında yayınlanan “II. Dereceli Mektebler ve Pedagoji Teknikumlar için Edebiyat Programı”nda Türk Dili ve Edebiyatı’nın “Osmanlı edebiyatı” olarak adlandırdığını Türk edebiyatından metinlerin alınmasının Sovyet Dönemi sistemine göre hoş karşılanmadığı o dönem kaynaklarında çok sık görülmektedir. Buna rağmen Sovyet Dönemi’nde uygulanmış ders kitaplarında Azerbaycan edebiyatcılarının yanı sıra Türkiye ve Batılı edebiyatcıların da eserlerine rast gelinmektedir. Örneğin, 1928 yılında Hanefi Zeynallı, Abdulla Şaig, İsmail Hikmet, Atababa Musahanlı tarafından yazılan “Edebiyat Dersleri Birinci Kitab &#8211; Altıncı İl” isimli edebiyat ders kitabında  Millî Edebiyat Dönemi yazarlarından olmak üzere on dört Türk yazarının ismine yer verilmiştir (Savaşkan, 2016: 474-475). Sovyet hâkimiyetinin ilk yıllarında “Osmanlı Edebiyatı” diye nitelendirilen Türk edebiyatından örnekler eğitim programında ve ders kitaplarında daha çok yer almıştır. Ancak bu durum çok eleştirilmiş ve tehlikeli bulunmuştur.</p>
<p>Sovyetler döneminden sonra Azerbaycan ve Türkiye arasında ilim ve kültür bağlantıları güçlenmeye başladı. Sovyetlerin çöküşü ve Azerbaycan’ın bağımsızlığının arifesinde, Türkiye ile Azerbaycan arasında 1990-1992 yıllarında imzalanan kültürel ve bilimsel değişim protokolü ilk resmi belgelerden biri sayılabilir. 1990-1992 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyet Hükümeti arasında imzalanan “1989-1990 Kültürel ve Bilimsel Değişim Programı”, iki ülke arasındaki bilimsel ve kültürel iş birliğini güçlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu programın geliştirilmesi doğrultusunda, iki hükümet arasında kültürel ve bilimsel değişim protokolü imzalanmıştır. Eğitim ilişkileri alanında ilk önemli resmi belgelerden biri, Türkiye ile Azerbaycan arasında 19 Eylül 1990 tarihinde yapılan toplantılara ilişkin protokoldür. <a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>Ayrıca Türkiye’nin birçok özel ve devlet okullarında Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı Lisans Programı, Çağdaş Türk Lehçeleri Lisans içerisinde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı üzerine Yüksek Lisans ve Doktora proğramları bulunmakta ve tezler yazılmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Azerbaycan’da Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi: Mevcut Durum</strong></p>
<p>Halihazırda Azerbaycan’da bazı üniversitelerde Türkiye Türkçesinde eğitim verilmektedir. Bir çok eğitim enstitütülerinde ve üniversitelerde ise Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Türk Tarihi ile ilgili şubeler ve bölümler bulunmaktadır. Son zamanlarda Azerbaycan-Türkiye arasında eğitime dair atılmış büyük adımlardan biri de Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi’nin açılmış olmasıdır. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ortak üniversite projesi, Haziran 2023’te Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmenin ardından duyurulmuştu. Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu arasında 19 Şubat 2024 tarihinde Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi’nin kurulmasına ilişkin mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşma metni, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar ile Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev tarafından imzalandı. Üniversitenin tamamen yeni kurulmuş bir eğitim kurumu değil, farklı üniversitelerin çeşitli programlarını bünyesinde barındıran yeni nesil bir üniversite olacağı da söylenmişti.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> 15 Eylül’den itibaren Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi faaliyetine başlamıştır.</p>
<ol>
<li><strong>Azerbaycan Milli İlimler Akademisi </strong></li>
<li><strong>Nizami Gencevi Adına Edebiyat Enstitüsü</strong>’nde Türk halkları edebiyatı ile ilgili birçok araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmalar, Türk halkları edebiyatı, Azerbaycan-Türkmenistan-Özbekistan edebi bağlantılar şubelerinde çalışan bilim insanları ve profesörler tarafından yürütülmektedir. Aynı zamanda her yıl bu şubelere yeni doktora öğrencileri de kabul edilmektedir. Ayrıca, Enstitüde 25 Aralık 2023 tarihinde Mehmet Akif Ersoy’un 150. doğum yılına ithafen “Mehmet Akif Ersoy ve Türk Edebiyatı Araştırmaları Merkezi”, 30 Mayıs 2024 tarihinde Mahtumkulu Firaki’nin 300. doğum yılı vesilesiyle “Mahtumkulu Firaki Merkezi” ve 21 Şubat 2020 tarihinde “Alişir Nevai Edebiyat Araştırmaları Merkezi” açılmıştır. Mahtumkulu Firaki Merkezinde, Azerbaycan ve Türkmenistan bayrakları, iki ülkenin önde gelen devlet ve siyasi şahsiyetlerinin resimlerinin yanı sıra Mahtumkulu Firaki ve diğer Türkmen düşünürlerin kitaplarının yer aldığı bir stant bulunmaktadır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Azerbaycan ve Türkiye’nin kardeşliğine bilimsel katkı sağlayan Mehmet Akif Ersoy ve Türk Edebiyatı Araştırmaları Merkezi’nde ise Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ve edebi faaliyetlerine ilişkin önemli araştırmalar yapılmaktadır. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ile yakın işbirliği içinde olan Edebiyat Enstitüsü&#8217;ndeki Mehmet Akif Ersoy büstünün yapılmasını Bakü Yunus Emre Enstitüsü üstlenmiştir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></li>
<li><strong>Nesimi Adına Dilçilik Enstitüsü</strong>’nde Türk Dilleri Bölümü faaliyet göstermektedir. Burada araştırmacılar tarafından Türkiye Türkçesi ile diğer Türk dilleri arasında karşılaştırmalı araştırmalar yapılmaktadır. Her yıl birçok öğrenci Nesimi adına Dilçilik Enstitüsü’nün Türk Dilleri Bölümü’ne doktora programı için başvurmaktadır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a></li>
<li><strong>Abbasgulu Ağa Bakıhanov Adına Tarih Enstitüsü</strong>’nde Türk Halklarının Etnolojisi Bölümü bulunmaktadır. Burada Türk halklarına ait etnografik materyallerin karşılaştırmalı analizi yoluyla ortak maddi ve manevi Türk kültürünün araştırılması konusunda oldukça başarılı çalışmalar yürütülmektedir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></li>
<li><strong>Folklor Enstitüsü</strong>’nde Türk Halkları Folklor Bölümü yer almaktadır. Türk Halkları Folklor Bölümü, Türk halklarının folklor örneklerinin araştırılması, en değerli folklor anıtlarının karşılaştırmalı analizi, tüm Türk folklor metinlerinin arketiplerinin ve tarihsel gelişim aşamalarının belirlenmesi, folklor örneklerinin tercümesi ve yayımlanması çalışmalarını yürütmektedir. Bölümün temel bilimsel yönü, folkloru tüm Türk halkları bağlamında değerlendirmektir. Yapılan çalışmalarda, Türk folkloruna ait örnekler bir bütün olarak ele alınmakta, herhangi bir folklor olayı Türk halklarının folkloru perspektifinden değerlendirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, tüm Türk folkloru doğrultusunda tipolojik araştırmalar yapmak bölümün temel amacıdır. Ayrıca bölüm, Türk halklarının folklorunun sorunlarıyla da doğrudan ilgilenmeyi amaçlamaktadır. Türk halklarının folklorunun Azerbaycan diline çevrilmesi ve yayınlanması da bölümün ana çalışma alanlarından biridir. Bölümün amacı, akademik çeviri ilkelerine sadık kalarak Azerbaycan bilim camiasına ve okuyucularına Türk halklarının folklorunun nadide incilerini tanıtmaktır. Bu tür çalışmaların başarıyla devam etmesi, ciddi bilimsel araştırmalara da temel oluşturabilir.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a></li>
<li><strong>Bakü Devlet Üniversitesi:</strong></li>
</ol>
<p>Üniversitede üç ayrı fakültede Türk dilleri, Türk edebiyatı ve Türk tarihi ile ilgili lisans, yüksek lisans ve doktora programları mevcuttur. Filoloji Fakültesi’nin yüksek lisans programında Türkoloji ve Türk halkları edebiyatı bölümleri bulunmaktadır. Bu alanlar, Filoloji öğrencilerine lisans programında ders olarak verilirken, yüksek lisans ve doktora programlarında ise ayrı bölüm olarak yer almaktadır. Aynı şekilde, Filoloji Fakültesi’nin doktora programında da Türk dilleri ve Türk halkları edebiyatı bölümleri mevcuttur. Buraya her yıl onlarca Türkoloji öğrencisi doktora için başvurmakta, bu bölümlerde çalışmak istedikleri Türk halkının dilini ve edebiyatını seçip, hocaların yardımıyla çalışmalarına başlamaktadırlar.</p>
<p>Bakü Devlet Üniversitesi’nin Tarih Fakültesi’nin yüksek lisans programında Türk dünyası tarihi de yer almaktadır. Türk tarihi, dili ve edebiyatının öğretimi bakımından en zengin fakülte ise Şarkiyat Fakültesi’dir. Burada lisans programında bölgesel çalışmalar alanında Türkiye başlıklı ayrıca bir bölüm de bulunmaktadır. Yüksek lisans programında ise dilbilim alanında Türk dili ve filoloji alanında Türk edebiyatı bölümleri yer almaktadır. Aynı fakültenin doktora programında, Türk dilleri alanında Türk dili bölümü ve Türk halkları edebiyatı alanında Türk edebiyatı bölümü ayrıca faaliyet göstererek doktora öğrencileri kabul etmektedir. <a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a></p>
<p>26 Nisan 2024 tarihinde Bakü Devlet Üniversitesi’nde “Türk Otağı” açılmıştır. Açılış töreninde konuşan üniversitenin Sosyal İşler, Öğrencilerle Çalışma ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Aliş Agamirzayev, “Türk Otağı”nın açılışının, üniversitenin daha da geliştirilmesi için çalışacak uzmanların yetiştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtmiştir. <a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a>  Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik ilişkilerini daha da güçlendiren bu projede, Türkiye’nin Türk dili, edebiyatı ve tarihine ilişkin konuların öğretildiği ve bilimsel araştırmaların yapıldığı ifade edilmiştir. Türkçe odasındaki literatür ve görsel materyaller, personelin Türk filolojisi eğitimine ve Türkiye üzerine yapılan bölgesel çalışmalara katkı sağlamaktadır.</p>
<p>Bakü Yunus Emre Enstitüsü Başkanı, Türkiye Büyükelçiliği danışmanları, Şarkiyat Fakültesi Dekanı ve Türk Filolojisi Bölüm Başkanı da konuşmalarında “Türk Otağı”nın açılmasının Azerbaycan-Türkiye kardeşliğine yönelik bir adım olduğunu, iki ülkenin bilimsel ve kültürel ilişkilerine büyük katkı sağladığını ve bu projenin stratejik nitelikte olduğunu belirtmiştir. Türk dünyasının bir parçası olan Azerbaycan, kardeş ülke Türkiye’nin bölgesinin, dilinin ve kültürünün tanıtılması alanında geniş çaplı çalışmalar yürütmektedir. Türk Filolojisi Anabilim Dalı, bu önemli sürecin en önemli destekçilerinden biridir. Eğitim-öğretim sürecinde öğrencilerin Türk ortamıyla daha yakın temas kurması açısından “Türk Otağı” nın açılması büyük bir önem taşımaktadır. <a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a></p>
<ol start="3">
<li><strong>Slavyan Üniversitesi</strong></li>
</ol>
<p>Bakü Slavyan Üniversitesi, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atmaktadır. Üniversitede Türkoloji Bölümü ve Türk Araştırmaları Eğitim-Kültür Merkezi faaliyet göstermektedir. Üniversite, 2023/2024 eğitim öğretim yılından itibaren Türk dili ve edebiyatı bölümlerine öğrenci kabul etmektedir.</p>
<p>Bakü Slavyan Üniversitesi, 8 Eylül 2023&#8217;te Türk Üniversiteler Birliği&#8217;ne (TÜRKÜNİB) üye olmak için başvuruda bulunmuştur. Üyeliğin temel amacı, araştırma ve yeniliği geliştirmek, bilim ve teknolojinin en son başarılarından haberdar olmak, deneyim alışverişinde bulunmak, ortak bilimsel ve akademik araştırmalar düzenlemek ve ayrıca öğrenci ile öğretmenlerin değişim programlarına katılımını sağlamaktır. Türk Üniversiteler Birliği’ne üyelik, Bakü Slavyan Üniversitesi için Türk üniversiteleri arasında ikili bilimsel-akademik ortaklık ilişkilerinin kurulması, genişletilmesi ve ortak projelerin hayata geçirilmesi açısından önem taşımaktadır. Üniversite, ilgili belgeleri hazırlayarak bu birliğe üyelik başvurusunda bulunmuştur.</p>
<p>20 Mayıs 2024 tarihinde TÜRKÜNİB&#8217;in 7. Genel Kurul toplantısı Azerbaycan Devlet Ekonomi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir. Bakü Slavyan Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu TÜRKÜNİB’e başvuran 60 üniversite birliğe üye olarak kabul edilmiştir. Türk Üniversiteler Birliği’ne toplam 7 ülkeden (Azerbaycan, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan) 109 üniversite kabul edilmiştir. Ayrıca, Bakü Slavyan Üniversitesi’nin Türkoloji bölümünde Genç Türkologlar Kulübü de faaliyet göstermektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a></p>
<ol start="4">
<li><strong>Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi</strong></li>
</ol>
<p>Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi bünyesindeki Türk Dünyası İktisat Fakültesi (TÜDİFAK) derslerini Türkiye Türkçesinde vermektedir. TÜDİFAK, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan tarafından “Azerbaycan Halk Teserrüfatı İdareetme Enstitüsü” adı altında 1992 yılında Bakü’de kurulmuştur. Fakülte, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın eğilimiyle 2001 yılından itibaren Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi’nin bünyesine katılmış ve Türk Dünyası İktisat Fakültesi olarak faaliyetine devam etmiştir. Fakültede eğitim Türkiye Türkçesinde yapılmakta olup, fakülte dekanı genellikle Türkiye’den gelen öğretim üyeleri arasından seçilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nde denkliğe sahip olması, eğitim hayatını Türkiye’de devam ettirmek isteyen öğrenciler için hem değişim programları hem de akademik kariyer açısından geniş imkanlar sunmaktadır. Ayrıca, eğitim dilinin Türkiye Türkçesinde olması, Türkiye’den akademisyenlerin eğitime katılmasına olanak sağlamaktadır.</p>
<p>TÜDİFAK, öğrencilerine dört yıllık lisans eğitiminin sonunda diploma ile birlikte, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı adına fakülte dekanı ve UNEC rektörü tarafından imzalanan Türkiye Türkçesinde bir “Mezuniyet Belgesi” de vermektedir. <a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a></p>
<ol start="5">
<li><strong>Bakü Avrasya Üniversitesi</strong></li>
</ol>
<p>Üniversitede Filoloji (Türk dili ve edebiyatı) bölümü bulunmaktadır. Hem lisans hem de yüksek lisans programlarının öğrencileri burada eğitim alabilirler. 11 Haziran 2024 tarihinde Bakü Avrasya Üniversitesi ev sahipliğinde XI. Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Sempozyumu düzenlenmiştir. Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Sempozyumu’nun amacı, Türk dünyasının bilim adamlarını bir araya getirerek dil, edebiyat, tarih, felsefe, bilim, eğitim, kültür, ekonomi ve uluslararası alandaki güncel konuları tartışmaktır. Sempozyumda ilişkiler ve diğer alanlarda ortak projelerin hazırlanması konusunda fikir alışverişi yapılmıştır. Açılış töreninde, tarihi, dili, kültürü ve kökleri aynı olan Türk halklarının ilişkilerini ve işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan “Kökümüz bir, Türk’üz” festivalinin de düzenlendiği belirtilmiştir. <a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a></p>
<ol start="6">
<li><strong>Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi</strong></li>
</ol>
<p>Azerbaycan’ın yükseköğretim kurumları arasında ilk kez Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde TÜRKSOY bölümü kurulmuştur. 7 Aralık 2017 tarihinde Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) başkanlığının açılış töreni düzenlenmiştir. Rektör Jafar JAFAROV’un başkanlığını yaptığı yükseköğretim kurumunda, Türk Dünyası’nın dayanışma ve birliğinin yanı sıra Türk dili ve edebiyatının, tarihinin ve kültürünün bilimsel olarak araştırılması ve tanıtılması yönünde önemli çalışmalar yapılmaktadır. Üniversitenin bilim ve eğitim alanında birçok Türk üniversitesiyle başarılı işbirlikleri de bulunmaktadır. Üniversitede TÜRKSOY Kürsüsü’nün açılması da bu yönde atılan önemli adımlardan biri olmuştur.</p>
<p>Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi ile TÜRKSOY, eğitim ve kültür alanında iş birliği protokolü imzalamıştır. Protokolde, ADPU ile TÜRKSOY ve bu kuruluşa üye ülkeler arasında bilimsel ve kültürel alışverişin yapılması, Türk kültürüyle ilgili bilimsel araştırmaların hayata geçirilmesi yazılmıştır. <a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Azerbaycan’da Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi, Sovyet döneminden günümüze önemli gelişim süreçleri geçmiştir. Bugün Azerbaycan’daki üniversitelerde Türk dili, edebiyatı, tarihi ve kültürü üzerine eğitim verilmeye devam edilmekte; iki ülke arasındaki ortak kültürel bağlar güçlenmektedir. Yeni kurulan <strong>Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi</strong> gibi projeler, bu bağları daha da kuvvetlendirmekte ve gelecekteki iş birliklerine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca 2022-2023 eğitim- öğretim yılında faaliyetlerine başlayan Türkiye Maarif Vakfı’nın Okulları da bu alanda büyük ivme kazandırmıştır. Azerbaycan’da Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları üzerine yapılan akademik çalışmalar, Türk Dünyası’nın edebi ve kültürel mirasını yaşatmak adına büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> Bu makale, Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 22. sayısında yayınlanmıştır: </strong><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijhe/issue/87979/1566084"><span style="font-size: 12pt;">Azerbaycan Üniversiteleri’nde Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi</span></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynakça: </strong></p>
<p>Azərbaycan Dövlət İqtisad Universiteti (2024). Türk Dünyası İqtisad Fakültəsi / <a href="https://unec.edu.az/education/faculty/turk-dunyasi-isletme-fakultesi/">https://unec.edu.az/education/faculty/turk-dunyasi-isletme-fakultesi/</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Azərbaycan Dövlət Pedaqoji Universiteti (2024). Azərbaycan Dövlət Pedaqoji Universitetində TÜRKSOY-un kafedrası açılıb. <a href="https://azertag.az/xeber/azerbaycan_dovlet_pedaqoji_universitetinde_turksoy_un_kafedrasi_achilib-1119009">https://azertag.az/xeber/azerbaycan_dovlet_pedaqoji_universitetinde_turksoy_un_kafedrasi_achilib-1119009</a>  (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Bakı Avrasiya Universiteti (2024). Bakı Avrasiya Universitetinin ev sahibliyi ilə XI Beynəlxalq Türk Dünyası Araşdırmaları Simpoziumu keçirilir / <a href="https://azertag.az/xeber/baki_avrasiya_universitetinin_ev_sahibliyi_ile_xi_beynelxalq_turk_dunyasi_arasdirmalari_simpoziumu_kechirilir_video-3049698">https://azertag.az/xeber/baki_avrasiya_universitetinin_ev_sahibliyi_ile_xi_beynelxalq_turk_dunyasi_arasdirmalari_simpoziumu_kechirilir_video-3049698</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Bakı Slavyan Universiteti (2024). Bakı Slavyan Universiteti Türk Universitetlər Birliyinin üzvü oldu/<a href="https://azertag.az/xeber/baki_slavyan_universiteti_turk_universitetler_birliyinin_uzvu_oldu-3070694">https://azertag.az/xeber/baki_slavyan_universiteti_turk_universitetler_birliyinin_uzvu_oldu-3070694</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Caferoğlu, A. (1964). “Azerbaycan’da Muarif”, Türk Kültürü Dergisi, sayı 18.</p>
<p>Çelik, D. (1996). XIX ve XX. Yüzyıllarda Azerbaycan &#8211; Birinci Bölüm -Bilig(3), 60-79.</p>
<p>Dilcilik (2024). AMEA Nəsimi adına Dilçilik İnstitutu, <a href="https://www.dilcilik.az/">https://www.dilcilik.az/</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Folklor İnstitutu (2024). AMEA Folklor İnstitutu <a href="https://www.folklor.az/">https://www.folklor.az/</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Savaşkan, V. (2026). Azerbaycan’daki Okullarda Edebiyat Eğitiminin Tarihî Gelişimi ve Edebiyat Eğitimi Programları,  <strong><em>A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [Taed]</em></strong> 55, Erzurum.</p>
<p>Science (2024). “Böyük türkmən şairi Məhtimqulu Fəraqi və Azərbaycan” mövzusunda beynəlxalq elmi konfrans keçirilib / https://science.gov.az/az/news/open/29233. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Sesqazeti (2013). Azərbaycan-Türkiyə arasında elm və təhsil sahəsində əməkdaşlıq (1990-1992-ci illər) https://sesqazeti.az/news/mia/369664.html ( Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Tarix və Etnologiya İnstitutu (2024). Abbasqulu Ağa Bakıxanov adına Tarix və Etnologiya İnstitutu / <a href="https://science.gov.az/az/institutes/760">https://science.gov.az/az/institutes/760</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Türk otağı (2024). BDU-da “Türk otağı” açılıb / <a href="http://bsu.edu.az/az/news/bduda_trk_ota_alb">http://bsu.edu.az/az/news/bduda_trk_ota_alb</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>Türkiyə üzrə (2024). Şərqşünaslıq fakültəsi üzrə ixtisaslar / <a href="http://bsu.edu.az/az/content/rqnaslq_fakltsi_zr_ixtisaslar">http://bsu.edu.az/az/content/rqnaslq_fakltsi_zr_ixtisaslar</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>YEE (2023). Bakü’de, Mehmet Akif Ersoy ve Türk Edebiyatı Araştırmaları Merkezi Açıldı / <a href="https://www.yee.org.tr/tr/haber/bakude-mehmet-akif-ersoy-ve-turk-edebiyati-arastirmalari-merkezi-acildi">https://www.yee.org.tr/tr/haber/bakude-mehmet-akif-ersoy-ve-turk-edebiyati-arastirmalari-merkezi-acildi</a>  . (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>YOK (2024). <strong>“Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi yükseköğretim tarihimizin en önemli merhalelerinden biri” </strong><a href="https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2024/turkiye-azerbaycan-universitesi-2024-2025-egitim-ogretim-yilinda-ogrenci-kabulune-baslayacak.aspx">https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2024/turkiye-azerbaycan-universitesi-2024-2025-egitim-ogretim-yilinda-ogrenci-kabulune-baslayacak.aspx</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Doktora Öğrencisi, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Nesimi Adına Dilcilik Enstitüsü, Türk Dilleri Bölümü (AZERBAYCAN), E-posta: saffetalp@gmail.com / ORCID ID: 0000-0002-7627- 8522.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Doktora Öğrencisi, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Nizami Gencevi Adına Edebiyat Enstitüsü, Azerbaycan Edebiyatı Bölümü (AZERBAYCAN), E-posta: <a href="mailto:billur.593@mail.ru">billur.593@mail.ru</a> / ORCID ID: 0000-0003-2571-2613</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Sesqazeti (2013). Azərbaycan-Türkiyə arasında elm və təhsil sahəsində əməkdaşlıq (1990-1992-ci illər) https://sesqazeti.az/news/mia/369664.html ( Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> YOK (2024). <strong>“Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi yükseköğretim tarihimizin en önemli merhalelerinden biri” </strong><a href="https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2024/turkiye-azerbaycan-universitesi-2024-2025-egitim-ogretim-yilinda-ogrenci-kabulune-baslayacak.aspx">https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2024/turkiye-azerbaycan-universitesi-2024-2025-egitim-ogretim-yilinda-ogrenci-kabulune-baslayacak.aspx</a>. ( Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Science (2024). “Böyük türkmən şairi Məhtimqulu Fəraqi və Azərbaycan” mövzusunda beynəlxalq elmi konfrans keçirilib / https://science.gov.az/az/news/open/29233. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> YEE (2023). Bakü’de, Mehmet Akif Ersoy ve Türk Edebiyatı Araştırmaları Merkezi Açıldı / <a href="https://www.yee.org.tr/tr/haber/bakude-mehmet-akif-ersoy-ve-turk-edebiyati-arastirmalari-merkezi-acildi">https://www.yee.org.tr/tr/haber/bakude-mehmet-akif-ersoy-ve-turk-edebiyati-arastirmalari-merkezi-acildi</a>  . (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Dilcilik (2024). AMEA Nəsimi adına Dilçilik İnstitutu, <a href="https://www.dilcilik.az/">https://www.dilcilik.az/</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<h5><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Tarix və Etnologiya İnstitutu (2024). Abbasqulu Ağa Bakıxanov adına Tarix və Etnologiya İnstitutu / <a href="https://science.gov.az/az/institutes/760">https://science.gov.az/az/institutes/760</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Folklor İnstitutu (2024). AMEA Folklor İnstitutu <a href="https://www.folklor.az/">https://www.folklor.az/</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Türkiyə üzrə (2024). Şərqşünaslıq fakültəsi üzrə ixtisaslar / <a href="http://bsu.edu.az/az/content/rqnaslq_fakltsi_zr_ixtisaslar">http://bsu.edu.az/az/content/rqnaslq_fakltsi_zr_ixtisaslar</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a>Türk otağı (2024). BDU-da “Türk otağı” açılıb / <a href="http://bsu.edu.az/az/news/bduda_trk_ota_alb">http://bsu.edu.az/az/news/bduda_trk_ota_alb</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a>Türk otağı (2024). BDU-da “Türk otağı” açılıb / <a href="http://bsu.edu.az/az/news/bduda_trk_ota_alb">http://bsu.edu.az/az/news/bduda_trk_ota_alb</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Bakı Slavyan Universiteti (2024). Bakı Slavyan Universiteti Türk Universitetlər Birliyinin üzvü oldu <a href="https://azertag.az/xeber/baki_slavyan_universiteti_turk_universitetler_birliyinin_uzvu_oldu-3070694">https://azertag.az/xeber/baki_slavyan_universiteti_turk_universitetler_birliyinin_uzvu_oldu-3070694</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Azərbaycan Dövlət İqtisad Universiteti (2024). Türk Dünyası İqtisad Fakültəsi / <a href="https://unec.edu.az/education/faculty/turk-dunyasi-isletme-fakultesi/">https://unec.edu.az/education/faculty/turk-dunyasi-isletme-fakultesi/</a> (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Bakı Avrasiya Universiteti (2024). Bakı Avrasiya Universitetinin ev sahibliyi ilə XI Beynəlxalq Türk Dünyası Araşdırmaları Simpoziumu keçirilir / <a href="https://azertag.az/xeber/baki_avrasiya_universitetinin_ev_sahibliyi_ile_xi_beynelxalq_turk_dunyasi_arasdirmalari_simpoziumu_kechirilir_video-3049698">https://azertag.az/xeber/baki_avrasiya_universitetinin_ev_sahibliyi_ile_xi_beynelxalq_turk_dunyasi_arasdirmalari_simpoziumu_kechirilir_video-3049698</a>. (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Azərbaycan Dövlət Pedaqoji Universiteti (2024). Azərbaycan Dövlət Pedaqoji Universitetində TÜRKSOY-un kafedrası açılıb. <a href="https://azertag.az/xeber/azerbaycan_dovlet_pedaqoji_universitetinde_turksoy_un_kafedrasi_achilib-1119009">https://azertag.az/xeber/azerbaycan_dovlet_pedaqoji_universitetinde_turksoy_un_kafedrasi_achilib-1119009</a>  (Erişim Tarihi: 15.09.2024).</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/azerbaycan-universitelerinde-turk-dili-ve-edebiyati-egitim/">Azerbaycan Üniversiteleri’nde Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadili Türkçe Olanların PLC Programlamada Gizli Gücü</title>
		<link>https://bilimdili.com/teknoloji/endustri/anadili-turkce-olanlarin-plc-programlamada-gizli-gucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adem Işıkdere]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 15:53:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[adem ışıkdere]]></category>
		<category><![CDATA[eğer ise]]></category>
		<category><![CDATA[if then]]></category>
		<category><![CDATA[marmoteknik]]></category>
		<category><![CDATA[plc]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe gramer]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadili Türkçe Olanlar İçin Endüstriyel Otomasyon Programlamasında Gizli Bir Avantaj: Türkçe’nin Gramer Yapısı Endüstriyel otomasyon ve özellikle PLC (Programmable Logic Controller) programlama, modern üretim süreçlerinin bel kemiğini oluşturan karmaşık bir mühendislik disiplinidir. Üretim hatlarının kesintisiz çalışması, makinelerin otomatik olarak kontrol edilmesi ve çeşitli süreçlerin dijitalleştirilmesi, günümüzde endüstri 4.0’ın temel hedeflerinden biridir. Ancak bu karmaşık süreçlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/teknoloji/endustri/anadili-turkce-olanlarin-plc-programlamada-gizli-gucu/">Anadili Türkçe Olanların PLC Programlamada Gizli Gücü</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Anadili Türkçe Olanlar İçin Endüstriyel Otomasyon Programlamasında Gizli Bir Avantaj: Türkçe’nin Gramer Yapısı</h3>
<p>Endüstriyel otomasyon ve özellikle <strong>PLC (Programmable Logic Controller)</strong> programlama, modern üretim süreçlerinin bel kemiğini oluşturan karmaşık bir mühendislik disiplinidir. Üretim hatlarının kesintisiz çalışması, makinelerin otomatik olarak kontrol edilmesi ve çeşitli süreçlerin dijitalleştirilmesi, günümüzde endüstri 4.0’ın temel hedeflerinden biridir. Ancak bu karmaşık süreçlerin başarısı, yalnızca teknik bilgiye dayanmaz; düşünme biçimi ve kullanılan dil de son derece önemli bir rol oynar. İşte tam da bu noktada, <strong>anadili Türkçe olanlar</strong>, dilin kendine has sistematik yapısı sayesinde programlama dünyasında doğal bir avantaja sahip olabilirler.</p>
<p>Türkçe’nin gramer yapısı ile PLC programlamadaki mantıksal yapılar arasındaki benzerlik, Türkçe konuşanların bu tür programlama dillerini daha hızlı kavrayıp uygulamalarına olanak tanır. Bu yazıda, Türkçe&#8217;nin gramer yapısının endüstriyel otomasyon programlama süreçlerine nasıl katkı sağladığını ve anadili Türkçe olanların bu alandaki gizli avantajlarını inceleyeceğiz.</p>
<h3>1. <strong>Türkçe&#8217;nin Sistematik Cümle Yapısı ve PLC Programlaması</strong></h3>
<p>Türkçe, <strong>eklemeli bir dil</strong> olarak kurallara dayalı, sistematik bir dil yapısına sahiptir. Bir cümlede kullanılan ekler ve kelimelerin dizilimi, belirli bir mantıksal sırayı takip eder. Türkçe’nin bu düzenli yapısı, programlama dillerinin gerektirdiği mantıksal akış ile birebir örtüşür.</p>
<h4>Özne + Tümleç + Yüklem Mantığı</h4>
<p>Türkçe’de cümlelerin yapısı genellikle şu şekildedir: <strong>Özne (kim?) + Tümleç (neyi?) + Yüklem (ne yapıyor?)</strong>. Bu, bir sürecin adım adım gerçekleştiğini ifade eder. Benzer şekilde, PLC programlamada da giriş (input), işlem (processing) ve çıkış (output) gibi adımlara dayalı bir yapı vardır.</p>
<p><strong>Örnek Cümle:</strong><br />
&#8211; &#8220;Butona basınca motor çalışır.&#8221;</p>
<p>Bu cümlede giriş, işlem ve çıkış net bir şekilde tanımlanmıştır:<br />
&#8211; <strong>Giriş:</strong> Butona basma<br />
&#8211; <strong>İşlem:</strong> Basıldığı tespiti<br />
&#8211; <strong>Çıkış:</strong> Motorun çalışması</p>
<p>PLC programlamasında ise bu adımlar şu şekilde gerçekleştirilir:</p>
<pre><code>IF buton = 1 THEN
motor = 1;
END_IF;
</code></pre>
<p>Türkçe’de cümlelerin sıralı ve mantıklı bir şekilde ifade edilmesi, anadili Türkçe olanların programlama mantığını anlamasını hızlandırır. Özellikle giriş-işlem-çıkış ilişkisi, Türkçe cümle yapılarında sıkça karşılaşılan bir mantıktır.</p>
<h3>2. <strong>Türkçe’nin Koşullu Cümle Yapıları ve PLC Programlamadaki Karşılığı</strong></h3>
<p>Koşullu cümleler, bir olayın başka bir olaya bağlı olduğunu ifade eder. Türkçe’de bu durum sıklıkla &#8220;-se/-sa&#8221; gibi eklerle sağlanır. Koşullu cümlelerin kullanımı, PLC programlamadaki <strong>IF-THEN</strong> yapısına çok benzer.</p>
<p><strong>Türkçe’de Koşullu Yapı:</strong><br />
&#8211; &#8220;Butona basarsam, motor çalışır.&#8221;</p>
<p>Bu cümlede, butona basılması motorun çalışmasını tetikleyen bir koşul olarak belirtilmiştir. Aynı mantık PLC programlamada şu şekilde yazılır:</p>
<pre><code>IF buton = 1 THEN
motor = 1;
END_IF;
</code></pre>
<p>Anadili Türkçe olan bir mühendis, koşullu cümleleri günlük hayatta sıkça kullandığından, PLC’de koşul yapılarını daha kolay kavrayabilir ve program yazarken bu mantığı daha hızlı uygulayabilir.</p>
<h3>3. <strong>Mantıksal Bağlaçlar: Türkçe’nin Bağlaçları ile Programlama Operatörleri Arasındaki Benzerlik</strong></h3>
<p>Türkçe’deki <strong>ve</strong>, <strong>veya</strong>, <strong>ama</strong> gibi bağlaçlar, birden fazla durumu bir araya getirir. Bu, programlamada kullanılan <strong>AND</strong>, <strong>OR</strong>, <strong>NOT</strong> gibi mantıksal operatörlerle birebir örtüşür. Türkçe’de bir cümle içerisinde birden fazla koşul bir bağlaçla bağlandığında, PLC programlamadaki mantıksal operatörlerin işleyişini anlamak çok daha kolay hale gelir.</p>
<p><strong>Türkçe Cümle:</strong><br />
&#8211; &#8220;Butona basarsam <strong>ve</strong> sıcaklık 50°C&#8217;yi geçerse, motor çalışır.&#8221;</p>
<p>Bu cümlede iki farklı koşul vardır ve her ikisinin de aynı anda gerçekleşmesi gerekmektedir. PLC programında bu şu şekilde ifade edilir:</p>
<pre><code>IF buton = 1 AND sıcaklık &gt; 50 THEN
motor = 1;
END_IF;
</code></pre>
<p>Bağlaçlarla kurulan bu mantıksal ilişki, anadili Türkçe olanların, birden fazla koşulu aynı anda değerlendirme ve programlama sürecinde doğru kararlar alma becerisini güçlendirir.</p>
<h3>4. <strong>Zaman ve Sıra İlişkileri: Türkçe&#8217;nin Zaman Kavramları ile Programlamadaki Timer ve Counter Kullanımı</strong></h3>
<p>Türkçe, zaman ekleri açısından son derece zengin bir dildir. Olayların hangi zaman diliminde gerçekleştiğini belirten ekler (örn. &#8220;-ince&#8221;, &#8220;-diğinde&#8221;), programlamada kullanılan zamanlayıcılar (<strong>timers</strong>) ve sayıcılar (<strong>counters</strong>) ile aynı mantığı taşır. Özellikle <strong>zaman temelli işlemler</strong> endüstriyel otomasyonda kritik öneme sahiptir ve Türkçe’nin bu tür yapılarını doğal olarak kullanmak, programcının zamana dayalı görevleri kavrayışını hızlandırır.</p>
<p><strong>Türkçe Cümle:</strong><br />
&#8211; &#8220;Motor durduğunda lamba yanar.&#8221;</p>
<p>Bu cümlede motorun durması ve lamba yanması arasında zaman ve sıra ilişkisi vardır. PLC programlamasında bu, şu şekilde yazılır:</p>
<pre><code>IF motor = 0 THEN
lamba = 1;
END_IF;
</code></pre>
<p>Türkçe&#8217;deki bu tür zaman ilişkileri, PLC programlamadaki zamanlayıcı kullanımlarına alışmayı kolaylaştırır.</p>
<h3>5. <strong>Anadili Türkçe Olanların Endüstriyel Otomasyondaki Avantajları</strong></h3>
<p>Anadili Türkçe olan bireylerin, dilin doğal yapısından gelen avantajlarla programlamada nasıl bir fark yaratabileceğini aşağıdaki başlıklarda toplayabiliriz:</p>
<ul>
<li><strong>Analitik ve Sistematik Düşünme:</strong> Türkçe’nin gramer yapısı, bireylere mantıksal sıralı düşünmeyi öğretir. Bu da endüstriyel otomasyon gibi sistematik süreçlerdeki karmaşık problemleri çözme yeteneğini geliştirir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Koşullu Düşünce Yapısı:</strong> Türkçe’nin koşul cümleleriyle günlük hayatta sıkça karşılaşan Türk mühendisler, PLC programlamadaki <strong>if-else</strong> yapısını anlamakta zorlanmazlar.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Zaman ve Sıra Farkındalığı:</strong> Türkçe’de kullanılan zaman ekleri ve sıra belirten yapıların kullanımı, endüstriyel otomasyondaki zamanlayıcı ve sayıcı gibi programlama araçlarını kavramayı kolaylaştırır.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Yapısal ve Mantıksal Bağlantılar:</strong> Türkçe’nin düzenli ve kurallı bir dil olması, programlamadaki mantıksal bağları anlamayı kolaylaştırır. Bu da programlama süreçlerinin daha akıcı ve hatasız olmasına katkı sağlar.</p>
</li>
</ul>
<h3>Sonuç: Anadili Türkçe Olanlar İçin Programlamada Bir Adım Önde Olmak</h3>
<p>Türkçe’nin gramer yapısı, özellikle mantıksal düşünmeyi ve adım adım işlem yapmayı gerektiren programlama süreçlerinde, anadili Türkçe olan bireyler için gizli bir avantaj sağlar. Bu avantaj, sadece teknik bilgiye dayalı değildir; aynı zamanda dilin düşünme biçimimize olan etkisinden kaynaklanır. Endüstriyel otomasyon gibi karmaşık süreçleri yönetmek ve programlama dillerini anlamak için gerekli olan analitik düşünce yapısı, Türkçe’nin sunduğu sistematiklik ile pekişir.</p>
<p>Anadili Türkçe olan mühendisler ve teknisyenler, bu avantajlarını fark ettiklerinde, küresel çapta rekabet edebilecek seviyeye daha hızlı ulaşabilirler. Türkçe’nin programlamaya sağladığı bu katkılar, endüstriyel otomasyonun zorlu ve karmaşık süreçlerinde başarılı olma şansını artırır.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://marmoteknik.com">Marmoteknik Otomasyon Eğitim Birimi</a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/teknoloji/endustri/anadili-turkce-olanlarin-plc-programlamada-gizli-gucu/">Anadili Türkçe Olanların PLC Programlamada Gizli Gücü</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkmen Türkçesinde Hayvan Yavru Adları</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/turkmen-turkcesinde-hayvan-yavru-adlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jul 2024 18:37:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Yavru Adları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmen Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zoonimler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Saffet YILMAZ Türkmenler, Türkistan’da yerleşik ve göçebe yaşam tarzıyla tanınan bir Türk boyudur. Türkmenlerin yaşam tarzı tarihsel olarak göçebe hayvancılık ve yerleşik tarımın bir bileşimini içermiştir. Ancak, modernleşen dünya ile birlikte Türkmenler yerleşik yaşamı tercih etmiştir. Türkmenler tarih boyunca at, koyun, keçi ve develer gibi hayvanlarla göçebe hayvancılık yapmışlardır. Bu hayvanların derisinden, yününden etinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turkmen-turkcesinde-hayvan-yavru-adlari/">Türkmen Türkçesinde Hayvan Yavru Adları</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar: Saffet YILMAZ</strong></p>
<p>Türkmenler, Türkistan’da yerleşik ve göçebe yaşam tarzıyla tanınan bir Türk boyudur. Türkmenlerin yaşam tarzı tarihsel olarak göçebe hayvancılık ve yerleşik tarımın bir bileşimini içermiştir. Ancak, modernleşen dünya ile birlikte Türkmenler yerleşik yaşamı tercih etmiştir. Türkmenler tarih boyunca at, koyun, keçi ve develer gibi hayvanlarla göçebe hayvancılık yapmışlardır. Bu hayvanların derisinden, yününden etinden ve sütünden faydalanılmıştır. Göçebe hayvancılık, Türkmenlerin geleneksel yaşam tarzının önemli bir parçası olarak aileler genellikle büyük sürülerle birlikte göç etmekteydiler. Günümüzde de Türkmenler bozkır medeniyetinin mirasını taşımakla birlikte yerleşik hayata geçiş yapılsa da eski kültürün izlerini taşımaktadır. Barındırdığı kültürel öğelerle birlikte oldukça güçlü söz varlığına sahiptir. Bu çalışmada Türkmen Türkçesinde yer alan hayvan yavru adları incelenecek yeri geldiğinde Azerbaycan Türkçesindeki durumlarıyla karşılaştırılacaktır.</p>
<p><strong>Giriş: </strong>Eski Türkçeden günümüze kadar yaygın olarak yavrunun karşılığı olarak <em>bala</em> kelimesi kullanılmaktadır. <em>Bala</em> kelimesi “insan, kuş ve hayvan yavrusu” anlamındadır. Kâşgarlı Mahmud <em>DLT</em>’de <em>bala</em> kelimesi “kuş ve hayvan yavrusu” yanında “vahşi hayvanların yavruları” için de kullanmıştır (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2015: 403/313, 482/386, 547/447).  Ayrıca Türkçede <em>balaca</em> kelimesi canlı cansız varlıkları için “ufak, küçük” anlamında kullanılabilmektedir. <em>Bala</em> kelimesinden türemiş ve <em>bala</em> adıyla kurulmuş birleşik kelimeler de geçmektedir. <strong><em>Bala</em> </strong>kelimesi Türkmen Türkçesinde “yavru ve çocuk” anlamının yanında <em>Çağa</em> ve <em>Uşak</em> kelimesi de kullanılmaktadır. Genellikle ç<strong>aga</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “bir hayvanın küçük çocuğu, yavru kuş, kedi yavrusu ve reşit olmayan, olgunlaşmamış bir erkek veya kız çocuk” anlamlarındadır (TDDS I, 2016: 185). <strong>Uşak</strong> / uşok kelimesi ise Türkmen Türkçesinde “bala ve yavru” anlamındadır (TDDS II 2015: 407).</p>
<p><strong>Balaguş / balağuş</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “elguşuň yavrusu veya yavru elguş” olarak geçmektedir (TDDS I 2016: 116). <em>Elguş</em> kelimesi ise Türkmen Türkçesinde “elde tutulan, ava salınan, yırtıcı kuş ve kuşu” anlamındadır (TDDS I 2016: 348). Azerbaycan Türkçesinde <em>bala</em> kelimesi anlamları içerisinde ‘kuş yavrusu’ da yer almaktadır (ADIL, I, 211).</p>
<p><strong>Çebiş</strong> / <strong>çeviş</strong>  kelimesi Türkmen Türkçesinde  “altı ay ile bir yaş arasındaki oğlak” anlamındadır (TDDS I 2015: 201). Çəpiş kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “altı ayını geçmemiş keçi yavrusu” olarak varlığını sürdürmektedir (ADIL I, 468). Bu kelime Azerbaycan Türkçesinde eskicil kelimelerden biri olarak çebiç, çepiç ve çepiş olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Kâşgarlı Mahmud DLT’de <em>çepiş</em> kelimesi “altı aylık keçi yavrusu, çepiç” anlamına geldiğini söylemektedir (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2015: 185/158).</p>
<p><strong>Çebşek</strong> / <strong>çevşek</strong>  kelimesi Türkmen Türkçesinde “tavşan yarusu ve kız çocukların verilen ad olarak geçmektedir (TDDS I, 2016:  201).</p>
<p><strong>Jojuk</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “domuz yavrusu” anlamındadır (TDDS I 2016: 640). <strong>Çoşqa</strong> kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “domuz yavrusu” anlamındadır (ADIL I, 495). Bu kelime her ne kadar Türkçe olsa da alıntı kelimeler içerisinde yer almaktadır. Kuzey Türkçesi üzerinden Rusçaya daha sonra ise  Azerbaycan Türkçesinde geçmiştir. Kâşgarlı Mahmud <em>DLT</em>’de geçen <em>çocuk</em> kelimesinin izahını verirken “her şeyin küçüğü ve domuz yavrusu” geldiğini söylemektedir (DLT IV, 155).</p>
<p><strong>Taý</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “kısrağın bir yaşına kadar olan yavrusu” anlamındadır (TDDS II 355). <strong>Taýçanak</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde ise “bir yaşının içindeki tay” anlamındadır (TDDS II 356). Türkçe tay kelimesi ile Farsça har kelimesinin birleşmesiyle <strong>Taýhar</strong> kelimesi meydana gelmiştir. Bu kelime ise iki yaşındaki eşek anlamındadır (TDDS II 356). Kâşgarlı Mahmud da DLT’de geçen <em>tay</em> kelimesi için “at yavrusu” anlamına geldiğini söylemektedir (Ercilasun, Akkoyunlu 2015: 111/100, 112/100, 112/101, 157/136, 514,412). <em>Day</em> kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “bir yaşında erkek at yavrusu” anlamındadır (ADIL I, 552). Küçültme eki +ça/çe ile yapılan day+ça kelimesi ise Azerbaycan Türkçesinde “bir yaşında erkek at yavrusu” anlamındadır (ADIL I, 559).</p>
<p><strong>Tokar</strong> / tokor kelimesi Türkmen Türkçesinde “geyik yavrusu” anlamındadır (TDDS II 2016: 373). Azerbaycan Türkçesinde bu hayvan yavru adına rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Üzit</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “kurdun yavrusu” anlamındadır. Azerbaycan Türkçesinde bu hayvan yavru adına rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Göle</strong> / <strong>gölö</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde  “inek, dana ve buzağı” anlamındadır (TDDS I 2016: 468). Azerbaycan Türkçesinde bu hayvan yavru adına rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Guzy</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “koyun yavrusu, altı aylık koyun yavrusu” anlamlarındadır (TDDS I, 2016: 502). Oğlaq kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “körpe süt emen keçi yavrusu” anlamında kullanılmaktadır (ADIL III, 535). Kâşgarlı Mahmud DLT’de geçen ḳozı kelimesi “koyunun yavrusu” anlamındadır (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2015: 5/3, 112/101, 153/133, 223/192, 229/199, 259/226, 420/329, 486/389, 544/444, 563/464, 620/516, 635/531).</p>
<p><strong>It­ba­lyk</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde kurbağa yavrusu anlamındadır (TDDS I 2016: 621). Muhtemelen bu hayvan yavru adı benzetme yoluyla kurulmuştur.</p>
<p><strong>Jüýje / </strong>jüýjö kelimesi Türkmen Türkçesinde “tavuk, hindi, sülün vb. Kanatlıların yavrusu” anlamındadır (TDDS I 2016: 649)</p>
<p><strong>Köşek</strong> / <strong>köşök</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “altı aydan büyük olmayan dişi deve yavrusu” anlamındadır (TDDS II 2016: 51). <strong>Köşək</strong> kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “devenin yavrusu” anlamındadır (ADIL II, 761).</p>
<p><strong>Kürre </strong>/ <strong>kürrö</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “bir yaşındaki eşek yavrusu” anlamındadır (TDDS II 2016: 60). <strong>Kurik</strong> kelimesi Azerbaycan Türkçesi Kelbecer ağzında “at yavrusu” anlamında varlığını sürdürmektedir (Axundov, 2007: 264). <em>Kurıx</em> kelimesi Nahçıvan ağızlarında “bir yaşına kadar olan bir tay” ve “yeni doğmuş at yavrusu” anlamındadır  (Quliyev &amp; Əliyeva, 2017.158).  Fakat <em>korik</em> kelimesi ise yine Kelbecer ağzında “keçi yavrusu” anlamında kullanılmaktadır (Axundov, 2007: 259).</p>
<p><strong>Güjük</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “it ve bazı hayvanların yavrusu” anlamındadır (TDDS I, 2016: 503). <strong>Küçük</strong> kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “köpek yavrusu” anlamında kullanılmaktadır (ADIL II, 761). Kâşgarlı Mahmud’un <em>DLT</em> ‘de geçen <em>kiçig</em> kelimesi “herhangi bir şeyin küçüğü” anlamında geçmektedir (Ercilasun, Akkoyunlu 2015: 59/45, 120/107, 196/168, 279/242, 316/259).</p>
<p><strong>Owlak</strong> / <strong>owlok</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “henüz altı aylık olmayan bir keçi ve geyik yavrusu” anlamındadır (TDDS II 2016: 158). Oğlaq kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “körpe süt emen keçi yavrusu” anlamında kullanılmaktadır (ADIL III, 535). Kâşgarlı Mahmud DLT’de oglak kelimesi “oğlak” anlamındadır (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2015: 45/31, 72/59, 175/150, 235/205, 399/311, 413/324, 486/389, 507/407).</p>
<p><strong>Gulun</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde  “süt emen tay” anlamındadır (TDDS I 2016: 490). Kâşgarlı Mahmud DLT’de <em>kulun</em> kelimesinin “at yavrusu” anlamında olduğunu söylemiştir (Ercilasun, Akkoyunlu 2015: 115/103, 203/174, 314/258, 482/386). <strong>Qulun</strong> kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “yeni doğmuş at yavrusu” anlamında varlığını sürdürmektedir (ADIL III, 209). Azerbaycan Türkçesinde de benzer değişime uğrayarak <em>qulun+ ca</em> ekiyle pekiştirme alarak kullanılmaktadır: Yeni doğmuş küçük at yavrusu anlamına gelmektedir (ADIL III, 209).</p>
<p><strong>Goduk</strong> kelimesi Türkmenistan Türkçesinde “ eşek yavrusu” anlamındadır. <strong>Xotuq</strong> kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “eşek yavrusu; bir yaşındaki eşek yavrusu” anlamına gelmektedir (ADIL II, 481). <strong>Qoduq </strong>ise kelimesi Azerbaycan Türkçesinde “eşek yavrusu” anlamında kullanılmaktadır (ADIL III, 171). Azerbaycan Türkçesinde hakaret kastıyla <em>qoduq</em> kelimesinin yanında kimi zaman <em>sıpa</em> (bir yaşında eşek yavrusu) da kullanılmaktadır (ADIL IV, 107).  Ayrıca Azerbaycan Türkçesinde ağızlarında yer alan <strong>Xötək</strong> kelimesi “manda yavrusu” anlamında kullanılmaktadır (ADIL II, 482).</p>
<p><strong>Merdek</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “ayı yavrusu” anlamındadır. Mədəx kelimesi Azerbaycan Türkçesi Bolnisi ve Şeki ağızlarında “manda yavrusu” anlamlarındadır (Axundov, 2007: 349).  Kâşgarlı Mahmud, DLT’de bu kelimeyle aynı kökten olduğunu düşündüğümüz, <em>merdek/</em>g “ayı yavrusu, domuz yavrusu” kelimesini vermektedir (DLT I: 480) (Ercilasun, Akkoyunlu 2015: 241/210).</p>
<p><strong>Torum</strong>  kelimesi Türkmen Türkçesinde “altı aylık ile bir yaş arasındaki deve yavrusu” anlamındadır (TDDS II 2016: 377).  Kâşgarlı Mahmud’un <em>DLT</em>’de “sütten kesilmiş ve annesi hamile olan deve yavrusu” ve Kutadgu Bilig’de “deve yavrusu ve haşarı tay” anlamındadır (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2015: 200/171; Arat, 2008: 1074).</p>
<p><strong>Tula</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde ‘çakalın yavrusu’ anlamındadır. Azerbaycan Türkçesinde bu kelimeye rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Ýy­lan­çyr</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde “yılanın yavrusu” anlamındadır. Azerbaycan Türkçesinde bu kelimeye rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Ýylpyz</strong> kelimesi Türkmen Türkçesinde  Tilkinin yavrusu anlamındadır. Azerbaycan Türkçesinde bu kelimeye rastlanmamıştır.</p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Türkmen Türkçesi, hayvan yavru adları ve zoonimler konusunda oldukça zengin bir söz varlığına sahiptir. Türkmenlerin tarih boyunca göçebe hayvancılıkla uğraşmış olmaları, bu konudaki terimlerin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Bu yavru adları, Türkmenlerin hayvanlarla olan yakın ilişkisini yansıtmakla kalmayıp geleneksel göçebe hayvancılık yaşam tarzlarına atıfta bulunmaktadır. Ayrıca bu terimler, Türkmen Türkçesinin zengin bir hayvan adlarına sahip olduğunu göstermektedir. Azerbaycan Türkçesi ile karşılaştırma yapmak istediğinizde, yukarıdaki kelimelerde anlaşıldığı üzere Azerbaycan Türkçesinde oldukça benzer hayvan yavru adlarına sahiptir. İki Türk lehçesi arasındaki bu benzerlikler, Oğuz Türkçesinin ortak kökenini ve kültürel bağlarını yansıtmaktadır Çalışmamızda bu her iki lehçenin zoonimlerinin gelişimi ve kullanımı hakkında daha derinlemesine bir anlayış sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Kaynakça </strong></p>
<ol>
<li>ADİL → Orucov, Ə. (2006). Azərbaycan Dilinin İzahlı Lüğəti, Cilt: I-IV. Bakı: Şərq- Qərb</li>
<li>DLT → Ercilasun, A. B. ve Akkoyunlu, Z. (2015). Kâşgarlı Mahmud-Dîvânu Lugâti’t-Türk, Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.</li>
<li>TDDS → Türkmen Diliniň Düşündirişli Sözlügi I (2016) Cilt -II.Cilt (2015), Aşgabat: Ylym.</li>
<li>Axundov, A. (2007). Azərbaycan Dilinin Dialektoloji Lüğəti. Bakı: Şərq-Qərb.</li>
<li>Quliyev, Ə. ve Əliyeva, N. (2017). Naxçıvan Dialekt və Şivələrinin Lüğəti. Naxçıvan: Əcəmi.</li>
</ol>
<p><strong>İnternet Kaynakları:</strong></p>
<ol>
<li><a href="https://www.tkamm.gov.tm/tm/content/13606">https://www.tkamm.gov.tm/tm/content/13606</a> (Görülme Tarihi: 07.11.2023)</li>
</ol>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turkmen-turkcesinde-hayvan-yavru-adlari/">Türkmen Türkçesinde Hayvan Yavru Adları</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arnavutluk&#8217;ta Türk Dili ve Edebiyatı Lisans ve Yüksek Lisans Programları Açıldı</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/dil/arnavutlukta-turk-dili-ve-edebiyati-lisans-ve-yuksek-lisans-programi-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2024 08:41:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[lisans]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili ve Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Lisans Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Maarif Vakfı, 2018 yılında Arnavutluk&#8217;ta Tiran New York Üniversitesi bünyesinde Balkan Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nü kurarak, Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans ve yüksek lisans programları açtı. &#160; Enstitü Müdürü Prof. Dr. Cihan Özdemir, Türkçenin dünya dili olma yolunda birçok alanda ivme kazandığını ve Balkanlar&#8217;da da lisans ve yüksek lisans programlarının güçlü bir misyon üstleneceğini söyledi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/arnavutlukta-turk-dili-ve-edebiyati-lisans-ve-yuksek-lisans-programi-acildi/">Arnavutluk&#8217;ta Türk Dili ve Edebiyatı Lisans ve Yüksek Lisans Programları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li></li>
</ul>
<p>Türkiye Maarif Vakfı, 2018 yılında Arnavutluk&#8217;ta Tiran New York Üniversitesi bünyesinde Balkan Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nü kurarak, Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans ve yüksek lisans programları açtı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Enstitü Müdürü Prof. Dr. Cihan Özdemir, Türkçenin dünya dili olma yolunda birçok alanda ivme kazandığını ve Balkanlar&#8217;da da lisans ve yüksek lisans programlarının güçlü bir misyon üstleneceğini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Program uzantısı: https://www.unyt.edu.al/page/turkish-language-literature</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/arnavutlukta-turk-dili-ve-edebiyati-lisans-ve-yuksek-lisans-programi-acildi/">Arnavutluk&#8217;ta Türk Dili ve Edebiyatı Lisans ve Yüksek Lisans Programları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKLÜK BİLİMİ ARAŞTIRMALARINA ÖNEMLİ BİR KATKI:  ÜMUMTÜRK DİLLƏRİ DİALEKT VƏ ŞİVƏLƏRİNİN QARŞILIQLI İNTEQRASİYASI</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/turkluk-bilimi-arastirmalarina-onemli-bir-katki-umumturk-dilleri-dialekt-ve-sivelerinin-qarsiliqli-inteqrasiyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Apr 2024 07:41:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Mahire Huseynova]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKLÜK BİLİMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22347</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Azerbaycan’ın yetiştirdiği değerli dil bilimci ve tanınmış şair Prof. Dr. Mahire Hüseyinova’nın Ümumtürk Dilləri Dialekt və Şivələrinin Qarşılıqlı İnteqrasiyası adlı eserini inceleme fırsatı elde ettim. Prof. Dr. Hüseyinova’nın bu eseri, Türk yazı dillerinin, ağızlarının zenginliğini ve çeşitliliğini ayrıntılı bir biçimde sergilemekte, Türklük bilimi (Turcology) alanında öne çıkan bir çalışma olarak görülmektedir. Tam adı Mahire [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turkluk-bilimi-arastirmalarina-onemli-bir-katki-umumturk-dilleri-dialekt-ve-sivelerinin-qarsiliqli-inteqrasiyasi/">TÜRKLÜK BİLİMİ ARAŞTIRMALARINA ÖNEMLİ BİR KATKI:  ÜMUMTÜRK DİLLƏRİ DİALEKT VƏ ŞİVƏLƏRİNİN QARŞILIQLI İNTEQRASİYASI</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Azerbaycan’ın yetiştirdiği değerli dil bilimci ve tanınmış şair Prof. Dr. Mahire Hüseyinova’nın Ümumtürk Dilləri Dialekt və Şivələrinin Qarşılıqlı İnteqrasiyası adlı eserini inceleme fırsatı elde ettim. Prof. Dr. Hüseyinova’nın bu eseri, Türk yazı dillerinin, ağızlarının zenginliğini ve çeşitliliğini ayrıntılı bir biçimde sergilemekte, Türklük bilimi (Turcology) alanında öne çıkan bir çalışma olarak görülmektedir.</p>
<p>Tam adı Mahire Nagı qızı Hüseynova olan araştırmacının konuyu derinlemesine çözümlemeleri, dil bilimsel özelliklerin yanı sıra sosyokültürel bağlamda dilin nasıl şekillendiğine dair önemli bilgiler sunmaktadır. Bu kapsamlı çalışma, hem dil bilimi, Türklük bilimi araştırmacıları hem de dile ilgi duyan meraklılar için değerli bir kaynak olma özelliği taşımaktadır. Türk yazı dillerinin oluşumunu, evrimini ve aralarındaki etkileşimleri anlamamızda önemli bir pay sahibidir. Bu, günümüz Türk yazı dillerinin araştırılması, geliştirilmesi ve korunması bakımından atılmış büyük ve önemli bir adımdır.</p>
<p>Prof. Dr. Hüseyinova’nın bu kapsamlı çalışması, Türk yazı dillerinin ve ağızlarının çeşitliliğini ve zenginliğini aydınlatan değerli bir eserdir. Ümumtürk Dilləri Dialekt və Şivələrinin Qarşılıqlı İnteqrasiyası dilbilimsel özellikler ve sosyo-kültürel bağlamlar üzerinden Türk yazı dillerinin nasıl şekillendiğini ayrıntılılı bir biçimde ortaya koymaktadır. Akademik çevreler ve dil meraklıları için önemli bir kaynak olan bu eser, dilin evrimine ve lehçeler arası etkileşimlere ışık tutmaktadır. Hüseynova’nın konuyu derinlemesine ve geniş bakış açısıyla çözümlemeleri, Türk dil ailesinin üyelerinin araştırılması ve korunmasında büyük bir adım olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Çalışmada toplumun düşünce sistemi, kültürel ve manevi değerleri ile toplumsal ve siyasal düşüncelerinin yansıtıldığı iletişim aracı olan dil ele alınmakta; sözlü ve yazılı kaynakları, farklı türler ve içeriklerdeki metinleri, ayrıca lehçeleri ve ağızları üzerinden tarihi aydınlatılmaktadır. Küreselleşen dünyada, Türk soylu halkların kapsayıcı ve kuşatıcı yakınlaşmasının öne çıktığı bu çağda, Türk kültürünün, yazı dillerinin ve ağızlarının araştırılması büyük bir önem taşımaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda yazı dillerimizin tarihini, gelişim yönlerini ve içerik kazanmasını kapsamlı bir biçimde yansıtan Ümumtürk Dilləri Dialekt və Şivələrinin Qarşılıqlı İnteqrasiyası adlı eser, Türk dil ailesinin çeşitli gruplarına ait yazı dilleri ve ağızları, sözlü ve yazılı edebî, bilimsel ve tarihsel dil verimleri temel alınarak karşılaştırmalı, eş zamanlı ve art zamanlı incelemekte, özelde Türklük bilimine, genelde ise Türk dünyasına önemli katkılar sunmaktadır.</p>
<p>Prof. Mahire Hüseyinova’nın eseri genelde Türk yazı dilleri ve ağızları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Eserde, bu dil çeşitliliği kalıtımsal bütünlükten kaynaklanan ortak özellikleri açıklığa kavuşturulurken farklı dil içi ve dil dışı etmenlerin etkisi altında gelişen özellikler de ayrıntılı bir biçimde incelenmektedir. Türk yazı dillerinin karmaşık ve canlı evrimi, bu çalışmada bütünsel bir bakış açısıyla ele alınmıştır.</p>
<p>Türk dil bilimi alanında büyük önem taşıyan ve dilin modern gelişiminin temelini oluşturan yaklaşımların ele alındığı eserde Prof. Dr. Hüseynova, yalnızca tanımlayıcı bilgilerle yetinmemekte, karşılaştırmalı tarihsel ve bütünlükçü inceleme yöntemleri kullanarak, istatistiksel verilere dayanarak bilimsel sonuçlara ulaşmaktadır. Bu çalışmalar, Türk dil bilimi alan yazınında hak ettiği yeri alacaktır.</p>
<p>Eser, bir dil bilimi kitabı olmasının yanı sıra, kapsadığı gerçekler ve kaynaklar açısından Türk soylu ülkeler ve halkların yakınlaşmasına ve bütünleşmesine hizmet eder niteliktedir. Yazar, Türk yazı dillerinin yakınlığını ve kalıtımsal bütünlüğünü ortaya koyan verilere dayanarak, sözlü ve yazılı kaynaklar ile ulusal mirası kullanarak, genel Türk yazı dillerinin ve ağızlarının bütünsel sistemini kapsamlı, geniş ve kavramsal bir şekilde incelemiştir.</p>
<p>Çağdaş Türk yazı dillerinin ve ağızlarının geniş, aynı zamanda çok yönlü gelişim sürecinin yanı sıra karşılıklı yakınlaşmaları konusunun kitapta bilimsel ve kuramsal olarak ele alındığı belirtilmektedir. Genel olarak Türk dil biliminde, Türk yazı dillerinin ses bilgisel, dil bilgisel ve sözlüksel açılardan benzerlikleri ve farklılıkları üzerine ciddi araştırmalar yapılmış ve önemli bilimsel eserler yazılmıştır. Eserde, Oğuz ve Kıpçak gruplarına ait Türk dillerinin sistemleri üzerine yapılan çalışmalar da ele alınmaktadır. Yazar, bu çalışmaları çözümleyerek dillerin yayılma alanları, kullanım sıklıkları ve aralarındaki ses bilgisel ve yazım farklılıkları gibi konuları incelemiştir. Ayrıca bu dil birimlerinin sözlüksel, anlam bilimsel ve dil bilgisel yapıları ile kavramsal anlam yapıları karşılaştırmalı tarihsel bir çerçevede araştırılmıştır. Böylece dillerin benzer ve farklı özellikleri ortaya konulmuştur.</p>
<p>Türk yazı dilleri ve ağızlarında dilin eskicil, etkin kullanımdan çıkan birimlerinin eski biçimleri ve kalıntıları korunmaktadır. Bu birimlerin Türk yazı dilleri ve ağızları bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmesi, konunun önemini artırmaktadır. Ağız özellikleri halkın dilinin, tarihinin, etnografyasının, günlük yaşamının, ekonomik ilişkilerinin ve yaşadıkları bölgenin karakteristik özelliklerinin belirlenmesinde temel bir rol oynar. Bu bakımdan, eser bu etkenlerin zenginliği açısından da değerli ve önemlidir.</p>
<p>Araştırmacı, eserinde genel Türk yazı dilleri ve ağızlarının karşılıklı özelliklerini belirleyerek akraba dillerin ağızsal yönlerini ve bölgesel farklılıklarını tanımlamış ve Türk dillerinin edebî dile dönüşümünde baskın dilin etkisini belirginleştirmiştir. Yaklaşık altı yüz sayfalık bu kapsamlı eser, yedi bölümden oluşmaktadır.</p>
<p>Çalışmanın Azerbaycan Dil Biliminde Genel Türk Dilleri ve Ağızlarının Karşılaştırmalı Araştırılmasının Sorunları başlıklı birinci bölümünde, Azerbaycan’da ağız bilim araştırmalarının geçen yüzyılın ilk çeyreğinde başladığı belirtilmektedir. Başlangıçta ağız bilimsel malzemelerin toplanmasına yönelik çalışmalar yapılırken daha sonra toplanan ağız bilimsel verilerin ses bilgisel, sözlüksel, dil bilgisel, anlam bilimsel ve söz dizimsel yönden karşılaştırmalı art zamanlı yöntemlerle incelenmesine başlanmıştır.</p>
<p>Eserin Genel Türk Dilleri Ağızlarının Karşılıklı Uyumu başlıklı ikinci bölümünde Prof. Hüseyinova ağızların ortaya çıkışında dilin evriminde meydana gelen yeniliklerin, dilin ilk biçimlerinin değişimlerinin belirlenmesinin ve aynı zamanda bir dilin diğer yakın akraba dillerle ortak ve farklı özelliklerinin geniş ve kapsamlı tarihsel ağız bilimsel araştırma sonucunda mümkün olabileceğini ifade eder.</p>
<p>Eserde yer alan Türk Dillerinin Diyalekt Ayrımı konulu üçüncü bölümde Türkiye, Azerbaycan, Kırgız, Kumuk, Dolgan, Yakut, Kaşgar, Kırım Tatar, Özbek, Karaim, Şor, Tuva, Kazan Tatar, Başkurt, Altay, Hakas, Çuvaş, Türkmen, Gagavuz, Ahıska, Kazak, Karakalpak, Nogay, Karaçay-Balkar ve Uygur Türkçeleri sınıflandırılmaktadır.</p>
<p>Ses Bilgisel Özellikler başlıklı dördüncü bölümde araştırmacı Türk dilleri ve ağızlarında ünlülerin ses birim (phonematics) özelliklerini, ünlü ses geçişlerini, ikizleşmeyi (diphtongisation), uyum kurallarını, ön türemeyi (prothesis), ünlülerin düşmesini, ünsüz ses geçişlerini, “n-z” ünsüz ilişkilerini, “n” ünsüzünün edebî dillerde ve ağızlardaki sesletim çeşitliliklerini, benzeşme, (assimilation), aykırılaşma (dissimilation) ve göçüşme (metathesis) olaylarının benzer ve farklı yönlerini inceler ve kapsamlı bilimsel sonuçlar elde eder.</p>
<p>Çalışmanın Biçim Bilimsel Özellikler başlıklı beşinci bölümü ayrıca ilgi çekicidir. Araştırmacı bu bölümde Türk yazı dillerinde durum, aitlik, miktar kategorileri, zamirler, yapım ve çekim ekleri, bağlaçlar, zarflar vb. biçim bilimsel konuları yetkinlikle ele alır.</p>
<p>Kitabın altıncı bölümü Sözcüksel Özellikler başlığını taşımakta ve dokuz alt başlıktan oluşmaktadır. Yazar bu bölümlerde Azerbaycan ağızlarında bulunan çeşitli mesleklerle ilgili sözcüksel birimler, aşiret ve soy adları, akrabalık ilişkilerini ifade eden söz varlığı, tarım terimleri, düğün uygulamaları, yiyecek ve içecek adları, halk dilindeki coğrafi, atçılık vb. alanlarla ilgili terimleri, yer ad bilimi genel Türk dilinin lehçe ve ağız malzemeleriyle karşılaştırarak, Türklük bilimi ve tarihsel ağız bilimi alanlarına özgü bilimsel sonuçlar elde etmiştir.</p>
<p>Kitabın yedinci bölümü ise edebi eserlerin, tarihsel belgelerin diline ayrılmıştır. Bu bölümde sözcük bilimsel düzeydeki yakınlaşma uygulamalı olarak incelenmiştir. Araştırmacı, edebî eserlerin ve tarihsel belgelerin dilinden topladığı ağız verilerini düzenleyerek günümüz Türk halklarının ağızlarının, aynı zamanda tarihsel, kalıtımsal kökenlerinin derinlemesine incelenmesinde söz varlığı ögelerinin önemli rol üstlendiğini ileri sürer. Genel Türk yazı dillerinin veya ağızlarının biçim birimi (morpheme) sistemi renkli ve kendisine özgü özelliklere sahiptir. Bir biçim bilimsel gösterge edebî dilde işlenirken diğerinde ağız özelliği niteliğinde kalır. Bu durum, akraba dillerin verilerinin temelinde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmekte.</p>
<p>Prof. Dr. Mahire Hüseyinova’nın Ümumtürk Dilləri Dialekt və Şivələrinin Qarşılıqlı İnteqrasiyası adlı eseri Türk yazı dillerinin kalıtımsal bütünlüğünü yansıtan lehçe ve ağızların incelenmesi, eskicil dil etmenlerinin, tarihimizin, sosyo kültürel yaşamımızın yansıtıldığı söz varlığının tarihsel karşılaştırmalı çözümlemesiyle Türk dünyasının dil, kültür ve siyasi yakınlaşmasının yeni bir aşaması için değerli bir bilimsel katkı sağlamaktadır. Eser, Türklük bilimi alanında önemli bir bilimsel kaynak niteliğindedir.</p>
<p>Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN</p>
<p>(Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi-Türk Dil Kurumu Başkanı (2001-2012)-AMEA Nesimi Dilcilik Enstitüsü ve Sumgayıt Devlet Üniversitesi Onursal Doktoru)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turkluk-bilimi-arastirmalarina-onemli-bir-katki-umumturk-dilleri-dialekt-ve-sivelerinin-qarsiliqli-inteqrasiyasi/">TÜRKLÜK BİLİMİ ARAŞTIRMALARINA ÖNEMLİ BİR KATKI:  ÜMUMTÜRK DİLLƏRİ DİALEKT VƏ ŞİVƏLƏRİNİN QARŞILIQLI İNTEQRASİYASI</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabgu “Kagandan Sonraki En Büyük Unvanlardan Birisi”</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/yabgu-kagandan-sonraki-en-buyuk-unvanlardan-birisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2024 08:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Askerî terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Özbek Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Runik metinler]]></category>
		<category><![CDATA[rütbe]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yabgu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=12043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Chavannes’e göre yabgu terimi Türkler arasında yeni bir anlam kazanmıştır. Moğolistan&#8217;daki Türk yazıtlarında, soy (rütbe) sıralamasında qaḡan’dan hemen sonra gelmekteydi; ancak batı Türklerinde, yabgu unvanı genel olarak kabile şefleri için, Çinliler tarafından ise Batı Türklerinin “yabḡu kabileleri” olarak adlandırmak karakteristik özelliklerinden biriydi. (Chavannes, 1903: 95). Yabgu en çok Türk soyluluk unvanı olarak bilinse de, terim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/yabgu-kagandan-sonraki-en-buyuk-unvanlardan-birisi/">Yabgu “Kagandan Sonraki En Büyük Unvanlardan Birisi”</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Chavannes’e göre <em>yabgu</em> terimi Türkler arasında yeni bir anlam kazanmıştır. Moğolistan&#8217;daki Türk yazıtlarında, soy (rütbe) sıralamasında <em>qa</em><em>ḡan</em>’dan hemen sonra gelmekteydi; ancak batı Türklerinde, <em>yabgu</em> unvanı genel olarak kabile şefleri için, Çinliler tarafından ise Batı Türklerinin “yabḡu kabileleri” olarak adlandırmak karakteristik özelliklerinden biriydi. (Chavannes, 1903: 95). <em>Yabgu</em> en çok Türk soyluluk unvanı olarak bilinse de, terim çok geniş bir alanda kullanılmaktadır. Kelimenin bilinen en erken şekli, Çince xihou ‘i̯əp-g’u’, erken ve orta Çince ‘xip-γəw’ olarak ifade edilmektedir (Karlgren, 1957: 675). Tang hanedanlığı döneminde, Türkçe <em>yabgu</em> sözcüğü  <em>yehu</em> olarak  Çinceye ödünçleme yoluyla yeniden geçmiştir (Karlgren, 1957: 633). Harold W. Bailey <em>yam-uka-“</em>önder” (Bailey, 1958:136), ve <em>yāvuka-</em> “bölük lideri” (İdem, 1985: 32-130) tarafından iki farklı İran etimolojisi önerilmiştir. Ancak fonetik eşdeğerlilik <em>yabgu</em> kelimesine yakın değildi ve her iki şekil de varsayımlardan oluşmaktaydı. <em>Yabgu</em> kelimesinin menşei, birçok akademisyen tarafından Toharca olduğu ileri sürülmüştür (Pulleyblank, 1966:  28). Karabalgasun kitabesinin Soğudça versiyonunda, Türk unvanı <em>ypγw</em> olarak yazılmıştır. Yedinci yüzyıla ait soğd sikkeleri üzerinde<em> cpγw</em> [ǰabγu] yazdığı da görülmektedir (Shagalov, Kuznetsov; 2006: 84-86). Sir Derya ile Aral Denizi ve Ural Nehri arasındaki bozkırlarda konar-göçer olarak yaşayan Oğuzların liderine yabḡu denilmekteydi. 10. ve 11. yüzyıla ait Arap seyyahların ve elçiler tarafından yazılan seyahatnamelerde (Aḥmad b. Faullân (qv) 309-10 / 921-23 ) Oğuz devletinin liderine <em>yabgu</em> unvanıyla anıldığını not etmiştir (Togan, 1939: 33).</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Clauson, eski Türk İmparatorluğunda <em>yabgu</em>, <em>kagan</em>’nın yakın akrabası ve yazıtlarda yüksek bir idari yükümlülüğe sahip kişi” olduğunu söylemiştir  (Clauson, 1972: 873).  Donuk, “yabgu unvanının aslında kagandan sonra ve imparatorluk arazisinin bir kısmını idare ile sorumlu ve hükümdar ailesine mensup şahsın taşıdığı unvan” olduğunu söylemiştir (Donuk, 1988: 58). Kâşgarlı Mahmud <em>DLT</em>’de <em>yawgu</em> sözcüğünü “<em>hakan</em>dan iki derece aşağı olan, avamdan kişinin lakabı” olduğunu söylemiştir (Ercilasun, Akkoyunlu; 2015: 362). Şirin, yabgu sözcüğünün anlamını “şad ile birlikte kagandan sonraki en yüksek rütbe olan ve kaganın erkek kardeşine veya oğluna bizzat ihsan ettiği bir unvan” olarak ifade etmektedir (Şirin, 2016: 374).</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sözcük Kök Türk ve Uygur Yazıtlarında geçmekte olup Köl Tegin yazıtında şu şekilde tanıklanmıştır:</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><em>yabgug </em></strong><em>şadıg anta bermiş. </em>“yabgu (ve) şad (unvanlarını) orada vermiş.”(KT D 14).</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bengü taşlarda yabgu sözcüğü kagandan sonraki en büyük unvan olmasına karşın zamanla adlaştığı da görülmektedir. Sözcük Uygur Yazıtları içerinde Taryat yazıtında şu şekilde tanıklanmıştır:</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><em>bilge tarduş ulug bilge <strong>yabgu</strong> (Ta K 3).</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ayrıca bu sözcük Çin kayıtlarında şu şekilde geçmektedir: Tarihçinin Kayıtları (Shi Ji) Hunlar Biyografisi bölümünde: <em>“Hunlar’ın bir beyi olan Zhao Xin, Han Hanedanlığı’na teslim olduktan sonra Hanlar tarafından <strong>Yabgu (:Xi Hou)</strong> unvanı almıştır.</em>”</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong>Han Kitabı (Han Shu) </strong>Wu Sun Biyografisi bölümünde:<em>“<strong>Yabgu (:Xi Hou)</strong> Wusunlar’da büyük bir unvandır.”</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong>Tang Kitabı (Tang Shu) </strong>Türkler Bölümü’nde: <em>“Kağanın oğulları ya da hısımları olarak; <strong>Yabgu (:Ye hu)</strong>, Şad (:She) ve Tiğin (:Te Qin) unvanları vardır.”  </em>Bu bölümün devamında da Yabgu sözcüğü <strong>Ye hu</strong> olarak bir kaç defa tekrarlanmaktadır. Özet olarak <strong>Tarihçinin Kayıtları</strong> ve <strong>Han Kitabı</strong> gibi erken ve orta dönem Çincede bu unvanı <strong>Xi Hou </strong>olarak, daha sonraki dönemde de yani <strong>Tang Kitabı</strong>’nda <strong>Ye Hu</strong> olarak geçtiğini görüyoruz.</span></p>
<p><strong>Yazar</strong>: <strong>Saffet Alp Yılmaz</strong></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/yabgu-kagandan-sonraki-en-buyuk-unvanlardan-birisi/">Yabgu “Kagandan Sonraki En Büyük Unvanlardan Birisi”</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
