<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doğa arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/doga/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/doga/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jul 2021 05:22:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>doğa arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/doga/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atlar Toprağı Yiyor: Kazakistan&#8217;daki Kuraklık Sorunu ve Çözüm Önerileri</title>
		<link>https://bilimdili.com/doga-cevre/atlar-topragi-yiyor-kazakistandaki-kuraklik-sorunu-ve-cozum-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2021 15:31:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA & ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[at]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Kuralık]]></category>
		<category><![CDATA[Su sorunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20068</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Hayat su ile başlar&#8230;&#8221; &#8220;Kuraklık nerede başlarsa başlasın, önlem alınmadıkça bütün dünyayı etkisi altına alır&#8230;&#8221; Bilimdili Derneği   &#8220;Kazakistan&#8217;ın Mangıstau ve Kızılorda bölgelerinde kuraklık nedeniyle büyükbaş hayvanlar ölüyor. Resmi verilere göre iki bölgede iki binin üzerinde büyükbaş hayvan öldü. Bunlardan binden fazlası ise atlar idi. Bu sene gerçekleşen kuraklık, karsız geçen bir kış ve ilkbaharda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/atlar-topragi-yiyor-kazakistandaki-kuraklik-sorunu-ve-cozum-onerileri/">Atlar Toprağı Yiyor: Kazakistan&#8217;daki Kuraklık Sorunu ve Çözüm Önerileri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><strong><em>&#8220;H</em></strong><strong><em>ayat su ile başlar&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>&#8220;Kuraklık nerede başlarsa başlasın</em></strong><strong><em>, ö</em></strong><strong><em>nlem alınmadıkça bütün dünyayı etkisi altına alır&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Bilimdili Derneği</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&#8220;Kazakistan&#8217;ın Mangıstau ve Kızılorda bölgelerinde kuraklık nedeniyle büyükbaş hayvanlar ölüyor. Resmi verilere göre iki bölgede iki binin üzerinde büyükbaş hayvan öldü. Bunlardan binden fazlası ise atlar idi. Bu sene gerçekleşen kuraklık, karsız geçen bir kış ve ilkbaharda ara sıra yağan yağmurlardan kaynaklandı. Hayvanlar yiyecek su ve ot bulamıyorlar.</p>
<p>Yetkililere göre iki bölgede yaklaşık iki bin at kuraklık nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-20071 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/2.jpg" alt="" width="617" height="360" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/2.jpg 1200w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/2-300x175.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/2-1024x597.jpg 1024w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/2-768x448.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/2-990x578.jpg 990w" sizes="(max-width: 617px) 100vw, 617px" /></p>
<p>Atlar ve develer kuraklık ve yiyecek kıtlığı nedeniyle karton kağıt yemek zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Tarım Bakanı, bakanlığın düşük fiyatlarla çiftçilere satmak üzere yaklaşık 600 ton arpa satın aldığını söyledi. Bugüne kadar komşu bölgelerden yem alımı için 400 milyon tenge (932.920 ABD Doları) tahsis edilmiştir. Bugün bölgesel valilik, etkilenen tarım üreticilerine ne tür yardım sağlanması gerektiğini hesaplıyor. Yerel sakinler bölgede olağanüstü hal ilan edilmesini istiyorlar, ancak yetkililerden henüz bir yanıt yok.</p>
<p><strong>Kuraklık Sorununa Çözüm Önerileri<br />
</strong>Bu tür durumlara karşı dünyada farklı örnekler görmek mümkün. Kazakistan&#8217;daki kuraklık ve su sorununa Hollanda örneğinde olduğu gibi yağmur suyu kolayca depolanabilir.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-20072 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/3.jpg" alt="" width="606" height="317" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/3.jpg 606w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/3-300x157.jpg 300w" sizes="(max-width: 606px) 100vw, 606px" /></p>
<p>Peki nasıl yağmur suyunu toplayabiliriz? Yağmur suyu toplamanın farklı yöntemleri vardır. İlk olarak en çok uygulanan toplama yöntemi çatıdan varile yağmur suyu toplama yöntemidir. İlk olarak çatıya bir boru sabitlemek. Böylece çatıya akan yağmur suyu boru yardımıyla varile birikir.</p>
<p>Çok fazla yağmur suyu biriktiğinde taşabilir. Bunu önlemek için birkaç tane varil kullanabilirsiniz veya taşma hortumu bağlayabilirsiniz. Taşma hortumu, dolu olan varilin sebze bahçesine veya saksıya yönlendirilmesini sağlar.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-20073 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4.jpg" alt="" width="336" height="224" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4.jpg 800w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-768x511.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/4-187x124.jpg 187w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20074 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/5.jpg" alt="" width="280" height="155" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/5.jpg 302w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/5-300x167.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/5-215x120.jpg 215w" sizes="auto, (max-width: 280px) 100vw, 280px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20075 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/6.jpg" alt="" width="314" height="272" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/6.jpg 597w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/6-300x260.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 314px) 100vw, 314px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20076 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/7.jpg" alt="" width="317" height="317" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/7.jpg 593w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/7-300x300.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/7-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /></p>
<p>İkinci yöntem ise yağmur suyunu yeraltında toplanmasını sağlamaktır. Daha sonra yağmur suyu iniş borusundan bir sızma kasasına, yağmur tankına veya drenaj borusuna yönlendirilebilir. Suyu yeraltında toplayarak, suyu geçici olarak tutabilir ve ardından yavaşça tekrar dibe bırakabilirsiniz. Taşma yoluyla fazla suyu başka bir yere de iletebilirsiniz. Yeraltı kuyularındaki su birçok yerde kullanılıyor. İniş borusundan gelen yağmur suyunun yönlendirildiği yer burasıdır. Su daha sonra bu yeraltı kuyularından geri pompalanabilir. Böylece bahçeyi sulamak, araba yıkamak ve hatta evinizdeki tuvaleti yıkamak için kullanabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20077 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/8.jpg" alt="" width="437" height="229" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/8.jpg 1200w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/8-300x157.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/8-1024x536.jpg 1024w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/8-768x402.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/8-990x518.jpg 990w" sizes="auto, (max-width: 437px) 100vw, 437px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20078 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/9.jpg" alt="" width="283" height="283" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/9.jpg 781w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/9-300x300.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/9-150x150.jpg 150w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/06/9-768x768.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" /></p>
<p><strong>Zai ile Yeşillendirme Tekniği</strong><br />
Zai, eski Afrika tarım tekniğidir. Zai tekniği ile tanıtan ve uyguluyan Yacouba Sawadogo, Burkina Faso&#8217;nun kuzeyindeki tarım arazilerinde uzun süredir devam eden çölleşmeyi durdurabilinen kişi olarak biliniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="n3VNCb aligncenter" src="https://grandouesttribune.files.wordpress.com/2015/05/main-qimg-56683974e75d160bf0426b4a05cbbc5d.jpg?w=1038&amp;h=576&amp;crop=1" alt="The Man Who Stopped the Desert the Farmer Yacouba Sawadogo | Grand Ouest Tribune" width="492" height="273" data-noaft="1" /></p>
<p>Zai tekniği ile nasıl uyguluyabiliriz? Zai tekniği, sertleşmiş zemine büyük bir çukur (20 &#8211; 30 cm uzunluğunda ve derinliğinde ve 90 cm aralıklı) açıp, sonra içine bitki artıkları ve gübreden oluşan bir karışım yerleştirilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="n3VNCb aligncenter" src="https://www.greener.land/wp-content/uploads/2018/12/zai-pits.jpg" alt="Planting pits (Zai pits) – Greener Land" width="506" height="337" data-noaft="1" /></p>
<div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">Kaynakça<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content">
<a href="https://www.currenttime.tv/a/31306781.html">Currenttime</a><br />
<a href="https://www.lifegate.com/yacouba-sawadogo-the-man-who-stopped-the-desert">Lifegate</a><br />
<a href="https://www.plantdergisi.com/yacouba-sawadogo-nun-mucize-yaratan-yesillendirme-teknigi.html">Plantdergisi</a><br />
</div>
            </div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/atlar-topragi-yiyor-kazakistandaki-kuraklik-sorunu-ve-cozum-onerileri/">Atlar Toprağı Yiyor: Kazakistan&#8217;daki Kuraklık Sorunu ve Çözüm Önerileri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Finlandiya&#8217;da İki Düşman Hayvan&#8217;ın İnanılmaz Dostluğu: Kurt ve Ayı&#8217;nın İlginç Kareleri</title>
		<link>https://bilimdili.com/doga-cevre/finlandiyada-iki-dusman-hayvanin-inanilmaz-dostlugu-kurt-ve-ayinin-ilginc-kareleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[I.74827372]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2019 15:08:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA & ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[finlandiya]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=14874</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Ayı ile kurt dost olmaz&#8221; derlerdi. Bu fotoğraflarda, ayı ile kurdun arkadaşlık ilişkisi imkansız olmadığını kanıtlıyor. 56 yaşındaki Finli fotoğrafçı Lassi Rautiainen, kurt ile ayının arkadaşlık ilişkisini yakından takip edip aşağıdaki göreceğiniz şekilde fotoğraflar çekti. &#8220;Bir ayı ve kurdun böyle bir arkadaşlık ilişkisi devam etmesi çok olağandışıdır.&#8221; Dişi gri kurt ve erkek kahverengi ayı ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/finlandiyada-iki-dusman-hayvanin-inanilmaz-dostlugu-kurt-ve-ayinin-ilginc-kareleri/">Finlandiya&#8217;da İki Düşman Hayvan&#8217;ın İnanılmaz Dostluğu: Kurt ve Ayı&#8217;nın İlginç Kareleri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Ayı ile kurt dost olmaz&#8221; derlerdi. Bu fotoğraflarda, ayı ile kurdun arkadaşlık ilişkisi imkansız olmadığını kanıtlıyor.</p>
<p>56 yaşındaki Finli fotoğrafçı Lassi Rautiainen, kurt ile ayının arkadaşlık ilişkisini yakından takip edip aşağıdaki göreceğiniz şekilde fotoğraflar çekti.</p>
<p>&#8220;Bir ayı ve kurdun böyle bir arkadaşlık ilişkisi devam etmesi çok olağandışıdır.&#8221;</p>
<p>Dişi gri kurt ve erkek kahverengi ayı ile on gün boyunca her akşam gece saatlerinde 20:00 ile 4:00 arasında birlikte oldukları göründü. Finli fotoğrafçıya göre, yiyecekleri bile paylaşıyorlardı.</p>
<p>Finli fotoğrafçı Lassi Rautiainen Daily Mail&#8217;e “Kimse genç kurt ve ayı&#8217;nın neden ya da nasıl arkadaş olduğunu tam olarak bilmiyor. Sanırım ikisinin de genç olup yalnız olduğunu ve biraz yalnız kalabileceklerinden emin olmadıklarından dolayı olabilir. Vahşi doğa asla görmeyi beklemeyeceğiniz nadir olayları olan paylaşmak paylaşmak güzel” dedi.&nbsp;</p>


<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-91-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-101-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-111-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18-187x124.jpg 187w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-18.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-81-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-21-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51-187x124.jpg 187w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-51.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-131-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141-187x124.jpg 187w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-141.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>
<a class="herald-popup" class="herald-popup-img" href='https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="470" height="313" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-470x313.jpg" class="attachment-herald-lay-c1 size-herald-lay-c1" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-640x426.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151-187x124.jpg 187w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2019/04/rare-animal-friendship-gray-wolf-brown-bear-lassi-rautiainen-finland-151.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></a>



<p class="wp-block-paragraph"><div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">Kaynakça<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content"><br><a href="https://www.wildfinland.org/">Wildlife Safaris Finland</a><br><a href="https://www.boredpanda.com/">Bored Panda</a><br></div>
            </div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/finlandiyada-iki-dusman-hayvanin-inanilmaz-dostlugu-kurt-ve-ayinin-ilginc-kareleri/">Finlandiya&#8217;da İki Düşman Hayvan&#8217;ın İnanılmaz Dostluğu: Kurt ve Ayı&#8217;nın İlginç Kareleri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Beslenme Alışkanlığından Daha Fazlası: Vejetaryenlik ve Veganlık</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/yasam/bir-beslenme-aliskanligindan-daha-fazlasi-vejetaryenlik-ve-veganlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2018 07:47:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[filozofi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[veganizm]]></category>
		<category><![CDATA[vejetaryenizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=12022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vejetaryenlik ve veganlık son yıllarda popülerleşmiş olsa da aslında tarihi sandığımız kadar yakın olmayan iki felsefedir. En genel tanımıyla vejetaryenler et ve et ürünleri tüketmeyenler, veganlar ise hayvansal ürünler tüketmeyenlerdir. Bu iki grubun alt grupları da mevcuttur, bu alt gruplar farklı ilkelere uymayı şart koşabilir. Vejetaryenler ve veganlar hayvan hakları, bireysel sağlık, çevresel ve dinsel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/yasam/bir-beslenme-aliskanligindan-daha-fazlasi-vejetaryenlik-ve-veganlik/">Bir Beslenme Alışkanlığından Daha Fazlası: Vejetaryenlik ve Veganlık</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Vejetaryenlik ve veganlık son yıllarda popülerleşmiş olsa da aslında tarihi sandığımız kadar yakın olmayan iki felsefedir. En genel tanımıyla vejetaryenler et ve et ürünleri tüketmeyenler, veganlar ise hayvansal ürünler tüketmeyenlerdir. Bu iki grubun alt grupları da mevcuttur, bu alt gruplar farklı ilkelere uymayı şart koşabilir. Vejetaryenler ve veganlar hayvan hakları, bireysel sağlık, çevresel ve dinsel kaygılar sebebiyle bu felsefeleri tercih etmiş olmaları ve tam olarak hangi ürünleri tüketip tüketmedikleri bakımından çeşitlilik ve ayrılık gösterirler. İnsanlar çok çeşitli sebepler yüzünden bu felsefeleri tercih edebilirler.</em></p>
<p>Günümüz dünyasında yaşam koşullarının her geçen gün daha iyi olduğu bir gerçekliktir. Dünyanın insana sunduğu değişen standartlar, iyileşmiş yaşam koşulları ve ona eşlik eden lüksleri göz önüne alırsak çağdaş insanın eskisine göre sorgulamaya ve araştırmaya daha fazla fırsat bulabildiği ve bilgiye olan ihtiyacının oldukça arttığını çıkarmak mümkün görünüyor. Yaşadığımız çağın bilgi çağı olduğu ifadesi aslında boş bir klişeden öte içinde var olduğumuz çağla alakalı en çarpıcı olgulardan biri olmalı. 21. yüzyıl insanının bilgi olgusu üzerine daha önce hiç olmadığı kadar eğiliyor olması bilginin gerçek kıymetinin aslında yenice kavranabiliyor olduğunu gösteriyor ki bu bizi başka bir sorgulamaya itiyor. Bilgiye olan düşkünlük insan türetimi olan ‘ahlak’ kavramının güçlenmesine de yol açıyor olabilir mi? İnternetin yaygınlaşıp uluslar arası kitlelerin iletişimini kolaylaştırması kimi taze ideolojiler, felsefeler veya dinlerin yaygınlaşmasında aktif rol oynadı. Yaşamak için en temel ihtiyaçlardan olan beslenme ihtiyacını giderme konusunda o kadar zorlanmayan çağdaş dünya insanı tefekkür etmeye fırsat ve güç buldukça ahlaksal birtakım sorgulamalardan kendini uzak tutamadı, bilgiye erişme arzusunu dindirmek için çaba göstermeye başladı. Artık bilgi aristokrasinin tekelinden çıkmış ve tüm ‘’sosyal tabaka’’ların insanlarına paylaştırılmaya başlanmış bir olguya dönüşmüştü. İnsan okudu, araştırdı, işitti, gördü ve hissetti. İnsan kalıplaşmış yargıları yıkmak, doğru bilinen yanlışlara karşı savaşmak istiyordu. Yazımı açmış bu cümleleri okumakta iseniz sizde bahsi geçen ‘’insan’’ olmalısınız. Öyleyse daha fazla uzatmayarak tartışmama başlamak istiyorum.</p>
<p>Öncelikle bu yazımın okuyucuları söz konusu iki felsefenin doğruluğuna ve gerekliğine ikna etmek için yazmamış olduğumu belirtmekte yarar vardır. Amacım bu iki felsefe doğrusunda yanılgıları ve önyargıları gidermek, bu felsefeleri tanıtabilmektir. Birbirimizi anlayarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceğimizi inanan bir birey olarak Bilimdili editörü kimliğimle yazımı sizlere sunmuş bulunuyorum.</p>
<p>Vejetaryenlik yaygın yanılgının aksine salt kırmızı et tüketmeme tavrı değildir. Vejetaryenler deniz canlıları dahil bütün hayvan etlerini tüketmeye karşıdırlar. Hayvan eti ve kemiklerinden elde edilen kemik suyu veya jelatin, et suyu gibi şeyleri de tüketmezler. Bazı vejetaryenler yünden elde edilen eşyaların kullanılmasında ve ikinci el deri kullanımında sakınca görmezler. Deri eşya satın alarak insan, endüstriyelleşmiş hayvan yetiştiriciliğine ister istemez parasıyla destek olur ki bu vejetaryenlerin motivasyonun tam kendisidir. Veganlığı tercih etmek isteyenler genellikle ilkin vejetaryenliği benimseyerek işe başlar çünkü veganlık, vejetaryenizme kıyasla daha tutucudur ve esnek olmayan bir harekettir. Veganlar et dahil hiçbir hayvansal kaynaklı ürünü tüketmez ve kullanmaz. Süt ürünleri, bal ve yün kullanmadıkları arasındadır.  Yetiştirilmesinde maymunların kabuklarını kırmaları üzere kullanıldığı hindistan cevizini tüketmeme tutumu sergilerler. Veganların felsefelerini adanmış bir şekilde yaşayabilmeleri için satın alacakları veya kendilerine sunulan her şeye karşı temkinli yaklaşmaları beklenilir.</p>
<p>Vejetaryen veya vegan toplulukları mensubu olmayan bireyler çoğu zaman kendilerini bu tür insanların kararlarının ne kadar radikal ve anlamsız olduğunu düşünürken bulur. Peki, bu felsefelerin temelinde aslında hangi motivasyonlar yatar?</p>
<p>Etik Kaygısı</p>
<p>Hayvanların insanlara hizmet için yaratıldığı algısı uygarlıklar tarihi kadar eski bir yanılgıdır. Hayvanların sırf kendi ihtiyaçları için var olduğu düşüncesi insan egosunu okşayan, bana sorarsanız tehlikeli bir düşüncedir. Yaratıcı hiçbir canlıyı sömürülsünler diye yaratmamıştır. Sütü için hırpalanan hayvanlar, kürkü için vahşice katledilir. Çoğu vegan-vejetaryenler hayvan zulmüne karşı duruş amacıyla bu felsefeleri tercih eder.</p>
<p>Sağlıksal Kaygılar</p>
<p>Et tüketimi çeşitli hastalıklarla sık sık ilişkilendirilir. Söz konusu topluluklara mensup kişilerin et tüketimine olan karşıtlığının altında etin sofralarımıza gelmeden önce maruz kaldığı çeşitli endüstriyel müdahalelerdir. Et ve süt üretim endüstrileri yükselen talebini karşılayabilmek ve her besi hayvanından alabildiği en çok verimi alabilmek için besi hayvanlarına türlü hormonlar ve kimyasallar enjekte etmekte bir sorun görmez. İnsanın ete karşı olan durdurulamaz arzusunu dindirmek hayvancağızlara kalmıştır. Hayvanlara enjekte edilen hormonlar ve kimyasallar ürettikleri sütlere karışarak bizim sindirim sistemimize ulaşır. Bunun insan vücuduna olan olumsuz etkileri çeşitli akademik çalışmalarla gözler önüne serilmiştir. Sebebi bilimsel olarak henüz açıklanmamış olmakla beraber veganlık veya vejetaryenliğe geçiş yapan birçok kişi adet ağrılarında hafifleme tecrübe ettiğini veya adet ağrılarının tamamen kaybolduğunu söyler. Aybaşı dönemi süresi oldukça sıkıntılı geçenler bazen bu felsefeleri bu sebepten tercih edebilmekte.</p>
<p>Çevresel Kaygılar</p>
<p>Kontrolsüz bir şekilde artan dünya nüfusu et ve süt ürünleri tüketimine olan talebi hızlı bir şekilde artırmakta. Tüm insanlığa yetebilecek kadar yoğun bir üretime yetişebilmek için bazı çevresel hassasiyetlerin görmezden gelindiğine şahit olabilmekteyiz. Et üretimi için sarf edilen bitkisel besin kaynaklarıyla daha fazla insan beslenebileceği yaklaşımı çevreci vegan-vejetaryenler için en sağlam motivasyonlardan biridir. Ayrıca daha fazla besi hayvanı demek, daha fazla sera gazı salınımı demektir ki bunun bilim adamlarınca çalışıldığı üzere küresel ısınmaya etkisi fazladır.</p>
<p>En sonunda bir bireyi vegan-vejetaryen olup olmaması üzerine suçlayamaz, tercihlerini tahrip edici bir üslupla eleştiremeyiz. Bunun böyle olması gerektiğini ne vegan-vejetaryen ne de etyer topluluklar dillendiriyor diyemeyiz.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Veganlık-vejetaryenlik ifade edildiği üzere yalnızca bir beslenme tercihi değil, birer yaşam felsefesidir. Doğayla uyum içinde yaşamayı ve öz sağlığa hiç olmadığı kadar özenli olmayı gerektirir. Hayvanlara ve doğadaki diğer canlılara karşı saygılı ve sevgili olmak veganlık ve vejetaryenliğin ilk koşullarındandır. Hayvansal kaynaklı ürünleri yememeyi mahrumiyet olarak algılamazlar, bu onların özgür iradeleriyle ortaya koyduğu bir seçimdir. Her konuda olması gerektiği gibi insanların tercihlerine saygı duyarak hayatta var olmak hepimizin yapması gerekendir.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/yasam/bir-beslenme-aliskanligindan-daha-fazlasi-vejetaryenlik-ve-veganlik/">Bir Beslenme Alışkanlığından Daha Fazlası: Vejetaryenlik ve Veganlık</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annelik Biyolojisi, Canlıların Evrimindeki Psikolojik ve Sosyal Etkileri</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/annelik-biyolojisi-psikolojik-ve-sosyal-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. İbrahim Serkan Avşar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2017 09:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Canlı Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[obsesif konvulsif bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[OKB]]></category>
		<category><![CDATA[oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[saldırganlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=5337</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Oksitosin hormonunu hemen herkes, en azından biyoloji derslerinden duymuştur. Genel olarak bilinen özelliği ise doğum eylemini başlatmak, bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve anne memesinden süt atılımını sağlamaktır. Yunancadan gelen bir kelimedir ve “hızlı doğum” anlamı taşımaktadır. Bu fonksiyonları bile oksitosinin canlıların üremesi üzerinde önemli bir rolü olduğunu anlamamıza yetiyor, ama dahası var… Kimilerine göre bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/annelik-biyolojisi-psikolojik-ve-sosyal-etkileri/">Annelik Biyolojisi, Canlıların Evrimindeki Psikolojik ve Sosyal Etkileri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Oksitosin hormonunu hemen herkes, en azından biyoloji derslerinden duymuştur. Genel olarak bilinen özelliği ise doğum eylemini başlatmak, bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve anne memesinden süt atılımını sağlamaktır. Yunancadan gelen bir kelimedir ve “hızlı doğum” anlamı taşımaktadır. Bu fonksiyonları bile oksitosinin canlıların üremesi üzerinde önemli bir rolü olduğunu anlamamıza yetiyor, ama dahası var…</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Kimilerine göre bir üreme hormonu, kimilerine göre ise aşk hormonu. Ancak görünen o ki memeli canlıların soyunu devam ettirebilmesinde ve evriminde çok kritik rol oynayan bir mucize. Yapılan çalışmalar oksitosin hormonunun cinsel çekimden sekse, doğumdan bebeğin beslenmesine, yavruların bakımından korunmasına ve çocuklarımıza aktardığımız genlerin yeni nesiller oluşturabilmesi için ebeveynlerin gösterdiği fedakarlıklara kadar bir çok aşamada rol oynadığını ortaya koyuyor. Daha iyi kavrayabilmemiz için bu hormonun memelilerde nasıl çalıştığına ve neler yaptığına biraz daha derinlemesine bakalım.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Binlerce yıl boyunca canlıların yaşadığı çevre şartları sürekli değişmiş ve bu değişime ayak uydurabilenler hayatta kalmayı başarabilmiş iken, uyum sağlayamayanlar yok olup gitmiştir. Canlılar ile doğa bitmek bilmeyen bir mücadele içindeyken başarılı olmanın anahtarı adaptasyon sağlayabilmekti. Evrim bazen fiziksel değişiklikler ile seçim yaparken bazen de gözle görülemeyen hatta psikolojik adaptasyonlar ortaya çıkarabiliyordu. Korku, kızgınlık, üzüntü ve mutluluk gibi duygularla beraber gelen, insanoğlunun hayatta kalmasıyla bağlantılı temel duygulanımlardan birisi anksiyetedir. Anksiyete; endişe duygusudur ve canlılarca deneyimlenen kaygı, korku, gerilim, sıkıntı halidir. Genellikle öğrenilmiş bir davranıştır ve canlıyı anksiyete kaynağından uzak durmaya iter. Ancak bazen anksiyete patolojik bir hal alır ve canlının yaşam kalitesini, hatta hayatta kalma şansını azaltacak derecede yaşantısına engel oluşturmaya başlar.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Oksitosinin biyolojik etkilerinin yanında, beynin sosyal işlevlerinin düzenlemesinde temel aracı olduğu, stres durumlarında da salgılandığı, korku ve anksiyetede rolü bulunduğu ortaya konmuştur. Deney hayvanlarında yapılan çalışmalarda gebeliğin son dönemlerinde ve emzirme döneminin başlangıcında strese verilen yanıtın hafif olduğu, anksiyetenin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Farelerde cinsel ilişki sonrasında anksiyete tepkilerinin azalmasının nedeninin de oksitosin olduğu bildirilmektedir. Cinsel ilişki sonrasında farklı hormonlarda da yükselme olmaktadır. Oksitosin reseptörleri bloke edildiğinde aynı rahatlığın oluşmadığının gözlenmesi, oksitosinin bu dönemde ortaya çıkan hormonal değişikliklerin oluşumuna aracılık ettiğini düşündürmektedir (1).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Hayvan deneylerinde karmaşık sosyal davranışların beynin amigdala bölgesi tarafından düzenlenmesine oksitosinin aracılık ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Amigdala aktivitesinin depresyon, sosyal fobi, anksiyete ve otizm için risk olabileceğini iddia eden çalışmalar bulunmaktadır. Oksitosin amigdalayı etkileyerek korkuyu ve agresyonu azaltmakta, korku tepkisinin oluşumu için diğer beyin bölgelerine amigdala kaynaklı uyarıların gitmesini de engellemektedir. Oksitosin verilen gönüllü deneklerde, korku tepkisi için kritik bir role sahip amigdala aktivasyonunun azaldığı ve oksitosinin anksiyolitik (kaygı giderici) olabileceği gösterilmiştir. Oksitosinin sosyal davranışlarda etkili olduğunun, stres sırasında salgılandığının, korku ve anksiyeteyi etkileyebileceğinin bulunması konuya ilgiyi artırmıştır (2).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Obsesif konvulsif bozukluk (OKB) gibi temelinde saplantıların olduğu bazı psikolojik hastalıkların da oksitosin ile ilişkili olduğu düşünülmüştür. Mc Dougle ve arkadaşları gebeliğin sonlanmasından hemen sonra ya da puerperium döneminde oksitosinin hızla yüksek düzeylere çıkmasının OKB’nin başlamasına veya alevlenmesine yol açabileceğine dikkati çekmişlerdir (3). Belkide lohusalık dönemi olarak adlandırılan doğum sonrası evrede çoğu annenin saplantılı tavırlar sergilemesinin sebebi doğum esnasında salgılanan yüksek miktardaki oksitosindir.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Cinsel dürtülerin kontrolü ile ilgili sorunlarının bu spektrum içerisinde olabileceği önermesinin yanı sıra aşk ve sevgi ilişkileri sırasında gözlenebilen zorlantılı yakınlık arayışı, sevilen hakkındaki ruminatif düşünceler gibi fenomenolojik benzerlikler, bu iki durumun bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir. OKB beyinde serotonin sentezini azaltmaktadır. Bu nedenle, serotonin sentezinde görülebilecek değişiklikler aşk ve sevgi ilişkilerinin oluşumunda rol oynayabilir. Aşk ve sevgi ilişkileri sırasında dopamin salgısındaki artışla beraber diğer bir nöromodülatör olan serotoninin salgısının azalması bu önermeyi doğrular niteliktedir. (4,5)</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Bu ilişkilerde gözlenen tekrarlayıcı düşünceler ve davranışlar dopamin aşırı aktivitesi ile gerçekleşirken, serotonindeki değişiklikler bu davranışların benliğe yabancı olarak yaşandığı bir alt grupta gözlenmektedir.Bu açıdan, aşk ve sevgi ilişkilerinin çoğu, stimülan tedavisi gören çocuk ve ergenlerin bir bölümünde ortaya çıkan ve benlikle uyumlu olarak yaşanan tekrarlayıcı düşünce ve davranışları andırmaktadır. Oksitosin salgısında görülen anormalliklerin OKB ile ilişkili aşk ve sevgi ilişkileriyle de ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Vasopressin’nin oksitosinle birlikte erkeklere özgü cinsel davranışta, oksitosinin ise kadınlara özgü cinsel davranışta rol oynadığı düşünülmektedir (4,6).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Oksitosin ve vazopressin özellikle bağlanma ve bağ kurma ile ilişkili gözükmektedir. Her ikisi de hipofizde depolanarak kana salınmaktadır. Bu salımın her iki cinsiyette de orgazm sırasında olduğu, kadınlarda ayrıca doğum ve emzirme sırasında da gözlendiği saptanmıştır (4).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Çayır ve dağ sıçanları üzerinde yürütülen araştırmalarda, oksitosin ve vazopresin salgısı, reseptörlerinin sayısı ve bu nöromodülatörlerin dopaminle karşılıklı ilişkilerinin tek eşli beraberliklerin oluşumu ve sürdürülmesi, yavrulara verilen bakım gibi aşk ve sevgi ilişkilerinin eşleniği olarak değerlendirilebilecek davranışlar için önem taşıyabileceğini göstermektedir. Bu bulgular insanlardaki tek eşli beraberliklerin oluşumu ve idamesinin yanında, yaygın gelişimsel bozukluklar gibi toplumsal iletişim ve etkileşimde eksikliklerle gidebilen hastalıkların tedavisi açısından da önem taşımaktadır (4,7).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Doğurmamış koyunlarda östradiol ve progesteronla “ön duyarlılık sağlama” (priming) yapıldıktan sonra vajinoservikal uyarı ile oksitosin salınışı başlatılırsa otomatik olarak annelik davranışları başlamaktadır (8). Gebelik boyunca yüksek olan progesteron ve östrojenin annelik davranışında önemli olan beyin bölgelerinde oksitosin ve prolaktin reseptörlerinde artış oluşturmak suretiyle anneliği başlattığı ileri sürülmektedir. Doğumdan hemen sonra östrojen ve progesteron düzeyleri düşmekte, ancak annelik davranışı bir kere tetiklendikten sonra bu düşüşün anneliğe olumsuz bir etkisi olmamaktadır (9).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Oksitosin doğuma yardımcı olmasının yanı sıra, süt salınışına yardımcı olmakta beyindeki reseptörlerini uyararak annelik davranışını başlatmakta, annenin çocuğunun kokusunu kavraması ve onu bu yolla tanımasını sağlamakta ve bir yandan da cinsel isteği baskılamaktadır (10). Oksitosinin özellikle ilk doğumda annelik davranışının başlatılması için gerekli olduğu, sonraki doğumlarda ise artık oksitosin gerekmeksizin annelik davranışının sürdüğü bildirilmektedir. Annenin ilk doğumu değilse oksitosinin bloke edilmesi annelik davranışını engellememektedir. Kısaca bu konuda “bir kez anne olmuşsan ölene kadar annesin” kuralı işlemekte gibi görünmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5346 alignleft" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-300x169.jpg" alt="" width="478" height="269" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-600x338.jpg 600w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-640x360.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir-414x232.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/kopek-kedi-emzirir.jpg 723w" sizes="auto, (max-width: 478px) 100vw, 478px" /></a></span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Hayvanlarda genellikle doğurmamış dişiler bebeklere çok yaklaşmaz ve annelik davranışı göstermezler. Ancak bu dişiler uzun süre yavru hayvanlarla bir arada tutulursa annelik davranışı göstermeye başlarlar (duyarlılaşma). Yeni anneler ise yabancı çocuklara bile rahatlıkla bakım verebilirler (11). Eski anneler bir yavru ile karşılaştıklarında hızla annelik davranışına başlayabilirler.Özetle annelik davranışının ilk doğumla oluştuktan sonra kalıcı olduğu anlaşılmaktadır (12).</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Annenin çocuğa bağlanması ve bakım vermesinde oksitosin ve vazopressin hormonlarının önemli olduğu bilinmektedir. Yavrularını çok yalayan anne hayvanlarda ve onların dişi çocuklarında beyindeki oksitosin reseptör bağlanması ve bu oksitosinerjik nöronlar üzerindeki östrojen alfa reseptörleri ifadesi artmış bulunmaktadır.Yani beyinde oksitosin nöronları annenin çocuğa bağlanmasında önemli olduğu gibi, annelik tarzının nesilden nesile (anneden kıza) aktarılmasında da önemli bir rol oynuyor gibi görünmektedir. Annenin özellikle gebelik esnasında çevresel koşulları iyi değilse (fakirlik, çok çocuk, eşin iyi olmaması gibi nedenlerle) annenin çocuğa bakımı ve gösterdiği sevgi azalmakta, bu çocuğun ileriki davranışlarının kalıcı biçimde değişmesine yol açmaktadır</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/tumblr_ms9ftdST3Q1rw1wnno1_250.gif"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-5342 alignleft" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/tumblr_ms9ftdST3Q1rw1wnno1_250.gif" alt="" width="250" height="167" /></a></span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Farelerde gebelik sırasında stres yaşayan annelerin bebeklerini yalaması ve tımarı azalmakta, böylece çocuğun beynindeki oksitosin reseptörleri azalmakta, bu şekilde ileride kendisinin de iyi bir eş ve iyi bir anne olması engellenmektedir. Burada anne stresinin çocuğun davranışlarına yansımasının aracısı da “annelik davranışı&#8221;nın biyolojik yapılarıdır (özellikle oksitosin sistemi). Anne bakımını az alan çocukların erişkinlikte daha korkak, tedirgin, anksiyeteli oldukları bilinir. Dolayısı ile annenin çevresel koşullarının iyi olmaması çocuğun daha az girişken, daha çok risklerden kaçan bir birey olmasını sağlayarak onun bu tür tehlikeli ortamlarda daha çok hayatta kalmasına hizmet ediyor olabilir.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Gebelik ve annelik sırasında dişilerin uzaysal öğrenme ve belleklerinin güçlendiği bildirilmiştir. Çok çocuk doğuranlarda hiç doğurmamışlara göre bu yetenekler daha iyidir. Bu değişiklikler genel olarak oksitosinin etkilerine ya da gebelikte artan östrojen ve progesteronun hipokampüste nöron bağlantılarını çoğaltıcı etkilerine bağlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5343 alignright" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-300x167.jpg" alt="" width="584" height="325" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-768x427.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-1024x569.jpg 1024w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-600x334.jpg 600w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1-990x550.jpg 990w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/01/annelik-icgudusu-1.jpg 1153w" sizes="auto, (max-width: 584px) 100vw, 584px" /></a></span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> İnsanlarda belirgin olmasa bile memeli hayvanlarda annelerin özellikle yavruları için bir tehlike söz konusu olduğunda belirgin biçimde saldırganlaştıkları görülür. Annelik saldırganlığı azalmış anksiyete ve korkusuzlukla ilişkilidir. Örneğin bir aslan sürüsünün ortasında kalmış yavrusunu kurtarabilmek için ölümü göze alıp yırtıcılara tek başına kafa tutan hayvanları mutlaka izlemişsinizdir. Annenin ölümden bile korkmadan sadece yavrusunu düşünebilmesini sağlayan şey artmış oksitosin aktivitesidir. Dolayısıyla doğumla birlikte artan oksitosin hem anksiyolitik etkisi ile annedeki anksiyeteyi ve korkuyu azaltmakta, hem de yabancılara karşı saldırganlığı artırmakta gibi görünmektedir.(13)</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Sonuç olarak; oksitosin hormonu bilinen fizyolojik etkilerinin yanında, anksiyete, şizofreni, obsesif konvulsif bozukluk, aşk, erkek ve kadın cinselliği, orgazm şiddeti ve annelik gibi belkide araştırılmaya devam edecek bir çok emosyonel fonksiyona daha sahip bir hormondur. Evrimsel süreçte canlıların genlerini bir sonraki nesle aktarmasında aracı role sahip yavrulama ve o yavruların hayatta kalma şansını artırıcı mekanizmalar belli ki avantaj sağlamakta, ve bu avantaja neden olan oksitosin gibi hormonlar ve beyinde sahip oldukları aktiviteler günümüze kadar ulaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Dr. Ecz. İbrahim Serkan AVŞAR</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kaynaklar:</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 1- 7TH NATIONAL BIOLOGICAL PSYCHIATRY CONGRESS 02-06 June 2009 Trakya Üniversity Balkan Congress Center Edirne &#8211; TURKEY</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 2- Anksiyete Bozukluklarının Etiyolojisinde Anjiotensin, Vazopressin ve Oksitosinin Rolü Doç.Dr. Adnan CANSEVER ANKARA</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 3- Leckman JF, Goodman WK, North WG ve ark. (1994) The role of central oxytocin in obsessive-compulsive disorder and related normal behavior. Psychoneuroendocrinology, 19:723-749.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 4- Zeki S. The neurobiology of love. FEBS Lett. 2007; 581:2575-2579</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 5- Feygin DL, Swain JE, Leckman JF. The normalcy of neurosis: evolutionary origins of obsessive-compulsive disorder and related behaviors. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry. 2006; 30:854-864.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 6- Panksepp J. Affective Neuroscience: The Foundations of Human and Animal Emotions. Oxford, Oxford University Press, 1998.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 7- Kendrick KM. The neurobiology of social bonds. J Neuroendocrinol 2004; 16:1007-1008</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 8- Curley JP, Keverne EB (2005) Genes, brains and mammalian social bonds. Trends Ecol Evol, 20(10):561-567.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 9- de Bono M (2003) Molecular approaches to aggregation behavior and social attachment. J Neurobiol, 54(1):78-92.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 10- Keverne EB, Curley JP (2004) Vasopressin, oxytocin and social behaviour. Curr Opin Neurobiol, 14(6):777-783.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 11- Leckman JF, Herman AE (2002) Maternal behavior and developmental psychopathology. Biol Psychiatry, 51(1): 27-43.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 12- Pawluski JL, Galea LAM (2006) Hippocampal morphology is differentially affected by reproductive experience in the mother. J Neurobiol, 66(1):71-81.</span><br />
<span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> 13- Anneliğin Nörobiyolojisi. Türk Psikiyatri Dergisi 2010; 21(1): 68-78</span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/annelik-biyolojisi-psikolojik-ve-sosyal-etkileri/">Annelik Biyolojisi, Canlıların Evrimindeki Psikolojik ve Sosyal Etkileri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2020 Yılına Kadar Canlı Çeşitliliğinin Üçte İkisi Yok Olabilir</title>
		<link>https://bilimdili.com/doga-cevre/canli/2020-yilina-kadar-canli-cesitliliginin-ucte-ikisi-yok-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Cem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2016 19:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Canlı Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[vahşi yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=3803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya, bazı bilim insanlarına göre antroposin (insançağı) adı verilen yeni bir çağa girdi. Bu çağ öyle bir çağ ki insanın yaptığı işler artık doğaya geri dönülemez zararlar veriyor. Yüzyıllardır insan doğaya hakim olmak için uğraştı ve sonunda havayarını (atmosfer), iklimleri, denizleri, ormanları ve coğrafyayı değiştirmeye başladı. Bunu yaparken doğaya da kaçınılmaz olarak zarar verdi ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/canli/2020-yilina-kadar-canli-cesitliliginin-ucte-ikisi-yok-olabilir/">2020 Yılına Kadar Canlı Çeşitliliğinin Üçte İkisi Yok Olabilir</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Dünya, bazı bilim insanlarına göre antroposin (insançağı) adı verilen yeni bir çağa girdi. Bu çağ öyle bir çağ ki insanın yaptığı işler artık doğaya geri dönülemez zararlar veriyor. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Yüzyıllardır insan doğaya hakim olmak için uğraştı ve sonunda havayarını (atmosfer), iklimleri, denizleri, ormanları ve coğrafyayı değiştirmeye başladı. Bunu yaparken doğaya da kaçınılmaz olarak zarar verdi ve bu yeni çağda eskisine göre çok daha az canlı türü yaşamını sürdürmekte. Hatta dinozorlar çağının sona ermesinden bu yana ilk defa böylesine bir toplu yok oluş ile karşı karşıya kalmak üzereyiz. Dünya Doğayı Koruma Vakfı&#8217;nın (WWF) yayınladığı Yaşayan Gezegen Raporunda bildirdiğine göre 1970 yılından 2020 yılına kadar balık, kuş, memeli ve sürüngen nüfusu %67 oranında azalmış olacak. 1970 ile 2012 yılları arasında doğadaki vahşi canlı sayısı %58 oranında azaldı. Malesef bu yok oluş ile beraber bir çok canlı türünün de soyunun tükenebileceği bildiriliyor. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Yaşayan Gezegen Raporu 2016, canlı yaşamını tehdit eden beş büyük soruna dikkat çekiyor:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Habitat kaybı ve bozulması</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Türlerin aşırı tüketimi (hem hayvan hem bitki)</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Kirlilik</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">İstilacı türler ve hastalıklar</span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">İklim değişikliği</span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; color: #000000;">Türlerin yok olması yalnızca çok sevdiğimiz panda, kaplan ve deniz kaplumbağası gibi çok sevdiğimiz hayvanların yok olması anlamına gelmiyor. Biyolojik çeşitliliğin kaybolması bir ekosistemin çökmesine neden oluyor. Bu çöküş beraberinde temiz havayı, suyu, gıdayı ve iklim hizmetlerini de götürüyor. Bu yılki Yaşayan Gezegen Raporu, bu kötüye gidişi durdurmak için bize yol gösteriyor ve üzerimize düşen görevleri sıralıyor. Bunların başında gıda, enerji ve suya herkesin erişebildiği, biyolojik çeşitliliğin korunduğu, ekosistem bütünlüğünün güvenceye alındığı koşullar oluşturmak geliyor. Bu uyarıları dikkate alarak harekete geçmemiz gerek. 21. yüzyılda insanların çözmesi gereken iki temel sorun var. Doğayı tüm biçim ve işlevleriyle korumak ve kaynakları sınırlı bir gezegende insanlar için adil bir yaşam alanı yaratmak. Zor ama iki sorunun da üstesinden gelecek bilgi birikimine sahibiz. Yeter ki sadece bir dünyamızın olduğunu ve bu dünyanın doğal sermayesinin de sınırlı olduğunu kabul edelim. Bu anlayışı benimsersek çözüm yolundaki en büyük adımı atmış oluruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/canli/2020-yilina-kadar-canli-cesitliliginin-ucte-ikisi-yok-olabilir/">2020 Yılına Kadar Canlı Çeşitliliğinin Üçte İkisi Yok Olabilir</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fosil otopsisine göre Lusi (Luci) ağaçtan düşerek ölmüş</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/fosil-otopsisine-gore-lusi-luci-agactan-duserek-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2016 23:00:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=1638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tartışmalı tahlil, insansı Lusi’nin birkaç kemiğini kırmış olduğunu bildirdi Tartışmaya açık yeni bir araştırma, insansı Lusi’nin ölümünün ağaçtan düşmesi sonucu gerçekleştiğini ortaya koydu. Ostin’deki (Austin) Teksas Üniversitesinden paleantropolog Can Kepılmın (John Kappelman) ve çalışma arkadaşları, Lusi’nin 3.2 milyon yıllık bazı barçaları eksik olan iskeletindeki bazı zedelenmelerin büyük ihtimalle 13 metre ya da daha fazla uzunluktaki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/fosil-otopsisine-gore-lusi-luci-agactan-duserek-olmus/">Fosil otopsisine göre Lusi (Luci) ağaçtan düşerek ölmüş</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Tartışmalı tahlil, insansı Lusi’nin birkaç kemiğini kırmış olduğunu bildirdi</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Tartışmaya açık yeni bir araştırma, insansı Lusi’nin ölümünün ağaçtan düşmesi sonucu gerçekleştiğini ortaya koydu. Ostin’deki (Austin) Teksas Üniversitesinden paleantropolog Can Kepılmın (John Kappelman) ve çalışma arkadaşları, Lusi’nin 3.2 milyon yıllık bazı barçaları eksik olan iskeletindeki bazı zedelenmelerin büyük ihtimalle 13 metre ya da daha fazla uzunluktaki bir ağaçtan düşmesinin sonucu oluştuğunu söylediler. Ağustos’un 29. Gününde Neyçır’da (Nature) insan öncesi bir tür olan ve Australopithecus afarensis denilen Lusi’nin tırmanırken ya da uyurken ağaçtan düşmüş olabileceği öne sürüldü.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Kepılmın, Lusi’nin baştan ayak bileklerine kadar kırıklarının olması, düşerken kendini kurtarmak için kollarını ileriye uzatmak yerine, ayaklarıyla yere bastığı şeklindeki bir durumla örtüşüyor, dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Kepılmın yine ‘’Bu tür bir zedelenme ağır araba kazası geçirenler ve çok yüksek yerlerden düşen günümüz insanının başına geliyor.’’ dedi. ‘’ Biri Lusi kadar sert bir şekilde yere düştüğünde ağır iç kanama yaşanıyor. Lusi de muhtemelen düştükten hemen sonra çok kan kaybetmişti.’’ diye ekledi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Börkıli (Berkeley),  Kaliforniya Üniversitesinden paleoantropolog Tim Vayt (Tim White) bu iddiayı saçmalık olarak değerlendirdi. Gazetede yer alan bu haberi ‘’medyada yer almaya istekli olan bir gazetenin paleantropolojik öykücülüğü bir tuzak olarak kullanması’’ şeklinde yorumladı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Vayt, ‘’Lusi’nin iskeletindeki kırıklar ve çatlaklar ölümünden sonra oluştu.’’ diye ekliyor. ‘’Kemiğindeki çatlak, fosilleşme ve aşınan kumtaşında gömülü fosillerin uyguladığı baskı yüzünde oluşmuş. Ağır omuz eklemi zedelenmesi dahil olmak üzere fosilleşme –daha çok Lusi’ninki gibi kırık sonucu oluşmuşsa- ceylan, suaygırı ve gergedanlar gibi tırmanamayan çeşitli hayvanların kemiklerinde görülür.’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">‘’Doktorlar, insanlar 2 ve 21 metre arasındaki yüksekliklerden kaza sonucu düştüklerinde omurga, baş, dirsek,  bilek, ayak bilekleri ve ayak kırıklarıyla karşılaştıklarını belgelediler, omuz kırığıyla değil.’’ diye ekledi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Bilim adamları Lusi’nin 1974’te Tempi’deki (Tempe) Arizona Eyaleti Üniversitesinden antropolog Danıld Yohansın (Donald Johanson) ve o sırada mezun olmuş olan öğrencisi Tom Gırey (Tom Gray) tarafından Etiyopya’da bulunmasından beri Lusi’nin nasıl öldüğünü anlamakta başarılı olamadılar. Yohansın tarafından yönetilen Vayt’ın da aralarında bulunduğu bir ekip Lusi’nin kemiğindeki zedelenmenin sebebini esasen fosilleşmeye bağlamışlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Lusi’nin sağ omzundaki kırık ve derin çarpmadan kafası karışmış olan Kepılmın, bir ortopedik doktoruna ve Ostin Bon (Austin Bone) ve Joint Muayenehanesinden Sıtefın Piyırs’a (Stephen Pearce) danıştı. Lusi’nin günümüz yetişkinlerinin vücut ölçülerine uyarlanmış üç boyutlu yazıcıda üretilen modeli gösterildiğinde Piyırs, kırığın kişinin düşmeyi engellemek için kolunu ileriye uzatması sonucu gerçekleştiğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Kepılmın ve çalışma arkadaşları bir Amerika müze turu sırasında antik iskelet Teksas Üniversitesine getirildiğinde Lusi’nin 2008’de bulunan kemiklerinin yüksek çözünürlüklü tomografisini taramışlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Araştırmacılar üst kol kemiği ve kürekkemiğinin yanında, ayak bileği kemiği, bacaklar, leğen kemiği, bel kemiği, kaburga kemiği, çene ve kafatasında da yüksekten düşme sonucu oluşmuş kalıcı hasarlar olduğunu söylediler. 1982’deki raporda izah edildiği gibi, fosilleşme ve yerbilimlik kuvvetler de Lusi’nin kalıntılarında çatlak ve kırıklara yol açmış, diye de eklediler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Nü York’taki (New York) Sıtoniy Bırok (Stony Brook) Üniversitesi Sağlık Merkezinden paleantropolog Vilyım Cangırs (William Jungers) ‘’İlk başlarda kuşkulu olsa da, Lusi’ninki kadar eski bir insan fosilininin ölüm sebebi anlaşılabilir. Kanıt aslında ölüme sebep olmuş bir düşme vakasını işaret ediyor. Başka hiçbir yorum Lusi’nin kemiğindeki zedelenmeyi açıklayamaz.’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Kepılmın ‘’Lusi tırmanırken veya uyurken yere yuvarlanıp ölmüşse, bu Lusi’nin dahil olduğu türün yaşamlarını yerde ve ağaçta geçirmiş olduğu anlamına gelir.’’ dedi. Bazı araştırmacılar Australopithecus afarensis’in iskelet yapısının daha çok yürümeye uygun geliştiği üzerinde uzunca tartışmışlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Cangırs ‘’Ağaçlardan kazayla düşülmesi sonucu doğan ölümler bugün bile özellikle bal için arı yuvalarına müdahale edildiğinde sıklıkla karşılaşılır ve bazı avcı-toplayıcı Afrikalılar, yaban şempanzeleri ve tırmanmaya Lusi’nin olduğundan daha çok uygun hayvanlar arasında görülür.’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Vayt ise ‘’Lusi’nin türü ağaçlara tırmanabiliyordu ama ne sıklıkla tırmandıklarını ve barınmak veya yiyecek toplamak için tırmanıp tırmanmadıklarını bilmiyoruz.’’ dedi.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" width="1320" height="743" src="https://www.youtube.com/embed/7kXP6bNnPjU?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Kaynak:<em> Science News</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;font-size: 12pt">Çeviri: <em>Melike Sönmez</em></span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/fosil-otopsisine-gore-lusi-luci-agactan-duserek-olmus/">Fosil otopsisine göre Lusi (Luci) ağaçtan düşerek ölmüş</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumurtasız Bebek Yapılması Mümkün Mü?</title>
		<link>https://bilimdili.com/doga-cevre/canli/bilim-adamlari-yumurtasiz-bebek-yapmanin-mumkun-olabilecegini-soyluyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Sep 2016 18:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Canlı Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtasız bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=1669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim adamları yapılan deneylerin bir gün yumurtasız bebek yapımının mümkün hale geleceğini gösterdiğini söylediler. Spermi, yumurta tarafından döllenmiş olduğuna kandırıp sağlıklı bir fare bebek üretme konusunda başarılı oldular. Araştırmacılar, Neyçır Kominikeyşıns’taki (Nature Communications) bulguların gelecekte kadınların bebek yapımı sürecinde yer almayacağı anlamına geldiğini söylüyorlar. Çalışma şimdilik döllenme konusundaki bazı detayları açıklamaya yardım ediyor. Ana-baba kavramının [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/canli/bilim-adamlari-yumurtasiz-bebek-yapmanin-mumkun-olabilecegini-soyluyorlar/">Yumurtasız Bebek Yapılması Mümkün Mü?</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bilim adamları yapılan deneylerin bir gün yumurtasız bebek yapımının mümkün hale geleceğini gösterdiğini söylediler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Spermi, yumurta tarafından döllenmiş olduğuna kandırıp sağlıklı bir fare bebek üretme konusunda başarılı oldular.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Araştırmacılar, Neyçır Kominikeyşıns’taki (Nature Communications) bulguların gelecekte kadınların bebek yapımı sürecinde yer almayacağı anlamına geldiğini söylüyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Çalışma şimdilik döllenme konusundaki bazı detayları açıklamaya yardım ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Ana-baba kavramının sonu mu geliyor?</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bath Üniversitesinin bilim adamları deneylerinde döllenmemiş yumurta kullanmakla işe başladılar. Kimyasalları kullanarak yumurtayı yalancı embriyo olduğuna inandırdılar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bu yalancı embriyoların cilt hücreleri gibi sıradan hücrelerle, bölünüşleri ve DNA’larını denetleyişleri gibi noktalarda ortak yönleri çokça bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Araştırmacılar yalancı embriyoya sperm eklenmesi durumunda sağlıklı bebekler üretilebildiği bu durumda, bir gün insanlarda da yumurtadan olmayan hücreler kullanılarak benzer bir sonuç elde edilmesinin mümkün olabileceği sonucuna vardılar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fareler üzerinde yapılan deneylerde başarılı hamileliklere ulaşma oranları dörtte bir idi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Araştırmacılardan biri olan Doktor Toni Peri (Tonny Perry) BBC haber sitesine ‘’İlk kez birileri yavru oluşumunun spermin yumurtadan başka bir şeyle birleştirilmesiyle mümkün olabileceğini gösterdi.’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Üretilen bebek fareler sağlıklıydı, hayatlarının geri kalanını sağlıklı geçirecekleri düşünülüyordu ve kendileri de sağlıklı yavru sahibi olabileceklerdi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Araştırmacıların amacı döllenme sürecinin asıl işleyişini anlamak çünkü sperm yumurtayla birleşirken olan şeyler hala tam olarak biliniyor değil.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Mesela yumurta spermin tüm kimyasal elbisesini tamamen çıkartır ve ona yeni bir kimyasal elbise giydirir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Böylece sperm, sperm gibi davranmayı bırakır ve bir embriyo olur fakat ‘’elbise değişimi’’ sürecinin nasıl işlediği bilinmiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Döllenme sürecinde yumurtaya olan ihtiyacı ortadan kaldırmak toplumda büyük bir tepkiye yol açabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Doktor Toni Peri ‘’Başka bir ihtimal de, uzak gelecekte vücuttaki sıradan hücrelerin spermle döllendirilerek embriyo oluşturmanın mümkün olabileceğidir.’’ dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Başka bir deyişle, iki erkek birinin sıradan hücre bağışlaması ve diğerinin sperm bağışlamasıyla kendi çocuklarına sahip olabilirler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Ya da bir erkek kendi kendine çocuk sahibi olabilir. Bu durumda çocuğu kendine çift yumurta ikizi gibi benzeyecek.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Doktor Toni Peri, bu noktada söylenenlerin yalnızca tahmin olduğunun altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Çin’deki bilim adamları bu yılın başlarında kök hücreden sperm üretebilmiş ve bu spermle sağlıklı bir fare üretebilmek için yumurtayı dölletmişlerdi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Doktor Peri iki alanda yapılan araştırmaların birleştirilmesiyle eninde sonunda sperme ve yumurtaya olan ihtiyacı ortadan kaldırabileceğini iddia etti.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Fıransis Kırik Enstitüsünden (Francis Crick) Profesör Robin Lovell-Badge ‘’Bence bu çok ilginç bir haber ve zoru başardıklarının göstergesi. Eminim ki bu çalışma bize hem döllenme hem de tek hücre aktarımına (klonlama) ilişkin ilk adımların yeniden programlanması hakkında önemli şeyler söyleyecek.’’</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kaynak: <em>Ceyms Gellagır (James Gallagher), BBC</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Çeviri: <em>Melike Sönmez</em></span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/canli/bilim-adamlari-yumurtasiz-bebek-yapmanin-mumkun-olabilecegini-soyluyorlar/">Yumurtasız Bebek Yapılması Mümkün Mü?</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
