<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırım arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/kirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/kirim/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Jan 2023 16:55:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>Kırım arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/kirim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkçülük Yolunda Abide Bir Şahsiyet: İsmail Gaspıralı</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/turkculuk-yolunda-abide-bir-sahsiyet-ismail-gaspirali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2023 16:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Gaspıralı]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<category><![CDATA[Tercüman gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=21367</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsmail Gaspıralı Bey, bazı kaynaklara göre 8 Mart bazı kaynaklara göre ise 21 Mart 1851’de Kırım’da babası Mustafa Ağa-Bey ve annesi köklü bir aileye sahip olan Sultan Fatma Hanım&#8217;ın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Gaspıralı soyadını Gaspıra köyünün ileri gelenlerinden oldukları için almış oldukları bilinmektedir. İsmail Bey&#8217;in doğumundan sonra, ailesi Bahçesaray’a taşınmıştır. İsmail Bey yaşamının ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turkculuk-yolunda-abide-bir-sahsiyet-ismail-gaspirali/">Türkçülük Yolunda Abide Bir Şahsiyet: İsmail Gaspıralı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[


<p class="wp-block-paragraph">İsmail Gaspıralı Bey, bazı kaynaklara göre 8 Mart bazı kaynaklara göre ise 21 Mart 1851’de Kırım’da babası Mustafa Ağa-Bey ve annesi köklü bir aileye sahip olan Sultan Fatma Hanım&#8217;ın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Gaspıralı soyadını Gaspıra köyünün ileri gelenlerinden oldukları için almış oldukları bilinmektedir. İsmail Bey&#8217;in doğumundan sonra, ailesi Bahçesaray’a taşınmıştır. İsmail Bey yaşamının ilk on yılını burada geçirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğrenimini bir süre mahallesindeki okulda devam ettirse de sonrasında Akmescit Erkek Gimanzuyum’unda sürdürmüştür.  Mezuniyetinin ardından başta Voronej sonrasında ise Moskova Askeri Okulu&#8217;na devam etmiştir. Moskova’dayken Rus fikir hayatını, milliyetçiliğini ve politik akımları tanıma fırsatı bulmuştur. Böylece birçok fikir adamını da okumuştur. Bu kişilerden Belinski ve Herzen’den oldukça etkilenmiş olup aklına Rusya’daki Türklerin milliyetçilik fikirlerini açığa çıkarma düşüncesi gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakın arkadaşı Litvanya Tatarı olan Mirza Davud ile Türkiye’ye giderek Girit’te savaşan Türk ordusuna katılıp yardım etmeyi düşünmüşlerdir. Ancak gerekli olan belgeler (pasaport vs.) olmadığı için evlerine gönderilmişlerdir. Bu olaydan sonra ise askerî okuluna dönmeyip bir süre Zincirli Medresesi’nde Rusça öğretmenliği yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırım’dan 1872 yılında ayrılıp Paris’e gitmiş ve buradaki iki yılda Babalar ve Oğullar, İlk Aşk gibi romanları ile tanıdığımız İvan Turgenyev’in yanında asistanlık dahil birçok işle meşgul olup geçimini sağlamıştır. İsmail Bey’in en baştan beri Osmanlı zabiti olabilmek gibi bir hayali vardı. Bunun için de İstanbul’a taşınabilme planları yapıyordu. Fakat İstanbul’daki eşten dosttan bunun ancak Fransızca öğrenmesi şartıyla mümkün olabileceğini duymuş ve bunun için Fransa’ya giderek Fransızcasını geliştirmiş ve tüm çabalarına rağmen müracaatı reddedilince tekrardan Kırım’a dönmek zorunda kalmıştır. Bu sırada çok fazla bilginin olmadığı kısa bir evliliği gerçekleşmiştir. Sonrasında, ikinci evliliğini sanayici olan Akçuralardan İsfendiyar Bey’in kızı Zühre Hanım ile evlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zühre Hanım&#8217;ın Yusuf Akçura’nın halası olması münasebetiyle Türk aydınlarının iki yüce ismi artık bir araya gelmiş ve hısım olmuşlardır. Bazı tarihlerde (1875-1878) elimizde çok az bilgi mevcuttur. Yusuf Akçura’nın ifadesine göre: “O, bu yıllarda fiilen çalışmadı, milli hayatı derinlemesine tetkik etti.”<a href="#_ftn1">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir kaynak ise, bir okulda Rusça dersler verdiğinden hem hitabetiyle hem de yaratılış itibarıyla ve Türkçülük bilinciyle kahvelerde olsun, insanların toplu şekilde bulundukları alanlarda olsun gazete ve dergilerden tercüme çevirilerle çevresindeki birçok insanın gönlünü fethetmeyi başarmıştır. Yine Yusuf Akçura onun için “fevkalade yaratılmış” bir insandır diye bahsetmiştir.<a href="#_ftn2">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKÇÜLÜK FAALİYETLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gaspıralı Bey tüm Türklerin rahatça kullanabileceği, konuşup anlaşabileceği müşterek bir lisanın olması gerektiğini düşünüyordu. Bunun için de yazar, şair, gazeteci yani tüm aydınların hemfikir olması gerekiyordu. Elbette ki Çarlar boş durmuyor, Türk boylarının olsun Türk dilinin olsun bir araya gelmemesi için ellerinden geleni yapıyorlardı. Amaç, dili de dini de asimile etmekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsmail Bey de bunun farkında olduğu için hep “sü uyur, düşman uyumaz” düşüncesiyle hareket etmiş, ihtiyatlı davranmıştır. Hedefe ulaşabilmek için –Rusya Türkleri arasında İslamiyeti doğru bir şekilde aktarabilmek, Rusya’daki Türkleri birleştirip milli bilinci uyandırmak, Osmanlı Türkçesini (ortak bir Türkçe) yayabilmek- sakin ama kararlı adımlar atılması taraftarı olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sloganı daima “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”tir. Öyle ki Türkçülüğün adını anmadan en güzel şekilde Türkçülük yapmıştır. Çünkü Rus hükûmetinin dikkatini çekmemelidir. Gaspıralı için Türk ve Müslümanlık etle tırnak gibi ayrılmaz, ayrılamaz bir bütündür. Halkların kaynaşması için Müslümanlık bilinci şarttır. Türk’ü ezen, hafife alan olduğundan aşağı gösteren zihniyete düşman olmuştur. Türkler üzerinde milli şuurun uyanmasına zemin hazırladığı gibi Osmanlıda da ses değil yankı olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türklük üzerine yaptığı çalışmalardan sadece biri olan “Türkistan Uleması” adlı eseri ile de Türklerin ne kadar değerli bir millet olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatı hep soru-cevap üzerine geçen İsmail Bey Gaspıralı sürekli Türklüğün, Türk dünyasının, Türk dilinin içinde bulunduğu durumdan ne zaman kurtulup yükselişe geçeceğini düşünmüştür. Buna cevap olarak da uyuyan halkı uyandırma, örümceklenmiş olan zihinleri değiştirme, milletin hâlinden haberdar olma, çok dinleyip az konuşma, dili yabancı kelimelerden arındırma olarak nakletmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TERCÜMAN GAZETESİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gaspıralı Bey’in  fikirlerini ortaya koyabileceği bir yayın organına ihtiyacı vardı. Bu yoldaki birçok mücadelesi yanıtsız kalsa da asla pes etmemiştir. Tüm zorlukları yenip sonunda 1883’te gerekli izinleri alarak “<em>Tercüman</em>” adıyla bir gazete çıkarmıştır. Gazete milli bilinç üzerinde çok fazla tesir etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk dünyasında ve Rusya’daki Müslümanların birlik ve beraberliği adına bir yazı dili oluşturulması gerekiyordu. Bu dil de gayet sadeleştirilmiş bir Osmanlı Türkçesi idi. Dil Kırım’dan Türkistan’a, Kazan’dan Kafkasya’ya kadar tüm Türk dünyasında rahat bir şekilde anlaşılmaktaydı. Zaten gazetenin her  sayfasının bir kısmı Türkçe bir kısmı da Rusça olacak şekilde yayımlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkçe kısmı “Tercüman”, Rusça kısmı “Perevotçik” olarak geçmektedir. Şöyle ki Tercüman’ın ilk zamanlarında 320 kadar alıcısı varken İsmail Bey’in sonsuz gayretleri ile bu sayı altı binlere kadar çıkmıştır. Gazete özellikle Kırım ve Azerbaycan aydınları tarafından büyük ilgi görmüştür. Resmen Kırım’da doğan ikinci güneş olmuştur. Hatta aydınlardan biri olan Osman Akçoraklı bu gazete için “<em>Tercüman bizim millî edebiyat, millî maarif, millî tarihî ceddimizin hâzinesidir</em>.&#8221;<a href="#_ftn3">[3]</a> demiştir. Artık Rusya Müslümanlarının en etkili iletişim aracı bu gazetedir. Sonrasında abone sayısı on binlere kadar ulaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazetenin böyle uzun ömürlü olmasındaki en büyük sebeplerden biri de temkinli davranılmış olup Rus hükûmetini kızdıracak kelimelerden uzak durmaktı. Gazeteyi o kadar çok sevmişlerdir ki İsmail Bey vefat ettiğinde bile 30 gün boyunca yas tutulmuştur. Ama maalesef uzun yıllar (altı yıl) Osmanlı ülkesine girememiş istibdadın kalkması ve Gaspıralı’nın gayretleri sonucu sansür kaldırılmış gazete yayın sürecine kaldığı yerden devam etmiştir. İlk sayının içeriğinde şu kısımlar mevcuttur: İdareden, yüz yıl başı, Rusya’da Matbuat-ı İslamiye, Munacaat (İdareye Mektuptan), Ahbar-ı Mahalliye, Ahbar-ı Dahiliye, Ahbar-ı Hariciye, ilanat.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısacası bu gazete 1905 yılına kadar Rusya’daki Türklerin uzun soluklu tek gazetesi olmuş tam 35 yıl boyunca yayın hayatına devam etmiştir. Bir bakıma şöyle de denebilir ki Rusya Türkleri, Türklük bilincini Gaspıralı Bey’e borçludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetlemek gerekirse İsmail Gaspıralı Bey dünyaya geldiği dönem ve coğrafyadaki sıkıntıları görmekle kalmamış bu sıkıntıların çözümüne çare ararken Türkçülük fikrini zihin dünyasında olgunlaştırarak bütün Türk halklarının sorunlarına çare olarak görmüştür. Bu çareyi &#8220;Dilde, fikirde, işte birlik.&#8221; söylemi ile ilkeselleştirirken yayımladığı Tercüman Gazetesi ile esir Türklere, ortak bir alfabe/lisan birliğine dikkat çekmiş ve bir anlamda makro düzeydeki ilk kültürel Türkçülük hareketini başlatmıştır. Ortaya koyduğu ilke, Türkçülere ufuk olmaya devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1.https://www.tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2020/03/14_Yal%c3%a7%c4%b1ner-G%c3%bcnd%c3%bcz-N.-Gasp%c4%b1ral%c4%b1-%c4%b0smail-Bey-ve-Dilde-Birlik.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph">2.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1070284</p>



<p class="wp-block-paragraph">3.https://islamansiklopedisi.org.tr/gaspirali-ismail-bey</p>



<p class="wp-block-paragraph">4.Devlet Nadir, Gaspıralı İsmail, Türk Büyükleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5.Hablemitoğlu Necip, Gaspıralı İsmail.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6.Dergi Türkiz, Sayı 17.</p>


<hr class="wp-block-separator" />


<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref1">[1]</a> Akçura: Aynı eser, s. 339, Kırımer: Aynı yerde, s. 20.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref2">[2]</a> Yusuf Akçura: aynı eser, s.337.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="#_ftnref3">[3]</a>Osman Akçoraklı: Milli Hâzinemiz. Tercüman, nu: 202, 1915 Bahçesaray,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kınmal: Kınm Türkleri&#8217;nin Millî-Kurtuluş Hareketi. Dergi, sayı: 47, s. 63, 1967, Münih.</p>


<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/turkculuk-yolunda-abide-bir-sahsiyet-ismail-gaspirali/">Türkçülük Yolunda Abide Bir Şahsiyet: İsmail Gaspıralı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım&#8217;da Geç İskit Dönemine Ait Türk Varlığını Gösteren Keşifler</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/kirimda-gec-iskit-donemine-ait-turk-varligini-gosteren-kesifler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saltuk Buğrahan Altındaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2021 08:07:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARKEOLOJİ & TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türk arkeolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[iskit]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<category><![CDATA[Kırımda iskitler]]></category>
		<category><![CDATA[sakalar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=19317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çeviri: Saltuk Buğrahan Altındaş Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü, Eylül 2020&#8217;den beri Sivastopol&#8217;de Tavrida Otoyolu&#8217;nun son bölümünde, büyük ölçekli kazı çalışması yürütmektedir. Çalışmalar, İnkerman Vadisi&#8217;nde dik ve yüksek bir tepenin eteklerinde yer alan inşaat bölgesini araştırması kapsamında 2018 yılında keşfedilen Kil-Dere 1 isimli mezarlık alanında gerçekleştirilmektedir. Roma döneminde İnkerman Vadisi kalabalık bir nüfusa sahipti. Bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/kirimda-gec-iskit-donemine-ait-turk-varligini-gosteren-kesifler/">Kırım&#8217;da Geç İskit Dönemine Ait Türk Varlığını Gösteren Keşifler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çeviri: Saltuk Buğrahan Altındaş</strong></p>
<p>Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü, Eylül 2020&#8217;den beri Sivastopol&#8217;de Tavrida Otoyolu&#8217;nun son bölümünde, büyük ölçekli kazı çalışması yürütmektedir. Çalışmalar, İnkerman Vadisi&#8217;nde dik ve yüksek bir tepenin eteklerinde yer alan inşaat bölgesini araştırması kapsamında 2018 yılında keşfedilen Kil-Dere 1 isimli mezarlık alanında gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>Roma döneminde İnkerman Vadisi kalabalık bir nüfusa sahipti. Bu yerleşimlerin izleri bölgedeki arkeologlar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu keşiflere bölgeden sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Sovkhoz 10, Tchernaya Rechka &amp; İnkerman isimli mezar alanları da dâhil edilmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_19319" aria-describedby="caption-attachment-19319" style="width: 477px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-19319" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02.jpg" alt="" width="477" height="306" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02.jpg 639w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02-300x192.jpg 300w" sizes="(max-width: 477px) 100vw, 477px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19319" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünden çıkarılan mezar taşları. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure><br />
Kazılan taş lahitler iki odalı yer altı mezarlardan oluşmaktadır. Amforaya yerleştirilmiş yanmış bir cesedin kalıntılarının bulunduğu kremasyon gömüsü de ortaya çıkarılmıştır. Mezar yerinin sınırları ve mekânsal organizasyonu belirlenerek batı sınırı, doğal bir kaya çıkıntısıyla; doğu sınırı, mevcut yolun eğilimiyle; güney sınırı, tepenin güney yamacıyla ve kuzey sınırı ise kazıların devam edeceği tepenin eteğinde tanımlanmıştır. Mezar alanının güney kesiminde batıya ve doğuya bakan belirgin bir mezar sırası bulunmakla birlikte orta kesiminde yoğunluğunun arttığı ve mezarların üst üste yerleştirildikleri tespit edilmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_19321" aria-describedby="caption-attachment-19321" style="width: 444px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-19321" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04.jpg" alt="" width="444" height="296" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04.jpg 639w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-187x124.jpg 187w" sizes="(max-width: 444px) 100vw, 444px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19321" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünde yağmalanmış mezarlar. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>2, 3, 4 &amp; 6 numaralı mezarların güney kesiminde mezar taşları bulunmuştur. 6 no&#8217;lu mezarda, mezar taşının yanına kurbanlık yiyecekler için oval bir oyuk olan dikörtgen bir taş yerleştirilmiştir. Daha sonraki çalışmalar sırasında, çeşitli motiflerle 63 mezar taşı daha keşfedildi. Bunlar: Antropomorfik steller, maskeli mezar taşları ve stel kaideleridir.</p>
<p><figure id="attachment_19320" aria-describedby="caption-attachment-19320" style="width: 523px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-19320" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03.jpg" alt="" width="523" height="308" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03-300x177.jpg 300w" sizes="(max-width: 523px) 100vw, 523px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19320" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünden çıkarılan mezar taşları. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Mezar taşları, genellikle soylu ve varlıklı insanların mezarlarına yerleştirilmiştir. Kil-Dere 1 nekropolündeki çok sayıda mezar taşı, Hersonisosi’un yakın çevresi ve tüm Güneybatı Kırım’da özel statüsünü yansıtmaktaydı. Nitekim diğer mezarlıklarda sadece 15 adet benzer mezar taşları bulunmuş ve bu onu Kırım&#8217;daki &#8220;Geç İskit&#8221; döneminden elde edilen en önemli koleksiyon haline getirmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_19322" aria-describedby="caption-attachment-19322" style="width: 476px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19322" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05.jpg" alt="" width="476" height="298" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 476px) 100vw, 476px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19322" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünde yağmalama sırasında açılmış çukurlar. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Mezar alanında, şu ana kadar değerli metal buluntuları da dâhil olmak üzere 1200&#8217;den fazla buluntu elde edilmiştir. Seramik malzemeler -sürahiler, tabaklar ve kâseler- çömlekçi çarkında yapılan kırmızı lake kaplarla temsil edilmekteydi. Bazı tabaklar damgalarla özellikle de &#8220;planta pedis&#8221; motifleriyle ayak tabanı şeklinde süslenmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_19323" aria-describedby="caption-attachment-19323" style="width: 430px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19323" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b.jpg" alt="" width="430" height="241" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-414x232.jpg 414w" sizes="auto, (max-width: 430px) 100vw, 430px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19323" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünde bulunan çömlekler. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Ocak 2021 itibariyle, tüm nekropolün %75&#8217;ini oluşturan 6,345 m<sup>2</sup>’lik alan incelenmiştir. Kazılar sırasında elde edilen arkeolojik buluntular, M.S. 2. ila 4. yüzyıllar arasında Güneybatı Kırım&#8217;ın &#8220;Göçebe Nüfusu&#8221; araştırması için önemli bir tarihsel kaynak konumundadır (Haberde Göçebe Nüfus yerine Barbar Nüfusu ibaresi yer almaktaydı. Fakat böylesine sistemli mezar yapıları ve çömlek işlemleri üreten bir toplumun barbar olarak ifade edilmesi tamamen kasıtlı gözükmektedir).  Bu malzemeler mezar alanının, M.S. 1. ve 2. yüzyılların başlarından M.S. 4. yüzyılın sonlarına kadar &#8220;Kavimler Göçü&#8221; sırasında kullanılmaya başladığını kanıtlamaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_19324" aria-describedby="caption-attachment-19324" style="width: 424px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19324" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06.jpg" alt="" width="424" height="567" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06.jpg 479w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 424px) 100vw, 424px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19324" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünün havadan görünümü [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Kaynak: The Institute of Archaeology of the Russian Academy of Sciences</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/kirimda-gec-iskit-donemine-ait-turk-varligini-gosteren-kesifler/">Kırım&#8217;da Geç İskit Dönemine Ait Türk Varlığını Gösteren Keşifler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8. Uluslararası Sudak Bilim Konferansı (27-28 Eylül 2018/ Son Başvuru Tarihi 25 Haziran 2018)</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/8-uluslararasi-sudak-bilim-konferansi-27-28-eylul-2018-son-basvuru-tarihi-25-haziran-2018/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2018 18:27:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[8. Uluslararası Sudak Bilim Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz'in kuzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=11967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli Bilim İnsanları 27-28 Eylül 2018’de düzenlenecek olan 8. Uluslararası Sudak Bilim Konferansı’na siz değerli bilim insanlarını aramızda görmekten onur duyarız. Sudak kalesinin (1868) bir müze statüsünün verilmesinin 150. yıldönümü ve Milli rezervin bir parçası haline gelmesinin 60. yıldönümü anısına. Konu Başlıkları ve Bölümler: Bölüm 1: Eski Çağda Kırım ve Kuzey Karadeniz’in Tarihçesi ve Arkeolojisi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/8-uluslararasi-sudak-bilim-konferansi-27-28-eylul-2018-son-basvuru-tarihi-25-haziran-2018/">8. Uluslararası Sudak Bilim Konferansı (27-28 Eylül 2018/ Son Başvuru Tarihi 25 Haziran 2018)</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Değerli Bilim İnsanları</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">27-28 Eylül 2018’de düzenlenecek olan<strong> <em>8. Uluslararası Sudak Bilim Konferansı</em></strong>’na siz değerli bilim insanlarını aramızda görmekten onur duyarız.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sudak kalesinin (1868) bir müze statüsünün verilmesinin 150. yıldönümü ve Milli rezervin bir parçası haline gelmesinin 60. yıldönümü anısına.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong>Konu Başlıkları ve Bölümler:</strong></span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bölüm 1: Eski Çağda Kırım ve Kuzey Karadeniz’in Tarihçesi ve Arkeolojisi.</span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bölüm 2: Bizans- Kırım- Rus: Ettiler ve Kültür Bağları</span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bölüm 3: Koruma ve Restorasyon Sorunları.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong>Önemli Tarihler:</strong></span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Son Başvuru Tarihi 25 Haziran 2018</span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Konferans Tarihi 27-28 Eylül 2018</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong>Konferans Yeri</strong>: St. Kiev Kiev “, 24 Volodymyrska St.,Kiev, Ukraina,01001: (e-posta: <a href="mailto:ira_trush@mail.com">ira_trush@mail.com</a>).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ayrıntılı bilgi için bkz. <a href="https://byzantina.wordpress.com/2018/04/02/conf-184/">https://byzantina.wordpress.com/2018/04/02/conf-184/</a></span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/8-uluslararasi-sudak-bilim-konferansi-27-28-eylul-2018-son-basvuru-tarihi-25-haziran-2018/">8. Uluslararası Sudak Bilim Konferansı (27-28 Eylül 2018/ Son Başvuru Tarihi 25 Haziran 2018)</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaspıralı İsmail Bey </title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/gaspirali-ismail-bey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadir Celep]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2016 12:19:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Gaspıralı İsmail Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=3411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaspıralı İsmail Bey Gaspıralı İsmail Bey’i tanımadan ve onun önderlik ettiği yenileşme hareketini bilmeden son dönem Türk tarihini  yazmak kesinlikle mümkün değil. Bu döneme ilişkin Kırım, Kafkasya-Azerbaycan, İdil-Ural, Orta Asya ve de etkileri açısından da Osmamlı ve de İslam tarihini yazacak olanların yanısıra, Türk Eğitim Tarihi, Türk Basın Tarihi ve Sosyal Tarih araştırmacıları için Gaspıralı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gaspirali-ismail-bey/">Gaspıralı İsmail Bey </a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Gaspıralı İsmail Bey</h1>
<p><div class="mks_pullquote mks_pullquote_right" style="width:300px; font-size: 12px; color: #ffffff; background-color:#39a883;">&#8220;<em>Geri kalmışlığımızın tek nedeni cehaletimizdir. Avrupa&#8217;da neyin icat edildiğine veya neler olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Bu izolasyondan kurtulmak için bunları okuyabiliyor olmamız gerekirdi; Avrupa fikirlerini yine Avrupalı kaynaklardan öğrenmeliyiz. İlk ve orta okullarımızın müfredatlarına bu dersleri koymalıyız ki, göz bebeklerimiz yani öğrencilerimiz bu fikirlere ulaşabilsin.&#8221;</em></div></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı İsmail Bey’i tanımadan ve onun önderlik ettiği yenileşme hareketini bilmeden son dönem Türk tarihini  yazmak kesinlikle mümkün değil. Bu döneme ilişkin Kırım, Kafkasya-Azerbaycan, İdil-Ural, Orta Asya ve de etkileri açısından da Osmamlı ve de İslam tarihini yazacak olanların yanısıra, Türk Eğitim Tarihi, Türk Basın Tarihi ve Sosyal Tarih araştırmacıları için Gaspıralı vazgecilmez bir kaynaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">1851&#8217;de Bahçesaray&#8217;ın yakınındaki Avcı köyünde doğan, Türklerin ve daha da özel olarak Rusya Türklerinin ünlü kuramcı yazarı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Babası Mustafa Ağa, Alupka ve Yalta arasındaki Gaspıra köyündendir. Mustafa Ağa, Odessa&#8217;daki Askerî Lise&#8217;nin mezunlarındandı. 1854&#8217;de Sivastopol Savaşı sırasında Mustafa Ağa Bahçesaray&#8217;a yerleşmiştir ve oğlunu önce Bahçesaray&#8217;daki Zincirli Medrese&#8217;ye ve daha sonra da 10 yaşında iken Simferopol Gymnasium&#8217;una göndermiştir. İki yıl sonra İsmail Gaspıralı, Voronezh Askerî Lisesi&#8217;ne gitmiştir, sonrasında Moskova Askerî Lisesi&#8217;ne nakledilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı aslen Litvanyalı bir Tatar olan Mustafa Mirza Davidoviç&#8217;le birlikte, onların müdürü, tanınmış bir Pan-Slavist ve Moskovskiya Vedomosti gazetesinin editörü olan ve onları her hafta kendi evine davet eden İvan Katkov&#8217;un dikkatini çekmiştir. 1867&#8217;deki Girit ihtilali sırasında Katkov&#8217;un Türkiye&#8217;ye karşı göstermiş olduğu düşmanlık, bu iki gençte bir tepkinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur ve bu iki genç Girit&#8217;de Türk tarafında gönüllü olarak hizmet etmek amacıyla Odessa&#8217;ya gitmişlerdir. Bununla birlikte pasaportları olmadığı için tutuklanarak, geriye Kırım&#8217;a kendi evlerine gönderilmişlerdir. İsmail Bey, Bahçesaray&#8217;da Zincirli Medrese&#8217;de mecburî Rusça öğretmenliğine tayin edildi. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">O hep Türkiye&#8217;ye gitmeyi ve subay olmayı düşünmüştür ve bunu yapmak için Fransızca öğrenmenin gerekli olduğunu fark etmiş, Bahçesaray&#8217;daki dört yıllık memurluk yaşamı sırasında Fransızca öğrenmiştir. Aslında bu dil hakkında bazı bilgileri Moskova&#8217;da Askerî Lise&#8217;de iken elde etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">1872&#8217;de Kırım&#8217;dan ayrılan Gaspıralı İstanbul, Viyana, Münih ve Stuttgart üzerinden Paris&#8217;e gitmiştir. Paris’de geçirdiği iki yıl içinde ünlü Rus yazarı İvan Turgenyev&#8217;e asistanlık yapmak da dahil çeşitli işlerle geçimini sağlamıştır. 1874&#8217;de öteden beri içinde yatan Osmanlı zabiti olma arzusuyla İstanbul&#8217;a gelmiştir. Ancak burada geçirdiği bir yıla yakın süre içerisinde başvurusuna olumlu karşılık alamamış ve tekrar Kırım&#8217;a dönmüştür. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Paris&#8217;de iken geçimini bir reklam ajansında tercümanlık yaparak sağlamıştır. Amacı Türkiye&#8217;ye gitmek olduğu için Paris&#8217;de Genç Osmanlılar&#8217;ın yer aldığı oluşumlara çok fazla karışmamıştır. Sonunda 1874&#8217;de İstanbul&#8217;a gitmiş ve orada daha önce yerleşmiş olan amcası Süleyman Efendi&#8217;nin yanında kalmıştır. Türk Harp Okulu&#8217;na girmek için büyük bir gayret göstermiş, fakat Rus büyükelçisi İgnatiyev bunu öğrendiğinde Sadrazam Mahmud Nedim Paşa üzerinde nüfuzunu kullanmış ve bu teşebbüsü engellenmiştir. Sonunda bir yıl boş yere bekleyen İsmail Gaspıralı, Kırım&#8217;a geri dönmüştür. İstanbul&#8217;da bulunduğu sırada St. Petersburg ve Moskova&#8217;da çıkan bazı Rusça gazetelerde Doğu&#8217;daki yaşamı tanımlayan, siyasî içerikli olmayan makaleler yayımlamıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">1874 ve 1878 yılları arasında Kırım Türklerinin köy yaşamı ile içli-dışlı olmaya başlamış ve hayatının bu dönemini 1906&#8217;da yayımlanan Gündoğdu adlı öyküsünde tasvir etmiştir. Bu öyküde kendisinden Danyal Bey adı altında söz eder. Milletinin gereksinimleri, köy yaşamı ve öğretim ile içli-dışlı olduğunda bu Danyal Bey, anlar ki, bir gazete çıkarma ve milletini dünyadan haberdar etmek yaşamsal bir gereksinimdir. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İsmail Bey 1878&#8217;de Bahçesaray&#8217;a belediye başkanı seçilmiş ve 1879&#8217;da bir gazete çıkarma izni için Çar hükûmetine başvurmuş ama bu isteği geri çevrilmiştir. Bunun üzerine Simferopol&#8217;de Rusça olarak yayınlanan &#8220;Tavrida&#8221; gazetesine Rusya İmparatorluğu&#8217;nun Müslümanlarıyla ilgili ciddî siyasî makaleler yazmıştır. Arada bir makaleler toplusu (koleksiyonu) yayımlamıştır; Gaspıralı, kendi görüşlerini yaymak üzere 1881-1882 yılları arasında &#8220;Tonguç&#8221;, &#8220;Şafak&#8221;, &#8220;Kamer&#8221;, &#8220;Ay&#8221;, &#8220;Yıldız&#8221;, &#8220;Güneş&#8221;, &#8220;Hakikat&#8221; ve &#8220;Latail&#8221; olmak üzere çeşitli kitapçıklar yayımlamıştır. Bu kitapçıklarda genel olarak dil sorunu incelenmiştir. Daha sonra ilk ikisi Türkçe olan ve özellikle Rusya coğrafyasındaki Türk topluluklarına, coğrafya olaylarını, eğitim sistemlerini, basını, sağlık konularını anlatan, &#8220;Mirat-ı Cedit&#8221;(Yenilik Aynası) ve &#8220;Salname-i Türki&#8221; ile, Rusya&#8217;daki Türk topluluklarının durumunun ve çağdaşlaşma sorunsalının incelendiği, Rusça &#8220;Russkoe Musulmanstvo&#8221; adlı üç yapıt kaleme almıştır. Gaspıralı, bu yapıtında, Ruslar ve Türkler arasında eşitliği savunmuş ve Rus hükümetinin Türkler&#8217;in kimliklerini ve kültürlerini eriterek, yok etme uğraşılarına açıkça karşı çıkmıştır</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İsmail Bey, bu yapıtta, kendisini Rusya&#8217;nın sadık bir tebaası olarak göstermesine ve hatta Ruslar&#8217;ın Tatar egemenliğinden kurtulmasını onaylar bir biçimde konuşmasına karşın Rus çevreleri bunun bir araç olduğuna inanmış ve bu yapıtı kuşku ile karşılamışlardır. O, bu yapıtta, Rus yönetimi altındaki Türk-Tatarları tek bir Rus Müslümanları toplumu olarak yansıtmış ve bu yolla Batı uygarlık dairesi içerisinde yer alabileceklerini göstermiştir. Türkçe yayımladığı bu kitapçıklarda O, şunu işaret etmiştir; eğer Türk-Tatar toplulukları dağınık kalırsa sonuç yıkım olur. Kurtuluşun tek yolu olan yeni Batı uygarlık dairesi içerisinde yer almak için birlikte hareket etmeleri gerektiğini onlara kendi dilleri aracılığıyla anlatmayı denedi. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">O, 1883&#8217;te Tercüman adlı bir gazete yayımlamak için izin almıştır. Gazetenin Rusça adı &#8220;Perevodçik&#8221;ti ve ilk sayılarında Rusça bölümü daha önemli olmuştur. Uygarlığın nimetlerinin, Rusya&#8217;daki Türk toplulukları arasında yayılması konusunda gazetenin bir tercüman rolü oynaması gerektiğini açıklamıştır. Türkçe bölümü giderek genişlemiş ve daha önemli duruma gelmiştir. Daha sonra l890&#8217;da Tercüman &#8220;politika, öğretim-eğitim ve edebiyatla ilgili millî bir gazete&#8221; olmuştur. 1905&#8217;den sonra Tercüman-i Ahval-i Zaman  adını almış ve gazetenin başlığına &#8220;Dilde, fikirde işte birlik&#8221; sözü yerleştirilmiştir. Sonunda Rusça bölümün yayınlanması bırakılmış ve gazete Rus imparatorluğundaki Türk topluluklarının dileklerinin ve düşüncelerinin tercümanı olmuştur. Kazan, Kafkasya, Türkistan ve Sibirya&#8217;da yaşayan bütün Türkler, kendilerinin millî ülkülerini genişçe yayan bir gazete olarak kabul etmişlerdir. Bu gazetenin Türk aydınları üzerindeki derin etkisi, 1886&#8217;da yayımlanan ve ilk Tatar romanı olan Musa Akyiğit&#8217;in Hüsameddin Molla adlı yapıtından, 1908&#8217;de Tercüman&#8217;ın yayınlanışının 25. yılı dolayısıyla Rus İmparatorluğu&#8217;nun her bölgesinden gelmiş delegelerin hediye ve konuşmalarından ve o yıl gazetenin tirajının artmış olmasından anlaşılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">-Bu dönemde Rusya&#8217;nın Japonlar karşısındaki ani yenilgisi de gazetenin ve bu yöndeki etkinliğinin artmasında etkili olmuştur. Çünkü 2. Nikola&#8217;nın tutumu ile birlikte düşünsel alanda bir özgürleşme dönemi-kısa da olsa- olmuştur.-</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İsmail Bey, Kazan soylularından ve sanayici Akçurin alilesinden Zehra Hanım&#8217;la evlenmiştir. Bu evlilik nedeniyle O&#8217;nun Kazan Türkleriyle bağları kuvvetlenmiştir. O, Azerbaycan Türk yazarları Hasan Bey Melikov, Ünsizade, Topçubaşı ve diğerleriyle sürekli temas hâlinde olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">1905 devriminden sonra özellikle &#8220;edebî dil&#8221; ve öğretim sorunlarını gidermek üzere bir program tasarlamıştır. Bu programda ilkokul öğretiminde ilk üç yılda mahallî Türk lehçelerinin kullanılmasını önermiştir. Sonraları &#8220;ortak edebî dil&#8221;, öğretimin genel dili olacaktır. O&#8217;nun özgün bir biçimde ileri sürdüğü &#8220;ortak edebî dil&#8221; ülküsü, temelde Tatar Türkçesi olan bir dile Osmanlıcanın eklemlenmesidir, ama kendisiyle çalışan kişilerin de etkisiyle Osmanlıca etkisi artmış ve sonuçta Rusya&#8217;daki Türk toplulukları tarafından anlaşılabilen basit bir Osmanlıca olmuştu.18.</span><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">asırda Kaşgardaki Çin işgalini anlatan Aslan Kız ve Gülcemal Bikeç adlı öyküleri ve Bahçesaray&#8217;dan Taşkent&#8217;e adını taşıyan kendi yolculuk anılarını içeren yazıları &#8220;İlâve&#8221;nin bir çok sayısında yayınlanmıştır. İlhanlılar tarihinde önemli rol oynamış Bağdat Hatun hakkındaki öyküleri l893&#8217;de yayımlamıştır. O, Bursalı Tahir&#8217;in “Türklerde İlim ve Fünun” adlı bilimsel eserinin genişletilmiş bir yorumunu  -Saadettin Taftazanî&#8217;nin bazı tartışmaları da onun içinde olmak üzere-  &#8220;İlâve&#8221;de yayımlamıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Tercüman&#8217;da İştirakiyyun başlığı altında yayımladığı makaleler dizisinde Müslüman milletler arasında kültürel bir birlik oluşturmak hakkında düşünmeye başlamıştır. Bu amaçla 1907&#8217;de Mısır&#8217;da genel bir Müslüman kongresi toplamak istemiştir. Özellikle kendisi oraya giderek, hatta Abdullah Taymas&#8217;la birlikte En-Nahda adlı Arapça bir gazete yayımlamağa başlamıştır. Bu çabayla da yetinmeyip Hindistan&#8217;a da bir yolculuk yapmış, fakat bu çabaları O&#8217;nun ümit etmiş olduğu sonuçları vermeyince, Bahçesaray&#8217;daki eski uğraşısına geri dönmüştür.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı, Tercüman&#8217;daki &#8220;Bizim Hal ve Maişet&#8221; adlı makalesinde yeni fikirlerle eski fikirleri, şu alâka çekici cümlelerle anlatır: </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><em>&#8220;&#8230; Umumiyet ve ekseriyet üzere görenek esiri muhafazakâr (konservatör) olan ahâliden terakki ve ıslahat muhibleri (liberaller) ayrılıp, eşya ve ahvâle bakış ve dünyadan istek ve matlab cihetlerinde birbirlerinden tefrik oldular.&#8221;</em></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İsmail Bey&#8217;in diğer yayınları arasında 1901&#8217;de basılan Mebadi-i Temeddün-i İslamiyyan-i Rus ve 1896&#8217;da basılan yirmi sayfalık Rusça, Rus ve Şark Anlaşması (Russko-vostoçnoye soglashenye) adlı yapıtlar da vardır. İsmail Bey, çabalarının olumlu sonuçlarını görerek yaşamının son yıllarında Batı uygarlık dairesi içerisinde yer almayı, Rusya&#8217;daki Türk toplulukları için manevî bir intihar olarak gören aşırı eğilimlere karşı savaşım vermiştir, I. Dünya Savaşı sırasında ümitlerle coştuktan sonra 11 Eylül 1914&#8217;de Bahçesaray&#8217;daki evinde ölmüş ve oraya defnedilmiştir. Ölümünden sonra oğlu ve kızları Tercüman gazetesinin yayınını bir süre için devam ettirmiştir. Tercüman 31 yıl yayımlanmıştır</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İsmail Gaspıralı&#8217;nın dizi olarak çıkartmış olduğu 5 yayın, yine 27 adet kitap-kitapçık ve yüzlerce makalesi bulunmaktadır. </span><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kızı Şefika Gaspıralı babasının kişisel özelliklerini genel olarak şöyle belirtmektedir;</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">“Babam, şen, konuşkan ve güleç yüzlü bir insandı. Eğlenceyi severdi. Yaz aylarında bahçede şenlikler düzenler, çalgı oyun ve dansla misafirlerini ağırlardı… Babamın insan terbiyesinde, önem verdiği yön, sabır ve alçakgönüllülük idi. Biz evlatlarına da her fırsatta bunların erdemini anlatır, aşılamaya çalışırdı… Rahmetli, biz evlatlarını hep okumaya isteklendirirdi. Okuyacağımız kitapları kendisi seçerek satın alır, özellikle klasik eserleri tercih eder ve dergilere de abone olurdu. Seçtiği eserlerin hepsi anlamlı ve milletseverlik duygusu aşılayan cinsten olurdu.”</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">-İsmail Bey’in düşünce dünyası ve algılayış farkı kendisini aile fertleri ile olan ilişkilerinde de göstermektedir. O, iyi bir konuşmacı, düşünür, siyasetçi olmasının yanında aynı zamanda da iyi bir aile babasıdır.-</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">İsmail GASPIRALI, var olan sorunları yakından zilediğinden, yabancı egemenliği altında yaşayan soydaş ve dindaşlarını uyandırmak, onların seslerini duyurmak amacıyla yayın yoluyla etkin bir siyaset gütmek istemiştir. İlk girişim olarak, Akmescit&#8217;de çıkan Rusça &#8220;Tavrida&#8221; gazetesinde &#8220;Rus İslâmı&#8221; (Russkoe Musulmastvo) başlıklı sonradan kitapçık olarak da yayınlanan bir yazı dizisi kaleme almıştır. Burada, Rusya ile onun Müslüman uyruğu arasındaki ilişkilere değinerek, bu kadar çok sayıda Müslüman’ı içinde bulunduran Rusya&#8217;nın bir Ortodoks Hıristiyan devleti olduğu kadar aynı zamanda bir Müslüman devleti sayılmasının da doğru olacağını savunmuştur. Ona göre, imparatorluğun bu iki ana unsuru birbirini daha iyi tanımalı ve Ruslar çağa uygun bir eğitim sisteminden ve bilimden yoksun bir durumda bulunan Müslümanların buna kavuşmasına engel olmamalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı&#8217;nın bu ilk yapıtı özellikle Rus hükümetine ve çevrelerine yönelik yazılmıştır. O, Kırım&#8217;dakilerin de içinde olduğu Rusya&#8217;daki Türk topluluklarının, millî bir uyanışa geçmedikleri durumda eriyip gitme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ve bunun ancak Rusya hükümeti karşıya alınmadığı takdirde gerçekleşebileceğini düşünmüştür. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Türk toplulukları üzerindeki Rus egemenliği bu insanların içinde bulundukları geri kalmışlık ve ezilmişlik şartları altında değiştirilmesi mümkün olmayan bir gerçekliktir. Zamansız ve maceracı hareketler ise Gaspıralı&#8217;ya göre ancak yıkımla sonuçlanabilir. Öncelikle Rusya içindeki milyonlarca Müslüman cehalet ve ekonomik çöküş durumundan kurtulmalı, ayrıksı durumdaki cemaatlerden birleşmiş, çağdaş bir millet yapısına dönüşmeliydiler. Hepsi Müslüman oldukları için İslâm&#8217;ın özünde var olan temel dinî birlik olgusu bunları birleşmeye yönelndirdiği gibi, büyük çoğunluğu itibarıyla da (az-çok farklı lehçelerde de olsa) aynı dili yani Türk dilini konuşan halklar olduklarından etnik ve dinî temellerde tek bir millet halinde bütünleşmeleri gereklidir. Tek tek ele alındığında var olan sorunlarla başa çıkabilmelerine olasılık verilemeyen bu Müslüman-Türk halkları, birleşip bütünleştiklerinde büyük bir gizil güç meydana getirebilirlerdi. Bütün bunların ön koşulu ise, Rusya İmparatorluğu&#8217;nda yaşayan Türk-Müslüman toplumların geri kalmışlık ve cehalet zincirlerini kırmalarını sağlayacak ve birbirlerine yakınlaşıp bütünleşmelerini olabilir kılacak çağın gereksinimlerine uygun bir eğitim sisteminin oluşturulmasıdır. Bu sistem Türkçe eğitim vermeli ve Gaspıralı&#8217;nın tasarımındaki millî bütünleşmenin altyapısını hazırlayacak bir ortak Türk edebî dilinin gerçekleşmesine araç olmalıydı. Bunun yanı sıra, oluşacak millî bir Türk basını da bu toplumların birbirlerinden haberdar olmalarında ve kaynaşmalarında yaşamsal bir rol oynayacaktır. Ancak, bütün bu evrelerde Rus hükümetinin kızgınlığını çekecek tavırlardan uzak durmalı, Batı&#8217;nın bilimini Ruslar aracılığıyla alabilmek için çaba gösterilmeli ve genel olarak Rusya&#8217;daki gelişmelerden uzak kalınmamalıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">-İsmail bey Türk milletinin siyasi bağımsızlıktan önce eğitim yönünden eksiklerini gidermesi gerektiğini düşünmüş ve eğitimde çağdaşlaşmadan bağımsız bir yapı olamayacağını savunmuştur.-</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı öncelikle bu düşüncelerini yavaş yavaş ve temkinli bir bçimde de olsa ortaya koyabileceği Türkçe bir yayın organına gereksinim duymuştur. Sonunda, 1883&#8217;de bütün içeriğinin Rusçasının da birlikte yayınlanması koşuluyla Tatar Türkçesi bir gazete yayınlama izni elde edebilmiştir. İlk sayısı 22 Nisan 1883&#8217;de Bahçesaray&#8217;da basılan Tercüman adındaki bu gazete haftada bir gün yayınlanmıştır (Ekim 1903&#8217;den sonra haftada iki gün çıkmaya başlayan Tercüman, 1912&#8217;den sonra günlük olmuştur). Tercüman&#8217;ın dili başından beri Osmanlıca olup, zaman zaman Kırım Tatar veya diğer Türk lehçelerinden sözcük ve sözlerle pekiştirilmiştir. Tercüman, Kırım&#8217;da yayınlanan ilk Türkçe gazete olduğu gibi, Rusya&#8217;daki Türk toplulukları arasında Türk dilindeki ancak üçüncü gazetedir. Diğerlerinin (Taşkent&#8217;de yayınlanan resmî Türkistan Vilayeti’nin Gazeti hariç tutulursa) kısa sürede kapanmalarıyla uzun süre Tercüman Rusya İmparatorluğu içerisindeki tek Türk ve Müslüman gazetesi olarak kalmıştır. Tercüman&#8217;ı ve gerekli olacağını düşündüğü diğer yayınları basabilmek için Gaspıralı Bahçesaray&#8217;da Arap harfleriyle bir de matbaa kurmuştur ki, bu Kırım&#8217;daki ilk Müslüman matbaasıdır. Tercüman, Kırım Tatarları arasındaki ilk basın organı olduğu için özellikle başlangıçta Gaspıralı gazetenin çıkışındaki her aşamayı en yakın aile fertlerinin yardımıyla yürütmeye zorunlu kalmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı&#8217;nın fikirleri üç ana maddede değerlendirilebilinir: </span></p>
<ol>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Batının yeni ve faydalı düşüncelerini öğrenip Türk toplulukları arasında yaymak, </span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Eğitimi yeni yönteme göre düzeltmek, </span></li>
<li><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"> Osmanlıcayı, bütün Türk dünyasının anlayacağı ortak bir edebî dil konumuna getirmek. </span></li>
</ol>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bu sayılanları da ilk iş olarak Tercüman gazetesinde yaşama geçirmeye başlamıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">-Gaspıralı&#8217;nın içinde olduğu Tatar Türkleri, diğer Türk halklarına göre eğitim yönünden daha gelişmiş bir düzeye sahiptiler. Bu bölgedeki Türkler&#8217;in gelir düzeyi yüksek, kent soylu bir kesime mensup olmaları eğitsel, kültürel ve düşünsel yönden de gelişmiş olmalarını sağlamıştır.-</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">On dokuzuncu yüzyılda Türk halklarının yaşadığı toprakları gezen Türkolog Vambery ve K.Fuchs, Tatarlar arasında okuma yazma bilmeyenlerin sayısının, İngiltere ve Fransa&#8217;dakilerden daha az olduğunu ve Tatarların okuma yazma bilmeyenlere iyi gözle bakmadıklarını ifade etmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Gaspıralı, genel olarak Rusya&#8217;daki Türkler arasında köklü bir eğitim reformunun altyapısının hazırlanması ve desteklenebilmesi için Tercüman&#8217;ı aslî araç olarak görmekteydi. Aynı şekilde, gazete olgusunun benimsenebilmesi ve okunabilmesi için de bu tür köklü bir eğitsel atılım yoluyla Kırım Tatarları ve dolayısı Rusya&#8217;daki Türkler içinde gerçek anlamda millî bir aydın kesiminin oluşabilmesi şarttı. Rusya İmparatorluğu içinde mevcut olan, ana dilinde yani Türkçe okuma-yazma öğretebilmekten, en temel fen bilgilerini verebilmekten ve her türlü gerekli donanım ve organizasyondan yoksun bir şekilde varlığını sürdüregelen çürümüş eski usul mektep ve medrese sisteminin ise bu gereksinimi gideredebilmesi olanak dışındaydı.</span></p>
<p><em><strong><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yazan:Kadir CELEP</span></strong></em></p>
<p><div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">KAYNAKLAR<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content"></p>
<p>(1) Gaspralı (Gasprinski), İsma&#8217;il &#8211; Zeki Velidi Togan &#8211; Çev. Prof. Dr. Yavuz Akpınar http://www.ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/yazilar/zvtogan.htm</p>
<p>(2) İsmail Bey Gaspıralı (Gasprinskiy) &#8211; Doç. Dr. Hakan Kırımlı http://www.ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/yazilar/hkirimli01.htm</p>
<p>(3) Devlet, a.g.e., s.22</p>
<p>(4) Hazırlayan: Inci Bowman, <u>http://www.ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/eserleri/gaspyayinlar.htm</u></p>
<p>(5) Babamdan Hatıralar &#8211; Şefika Gaspıralı <u>http://www.ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/yazilar/sefikagaspirali.htm</u></p>
<p>(6) İsmail Gaspıralı&#8217;nın Fikirleri &#8211; Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun</p>
<p>(7) On dört ve on beşinci yüzyıllarda Tatar toplumsal yapısı ve gündelik yaşamı hakkında bkz. Johannes Schiltberger, Türkler ve Tatarlar Arasında 1394-1427, İletişim Yayınları, İstanbul, 1997; François de Tott, Türkler ve Tatarlar Arasında On Sekizinci Yüzyıl Osmanlı Türkleri, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1995.</p>
<p>(8)Yüzbinlerin sürgünu Kırımda’da Türk soykırımı- Dr. Necip Hablemitoğlu</p>
<p></div>
            </div></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/gaspirali-ismail-bey/">Gaspıralı İsmail Bey </a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
