<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>köken arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/koken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/koken/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Feb 2022 20:47:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>köken arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/koken/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Urfa Sıra Gecesinin Kökeni</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/urfa-sira-gecesinin-kokeni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Havva ELÇİOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 17:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARKEOLOJİ & TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[köken]]></category>
		<category><![CDATA[menşei]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa sıra gecesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih boyunca bazı geleneklerimiz yozlaşmakta, bazıları ise kaybolmaktadır. Bu geleneklerden bir tanesi ise “sıra gecesi” geleneğidir. Aslında musiki, muhabbet ve edebiyat bütünü olarak ele alınan sıra gecesinin kökeni milli mücadele dönemine dayanmaktadır. Büyüklerimizin anlattıklarından yola çıkarak bu geleneğin başlangıcının danışma üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz. Danışma meclisi fonksiyonu görevinde olan bu meclis, 1920’li yıllarda yurdun düşman [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/urfa-sira-gecesinin-kokeni/">Urfa Sıra Gecesinin Kökeni</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyunca bazı geleneklerimiz yozlaşmakta, bazıları ise kaybolmaktadır. Bu geleneklerden bir tanesi ise “sıra gecesi” geleneğidir. Aslında musiki, muhabbet ve edebiyat bütünü olarak ele alınan sıra gecesinin kökeni milli mücadele dönemine dayanmaktadır. Büyüklerimizin anlattıklarından yola çıkarak bu geleneğin başlangıcının danışma üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz. Danışma meclisi fonksiyonu görevinde olan bu meclis, 1920’li yıllarda yurdun düşman işgaline karşı, planlar yapıldığı ortamdı.  Binbaşı Ali Rıza Bey ve arkadaşları Müdafaa-i Hukuk Urfa şubesini işte bu sıra gecesi esnasında kurmuşlardır. Ve on iki arkadaş Urfa’yı düşman işgalinden kurtarmak için Kur&#8217;an&#8217;a el basarak yemin etmesiyle birlikte, Urfa için kurtuluş savaşı başlamıştır. 11 Nisan 1920 tarihinde yurdun Fransız işgalinden kurtulması ile beraber eğlence ve kutlamaya dönüşmüş ve günümüze kadar gelmiştir.</p>
<p>Genellikle kış gecelerinde, birbirine yakın yaş grubundaki gençlerin veya orta yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta bir başka arkadaşın evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara denilmektedir. Sıra ile yapıldığı için bu adı almıştır.<br />
Misafirler her hafta belli saatte konuk olacakları eve gitmektedirler. Misafirle geldikten sonra ikram, sohbet ve eğlence başlamaktadır. İkramlar kahve, çay,  çiğköfte, tatlı şeklindedir. İlk olarak mırra ikram edilmektedir. Mırranın da kendine has geleneği vardır. Mırra içen fincanı yere indirdiği vakit, ya dağıtıcıyı evlendirecek ya da içine altın dolduracaktır. Mırra içildikten sonra çay, ondan sonra gecenin olmazsa olmazı çiğköfte faslına geçilir. Çiğköfte; dövülmüş kara et, ince bulgur, isot, domates salçası, karabiber, kuru ve taze soğan, maydanoz ve buz ile yoğrulur. Hemen arkasından tatlı ikramı başlar. Tatlı ise; kadayıf, şıllık, baklava, katmer ve sair şeklindedir.</p>
<p>Müzik; çay sırasında sesi güzel olan ile uzun hava eşliğinde başlar. Müzik faslı başladığında bilenler eşlik eder, bilmeyenler dinler. Kendileri çalar ve kendileri söyler.Genellikle gazel ve yöresel türküler okunur.</p>
<p>Sıra gecesinin esas amacı sohbettir. Aynı zamanda sağlık, eğitim, ekonomi, sanat, edebiyat, tarih, siyaset, dini konular, Şanlıurfa’nın sorunları, Türkiye ve dünya meseleleri gibi hemen her konu konuşulur, bu yönüyle bu geceler millî kültürümüzü yaşatan, eğiten ve öğreten bir halk mektebidir. Arkadaşlıkların dostluklara dönüştüğü, dayanışma ve yardımlaşmanın, hoş sohbetin, müziğin, edebiyatın harman olduğu gecelerdir.</p>
<p>KAYNAKÇA<br />
 Abuzer AKBIYIK, “Şanlıurfa Sıra Gecesi”, Şanlıurfa, 2006.<br />
Hasan AÇANAL, “Urfa Tarihi” , Şurkav Yayınları, Şanlıurfa, 1977.<br />
Sabri SABUNCU, “Şanlıurfa’da Sıra Gecesi”, Türk Yurdu Dergisi, 2021.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/urfa-sira-gecesinin-kokeni/">Urfa Sıra Gecesinin Kökeni</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mumyalar Mısırlıların Kökeninin Anadolulu ve Avrupalı Olduğunu Gösteriyor</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/mumyalar-misirlilarin-kokeninin-anadolulu-avrupali-oldugunu-gosteriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2017 10:29:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[köken]]></category>
		<category><![CDATA[mumya]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=8285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antik Mısırlıların şaşırtıcı soyları; yapılan gen araştırmasında, Afrika&#8217;dan daha çok Anadolulu ve Avrupalı oldukları ortaya çıktı. Araştırmacılar eski mumyaların DNA’sının detaylı bir analiz yaparak Eski Mısırlıların Avrupa nüfusu ile yakından ilişkili olduğunu buldular. Bu araştırmada, modern Mısırlıların, eski Mısırlılara kıyasla Sahra altı Afrikalılarla daha soyunu paylaştıklarını tespit ettiler. Eski Mısırlıların tam-genom analizi, Afrika&#8217;dan daha çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/mumyalar-misirlilarin-kokeninin-anadolulu-avrupali-oldugunu-gosteriyor/">Mumyalar Mısırlıların Kökeninin Anadolulu ve Avrupalı Olduğunu Gösteriyor</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_h8t">
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Antik Mısırlıların şaşırtıcı soyları; yapılan gen araştırmasında, Afrika&#8217;dan daha çok Anadolulu<b> </b>ve Avrupalı oldukları ortaya çıktı. Araştırmacılar eski mumyaların DNA’sının detaylı bir analiz yaparak Eski Mısırlıların Avrupa nüfusu ile yakından ilişkili olduğunu buldular. Bu araştırmada, modern Mısırlıların, eski Mısırlılara kıyasla Sahra altı Afrikalılarla daha soyunu paylaştıklarını tespit ettiler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Eski Mısırlıların tam-genom analizi, Afrika&#8217;dan daha çok Anadolulu ve Avrupai olduğunu gösteriyor. Bilim adamları M.O 1400 den M.S 400 e kadar uzanan eski Mısırlı mumyaların DNA sini analiz ettiler ve Akdenizli insanlarla gen paylaştıklarını keşfettiler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Eski Mısırlıların Levant’daki &#8211; bugünkü modern çağımız Türkiye, Suriye, Urdun, Israil ve Lübnan’daki eski topluluklarla yakından ilişkili olduğunu buldular. Ayrıca genetik olarak da Anadolu yarımadası ve Avrupa&#8217;daki Neolitik topluluklara benzerliğini çığır açan bu çalışma, mumya genetiğini daha önce hiç olmadığı kadar yakından incelemek için DNA sıralama tekniklerindeki son gelişmeler kullanıldı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC2FD00000578-0-image-a-3_1496148692940.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-8290 aligncenter" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC2FD00000578-0-image-a-3_1496148692940.jpg" alt="" width="634" height="393" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC2FD00000578-0-image-a-3_1496148692940.jpg 634w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC2FD00000578-0-image-a-3_1496148692940-300x186.jpg 300w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Nature Communications da yayınlanan bu çalışma, modern Mısırlıların, eski Mısırlılara göre Sahra altı Afrikalılar la daha fazla soy paylaştıklarını buldu. Veriler, modern Mısırlıların eski Mısırlılara göre yaklaşık % 8 nükleer seviyede daha fazla soyunu Sahra Afrika’sı toplumu ile paylaştıklarını göstermektedir. Antik toplumları çalışmak için Mısır umut vaat eden bir yerdir. Çünkü Mısır dünya çapında bir ticaret merkeziydi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Tuebingen üniversitesinden yazarlar ve İnsanlık tarihi enstitüsün den Max Planck, İnsanlık tarihi bilimcisi Jena söyledi.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Max Planck İnsan Tarihi Bilim Müdürü ve kursun yazarı Profesör Johannes Krause Mail Online&#8217;a yaptığı açıklamada, &#8220;Mısır nüfus tarihi bir kıtaya acılan Afrika&#8217;nın is pusunda bulunan ve çok tarihsel bir ciroya sahip olduğu için karmaşıktır&#8221; .Eski Mısır, Milattan önce, 1. yılında birçok yabancı güç tarafından yönetiliyordu. Kibin araştırmaları hem modern hem de eski Mısırlılardan alınan DNA örneklerini karşılaştırarak Mısırlıların tarihini çözmeyi içeriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC31200000578-4555292-The_team_found_that_ancient_Egyptians_were_closely_related_to_an-m-19_1496158669054.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-8291 aligncenter" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC31200000578-4555292-The_team_found_that_ancient_Egyptians_were_closely_related_to_an-m-19_1496158669054.jpg" alt="" width="630" height="719" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC31200000578-4555292-The_team_found_that_ancient_Egyptians_were_closely_related_to_an-m-19_1496158669054.jpg 630w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2017/06/40EAC31200000578-4555292-The_team_found_that_ancient_Egyptians_were_closely_related_to_an-m-19_1496158669054-263x300.jpg 263w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></a></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Araştırmacılar, Mısır&#8217;ın eski geçmişini ilk kez incelemek için kapsamlı bir genetik veri tabanı oluşturmayı hedefliyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Prof. Krause Mail Online&#8217;a verdiği demeçte, &#8220;Asuriler, Nunbialılar, Rumlar veya Romalılar gibi yabancı hâkimiyetlerin eski Avrupa&#8217;nın gen havuzunu değiştirip değiştirmediği tartışıldı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bunu test etmek istedik ve eski krallık ile Roma dönemi arasında genetik süreklilik bulduk.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">KAYNAK:</span></p>
<div class="_5wd9 direction_ltr"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-4555292/Study-mummies-reveals-Turkish-European.html</span></div>
<div class="_5wd9 direction_ltr"></div>
</div>
<div class="_5wd9 direction_ltr"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"> </span></div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/mumyalar-misirlilarin-kokeninin-anadolulu-avrupali-oldugunu-gosteriyor/">Mumyalar Mısırlıların Kökeninin Anadolulu ve Avrupalı Olduğunu Gösteriyor</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azıcık Ucundan: Arkeolojik Bulgulara Göre Erkek Sünnetinin Tarihi</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/arkeolojik-bulgulara-gore-erkek-sunnetinin-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sergen Çirkin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2016 20:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[köken]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=1828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhtemelen şuan bu başlığa göz gezdiren hemen her erkek aynı şeyi düşünüyor. Evet, siz o günlere ait hatıralarınızı anımsamaya çalışırken; biz de onun eski çağlardaki geçmişinden bahsedelim. Afrika yerlileri veya Aborjinler gibi aktüel ilkeller üzerinde yapılan gözlemler, sünnet geleneğinin animistik inançlara kadar uzanan çok eski bir kökene sahip olabileceğini gösteriyor. Ancak bu gözlemlerin tarihsel bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/arkeolojik-bulgulara-gore-erkek-sunnetinin-tarihi/">Azıcık Ucundan: Arkeolojik Bulgulara Göre Erkek Sünnetinin Tarihi</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Muhtemelen şuan bu başlığa göz gezdiren hemen her erkek aynı şeyi düşünüyor. Evet, siz o günlere ait hatıralarınızı anımsamaya çalışırken; biz de onun eski çağlardaki geçmişinden bahsedelim. Afrika yerlileri veya Aborjinler gibi aktüel ilkeller üzerinde yapılan gözlemler, sünnet geleneğinin animistik inançlara kadar uzanan çok eski bir kökene sahip olabileceğini gösteriyor. Ancak bu gözlemlerin tarihsel bir karşılığı bulunmuyor. Yine de en azından mevcut arkeolojik bulgulara göre, erkek sünnetinin yaklaşık 4.400 yıllık bir geçmişinin olduğunu söylemek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bir Ortadoğu geleneği olan sünnete ilişkin bilinen en eski kayıtlar antik Mısır’daki Sakkara mezarlarından gelmektedir. Fransız arkeolog Victor Loret, 1899 yılında Sakkara&#8217;da yaptığı kazılar sırasında, Mısırlı bir asil olan &#8220;Ankhmahor&#8221; adındaki kişinin mezarını keşfetmişti. MÖ. 2400 yılına tarihlenen bu mezarın duvarlarında, sünnet edilen erkek çocuklara ait kabartmalar bulunmuştur. Bu kabartmalardan birinde, çocuğun önünde eğilen hekim sünnet yaparken yardımcı kişi ise ellerinden tuttuğu çocuğu sakinleştirirken gösterilmiştir. Hekim elindeki çakmaktaşı bıçakla sünnet yapmakta, ardından sargı bezi ile pansuman aşamasına geçmektedir.<strong>        </strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Ankhmahorun-Mezarı.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-1830 alignnone" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Ankhmahorun-Mezarı.jpg" alt="ankhmahorun-mezari" width="628" height="446" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Ankhmahorun-Mezarı.jpg 853w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Ankhmahorun-Mezarı-300x212.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Ankhmahorun-Mezarı-768x544.jpg 768w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px" /></a></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Antik Mısır’da sünnet olmak her şeyden önce pratik bir nedene dayanıyordu. Mısırlı asiller; sünnet olur, saçlarını kazıtır, peruka takar ve bitkisel yağlardan esanslar kullanırlardı. Tüm bu uygulamalar Mısırlıların temizliğe olan düşkünlüklerinden ileri geliyordu. Ancak sünnetin elbette bir de dini yönü vardı. Mısırlılar baş tanrı Amon adına sünnet oluyorlardı. Yunan filozofu Aristagoras, MÖ. 550 civarında bir Mısır gezisine çıkmıştır. Bu gezide Mısırlı bir rahibin elinde kutsal “Ölüler Kitabı”nı görür ve inceleyebilmek için kitabı rahipten ister. Ancak rahip, “Ölüler Kitabı” sadece Amon adına sünnet olanlar tarafından tutulabilir, diyerek kitabı Aristagoras’a vermez.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Sünnet’in antik Mısır topraklarında doğmuş olduğunu tarihin babası Herodot da şu cümleler ile ifade etmiştir: “Başka yerlerde organlar tabiat nasıl yapmışsa öyle bırakılır. Yalnız Mısırlılar ve bu âdeti Mısırlılardan almış olanlar sünnet olurlar.” Mısır’ın aksine antik Yunan’da ve Roma’da sünnet sevilen bir şey değildi; hatta toplum tarafından dışlanmıştı. Örneğin Yunanlar, sünnet oldukları için Yahudileri olimpiyatlara almamıştır. Hatta Domitian ve Hadrian gibi pek çok Roma imparatoru, sünneti, imparatorluk kararı ile tüm ülkede yasaklamıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Sünnet’in Ortadoğu’da Yayılması</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yahudi köleler MÖ. 13. yüzyılda, aynı zamanda Mısırlı bir aristokrat olan Hz. Musa etrafında birleştiler ve Mısır’ı terk ederek bugünkü Filistin topraklarına yerleşmeye başladılar. Böylece beraberlerinde sünnet geleneğini de Filistin bölgesine taşımış oldular. Bu sayede sünnet, Demir Çağı’ndan itibaren Suriye-Filistin bölgelerinde yaygınlık kazanmaya başladı. Bahsedilen arkeolojik bulguların dışında Tevrat’ta da sünnet geleneği hakkında birtakım bilgiler mevcuttur. Fakat Tevrat’ın ilk yazılı örnekleri kayıp olduğu ve bilinen en eski yazılı kopyaları ancak Babil sürgünü sonrasına (MÖ. 6. yy.) ait olduğu için, bu bilgiler tarihi anlamda tartışmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Tevrat’a Göre Erkek Sünneti</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Tevrat’a göre sünnet, Hz. İbrahim ve Tanrı arasında yapılan antlaşmanın bir diyetidir. Tanrı, Abram 99 yaşındayken onun adını “İbrahim” olarak değiştirir; ve ona seslenerek peygamber ilan edildiğini söyler. İbrahim “çokların, yüceltilmişlerin babası” anlamına gelmektedir. Tanrı, İbrahim’e kendini sünnet etmesini ve bu soydan gelecek tüm erkeklerin bundan sonra sünnet edilmelerini emreder. Bu olay Tevrat’ın Tekvin 17: 1-11 bölümlerinde şöyle geçmektedir:</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">“Ve Abram 99 yaşında iken, Rab Abram’a göründü ve ona dedi: Ben kadir Rabbim, benim önümde yürü, ve kâmil ol. Ve ahdimi seninle benim aramda edeceğim ve seni ziyadesiyle çoğaltacağım. Ve Abram yüz üstü düştü ve Rab onunla söyleşip dedi:  Ben ise, işte, ahdim seninledir ve birçok milletlerin babası olacaksın… Ve sen ise, sen ve senden sonra zürriyetin, nesillerince, ahdimi tutacaksınız.  Sizinle ve senden sonra zürriyetinle benim aramda tutacağınız ahdim budur; aranızda her erkek sünnet olunacaktır.  Ve gulfe etinizde sünnet olunacaksınız ve (bu) sizinle benim aramdaki ahdin alâmeti olacaktır.” </span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Yahudi Mitolojisinde Sünnet</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Tanrı ilk erkek olan Âdem’i saf tozdan yaratmıştır; ancak ilk kadın olan Lilith’i yaratırken ayrıca kir, pislik ve çamur da kullanmıştır. Âdem, Lilith ile birlikte olmak istediğinde Lilith, “Neden senin altına yatmak zorundayım, ben de senin gibi tozdan yapıldım, yani sana eşitim” der. Âdem’in boyun eğmeye zorlaması sonucundaysa Lilith, Tanrı’nın sihirli ismini söyleyerek rüzgar haline dönüşür ve Kızıldeniz’e kaçar.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Âdem’in şikayeti üzerine Tanrı, Lilith’i geri getirmeleri için melekler gönderir. Ancak bu sırada Lilith şeytanla beraber olmuştur; mastürbasyon yapan erkeklerin spermleriyle her gün yüzlerce “Lilim” denilen şeytan yavruları doğurmaktadır. Melekler, Kızıldeniz’de Lilith’i bulurlar ve ona Adem’e geri dönmesini söylerler. Fakat Lilith, artık şeytanla birlikte olduğunu Âdem’e geri dönemeyeceğini söyler. Melekler geri dönmezsen sonun ölüm olur derler. Lilith, Tanrı bana bir görev verdi. Tüm erkek çocuklara 8. güne kadar, tüm kız çocuklara 20. güne kadar bakmak zorundayım, bu yüzden ölemem diyerek şöyle devam eder. Yine de sizlerin isimlerini bir muskada görürsem, söz veririm o insanları rahat bırakacağım, onlara ilişmeyeceğim, der. Bu tılsım sözü üzerine melekler anlaşır ve geri dönerler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Buna rağmen Lilith, Âdem’i rahat bırakmaz. Kabil işlediği ilk cinayet ile yeryüzüne günahı getirir. Bu yüzden Âdem yaratılan 2. kadın olan Havva’dan ayrılır ve 130 yıl boyunca oruç tutmaya başlar. Fakat Âdem geceleri rüyalarında, sık sık Lilith’in saldırılarına ve baştan çıkarmalarına maruz kalmaktadır. Lilith artık Âdem soyundan gelen erkeklerin başlarına musallat olacaktır. Ancak Lilith sünnetli erkeklerin yayına yaklaşamaz. <strong><em>İşte bu nedenle erkek bebekler, 8. günlerinde sünnet edilerek koruma altına alınmaktadırlar.</em></strong> Yahudi mitolojisinde anlatılan Lilith, Mezopotamya Babil efsanelerinde Lilitu; en eski Sümer tabletlerinde ise Lillake olarak geçmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Hristiyanlıkta Sünnet: 1 Ocak’ta Neyi Kutluyoruz?</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Elçi İsa, 24- 25 Aralık gecesi doğmuştu; Yahudi töresine göre doğumundan 8 gün sonra yani 1 Ocak günü sünnet edildi. 550 yılında toplanan Kilise büyükleri, bebek İsa’nın sünnet edildiği 1 Ocak gününü kutsal kabul ederek, bu günü bayram ilan ettiler.</span></p>
<p><a class="herald-popup-img" href="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1831" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler.jpg" alt="bebek-isanin-sunneti-tablosu-giovanni-bellini-1500ler" width="904" height="553" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler.jpg 2950w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler-300x184.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler-768x470.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler-1024x627.jpg 1024w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler-990x606.jpg 990w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2016/09/Bebek-İsanın-Sünneti-Tablosu-Giovanni-Bellini-1500ler-1320x808.jpg 1320w" sizes="auto, (max-width: 904px) 100vw, 904px" /></a></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Yukarıda belirttiğimiz gibi Hz. İsa sünnet edilmişti; hatta onun çevresindeki diğer elçiler de sünnetliydiler. Ancak Hz. İsa’nın ölümü sonrasında işler değişti. Çünkü en başta Antakyalı Yunanlar ve Latinler bu işe sıcak bakmadılar. Antakyalı paganlar Hristiyanlığa geçmek istiyorlar fakat sünnet olmak istemiyorlardı; yani sünnet Hristiyanlığın yayılmasında bir engel olarak ortaya çıkmıştı. Hristiyanlığı doktrinize eden kişi elçi Pavlus, bu nedenle sünnet olma mecburiyetini ortadan kaldırdı. Hristiyan inancına göre Tanrı, İsa olarak yeryüzüne inmiş ve insanın çekeceği tüm acıları onun yerine çekmişti, buna sünnet de dâhildi. Bu nedenle artık Hristiyan erkeklerin sünnet olmasına gerek kalmamıştı. Sünnet yerine erkek çocukların kutsal suyla vaftiz edilmeleri yeterli olacaktı.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>İslami Sünnet ve Türklerin Müslümanlaşması</strong></span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Kur’an’da erkek çocukların sünnet olmalarına ilişkin bir emir bulunmaz. Ancak Hz. Muhammet 571 tarihinde dünyaya sünnetli olarak gelmiştir. Hz. Muhammet’in davranışlarını ve yaşantısını kendilerine “sünnet” edinen Müslümanlar, bu nedenle peygamber sünnetini devam ettirmektedirler.</span></p>
<p><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Ancak İslamiyet’in yayılması esnasında tıpkı Hristiyanlık’ta da olduğu gibi sünnet sorunu ortaya çıkmıştır. İslam, çok erken bir tarihten itibaren önce Farslar sonra Orta Asya Türkleri arasında hızla yayılmaya başlamıştı. Fakat farklı yaş gruplarından erkeklerin sünnet olmaları gerekiyordu; ki bu durum Türkler gibi konargöçer hayat yaşayan toplulukların bir anda kabullenecekleri bir gelenek değildi. Bu nedenle geçiş sürecinde bir takım aksilikler yaşanmış olsa da, Türkler ve İslam’ı kabul eden öteki milletlerin hepsi, diğer İslami gelenekler gibi fazla zaman geçmeden bu geleneğini de benimsediler.</span></p>
<p><em><strong>Sergen Çirkin</strong></em></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/arkeolojik-bulgulara-gore-erkek-sunnetinin-tarihi/">Azıcık Ucundan: Arkeolojik Bulgulara Göre Erkek Sünnetinin Tarihi</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
