<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisi/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Oct 2022 20:47:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 18. Sayısı Yayınlandı</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-18-sayisi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2022 20:47:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[İjhe]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=21235</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türkçe ile bilim yapılabilir mi?” sorusu, maksatlı olsun safça olsun, günümüzde tümüyle gereksizdir. Başka gereksizliklerden olduğu gibi, bu sorudan da kurtulamıyoruz. Takıntılarımız var. Ezberlerimiz var. Halkın böyle takıntıları da sıkıntıları da olmadığına ve yüzyıllardır kendi dilini kullandığına göre sıkıntı “okumuş”lardadır. Yarı aydın, okumuşların en tehlikelisidir. Çünkü bunlar, kendi bildiklerinin doğruluğundan asla şüphe etmezler. Onun için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-18-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 18. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Türkçe ile bilim yapılabilir mi?” sorusu, maksatlı olsun safça olsun, günümüzde tümüyle gereksizdir. Başka gereksizliklerden olduğu gibi, bu sorudan da kurtulamıyoruz. Takıntılarımız var. Ezberlerimiz var. Halkın böyle takıntıları da sıkıntıları da olmadığına ve yüzyıllardır kendi dilini kullandığına göre sıkıntı “okumuş”lardadır. Yarı aydın, okumuşların en tehlikelisidir. Çünkü bunlar, kendi bildiklerinin doğruluğundan asla şüphe etmezler. Onun için de her zaman ve her ortamda kolayca konuşurlar. Türk dili konusunda konuşabilmek için bir bilim adamı günlerce hazırlanır ama, bir yarı aydın ayak üstü ahkâm kesebilir. Bunların Herhangi bir kitap ya da makale okuması gerekmez.</p>
<p>Ömrü dilbilimi araştırmalarıyla geçmiş, Türkçenin gücünü anlatmak için cilt cilt kitaplar yayımlamış bir bilgin olan Prof. Dr. Doğan Aksan diyor ki: “Elli yıldan uzun bir süreden beri, dilbilimin ışığında Türkçeye eğildikçe, anadilimizin zenginlikleri, anlatım gücü ve incelikleri, günden güne beni daha çok şaşırtmaya ve hayranlığımı artırmaya başladı. Evet, yabancı dillere tutkunluğumuz ve yüzyıllar boyu kendi dilimizi küçük görerek ona, gereken ilgiyi göstermememizden ötürü, kimi kavramlarda eksikliklerimiz ve dili yozlaşmaya götüren tutumlarımız oldu. Bugün de aynı yöndeki kimi gelişmelere tanık oluyoruz. Ama, dilimizin geçmişine, günümüz Türkçesinin derinliklerine eğilenler, ne engin bir deniz karşısında bulunduklarını kolayca anlayacaklardır.”</p>
<p>Doğan Hoca’nın bu sözleri, Türkçeye karşı beslediği büyük saygı ve sevgiyi ifade ettiği gibi, bilim adamının bilimsel kavrayış sağlamlığını da bünyesinde taşıyor. Türkçenin yetersizliğini ileri sürebilenlerde bunların hiçbiri yoktur. Türkçe ile Türklük arasındaki sıkı bağ, Türk’üm diyemeyenler için eskiden beri sorun olmuştur.</p>
<p>Türkçe ile bilim yapılamayacağını ileri sürenler Fuat Köprülü’den, Mümtaz Turhan’dan, Süheyl Ünver’den, Erol Güngör’den, Mithat Enç’ten, Hilmi Ziya’dan, Süleyman Hayri Bolay’dan, Uzunçarşılı’dan, Agâh Sırrı’dan, Oktay Sinanoğlu’ndan ve daha yüzlerce Türk bilgininden bir makale okumuşlar mı acaba? Onların hepsi Türkçe yazdılar ve kütüphanelerimizde boy boy kitapları var. Saydığımız isimlerden sadece Köprülü’nün dünya üniversitelerinden görmüş olduğu saygı bile, Türkçenin bilim dili olduğunu kabul için yeterlidir.</p>
<p>Türkçenin bilim dili olarak yetersiz olduğunu ileri sürenler, Osmanlı dönemi Türkçesinin terk edilmesiyle “bütün düşünme setlerimizin yok edildiği”ni de savunuyorlar. Türk düşüncesi, destan devirlerinden bu yana Türk diliyle yaşayagelmiştir. Yesevi’den Yunus’a, Dedem Korkut’tan Nasrettin Hoca’ya, Abay’dan Mehmet Akife basamak basamak gelişen Türk kültürü ve düşüncesi, “düşünme set(!)lerimizin yok olmadığını” gösteriyor.</p>
<p>Ziya Gökalp, Cumhuriyet kurulmadan önce, “Güzel dil Türkçe bize / Başka dil gece bize / İstanbul konuşması / En saf, en ince bize” derken, Türkçenin aydınlığını yakalamamız gerektiğini hatırlatıyordu. Geniş kitlelerin rahatça anlayabildiği bir Türkçe, bilimsel bazı terimler bir yana, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.</p>
<p>Türkçe esaslı bir bilim dilidir, bunda kuşku yok. Türkiye’de yüzlerce bilim dergisi çıkıyor ve bunlarda “Türkçe yazılmış” binlerce ciddi makale var. Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi olarak biz de kaç yıldır çok ciddi makaleler yayımlıyoruz. Türkçe düşünüyoruz, Türkçe düşünenlerin sesi olma çabasını sürdürüyoruz. Dilimiz, atalarımızın bize armağan ettiği meşaledir; ona sahip çıkmalıyız.</p>
<hr />
<p>Yeni sayımızla karşınızdayız. Azarlarımız düşünüp yazmaya, dergi ailesi olarak biz de yayımlamaya devam ediyoruz.</p>
<p>Bu sayının yazarlarına, hakemlerimize, çalışma arkadaşlarımıza teşekkürler. Yeni sayılarda buluşmak dileğiyle.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Prof. Dr. Saadettin Yıldız</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Editör</strong></p>
<p>Dergiye erişim için tıklayınız: <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijhe/issue/73307">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi</a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-18-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 18. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 17. Sayısı Yayınlandı</title>
		<link>https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-17-sayisi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 21:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı yaşanabilir bir yer olarak tutabilmenin iyi yetişmiş insana bağlı olduğu bütün dünyada kabul ediliyor ve her fırsatta dile getiriliyor. Demek ki bütün insanlık, asıl sıkıntının ne olduğu konusunda fikir birliği içindedir. Teşhis doğru konulduğu için tedavinin de doğru sonuç vermesi beklenir. Ziya Paşa, “Bil illeti kıl sonra müdavâta tasaddî / Her merhemi her yâreye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-17-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 17. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyayı yaşanabilir bir yer olarak tutabilmenin iyi yetişmiş insana bağlı olduğu bütün dünyada kabul ediliyor ve her fırsatta dile getiriliyor. Demek ki bütün insanlık, asıl sıkıntının ne olduğu konusunda fikir birliği içindedir. Teşhis doğru konulduğu için tedavinin de doğru sonuç vermesi beklenir. Ziya Paşa, “<em>Bil illeti kıl sonra müdavâta tasaddî / Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın”</em> (Önce hastalığın ne olduğunu öğren, sonra tedaviye başla. Her merhem her yaraya iyi gelmez) demişti. Paşa bunu söyleyeli yüz elli yıldan fazla olmuş. Yüz elli yıldır bu tembihi takdir ve tekrar ederek yaşıyoruz!</p>
<p>Takdir ve tekrar yeter mi? Tedbir, gayret, sebat, bilgi, usul, plan-program varsa, evet…</p>
<p>Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, herkes her şeyi “biliyor”. Sahte teknoloji bilgisizliğin üstünü örttü. Şairin <em>“İlmine hükmettiren insane fart-ı cehlidir / Ehl-i irfan cehlini âlim olunca anlıyor”</em> (İnsana kendisinin bilgin olduğuna hükmettiren, aşırı cahilliğidir; arif olanlar, cehaletin ne olduğunu, neyi bilmediğini bilgin olunca anlar) demesi, üstü örtülmüş bilgisizliğin tehlikesine dikkat çekmek içindir.</p>
<p>Kaliteli bir mobilya yapılabilmesi, işinin ehli bir marangoz yetiştirilmiş olmasına bağlıdır. Hiçbir işte kalite kendiliğinden oluşmaz. Bizde herkesin en kolay fikir beyan ettiği alanların başında eğitim gelir.  Padişahın terzisi devlet işlerine dair bir layiha (herhangi bir konuyla ilgili görüş bildiren yazı, TDK) hazırlar ve padişaha sunar. Yazıyı okuyan padişah, yanındakilerden birine der ki: “Bizim terzi başı devlet işleriyle uğraşıyor. Git, vezire söyle de gelip bana bir kat elbise diksin!” Ehliyet önemini yitirince böyle olur.</p>
<p>Eğitim bilimleri alanında kariyer yapmış değerli bilim insanları dikkate değer araştırmalar yapıyor, makaleler, raporlar, bildiriler, kitaplar yazıyorlar. Bilgilerini yenilemek için çabalıyorlar. Peki, onların bu çabaları karşılık buluyor mu? “Özetlemek” adında bir hastalığa tutulmuş olduğumuz için, bağlamından koparılmış, çoğu zaman yanlış anlaşılmış, orasından burasından didiklenmiş bilgiler kimsenin işine yaramıyor. Yukarıda sözünü ettiğimiz “bilgisizliğin üstünü örtme”nin bir tezahürü de budur.  Çocuklarımızı, gençlerimizi bu büyük tehlikeden kurtarmalıyız. Bunun da tek çaresi eğiticilerin (anne, baba, öğretmen) iyi eğitilmesidir. Aksi halde “Eğitimde Dünya’nın en güzel sistemini yakalamış, bütün sorunları ortadan kaldırmış olsanız dahi, eğitim işini yürütecek insan kaynağını nitelikli olarak yetiştirmediğiniz sürece, başarılı olma şansınız yoktur. Eğitimin hangi kademesinde olursa olsun eğitici, öğretmen veya akademisyen fark etmeksizin, hepsinde aranacak öncelikli nitelik mizaç ve karakter olarak eğitimciliğe yatkın olup olmamasıdır.” (Yaman, E. (2020). Eğitim Süreçlerinde Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerilerine Bütüncül Bakış, <em>Eğitime Bakış D.,</em> Yıl:16 S.48, , s.51)</p>
<p>Beşeri bilimler ve eğitim alanında hizmet veren bir dergi olarak şu hususu her fırsatta dile getirmek isteriz: Eğitici insanın yetiştirilmesinde geç kalıyoruz. İmkânları ne kadar geniş, kadroları ne kadar nitelikli, programları ne kadar gelişmiş olursa olsun, Eğitim Fakülteleri, temel hazırlığı olmaksızın eline / önüne gelen gençlere öğretmenlik aşkını, heyecanını, ülküsünü aşılayamamaktadır. Hiçbir hazırlığı olmaksızın sisteme dâhil olan bir gencin öğretmen olarak yetiştirilmesi kolay değildir. Bundan 175 yıl önce, modern anlamda öğretmen okullarımız kurulmuştu. Bugün yok. Bu okulları bugünün ihtiyaçlarına göre, fakat onca yıllık deneyimden de yararlanarak yeniden kurmalıyız. Eğitim Bilimleri Fakültelerinin birkaçını eğitim bilimci yetiştirmek üzere bırakıp diğer bütün Eğitim Fakültelerini Yüksek Öğretmen Okuluna veya Öğretmen Akademisine çevirmeliyiz. Zaman içinde, öğretmen yetiştiren her kademedeki öğretim elemanının da bu kurumlardan yetişmesini sağlamalıyız. YÖK ile MEB arasında sıkı bir işbirliği kurulmadan başarı elde etmenin mümkün olmadığını unutmamalıyız. Akademisyen ile uygulayıcı arasında –kaprissiz, böbürlenmesiz- amaç ortaklığı sağlamalıyız.</p>
<hr />
<p>Bu sayıda da eğitim ağırlıklı -Türkçe ve İngilizce- yazılarla karşınızdayız. Eğitimde karşılaşılan sorunları tartışan, Türk dünyasını uzanan, insan psikolojisini anlamaya çalışan, dijital teknolojinin kullanımına ilişkin makaleler dikkatinizi çekecektir.</p>
<p>Her sayıda biraz daha ileriye gitme hedefimizin gerçekleşmekte olduğunu görmekten mutluyuz.</p>
<p>Yazarlarımıza, hakemlerimize, özveriyle çalışan teknik ekibimize, editörlerimize tek tek teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Yeni sayılarda buluşmak dileğiyle.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Saadettin Yıldız</strong></p>
<p><strong>Editör</strong></p>
<p><em>Dergiye erişim için tıklayınız: <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijhe/issue/69713">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi</a>                                                                   </em></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-17-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 17. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 16. Sayısı Yayınlandı</title>
		<link>https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-16-sayisi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Oct 2021 19:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İjhe]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekim ayı, tarihimizin en anlamlı ve önemli olaylarından biri olan Cumhuriyetin ilan edildiği ay. Bazı olaylar vardır ki onları kendi zamanlarına hapsedemezsiniz. Yıllarca, yüzyıllarca var olurlar, “bitti” denildiği zamanlarda bile köklerinden yeni filizlerin fışkırdığını görürsünüz. “Hasta adam öldü” dediler, hasta adam, dünyada eşi az bulunur bir mücadele ile ayaklandı. 29 Ekim 1923 tarihi, bir dirilişin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-16-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 16. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekim ayı, tarihimizin en anlamlı ve önemli olaylarından biri olan Cumhuriyetin ilan edildiği ay. Bazı olaylar vardır ki onları kendi zamanlarına hapsedemezsiniz. Yıllarca, yüzyıllarca var olurlar, “bitti” denildiği zamanlarda bile köklerinden yeni filizlerin fışkırdığını görürsünüz. “Hasta adam öldü” dediler, hasta adam, dünyada eşi az bulunur bir mücadele ile ayaklandı. 29 Ekim 1923 tarihi, bir dirilişin, yeniden ayağa kalkmanın tescil günüdür. Onu redde veya küçümsemeye kalkanlar da dahil, bu dirilişe can borcumuz var. “Kanla, irfanla” onu kuranlara, kurup armağan bırakanlara rahmet olsun.</p>
<p>Bu sayımızı, Cumhuriyetin 98.yıl dönümüne adamakla mutluyuz.</p>
<hr />
<p>Türk milleti yirminci yüzyıla büyük acılar içinde ve her gün yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalarak girdi. Yüzyıllarca mücadele ettiği Batı karşısında geriledi, ona yetişemeyeceği endişesiyle bunaldı; bunaldıkça da yeni ümitsizliklere düştü.  Ümitsizlik, her toplum için en büyük tehlikedir.</p>
<p>Tarihin yetiştirdiği en büyük devlet adamlarından biri olan Mustafa Kemal Atatürk, milletin en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda yetişti. Onun gibi inanç, azim, cesaret ve bilgi ile donatılmış bir lider gelmeseydi, bu tehlikeler büyür, bunalım, içinden çıkılmaz bir hâle gelirdi. Bunu önlemenin ilk basamağı ülkenin bağımsızlığını, milletin egemenliğini sağlamak için savaşmaktı. İyi yetişmiş bir asker olarak bu ilk basamağı büyük bir başarıyla geçen Mustafa Kemal, bu başarıyı perçinleyecek olan sosyal ve siyasal mücadeleye de girişti. Bunun merkezinde “toplumun şeref ve onuruna yaraşır bir yeni yönetimin kurulması” amacı yer alıyordu.</p>
<p>Herkes kabul eder ki, insan için en büyük değerlerden biri, insanlık onurudur.  İnsan belli değerleri olduğu için diğer varlıklardan farklı ve erdemlidir. Her devlet, her şeyden önce vatandaşlarının onuruna sahip çıktığı sürece gerçek anlamda devlet olur. Bunun yolu, insanın yönetilme ve yönlendirilme tarzının sağlıklı olmasından geçer. Mustafa Kemal, &#8220;Biz Türkler ruhen demokrat doğmuş bir milletiz.&#8221;  demiş, bunu da &#8220;Türk milletinin karakter ve âdetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.&#8221; sözüyle netleştirmişti. Ona göre “Tek bir egemenlik vardı, o da millî egemenlikti.” Cumhuriyet bu net düşünceyle kurulmuştur. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti bir “yeniden doğuş”tur. Hiçbir yeniden doğuş, durup dururken olmaz. Büyük fedakârlıklara katlanmak gerekir. Nitekim Türk milleti, yıllarca süren bir savaş döneminin bin türlü acısını çekmiş; çoluk çocuk, yaşlı, hasta ayrımı yapılmaksızın ezilmiş, eziyet çekmiştir. Yeniden doğuş, bu acıların arasında filizlenmiştir. Yıkıntıların arasından böyle bir yapıyı ortaya çıkarmak elbette büyük bir başarıdır. Tabii, bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin kanı, canı, emeği var.</p>
<p>Eski parlak günlerinden uzak düşmenin moral bozukluğunu yaşayan Türk milleti, bu yeniden doğuş sayesinde kısa zamanda toparlanmış, çağdaş dünyanın önemli bir üyesi olarak tarihteki yerini almıştır. Hedef, her alanda, çağdaş dünyanın bütün imkânlarını kullanarak ilerlemek ve ilerlemiş ülkelerle aynı şartlarda varlığını sürdürmektir.</p>
<p>Atatürk, Cumhuriyeti “varlığımızın ve geleceğimizin temeli olan bir hazine” değerinde görmüş, onu koruyup kollama görevini de gücün, azmin, aydınlığın ve diriliğin ta kendisi olan gençliğe vermişti. Cumhuriyet idaresinin en büyük şansı, her halde, gençliğe emanet edilmiş olmasıdır. Çünkü gençlik, daima yenilenebilen, kendini yenileyen, etrafına da yenilenme isteğini aşılayan bir güç odağıdır.</p>
<p>Gençlik, şartlar ne olursa olsun, Ata’nın kendisine büyük bir güvenle emanet ettiği  Cumhuriyet’e, bu büyük esere sahip çıkacak; vatanın her yönüyle geliştirilmesi ve  her türlü tehlikeden korunması görevini daima başarıyla yürütecektir. Çünkü Türk gençliği, bu emaneti korumak için ihtiyaç duyduğu gücün kaynağını çok iyi bilmektedir.</p>
<p>Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.</p>
<hr />
<p>Bu sayımız da, her zaman olduğu gibi çeşitli ve seviyeli yazılarla çıkıyor. Eğitim başta olmak üzere bu sayıda topladığımız yazılar, dil, edebiyat (edebiyatta tematik değerlendirme), tarih, tarihi metinlerin incelenmesi, mutfak eğitimi, kitap tanıtım yazıları vb. şeklinde sınıflandırabileceğimiz araştırmalar, bilim dünyamızın ve kültür tarihimizin zenginliklerini yeniden hatırlatacak kalitededir.</p>
<p>Sosyal bilimlerin gelişmesi için göz nuru döken araştırmacılarımıza, derginin kusursuz çıkması için gece gündüz büyük bir titizlikle çalışan teknik ekibimize, editörlerimize, yazıları inceleyip değerlendiren hakemlerimize çok teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Daha kapsamlı sayılarda buluşmak dileğiyle&#8230;</p>
<p style="text-align: right;">Prof. Dr. Saadettin YILDIZ</p>
<p style="text-align: right;">Editör</p>
<p>Dergiye Erişim İçin Tıklayınız: <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijhe/issue/65605">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-16-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 16. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 15. Sayısı Yayınlandı</title>
		<link>https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-15-sayisi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2021 20:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[15. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=19718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi’nin 15. Sayı’sını sunarken “pandemi” “bulaş” gibi garip kelimeleri Türkçemizde yaygınlaştıran virüs salgınının gölgesinde de üçüncü sayıya ulaşmış bulunuyoruz. Dergimizin daha kaç sayısını insanlığa tasallut eden bu “virüsün gölgesinde” çıkarmak zorunda kalacağız bilinmez ama bizim dileğimiz insanlığın bir an önce bu uğursuz hastalıktan kurtulmasıdır. Tarih boyunca veba, Antonine salgını, kolera, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-15-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 15. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi’nin 15. Sayı’sını sunarken “pandemi” “bulaş” gibi garip kelimeleri Türkçemizde yaygınlaştıran virüs salgınının gölgesinde de üçüncü sayıya ulaşmış bulunuyoruz. Dergimizin daha kaç sayısını insanlığa tasallut eden bu “virüsün gölgesinde” çıkarmak zorunda kalacağız bilinmez ama bizim dileğimiz insanlığın bir an önce bu uğursuz hastalıktan kurtulmasıdır. Tarih boyunca veba, Antonine salgını, kolera, sarıhumma gibi pek çok salgının üstesinden gelen insanlığın bu badireyi de atlatacağını umut ediyoruz. Bu konuda bilim adamlarımıza olan güvenimiz tamdır.</p>
<p>Daha önce sayın editörümüz Prof. Dr. Saadettin Yıldız, “Çok şey değişir mi dünyada?” diye sormuştu. Hocamızın da dediği gibi esas manzarayı “panik havası bittikten, ortalık yatıştıktan sonra görebilecek insanoğlu”, ancak şimdiden görebiliyoruz ki hayatımızda çok şey değişmeye başladı. Salgın öncesinde zaten sanallığın ve dijitalizmin etkisi altına girmiş olan hayatımız, bu yönde büyük adımlar atmaya devam ediyor. Eğitimden alışverişe, sohbetten bilimlik toplantılara hayatımızın her alanı bu elektronik sarmalın bir parçası hâline gelme yönünde hızla ilerliyor. İnsanı, insan yapan en büyük hususiyetlerinden biri olan cemiyetleşme, sosyalleşme melekesinin her geçen gün daha da zayıflayacağına şahit olacağız gibi görünüyor.</p>
<p>Bu salgın, toplumların her tabakasından olduğu gibi bilim camiasından da pek çok değerli insanı aldı götürdü. Olgunluk çağında olup da artık mükemmele yakın eserlerini verecek pek çok bilim adamı veya daha yolun başında olup da önünde uzun verimli yılların bulunduğu sanılan genç bilim adamları, maalesef tahayyül etiklerini gerçekleştiremeden ebediyete karıştılar. Durumun insani boyutu bir tarafa, bilim camiası için kayıpların yerine yenilerinin konulması mühim bir meseledir. Yeni bilim adamlarının yetişmesi için gerekli platformların sağlanması, önemli bir vazife olarak önümüzde durmaktadır. Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi olarak yayına başladığımız ilk günden itibaren, tecrübeli bilim adamlarının yol göstericiliği ve refakatinde gençlere ve yolun başında olanlara, yetişmelerine katkı sağlayacak imkânları sunmayı bir şiar edindik, onlar için bir okul olmayı hedefledik. Bu salgın süresince meydana gelen kayıpların bu vazifeyi daha önemli hâle getirdiğinin farkındayız.</p>
<p>Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi, yayına çıktığı ilk günden itibaren, uluslararasılılığa azami derecede önem vermiş ve uluslararası bilim camiasında Türk biliminin yer edinip bir merkez hâline getirilmesine karınca kararınca katkı sağlamayı hedeflemiştir. Bu bağlamda, doğu batı enleminde ve kuzey güney boylamında Endonezya’dan Kanada’ya, Rusya Federasyonu’ndan Nijerya’ya pek çok ülkeden akademisyenlerin kaleme aldıkları çalışmalar önceki sayılarda dergimizin sayfalarında yer almıştır. Bu sayımızda da Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, İngiltere ve Yunanistan gibi farklı ülkelerden akademisyenlerin çalışmalarıyla karşınızdayız.</p>
<p>Dergimizin 15. Sayı’sı da her zamanki gibi sosyal bilimlerin çeşitli alanlarından yirmi makale ve bir kitap tanıtımı ile yayına giriyor. Çalışmaların konuları tarihten eğitimin pek çok alt alanına, sanat tarihinden işletmeye, edebiyattan psikolojiye kadar uzanan büyük bir çeşitlilik arz etmektedir.</p>
<p>Bir sonraki sayımızı salgının gölgesinden uzakta çıkarmak umuduyla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Doç. Dr. Gökçe Yükselen PELER</strong></p>
<p>Dergiye erişim için tıklayınız: <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijhe/issue/62183">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi </a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-15-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 15. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi’nin 13. Sayısı Yayınlandı</title>
		<link>https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-13-sayisi-yayinlandi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 18:47:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İjhe]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=17016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Editör Notu / Editorial Note Konunun uzmanları, “virüsten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyorlar. Çok şey değişir mi dünyada? Bunu, panik havası bittikten, ortalık yatıştıktan sonra görebilecek insanoğlu. Virüsten önce kaybetmiş olduğumuz değerleri bilir ve içine düştüğümüz durumu iyi analiz edersek onları geri kazanmanın ya da yerlerine yeni insani değerler üretmenin yolunu da bulabiliriz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-13-sayisi-yayinlandi-2/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi’nin 13. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="content" class="herald-site-content herald-slide">
<div class="herald-section container herald-sticky-single-visible">
<article id="post-17007" class="herald-single post-17007 post type-post status-publish format-standard has-post-thumbnail hentry category-toplum tag-ijhe tag-uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisi">
<div class="row">
<div class="col-lg-9 col-md-9 col-mod-single col-mod-main">
<div class="row">
<div class="col-lg-10 col-md-10 col-sm-10">
<div class="entry-content herald-entry-content">
<p><strong>Editör Notu / Editorial Note</strong></p>
<p>Konunun uzmanları, “virüsten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyorlar.</p>
<p>Çok şey değişir mi dünyada? Bunu, panik havası bittikten, ortalık yatıştıktan sonra görebilecek insanoğlu. Virüsten önce kaybetmiş olduğumuz değerleri bilir ve içine düştüğümüz durumu iyi analiz edersek onları geri kazanmanın ya da yerlerine yeni insani değerler üretmenin yolunu da bulabiliriz.</p>
<p>İnsanoğlu can korkusuyla eve kapandığı şu dönemde kendine şu üç soruyu sordu mu?</p>
<p>*Dünyayı cehenneme çeviren ben değil miyim?</p>
<p>*Gövdemde mideden başka kalp denilen, beyin denilen iki organın da bulunduğunu hatırlayabilecek miyim?</p>
<p>*Beni eski yerime yükseltecek gücüm kaldı mı?</p>
<p>İnsanoğlu bu üç soruya makul cevaplar verebilir ve yola öyle çıkarsa “virüs öncesi-sonrası” ayrımının bir anlamı olabilir.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Virüsten önce kimin elinde en öldürücü silahlar vardı, virüsten sonra kimin elinde olacak? Silah sahibinin değişmesi neyi değiştirecek? İnsan hayatının hoyratça alt üst edildiği bir dünya, zihniyet aynı kaldıktan sonra anlamlı hiçbir değişikliğe uğramaz.</p>
<p>Daha açgözlü, daha hoyrat, bencil, daha zalim mi olacağız, yoksa paylaşmayı öğrenmiş, halden anlar, vicdanlı, hakperest, alçak gönüllü, Allah’tan korkan-kuldan utanan, şefkatli, merhametli insanlar olarak mı çıkacağız bu hengâmeden? Musibetler eğiticidir şüphesiz; fakat insanoğlunun çabuk bencilleştiğine dair de çok örnek var…</p>
<p>Virüsten sonra insana bakışımız değişmezse, daha çok insanlaşmazsak büyük bir fırsatı kaçırmış oluruz; olduğumuz yerden de geriye düşeriz. Okullarımızın vizyonu, misyonu, hedefi iyiden iyiye değişmelidir. Yüz binlerce genç insanın çaresizce teslim olduğu eğitim sistemi seri imalat mantığından kurtarılmalı, fırsatlar çeşitlendirilip genç insanlara farklı kapılar açılmalıdır. Gelen haberler, dijital teknolojinin insanı günlük hayatının her safhasında takip etme gücüne ulaştığını ve bir “büyük gözaltı” tehlikesinin eşikte olduğunu gösteriyor. Sokağa çıkarken yüzünüzün renginden, kaşınızın-gözünüzün çeşitli hâllerinden sonuçlar devşirilerek niyet okunacakmış! İnsan iradesini bütünüyle sakatlamaya matuf böyle bir uygulama, “şahsiyet” dediğimiz kişisel zenginliğin ölümü demektir. Dünya milyarlarca etten-kemikten robotun koşuştuğu bir oyun yerine döner. Virüs sonrasında insanlık bu büyük tehlikeyi önlemek, kendi eliyle robotlaşmamak için harekete geçebilecek mi, yoksa muktedirlerin ihtirası karşısında çaresiz mi kalacak? İnsanı önce canavarlaştırıp sonra da dizginlemeye çalışmak yerine ona “zübde-i âlem” olduğunu anlatmak, öyle yetiştirmek bütün insanlığın ortak hedefi olmalıdır. Aklı erenlerin sahne dışına atıldığı, ruh asaletinin hatıra bile gelmediği bir dünya, sonunda, duvarsız-çitsiz bir hapishaneye döner.</p>
<p>Devlet yeniden organize olmalıdır. Artık “gevşek devlet”in yerini insanın geleceğini dert edinen “millî devlet” almalıdır.  Bütün dünyayı ağır bir tehdit altına alan salgın, dünyada her türlü ittifakın bozulabileceğini, yenileri kurulsa bile onların da her an dağılabileceğini göstermiştir. Bir kısmı geleceğe, bir kısmı iç siyasete yatırım olarak değerlendirilebilecek uluslararası yardım gösterileri bir yana, her devlet kendi halkına sahip çıkmak için çırpınmaktadır. Her şey normale döndüğünde, milletlerin -nihayetinde- kendine dost olabildiği iyice anlaşılacaktır. “Millî devlet”e dönüş teklifimizin sebebi budur.</p>
<p>Dünyanın her yerinde virüsten sonra devlet erkânı millet önünde şeffaf, saygılı, âdil, hesap verir, hak tanır-hukuk bilir olmaya razı olabilecek mi? Bu son derece zor görünüyor ama durumdan çıkarılması gereken derslerden biri de budur. Dünyada güç dengelerinin çok da uzun olmayan aralıklarla değiştiği ve dünün muktedirlerinin ekonomik, siyasi, askerî üstünlüklerinin ellerinden kayıp gittiği; ittifakların çözüldüğü, imparatorlukların yıkıldığı gerçeğini unutmak, küçümsemek çok pahalıya mal olmuştur; bundan sonra da olur. İttifakların en güçlüsü bile menfaat cilası ile cilalanmıştır.</p>
<p>Virüsten sonra, insanın teknoloji için değil, teknolojinin insan için olduğu büyük(!) devletler tarafından da kabul edilmelidir. Bu olmazsa, özellikle gelişmemiş ülkelerin genç nesilleri telefon-bilgisayar-televizyon teknolojisi tarafından preslenmeye devam eder. Teknoloji, sayılı birkaç devlet için nimet, fakat birçoğu için “çağın afyonu” olur. Eskiden de çok farklı değildi ama sevimli bir sömürü aracı olma özelliği iyice öne çıkar. Bu da insan aklının dönüp insanı vurması demektir.</p>
<p>Ölüm korkusunun insanları düşünmeye de sevk ettiğinden şüphe yok. Görüldü ki zenginlik, mevki-makam, kadın-erkek ayrımı olmaksızın herkes topun ağzında. Virüs, bu yüzden “adaletli” sayılıyor! Haşmetli virüs, giderken adaleti de alıp gitmemeli ve insan onu kutsal bir hazine gibi muhafaza etmelidir.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Her şeyin bir anda değiştiği bu ortamda Nisan 2020 sayımızı yayımlayabilmenin buruk sevincini yaşıyoruz. Yüz yüze görüşüp tartışabilmenin ne büyük nimet olduğunu daha iyi anladık! Bu ortamın araştırmacılarımız için de büyük sıkıntılar getirdiğini düşünüyoruz. Kaynaklara -özellikle ilk kaynaklara- erişme kanallarımız hayli kısıtlanmış bulunuyor. Buna rağmen, yazarlarımızın çok sayıda çalışma ile dergimize katılmış olmaları sevindiricidir.</p>
<p>Bu sayımızda sırasıyla; Alparslan ÖZKAN, Claudia Lizeth ANAYA BARAJAS-Astrid RAMÍREZ VALENCİA,  Demet KARAKARTAL, Esra ÖZAY KÖSE-Taha YILDIRIM-H. Eylem KAYA-Berkan ALTAN, Hakan SÖNMEZ, Hasan ACAR-Şenol BAYARM, Hayriye Nevin GENÇ, İlkay GÜLERYÜZ,  Kifayet ÖZKUL, Mehmet BULUT, Mehmet METİN, Mehmet ÖZDEMİR,  Nural İMİK TANYILDIZI-Ayşe ŞEBNEM YOLCU, Ridvan KARABULUT-Enver TÜRKSOY-Asude ARSLAN-Şengül ULAŞ, Sefa BAYGÜL, Simos PAPADOPOULOS-Georgia KOSMA, Uğur Berk KALELİOĞLU-Menderes SOYDAN, Süleyman AKSU, Mustafa CENGİZ-Talip Doğan, Harun GÜNGÖR imzalı yazılar yer alıyor.  Askerî örgütlenmeden, hukuka, toplum güvenliğinden mimarlık ve tarihe, çocuk istismarından öğretim yöntemlerine değişik alanlara ait değerlendirmeler, yazı çeşitliliğini gösteriyor.</p>
<p>İlgilerinden dolayı yazarlarımıza, üniversitelerde eğitim-öğretimin karakter değiştirmesine uyum sağlama çabaları arasında görev üstlenen hakemlerimize ve derginin yayına sunulmasının bütün aşamalarında emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Yeni sayılarda buluşmak dileğiyle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Prof. Dr. Saadettin YILDIZ</p>
<p>EDİTÖR</p>
<p>Dergiye erişim için tıklayınız: <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijhe">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi</a></p>
<div class="swp_social_panel swp_horizontal_panel swp_flat_fresh  swp_default_full_color swp_individual_full_color swp_other_full_color scale-100  scale-" data-min-width="1100" data-float-color="#ffffff" data-float="bottom" data-float-mobile="bottom" data-transition="slide" data-post-id="17007"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
<div class="nc_wrapper swp_floating_horizontal_wrapper bottom">
<div class="swp_social_panel swp_horizontal_panel swp_flat_fresh  swp_default_full_color swp_individual_full_color swp_other_full_color scale-100  scale- nc_floater" data-min-width="1100" data-float-color="#ffffff" data-float="bottom" data-float-mobile="bottom" data-transition="slide" data-post-id="17007">
<div class="nc_tweetContainer swp_share_button swp_facebook" data-network="facebook"></div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-13-sayisi-yayinlandi-2/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi’nin 13. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 10. Sayısı Yayınlandı</title>
		<link>https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-10-sayisi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 14:22:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[10. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=15048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Editör Notu / Editorial Note EDİTÖRDEN Geçmişin hiçbir döneminde çağın bilgisine sırtını döndüğü hâlde rahat yaşamış, yükselmiş, ilerlemiş bir toplum yoktur; gelecekte de olmayacaktır. İnsanoğlu kendi devrini doğru okuduğu müddetçe geleceği de erkenden okuma şansını elde etmiştir.  Devrinin nabzını tutamayan, ritmine ayak uyduramayan toplumlar belli bir süre daha az yorulsalar bile uyandıklarında hep koşmak zorunda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-10-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 10. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Editör Notu / Editorial Note</strong></p>
<p>EDİTÖRDEN</p>
<p>Geçmişin hiçbir döneminde çağın bilgisine sırtını döndüğü hâlde rahat yaşamış, yükselmiş, ilerlemiş bir toplum yoktur; gelecekte de olmayacaktır. İnsanoğlu kendi devrini doğru okuduğu müddetçe geleceği de erkenden okuma şansını elde etmiştir.  Devrinin nabzını tutamayan, ritmine ayak uyduramayan toplumlar belli bir süre daha az yorulsalar bile uyandıklarında hep koşmak zorunda kalırlar; fırsat çoktan kaçmış olur.</p>
<p>Zamanımız “kolay ulaşım / hızlı erişim çağı” olarak adlandırılsa yeridir. Sahibi olunamayan (tesahüp edilemeyen) bilgilere ulaşabildiğimiz ışıklı / akıcı bilgi kaynaklarımız var. Kütüphane raflarından, sayfa aralarından arayıp bulma iştiyakının yerini arama motorları aldı. Artık, iri iri kitapların sayfalarında, satır aralarında kaybolmak yok! Bilgi sayfalardan süzülerek çıkar, hafızamızın gözeneklerine yerleşir; mülkiyetimize geçerdi. Şimdi ışık hızıyla parmaklar ve gözler arasında uçuşup duruyor.</p>
<p>Teknolojiyi üretenler ve satanlar ile onu satın alanlar -ki artık bilgi de bir metadan ibaret oldu- arasında dağlar var. Neyi öğrenmemizi istiyorlarsa onu tezgâha koyma imkânları ellerindedir. Bu konudaki her türlü zaaf bizim yaramızken teknoloji tezgâhçılarının can damarı oluyor.</p>
<p>Bilgiye erişmek çok kolay, fakat bir “tıklama”yla eriştiğimiz bilgiyle tanışmaya zamanımız yok. Kopyalayıp yapıştırdığımız metinler sadece bir yerden bir yere göçüyor. Göz açıp kapayıncaya kadar “masaüstü”ne aktarıverdiğimiz metinler, yüzlerce, binlerce harften ibaret bir kemmiyet. Bilgi beynimizin kıvrımlarında, idrakimizin sanal kozmik odalarında demlenmediği için bizim olamıyor. Bilgiye kolay ulaşmak başka, kolay bilgiyle yetinir hâle gelmek başka şeydir.</p>
<p>Bütün bu kolaylıkları terk edip eskiye mi dönelim? Bunu ne kadar istesek de yapamayız. “Zaman zamân-ı terakkî&#8230;” O hâlde, insan yetiştirme sorunumuzu -evet, bu bir “sorun”dur- günün şartlarına göre yeniden ve çok yönlü olarak ele almalıyız. Eğitilecek insan değiştiği halde sistem değişmiyorsa başarıya ulaşılamaz.</p>
<p>Eğitim planlayıcıları, kendilerini “teknoloji yorumcusu” olacak şekilde yeniden yetiştirmezlerse, anketler, istatistikler, alan araştırmaları, ölçekler, kuramlar, kavramlar arasında avunmanın ötesine geçemezler. Nerede hangi okulun açılacağı, orada hangi derslerin okutulacağı, eğiticilerin hangi okullarda yetişeceği elbette önemlidir; fakat önlerine gelen “öğrenici insan” çok değişti. Bilgiyi çantasında, hatta cebinde taşıyan bir insan var artık. Bu insan, telefonunun şarjı bittiğinde, internet bağlantısı kesildiğinde, arama motorları çöktüğünde ne yapacağını şaşırıyor. Önünden akıp giden bilgiye sahip olmayı öğrenemediği için zavallı duruma düşüyor. Bilgi var, fakat yok!</p>
<p>Buna çare bulmak ve bilgiyi cebinde taşıyan adamı, bilgiyi edinen, kullanan, telefonun çekmediği, internetin olmadığı yerlerde de “bilen” hâline getirmek gerekir. Artık, teknoloji okurluğunu yeniden tanımlamak zorundayız. Birtakım maddeler sıralayarak bu işin içinden çıkamayız. Karşımızda -hâlâ- insan var. Onu teknolojiye esir olmadan imkânlarından yararlanır hâle getirmeliyiz.</p>
<p>Ülkemizde, bilgiye ulaşmada teknolojiden en üst seviyede yararlanan bir kesim bulunmakla beraber, çeşitli sebeplerle kullanamayan veya yanlış kullanan çok büyük bir kitlenin var olduğunu da unutmamalıyız. Fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece teknolojinin avantaja dönüştürülmesi mümkün değildir. En büyük toplumsal tehlikelerden biri de doğru bilginin makul bir kısmının geniş kitlelere yayılamamasıdır.</p>
<p>***</p>
<p>Bu sayıda yirminin üzerinde makalemiz var. Hakemlerimizin titiz değerlendirmeleri ve ekibimizin ilkeli çalışmaları sayesinde yayın kalitemiz her sayıda biraz daha yükseliyor. Şu anda devam etmekte olan TR Dizin izleme süreci tamamlandığında Türk akademik hayatına daha fazla katkı sağlayacağımıza inanıyoruz.</p>
<p>Bu sayıdaki yazıların yarıya yakını başka ülkelere mensup araştırmacılara aittir. Güney Afrika’dan Macaristan’a, Rusya Federasyonu’ndan Endonezya’ya uzanan geniş bir yelpaze&#8230; Uluslararası niteliğimizi yükseltme gayretlerimiz sonuç veriyor.</p>
<p>Bu sayıdaki yazıları ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.</p>
<p>Nisan 2019 sayımızın hazırlanmasında emeği geçen değerli hakemlerimize, bilim uğrunda dirsek çürüten araştırmacı-yazarlarımıza ve büyük bir özveriyle çalışan ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.</p>
<p> </p>
<p>Prof. Dr. Saadettin Yıldız</p>
<p>EDİTÖR</p>
<p>Makaleye erişim için bkz. <a href="https://dergipark.org.tr/ijhe">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi</a></p>
<p> </p>


<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/kitap/uluslararasi-beseri-bilimler-ve-egitim-dergisinin-10-sayisi-yayinlandi/">Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi&#8217;nin 10. Sayısı Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
