Bilgisayar

Linuks İşletim Sistemi Az Gelişmiş Toplumlar İçin Çok Önemlidir

Linux tıpkı Microsoft gibi bir bilgisayar işletim sistemidir. Linux, 1999 yılında Helsinki Üniversitesi öğrencisi Linus Torvalds tarafından imal edilmiş, yâni bir bilgisayara kurularak onda bilgi işler hâle getirilmiştir. Microsoft işletim sistemi ise 4 Nisan 1975’te Paul Allen ile Bill Gates tarafından yapılmıştır. Microsoft işletim sistemi ücretlidir. Masaüstü veya dizüstü bilgisayarlara kurulabilmesi için satın alınması gereklidir. Bunun yanı sıra IBM marka bir diğer ücretli, hatta çok pahalı bir işletim sistemi daha mevcuttur. 1987’li yıllarda IBM Türkiye’ye girmiş, gerek iş dünyası gerekse akademik çevrelerde çok yaygınlaşmışsa da birkaç yıl sonra Microsoft’un rekabetine dayanamayarak yaygınlığını kaybetmiştir. Microsoft Windows un ilk sürümü 1985 de yapılan Windows 1.0 sürümüyse de Microsoft Office’in word ve exel ile geliştirilerek Türkiye’ye girmesi ise 1990’lı yılları bulmuştur. Microsoft, IBM’in aksine sadece makine (hardware)den ücret almış, uzun yıllar Word ve Exel’in kaçak kullanımına göz yummuştur. Türkiye gibi geri kalmış ülkelerde bilgisayar denildi mi Word ve exel ile birlikte satın alınan makineler akla gelmiştir; işletim sistemi fiyatı makineninkine dahil sanılmıştır, bu hâlâ büyük ölçüde böyledir. Oysa ABD ve Avrupa ülkelerinde bilgisayar fiyatı ayrı işletim sistemi ücreti ayrıdır. Linus Tovalds işte bu duruma ve Microsoft’un işletim sisteminin bilgili kullanıcılar tarafından geliştirilmesine izin vermemesi üzerine açık kodlu yani bilgisayarı yazılım yapacak kadar bilen kullanıcıya değiştirme izni vermiştir. BU sistemle kapalı kodlu sistemler arasındaki fark şunlardır:

1.Programın değiştirilebilmesi ( Her kullanıcının program üzerinde ayrı ayrı kontrol sahibi olması)
2. Kopyasının istenildiği zaman dağıtılabilmesi
3. Kendi modifiye ettiğimiz programı istediğimiz gibi dağıtabilme, değiştirebilme özgürlüğü. Kullanıcılar kendi istek ve taleplerine göre programı paylaşabilirler. Buna özgür yazılım da denilmektedir. Özgür yazılım hareketini başlatan  Richard Stallman, açık kaynak kod ile Özgür yazılım arasındaki farkı şöyle açıklıyor.

“Her iki kavramda hemen hemen aynı kategoride yer alan yazılımları tasvir ediyor olsa da, esasen farklı değerleri temsil ediyorlar. Açık kaynak (open source) bir geliştirme metodolojisi iken, özgür yazılım (free software) ise sosyal bir harekettir.”

Özgür işletim sistemini bu bilgiler ışığında tarif ederek, yukarıdaki dört maddenin tamamını kapsayan ve tüm bileşenlerini tamamen kaynak kodu açık yazılımlar ile oluşturulmuş bir işletim sistemi.

Bu iki kavramı açıklamak için şöyle bir örnek verebiliriz.

Ubuntu açık kaynak kodlu bir işletim sistemi ilken Trisquel özgür bir işletim sistemidir.

Nedeni ise Ubuntu üzerinde mp3 uzantılı ses dosyalarını dinlemek için kaynak kodu  kapalı kütüphaneleri içermekte ancak Trisquel üzerinde böyle bir kütüphane bulunmamaktadır. Trisquel ile mp3 dinlemek için özgür yazılım şartlarına uygun kütüphaneler kullanmanız gerekmektedir.

Açık Kaynak Kodlu İşletim Sistemlerinin Avantajları Nelerdir ?

  • Lisans ücreti ödemenize gerek yoktur.Bu onun bedava olduğu anlamına gelmez. Eğer kurulum ve kurulum sonrası desteğe ve ek özelliklere ihtiyacınız varsa işletim sistemini sağlayan topluluk veya üretici tarafından ücret talep edilebilir.

Güvenlidir. Kaynak kodu kapalı işletim sistemlerini geliştiren ekipler on, yüz, bin kişi gibi şirket personelleri ile sınırlı olmasına karşın açık kaynak kodlu işletim sistemi on binlerce kişi ve topluluk tarafından geliştirilip hataları giderildiği için ortaya çıkan zafiyet kısa sürede kapatılabilir.

Hızlıdır. Açık kaynak kodlu işletim sistemlerinde kullanılan Kernel, kullanıcı tarafından bile modifiye edilip yeniden derlenebildiği için özelleştirilebilir ve ihtiyaca göre gereksiz driver ve özellikler çıkarılarak işletim sisteminin hızlanması sağlanabilir.

Sağlamdır. İşletim sistemini oluşturan tüm programlar onlarca kişi tarafından kullanılıp test edildiği için çok stabil bir işletim sistemi ortaya çıkar.

Geniş yazılım seçeneğine sahiptir ve onbinlerce kişi ve dev topluluklar tarafından geliştirme yaptığı için çok yaratıcıdır.

Görünürdür. Kaynak kodu açık olduğu için sistem üzerinde tam hakimiyet sahibi olursunuz ve birilerinin sistemi izlemek için içerisinde gömdüğü casus ve zararlı yazılımlara maruz kalmadan sisteminizi kullanmaya devam edersiniz.

Maliyet Özgürlüğü, lisanslı ürünlerde firmaların ve satışçıların çeşitli nedenlerden dolayı sizi ve kurumunuzu köşeye sıkıştırma adeta hareket edemez hale getirmesi gibi durumlarda güçlü bir silah olarak yardımınıza yetişir.

PARDUS

Pardus işletim sistemi dağıtımının adı, Anadolu Parsı’nın bilimsel adı olan “Panthera Pardus Tulliana”dan gelecek şekilde seçilmiştir.

Pardus projesine yönelik ilk çalışmalar 2003 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) bünyesinde başlamıştır. Öncelikle gereksinimler, dünyadaki benzer uygulamalar, ülkenin bilgi teknolojisi alanındaki insan kaynağı, yerel yazılım sanayinin yetenekleri ve rekabet unsurları incelenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, 2003 yılı yazında, somut planlamalara başlanmıştır. Mevcut işletim sistemleri, başta Linux olmak üzere incelenmiş, açık kaynak yazılım metodolojisi ve özgür yazılım felsefesi incelenmiş. Bu incelemeler sonucunda, 2003 yılı güzünde, Linux temelli, açık kaynak kodlu, olabildiğince GPL lisanslama yöntemini kullanan bir işletim sistemi dağıtımı oluşturulmasına karar verilmiştir.

Pardus projesinin hayata geçmesi ise 2004 yılı başında TÜBİTAK BİLGEM Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) bünyesine oluşturulan ekip ile başlamıştır.  Hedef; Pardus’un “bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyen” bir işletim sistemi olması olarak belirlenmiştir. 1 Şubat 2005 tarihinde ilk ürün olan Pardus Çalışan CD 1.0 yayımlanmıştır. Sonrasında geliştirmeler daha çok özgün yenilik projelerine yoğunlaştırılmış ve nihayet 27 Aralık 2005’te Pardus’un ilk kararlı sürümü olan Pardus 1.0 ortaya çıkmıştır. Bu tarih PARDUS’un doğum günü olarak kutlanmaktadır.

2012 yılı itibariyle Pardus projesinin hedefi öncelikle KAMU’da açık kaynak/özgür yazılımların yaygınlaştırılmasının sağlanması olacak şekilde güncellenmiş ve  2004-2011 yılları arasında UEKAE bünyesinde yürütülen projenin yönetimi Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM)’e devredilmiştir.  Bu girişimde, o dönemde TUBİTAK’da etkili olan malum cemaatin bu milli projeyi yok etmek için rolü olduğu iddia edilmektedir.

Cemaat mensupları darbe teşebbüslerinde başarısız olup ABD’ye kaçınca TUBİTAK tekrar Pardus’a dönmüştür. Ancak bu sefer milli çekirdek olan PİSİ kullanılamamış, uluslararası DEBİAN sistemi üzerine bir geliştirme yapılmıştır. Şu an pek çok devlet dairesinde PARDUS kullanılmaktadır. Bu makaleyi hazırlayan da 2005 yılından bu yana Parduscudur.

 

 

 

 

Yılmaz Soyyer

1960 yılının 7 martında Konya Ereğli’de doğdu. Erken gençlik diyebileceğimiz 13-14 yaşlarında kitabı keşfetti. 25 bin nüfuslu bir ilçede bulunan halk kütüphanesinde, dünya klasikleriyle tanıştı. Bu arada lisede edebiyat derslerinde eski Türk şiiri onu iliklerine kadar sardı. Eski şiirin kavram ve anlam dünyâsını öğrenerek iyi bir şâir olmak için gittiği Ankara İlahiyat Fakültesi’nden sosyolojiye sevdalı bir bilim insanı adayı olarak mezun oldu. Önce Osmanlı arşivinde dört yıl çalıştı. Fakültede öğrendiği orta derecede Arapça ve Farsça Osmanlı arşivinde çok işine yaradı. Akademik hayata geçmesiyle de bu bilgi birikimi onun hep arkasında oldu. Araştırma görevlisi olarak gittiği Şanlıurfa’da doktora tezi olarak Kısas isimli bir Çelebi Bektaşî köyünü çalıştı. Yazları Osmanlı arşivine, bu defa araştırmacı olarak postu serdi, Süleymaniye kütüphanesinin müdavimleri arasına girdi, her şeyden önemlisi İstanbul’daki Bektaşî mezar taşlarını okurken türlü tuhaflıklarla karşılaştı. Bu sayede iyi bir Bektaşî yazmaları (fotoğraf olarak) ve mezar taşı fotoğrafları arşivine sahiptir.
1990’lara doğru, Seyran Yayınları Soyyer’in doktora tezini “Sosyolojik Açıdan Alevi-Bektaşî Geleneği” adıyla yayınladı. Daha sonra “Türk Sosyolojisinin Başlangıcında Bedi Nuri” adlı çalışması Kubbealtı Neşriyatça basıldı. 2005’te “19. Yüzyıl’da Bektaşîlik” Akademi Yayınlarınca yayınlandı. 2005 yılında Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Uluslararası Bektaşîlik ve Alevîlik Sempozyumu’nu düzenleyen üç kişilik heyet içinde yer aldı. 2020 tarihinde Türk Ocağı İstanbul Şubesi ve UNESCO’nun bünyesinde Uluslararası Hacı Bektaş Velî ve Takipçileri Sempozyumu’nun Akademik koordinatörlüğünü yaptı.
“Çerağlar Uyanırken” Doğan Kitap’tan çıktı. Uzun bir aradan sonra Post Yayın hem “Çerağlar Uyanırken”i hem de yeni roman “Semah Aşka Doğrudur”u okuyucuya sundu. Son romanı “Mevlevî” de Post yayınca neşir olundu. “Şu Bizim Bektaşiler ise Post Yayınca basılan son ilmi çalışmasıdır. İlk şiirinin TÖRE dergisinde yayınlanışından tam 40 yıl sonra Post Yayın bir şiir kitabının, “Çifte Vav’ın İzinde”nin altına imza attı. En son olarak 30 senelik Bektaşilik tecrübelerini aktardığı “HÜNKÂR, Ansiklopedik Bektaşîlik Sözlüğü” yine Post yayın tarafından yayınlandı. 

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...