<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İskitler arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/tag/iskitler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/tag/iskitler/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Nov 2023 17:33:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>İskitler arşivleri &#060; Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/tag/iskitler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kazakistan&#8217;ın Karaganda Eyaletinde İskit-Saka ve Erken Dönemine Ait 3 Bin 400 Yıllık Bir Türk Piramidi Bulundu</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/kazakistanin-karaganda-eyaletinde-iskit-saka-ve-erken-donemine-ait-3-bin-400-yillik-bir-turk-piramidi-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 17:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Erken dönem Türk tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkeologlar, Karajartas anıt mezarının, Andronovo döneminin son evresini oluşturan Begazı Dandibay döneminden bir hükümdara ait olduğunu söylüyor. Karaganda Eyaleti Şet ilçesinde bulunan Taldı Nehri’nin sol kıyısını gören hakim bir tepede yer alan ve Karaganda Üniversitesi Sarı Arka Arkeoloji Heyeti tarafından tespit edilen Karajartas anıt mezarındaki çalışmalar toplamda 4 kazı sezonu sürdü. Dr. Aibar Kassenali, buluntular [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/kazakistanin-karaganda-eyaletinde-iskit-saka-ve-erken-donemine-ait-3-bin-400-yillik-bir-turk-piramidi-bulundu/">Kazakistan&#8217;ın Karaganda Eyaletinde İskit-Saka ve Erken Dönemine Ait 3 Bin 400 Yıllık Bir Türk Piramidi Bulundu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arkeologlar, Karajartas anıt mezarının, Andronovo döneminin son evresini oluşturan Begazı Dandibay döneminden bir hükümdara ait olduğunu söylüyor.</p>
<p>Karaganda Eyaleti Şet ilçesinde bulunan Taldı Nehri’nin sol kıyısını gören hakim bir tepede yer alan ve Karaganda Üniversitesi Sarı Arka Arkeoloji Heyeti tarafından tespit edilen Karajartas anıt mezarındaki çalışmalar toplamda 4 kazı sezonu sürdü.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22131" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153.jpg" alt="" width="720" height="405" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153.jpg 720w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153-640x360.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859360153-414x232.jpg 414w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a> <a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22132" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006.jpg" alt="" width="720" height="404" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006.jpg 720w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006-640x360.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859363006-414x232.jpg 414w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a> <a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22133" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1698859365612-414x232.jpg 414w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Dr. Aibar Kassenali, buluntular üzerinde yapılan karbon 14 analizlerinin sonucuna göre, piramit yapısının Milattan Önce (M.Ö) 14 ile 12. yüzyıllar arasına tarihlendirildiğini açıkladı.</p>
<p>Bölgede tespit edilen birden fazla piramidal basamaklı anıt mezarların varlığı, Sarı Arka bozkırları içerisinde yer alan Taldı Nehir vadisinin, Bronz Çağı&#8217;nda Andronovo topluluklarınca Mısır’daki Nil Vadisi gibi büyük liderlerinin gömüldüğü krallar vadisi olarak kullanıldığını gösteriyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: THA</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/kazakistanin-karaganda-eyaletinde-iskit-saka-ve-erken-donemine-ait-3-bin-400-yillik-bir-turk-piramidi-bulundu/">Kazakistan&#8217;ın Karaganda Eyaletinde İskit-Saka ve Erken Dönemine Ait 3 Bin 400 Yıllık Bir Türk Piramidi Bulundu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümüş Bir Plakada İskit Tanrı İmgeleri: Orta Tın (Don)’da Eşsiz Bir Arkeolojik Keşif</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/gumus-bir-plakada-iskit-tanri-imgeleri-orta-tin-donda-essiz-bir-arkeolojik-kesif/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ülkü Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Dec 2021 16:58:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İskit Tanrıları]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[kartal başlı ejderha]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20602</guid>

					<description><![CDATA[<p>IA RAS’ın keşif heyeti üyeleri, Voronej’nin Ostrogojkiy Bölgesi’nde Devitsa defin bölgesinde yaptıkları kazılar sırasında kanatlı İskit Tanrı imgelerini tasvir eden mitolojik ejderhalarla çevrili benzersiz bir madeni levha buldular. Bu, Orta Don’daki İskit kurganlarından elde edilmiş bu türden bir bulgunun ilk örneğidir. Daha önce bu bölgede İskit tanrılarını betimleyen başka bir parça bulunmamıştı. Kazı heyetinin başkanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/gumus-bir-plakada-iskit-tanri-imgeleri-orta-tin-donda-essiz-bir-arkeolojik-kesif/">Gümüş Bir Plakada İskit Tanrı İmgeleri: Orta Tın (Don)’da Eşsiz Bir Arkeolojik Keşif</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>IA RAS’ın keşif heyeti üyeleri, Voronej’nin Ostrogojkiy Bölgesi’nde Devitsa defin bölgesinde yaptıkları kazılar sırasında kanatlı İskit Tanrı imgelerini tasvir eden mitolojik ejderhalarla çevrili benzersiz bir madeni levha buldular. Bu, Orta Don’daki İskit kurganlarından elde edilmiş bu türden bir bulgunun ilk örneğidir. Daha önce bu bölgede İskit tanrılarını betimleyen başka bir parça bulunmamıştı.</p>
<p>Kazı heyetinin başkanı Prof. Dr. Valeriy Gulyaev: “Bulgu, İskit inançlarına dair kavramlarımıza önemli bir katkı sağlamıştır. İlk olarak, belirli sayıdaki tanrılar tek seferde tek bir parça üzerinde betimlenmiştir. İkincisi, tanrı betimlemeli bir parça daha öncesinde başlıca İskit merkezlerinin kuzey doğusunun çok uzağında bulunmamış olmasıydı” dedi.</p>
<p>Adını yakındaki köyden alan Devitsa mezarlığı 2000 yılında IA ​​RAS’ın Don arkeolojik keşif heyeti tarafından bulundu. Sit alanı, Devitsa nehrinin sağ yakasında bulunan tepede kurulmuştur ve batıdan doğuya uzanan iki paralel zincir halinde konumlandırılmış 19 kurgandan oluşan bir mezar kompleksidir. Bununla birlikte, antik kurganlar önemli bir bölümü çoktan ortadan kalkmıştır: mezar bölgesi bir tarım bölgesine ait olmakla birlikte aktif olarak sürülmektedir.</p>
<p>Sit alanı 2010 yılından bu yana IA RAS&#8217;ın Don keşif heyeti uzmanları tarafından sistematik olarak incelenmiştir. Mezarlık kazıları esnasında bazı büyük keşifler de yapıldı. 2019 yılında 9 numaralı kurganda, bir kadın savaşçının ve calathus olarak bilinen törensel başlıklı yaşlı bir kadının kalıntılarının olduğu bir mezar bulundu.</p>
<figure id="attachment_20604" aria-describedby="caption-attachment-20604" style="width: 639px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20604 size-full" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02.jpg" alt="" width="639" height="426" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02.jpg 639w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-02-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><figcaption id="caption-attachment-20604" class="wp-caption-text">Cenazenin genel görünümü</figcaption></figure>
<p>İskit dönemini işaret eden ve M.Ö.4.yy&#8217;a dayanan ana mezar, bir kurganın merkezinin hemen altına yerleştirilmiş 7.5&#215;5 metre edatında ahşap bir mezardı. Mezar, mezarlık çevresinde bulunan on yedi adet devasa meşe direklerle tutturulmuş kirişlerle kaplıydı. Bu, Devitsa mezarlığında bulunanların en büyük kurgandır..</p>
<p>Kurgan eski zamanlarda yağmalanmıştı. Soyguncular geniş bir test çukuru kurdular ve iskelet de dahil olmak üzere mezarın ana bölümünü &#8220;temizlediler&#8221;. Ancak, yağmalama nedeniyle mezarın çatısı çoktan düşmüştü. Mezarın çevresindeki toprak ve ağaç kalıntılarının birbirine karışmasıyla mezar eşyalarının bir kısmı korunmuştur. Bulunmuş parçalar İskit  &#8220;üçlü&#8221; sünün ana unsurlarıyla tamamen eşleşmekte. Bir savaşçının mezarında araç gereçler, koşum takımı ve &#8220;hayvan tarzı&#8221; eserler bulundu.</p>
<p>Mezarda 40-49 yaşlarında bir adama ait iskelet vardı. Arkeologlar başının yanında cenaze yatağını süsleyen çok sayıda küçük altın yarı yuvarlak levha buldular. İskeletin yanında bir demir bıçak ve tören yemeğinin kalıntılarına benzeyen bir at kaburgası, bir mızrak ucu ve üç kargı başı bulundu. Bilim adamları, silahın alt bölümünün denge ağırlığına dokunulmamış olmasından dolayı silahı yeniden bir araya getirebildiler. Mızrak yaklaşık 3,2 metre ve kargılar da yaklaşık 2,2 metreydi.</p>
<p>Mezarın güneydoğu köşesinde üç adet koşum takımı parçaları vardı: at semerleri, kayış tokalar, demirden kaş bantları, aynı zamanda demir, bronz ve kemikten yapılmış İskit kolyeler. Arkeologlar bunlarla birlikte her bir koşumda ikişer tane olmak üzere at yanaklarıyla süslenmiş, sırıtma töresine sahip kurt şeklinde altı bronz plaka buldular. At koşum takımının yanında, bilim adamlarına göre Orta Don Tırpanındaki ayı kültüne tanıklık eden genç bir ayının kesilmiş çenesi vardı. Bunun dışında mezarın farklı yerlerinde kalıplı bir kap ve büyük siyah sırlı bir kap bulunmuştur.</p>
<figure id="attachment_20605" aria-describedby="caption-attachment-20605" style="width: 639px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20605 size-full" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03.jpg" alt="" width="639" height="426" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03.jpg 639w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Scythian-03-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><figcaption id="caption-attachment-20605" class="wp-caption-text">Mezarda bulunan gümüş plaka ve diğer mezar eşyaları</figcaption></figure>
<p>Gümüş levha, iki yuvarlak toka takılmış olup, her biri ayakta duran, iki mitolojik ejderha ile çevrelenmiş ve başında taç bulunan insan biçiminde bir karakter şeklinde betimlenmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://archaeologynewsnetwork.blogspot.com/2021/11/scythian-deities-on-silver-plate-unique.html?m=1"><em> Kaynak</em></a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/gumus-bir-plakada-iskit-tanri-imgeleri-orta-tin-donda-essiz-bir-arkeolojik-kesif/">Gümüş Bir Plakada İskit Tanrı İmgeleri: Orta Tın (Don)’da Eşsiz Bir Arkeolojik Keşif</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım&#8217;da Geç İskit Dönemine Ait Türk Varlığını Gösteren Keşifler</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/kirimda-gec-iskit-donemine-ait-turk-varligini-gosteren-kesifler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saltuk Buğrahan Altındaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2021 08:07:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARKEOLOJİ & TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[eski Türk arkeolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[iskit]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<category><![CDATA[Kırımda iskitler]]></category>
		<category><![CDATA[sakalar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=19317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çeviri: Saltuk Buğrahan Altındaş Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü, Eylül 2020&#8217;den beri Sivastopol&#8217;de Tavrida Otoyolu&#8217;nun son bölümünde, büyük ölçekli kazı çalışması yürütmektedir. Çalışmalar, İnkerman Vadisi&#8217;nde dik ve yüksek bir tepenin eteklerinde yer alan inşaat bölgesini araştırması kapsamında 2018 yılında keşfedilen Kil-Dere 1 isimli mezarlık alanında gerçekleştirilmektedir. Roma döneminde İnkerman Vadisi kalabalık bir nüfusa sahipti. Bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/kirimda-gec-iskit-donemine-ait-turk-varligini-gosteren-kesifler/">Kırım&#8217;da Geç İskit Dönemine Ait Türk Varlığını Gösteren Keşifler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çeviri: Saltuk Buğrahan Altındaş</strong></p>
<p>Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü, Eylül 2020&#8217;den beri Sivastopol&#8217;de Tavrida Otoyolu&#8217;nun son bölümünde, büyük ölçekli kazı çalışması yürütmektedir. Çalışmalar, İnkerman Vadisi&#8217;nde dik ve yüksek bir tepenin eteklerinde yer alan inşaat bölgesini araştırması kapsamında 2018 yılında keşfedilen Kil-Dere 1 isimli mezarlık alanında gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>Roma döneminde İnkerman Vadisi kalabalık bir nüfusa sahipti. Bu yerleşimlerin izleri bölgedeki arkeologlar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu keşiflere bölgeden sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Sovkhoz 10, Tchernaya Rechka &amp; İnkerman isimli mezar alanları da dâhil edilmiştir.</p>
<figure id="attachment_19319" aria-describedby="caption-attachment-19319" style="width: 477px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19319" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02.jpg" alt="" width="477" height="306" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02.jpg 639w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-02-300x192.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 477px) 100vw, 477px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19319" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünden çıkarılan mezar taşları. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>
Kazılan taş lahitler iki odalı yer altı mezarlardan oluşmaktadır. Amforaya yerleştirilmiş yanmış bir cesedin kalıntılarının bulunduğu kremasyon gömüsü de ortaya çıkarılmıştır. Mezar yerinin sınırları ve mekânsal organizasyonu belirlenerek batı sınırı, doğal bir kaya çıkıntısıyla; doğu sınırı, mevcut yolun eğilimiyle; güney sınırı, tepenin güney yamacıyla ve kuzey sınırı ise kazıların devam edeceği tepenin eteğinde tanımlanmıştır. Mezar alanının güney kesiminde batıya ve doğuya bakan belirgin bir mezar sırası bulunmakla birlikte orta kesiminde yoğunluğunun arttığı ve mezarların üst üste yerleştirildikleri tespit edilmiştir.</p>
<figure id="attachment_19321" aria-describedby="caption-attachment-19321" style="width: 444px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19321" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04.jpg" alt="" width="444" height="296" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04.jpg 639w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-04-187x124.jpg 187w" sizes="auto, (max-width: 444px) 100vw, 444px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19321" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünde yağmalanmış mezarlar. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>2, 3, 4 &amp; 6 numaralı mezarların güney kesiminde mezar taşları bulunmuştur. 6 no&#8217;lu mezarda, mezar taşının yanına kurbanlık yiyecekler için oval bir oyuk olan dikörtgen bir taş yerleştirilmiştir. Daha sonraki çalışmalar sırasında, çeşitli motiflerle 63 mezar taşı daha keşfedildi. Bunlar: Antropomorfik steller, maskeli mezar taşları ve stel kaideleridir.</p>
<figure id="attachment_19320" aria-describedby="caption-attachment-19320" style="width: 523px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19320" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03.jpg" alt="" width="523" height="308" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03-300x177.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 523px) 100vw, 523px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19320" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünden çıkarılan mezar taşları. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Mezar taşları, genellikle soylu ve varlıklı insanların mezarlarına yerleştirilmiştir. Kil-Dere 1 nekropolündeki çok sayıda mezar taşı, Hersonisosi’un yakın çevresi ve tüm Güneybatı Kırım’da özel statüsünü yansıtmaktaydı. Nitekim diğer mezarlıklarda sadece 15 adet benzer mezar taşları bulunmuş ve bu onu Kırım&#8217;daki &#8220;Geç İskit&#8221; döneminden elde edilen en önemli koleksiyon haline getirmiştir.</p>
<figure id="attachment_19322" aria-describedby="caption-attachment-19322" style="width: 476px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19322" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05.jpg" alt="" width="476" height="298" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-05-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 476px) 100vw, 476px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19322" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünde yağmalama sırasında açılmış çukurlar. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Mezar alanında, şu ana kadar değerli metal buluntuları da dâhil olmak üzere 1200&#8217;den fazla buluntu elde edilmiştir. Seramik malzemeler -sürahiler, tabaklar ve kâseler- çömlekçi çarkında yapılan kırmızı lake kaplarla temsil edilmekteydi. Bazı tabaklar damgalarla özellikle de &#8220;planta pedis&#8221; motifleriyle ayak tabanı şeklinde süslenmiştir.</p>
<figure id="attachment_19323" aria-describedby="caption-attachment-19323" style="width: 430px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19323" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b.jpg" alt="" width="430" height="241" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b.jpg 640w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-300x168.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-470x264.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-215x120.jpg 215w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-03b-414x232.jpg 414w" sizes="auto, (max-width: 430px) 100vw, 430px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19323" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünde bulunan çömlekler. [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Ocak 2021 itibariyle, tüm nekropolün %75&#8217;ini oluşturan 6,345 m<sup>2</sup>’lik alan incelenmiştir. Kazılar sırasında elde edilen arkeolojik buluntular, M.S. 2. ila 4. yüzyıllar arasında Güneybatı Kırım&#8217;ın &#8220;Göçebe Nüfusu&#8221; araştırması için önemli bir tarihsel kaynak konumundadır (Haberde Göçebe Nüfus yerine Barbar Nüfusu ibaresi yer almaktaydı. Fakat böylesine sistemli mezar yapıları ve çömlek işlemleri üreten bir toplumun barbar olarak ifade edilmesi tamamen kasıtlı gözükmektedir).  Bu malzemeler mezar alanının, M.S. 1. ve 2. yüzyılların başlarından M.S. 4. yüzyılın sonlarına kadar &#8220;Kavimler Göçü&#8221; sırasında kullanılmaya başladığını kanıtlamaktadır.</p>
<figure id="attachment_19324" aria-describedby="caption-attachment-19324" style="width: 424px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19324" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06.jpg" alt="" width="424" height="567" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06.jpg 479w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/02/Russia-Roman-necropolis-06-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 424px) 100vw, 424px" /></a><figcaption id="caption-attachment-19324" class="wp-caption-text">Kil-Dere 1 nekropolünün havadan görünümü [© Institute of Archaeology, RAS]</figcaption></figure>Kaynak: The Institute of Archaeology of the Russian Academy of Sciences</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/kirimda-gec-iskit-donemine-ait-turk-varligini-gosteren-kesifler/">Kırım&#8217;da Geç İskit Dönemine Ait Türk Varlığını Gösteren Keşifler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İskitler: Bozkırların Sessiz At Binicileri</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/iskitler-bozkirlarin-sessiz-at-binicileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Sep 2018 06:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARKEOLOJİ & TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[sakalar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=13125</guid>

					<description><![CDATA[<p>İskitler, tarihe Sakalar olarak geçmiş, Ön Türk Tarihinin antik çağdaki temsilcisi olarak Avrasya steplerindeki varlıklarını 7 asır boyunca devam ettirmişlerdir. M.Ö. 10. Yüzyılda Tanrı Dağlarında başlayan tarih serüvenleri, M.Ö. 250 yılında Kırımda sona ermiştir. Avrasya Ovalarının yerleşik konar-göçerleri arasında, bir kabile bir süre için egemenlik sürdü. Bunlar İskitlerdi. Yaşadıkları zaman dilimine göre barbar olarak sayılan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/iskitler-bozkirlarin-sessiz-at-binicileri/">İskitler: Bozkırların Sessiz At Binicileri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İskitler, tarihe Sakalar olarak geçmiş, Ön Türk Tarihinin antik çağdaki temsilcisi olarak Avrasya steplerindeki varlıklarını 7 asır boyunca devam ettirmişlerdir. M.Ö. 10. Yüzyılda Tanrı Dağlarında başlayan tarih serüvenleri, M.Ö. 250 yılında Kırımda sona ermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrasya Ovalarının yerleşik konar-göçerleri arasında, bir kabile bir süre için egemenlik sürdü. Bunlar İskitlerdi. Yaşadıkları zaman dilimine göre barbar olarak sayılan bu topluluk, vahşi ayinlerinde toplum içerisindeki insanları boğazlıyorlardı. Coğrafyadaki Moğol saldırılarına karşı Avrupa’da adeta bir koruyucu görevi üstlendiler. İskitler, vahşi savaşçılar zaman içerisinde tüm güçlerine rağmen tarihten silindiler. Kurganlarda runik yazılı arkeolojik buluntular ele geçirilmiştir ve bu konuda çalışmalar halen devam etmektedir. Lakin İskitlerin çivi yazısı kültürlerinin bulunduğu sahada olmaları (M.Ö 7. ve 4.yy arası Asur sınırına kadar ulaşmışlardır) yazıya yabancı olmadıkları anlamına da gelebilir.</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" width="494" height="271" class="wp-image-13101" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/1.jpg" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/1.jpg 494w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/1-300x165.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 494px) 100vw, 494px" />
<figcaption>Altın broş, Hermitaj Müzesi (Jettmar 1964, s.185)</figcaption>
</figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Napolyon’un savaşçılarının Moskova’dan geri çekilirken savaş sırasında bir Kazak süvarisinin hücum esnasında ki şu ifadeleri aktarılır: ‘’Ne insanı! Onlar gerçek İskitlerdir!.’’ İmparatorlukları yıkıldıktan sonra yaklaşık 2000 yıl vahşilik ve yiğitliğin destanı olmuşlardır. İnsan derilerini düzme ile meşhur olan bu kavim, aynı zamanda sanatçı bir ruh da besliyordu. İşgal yolları üzerinde yaşamaları, onların acımasız olmasını sağlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskitler hakkında bildiklerimizin çoğu M.Ö 5. Yüzyıl Yunan tarihçisi Herodot tarafından yazılan Halikarnas tarihinden elde edilmiştir. Sibirya ve Ukrayna gibi birbirinden uzak bölgelerden Herodot’un büyüleyici hikâyelerine ışık tutan kanıtlar çıkarılmıştır.</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="668" class="wp-image-13103" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1.jpg" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1.jpg 1000w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-300x200.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-768x513.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-414x276.jpg 414w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-470x313.jpg 470w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-187x124.jpg 187w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/2-1-990x661.jpg 990w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" />
<figcaption>Altın aplik, Kelermes kurganı (Jettmar 1964, s.27)</figcaption>
</figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">İskitler, hayatlarındaki önemli gelişmeleri vahşi ayinler ile kutlamışlardır. İskit savaşçıları, ilk öldürdükleri düşmanlarının kanlarını içmişlerdi. Kimseyi öldürmeyen biri toplum tarafından dışlanır ve alay edilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskit savaşçıları öldürdükleri kurbanın kanını içerlerdi. Kafatasını da içme kabı olarak kullanırlardı. Hatta bazen misafirlere içki olarak da bu şekilde sunulurdu. İşlenilen suç ve verilen ağır ceza genellikle kabul edilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heredot eserinde İskitya’nın tam coğrafik sınırlarını gösterir. Ona göre İskitya, Tolga’dan Don’a Karadeniz’in Kuzey ülkesidir. Bu sebeple gerçek bir bozkır uygarlığı olduklarından söz etmek mümkündür. Arkeoloji bilimi, İskitlerin hem Dinyeper hem de Orta Asya orijinli olduğuna dair geleneği doğrulamıştır.</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="696" class="wp-image-13114" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/5-1.jpg" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/5-1.jpg 1000w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/5-1-300x209.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/5-1-768x535.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/5-1-990x689.jpg 990w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir halkın kültürünün anahtarı insanlarının düşünce ve inançlarını saklayan yazılı ve sözlü kelimelerdir. İskitler hiç yazılı kaynakları olmayan konar-göçer bir topluluktur. Onların göçebe, çiftçi ve kral ailesi olmak üzere üç toplumsal tabakaları vardı.  Herodot, İskitlerin iki ayrı türünden bahsetmiştir. Bunlar Batı Ukrayna’da yaşayan Avrupa ile ticaret yapmak için çok miktarda tahıl üreten çiftçi İskitler ve Kral ailesi olarak bilinen konar-göçer İskitlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynaklarda onların gizemli ve mantığa aykırı bir ırk olduğu, kaba ve vahşi tavırlarının yanında aynı zamanda sanatsal zarifliğe de ulaşmış oldukları yer alır.  Bozkır sanatında at ve erkek geyik motiflerini yaygın olarak kullanmışlardı. Bu motifler genellikle kurganlara işlenmiştir.  Kurgan üzerinde at, gücü ve savaşı simgelemiştir. At aynı zamanda ölen kişinin savaşçı olup olmadığının simgesi haline de gelmiştir.</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="679" class="wp-image-13112" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/3-1.jpg" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/3-1.jpg 1000w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/3-1-300x204.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/3-1-768x521.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/3-1-990x672.jpg 990w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">M.Ö 350 yılları civarında, Sarmatian olarak da bilinen Sauromataeler, Don Irmağını geçmeye başladı. İskitler Romanya içinden geçerek Philip Macedonia tarafından M.Ö 339 yıkılan yeni bir krallık, Küçük İskitya kurarak tepki gösterdiler. Güney Rusya’da kalan bazı İskitler daha sonra işgalcilere karıştı ve burada ticaret ile uğraştılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra 1715’te Büyük Tsar Peter Sibirya ve Urallar’da birçok madene sahip olan bir işadamından, Siber kurganlarından toplanmış daha önce bilinmeyen bir sanat ürünü olan garip bir hazine aldı. İlk Ukrayna kurganları kendi yerlerinde 1763’de kazıldı. En dokunaklı olay ise hala Kafkaslarda yaşayan bir ırk olan Ossetlerin, Darius’u savaşta yenen atalarının destanları ve efsanelerinin bazılarını koruyup nesilden nesle aktardıkları keşfi olmuştur.</p>



<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="362" class="wp-image-13113" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/4.jpg" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/4.jpg 500w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/4-300x217.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/4-74x55.jpg 74w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasi birlikleri ortadan kalkan İskitlerin bir kısmı Soğdlarla kaynaşmış, bir kısmı Kuzey Hazar yolunu takip ederek Asya içlerine ilerlemiş, bir kısmı Avrupa halklarının içerisine karışıp Doğu Avrupa’nın gen havuzu içerisinde yer almışlardır. İskit toplumunun önemli bir kısmı ise kendilerini kültürel ve siyasi olarak izole edip günümüzde “Yakut Türkleri” olarak yaşamakta ve bugün Yakutistan olarak ifade edilen bölgede varlıklarını devam ettirmektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskitler hakkında çalışmalar henüz tamamlanmış değildir. Yapılan kazı çalışmaları sonrasında İskitlerin Asya ve Avrupa kültürlerini gelişmesindeki, gerçek yeri belirlenmiş olacaktır.  Yalnız bozkırın sessiz at binicileri olan İskitlerin gizemli tarihi çözülmek için bizleri beklemektedir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="914" height="790" class="wp-image-13109" src="http://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/7.jpg" alt="" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/7.jpg 914w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/7-300x259.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/7-768x664.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 914px) 100vw, 914px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">&lt;strong&gt;Kaynakça&lt;/strong&gt;<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content"> <br />Çeşmeli, İbrahim ( 2017), İskitler, Hunlar ve Göktürkler’de Din ve Sanat, Cinius Yayınları, İstanbul.<br /><br />Durmuş, İlhami, (2013 ) İskitler, Akçağ Yayınevi, Ankara.<br /><br />Grakov, B.N, (2006), İskitler, Selenge Yayınevi, İstanbul.<br /><br />Memiş, Ekrem, (2012) İskitlerin Tarihi, AltınPost Yayınevi, İstanbul.<br /></div>
            </div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/iskitler-bozkirlarin-sessiz-at-binicileri/">İskitler: Bozkırların Sessiz At Binicileri</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antik Grek Kaynaklarında İskitler&#8217;de Yaşam ve Tıp</title>
		<link>https://bilimdili.com/doga-cevre/tip/antik-grek-kaynaklarinda-iskitlerde-yasam-tip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilimdili]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2017 19:43:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=6954</guid>

					<description><![CDATA[<p>İskitler İskitler, doğuda Çin şeddinden batıda Tuna nehrine kadar, 40. ve 50. paraleller arasında, yaklaşık 7000 kilometreden fazla bir sahaya yayılmışlardır. Bunun sonucunda çeşitli kavimler tarafından tanınmışlar ve bunların yazılı belgelerinde adlarından bahsedilerek, haklarında bilgiler verilmiştir. İskit adına ve onlarla ilgili bilgilere Grek kaynaklarında, Pers çivi yazılı metinlerinde, Asur ve Çin yıllıklarında rastlanmaktadır. Adı geçen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/tip/antik-grek-kaynaklarinda-iskitlerde-yasam-tip/">Antik Grek Kaynaklarında İskitler&#8217;de Yaşam ve Tıp</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">ÖZET<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content">Bugünkü bilgilerimize göre, M.Ö. I. Bin yıl içinde İskitler doğuda Çin Seddi ile batıda Tuna Nehri arasında yaşamış bir Turanî boylar/halklar topluluğudur. İskitler hakkında Antik Grek yazarlarının eserlerinde zengin bilgiler vardır. Homeros’tan itibaren, Herodotos, Hippokrates, Aristoteles, Thukydides, Ksenophon, Strabon vd. İskitlerden bahsetmişlerdir. Atlı savaşçı bir kavim olan İskitler kendilerine özgü kültür ve sanat yönleri zengin bir medeniyet de kurdular. İskitlerden, ilk kez Homeros’un İlyada isimli eserinde “at sütü içenler” olarak bahsedilir. At sütünden yapılan kımız günlük hayatta onları sağlıklı ve zinde tutardı. Atı kullanmaktaki maharetleri ve hayvan yetiştirmeleri onları veterinerlik hizmetlerinde de başarılı yapmıştır. “Hayvanlar Kitabı”nda İskitler’den bahseden Aristoteles, İskitlerin hamile bir ata nasıl daha kolay doğum yaptırdıklarını da anlatmıştır. Hippokrates, “Havalar, Sular (Nehirler), Yerler Üzerine” eserinde ise İskitlerin karakterleri ve yaşam tarzlarından detaylı olarak bahsetmiştir. Hippokrates, İskitlerde görülen hastalıklardan ve halk hekimliğinden örnekler vermiştir.</div>
            </div></span></p>
<p class="p3"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p3"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler, doğuda Çin şeddinden batıda Tuna nehrine kadar, 40. ve 50. paraleller arasında, yaklaşık 7000 kilometreden fazla bir sahaya yayılmışlardır. Bunun sonucunda çeşitli kavimler tarafından tanınmışlar ve bunların yazılı belgelerinde adlarından bahsedilerek, haklarında bilgiler verilmiştir. İskit adına ve onlarla ilgili bilgilere Grek kaynaklarında, Pers çivi yazılı metinlerinde, Asur ve Çin yıllıklarında rastlanmaktadır. Adı geçen kaynak, metin ve yıllıklar, dil, kültür ve coğrafya bakımından birbirinden farklı kavimlere ait olduğundan, İskit adı bu belgelerde değişik şekillerde geçmektedir.</span>1</span></p>
<p class="p4"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">İskit Kavimleri</span></strong></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler Targıtay isimli bir atanın üç oğlundan dört kavim halinde meydana gelmişlerdir. Targıtay’ın oğulları; Lipoksais, Arpoksais ve en küçüğü Kolaksais’tir. Bu üç oğuldan türeyen İskit boyları ise; Avhadar, Katiariar, Trasplar, Paralatlar ve onların birleşimine ise Skolot denir.</span> <span class="s2">Targıtay&#8217;ın oğullarının her birinin adının, ondan türeyen boyun adıyla ve göklerden gelen ilahi hediyenin anlamıyla ilgilidir.</span>2</span></p>
<p class="p5"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Avhat</span></strong></span></p>
<p class="p6"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Avhat boyunun hamisi Liposais&#8217;tir. Valeriy Flag </span><span class="s5">avh </span><span class="s2">sözcüğünü kavim adı olarak değil de İskitlerin hanlarından birisi olarak kabul eder. Flag </span><span class="s5">avh </span><span class="s2">sözcüğünü &#8220;anadan doğma saçları ak&#8221; şeklinde açıklamaktadır. Herodot&#8217;ta ise bu kavim Auhat olarak gösterilmiştir.</span></span></p>
<p class="p7"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Av, </span><span class="s5">ov, oy; </span><span class="s2">av anlamını veren bu Türk sözcükleri Mahmut Kaşgarlı zamanından beri kayda alınmış sözcüklerdir. </span><span class="s5">Av </span><span class="s2">sözcüğünün </span><span class="s5">ab, ov, uv </span><span class="s2">versiyonları da Türkçe av anlamına yakın anlamlar içerir: av; (hayvan, kuş, balık avı), şikâr (av ganimeti olarak), takip, idman, kovmak, pusu kurmak, çevirmek, kuşatmak (avda), av yapmak, vb. gibi.</span> <span class="s2">Avhat boyunun payına sema sembollerinden boyunduruk düşer. Bu, onun sosyal statüsünü şu şekilde oluşturur: av-&#8220;av&#8221;, avhat-&#8220;avcı olmak&#8221;, avlat-&#8220;av yapmaya mecbur etmek, av düzenleme&#8221;. Av-tor, avh-elde etmek, ram etmek, </span><span class="s5">avhat-elde </span><span class="s2">et, ram et, </span><span class="s5">av-av </span><span class="s2">semantik sıra gözetilir. Avhatlar &#8220;ram etmek ve avlanmak için tordan istifade&#8221; eden boydur.</span>3</span></p>
<p class="p9"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Katiar</span></strong></span></p>
<p class="p10"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Katiar boyunun hamisi Arpoksay&#8217;dır. Sema sembollerinden Katiar boyunun payına kotan (sapan) düşmüştür. Semavi sembollerin arasında bir tarım aleti olan kotanın bulunması, dahası Herodot&#8217;un tarımla meşgul olan İskitlerin de olduğu bilgisin vermesi, İskit dilinde tarım terminolojisinin olduğunu ispat eder.</span></p>
<p class="p11"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Tarihçiler hem İskitlerin, hem de zamanca onlara yakın olan Hunların ekincilik kültürü hakkında bilgiler verirler. Strabon&#8217;da da İskitlerin tarımla meşgul olduğu konusunda kayda rast geliyoruz: &#8220;Onlardan bazıları göçebedir, diğerleri çadırlarda yaşar ve tarımla meşguldürler.&#8221;</span>4</span></p>
<p class="p12"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Trasp</span></strong></span></p>
<p class="p13"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Sema hediyelerinden Arpoksay&#8217;ın himaye ettiği Trasp boyunun kısmetine kap düşer. Kazanı ocağın üstüne asar, su ile doldurur, kaynatır, yemek pişirir; Ziyafet düzenler, açları doyurur, ihsan eder; Kurban hazırlar, gökle söyleşir, gökten yağış yağdırır, göklere Kurbanlar verir; Kaptan güç alır ve kabın muhafızıdır.</span>5</span></p>
<p class="p14"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Paralat</span></strong></span></p>
<p class="p15"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskit boyu </span><span class="s5">Paralat </span><span class="s2">Kolaksay&#8217;dan türemiştir, semadan gönderilmiş paylardan kısmetine &#8220;teberzin/kılıç/<wbr />balta&#8221; düşmüştür. Bu sosyal grup savaşçılar, yöneticiler, madenciler, inşaatçılar ve efsaneleri söyleyen ozanlar olarak belirlenebilir.</span>6</span></p>
<p class="p16"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Skolotlar: &#8220;Çar İskitler&#8221; Boylar Birliği</span></strong></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodot&#8217;un yazdığına göre; Targıtay&#8217;ın oğullarından türeyen ilk İskit boy birliği &#8220;Skolotlar&#8221; diye adlandırılır. İskit anlayışı İskitlerden başka kavimleri de içermekte ve geniş bir anlam vermektedir. Skolotlar ise İskit boylarından sadece birisi olan Çar İskitleri anlatmaktadır. &#8220;Çar İskitler&#8221; hem &#8220;Çara ait olanlar&#8221;, &#8220;Çarın devamcıları&#8221;, dolayısıyla &#8220;Çar&#8217;dan olanlar&#8221; gibi, hem de &#8220;Çarlığı iddia edenler&#8221;, diğer İskit tayfalarına göre daha üstün mevkie sahip olanlar&#8221;, yani &#8220;çarlık edenler&#8221; gibi anlaşılmalıdır. Abayev, Herodot&#8217;un &#8220;Çar İskitler&#8221; ifadesini &#8220;Bütün boylar, boyların birliğini ifade eden Skolotlar, yani &#8220;Han boyları&#8221; olarak adlandırılmaktad<wbr />ır.</span> <span class="s2">Yukarıdakilerden yola çıkarak, &#8220;İskit&#8221; in bütün İskitlerin genel etnik adı olduğu sonucuna varılabilir. &#8220;Kur&#8221; ise, yani Herodot&#8217;a göre, &#8220;Skolot&#8221;-boy birliklerinden birinin, yani Çar İskitlerin adıdır. &#8220;Kolot&#8221; sözcüğü ile boy birliği, hâkim etnos olan &#8220;Çar İskitler&#8221; kastedilmektedir<wbr />. İskitler anlayışı denildiğinde ise, daha kapsamlı boy birliği, belki de konfederatif birlik kastedilmektedir<wbr />.</span>7</span></p>
<p class="p17"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Grek Kaynaklarında İskit Adı</span></strong></span></p>
<p class="p18"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Uzak Kuzeydoğu İstep bölgesi hakkında son derecede muğlak olan ilk bilgiler Odyssee, XI, 12-19&#8217;da Kimmerler&#8217;den bahsedilirken geçmektedir. Biraz daha iyi anlaşılır bilgiler Hesiodos&#8217;ta M.Ö. 8. yüzyıldan sonra, Kolonizasyon hareketlerinin başlaması üzerine ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde Grek dünya anlayışı tamamen değişmiş ve mekân düşünceleri daha çok gerçek anlayışa yönelen yeni bir şekil almıştır. Hesiodos&#8217;un şiirlerinde İskitler&#8217;e &#8220;Skudai&#8221; adıyla rastlanıyor. Grek kaynaklarında İskit adı ve İskitler hakkındaki bilgilere M.Ö. 8. yüzyıldan sonra sık sık rastlanmaktadır. Bu dönemden sonra bazı kaynaklar günümüze kadar ulaşamamıştır. Bu kaynaklarda İskit adı &#8220;Skythai&#8221; olarak geçmektedir. Söz konusu kaynaklar arasında tarih açısından çok büyük önemi olan Herodotos&#8217;un Tarihi’nde adları dahil İskitler hakkında çok kıymetli bilgiler verilmektedir. Hippokrates&#8217;in eserlerinde de İskit adı geçmekte ve özellikle İskitler&#8217;in gelenek ve görenekleri hakkında kıymetli bilgilere yer verilmektedir. Strabon&#8217;un Coğrafyasında da İskit adı geçmekte ve onların hayat tarzı, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi verilmektedir. Ayrıca, Thukydides&#8217;in Peloponnesoslula<wbr />r&#8217;la Atinalılar&#8217;ın Savaşı ve Ksenophon&#8217;un, Kyros&#8217;un Anabasisi adlı eserlerinde de İskîtler&#8217;den bahsedilmekte ve İskit adı &#8220;Skythai&#8221;</span> <span class="s2">olarak geçmektedir.</span>8</span></p>
<p class="p3"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">Grek Kaynakları</span></strong></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler hakkında en fazla bilgi veren kaynaklar Greklere aittir. Bu kaynaklar arasında seyahatten hoşlanan, dolayısıyla seyyah, aynı zamanda şiire meraklı, şair ve rahip olan Aristeas adlı yazarın &#8220;Arimaspen&#8221;</span> <span class="s2">adındaki eserinin vazgeçilmez bir yeri vardır. Aristeas bu eserinde kuzeydoğu ülkelerinden çok ilgi çekici şeyler anlatmaktadır. Öte yandan, Grek kaynakları arasında önemli bir yerinin olduğuna şüphe bulunmayan, Miletos&#8217;lu Hekataios tarafından MÖ. 520-510 yılları arasında kaleme alınan ve coğrafî bilgileri ihtiva eden coğrafya kitabından maalesef ancak bazı parçalar günümüze kadar gelebilmiştir.</span>9</span></p>
<p class="p19"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s6">a)​ </span><span class="s2">Homeros’ta İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Homeros, İlyada on üçüncü bölümde “İskitler”den bahseder. “Zeus, Troyalılarla Hektor’u getirince gemilerin yanına, hadi bakalım, dedi, ne haliniz varsa görün. Bıraktı onları orda, acılarla baş başa, uzaklara çevirdi ışıltılı gözlerini çevirdi at besleyen Trakyalıların toprağına, göğüs göğse dövüşen Mysialılara baktı, </span><span class="s1">sütle beslenen şanlı Hippemolgolara</span><span class="s2"> (İskitler), insanları en doğruları Abiolara (bilinmeyen bir halk) baktı.”</span>10</span></p>
<p class="p20"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Adile Ayda “Türklerin ilk Ataları” isimli eserinde bu satırlardaki süt içme eyleminin Fransızların Gallimard Yayınevinin İlyada çevirisi yapan </span><span class="s1">R. Flaceliere</span><span class="s2"> tarafından</span><span class="s1"> “at-sütü (kımız) içenlerin</span><span class="s2">” ülkesine Zeus’un bakması olduğunu yazmaktadır.</span>11</span></p>
<p class="p21"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s2">b) Herodotos&#8217;ta İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p22"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler hakkında bilgi edindiğimiz en önemli kaynak Herodotos&#8217;un </span><span class="s1">&#8220;Historia&#8221;</span><span class="s2">sıdır. M.Ö. 485-424 yuları arasında yaşayan ve </span><span class="s1">&#8220;Tarihin Babası&#8221; </span><span class="s2">olarak kabul edilen Herodotos, Batı Anadolu&#8217;da antik adıyla Halikarnassos, bugünkü adıyla Bodrum&#8217;da doğmuştur. Anadolu, Güney Rusya, Suriye, Mısır, Kuzey Afrika ve Yunanistan&#8217;ı dolaşmış ve bir müddet Atina&#8217;ya yerleşmiştir. Herodotos&#8217;un </span><span class="s1">&#8220;Historia&#8221; </span><span class="s2">adını taşıyan ve dokuz kitaptan meydana gelen tarihinde, mevzuatın çoğunluğunu M.Ö. 490-479 yuları arasında vuku bulan Pers-Grek savaşları oluşturmakla beraber, söz konusu eserde yazar gezip gördüğü her ülkedeki milletler, bunların gelenek ve görenekleri, idare şekilleri ve dini inançları hakkında da bilgi vermiştir.</span></span></p>
<p class="p23"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodotos, yaklaşık M.Ö. 450 yılında Güney Rusya&#8217;nın bazı bölgelerine yaptığı seyahati ve orada gördüklerini dokuz kitaptan meydana gelen eserinin dördüncü kitabında yazmıştır. Herodotos burada İskitler&#8217;in yerleşmiş oldukları coğrafya, İskitya&#8217;da yaşayan topluluklar, İskitler&#8217;in gelenek ve görenekleri, İskit kral mezarları, Darius&#8217;un İskitya&#8217;ya seferi ve İskitler&#8217;in savaş taktiklerinden bahsetmektedir. Herodotos&#8217;un İskitler hakkında verdiği bilgiler, İskitler&#8217;den bahseden diğer kaynaklardaki bilgilerle çok benzerlik göstermektedir. Yazarın vermiş olduğu bilgilerin doğruluğunu yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bulunan arkeolojik malzemeler de desteklemektedir<wbr />. Herodotos&#8217;un M.Ö. V. yüzyılın ortalarına doğru Güney Rusya&#8217;ya yapmış olduğu seyahat hakkında vermiş olduğu bilgiler, diğer Grek kaynaklarındaki bilgilere göre daha eski tarihlidir. Bu sebeple oldukça büyük önem arz etmektedir. Şüphesiz ki, Herodotos gördükleriyle beraber duyduklarını da yazmıştır. Bu sebeple verdiği bilgilerin bazılarının yanlış olabileceği ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir. İskitler hakkında bilgi verilen söz konusu bölüm çerçeve ve muhtevası açısından düşünüldüğünde, adı geçen eserin eşi bulunmaz bir müracaat kaynağı olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Açıkçası daha önce de ifade edildiği gibi, diğer Grek kaynaklarına öncülük etmesi bakımından Herodotos&#8217;un eserinin tarihi kıymeti her türlü tartışmadan uzaktır. Konumuzun temel dayanağını oluşturan IV. kitaptan başka, aynı eserde I.kitap, 1,15,16, 103-106, 201-216; II.kitap, 103; III.kitap, 93,116; VI.kitap, 40 ve VII.kitap, 64&#8217;te de İskitler ve kuzeyli göçebe topluluklar hakkında bilgi verilmektedir.</span>12</span></p>
<p class="p24"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s7">c)​ </span><span class="s2">Hippokrates&#8217;te İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p25"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">MÖ. 460-377 tarihleri arasında yaşayan Koslu (İstanköy) Hippokrates, büyük bir Yunan filozofudur. Bilimsel İonia hekimliği, Hippokrates&#8217;le zirveye ulaşmıştır. Bu nedenle ona &#8220;Tıbbın babası&#8221; unvanı verilmiştir. Onun tıp alanında derlemiş olduğu &#8220;Corpus Hippocraticum&#8221; isimli büyük eseri, günümüze kadar ulaşmıştır. Bu Corpus&#8217;un Arap ve Avrupa tıbbına olan etkisi pek büyüktür. Hippokrates, eserinde, çevre ve iklim şartlarının insan karakterine ne ölçüde yansıdığını ehemmiyetle vurgulamıştır.</span></p>
<p class="p20"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Hippokrates&#8217;in yukarıda zikredilen eserinden başka kitapları da vardır. Bunlardan biri de, &#8220;Havalar, Sular ve Mevkiiler&#8221;dir. Adı geçen kitapta, eserimizin konusunu teşkil eden İskitler&#8217;in çeşitli özellikleri hakkında bilgiler verilmektedir. Hippokrates, </span><span class="s1">&#8220;Havalar, Sular ve Mevkiiler&#8221; </span><span class="s2">adını taşıyan eserinde İskitler&#8217;in yaşadıkları coğrafya, hayat tarzları, coğrafya ve iklimin onlara tesiri ve fiziki görünümleri hakkında bilgiler vermektedir. Bizzat İskit çölü denen yerin otlaklarla kaplı ve sulak olduğunu, arabalarda yaşadıklarını, bu arabaların üstünün keçeyle kaplı olduğunu, arabaların bazılarının iki bazılarının da üç odasının bulunduğunu, bunların yağmura, kara ve yele karşı korunaklı olduklarını bildirmektedir. Kadın ve çocukların arabalarda ve erkeklerin ise, at üstünde onların yanında gittiklerini belirtmektedir. Hippokrates&#8217;in verdiği bilgiler Hun, Göktürk ve diğer Türk devletlerini kuran Türk topluluklarının gelenek ve göreneklerine uyması bakımından büyük önem taşımakta ve mukayese imkânı vermektedir. Hippokrates&#8217;in İskitler&#8217;in hayat tarzı, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi vermesi ve bizzat görmüş olduklarını kaleme almış olması, onun eserinin kaynak değerini daha da artırmaktadır.</span>13</span></p>
<p class="p26"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s7">d)​ </span><span class="s2">Thukidides&#8217;te İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p27"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodotos&#8217;tan sonra Yunan dünyasının en ünlü tarihçisi olarak kabul edilen Thukidides, Atina&#8217;da doğmuş olup, MÖ. 460-400 yılları arasında yaşamıştır. Thukidides, &#8220;Peloponessoslul<wbr />arla Atinalıların Savaşı&#8221; adlı 8 kitaptan oluşan ünlü eserinin 2. kitabında, konumuzu teşkil eden İskitler&#8217;den bahsetmektedir (II. kitap 96&#8217;da).</span>14</span></p>
<p class="p27"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Odıysai ülkesinden hareket ederek, önce, Haemos (Balkan) ve Rodop dağları arasında oturan ve Pontos Euksinos (Karadeniz) ile Hellespontos&#8217;a (Çanakkale Boğazı) kadar egemenliği altında bulunan Trakyalılardan, sonra da Pontos Euksinos&#8217;a doğru uzanan bölgede Istros&#8217;un (Tuna) berisinde oturan Getlerden asker topladı. Getler ve bu bölgede yaşayan halklar İskitlerle sınırdaştır; tümü aynı biçimde donatılmışlardır ve atlı okçulardır.</span>15</span></p>
<p class="p28"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Thukidides, II. kitap 97&#8217;de de, Odryselerin krallığı, deniz kıyısında, Pontos Euksinos&#8217;taki Abdera şehrinden, Istros&#8217;un ağzına kadar uzanıyordu. Bir geminin bu kıyıyı aşması için, en kestirme yoldan gitmek ve rüzgarın kıçtan esmesi koşuluyla, dört gün gereklidir. Karadan en kestirme yoldan gitmek koşuluyla iyi bir yürüyüşçü Abdera&#8217;dan Istros&#8217;un ağzına on bir günde varır. Kıyı bu kadar uzundur. Kıyıdan iç kısma, Bizanstan Laeaeler ülkesine ve Strymon&#8217;a -burası en geniş bölümdür- iyi bir yürüyüşçü on üç günde ulaşır. Tüm Barbarların ve Yunan şehirlerinin verdikleri vergi, Sitalkes&#8217;in yerine geçen Seuthes&#8217;in koyduğu kadarıyla gerek altın gerek gümüş para olarak dört yüz talenton buluyordu. Altın işlemeli ya da işlemesiz kumaşlar ve öbür armağanlar dışında, altın ve gümüş armağanlar da bundan aşağı değildi. Bu armağanlar yalnız krala değil, devlet büyüklerine ve soylulara da veriliyordu. Pers krallığındakinin tersine, öbür Trakyalılarda olduğu gibi Odrysailer’de de, büyüklerin, verdiklerinden çok almaları yerleşmiş bir adetti. İnsanın istediği şeyi alamaması, kendinden istenen şeyi vermemesinden daha onur kırıcı bir şeydir. Bununla birlikte Odrysailer’de herkes gücüne göre bu adetten yararlanmaktaydı<wbr />; armağan getirilmezse hiç bir iş yaptırmanın imkanı yoktu. Bu krallık, büyük gücünü bu yoldan sağlamıştı. Avrupa&#8217;da İon körfezi ile Pontos Euksinos arasında yaşayan halkların gelirler ve her çeşit mal bakımından en güçlüsü buydu. Savaş gücü ve asker sayısı bakımından İskitlerden çok aşağı olduğu doğrudur. Bu bakımdan hiç bir Avrupa halkı onlarla oranlanamaz. Asya&#8217;da bile, birleşik tüm İskitlere tek başına karşı koyabilecek hiç bir halk yoktur; ama hayatın çeşitli durumlarında benimsenmesi gereken tutum ve beceriklilik bakımından öbür halklardan çok daha aşağı düzeydedirler.</span>16</span></p>
<p class="p29"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s2">e ) Ksenofon&#8217;da İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Atinalı asil bir aileye mensup olan Ksenofon, yaklaşık olarak MÖ. 430 yıllarında Atina&#8217;da doğmuş ve MÖ. 357 yılında Korinthos kentinde ölmüştür. Çeşitli konularda 14 kadar eseri bilinen Ksenofon, &#8220;Hellenika&#8221; ve &#8220;Kiros&#8217;un Anabasisi&#8221; adlı eserleriyle tarih alanında önemli bir yer tutar. Felsefe, tarih ve edebiyat alanlarında eserleri bulunduğu gibi, ayrıca askerlik alanında da ün yapmıştır. &#8220;Kiros&#8217;un Anabasisi&#8221; adlı eserinde anlattığı gibi, 10.000 (on bin) ücretli Yunan askerini, Doğu Anadolu&#8217;dan ana vatanlarına kadar salimen götürerek, dünyanın en büyük generalleri ve taktikçileri arasında yer almıştır. </span><span class="s1">&#8220;Hellenika&#8221; </span><span class="s2">ise, adından da anlaşılacağı üzere bir Yunan tarihidir. Yazar bu kitabında, Thukidides&#8217;in MÖ. 411 yılında bıraktığı yerden başlayarak MÖ.362 yılında cereyan eden Mantinea savaşına kadar meydana gelen olaylardan söz eder. Mantinea savaşını eserine bitiş noktası olarak almasının nedeni, MÖ.372-371 yılları arasında Yunanistan&#8217;da parlak bir devir yaşayan ve Yunan birliğini kurma çabasında bulunan Thebai devletinin büyük komutanı Epameinondas&#8217;ın bu savaşta ölmesi ve Ksenofon&#8217;a göre Yunan tarihinin de son bulmuş olmasıdır. Yazar bu eserinde gerekli belgelerin tümünü bir araya toplayamamış, bunları birçok yerlerde doğru olarak değerlendirememi<wbr />ş ve tarafsız da kalamayarak Thebai&#8217;ye karşı cephe almıştır.</span>17</span></p>
<p class="p20"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s1">&#8220;Kiros&#8217;un Anabasisi&#8221; </span><span class="s2">adlı eserinin konusu, Pers İmparatorluğu&#8217;nu<wbr />n Batı Anadolu valisi bulanan Genç Kiros&#8217;un, tahtı ele geçirmek amacıyla, Pers Büyük Kralı olan ağabeyi II. Artakserkses&#8217;e karşı ayaklanmasının on bin paralı Yunan askerinin de katıldığı bir ordu ile Batı Anadolu&#8217;da Sardes (Salihli) kentinden hareket ederek Mezopotamya&#8217;ya gidişi, orada MÖ. 401 yılında </span><span class="s1">Kunaksa </span><span class="s2">mevkiinde Pers kralı ile yapılan savaşın ve bu savaşta genç prens Kiros&#8217;un öldürülmesinin ve daha sonra Ksenofon yönetimindeki paralı Yunan askerlerinin Fırat&#8217;ı izleyerek Doğu Anadolu üzerinden kuzeyde Trabzon&#8217;a ulaşmalarının ve buradan bazen deniz bazen da kara yolu ile yurda dönüşlerinin öyküsüdür. Eser özellikle Anadolu&#8217;nun topografyası ile MÖ. 5 yüzyıl sonundaki Doğu Anadolu&#8217;nun etnografyası hakkında bilgi vermesi bakımından ilgi çekicidir.</span>18</span></p>
<p class="p3"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Ksenophon&#8217;un </span><span class="s1">&#8220;Kiros&#8217;un Anabasisi&#8221; </span><span class="s2">adını taşıyan bu eserinde İskitler&#8217;den de bahsedilmektedir<wbr />. Bu eserde IV. kitap, 7. bölüm, 18. paragrafta, </span><span class="s1">&#8220;Bundan sonra dört plethron (1 plethron: 100 ayak: 29,6 m.) genişliğinde Harpasos (Çoruh-Arpaçay) nehrine kadar ilerlediler. Buradan da Skythenler&#8217;in memleketine girerek, bir ovada dört günde yirmi parasang (1 fersah: 5,5 km.) gittiler ve köylere vardılar. Burada üç gün kalarak erzak tedarik ettiler&#8221;</span>19 <span class="s2">denilmektedir. Buradan M.Ö. IV. yüzyılın başlarında Doğu Anadolu&#8217;da İskit hâkimiyetinin devam ettiği anlaşılmaktadır.</span>20</span></p>
<p class="p30"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s2">f) Aristoteles’de İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p31"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Aristoteles </span><span class="s8">(MÖ384–MÖ 322)</span><span class="s2">, Hayvanlar Kitabında “İskitler”den bahsetmektedir. “</span><span class="s9">Düz olan bir şeyin kıvırcık hale gelmesi için, eğer içerisindeki nem buharlaşırsa ve saçın tıpkı ateşin üzerinde yandığındaki gibi hareket ederse, kıvırcıklık bir ortamın ısısı nedeniyle ortaya çıkan nem eksikliğinden dolayı bir kontraksiyon olacaktır. Kuru olan sert olduğu için, kıvırcık saçın düz saçtan daha sert olması bunun bir işaretidir. Yaşadıkları çevre nemli olduğu için, Karadeniz’deki İskitler ve Trakyalılar düz saçlıdır. Soğuk iklimlerdeki koyunların durumu insanların tam zıttıdır; İskitlerin saçları yumuşaktır ancak </span><span class="s8">Sauromatic</span> <span class="s9">koyunlarının kılları serttir.” </span>21<span class="s8">(s.1580)</span></span></p>
<p class="p32"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bir zamanlar, Makedonya’da, hiç düşman öldürmemiş birinin yular takması gerektiği kuralı vardı ve İskitler arasında kendi halkını katletmeyen birinin bayramda gelenekler gereği içki içmesine izin verilirdi<span class="s2">.</span>22</span></p>
<p class="p3"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Aristoteles, atlar hakkında bilgi verirken İskitlerin atlar konusunda bilgili olduğunu şu örnekle anlatır. “</span>Daha yaşlı atlar, erkek ya da dişi olsun, daha bereketli bir şekilde üretkendirler. Atlar doğurdukları tayları, tayın babasından ve baba kısraklardan koruyacaklardır ve gerçekte at sürüleri, bu tür rastgele ilişki meydana geldiğinde mükemmel olarak nitelendirilir. İskitler, hamile kısrakları binmek için kullanırlar ve böylece anne kısrakların daha kolay doğum yapacaklarını iddia ederler. Bir kural olarak, dört ayaklı hayvanlar, doğum için boylu boyunca uzanırlar ve bu nedenle yavruların hepsi rahimden dışarı gelirler. Ancak, kısrak, doğum zamanı geldiğinde dik durur ve bu duruş ile tayını doğurur.<span class="s2">”</span>23</span></p>
<p class="p33"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s2">g) Strabon&#8217;da İskitler</span></strong></span></p>
<p class="p34"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">MÖ. 63 &#8211; MS. 24 yılları arasında yaşamıştır. Zamanımıza kadar gelmeyen 47 kitaplık &#8220;Tarihi Araştırmalar&#8221; adlı bir tarih kitabı da yazmış bulunan Strabon&#8217;un zamanımızdaki ününü &#8220;Geographika&#8221; adını taşıyan 17 kitaplık coğrafya eseri sağlamıştır. Amasyalı bir bilgin olan Strabon, coğrafyasının giriş kısmında (I. ve II. kitaplar), coğrafyanın tarihçesinden söz etmekte ve kendinden önceki coğrafyacıların eserlerini incelemektedir. Strabon&#8217;un İskitler hakkındaki kayıtlarına gelince; VI-I.kitap, 4.bölüm &#8211; 5.paragraf ile VII. kitap, 5.bölüm &#8211; 12 paragrafta </span><span class="s1">İskitya memleketi, Küçük İskitya ve Kerch Boğazı </span><span class="s2">hakkında bilgi verilmektedir. XI. Kitap 2.bölüm, l. paragrafta </span><span class="s1">İskitli nomatlardan (göçebe) </span><span class="s2">bahsedilmektedir<wbr />. İskitler hakkında daha geniş ve daha çeşitli malumat edinmek için, eserin aşağıdaki bölümlerine bakmak gerekir.</span>24</span></p>
<p class="p20"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s12">III.​ </span><span class="s2">Kitap, 4. Bölüm, 17. Paragraf (İskitler&#8217;in kan içme âdeti hakkında bilgi verir). Kitap, 5. Bölüm, 4. Paragraf (İkâmetgâh olarak kullandıkları üstü kapalı tekerlekli arabalardan söz edilir). VII. Kitap, 3. Bölüm, 6. ve 7. Paragrafla; Kısrak sütünden yapılan ve sert bir içki olan &#8220;kımız&#8221; hakkında bilgi verilir). VII. Kitap, 3. Bölüm, 10. Paragraf (Yedi Bilge Kişi&#8217;den biri olan bir İskitli&#8217;den, Anarkharsis&#8217;ten, söz edilir). VII. Kitap, 4. Bölüm, 2. ve 3. Paragraflar (Nihayet İskitler&#8217;in mağlup edildiğinden bahsedilir). VII. Kitap, 4. Bölüm, 7. Paragraf(İskitle<wbr />r&#8217;in, atlarını enemelerinden yani hadımlaştırma âdetlerinden söz edilir). XI. Kitap, 8. Bölüm, 1. ve 2. Paragraflar (İskitler&#8217;in iğrenç ve korkunç birtakım âdetlerinden söz edilir).</span>25</span></p>
<p class="p35"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler hakkında bilgi veren Grek kaynaklarının tamamı dikkate alındığında şüphesiz Herodotos&#8217;un </span><span class="s1">&#8220;Tarihi&#8221; </span><span class="s2">ve Hippokrates&#8217;in </span><span class="s1">&#8220;Havalar, Sular ve Mevkiiler&#8221; </span><span class="s2">adlı eserinin önemi ortaya çıkar. Günümüze kadar tam olarak ulaşan, en eski tarihli iki kaynak olmaları ve İskitler hakkında ayrıntılı bilgi ihtiva etmeleri açısından, diğer Grek kaynaklarına göre daha önemlidirler.</span>26</span></p>
<p class="p36"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">İskitlerin Gelenek ve Göreneklerinin Eski Türk Gelenek ve Görenekleriyle İlgisi</span></strong></span></p>
<p class="p37"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler&#8217;in gelenek ve göreneklerine dair bilgileri Herodotos ve Hippokrates&#8217;ten öğrenmekteyiz. Herodotos ve Hippokrates İskitler&#8217;in hayat tarzı ve bazı adetleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Herodotos İskitler&#8217;in gelenek ve göreneklerine bağlı ve yabancı geleneklere kesinlikle kapalı bir toplum olduğunu belirtmektedir Hippokrates ise, İskitler&#8217;in göçebe bir kavim olduğunu, onların soğuğa karşı korunaklı keçeyle kaplı, dört ya da altı tekerli, öküzler tarafından çekilen arabalarda yaşadıklarını,</span><span class="s2">hayvanlarına otu bol otlaklar bulmak için dolaştıklarını belirttikten sonra; onların pişmiş et yediklerini ve kısrak sütü içtiklerini bildirmektedir.</span>27<span class="s2"> Hippokrates tarafından verilen bilgiler Hunlar ve Göktürkler hakkında yazılanların aynıdır. Bunlar Türk &#8220;</span><span class="s1">derme ev</span><span class="s2">&#8220;lerinde, yani keçeden yapılmış kubbeli çadırlarda yaşamışlardır. Söz konusu </span><span class="s1">&#8220;derme ev&#8221;</span><span class="s2">leri Türklerden alarak benimseyen bazı İranî kavimlerin, bu evlerin bazı aksamına dair kullandıkları kelimelerin çoğunun Farsça değil de Türkçe olması, adı geçen evlerin asıl sahibinin Türkler olduğunu açıkça göstermektedir. Öte taraftan Arapların da bu evlere </span><span class="s1">&#8220;Qubba Turkiya&#8221;</span><span class="s2">, yani </span><span class="s1">&#8220;Türk Çadırı&#8221; </span><span class="s2">dedikleri bilinmektedir Ayrıca İskitler&#8217;e tabi olan Alan, As göçebelerinin çadır ve alaçuk yapmasını bilmedikleri, üstü ağaç kabukları ile örtülmüş arabalarda yaşadıkları ve İskitler&#8217;in diğer Türk kavimleri gibi kımız içtikleri ve sütü kurutarak </span><span class="s1">&#8220;kurut&#8221; </span><span class="s2">yaptıkları bilinen hakikatlerdendir<wbr />. İskitler ve Hunlar ata binmek ve kımız içmek gibi adetleri bakımından birbirlerine benzemektedir </span>28</span></p>
<p class="p38"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodotos&#8217;un anlattığına göre İskitler başta at olmak üzere bütün hayvanları kesmektedir. Yine o, onların domuz kurban etmeleri bir tarafa, onu topraklarında beslemelerinin bile söz konusu olmadığını ifade etmektedir (Herodotos IV: 61-63). Türkler hemen her devirde kesim hayvanı olarak atı diğer hayvanlara tercih etmişlerdir. Günümüzde at kurban etme adetinin gayri müslim Altay Türkler&#8217;i arasında devam ettiği bilinmektedir. İskitler&#8217;in genelde domuz beslememeleri ve onları asla kurban olarak kesmemeleri oldukça ilgi çekicidir. Buradan Türklerin bu hayvana karşı duydukları nefretin sadece İslamî kanaatle ilgili olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Bu cümleden olarak, İskitler&#8217;in at kurban etmeleri ve domuz kesmemeleri itiyadı, onların Türklükleri hususunda bir işaret olarak kabul edilebilir.</span>29</span></p>
<p class="p3"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler&#8217;de ölülerin mumyalandığı arkeolojik malzemelerle de ispatlanabilmekt<wbr />edir. Pazırık&#8217;tan bulunan cesetler mumyalanmıştır. Bu mumyalanmış cesetlerin üzerinde dövmelere de rastlanmıştır. Genelde cesetlerde, vücudun ön ve arka kısımlarında baştan aşağıya kadar dövmeler bulunmaktadır. Klasik eserlerde </span><span class="s1">&#8220;mumya&#8221;, &#8220;mumyağ&#8221; </span><span class="s2">ve </span><span class="s1">&#8220;mumyag&#8221; </span><span class="s2">olarak geçen mumya, tıpta ve tahnitte cesetleri korumak için kullanılan bir maddedir. Bu madde Oğuz Türkleri tarafından mukaddes addedilmiştir. Eski Türkler, yok olmayı, toprak olmayı bir türlü kabul edememişler, bütün fertlerini değilse bile, ulularını ve hükümdarlarını mumyalamak suretiyle, maddi varlıklarını ebedileştirmek istemişlerdir. Orhun kitabelerinden öğrendiğimize göre, Gültegin mumyalanmıştır. Değiştirdikleri muhtelif dinlerin ruh anlayışına göre, bu sanatlarını bazen tadile lüzum görmüşler, fakat büsbütün bırakmamışlardır<wbr />. İslamiyet’ten sonra da, bu dinde böyle bir düşünce olmadığı halde, mumya yapmakta devam etmişlerdir. Buna en güzel misal, Anadolu Selçukluları&#8217;nın yaptıkları mumyalardır. II. Kılıçarslan, I. Keyhüsrev, H. Süleyman Şah, III. Kılıçarslan ve daha birçokları mumyalanmıştır (Konyalı 1965:1196-1199). Bu durum, İskitler&#8217;de başlayıp, onlardan Göktürkler&#8217;e geçen ve onlardan da Anadolu Selçuklularına kadar ulaşan köklü bir ananeyi göstermektedir.</span>30</span></p>
<p class="p39"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><strong><span class="s1">İskitler&#8217;in Hayat Tarzı:</span></strong></span></p>
<p class="p40"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskit İmparatorluğu, sosyolojik olarak, çiftçilikle uğraşan komşu kabileler üzerinde, göçebe güruhunun bir hakimiyeti olarak tasvir edilebilir. MS. 7. ve 10. yüzyıllar arasında hakim olan Moğol İmparatorluğu da, aynı örnek üzerine inşa edilmişlerdi. Tipik göçebeler, asıl İskitler&#8217;di. Onların hayat tarzının temeli at besleme idi. Onlar arabalarına bağlı çadırlarda oturuyorlardı. Böyle bir arabanın dört veya altı tekerleği vardı ve bu araba iki ya da üç çift öküz tarafından çekiliyordu. Kaynatılmış et ve mayalanmış bir çeşit kısrak sütü olan kımız, onların belli başlı yiyeceklerini teşkil ediyordu. Onlar, etlerini, yahni olarak, kendilerine özgü büyük kazanlar içerisinde pişirirler veya bazen bu etleri başka yerlere nakledebilmek için, parçalar halinde keserlerdi. İskitler iyi yaşamaktan zevk alıyorlardı. Hippokrates, onların şişman, tembel ve şakacı kimseler olduklarını ve vakitlerinin çoğunu şarap içerek, bir tek kupadan kan kardeşliği yemini etmek için içerek, davul ve ud gibi telli çalgılar eşliğinde şarkı söyleyerek ve dans ederek geçirdiklerini yazmaktadır.</span>31<span class="s2"> İskitler&#8217;in elbiseleri, başlıklı bir cübbe, kaftan ve pantolondan ibaretti. Deriden yapılmış olup, süslü metal plâkalarla tezyin edilmiş olan kemere, büyük ihtimam gösterilmişti. Kadınlar, </span><span class="s1">&#8220;sarafan&#8221; </span><span class="s2">adı verilen sarkık bir elbise ile </span><span class="s1">&#8220;kokoşnik&#8221; </span><span class="s2">adı verilen yüksek bir başlık giymişlerdir. İskitler&#8217;in ekseriyeti hayvan besleyicisi ve göçebe oldukları halde, bir kısmı ve yine onlar tarafından kontrol edilen yerli kabilelerin çoğu, herhalde çiftçi idiler. İskitya&#8217;dan Yunanistan&#8217;a büyük miktarlarda hububat ihraç edilmiş olması, bunun en belirgin ifadesidir. Çiftçilikle uğraşan halkın giysileri, muhtemelen İskitler&#8217;in elbiseleri ile aynı modelde idi. İskitler&#8217;de kadının durumuna gelince; İskitler, poligamist (çok kadınla evli) idiler. Oğullar, çoğu kez babalarının karılarını miras olarak devralıyorlardı. Buna rağmen herhalde, bu kadınlardan biri, öteki dünyada kocasına arkadaşlık etsin diye, genellikle kocasının ölümü üzerine, ölmek zorunda idi. İskit gömülerinde gözlemlenmiş olanın aksine, Pazırık&#8217;ta kocalarıyla birlikte ölmek zorunda kalmış olan kadınlar, sıklıkla kocalarının tabutlarını paylaşmışlardı. Bu, oradaki erkeklerin tek kadınla evli olduklarının veya kadınının, bir odalık ya da bir cariye olmaktan ziyade, bir zevce olduğunun işareti olarak kabul edilebilir. Eski Greklerin, İskitya&#8217;nın anaerkil bir memleket olduğu yolundaki intibaları, arkeolojik delillerle desteklenmez; bu fikir, muhtemelen İskityalı Amazonlar&#8217;la ilgili menkıbelerden çıkarılmış olsa gerektir. Mamafih aslında, mevcut bütün materyaller, İskit kadınları, erkeklerden çok daha renkli elbiseler giyinseler de, onların yine de göz hapsinde tutulduğunu, kocalarının yanında ata binmek yerine, çocuklarıyla arabaların içerisinde seyahat etmeye zorlandıklarını, kendilerini tamamıyla ev işlerine vermek mecburiyetinde bırakıldıklarını ve bazı durumlarda eşleriyle birlikte ölmeye zorlandıklarını göstermeye meyillidirler. Onların gömülmüş olduğu mezar odalarında, otoritelerine ilişkin olarak yanlarına yerleştirilmiş hiçbir amblem de yoktu.</span>32</span></p>
<p class="p41"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler&#8217;in nasıl temizlendikleri hususu da merak uyandıran konulardan biridir. Herodotos, İskitler&#8217;in yıkanmak için su kullanmadıkların<wbr />a dikkati çekmektedir. Kadınlar, selvi ve sedir ağaçlarının özünü havanda döverek bir merhem yapıyorlar ve bu merhemin çoğunu bir macunun içinde ovmak suretiyle çam sakızı ve su ile karıştırıyorlard<wbr />ı. Onlar bu lapayı, yüzlerine ve bütün vücutlarına sürerek, bir gün boyu hiç dokunmazlardı. Ertesi gün bu lapayı vücutlarından kaldırdıkları zaman, derileri pırıl pırıl ve tertemiz olurdu.</span>33</span></p>
<p class="p10"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Hiç şüphe yok ki, İskitler&#8217;in oturduğu evler, onların yaşantısında büyük önem taşıyordu. Yaşadıkları zaman süresi içerisinde, kapalı arabaların, İskitler&#8217;e daimi evler olarak- ki onlara erkekler, devamlı at üzerinde hareket ettiklerinden ancak akşam üzeri dönerlerdi- hizmet edip etmediğine; veya üst kısmının tamamen çıkarılarak kamplarda bir çadır gibi dikilip dikilmediğine; yahut da İskitler&#8217;in daimi olarak çadırlar kullanıp, sadece hareket halinde iken üstü kapalı arabalarda oturup oturmadıklarına karar vermek, oldukça güçtür. Pazırık&#8217;taki mezar odalarının dekorasyonu, bu son görüşü teyit etmeye meyillidir. Çünkü o, açıkça söylemek gerekirse, mezarı, bir çadıra çevirecek şekilde tertip edilmişti. Mamafih bu netice, Altaylıların daha basit geleneklerini bir zamanlar paylaşmış olmalarına rağmen, Avrupa bozkırında yerleşmiş olan İskitler için iyi bir şekilde muhafaza edilmek zorunda değildir. Fakat bir şeyden emin olabiliriz: Onların ikametgahları ister araba isterse çadır olsun, bunun, oldukça rahat ve renkli olmuş olduğu muhakkaktır. Kraliyet İskitleri&#8217;nin mezarlarından elde edilen delillerle tasdik ve Kuzey Moğolistan&#8217;da Baktria ve Noin Ula&#8217;daki buluntularla da teyit edilen Pazırık&#8217;ta keşfedilmiş döşemeler, kabile mensuplarının hem keçe hem de yün halılara sahip olduklarını gösterir. Kırım gömü odalarının bazılarının boyalı süslemeleri ve Pazırık&#8217;ta dokunulmamış (in situ) vaziyette bulunan fragmanlar, onların, bunları, oraya kullanmak için koyduklarını gösterir. Halılara ilaveten kumaşlar, geniş ölçüde kanaviçe olarak ve de Pazırık&#8217;taki gibi, dini anlamı olan sarkık kumaş parçalan olarak kullanılmışlardı<wbr />r. Pazırık&#8217;tan da öğreniyoruz ki, gayet itinalı desenlerle süslenmiş olan keçe kumaşlar, herhalde Altaylarda genel kullanım alanında idiler.</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">İskitler&#8217;in hayat tarzları ile ilgili bahsi noktalamadan evvel, İskitler&#8217;de nüfus sayımı yapıldığına dair bazı delilleri ortaya koymak, yerinde olacaktır. Herodotos&#8217;tan öğrendiğimize göre İskitler&#8217;de nüfus sayımı yapıldığına ilişkin en güzel uygulama, kralları Ariantos tarafından gerçekleştirilmi<wbr />şti. Adı geçen İskit kralı, krallığı içerisinde yaşayan her adamdan, kendisine bronzdan bir kargı ucu getirmesini emretmiş ve böylece de kavminin sayısını tespit etmişti. Fakat Herodotos, bu sayının ne kadar olduğunu, ne yazık ki, belirtmiyor. Daha sonra, getirilen bütün kargı uçları eritilip birleştirilerek, büyük bir kazan haline getirilir.</span>34</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodotos Tarihi “Dördüncü Kitap”ta İskit millî içkisi kımızın yapılışı şu şekildedir: </span><span class="s1">“</span><span class="s2">Skyth&#8217;ler içkileri olan sütü elde etmek amacıyla bütün kölelerin gözlerini oyarlar; köleler, flüte çok benzeyen bir çeşit kemik boru alırlar; bunu kısrağın döl yatağına sokar ve ağızlarıyla üflerler; onlar üflerken, öbürleri de sağarlar. Neden böyle yaparlar, kendilerine sorarsanız, hava, kısrağın damarlarını açar, sütün memelere inmesini sağlar. Sağılan süt tahta fıçılara boşaltılır; çevresine kör köleler dizilir ve sütü döverler; üstte kalanı ayırıp alırlar, Skyth&#8217;ler in gözünde en iyi süt budur; altta kalanını düşük kalite sayarlar. İşte Skyth&#8217;ler, ellerine düşenlerin hepsinin gözünü bu işi gördürmek için kör ederler; zira ekip biçemezler, göçebedirler.” </span>35 <span class="s1">Kımızın faydaları konusunda Hasan Oraltay Kazak Türkleri isimli eserinde şu bilgileri aktarmaktadır: “</span><span class="s2">Kımızı kim içmez? başlığıyla (18.7.1968 Leninşil Cas gazetesi) Kazak Türkü kimyager Aydar Akınoğlu, yayınladığı makalesinde kımız hakkında şöyle bilgi vermektedir: “…Rus yazarlarından S. T. Aksakov, Orenburg vilâyetindeki göçebe halkların vaziyetleri hakkında diye şöyle yazmıştı: “…. Her sene kışın müthiş soğuğunda ve boralarında bunların tesiriyle eziyet çeken insanları görerek ümitsizliğe düşmemek mümkün değil. Fakat iki üç aydan sonra, aynı insanları tekrar görseniz, yüzleri kıpkırmızı kanla dolmuş; ve şişmanlamış olarak bulursunuz. Onları tanıyamazsınız. Çünkü bu sıralarda onlar “Saba”lar dolu kımızı içerler. Beşikteki çocuktan doksandaki ihtiyara kadar herkesin sevdiği gıdası kımız&#8217;la onlar tekrar buluşmuşlardır. Bu hususu ancak gözünle gördüğün zaman kımızın bulunmaz gıda ve çok tesirli ilâç olduğuna hayran olursun&#8230;” Kazak Halkı kımızı sevinçli hayatın, uzun ömrün tek sebebi olarak tanımlar. Bu gibi ilgi çekici fikirleri ilim adamlarından, doktorlardan, kimyagerlerden de duymak mümkündür. Mesela, 1858 senesinde Rusya&#8217;da N. V. Postnıkov diye bir kimyagerin teşebbüsü ile Samara şehrinde ilk defa kımız ile hastaları iyileştiren hastane açılmıştı. İlim adamları yaptıkları devamlı araştırmaları neticesinde kımızın birçok hastalıklara ve bilhassa tüberküloza bulunmaz deva olduğunu ispat ettiler. Öyleyse, kımızın insana faydalı ve hastalık için ilâç olmasının sırrı ne? Onu içtikten sonra insan organizması ne için hastalıktan kurtulmaya başlıyor? İşte bu sorulara cevap verebilmek için kimyagerler kımızın ilmi şekilde tetkik ettiler. Birçok tecrübeler yaptılar. Doktorlar da kımız verdikleri hastalarını devamlı olarak kontrol ettiler. Gelişmeleri ilmi maksatla kayıt ettiler. Ve öylece kesin karara vardılar. Birçok tereddütleri giderdiler. Birçok soruların cevabını buldular. Kımızın çok iyi ilâç ve çok faydalı da kuvvetli gıda olduğunu tespit ettiler. Alimlerin açıkladıklarına göre, standart bir kımız&#8217;ın ekşilik derecesi 60 ile 80 arasıdır. Orta kımız, 80 ile 100 ve kuvvetli kımız ise 100 ile 120 derece olarak üç sınıfa ayrılıyor. Bir litre kımız&#8217;da 22 gram belok, 17 gram yağ, 39,6 gram süt şekeri ve 20 gram alkol vardır. Bunların vereceği kalori: 530&#8217;dur. Normal olarak günde 1,5 litre kımız içilirse, başka gıdadan alınanla beraber günde 795 kalori alınmış olur. Kımız sadece tüberküloz hastalığı için değil, herhangi bir diğer hastalık için de faydalıdır. Halsizliği giderir. Kuvvet verir. Kımızın muhtevasında mineral tuzların çeşitleri de vardır. Bilhassa kalsiyum ile fosfor tuzları çoktur. Kımız&#8217;daki vitaminleri sayarsak, B ve A ile C vitaminlerinin bol olduğunu görüyoruz. Bu vitaminlerin bir hasta için ehemmiyetli olduğunu herkes bilir. Sırası gelmişken şunu da belirtelim ki, tüberküloz hastalığı olan birisi için bir müddet devamlı olarak ilâçlar alması gerekir, işte bu devrede onlara en iyi ilâcın kımız olduğu ilmî tetkik ve tecrübelerle sabit olmuştur. Kımız tüberkülozdan başka mide hastalıkları ve kansızlık için de çok faydalıdır.</span>36<span class="s2"> Hastalanmadan zayıflayan insanlar için de kımız faydalıdır. Kımızı ilâç olarak kullananların her günü 0,5 &#8211; 2 litre içmesini tavsiye edilir. Kımızı yemek aralarında içmek doğru olur. Ve yahut da, yemekten 1,5-2 saat evvel içmeyi âdet edinmek faydalıdır. Her içildiğinde vücudun ihtiyacına göre, bir iki bardak, bazen de üç bardak içilmesi iyi olur. Bir hasta bir iki bardak kımız içtikten sonra iştahlanıyor ve bol yemek yemek istiyor. Demek ekşisi eksik olan pastalar için kımızı yemekten evvel (1,5-2 saat) içmek daha iyidir. Yukarıda Kımız hakkındaki Kazak Türkü kimyagerinin makalesini getirmek suretiyle verdiğimiz bilgiyi. Dr. V. N. Markov, Dr. V. K. Ogerednikov. Dr. F. O. Şvey&#8217;in müştereken yazdıkları: KIMIZ, TEDAVI EDİCİ VE HASTALIKLARDAN KORUYUCU -profilaktik- HASSALARI) adlı Rusça eserin F. LÂÇİNAY tarafından -KIMIZ-adı ile tercüme edilerek 1945 senesinde Işık Matbaasında, İstanbul&#8217;da basılmıştır. Bu kitapta şöyle deniyor: “&#8230; Türkistan&#8217;da, Türkistan ve Şimkent şehirlerinde ve başka birçok yerlerde sanatoryum ve kımız istihsal müesseseleri mevcuttur. Dış memleketlerdeki kımız&#8217;la tedavi müesseselerinden bizce malûm olanlar: İngiltere ve Kaliforniya&#8217;daki müesseselerdir.” Kımız kısrak sütünden, kendine has olarak hazırlanan maya ile ekşitilerek yapılan bir içkidir. Kendine göre bir usulle ekşitme neticesinde kısrak sütü az çok köpüklü, mayhoş lezzetli, hoş kokulu ve keyif verici bir içki halini alır. Kısrak sütünde bulunan gıda maddeleri bu ekşime esnasında kimyevî tahavvüle uğrarlar. Yani kısrak sütündeki Kazein ve Albuminler dönüşerek mide ve bağırsaklarımızd<wbr />a yeniden kimyevî tahavvüle (değişime) ihtiyaç kalmadan, hazım (sindirim) cihazlarımız tarafından doğrudan doğruya emildiğinden dolayı hastanın beslenme durumu az zamanda iyileştiği gibi mide ve bağırsaklar da yorulmaz, yıpranmaz ve gıda maddelerinin kimyevi tahavvülü için lüzumlu olan unsurlardan tasarruf edilmiş olur. Kısrak sütünde bulunan şeker, süt asidi (sitlaktik), alkol ve asitkarbona ayrılır ki, bunlar hazım cihazlarımızın salyalı tabakaları (Mukosa&#8217;sı)na ve hazım bezlerine uyandırıcı (Münebbih) bir tesir yapar. Hazım ifrazatının miktarı artar, neticede yediğimiz gıdanın tadı bilinir, iştah açılır.</span></span></p>
<p class="p42"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Asitalaktik, kımız&#8217;ın süt asidi, vücudumuzu zehirleyerek tahrip eden bağırsak mikroplarının döküntülerini zararsız bir hale sokar. Vücudumuzca emilen (assimilation) gıda maddelerinin işe yaramayan artıklarından (dessimilation) husule gelen zararlı maddeler, kımız tedavisiyle İyice temizlenir ve gıdanın temessül kabiliyeti yükselir. Kımızın az miktarda olan alkolü, kalp damarları, sinir sistemleri ve teneffüs cihazına münebbih (uyarıcı) olarak tesir eder. Kımızın asitkarbonu ise hazım yollarındaki hareket ve emme fonksiyonlarını takviye eder.</span>37</span></p>
<p class="p42"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Dr. Karrik, kımız terkibindeki asitlaktik ve alkolün, hazımı kolaylaştırıcı hassası üzerinde tetkikler yaparak, midenin normal işlemesini temin eden bir amil olduğunu tespit etmiştir. Son zamanlarda kımız üzerinde yapılan tetkik ve çalınmalar da kımızın supasit hastalığında mide ifrazatını arttırdığı ve mide ifrazatının normal yükselmesinden ileri gelen hastalıklarda da ifrazatı normalleştirdiği<wbr />, ifrazatın asit ve tuz asitlerinin azalmasını gösteren mide hastalıklarında (gastritis) bir tedavi vasıtası olduğu mide ve bağırsakların tembelleşmelerin<wbr />den ileri gelen hastalıklarda bu organların takallüs kabiliyetini arttırdığı görülmüştür. Kımız bilhassa gıdadaki albümin maddelerinin tam olarak alınmasını temin eder- Dr. Model ve Kozin&#8217;in bu sahadaki çalışma raporlarından alınan malûmat, kımızla tedavi esnasında yeniden gıdadan vücutça benimsenen albümin ve kazein miktarı, aynı sanatoryum rejimi altında, aynı gıdalar ile beslenen, fakat kımız kullanmayan hastaların hazmedebildikler<wbr />i albümin miktarından fazla olduğunu gösterir.</span></p>
<p class="p43"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Dr. Poznikov, kımızla tedavi edilen hastalar üzerinde yaptığı tetkiklerden aldığı neticeyi, şu kısa ve kesin formül ile ifade eder: (Nutrit, raborat et alterat &#8211; besler, sağlamlaştırır ve tazeler.) Kımızla, tedavi neticesini uzun seneler tetkik eden mütehassıslar kımıza, tedavi ve hastalıklardan koruyucu vasıtalar meyanında lâyık olduğu mevkii vermelerdir. </span><span class="s1">Kımızla tedavi bilhassa şu hastalık hallerinde tavsiye edilir ve iyi netice verir: kan azlığı, yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık ve şiddetli bronşitlerin nekahat devrelerinde. </span><span class="s2">Kımızın tedavide önemle kullanıldığı yer ciğer ve guddelerdeki (salgı bezlerindeki) verem hastalığıdır. Kımız uzviyetçe çabuk emilerek çabuk tesir ettiğinden dolayı tüberkülozluları<wbr />n tedavisinde mühim rol oynar. Neticede öksürük seyrekleşir. Balgam azalır, hararet düşer, gece terlemesi kaybolur, iştah açılır, cevvaliyet hissedilir (s.28/29). Kımız&#8217;da, vücutça iyi benimsenen albümin yağı ve şeker bulunması ve bir litre kımızdan tahminen 500 kalori alınabilmesi, onun mükemmel bir rejim gıdası olarak kullanılmasına imkân vermektedir. Dr. Horamevaya göre kımızın albümin grubu, yumurtanın albümin grubundan daha yüksek değerdedir.</span>38</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodot Tarihinde kımızdan başka İskitlerin diğer gelenek ve görenekleri hakkında da geniş bilgiler vardır: “Görenekleri şöyledir: Tanrılar içinde yaranmak istedikleri en başta Hestia olmak üzere Zeus ve Toprak, ki bunu Zeus&#8217;un karısı olarak tanırlar, sonra Apollon, Göksel Aphrodite, Herakles ve Ares&#8217;tir. Bu tanrılar bütün Skythia&#8217;da ululanırlar; Şahane Skyth&#8217;ler ayrıca Poseidon&#8217;u de kutlarlar. Skyth dilinde Hestia&#8217;ya Tabiri, Zeus&#8217;e, benim fikrimce pek doğru olarak, Papaios adı verilmiştir, Toprak&#8217;a Api, Apollon&#8217;a Oitosyros, Göksel Aphrodite&#8217;ye Argimpasa, Poseidon&#8217;a Thagimasadas derler. Ares dışında heykel, sunak, tapınak kurma gelenekleri yoktur, yalnız Ares için yapılır.</span>39</span></p>
<p class="p44"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bütün bu ilkel halk topluluklarında yalnız bir çeşit kurban vardır, bütün dinsel törenlerde hep aynıdır. Dinsel törenler şöyledir: Kurban ortaya konulur, Ön ayakları bağlanır; kurbanı kesecek olan adam hayvanın arkasında durur, ipin ucunu çeker, hayvanı düşürür; hayvanı düşürürken kurban hangi tanrıya sunuluyorsa o tanrıya dua eder, sonra boğazına ince bir ip dolar, ipin arasına bir sopa sokar, sopayı çevire çevire sıkar ve kurbanı boğar, ateş yakılmaz, önceden bir tören yapılmaz, kutsal su saçılmaz. Kurbanı boğduktan sonra yüzer ve pişirirler.</span></p>
<p class="p45"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Skythia&#8217;da odun pek bulunmaz, onun için eti şöyle pişirirler: Kurbanları yüzdükten sonra, kemikleri örten bütün etleri ayırırlar, sonra kendi ülkelerine özgü bir tencere vardır. Ellerinin altında böyle bir tencere bulunuyorsa eti ona koyarlar. Bu tencereler tıpkı Lesbos krateroslarına benzerler, yalnız onlardan çok daha büyük olurlar; etler bunun içerisine konur, tencere hayvanın kemikleri üzerine konur ve kemiklere ateş verilir. Eğer tencere yoksa etler hayvanın iskeleti üzerine konur, su da katılır, alttan kemiklerle beraber ateşlenir; kemikler pek güzel yanarlar ve iskelet kemikten ayrılmış eti kolaylıkla tutar. Bir öküzün bütününü pişirebilmek için yakacağını da böylece kendisi sağlamış olur ve her kurban için de aynı şey yapılır. Et pişti mi, kurbanı kesen bir parça ayırır, ayrıca bağrından da bir parça alır ve bunları ayaklarının dibine atar. Kurban olarak bütün hayvanları ve özellikle at keserler. </span><span class="s1">Kurban kesme törenleri böyledir. Şunu da belirtelim ki, domuz kurban etmezler, hatta topraklarında üretmezler bile.</span>40</span></p>
<p class="p45"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Skyth kralı hastalandığı zaman, en iyi üç falcıyı getirtir, fala bakarlar. Genellikle söyledikleri filan ya da falanın kral hanedanı üzerine yalan yere yemin ettiğidir. Skyth&#8217;ler arasında, önemli konularda, kral hanedanı üzerine yemin edilmesi âdettir. Falcıların yalan yere yemin etmekle suçladıkları adam hemen yakalanır, tek başına kralın huzuruna çıkarılır; falcıların yanında kendisine anlatılır ki, bunlar sanatları sayesinde onun kral hanedanı adına yalan yere yemin etmiş olduğunu ve kralın bu yüzden hastalandığını meydana çıkarmışlardır; o inkâr eder, hiç yalan yere yemin etmediğini söyler, gücenir. İnkâr üzerine kral bunların iki katı kadar daha falcı getirtir; eğer bunlar da bilimlerine danışıp, yalan yere yemin suçlamasına katılırlarsa hemen kafası kesilir, varı yoğu ilk falcılar arasında kur&#8217;a çekilerek paylaşılır; eğer sonradan gelen falcılar adamı suçsuz çıkarırlarsa, bir daha, sonra bir daha yeni falcılar getirilir. Eğer sonunda çoğunluk sanığı temize çıkarırsa ilk gelmiş olan falcılar ölüme mahkûm edilirler. Bunları şöyle öldürürler. Bir arabaya çalı çırpı doldurulur ve öküzler koşulur; falcılar, ayakları bağlı, elleri arkadan bağlı, ağızları tıkalı olarak arabaya bindirilir, odunların içerisine konur; ateş verilir, sonra öküzler kovalanır, hızlı koşsunlar diye ürkütülür. Çoğu zaman falcılarla birlikte öküzler yanarlar; kimi zaman da arabanın oku alevlerden yanıp kopar, öküzler her yanları yanık içinde kaçarlar. Falcıların başka nedenlerle de aynı şekilde yakıldıkları olur ve adları yalancıya çıkar. Kral, birisini öldürdüğü zaman çocuklarım geride bırakmaz; oğlan çocukları da beraber öldürtür, kızlara dokunmaz.</span>41</span></p>
<p class="p46"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Skyth&#8217;ler şöyle ant içerler: Toprak bir kupanın içerisine şarap doldururlar; ant içecek olanlar buna kanlarını karıştırırlar; bunun için sivri bir şeyle küçük bir delik açarlar, ya da kılıçla hafif çizerler; sonra kabın içerisine bir pala, oklar, bir balta ve mızrak daldırırlar; bu da olduktan sonra tanrısal öfke üzerine ant içerler ve kaptaki şaraptan azıcık içerler ve orda bulunanların ileri gelenleri de onlarla beraber içerler.</span>42</span></p>
<p class="p47"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Topraklarında kenevir yetişir, tıpkı keten gibidir, yalnız daha kaim ve daha büyüktür. Hem insan eliyle ekilir, hem kendiliğinden yetişir. Thrak&#8217;lar bundan tıpkı ketene benzer giyecekler yaparlar. Hatta bu işten çok iyi anlamayanlar için, bu giyecekler ketenden mi yapılmış, yoksa kenevirden mi hiç belli olmaz ve keneviri bilmeyenler, ketendir diye yemin edebilirler.</span>43</span></p>
<p class="p48"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Herodot “Skyth&#8217;lerin nüfusu tam olarak ne kadardır öğrenemedim”; dedikten sonra “değişik şeyler söylediler; bana, çok kalabalık olduklarını, ama bunların arasında asıl Skyth&#8217;lerin az olduğunu söylüyorlardı. Bununla beraber işte ba​na gösterdikleri: Borysthenes ile Hypanis arasında Exampeia denilen yer var; biraz yukarda bu bölgede acı bir kaynak bulunduğunu ve bunun Hypanis&#8217;e karışarak bu ırmağın suyunu içilemeyecek hale soktuğunu anlatırken sözü geçmişti. Orada bir bakır kazan vardır, Pontos Euxeinos&#8217;un ağzında Kleombrotos oğlu Pausanias&#8217;ın sungusu olarak bulunan kazandan altı kere daha büyüktür. Pontos Euxeinos&#8217;un ağzındaki kazanı görmeyenlere anlatmak için söylüyorum, Skyth kazanı altı yüz amphora&#8217;yı rahat rahat alır ve kalınlığı altı parmaktır. O ülkede oturanlar bana bunun kargı uçları eritilerek yapıldığını söylemişlerdir. Kralları Ariantas, Skyth&#8217;lerin kaç kişi olduklarını Öğrenmek istemiş, her Skyth&#8217;in kendisine bir kargı ucu getirmesi için haber almış; getirmeyen öldürülecekmiş. Pek çok kargı ucu getirilmiş ve o da bunlardan kalıcı bir anıt yaptırmak istemiş; O zaman bu bakır kazan yapılmış, bu Exampeia denilen yerde kurbanlar bunun içine konur. İşte Skyth&#8217;Ier in kaç kişi oldukları hakkında dinlediklerim bunlardır.”</span>44</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Hippokrates Havalar, Sular (Nehirler), Yerler (Mevkiiler) Üzerine </span>45<span class="s2"> isimli eserinde İskitlere de yer verir:</span> <span class="s2">Avrupa’da, Maiotes gölü etrafında ikamet eden, diğer uluslardan farklı bir Skyth halkı vardır, Sauromates denilmektedir. Bunların kadınları, bakire oldukları sürece, ata biner ve de ok atarlar, atların üzerinden kargı atarlar ve düşmanlarla savaşırlar. Düşmanlardan üç kişiyi öldürmedikçe bakirelikten çıkamazlar ve yasa gereği yemin ve kurban kesmeden önce evlenemezler. Eğer evlenirse, ata binmeyi bırakır, eğer top yekûn bir sefere çıkmak zorunluluğu olmadıkça. Sağ göğüsleri yoktur. Çünkü daha çocuk oldukları sırada, anneleri, bunun için hazırlanmış bakır bir aleti sağ göğsün üzerine koyarak ateşe tutarlar ve yakarlar, büyümesini yok etmek, tüm gücü ve kuvveti sağ omuzlarına ve sağ kollarına vermeleri için.</span></span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Diğer Skythlerin beden yapısı üzeriyle ilgili olarak, bunlar birbirlerine benzerler, başka yerlerdeki diğerlerine değil, bunun nedeni, Mısırlılarla ilgili olarak da, dahası, bazıları sıcağa maruz kalmakta, bazıları da soğuğa. Hem otlak hem yüksek hem de oldukça sulak bir ovalığa Skyth çölü (bozkırlığı?) denilir. Bununla birlikte, ovaların ötesinde suyunun aktığı büyük nehirler vardır. Evleri olmadığı, arabalarda yaşadıkları için Nomades (göçebe) denilen Skythler buralarda ikamet ederler. Arabaların bazıları, azı, dört tekerlekli, bazıları ise altı tekerleklidir. Bunlar, çepeçevre ahşapla çevrilidir, ev gibi yapılmışlardır, bazıları tek, bazıları da üç bölümlüdür. Yağmur, kar ve rüzgârlara karşı üzerleri kapalıdır. Bu arabaları, boynuzsuz, iki ya da üç çift öküz çekmektedir. Çünkü soğuktan dolayı (bunların) boynuzları yoktur. Bu yüzden bu arabalarda yaşarlar. Erkekler ise at üstüne binerler. Onların ardından koyunları, inekleri ve atları izler. Hayvanlarına beslenme kaynağı yettiği sürece aynı yerde kalırlar. Kalmadığı zaman, başka bir yere giderler. Bunlar haşlanmış et yerler, at sütü içerler ve “hippake” yerler. Bu bir at peyniridir. Bu şekilde bir yaşam tarzları ve adetleri vardır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Mevsimler ve yapısı üzerine, diğer insanlar arasında Skyth halkı çok farklılık göstermektedir, bunlarda olduğu gibi, Mısırlılar gibi, çok az verimlilik vardır, sayılarının fazla ve kalabalık olmasına karşın, arazi çok az hayvanı beslemektedir. Çünkü Ayı yıldızı (kuzey kutbu) ve kuzey rüzgârının estiği Rhipaia dağları altında yer almaktadır. Güneş en yakına geldiğinde, yaz dönüşünün sonuna geldiğinde, bu zamanda çok kısa bir süre için hava ısınır, çok fazla olmasa da. Sıcak yerlerde esen rüzgârlar buraya ulaşmaz, çok az ve etkisizdir; fakat kuzeyden ise kar, buz ve çok yağmurdan dolayı daima soğuk rüzgârlar esmektedir. Hiçbir zaman da dağların üzerinden eksik olmazlar. Bunlardan dolayı yerleşim olmamaktadır. Gün boyunca insanların yaşadığı ovalara yoğun sis düşer. Bu yüzden daima kışı vardır, yazı ise çok az gün sürer ve bunlar da aşırı sıcak geçmez. Çünkü ovalar denizden yüksektir ve dağlarla çevrili değildir; kuzey kutbu tarafına yükselmektedir. Burada yabani hayvanlar da iri olmaz, hatta bazıları toprağın altına girer, çünkü kış engel olur, toprak bakir kalır ve ne bir sıcaklık ne de örtü vardır. Bu nedenle, mevsimlerin değişimleri de ne büyük ne de etkindir, hatta aynıdır ve çok az değişim gösterirler. Bu yüzden canlılar da birbirlerine benzemektedir. Hem yazın hem de kışın aynı şekilde beslenirler, nemli ve yoğun bir havayı içlerine çekerek, kar ve buzdan elde edilen suyu içerek ve bedenlerini eğitmekten yoksun kalarak. Çünkü bu şekilde ne bedeni ne de ruhu eğitmek mümkün olamayacağı için, önemli değişimler de oluşmamaktadır. Bu zorunluluklardan dolayı buralardaki canlılar, yağlı ve etlidirler, nemli ve güçsüz duruma düşmeden. Tüm iç oyuk yerleri, özellikle alt kısım olan beller, en çok sıvı (irin) içeren yerlerdir. Çünkü böyle bir yerde ve tabiatta ve de iklimde, belin suyunu kurutulmaz. Bununla birlikte, şişmanlık, kılsızlık ve yağlanma açısından, birbirlerine benzemekte, erkekler erkeklere, kadınlar kadınlara. Mevsimlerin birbirine benzerliklerinde<wbr />n dolayı, soyda da yıpranma ya da bozulma oluşmamaktadır, şiddetli bir zorunluluk ya da hastalık olmadıkça.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">(İnsanlardaki) sıvılaşmayı daha açık göstereceğim. Hemen hepsi Nomades olan Skythlerin çoğunu, omuzlarını ve kollarını ve el bileklerini ve de göğüslerini ve de oyluk ve kalçalarını dağlamış halde görürsün, bedenin yumuşaklığı ve sıvılaşma dışında başka bir şeyden dolayı değil. Çünkü sıvı ve güçsüzlükten dolayı ne yayı gerecek ne de omuzu üzerinden kargı atacak güçte olabilirler. Yaktıkları zaman, eklemlerdeki suyun çoğu kurur, bedenleri daha fazla güçlü, daha besili ve eklemleri daha iyi hale gelir. Bedenleri de enli olur. Öncelikle, Mısır’daki gibi, kumaşa sarılmazlar, ata binmeden dolayı bunu düşünmezler, rahat oturabilmek için. Çünkü erkekler, at üzerinde sürmeyi başarıncaya dek, çoğu zaman arabada otururlar, kısa süreli yürümek zorunda kalırlar, göçler ve at üstünde dolaşmaktan dolayı. Kadınları da aşırı ağır beden yapısına sahiptir. Soğuktan dolayı Skyth soyu, kırmızı renklidir, güneşin etkisi bulunmamaktadır. Soğuğun etkisiyle beyaz deri yanar, kırmızı olur.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Yalnız böyle bir yapı (mizaç), çok üretken olamaz. Çünkü bir erkekte, bedenindeki nemden ve karnının yumuşaklığı ve de duyarsızlığından dolayı büyük bir birleşme isteği olmaz, bu yüzden böyle bir adamda çok az cinsel arzu olur. Ayrıca daima atların üstünden düşmekten dolayı, birleşmek için güçsüz kalmaktalar. Bunlar da adamlarda kısırlığa yol açmaktadır. Kadınların da bedeninde sıvı ve şişmanlığa yol açmaktalar. Çünkü rahimleri erkek organını tutamamaktalar. Çünkü ay hali arınmaları da bu nedenle olması gerektiği gibi olmaz, az ve de zaman aralıkları olur. Rahimlerin ağzı yağdan kapanır, dölü kabul etmez. Bu kadınlar ilgisiz ve şişmandır, karınları da duyarsız ve yumuşaktır. Bu zorunluluklardan dolayı Skyth soyu, verimli değildir. Önemli bir kanıtı, kadın kölelerin çalışmasıdır. Çünkü adamın yanına geliyorlar, bedenlerinin çalışkanlıkları ve inceliklerinden dolayı karınları (rahimleri) tutuyor.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Bunların dışında, Skyth’lerin içinde pek çok erkek, iktidarsız kalır ve kadın işleriyle uğraşır ve kadınlar gibi de konuşurlar. Böyle erkeklere “erkeksiz” derler. Ülkenin yerlileri, nedenini tanrıya affederler ve bu türden insanlara saygı gösterirler, secde ederler, kendilerin de başına gelmesinden korktukları için. Benim de düşünceme göre bu hastalıklar ve diğer hepsinin tanrısal olduğudur, ne biri diğerinden daha tanrısal ne de daha insanidir, fakat hepsi aynı şekilde ve hepsi tanrısaldır. Her birinin kendi oluşumu var ve bir nedeni olmaksızın ortaya çıkmıyor. Bana göre bu hastalığın nasıl oluştuğundan söz edeceğim. Ata binmeden dolayı bu kişiler müzmin eklem rahatsızlığına (iltihabına) yakalanmaktadır, bacakları sürekli attan sarktığı için. Sonrasında aksak olurlar ve çok çabuk hasta olan kalçaları erir. Kendi kendilerini şu şekilde iyileştirirler: Hastalık başladığında, kulaklarından birinin arkasındaki bir damarı keserler. Kan aktığı zaman, güçsüzlükten dolayı bir uyku alır ve uyurlar. Sonra uyanırlar, bazıları iyi olur, bazıları olmaz. Benim düşünceme göre bu şekilde yapmakla doğurma gücünü tahrip ediyorlar. Çünkü kulakların yanında damarlar vardır, eğer biri bunları keserse, kesildikleri için verimsiz olurlar. Bundan dolayı bana göre bu damarları kesiyorlar. Bundan sonra bir kadına yaklaştıklarında da olması gerektikleri gibi olamıyorlar; başlarda önem vermiyorlar, suskun kalıyorlar. İki, üç ve daha fazla denediklerinde, farklı bir şey olmuyor, tanrıya karşı bir kusur işlediklerini sanarak, kadın giysisi giyiyorlar, kendilerinin iktidarsız olduğunu göstermek için. Kadınlaşırlar ve kadınlarla birlikte iş yaparlar, onların yaptıklarını yaparlar. Bu, zengin Skyth’lerin başına gelir, alt seviyede olanlara değil, hatta ata binmeden dolayı çok güç elde eden en soyluların başına gelir. Yoksulları ise azdır, bu yüzden ata binmezler. Gerçekte, bu hastalık diğerlerinden daha tanrısal olsaydı, sadece yalnız en soylu ve en zengin Skyth’leri vurması değil, aynı şekilde hepsini vurması gerekirdi, ayrıca daha çok da az malı olanlara, değer gösterilmez, eğer tanrılar seviniyor ve insanlardan memnunlarsa, bunlara karşı lütuf verirler. Zenginleri, tanrılara çok kurban kesmeleri ve paraları olduğu için, adak adadıkları için sayarlar; bir şeyleri olmadığı için yoksullar ise az şey yaparlar, bu yüzden kendilerine servet vermediklerini düşünürler. Bunun için, bu kusurlardan dolayı (yoksulların) zenginlerden daha fazla ceza almaları gerekirdi. Fakat, yukarıda da söylediğim gibi, diğerleri gibi bunlar da tanrısaldır. Her biri doğadan olur. Bu hastalık ta sözünü ettiğim bu nedenlerden dolayı Skyth’lerde olur. Diğer insanlarda da aynı şekilde vardır. Çok sık ata bindiklerinden, orada çoğu kişi eklemlerden, kalça ve guttan hasta olur, cinsel birleşmede başarısız kalırlar. Bunlar Skyth’lerde meydana gelir ve yukarıda sözünü ettiğim insanların en iktidarsız olanlarıdır, ayrıca sürekli pantolon giydikleri için, çoğu zaman at üstünde oldukları için, elleriyle cinsel organına dokunamamaktalar<wbr />, soğuk ve acıdan dolayı aşk ve cinsel birleşmeye ulaşamamaktalar ve de iktidarsız kalmadan önce harekete geçememekteler. Skyth’lerin ulusu üzerine bunlar bulunmaktadır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Sonuç olarak, Eski Grek kaynaklarında oldukça geniş bir şekilde incelenmiş İskitlerin yaşamları ve tıbbî konular araştırmacıların üzerinde durması gereken önemli hususlardır. Hayvanlar hakkında bilgileri, bugün bile bazı Türk halkları tarafından içilen kımızın onlar tarafından içilmesi kültürel devamlılığın binlerce yıl nasıl devam ettiğini göstermektedir. İslâmiyet’ten önce domuz beslememeleri ve domuz eti yememeleri de dikkatlerden kaçmaması gereken bir husustur. Kadınların selvi ve sedir ağaçlarından merhem yapmaları İskitlerin bitkilerden elde ettikleri kozmetik ürünler ve ilaçlara örnek teşkil etmektedir. Hayvan ve özellikle at terbiyeciliği ise İskitlerin tarih boyunca birçok insan topluluğunun ulaşamadığı zenginliktedir. Aristoteles’in hayvanlar kitabında bu hususu teyit etmesi kendinden önceki yazarları tekrar olsa da bugünkü araştırmacıların çoğu kez dikkatinden kaçmıştır. Herodotos veya Hipokrat’taki İskitler hakkındaki bazı olumsuz düşünceler ise, onların düşman bir kavime bakışından kaynaklanıyor olabilir. Günümüzde bile bu duygusallıktan maalesef insanlar entelektüel bile olsalar kurtulmamaktadır<wbr />lar.</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">KAYNAKLAR<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content"></span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Adile Ayda,Türklerin İlk Ataları, Ankara, 1987.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Aristotle, The Complete Aristotle, Part 4: Animal Physics, On the Generation of Animals (5 Books), translated by Arthur Platt. Published: -322 Categories(s): Non-Fiction, Philosophy</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Source: </span><a href="https://clck.yandex.ru/redir/dv/*data=url%3Dhttp%253A%252F%252Febooks.adelaide.edu.au%252Fa%252Faristotle%26ts%3D1490037837%26uid%3D5047570441485447073&amp;sign=5c86458c1c84c0965464a901869b1689&amp;keyno=1" target="_blank"><span class="s15">http://ebooks.ad<wbr />elaide.edu.au/a/<wbr />aristotle</span></a><span class="s2">,</span></span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ekrem Memiş, İsketlerin Tarihi, Çizgi Kitapevi, Konya, 2005.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Herodotos, Herodot tarihi, (Türkçesi. Müntekim Ökmen- Karşılaştıran. Azra Erhat) Remzi kitapevi, İstanbul, 1983.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Hasan Oraltay, Kazak Türkleri, Türk Kültür yayını, İstanbul, 1976.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Homeros, İlyada, (çevirenler. Azra Erhat-A. Kadir), Can yayınları, İstanbul, 1989.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">İlhami Durmuş, İskitler, TKAE Yayınları, Ankara, 1993.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Ksenophan, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, (çeviren. Oğuz Yarlıgaş) Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2011.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Thukydides, Peloponnesos Savaşı, (çeviren.Tanju Gökçel) hürriyet Yayınları, İstanbul, 1976.</span></p>
<p class="p49"><span class="s2" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Zaur Hasanov, Çar İskitler, ( Aktaran. İlyas topsakal)Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2009.</span></p>
<div class="notes">
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_1" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_1" name="footnote_1">1</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, İskitler, TKAE Yayınları, Ankara, 1993, s.25.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_2" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_2" name="footnote_2">2</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Zaur Hasanov, Çar İskitler, ( Aktaran. İlyas Topsakal)Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2009, s.144.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_3" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_3" name="footnote_3">3</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Zaur Hasanov, a. g. e., s.144,146.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_4" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_4" name="footnote_4">4</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Zaur Hasanov, a. g. e., s.146, 152.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_5" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_5" name="footnote_5">5</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Zaur Hasanov, a. g. e., s.152, 156.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_6" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_6" name="footnote_6">6</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Zaur Hasanov, a. g. e., s.156-157.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_7" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_7" name="footnote_7">7</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Zaur Hasanov, a. g. e., s.159-160.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_8" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_8" name="footnote_8">8</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a. g. e., s.25.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_9" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_9" name="footnote_9">9</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a. g. e., s.5.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_10" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_10" name="footnote_10">10</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Homeros, İlyada, (çevirenler. Azra Erhat-A. Kadir), Can yayınları, İstanbul, 1989, s. 298.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_11" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_11" name="footnote_11">11</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Adile Ayda,</span> <span class="s4">Türklerin İlk Ataları, Ankara, 1987, s.30.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_12" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_12" name="footnote_12">12</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 5-6.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_13" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_13" name="footnote_13">13</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 7.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_14" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_14" name="footnote_14">14</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 7.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_15" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_15" name="footnote_15">15</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Thukydides, Peloponnesos Savaşı, (çeviren.Tanju Gökçel) hürriyet Yayınları, İstanbul, 1976.,s. 144.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_16" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_16" name="footnote_16">16</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Thukydides, a. g. e., s.145.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_17" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_17" name="footnote_17">17</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, İsketlerin Tarihi, Çizgi Kitapevi, Konya, 2005. s.10.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_18" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_18" name="footnote_18">18</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s.11.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_19" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_19" name="footnote_19">19</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ksenophan, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, (çeviren. Oğuz Yarlıgaş) Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2011, s.335.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_20" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_20" name="footnote_20">20</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 9.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_21" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_21" name="footnote_21">21</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Aristotle, The Complete Aristotle, Part 4: Animal Physics, On the Generation of Animals (5 Books), translated by Arthur Platt. Published: -322 Categories(s): Non-Fiction, Philosophy Source: </span><span class="s11">http://ebooks.adelaide.edu.au/a/aristotle</span><span class="s4">, p.1580.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_22" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_22" name="footnote_22">22</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Aristotle, a. g. e., pp.2172, 2173.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_23" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_23" name="footnote_23">23</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Aristotle, a. g. e., p 1179.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_24" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_24" name="footnote_24">24</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 12.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_25" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_25" name="footnote_25">25</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 13.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_26" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_26" name="footnote_26">26</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 10.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_27" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_27" name="footnote_27">27</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 52-53.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_28" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_28" name="footnote_28">28</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 53.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_29" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_29" name="footnote_29">29</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 53-54.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_30" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_30" name="footnote_30">30</a><span class="footnotetext"><span class="s4">İlhami Durmuş, a.g. e., s. 55-56.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_31" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_31" name="footnote_31">31</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 72.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_32" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_32" name="footnote_32">32</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 72-73.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_33" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_33" name="footnote_33">33</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 74.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_34" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_34" name="footnote_34">34</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Ekrem Memiş, a. g. e., s. 74.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_35" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_35" name="footnote_35">35</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, Herodot tarihi, (Türkçesi. Müntekim Ökmen- Karşılaştıran. Azra Erhat) Remzi kitapevi, İstanbul, 1983. s.203.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_36" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_36" name="footnote_36">36</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Hasan Oraltay, Kazak Türkleri, Türk Kültür yayını, İstanbul, 1976. s. 52.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_37" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_37" name="footnote_37">37</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Hasan Oraltay, a. g. e. , s. 54.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_38" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_38" name="footnote_38">38</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Hasan Oraltay, a. g. e. , s. 55.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_39" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_39" name="footnote_39">39</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, a. g. e. s.,218.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_40" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_40" name="footnote_40">40</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, a. g. e. s.,219.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_41" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_41" name="footnote_41">41</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, a. g. e. s.,220-221.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_42" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_42" name="footnote_42">42</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, a. g. e. s.,221.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_43" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_43" name="footnote_43">43</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, a. g. e. s.,222.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_44" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_44" name="footnote_44">44</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Herodotos, a. g. e. s.,225.</span></span></span></div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><a id="footnote_45" class="a1 footnoteindex" href="https://docviewer.yandex.com.tr/?uid=1130000021946532&amp;url=ya-mail%3A%2F%2F161566636631916860%2F1.2&amp;name=%C4%B0skitler-Makale-2.doc&amp;c=58d02c2c588f#footnote_back_45" name="footnote_45">45</a><span class="footnotetext"><span class="s4">Bu çalışmasını tarafımıza lütfedip gönderen Sayın Sema Sandalcı’ya teşekkür ederiz (Hilmi Özden, Ömür Elçioğlu). Eserin Orijinal Adı: </span><span class="s13">PERİ AERON, HYDATON, TOPON</span> <span class="s4">Yararlanılan metin: Eski Yunan Eserleri Serisi, Kaktos Yayınları (Kaktos Filoloji Grubu), Atina 1993. Çeviri: Sema Sandalcı</span></span></span></div>
</div>
<div class="footnote"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"> </span></div>
<div class="footnote">
<p class="p1"><span class="s1" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">ANTİK GREK KAYNAKLARINDA İSKİTLER’DE YAŞAM VE TIP</span></p>
<p class="p1"><span class="s1" style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">(Turan İlim Fikir ve Medeniyet Dergisi , Sayı 20 , 2013.)</span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s2">Hilmi Özden</span><span class="s3">1</span><span class="s2">, Ömür Elçioğlu</span><span class="s3">2</span></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s3">1</span><span class="s2">Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Eskişehir.</span></span></p>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"><span class="s3">2</span><span class="s2">Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Tıp Etiği Anabilim Dalı Eskişehir.</span></span></p>
</div>
<p class="p2"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"></div>
            </div></span></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/tip/antik-grek-kaynaklarinda-iskitlerde-yasam-tip/">Antik Grek Kaynaklarında İskitler&#8217;de Yaşam ve Tıp</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türklerin Ataları İskitler</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/turklerin-atalari-iskitler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Saffet Alp Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Mar 2017 12:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[Türklerin Ataları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilimdili.com/?p=6673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hücre bilim ve Genetik Enstitüsü bilim adamları (Alman, ABD ve Fransalı), İskitlerin demografik olarak esas tarihlerinin nerede ortaya çıktığını bulabilmek için bütün Avrasya İskitlerinin genetik araştırmasını yapmışlardır. Bu araştırmaya göre, geniş bir coğrafyaya hakim olan İskitler, ortak bir kültür dairesi içerisinde yaşamışlardır ve İskitlerin bugünkü torunlarının Türkçe konuşan topluluklar olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçları &#8220;Nature Communication&#8221; [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/turklerin-atalari-iskitler/">Türklerin Ataları İskitler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Hücre bilim ve Genetik Enstitüsü bilim adamları (Alman, ABD ve Fransalı), <strong>İskitlerin</strong> demografik olarak esas tarihlerinin nerede ortaya çıktığını bulabilmek için bütün Avrasya İskitlerinin genetik araştırmasını yapmışlardır. Bu araştırmaya göre, geniş bir coğrafyaya hakim olan İskitler, ortak bir kültür dairesi içerisinde yaşamışlardır ve İskitlerin bugünkü torunlarının <strong>Türkçe</strong> konuşan topluluklar olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçları &#8220;Nature Communication&#8221; dergisinde yayınlanmıştır.</span></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"> </span></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Bilim adamları MÖ. I. yüzyıllarda, Avrasya Bozkırlarından Ön Karadeniz&#8217;e ve Ön Karadeniz&#8217;den  Altaylara kadar yaşayan 96 insanın mitokondriyal DNA&#8217;sı üzerinde çalışmıştır. Arkeolojik verilere göre Demir Çağında yaşayan toplumların İskit kültürüyle ortak genetik birliklerinin varlığı tespit edilmiştir. . </span></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"> </span></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif; font-size: 12pt;">Doğu ve Batı Avrasya İskitleri çeşitli milletlere mensup olmalarına rağmen, kademeli olarak göçmen milletlerin bozkırda birleşmelerine ve büyük bir devlet kurmalarına engel olmamıştır. İskitlerin kökeni hakkında bir çok araştırmalar yapılmıştır. Araştırmacılar İskitleri iki ana parçaya ayırmaktadır. Yama kültürü (Bronz Çağında) Avrasya ve Doğu Asya&#8217;da (Kuzey Sibirya) genetik olarak İskitlerin bugünkü torunlarının, kurganlar etrafında yaşayan bölge halkıyla genetik olarak akraba oldukları ortaya çıkmıştır. Doğu İskitlerin günümüzdeki torunları arasında Türkçe konuşan boyları ve ülkeleri sıralamak mümkündür.</span></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"> </span></div>
<div dir="auto">
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;"> </span></div>
<div dir="auto"><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">Kaynak: https://indicator.ru/</span></div>
</div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/turklerin-atalari-iskitler/">Türklerin Ataları İskitler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
