Dil

Kaşgarlı, Türkçe, Moğolca

Birileri yine bana kızacak.

Yağız” renk adı kara renk adıyla sıkça birlikte kullanılır. Ama bu, sözün kara ile eş anlamlı olduğunu göstermez.

Kaşgarlı Mahmud, Divan’da bu konuda şöyle diyor:

yagız. Koyu kahverengi, kızıl ile siyah arasındaki bir renk. “Dünya” buna benzetilir ve ‘yağız yer’ denir.

Kısaca söylersek kahverengi demek, kara değil.

Moğolca “ulaan” sözü’nün ‘al’ ile bir ilgisi yoktur. Moğolca’da Türkçe gibi ‘al’ renk adı ile aynı anlamda kullanılan ‘al’ diye bir söz vardır. Zaten Türkçe a ile başlayan sözler Moğolca’da da çoklukla a ile başlar:

ab (av) > ab (av), adak (son, bitiş) > adag (son, bitiş), atan (iğdiş edilmiş deve) > at-an (iğdiş edilmiş deve) vb.

Türkçe al ile kızıl birbirine yakın olsa da iki ayrı renk adıdır. Kaşgarlı bu konuda da şöyle diyor:

al. Hanların sancaklarını yapmak için kullanılan ya da onların atlarının eyer örtüsü olan turuncu renkte, ipekli süslü bir kumaş. Turuncu renge de ‘al’ denir.

Moğollar da ‘al’ sözünü kızıl gibi canlı ve güçlü değil, daha zayıf bir kırmızı rengi tanımlamak için kullanırlar.

Moğolca “ulaan” (klasik yazımı ‘ulagan’) sözü “ulayi-” köküyle ilişkilidir. “ulayihu” eylemi bizde ‘kızarmak’ anlamına gelir. Buradan Türkçe ‘kızıl’ ile Moğolca ‘ulaan’ renk adlarının, ‘al’ renk adından ayrı kökten gelen ama benzer yapıda türetilmiş denk renk adları olduğunu anlayabiliriz.

Hazırlık sınıfında bir öğretmenim “dardag uçraas ‘darga’ gedeg,” yani “bastığı için ‘baskak’ denir” demişti.

Türkçe ‘baskak’ ve Moğolca ‘darga’ (klasik yazımı ‘darug-a’) sözlerinin türetilişinde bile benzer bir yaklaşım olması, bu tür yaklaşımların tek örneği değil.

İçerikler