Tarih Yaşam

Ceditçilik ve Türkistan

Yazan: Simge Sevim

Cedit “yeni” demektir. Ceditçilik hareketi 1905 yılında Rusya’da başlayan inkılap rüzgarının arifesinde Türkistan’daki Rus emperyalizmi ve onun getirdiği geriliğe cahilliğe karşı başlayan özellikle eğitim ve kültür alanında kendini gösteren mücadeleye denir. Bu kavram Osmanlı Türklerinden alınmıştır. Usûl-i Cedîdin hem Osmanlı hem de Kuzey Türkleri arasındaki gerçek anlamı ise Batı ilimlerini, eğitim öğretim metotlarını, Batının yaşayış biçimini benimsemek, kısa bir anlatımla Batılılaşmak demektir.[1]

Bu teşkilatta yer alan aydınlara ise Cedidiler denmektedir.  Bu düşüncenin mimarı İsmail Bey Gaspıralı olmuştur. İsmail Bey Gaspıralı hem eski usûl eğitimi hem de Rusya’daki eğitimi almış. Osmanlı’nın yeniliğe kucak açtığı Tanzimat Devri’nde İstanbul’da okumuş, Avrupa’da Paris’te 3 yıl bulunmuştu. Dilde Fikirde İşte Birlik! sloganıyla çıkardığı Tercüman gazetesiyle dünyadaki bütün Türklerin anlayabileceği ortak bir Türkçe geliştirmiş ve Usûl-i Cedîd hareketinin kurucusu olmuştur.

Gaspıralı’nın ifadesine göre “Usûl-i Cedîd, kısa zamanda çok ve daha mükemmel okuma ve okutmanın yollarını gösterir.”[2] Eski usulde sadece medreseler vardı eğitim yetersizdi. 5 yıl boyunca dini eğitim ve biraz da okuma öğretilirdi. Gaspıralı güzel bir düzenleme ile bu beş yıllık eğitimi iki yılda tamamlayıp kalan üç yılda daha fazla bilgi vermenin mümkün olacağını belirtir. Bunları matematik, coğrafya, tıp, kimya astronomi, Rusça ve Farsça gibi 17 başlık altında toplar.

Gaspıralı “Rehber-i Muallimin yahut “Muallimlere Yoldaş” kitabında cedit mekteplerinin kuruluşundan ders plan programına, sınıfların fiziksel özelliklerinden tatil günlerine birçok şey üzerinde ayrıntılı olarak durur. Kızlara ayrı okul açılmasının gerekliliğinden, öğretmenlere aylık bağlanmasına, ilköğretim ve ortaöğretimin ayrılması düşüncelerine yer verir.

 Bu usulde 1884 senesinde Bahçesaray’da bir mektep açar. Bu mektepten ümit ettiğinden de fazla sonuç alır. Mektebin yöntemi duyulur ve yayılır. Özel olarak görmeye gelenler olur ve iki yüzden fazla mektepte usûl-i cedid uygulanır.

Ceditçilik mekteplerine karşı elbette engellemeler oluştu. Bunlardan en önemlileri;

  1. Çar idaresi
  2. Mahalli Müslüman Taassubu

Ayrıca Buhara ve Hive hanlıkları da bu tür okulların açılmasına izin vermemiştir.

Begali Kasımov’a göre Ceditçilik hareketinin özellikleri şunlardır:

  1. Esas olarak 1905 yılında bir teşkilat özelliğinde ortaya çıktı.
  2. Antikolonyal ve antifeodal olup ilk önce, şekillenip ortaya çıkan burjuvazinin maksat ve menfaatleribi ifade etti.
  3. Türkistan’ı eğitimli ve aydın, tok ve sıkıntısız, âzat ve âbat vatana dönüştürmek için ilk önce istiklâle kavuşmak ve müstemleke zincirinden kurtulmak, Cedit hareketinin asıl maksadını teşkil ediyordu.
  4. Ceditçiler iki Rusya’yı fark ettiler. Onlar çalışkan Rusya’ya değil, sömürgeci Rusya’ya karşı mücadele ettiler.
  5. Ceditçiliğin içinde çeşitli sosyal gruplar toplanmıştı. Bundan dolayı Türkistan’da olması gereken idare usulü, genellikle sosyal yapı, toprak ve mülk münasebetleri, kadınların özgürlüğü gibi meselelerde ortak bir düşünce yoktu ve olması da mümkün değildi.

Cedidçilik hareketi özellikle Azerbaycan ve Kazan, Kırım gibi şehirleşmiş yerlerde hızlıca yayıldı ve birçok okul açıldı. Ancak Türkistan’da tarımla geçinen ve gelişmemiş bölgeler (bugünkü Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Türkmenistan) başlangıçta bu harekete ilgisiz kalmışlar, Gaspıralı’nın bu ilgisizliği gidermek için yaptığı seyehatten sonra bile yeterince gelişmemiştir. Nitekim 1910 yılında Rusya’da açılan Usûl-i Cedid okullarının sayısı 5000’i bulmuşken, Türkistan’da 100’ü bulmamıştı.

Ceditçilik Döneminde Kazan’da Yetişen Önemli İsimler[3]

Bilim, düşünce ve edebiyat alanında önemli isimler yetişmiştir. Abdürreşid İbrahim, Abdullah Tukay, Yusuf Akçura, Hadî Atlasî, Fatih Kerimî, Sadri Maksudi bu isimlerden bazılarıdır.

Bolşevizm ve Ceditçiler

Ceditçiler bütün milletlere kendi kaderlerini tayin etme hakkı verileceği söylemiyle yola çıkan Bolşeviklere kendi gayelerini gerçekleştirme ümidiyle katılmışlar, Bolşevik Partisi’nde önemli bir Müslüman fraksiyon[4] oluşturmuşlardır. 1917 İhtilali’nden sonra Ceditçiliğin önemli isimlerinden Sultan Galiyev Stalin’in Milliyetler Halk Komiser Yardımcılığına kadar yükselmiştir. Galiyev Rus sosyalizmine karşı Turancılık ülküsünü savunmuş, her Türk boyundan Ceditçileri bu amaçla bir araya getirmeye çalışmıştır. Daha sonra 1930’lu yıllarda Stalin güçlendikten sonra parti içindeki bu fraksiyonu yok etmek için harekete geçti ve partide, devlette bulunan bütün Ceditçiler tutuklandı ve kurşuna dizildi. Bu şekilde binlerce Türk aydını öldürüldü ve Türk toplumları milli kadrolardan mahrum bırakıldı. Sadece Azerbaycan’da 20000 kişi öldürülmüştür. Tarihe Büyük Ziyalılar Kırımı olarak geçen bu olayda Sultan Galiyev, Ekmel İkram, Münevver Kari, Abdülhamid Çolpan, Bekir Çobanzade gibi Ceditçiliğin en önemli temsilcileri de öldürülmüştür.

Kaynakça 

[1] Akçuraoğlu Yusuf, Türkçülük Dış Türkler, Toker Yayınları, İstanbul 1990, s. 71.

[2] Kasımov Begali, Aktarma: Veli Savaş Yelok, Ceditçilik, Milliy Uyğanış va Özbek Filologiyası Meseleleri, Taşkent, 1993, s. 12-39

[3] Akyol Taha, Cedidçilik, TDV İslam Ansiklopedisi.

[4] Fraksiyon: 1. Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü.

(5) Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup.