Dil Tarih

Unutulan Türkler 2: Horasan Türkleri

Horasan adı Eski Farsçada hur (güneş) ve âsân (âyân “gelen, doğan”) kelimelerinden oluşarak “güneşin doğduğu yer, güneş ülkesi; doğu bölgesi” anlamlarına gelmektedir (Çetin, 1998). Bu adın Sasaniler döneminde ortaya çıkıp yaygınlaştığı görüşü hâkimdir. Horasan tarihte, İran’ın kuzeydoğusunda bulunan çok geniş bir coğrafî bölgenin adıydı. Günümüzde bu coğrafî bölge üç parçaya ayrılarak Merv, Nesa ve Serahs yöresi Türkmenistan, Belh ve Herat yöresi Afganistan, kalan kısımlarda da İran sınırları içinde bulunmaktadır (Çetin, 1998).

Horasan coğrafyası göç ve istila yolları üzerinde bulunduğu için tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve etnik grupların yaşadığı bir bölge olmuştur. İran ve Orta Asya arasında sınır bölgesi olmasından dolayı tarihte Büyük Roma, Asur, Med, Pers devletlerinin istilasına uğramış; Sasani, Bizans, Arap ve Türk hâkimiyeti altına girmiştir. Horasan bölgesi, İran ve Anadolu vb. ülkelerin fethi için önemli bir nokta olmuştur. Örneğin Gazneliler, Samanoğulları’nı yenmek için öncelikle Horasan’ı ele geçirdiler. Selçuklular da Gaznelilerden ilk önce Horasan’ı alıp daha sonra Anadolu’ya yöneldiler (Rahimi, 2013). İran coğrafyası ile Türklerin teması İskit dönemine dayandırılmaktadır. İran’a yapılan yoğun Türk göçleri Azerbaycan ve Horasan üzerinden gerçekleştirilmiştir. Horasan bölgesine yapılan Türk göçleri şu şekildedir (Rahimi, 2013):

  1. War-Gunlar (Uar-Hunlar) – miladi 350 dolaylarında
  2. Hiyonitler – miladi IV. yy
  3. Ephtalitler (Akhunlar) – V-VI. yy
  4. Halaçlar – VI. yy ve sonrası
  5. Göktürkler – 550 yılı sonrası
  6. Karluklar – VIII. yy ve özellikle Gazneliler döneminde
  7. Oğuzlar – 1040 Dandanakan Savaşı ile birlikte.

X.yüzyılın sonlarına doğru Horasan bölgesi, Gaznelilerin hâkimiyetine girdi. Selçukluların, Ceyhun’u aşarak burayı ele geçirmesine kadar onların hâkimiyetinde kaldı. Dandanakan Savaşı ile Horasan bölgesine yoğun bir Türk göçü başladı ve burası tamamıyla bir Selçuklu toprağı hâline geldi. Günümüzde İran Horasan bölgesinde yaşayan Türkler de bu Oğuz Selçuklularının torunları olduğu düşünülmektedir.

Horasan Türkleri, İran’ın kuzeydoğusunda yoğun olarak bugünkü Kuzey Horasan ve Razavî Horasan eyaletlerinde yaşamaktadırlar. Bu şehirlerde yaşayan Türk nüfusu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Gerhard Doerfer 1977 yılında yaptığında çalışmasına göre 400.000 kişi olduğunu belirtmiştir. Cevat Heyat ise İran Horasan bölgesindeki üç milyon nüfusun toplam bir milyon ve daha fazlasının Türk olduğunu ifade etmiştir. Sultan Tulu ise Horasan Türkçesini 1,5 milyon insan tarafından konuşulduğunu söylemektedir. Gayriresmî kaynaklara göre Horasan bölgesinde yaşayan Türklerin nüfusunun 1,5 milyon üzerinde olduğunu belirtirler (Rahimi, 2013)

Bugüne kadar Horasan Türkçesi, bilim insanları tarafından incelenmiş olsa da dil özellikleri hakkında yeteri kadar bilgi elimizde yoktur. Horasan Türklerini ve onların dil ve kültürlerini bilim dünyasına ilk kez Ivanov (1926) tarafından tanıtılmıştır. Horasan Türkçesini ilk kez ayrıntılı olarak Gerhard Doerfer (1977) incelemiştir. Gerhard, Horasan Türkçesinin önemini şu şekilde açıklar (Rahimi, 2013):

  1.  Dil coğrafyası bakımından ufkumuzu birçok yönde, örneğin Özbek ağızlarıyla bağlantılı olarak genişler.
  2. Oğuz lehçelerinin çerçevesi kesinlikle genişleyecektir. Eskiden Batı, Orta ve Güney Oğuzca olarak bilinen üç Oğuz grubu bugün Batı, Orta, Güney, Doğu ve Kuzey Oğuzca olarak karşımıza çıkmaktadır.
  3. Ayrıca çok eski Harezm ve Çağatay Türkçeleri materyalleri Horasan Türkçesinin incelenmesi hâlinde daha iyi açıklanabilir.
  4. Eski Osmanlı Türk edebiyatında görülen “olga – bolga” dilinin sırrı Horasan Türkçesinin yardımıyla çözülebilir.
  5. Horasan Türkçesinin incelenmesiyle karşımıza eski ve sönmüş bir edebiyatın dolayısıyla bir kültürün izleri çıkacaktır.

Horasan Türkçesi, İran’ın Horasan bölgesinde oturan Oğuz Türkleri tarafından konuşulan ve Oğuzcanın kendine özgü özelliklerini taşıyan bir koludur. Horasan dışında, Türkmenistan’ın kuzeyinde dar bir bölgede de konuşulmaktadır (Korkmaz, 2013). Horasan halkı, Azerbaycan ve Türkmen Türkçesinden ayırmak için kendi lehçelerine “Türkî” adını vermişlerdir (Korkmaz, 2013).

Unesco tarafından hazırlanan dil atlasında Horasan Türkçesi ölü derecede olan dil kategorisine girmektedir. Etnik yapıdaki karışıklıklardan dolayı Horasan bölgesinde farklı diller konuşulmaktadır. İran’daki resmi dilin Farsça olması, toplumsal, ekonomik ve kültürel getirileri olduğu için Horasan Türkçesinin kullanımı giderek azalmaktadır. Bunun yanı sıra Türk dilinde eğitim olmaması, Türkçe basın-yayın hayatının çok az düzeyde olması ve bazı Türk ailelerinin Farsçayı ana dili olarak kabul etmesi Türklerin asimile olmasına sayılarının azalmasına sebep olmaktadır.

Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan bir olgu olmasının yanı sıra sosyal ve millî bir varlıktır. Bir milleti ayakta tutan, bireyleri birbirine bağlayan geçmiş ile gelecek arasında bir köprü olan dilin oynadığı rol çok büyüktür. Dil, bir milletin tarihini, kültürünü, dünya görüşünü, maddi ve manevi değerlerinin bütününü kendi içerisinde saklar. Bir dilin ölmesi o dili konuşan milletin ölmesi demektir.

Son yıllarda İran’da Horasan Türkleri ile ilgili yeni kitapların basılması, birçok yeni ağ sayfasının açılması ve aydın kesiminde millî şuurun yükselmesi ölü derece olan Horasan Türkçesinin en azından ölümünü geciktirmektedir ve asimilasyonunu azaltmıştır.

Kaynakça

Çetin, O. (1998). Horasan. Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (s. 234-241).

Korkmaz, Z. (2013). Türkiye Türkçesinin Temeli Oğuz Türkçesinin Gelişimi. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Rahimi, M. (2013). Dil Hayâtiyeti Bağlamında Horasan Türklerinin Bugünkü Durumu . Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, 131-141.