Dil

Lefu Şumulu ile Mançuca Üzerine Söyleşi

Altay dillerinin üç ana kolu vardır. Bunlardan Türk ve Moğol ailelerini yakından tanıyoruz. Üçüncü kolu ise “Mançu-Tunguz” dilleri oluşturur. Batılılar bu gruba ilk olarak “tunguz” adını vermişken, sonradan en kalabalıklarının Mançular olduğu anlaşılınca böyle ikili bir ad türedi. Gerçekten de bu aile içinde Mançuların toplam nüfusu on milyonu aşıyorken, diğer bütün boyların nüfusu ise yüz bin dolayındadır.

Bu boylar geleneksel olarak daha çok ren geyiği yetiştiriciliği üzerine yaşarlar. Yayılma alanları ise Lena ırmağı deltasından Amur kıvrımının içine kadar uzanır. Bu grup içinde Mançular, Çin İmparatorluğunun son hanedanı olmakla öne çıktılar. Kurdukları Mançuca “aisin=altın” Çince “qing=berrak” adlı hanedanları 1644-1912 yılları arasında Çin’e hükmetmiş ve Moğolistan, Tayvan ile Tıva ve Altay özerk bölgeleri dışında Çin’in günümüzdekine yakın ve tarihteki en geniş sınırlarına yayılmışlardı.

Bu durum bir avantaj gibi görünürken, sonuçta aslında hemen bütün Mançu toplumunun dilini unutup tamamen Çinlileşmesiyle sonuçlandı. Bundan yüz yıl kadar önce bir imparatorluk dili olan Mançuca, bugün hepsi de seksen yaş üzerindeki, dolayısıyla sayıları sürekli azalan bir azınlıkça konuşuluyor. Dolayısıyla da teknik olarak ölü sayılmakla birlikte, yakın zamanlarda başta Pekin olmak üzere pek çok yerde bu dili diriltme çabaları var.

Ayrıca yazıda anılan, 1764te Qianlong İmparator’un güvenlik ve savunma göreviyle Kazak sınırına gönderdiği sekiz sancaktan oluşan ve günümüzde Doğu Türkistan’da, İli ilinin Çapçal ilçesinde yaşayan Sibelerden yaklaşık yirmi iki bin kadarı Mançuca’nın bir ağzını konuşuyor.

Bu söyleşi, bu konular üzerine, şu anda ABD’de ekonomi eğitimi gören bir Mançu olan Lefu Xumulu ile yapıldı. Lefu Xumulu, 1993 yılında Mudan ula (Mudanjiang çn.) şehrinde Moğol bir baba ve Mançu bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. 6 yaşına kadar Sibirya’nın en güneyinde, sonraki on yılı da Dalian şehrinde geçirmiş. Son altı yıldır da ABD’de bir kolejde okuyor.”

  • Bir Mançu şehrinde Moğol bir baba ve Mançu bir anneye doğduğunuza göre, kaç dil konuşuyorsunuz?

Mandarin, İngilizce, İspanyolca, Mançuca ve Almanca konuşuyorum.

  • Mudan ula’da yaşam nasıldı?

Mudan ula’da yaşamın taşra yanı var, şehir yanı var. Taşra yanı Tunguz yaşama biçimini biraz temsil ediyor. Yazları büyükbabamla taygaya gidip mantar toplar, aynı zamanda kapanla bayağı sülün ve tavşan avlardık (tüfek yasaktır)

  • Sizi Mançuca sayfamızda “nurhaçi” ve “nuheçi” sözlerini karşılaştıran bir resme yaptığınız “Çinli ve Mançular arasındaki kültürel farklar, Çinlilerin “野猪皮” sözünü hakaret olarak kullanmasına da neden oluyor. Tarımcı bir toplum olarak Çinliler bunlar gibi Altaylı adların gerisindeki erkeklik ve cesareti göremiyorlar. Ancak güçlü ve dayanıklı savaşçılar yaban domuzu öldürüp böylece derisini alabilir (Büyükbabam Sibirya’da bir avcıdır ve bana yaban domuzlarının, kaplanları bile çekindirecek kadar ölümcül olabildiklerini anlatmıştı),” yorumuyla fark etmiştim. Yerleşik Çinliler ile göçebe Altaylılar arasında ne tür temel farklar gözlemliyorsunuz?

Diğer Altaylı uluslarla karşılaştırıldığında, Mançular en çok Çinlileşenler. Artık 100 Mançudan 1i bile kendi ana dillerini konuşmuyor. Dolayısıyla karşılaştırma için dil, gelenek ve kültürlerini koruyan ya da yeniden öğrenen o Mançulardan söz edebilirim. Mançular diğer bütün Altaylı uluslar gibi şamanizme inanır (eh, diğer Altaylı uluslar başka dinlere inansa da üzerlerinde her zaman şamancı etkiler vardır). Altaylı insanların genelde doğayla denge içinde olmaya inanan kırsal, bozulmamış bir doğası vardır (şamanizm özelliği). Çinliler ise kıza zamanda para kazanmaya daha çok odaklanır. Altaylı halklar (en azından Çin’de gözlemlediklerim) genellikle akımı izler ve biraz tembelken, Çinliler daha çok çalışırlar. Mançuların diğer Altaylı uluslarla çok ortak noktası var; örneğin “arki, morin, arsalan, baturu/bataar” Mançuca ile Moğolca arasındaki ortak sözlerdir, yine “erde (Mançu)-erte (Tıva), baturu-bataar (Tıvaca)” gibi. Yine müzik çalgılar ve müzik formları açısından da, Mançuların “kümesi” denen bir kemanesi Moğol “morin huur” ve Tıva “igil”ine benzer. Mançularda da ağız komuzu var “mekeni (Mançu) = tömör huur (Moğol) = komuz (Türk) = muhulun (Daguur). İki telli dombıra “juwerge (Mançu) = tobşuur (Moğol) = doşpuluur (Tıva).

  • Ulaanbaatar’dan Pekin’e tren yolculuğum sırasında, altından tünel geçen dağın kuzeyi ile güneyinin farklı iki dünya olduğunu fark etmiştim. Sizin bu iki dünya ile ilgili kişisel gözlemleriniz neler? İklim, yaşam biçimi, her şey…

Çinliler açıkgöz ve kurnaz tüccarlar ya da çok çalışan işçiler. Tarımcı bir toplumlar ve etnik kişilikleri de bu tarım üzerine yapılanmış. Çok çalışıyorlar ve teslimiyetçiler. Çinliler genelde pek konuşkan değildir. Kasıntı, şarkı söylemeye, dans etmeye ya da duygularını göstermeye alışık değildirler. Ama gördüğüme göre Mançular, Moğollar ve Uygurlar bunun tam tersi.

  • Diğer Tunguz halklarıyla herhangi irtibatınız var mı?

Yalnızca Mançularla irtibatım var ama diğer Tunguz halklarıyla yok. Tıvalı birini tanıyorum ve uluslarımızın çok ortak noktası olduğunu keşfettik. Bazı Halha Moğollarıyla da arkadaşlık yapmaya çalıştım, ama Mançu olduğumu söylediğim anda öfkelerini hissetmeye başladım.

  • “Bazı Halha Moğollarıyla da arkadaşlık yapmaya çalıştım, ama Mançu olduğumu söylediğim anda öfkelerini hissetmeye başladım,” diyorsunuz. Bunun nedenini ne olarak görüyorsunuz? Babanızın Moğol olduğunu söylemiştiniz. Onlara bundan söz etmediniz mi? Bu onların tavrını değiştirmez miydi?

Kendimi tanıtırken genelde Moğol yanımdan söz etmem çünkü insanlar pek önemsemese bile Mançu olduğumu ve Mançu dili/kültürünün ölmediğini hatırlattığımı bilmelerini isterim.

  • ABD’deki çalışmanızın Altaylılarla bir ilgisi var mı?

ABD’deki çalışmamın Altaylılarla bir ilgisi yok.

  • Mançuca ve Moğolcayı nasıl karşılaştırıyorsunuz?

Moğolca konuşmuyorum, ama konuşan bir Moğol işittiğimde temel konuları anlayabiliyorum ve ben Mançuca konuştuğumda da Horçin Moğol bir arkadaşım ne anlattığımı anlıyor. Konuşma derinleştikçe iletişim tümüyle kopuyor. Dolayısıyla Moğol ve Mançu dillerinin ortak kökleri olduğunu ve uzun süreliğine ayrı yönlere gittiğini varsayıyorum (uzman değilim, yalnızca hissettiğimi söylüyorum)

  • Mançuca ve Koreceyi nasıl karşılaştırıyorsunuz?

Korece hakkında pek bilgim yok. Aynı zamanda “sefu”m olan Mançu bir arkadaşım Japonca öğreten ve ayrıca Korece öğrenen bir kolej öğretmenidir. O Mançucanın dilbilgisi olarak Korece ve Japoncaya çok benzediğini söyledi. Ama Japonca ya da Korecede diğer Altay dilleriyle ortak sözler olmadığı da başka bir gerçek.

  • Diğer Tunguz boyların çoğu Sibirya gibi kuzeyde yaşıyor. Bu kadar güneye ancak Mançuların yerleştiği anlaşılıyor. Herhangi bilginiz varsa, Mançu ve Evenkler (Solon), Evenler, Oroçenler gibi diğer Tunguz halklarının gelenekleri arasında herhangi benzerlikler gözlemliyor musunuz?

Mançular ve diğer Tunguz boyları: ikisi de geleneksel olarak avcı, balıkçı ve yarı göçebe bir yaşam sürer. Hepimiz şamanistiz. Giysiler farklı. Hemen bütün Tunguz dilleri kaybolma tehlikesinde.

  • Bu arada Han Çinlileri ile ilgili gözlem ve ilişkileriniz nasıl?

Çinlilerle ilişkilerim güzel. Çünkü 4 yıl öncesine kadar Mançu olduğumu fark etmemiştim. Ne yazık ki Mançuların çoğu kendilerini Çinli gibi görüyorlar. Gerçek yaşamda Mançular ile Çinliler arasında anlaşmazlık ya da gözlemlenen bir öfke/kin yok. Bütün anlaşmazlıklar internet üzerinde.

  • Mançucayı nasıl öğrendiniz? Hangi düzeydesiniz?

Mançuca düzeyi: temel iletişim. İnternetteki ders videolarını izleyerek öğrendim. Öğretmen Wanggiya Sure. O harika bir öğretici ve bilgin.

  • Sure hocanın bazı sayfalarını inceledim. Dersin yalnızca yazılı olduğunu gördüm. Dalian’dan bir Mançu arkadaşım bir Sibe’den konuşma dersleri almıştı. Sure hoca telaffuz öğretiyor mu ve nasıl?

Evet, Mançuca dersleri genellikle ilk açıldıklarında popüler oluyor. Ama 1-2 dersten sonra insanlar pek görülmüyor. Ya tembellik ediyor ya da yazı sistemini çok zor buluyorlar. Sure sefu derslerini, yazıdan dilbilgisine kadar tüm derslerini kaydettiriyor. Dolayısıyla derslerin anlaşılır düzeyde olduğunu düşünüyorum. Tanıdığım üç sefu, Jahari(金标),Yasuka(齐膺军)ve Sure (王硕) İlan boo’da yaşayan Mançu ana dilli insanları konuşmak için çağırıp böylece derslerine getiriyorlar. Sibece Mançu’ya çok benzer, ama telaffuzu Türkçeleşmiş. Bu yüzden bu sefuler konuşmayı Sibelerden öğrenmenin iyi bir fikir olmayabileceğini, çünkü hayatta bu dili konuşan Mançular olduğunu söylüyorlar.

  • Link için teşekkür ederim. Sure sefu’ın youku üzerindeki birkaç dersini izledim ve (Sibe konuşan biri olarak) telaffuzda çok farklılık görmedim. Diğer yandan, İlan boo ağzı “r” yazılı yerlerde “l” çıkarıyor. Türklerin de Mançular gibi Altaylı olduğunu akılda tutarsak, belki de Sibece Türkleşmiş değil, Mançu Çinleşmiş olabilir mi?

A, benim Türkleşmeye itirazım yok (bunu kast ettiğimi düşündüyseniz), Sibe 300 yıldır Kazak ve Uygur etkisi altında konuşulduğu için Tunguz tadından bir miktar kaybetmiş. Dolayısıyla Sibecenin Türkleştiğine kuşku yok ve Sibe ve Mançuca konuşanlar aynı dili konuşmadıklarını ifade ettiler (benzer ama özdeş değil). Diğer yandan, ana dili Mançuca olanlar yalnızca Sahaliyan ula’dalar (Heilongjiand eyaleti) ve yalnızca 100 yıl kadar Çince ile temastalar. Dolayısıyla Mançuca Sİbeceden daha çok Tunguz özelliği koruyor. Sibece haber yayını izleyip Mançuca konuşan yaşlı Mançuları dinledim ve tonları aynı değil. Dolayısıyla Sibeceyi dilbilgisi olarak öğrenmenin işe yarayabileceğini ama eğer öğrenenin amacı Mançuca öğrenmek ise konuşma amaçlı olarak iyi bir seçim olmadığını söylerim. Dilin tonu ile ilgili olarak da, Mançucayı otantik Tunguz dilleri olan Evenk ve Nanai ile de karşılaştırabilirsiniz.

  • Hemen hemen tamam. Bu arada aklıma son bir soru geldi. Çin’de Mançucadan daha canlı diğer Tunguz dilleri olduğunu biliyoruz. Son zamanlarda Mançuca kurslarının Han gençlerinden bazı katılımcılar da dâhil olmak üzere çok moda olduğunu da biliyoruz. Mevcut durumu değerlendirirsek, Mançu dilinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bu son soru ve diğer birkaç soru için Sure’ın cevabını bekliyorum.

Sure sefu’e göre, Korece ve Mançuca hakkında: Mançuca ve Korece yapısal olarak çok benzer. Bununla birlikte, ortak söz varlığı eksikliğinden dolayı (Korece söz varlığı yüksek oranda Çinleşmiştir ), köken olarak ikisinin ilişkisinden söz etmek zor, sonuç için daha çok araştırma gerekiyor.

Mançu ve Moğol dilleri hakkında: Yaygın görüş ikisinin ortak bir “ön-dil”i olduğu yönünde, fakat söz varlıklarının birbirinden mi alındığını yoksa ortak bir ön-dilden mi edinildiğini söylemek zor.

Mançu dilinin geleceği: Sürekli daha da iyiye gidiyor. 1. Mançular, ulus olarak diğer kimliklere göre ekonomik açıdan daha iyi durumdalar. 2. Yine Mançular daha iyi eğitimli. 3. Mançu gibi azınlıklara karşı Hükümet politikası yumuşadı, dolayısıyla Mançuca öğrenimi siyasi açıdan çok baskı görmeyecek. 4. Bugünlerde Mançular Mançucayı çıkarcılık için değil kültürel ya da ruhsal gereklerle öğreniyor ve başarılı olmak için azim gösteriyorlar.