Tarih

Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar

Ömer ÜNAL

Romanya doğumlu ünlü dinler tarihçisi Mircea Eliade’nin önemli bir eseri daha Türkçeye kazandırıldı.  Kırk yılını deviren “Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar” adlı eser, sosyal bilim alanındaki çevirileriyle tanıdığımız Cem Soydemir tarafından dilimize geçtiğimiz ay aktarıldı. Doğu Batı yayınlarından çıkan kitap, altı bölümden oluşuyor. Son bölüm dışındaki tüm bölümler, Eliade’nin konferanslarından ve sunumlarından meydana gelirken, altıncı kısımda karşımıza ilginç bir tez çıkıyor.

Mircea Eliade, eserin “Kültürel Modalar ve Dinler Tarihi” adını taşıyan ilk kısmında yoğun bir popüler yapıt eleştirisi sunuyor bizlere. Özellikle Sigmund Freud’un başyapıtı “Totem ve Tabu” adeta ince ince kıyılıyor. Popüler olanın her zaman doğru olacağına dair yaygınlaşan inancın çok büyük bir yanılsama olduğunu belirten Eliade, tarihe kayıtsız kalıp fiziksel doğayı yücelten modaların insanları etkilediğinden dem vuruyor.

Yazar, “Dünya, Şehir, Ev” başlıklı ikinci bölümde, şehirlerin inşası ile kutsal mekân arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışıyor. Dindar insan ile çoğu yerde empati kurmamızı sağlayan cümleler arasında gezinirken, kısmen iptidai olan yanımızla da yüzleşmiyor değiliz. Göğün direğini obanın en kutlu ögesi sayan Türkler ile Moğol ve Çin kültürü arasındaki benzer unsurlar okuyanı epey sarsabilir. İsrail’in Kudüs şehrinin alınması ve sahiplenilmesi konusundaki ısrarını belki de ilk kez bu bölümü okuduğunuzda kavrayacaksınız.

Kogi kabilesinden genç bir kızın cenaze törenine eşlik edeceğiniz, “Ölüm Mitolojileri” adını taşıyan üçüncü bölümde, Türk kültüründe de yer edinmiş ölü evinde yemek pişirme geleneğinin anlamını kavrayabilirsiniz. Ölüm, yemek, cinsellik, zürriyet ve mitolojinin beraber değerlendirildiği bu kısımda çeşitli geçiş törenlerinde icra edilen sembolik cenaze törenlerine şahit olacaksınız.

Dördüncü bölüm, “Gizembilim ve Modern Dünya” adı ile okuyucusuna bir sır perdesi aralıyor. Okült ve ezoterizm sözcüklerinin anlamlarının tartışılmasıyla başlayan bu kısımda çeşitli dini ve mistik kimi toplulukların aralarına yeni üye almalarının ne derece kutsal olduğu ile ilgili çeşitli bilgiler edinebilirsiniz.

“Avrupa Büyücülüğe Dair Bazı Saptamalar” kitabın beşinci bölümü. Büyücülük ile ilgili çeşitli eser tanıtımlarına yer verilen bu bölümde; insanın, başlangıcın yitirilen anlamına ermek ve o kutsallığı yeniden kazanmak için neler yaptığını okudukça insanın, insan kimliğini sorgulamaya başlıyoruz adeta. Bu amaç çerçevesinde yapılan pratikler bize çok da yabancı gelmiyor aslında. Ortaçağ’ın zengin ve pek ‘dindar’ Engizisyon Mahkemesi üyeleri, halkı cadıcılıkla suçlarken aslında kendi otoritelerini sağlamlaştırıyorlardı. Astıkları cadılar süpürgelerin üzerinden çoktan inmiş olsalar da, kilisenin köstebekleri kara kedileri ve o gizemli süpürgeleri gizlice halkın arasına bırakmayı başarmıştı.

Kitabın son bölümü, “Ruh-Tin, Işık, Tohum” adını taşıyor. Güneş, ışık, baca kavramları; cinsellik ve insanın güce karşı kapıldığı inanılmaz saplantıları bu bölümün kilidini açmak için gerekli ipuçları. Kitabın en okült bölümünü okurken, hafif bir mide gıdıklanmasına uğruyor gibi olsanız da aslında okuduğunuzun kendi öykünüz olduğunu ayırt edince, kaosun içerisinden kozmosa varıyor ve derin bir nefes alıyorsunuz. İşte  bir nefeste okuyup bitirilecek kadar akıcı ancak bir o kadar da kafa kurcalayıcı olan “Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar” kitabı özellikle din, mistisizm, halk bilimi, ezoterizm, okültizm alanındaki okuyucularını bekliyor…

İçerikler