ARKEOLOJİ & TARİH Tarih

Yeniliklerin Öncüsü II. Mahmud

Osmanlı Devleti XVI. yüzyıldan itibaren ıslahat çalışmaları yapmaya başlamıştır. Gerek iç gerekse dış unsurlar bunu yapmaya mecbur kılmıştır. Bu ıslahat çabaları XIX. yüzyılda da devam etmiştir fakat XIX. yüzyıl ıslahatlarının önceki dönemlerde yapılan ıslahatlardan büyük bir farkı vardır. Dönem hükümdarı çözüm için devlet erkânından bir rapor ve çözüm istemiştir. Akabinde on iki risale yazarı dönem hakkında eserler kaleme almışlardır. Bu eserlerin ortak özelliği “kanun-ı kadim” denilen eski kanunlara geri dönülmesi yönünde olmuştur. Başta Koçi Bey ve diğer müellifler duraklama adı verilen bu devrede daha çok eskiye dönük bir arayış içine girmişlerdir. Devlet çözüm yolu olarak Osmanlı’nın ihtişam dönemleri arasında olan Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi nizamlarının uygulanması yönünde adımlar atılmıştır fakat bir neticeye ulaşılamamıştır. Bilahare devletin her alanında bu olumsuzluklar devam etmiştir. II. Mahmud dönemindeki Rum isyanları ve Mısır sorunu devleti yeni arayışlar içine düşürmüştür. II. Mahmud dönemi ıslahat açısından iki dönemde ele alınır. Birincisi 1826 yılından önceki dönem; diğeri ise 1826’dan sonraki dönemdir. İlk kısmı ıslahatların hazırlık devresini, ikinci kısım ise gerçekleşme devresini teşkil eder. İlk dönemde daima yeniçerilerin tehdidi altında hükümdarlık yaparken, ikinci dönemde uyguladığı kararlar doğrultusunda Türk tarihinin en büyük padişahlarından birisi olarak literatüre geçmiştir. Islahat yaparken dikkat ettiği husus da inkılâplara şahsen karar vermemiştir. Sadrazam tarafından Anadolu ve Rumeli ayan ve ileri gelenleri İstanbul’a davet edildi. “Meşveret-i Amme” denilen ve devletin ileri gelenlerinin de katıldığı bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantı sonunda kararlar oy birliği ile alınır ve ilan edilirdi. Sultan II. Mahmud ve Ayanlar arasında alınan bu kararlara “Senedi İttifak” adı verilmiştir. II. Mahmud, dağılmakta olan devleti, uyguladığı inkılâpları ile kurtarmaya çalışmıştır. Bütün işlerinde batı teknik ve kültüründen faydalanma yolunu tutmuştur. Hızla yıkılmaya başlayan devleti ayakta tutmayı başarmıştı. II. Mahmud’un ıslahat hareketleri devletin, içine düştüğü durumun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

ASKERİ ALANDA YAPILAN ISLAHATLAR
Osmanlı Devleti kuruluş ve yükselme döneminde dünyanın en güçlü ordusuna sahipti. XVI. Yüzyılın son çeyreğinde idari ve mali aksaklıklar orduya da yansımış ve orduda bozulmalar başlamıştır. Osmanlı askeri teşkilatı Yeniçeriler ve Tımarlı Sipahilerden oluşmaktadır. Yeniçeriler devşirme adlı sistem ile küçük yaşlarda eğitimi tamamlanan maaşlı askerlerdir. Tımarlı Sipahiler (Eyalet askerleri) ise; kendilerine verilen topraklar karşılığında savaşa gitmekle yükümlü birliklerdir. Yeniçeri Ocağındaki bozulmanın nedeni; ocağa usulsüz adam alınması ve mevcudun aşırı şekilde artmasıdır. Devlet yeniçerilerin maaş ve ulufelerini ödemesi noktasında zorluk çekmiştir. Ordudaki bozulma tımarlı sipahilere de yansımıştır. Sipahiler askerlik mesleğini yerine getirmedikleri gibi halka eziyet yapıyorlar,’’ salma” adı altında halktan zorla para topluyorlardı. Kısaca ordudaki bozulma şu şekildedir.
1-Temel eğitim eksikliği
2-Asker alımındaki bozukluk
3-Ordudaki yetişmiş eleman yetersizliği
4-Avrupa askeri alanda Osmanlı’nın önüne geçmesi
İşte bu sebeplerden ötürü, II. Mahmud askeri alanda önemli çalışmalar yapmasına neden olmuştur.

Sekban-I Cedit Ordusunun Kurulması
Devletin en acil ve önemli meselesi, dış durum nedeniyle, dağılan Nizam-ı Cedit ordusunun yeniden toparlanması gerekiyordu. Yeniçeri ordusu ile işlerin daha da kötüye gittiği anlaşılmıştı. Bu düşünceyle ulema, rical ve ocak ağalarının ile Yeniçeri Ocağı’na düzenlenmesi gerekiyordu. Esasen II. Mahmut Yeniçeri Ocağı’nın tamamen ortadan kaldırılmasını istiyordu. Ancak isyan çıkarmaları nedeniyle ıslah etme yoluna gitti. Sened-i İttifak’ın imzasından on beş gün kadar sonra, başta Yeniçeri Ocağı olmak üzere, yedi ocaktan bir muvafakatname alınıp, sekizinci bir ocak kurulmaya karar verilmişti. Oluşturulan ocağın karakteri III. Selim devrindeki Nizam-ı Cedit ordusuyla aynıydı. Yeni kurulan asker ocağına Sekban-ı Cedit adı verildi. Sekban-ı Cedit’in kuruluşuna paralel olarak Yeniçeri Ocağı’nda da ıslahat yapıldı. Düzenlenmesinde temel olarak Kanunî Sultan Süleyman kanunnameleri kabul edildi. Toptan kaldırılması uygun bulunmuş ise de, padişah tarafından (şimdilik) buna izin verilmedi. Alemdar Mustafa Paşa’nın sadrazam olmasından Yeniçeriler rahatsız oldu. Sekban-ı Cedit’in kurulmasından bir ay, Alemdar’ın iş başına gelmesinden 3,5 ay sonra, 14 Kasım gecesi yeniçeri isyanı patlak verdi. Bâb-ı Ali’ye hücum eden asilere karşı sekbanlar dağınık ve komutansız kaldıkları için sadrazama yardım edemediler. Yeniçeriler, Alemdar’ı öldürdüler. Saraya da hücum ettiler. Yeniçeriler II. Mahmut’u istemediklerini, IV. Mustafa’yı tahta çıkarmaya karar verdiklerini ilan ettiler. Aynı gün şeyhülislâm, IV. Mustafa’nın idamı için fetva çıkarıldı ve öldürüldü. İstanbul’da kardeşin kardeşi kıydığı günler yaşanmaya başladı. Yeniçerilerin amacı Sekban-ı Cedit ocağının kaldırılmasıydı ve bu gerçekleşti.

Eşkinci Ocağı’nın Kurulması
Padişah yeniçerilerden talimli bir ordu çıkarmak istiyordu. Yeniçeri ağası Celalettin Ağa vasıtasıyla Yeniçerilerden söz alındıktan sonra, ulema, vezirler ve yeniçerilerin bulunduğu bir meclis toplandı. Devletin ve ordunun durumu konuşuldu. Padişahın isteği üzerine hazırlanan layiha okundu. Yeniçeri taburundan yüz ellişer nefer seçilen nefere “Eşkinci” adı verildi. Yeniçeriler gizli bir cemiyet kurmuşlar ve yeni bir ihtilal hazırlamaya başladılar. Bu isyan nedeniyle kaldırılmıştır.

Vak’a-İ Hayriye Olayı
On yedi yıldır bu ocağı kaldırmayı tasarlayan II. Mahmut, 25 Mayıs 1825’te bu fikrini uygulamaya koydu. Eşkinci Ocağı’nın kurulmasından, üç gün sonra ayaklanan yeniçeriler, kazanlarını Etmeydanı’na çıkararak gösterilere başladılar. Ulemayı yanına alan II. Mahmut, Sancak-ı Şerif’i çıkararak halkı yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı.
Yeniçeri Ocağı dışındaki bütün ocaklar, padişaha sadakatlerini bildirdiler. Aksaray’daki Etmeydanı’nda bulunan yeniçeri kışlaları top ateşine tutuldu. 6.000’den fazla yeniçeri öldürüldü. 20.000 civarında isyancı da tutuklandı. Bu olay ile birlikte Osmanlı kuruluş döneminden itibaren varlığını sürdüren Yeniçeri Ocağı kaldırıldı.

Asakir-İ Mansure-İ Muhammediye Ordusunun Kurulması
Yeniçeri Ocağı’nın zaman içinde ihtiyaca cevap vermemesi ve büyük bir sorun kaynağı haline gelmesi nedeniyle 1826 yılında Vaka-i Hayriye ile kaldırılmıştı. Bunun ardından en kısa sürede Asâkir-i Mansûre adında modern bir ordu kurma teşebbüsü başlamıştır. Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye, çağın gereklerine uygun bir yapıda oluşturulmak istendi. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi askerlere düzenli eğitim öğretim yaptırıldı, giyim kuşam, araç gereç ve silahlar da yenilendi. Yeni ordunun üniforma, bot ve diğer teçhizatının karşılanması amacıyla feshane, debbağhane (deri imalathanesi) ve iplikhane adlarıyla imalathaneler kuruldu. Yeni kurulan ordunun asker ihtiyacının karşılanması amacıyla “Mekteb-i Fünun-ı Harbiye” kuruldu.

Askeri alandaki diğer ıslahatlar
İlk defa askeri ve vergi verenlerin sayısını öğrenmek için nüfus sayımı yapıldı.
“Dar-ı Şurayı Askeri” – Askerlik şubeleri kuruldu. Askerlik işlerini yapmak için.
Jandarmanın temeli sayılan “Redif Birlikleri” kuruldu.
Mehterhane kapatıldı. Yerine Giuseppe Donizetti Paşa (İtalyan asıllı) tarafından “Mızıkayı Hümayun” kuruldu.

İDARİ ALANDA YAPILAN ISLAHATLAR
Kuvvetli ve hâkim bir merkezi idare kurulduktan sonra valilerin gittikleri yerlerde vergi toplayarak bununla geçinmeleri usulü kaldırmış ve kendilerine belli maaşlar bağlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin idare merkezi, başlangıçta Divan-ı Hümayun’du. Sonraları ve özellikle XVIII. yüzyılın ortalarına doğru “Hademe-i Bab-ı Asafi denilen Sadaret Dairesi memurları bu görevi üstlendi. Divan-ı Hümayun ehemmiyetini kaybetti; ancak hukuken yetkilerini muhafaza ediyordu. Birçok büyük memuriyetin devlet idaresinde hiçbir fonksiyonu kalmamıştı. Devlet içerinde kargaşa yaşanmaya başlandı. Bunun üzerine, meseleyi köklü olarak halletmek isteyen II. Mahmud, merkezi hükümet teşkilatını tamamen batı devletlerindekine uydurdu. Hükümete yeni bir şekil vermeye çalıştı. Sadrazam ve şeyhülislamda toplanmış olan hükümet yetkilerini vekillere dağıttı. Şeyhülislamlar, Sultan II. Mahmud tarafından divan üyeliğine tayin edildi. Devlet teşkilatında geniş ölçüde bir iş bölümü yapıldı. 30 Mart 1838’den itibaren sadrazamlık unvanını başvekilliğe çevirdi. Ancak onun ölümünden sonra sadrazam unvanı yeniden kullanılmış. Sadrazam padişahın mutlak vekili olmaktan çıktı. Bu sıfatla eskiden kendisine geçmekte olan yetkiler bakanlara (nazırlara) geçti. Mühür, bakanlarda da bulunması uygun görüldü. Bundan sonra başvekâlet, bakanlıklar arasında ilişki sağlayacaktır. Başvekile türlü işlerde yardım etmek için bir de başvekâlet yardımcılığı kuruldu. Başvekilin işi, meclislerin çalışmaları arasında birliği sağlamak ve bunlarla padişah arasında bağlantı kurmaktır. Sadaret kethüdalığını 1835 yılında Umur-ı Mülkiye Nezareti’ne, 1837’de Umur-ı Dâhiliye Nezareti’ne çeviren Sultan II. Mahmud, Reisülküttablığı 1836 yılında Umur-ı Hariciye Nezareti’ne, Başdefterdarlık makamını da Umur-ı Maliye Nezareti’ne çevirdi. Çavuşbaşılık ise 1836 yılında Adliye Nezareti oldu. Yeniçeri ağalığı ise, ocağın kapatılmasından sonra seraskerlik makamına getirildi. Sadrazamlık ve Şeyhülislamlıkla eşdeğerde tutuldu. Evkaf ve ticaret nezaretleri de kuruldu. Şehreminilik’i kaldırarak yerine “İhtisap Nazırlığı”nı kurdu. Görevi; vilayetlerde ve kentlerde, hatta İstanbul’da vergi toplamaktır.

II. Mahmud Döneminde Kurulan Meclisler
Meclis-i Vala-yı Ahkâm-ı Adliyve: adalet işlerinden sorumlu bir meclisti.
Dar-ı Şûra-yı Bab-ı Âli: yönetim işlerini alakadar eden meselelere
Dar-ı Şûra-yı Askeri: Her türlü askeri işlerin yerine getirilmesinden sorumlu meclistir
MecIis-i Vükela: Nazırların toplandığı padişahın hususi danışma kurulu olarak faaliyet gösteren meclistir.

İdari Alanda Yapılan Diğer Islahatlar
*Ula, saniye, salise ve rabia olarak memurluklara karşılık teşkil eden sınıflar kuruldu. Bu rütbelere nişanlar, resmi elbiseler ve kılıçlar verildi. Memurların derecelerine ve işlerinin önemine göre, maaş bağlandı
* iki Ceza Kanunnamesi kabul edilmiştir. biri Kadıasker, Kadı ve Nüvvab’a, diğeri ise memura özgüdür.
*Muhtarlık teşkilatı tesis edilmiştir.
* İmamların görev ve işlevleri de dini alanla sınırlandırılmaya gidilmiştir.
*Daimi elçilikleri sayesinde Bab-ı Âli, Avrupa siyasetini yakından tanıdı. Ayrıca elçiliklerde vazife gören memurlar yabancı dil örendiler

SOSYAL ALANDA YAPILAN ISLAHATLAR

Kıyafet Kanunu
Sivil memur kıyafetlerinde geleneksel tarz terk edilerek Avrupa tarzı benimsendi. II. Mahmud, setre ve pantolonu mecburi kıyafet yaptıktan sonra serpuş meselesini de ele aldı.Sarığın kaldırılıp yerine fes getirildi.

Nüfus Sayımı ve Mülk Yazımı
Modern anlamda ilk nüfus sayımı II. Mahmud devrinde yapıldı. Yeniçeri Ocağı‘nın kaldırılmasından sonra, kurulması kararlaştırılan yeni asker için insan ve vergi kaynaklarına ihtiyaç vardı. Savaşlar olmuş, salgın hastalıklarda çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Müslüman nüfusun göçleri de aynı şekilde nüfusun değişmesine yol açan etkendi. Dolaysıyla nüfus sayımının yapılması zaruri hale gelmiştir. Nüfus sayımının için bir meclis kuruldu. Böylece her eyaletin nüfusu ve emlaki tespit edilmiş oldu.

Posta Teşkilatının Kurulması
Posta hizmeti, atlı haberciler (ulak teşkilatı) tarafından sağlanırdı. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan beri vardı. Modern posta usulü, II. Mahmud döneminde hayata geçmiştir. Devlet işleri için kullanılan bu teşkilat, vatandaş hizmetinde de kullanır hale gelmiştir. Bunun yanı sıra postaneler, posta yolu yapılmış ve posta ile haberleşme daha pratik bir duruma gelmiştir.

İlk Osmanlı Pasaportu
Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlıı)’nin kurulması ile yurtdışına seyahatler yapan bakanlığın diplomatik heyetleri için pasaport gerekli kıldı. İki usul esas kabul edildi. Memleket içinde yapılan geziler için kişilerin mürur tezkeresi taşımaları, memleket dışına pasaport almaları şart getirildi.

Müsadere Usulüne Son Verilmesi
Müsadere; suçlunun mal varlığının bütünü veya bir kısmı üstündeki mülkiyetine son verilmesi anlamına gelmektedir. Bu sistem tarih boyunca uygulanmıştır. Bir ceza ya da güvenlik tedbiri olarak uygulanan bu yöntemin temelinde dört önemli sebebin yattığı görülmektedir.

1-Güçlü merkezi bir imparatorluk kurmak
2-Merkezi otoriteye rakip olabilecek güçlerin oluşumunu engellemek
3-Ekonomik bunalım ve savaş zamanlarında hazineye gelir sağlamak
4-Üst düzey devlet görevlilerinin öldükten sonra mirasçılarına bir şey bırakamayacaklarını düşünerek dürüst davranmalarını sağlamak
5-Devlet adamları ve nüfuz sahibi kişilerin çeşitli yollarla devlete ait malları ele geçirme
vb. nedenlerden ötürü yolsuzluklar son derece müsait idi. Memurlar bazen malları kendi aralarında bölüşüyorlardı. II. Mahmud ayanların nüfuzunu kırmak amacıyla, çoğunu idam ettirip mallarını müsadere ettirdi. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması müsaderenin de kaldırıldığı ilan edilmiştir.

Ayanlarla Mücadele
Ayan; bir şehir, kasaba, zümre ve dönem içindeki ileri gelen kimseler anlamındadır. II. Mahmud zamanında eyaletlerde yarı bağımsız ayanlar türemişti. Sadrazam Alemdar Mustafa Sened-i İttifak’ın imzalanmasında aracı olurken bu antlaşma ile ayanlara geniş yetkiler vermiştir. Fakat padişah onların devlet üzerinde nüfusunu kırmak adına güçlerini kırmıştır. Ayanlık teşkilatı yerine muhtarlık örgütü kuruldu.

Eyalet Yönetiminde Düzenleme
Eyaleti yöneten vali halktan ağır vergiler almaktaydı. Vergi toplama işine son verdi ve onlara maaş tahsis ederek valileri merkeze bağlandı. Valilere redif adı altında Avrupa usulü asker yetiştirme görevi verildi.

Sosyal ve Kültürel Alanda Yapılan Diğer Islahatlar
* İhtiyar ve düşkünler için hastaneler yapılmasına,
* İlim ve maarifin yayılmasına, her yerde mektepler yapılarak çocukların cahillikten kurtulmasına,
* Yolcuların ve ticaret adamlarının emniyetinin sağlanmasına gayret etmiş,
*Memleketin asayişinin temini için polis teşkilatı
* Bab-ı âli’nin Perşembe günleri tatil edilmesine
* İlk vapur satın alındı. Galat köprüsü yapılmıştır.

Sağlık Alanında Yapılan Çalışmalar
Osmanlı ülkesinde hekimler, dışarıdan gelenler hariç, tamamen medreselerden yetişmekteydi. Batının tıp metotları, yurda ancak XVIII. yüzyılda girmiştir. Hekim ve cerrah yetiştirecek bir müessese kurulmasına karar verilmiş ve Tıbhane ve Cerrahhane öğrenime açıldı. Kolera ve veba gibi salgın hastalıklar Osmanlı’ya hac için gelen Hindistan ve Türkistan hacıları vasıtasıyla girer, çok sayıda insan kaybına sebebiyet verirdi. Osmanlı Devleti’nde ilk karantina uygulaması bu dönemde hayata geçmiştir. Aynı zamanda tahaffuzhaneler kuruldu

EKONOMİ ALANINDA YAPILAN ISLAHATLAR
Sanayi Devrimi’nin sonucu uluslararası ekonomik ilişkiler de artış göstermişti. Üretimin artması, Avrupalı Devletleri’ni hammadde ihtiyaçlarına kaynak arayışı içine sokmuştu. Bu çerçevede, sömürgecilik faaliyetleri hız kazanmıştı. Osmanlı İmparatorluğu, sömürge arayışındaki Avrupa ülkeleri için bir çekim alanı haline gelmiştir. Osmanlı iç ve dış ticareti yabancıların eline geçirmiştir. İngiltere, Hindistan’a gitmek için daha kısa ve ucuz bir yol olan Akdeniz’i ve Anadolu’daki ırmakları ticaret yolu olarak kullanmaya başlamıştı. Bu yollar, Osmanlı kontrolü altında olduğundan, İngilizler Osmanlı ile yakın ilişkiler kurmaya başlamıştır. 16 Ağustos 1838’de Osmanlı ve İngiltere arasında ticaret ve denizcilik antlaşması olan, Balta Limanı Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma Osmanlı iktisadi tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Avrupalı güçler için ilk hedef iç gümrüklerin kaldırılması, ikinci hedef ise hammadde yasağının kaldırılmasıdır. İhraç yasakları tamamen kaldırılırken, yabancı tüccarların her istediği malı satın alma imkânı sağlanıyordu. Avrupalı tüccarlar Osmanlı Devleti’ne daha fazla nüfuz etmeye başlamışlardı. İngiliz tüccarlar, Osmanlı tüccarları gibi imparatorluğun her yerinde ticaret yapabileceklerdi. Balta Limanı Antlaşması ile tanınan ticari haklar sonrasında diğer Avrupa Devletlerine de tanınmıştır. Bu sayede isteyen herhangi bir Avrupalı Devlet ile aynı şartları içeren bir antlaşma yapılabilmesinin mümkün duruma gelmişti.

II. Mahmud Dönemi Para Politikaları
Yunanistan, Mısır, Rusya, Avusturya ile yapılan savaşlar nedeniyle akçe sürekli tağşişe uğramıştır. II. Mahmud paraların ayarlarıyla en çok oynandığı (tağşiş edildiği) dönem olmuştur. Tahta çıktığında Osmanlı kuruşu içinde 5,9 gram gümüş iken, gümüş miktarı 0,5 gram ile en düşük değere indikten sonra 1832 de 0,94 gram ve 1844 ‘te 1,00 grama çıktı. Altın sikkelerdeki tağşiş oranları ise gümüşe göre daha sınırlı kaldı. II. Mahmud Osmanlı tarihinin en fazla (3.500 çeşit) para basan padişahı olmuştur. Ekonomik alandaki ıslahatlar başarısızlıkla sonuçlandığı gibi, sosyal, siyasal huzursuzlukların artmasına da yol açmıştır.

Çuha Fabrikası Kurulması Çalışmaları
Napolyon Savaşları sona erince Avrupa’da üretim bir hali artmıştır. Avrupa mallarının artışı hızlanmıştır. II. Mahmud, bu alanda da eksikleri görmezlikten gelmedi. Dışarıdan getirilen yabancı mallara karşı yerli malı üretimi düşünüldü. Yabancı devlet kumaşından elbise yapılmasını yasakladı. Çuha yapımının arttırılması için, İngiliz kumaş fabrikalarında inceleme yapmaya memur edildi. Osmanlı tüccarlarının karşı koyması sonucu, bu planlar uygulamaya konulamadı. iktisadi alandaki değişmeler sanayileşme adına olmaktan çok ordunun ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olmuştur. Ordunun üniformasını karşılamak bunlardan bir tanesidir. İplikhane ve feshane fabrikası kurulmuşu. 1838’den sonra ticaret sözleşmelerinin etkisiyle, yerli sanayi çökmeye başlamıştır.

EĞİTİM ALANINDA YAPILAN ISLAHATLAR
II. Mahmud dönemindeki ıslahatların önemli bölümü de eğitim alanında yapılanlardır. Devletin kuruluş ve yükseliş dönemlerinde çok yaygın olan eğitim, medreselerde yapılmak idi. Eğitimdeki istikrarsızlığı düzenlemek için medresenin tamamen kaldırmaya imkân yoktu. Medreselerde sadece şer’i ilme yer verilmesine gidildi. Medreseler olduğu gibi bırakılarak batının eğitim prensipleri ve kurumları kabul edildi. Askeri okulların açılması başlandı. İlk kez Batı dilleri müfredat programına alınmıştır (İngilizce, Fransızca). İlk kez ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir. Batı’ya öğrenci gönderilmiştir. Türkçe yayınlanan ilk gazete “Takvim-i Vekayi” eğitim ve iletişim alanında önemli bir yer tutmaktadır.

Sıbyan Okulları
Sıbyan okulunun amacı; Kur’an okutmak, namaz kılma usullerini, namazda okunacak ayetleri ve duaları öğretmek ve biraz da yazı yazdırmaktır. Vakıflar tarafından kurulmuştur. sıbyan mektebi ilkokul vazifesi görmektedir. II. Mahmud sıbyan okullarının durumu ele almıştır. “Talim –i sıbyan” hakkında bir ferman yayınlamıştır. Bu fermanda; cehaletin kötülüklerinden ve çocukların okula değil çırakla verilmesine, ergenlik çağına kadar okullara göndermeleri yer almıştır. Ayrıca Sıbyan okullarına devam mecburiyeti konulurken, mekteplerinin programları düzene gidilmiştir.

Rüşdiye Okulları
Kendine balı bir kurum olan Meclisi Umur-ı Nafia’ya hazırlanan layihada eğitimde reform yapılmasının zaruret kılındığı, öncelikle eğitimin önemi vurgulanmıştır. esas konularında biri olan “Sınıf-ı sâni” olarak adlandırılan rüşdiye mekteplerine Türkçe, Tuhfe ve Nuhbe, Sübha-ı Sıbyan gibi dil. Birgivi Risalesi ve dier ahlak kitapları, hat ve kitabet dersleri müfredata dahil edilmiştir. Yatılı kalan öğrencilerin yiyecekleri, giyecekleri ve kırtasiye masraflarının da devlet tarafından karşılanması esası getirilmiştir.

Mekteb-İ Tibbiye: Tıp Fakültesi
Tıp öğretimi yapan ilk kurum Süleymaniye Medresesi içerisinde açılan “Tıb Medresesi”dir. Fatih ve Süleymaniye medreselerinde de tıp eğitimi verilmekte idi. Çağdaş anlamda ilk tıp eğitim kurumu II. Mahmud döneminde yapılmıştır. Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adlı bir ordu kurulunca, bu ordunun hizmetlerinin karşılanması için modern bir tıp okulunun açılması kararlaştırıldı. İlk programını hazırlayan Behçet Efendi. Türkiye’de modern tıp mektebinin, de kurucusu oldu.Buna Tıbhâne de denmiştir.

Mekteb-i Harbiye
Savaş alanlarında uğranılan yenilgi, Osmanlı devlet adamlarını orduda yeni düzenlemelere itmiştir.Asakir- i Mansure için çok sayıda subaya ihtiyaç vardı. Bu subayların eğitimi üzerine böyle bir düzenlenmeye gidilmiştir.
Muzıka-i Hümayun: Müzik Okulu
Osmanlı devletinin musiki takımı mehterhane idi. Ancak 1826’da Yeniçeri Ocağı ile birlikte o da kaldırılmıştır. Mansure ordusuna bir bando takımı gerekiyordu. Eski mehterhane, asker bir milletin kahramanlık duygularını ve ordu ihtiyacını nasıl karşılıyorduysa, Avrupai askeri teşkilatın da bu ihtiyacını karşılamak üzere “Mızıka-i Hümayun Mektebi” kurulmuştur. Müzika-ı Hümayun’da Arapça ve Farsçanın yanında uygulamalı musiki dersleri, notalar, besteler okutulmaktaydı.

Avrupa’ya Öğrenci Gönderilmesi
Avrupa usulünü öğrenmek ve zamanın ihtiyaçlarını belirlemek ve aynı zamanda bilgi sahibi insanlar yetiştirmek amacıyla Paris’e öğrenci gönderilmiştir.

Takvim-i Vekayi
II. Mahmud dönemine kadar halkı haberdar etmek için resmi bir gazete çıkmamıştı. İlk gazeteler Fransızca olarak çıkarıldı. Bu yayın organları ilk etapta Fransız okurları hedeflemek amacıyla çıkarılmıştı. tüm Osmanlı vatandaşlarının yurtta ve dünyada olanları, yabancıların da Osmanlı yönetiminin resmi görüşünü öğrenmesi nedeniyle, ilk resmi gazetesi “Takvim-i Vekayi” çıkarıldı.

Tercüme Odası
II. Mahmud Bâb-ı Ali’de bir “Tercüme Odası” açtı. Amaç devletin dış ülkelerle olan resmi yazışmalarını yürütmenin yanında, yabancı dil, özellikle Fransızca bilen memurlar yetiştirmekti. Sadece diplomatik düzeyde değil, hemen hemen her kademede etkili roller üstlenen memurların yetişmesine yardımcı oldu.

KAYNAKÇA
AGRAS, Nurdal. “II. Mahmud Dönemi Islahat Hareketleri Ve Iı. Mahmud’un Eğitim Öğretim Faaliyetleri”. 2010. Phd Thesis. Selçuk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
BAYKARA, Tuncer. “II. Mahmud’un Islahatlnda İç Temeller: 1826-1839 Arasında Anadolu”. Tanzimat’ın 150. Ylldönümü Uluslararası Sempozyum” Sy 5 (I 9 9 4): 263-70.
BEYDİLLİ, Kemal, “II. Mahmud”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C.Xxvıı, İstanbul, 2003.
ÇABUK, Vahit, “Sultan II. Mahmut’un Islahat Çalışmaları”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 49-54, Etam Matbaa Tesisleri, İstanbul, 1991.
ÇELİK, Yüksel. “II. Mahmud Devrinde İdari-Askeri Bir Üs: Rami Kışlası”. Osmanlı Araştırmaları 52, Sy 52 (10 Eylül 2018): 227-66.
DOĞAN, Recai. Osmanlı Eğitim Kurumları Ve Eğitimde İlk Yenileşme Hareketlerinin Batılılaşma Açısından Tahlili. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1997, 37.1: 407-442.
GÖLEN, Zafer, “Osmanlı Devleti’nde Islahat Hareketleri Ve Tanzimat”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 118, Etam Matbaa Tesisleri, İstanbul, 1999.
LALE, Mehmet. II. Mahmud Dönemi Kıyafet Alanında Yapılan Yenilikler. 2006. Phd Thesis. Sosyal Bilimler.
MERT, Özcan, “II. Mahmut Devrinde Anadolu Ve Rumeli’nin Sosyal Ve Ekonomik Durumu (1808-1839)”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 16, Etam Matbaa Tesisleri İstanbul, 1982.
MUTLU, Şamil “Yeniçeri Ocağının Kaldırılışı Ve Iı. Mahmud’un Edirne Seyaha. Mehmed Dâniş Bey Ve Eserleri”, İstanbul 1994.
ŞİMŞEK, Ali Rıza, “Osmanlı Ordusunda 18. Ve 19. Yüzyıllarda Yapılan Islahat Çalışmaları Ve Bu Çalışmalarda Yabancı Uzmanların Rolü”. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006.
Tuten, Ahmet. Sultan II. Mahmut Dönemi Islahat Çalışmaları.
YARAMIŞ, Ahmet, “Yeniçeri Ocağı’nın Kaldırılması Ve Yerine Asâkir-İ Mansûre-İ Muhammediye’nin Kurulması”, Türkler, C.Xıı, Yeni Türkiye Yay., Ankara, 2002.
YILDIRIM, Ruveyda Nida. II. Mahmut Dönemi Islahat Hareketleri/Reforms İn The Period Of Iı. Mahmut. 2006.

Havva ELÇİOĞLU

Muş Alparslan Üniversitesi Tarih

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...