DÜŞÜNCE

Kazakistan’ın Bağımsızlık Süreci

Yazar: Gamze Nur NALBANT

Yirminci yüzyıl Kazak halkı için bir taraftan ümidin, bir taraftan ise yaşamak için mücadelenin dönemi oldu. Kazaklar, Bağımsızlığa giden bu yolda halkı, ulusu, dili ve kimliği için büyük bedeller ödedi. Kazaklar, Çarlık Rusyası’na karşı defalarca kez isyan ettiler. Her isyan Çarlık Rusya tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Ruslar XIX. asrın ikinci yarısında (60-90 yılları arasında) yürüttükleri reform boyunca Kazakların bütün topraklarına Rusya’nın sahip olduğunu duyurmuşlardır. Ardından da reformlar gerçekleştirmeye başlamışlardır. Bu reformlar, Kazak topraklarını geniş ölçüde sömürge haline getirip işgal etmeye zemin hazırlamıştır. Bu tarihlerden sonra da Kazak isyanları devam etmiştir. Bu nedenledir ki, Çarlık Rusya rejiminden memnun olmayan Kazaklar, Bolşevik İhtilali çıkınca yeni bir düzen gelecek ve her şey farklı olacak diye ümitlenmişlerdir. Fakat öyle olmadı.

Kazaklar daha önceki yüzde yüz bağımlı ve karanlık dönem artta kalsın diye umut etmişlerdir. Hatta Bolşeviklerin 1917 yılının nisan ayında gerçekleştirdiği konferansta “Rusya halklarının kendi özgür idareleriyle bağımsızlık alma hakkı vardır.” kararının ardından Kazaklar ve diğer Türk halkları yeni rejimi desteklemişlerdir. Fakat zaman geçtikçe görülmüştür ki aslında “Başkalarının varlığı Rusya’nın sorumluluğundadır.” anlayışına sahip olan yeni Rusya da önceki gibi yine Kazakların millî meselelerine uzak ve düşman olarak kalmıştır.

İşte bu tarihten sonra, yalnız olduklarını anlayan Kazaklar, hem siyasî hem de fikrî alanlarda faaliyetlerde bulunmaya başlamışlardır. Böylelikle Alaş Orda otonomu kurulmuş ve Alaş Orda hareketi başlamıştır. Alaş Orda hareketinin başına Alihan Bökeyhanulı seçilmiştir. Alihan Bökeyhanulı bu hareketin ortaya çıkış sebebinin “Kazakların sahip olduğu topraklarda anarşizme yer vermemek ve ülkede bolşevizmin yayılımını engellemek” olduğunu söylemiştir. Ahmet Baytursınulı, Mağjan Jumabayulı, Mirjakıp Dulatulı, Halil Dosmuhammedulı gibi pek çok aydının içinde olduğu oluşum, siyasî yeniliklerin yanı sıra, dil ve edebiyat alanlarına da millî fikirler getirmişlerdir.

Alaş aydınları 20. yüzyılın başında milletin bağımsızlık meselesini yeniden ele almış, milletin manevî ve medenî ilerleyişinin asıl hazinesinin dil olduğunu haykırmıştır. Bu sebeple, dile sahip çıkmak, dili geliştirmek, kullanım alanını arttırmak gibi yapılması gerekenleri anlatarak Kazak dilinin ulusal statüye ulaşmasına ayrıca önem vermiştir.

Bütün bunların haricinde Alaş Orda, Kazak Gazetesi’ni çıkartmıştır. Beş yıl boyunca (1913-1918) bütün zorluklara, maddi sıkıntılara, sansüre ve savaşlara rağmen gazete çıkmaya devam etmiş, Kazak millî uyanışına katkıda bulunmuştur.

Anadolu’daki Türkleri dahi unutmayan ve bizler savaştayken bizler için şiirler yazan Alaş Orda hükümetine Ruslar son vermişlerdir. 1930-1932 yılları arasında Ahmet Baytursınulı ve beraberindekiler hapse atılmıştır. Ardından 1937 – 1938 yıllarında da hepsi öldürülmüştür.

Sayıları binlere ulaşan şehitler, açlık zamanında ölen milyonlarca Kazak… (Resmî rakamlara göre açlık zamanı 2.4 milyon Kazak vefat etmiştir) Tüm bunların ardından bugün karşımızda 16 Aralık 1991’den beri bağımsız olan Kazakistan var. Bizler, vatanlarımız için mücadele edip şehit düşen kahramanlarımızı unutmamalı, unutturmamalıyız. Bu, onlara en büyük borcumuzdur. Bayrağın sonsuzluğa dalgalansın Kazakistan.

Bu yazı Göçebe Dergisi 6. sayısında yayımlanmıştır.

KAYNAKÇA

ҚАЗАҚ КІТАБЫ: АЛАШ ҚАЙРАТКЕРЛЕРІНІҢ КІТАП БАСУ ІСІНІҢ ДАМУЫНА ҚОСҚАН ҮЛЕСІ» атты халықаралық ғылыми-тәжірибелік конференция материалдары Кеңес Нұрпейісов – Алаш һәм Алаш Орда