Kitap

Kore Savaşı; Unutulan Savaş ve Gazi Faruk Pekerol’un Anıları

Bülent Ruscuklu’nun yazdığı, Gazi Faruk Pekerol’un anılarıyla harmanlanmış Kore Savaşını anlatan bu kitap unutulmuş bir tarihe ışık tutuyor.

Yakın tarihte yaşanmış savaşlar arasında unutulmuş belki de en kanlı savaştı Kore savaşı. 25 Haziran 1950’de Sovyetler Birliği ve Çin’in desteğiyle Kuzey Kore, Kore’yi kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölen 38. paralelin güneyine inmiş ve Koreyi komünist rejim altında birleştirmek istemişti. ABD ve BM güdümündeki Güney Kore ise bu saldırı karşısında müttefiklerinden yardım istemiş ve Birleşmiş Milletler Güney Kore’nin savunulması için asker göndermişti. Türkiye Cumhuriyeti ise bu savaşa 3 ay sonra Birleşmiş Milletlerin yanında dahil olmuş ve tarihinde ilk defa memleket topraklarından uzaklara savaşmak için asker göndermişti.

Türkiye Cumhuriyeti, NATO’ya üye olmak için Birleşmiş Milletler yanında Kore Savaşına dahil olduğunda Faruk Pekerol Kore’ye gönderilecek gönüllüler arasında yerini almıştı. Kore’ye giden ilk Türk kafilesi içerisinde yer alan Faruk Pekerol, Kore’de bulunduğu sürece yaşadıklarını yazmış ve Kore’den Türkiye’ye sağ salim getirmeyi başarmış. Türkiye’ye döndükten sonra da hatırladığı anılarını yıllar boyunca yazmaya devam eden gazimizin maalesef ömrü bu anıların yayınlanışını görmeye yetmedi, 21 Aralık 1990 yılında geçirdiği beyin kanaması ve iki ay süren bitkisel hayattan sonra hayata gözlerini yumdu. Eşi, Gülşen Pekerol bu anıların yayınlanmasına vesile olmuş.

Kitap boyunca Bülent Ruscuklu Kore savaşının gidişatını, Türk tugayı ile müttefik BM ordusunun cephe boyunca yaptığı manevra ve muhabereleri Gazi Faruk Pekerol’un anılarıyla paralel gidecek şekilde detaylıca okuyucuya aktarıyor.

“Onlar Türk askeriydiler. Onlara karşılarındaki askerlerin düşman olduğu söylenmişti. Çok uzaklarda ve çoğunun ismini dahi belki de ilk defa duydukları bir ülkedeydiler. Öyle olsa da, ülkenin menfaati için, düşman olarak gösterilen askerlerle çarpışacaklardı. Ülkenin siyasi geleceği, onların göstereceği kahramanlığa bağlıydı. Onlara öyle anlatılmıştı.

Süngüleriyle her zaman vatanı savunmuştu onlar. Bu doğaldı çünkü vatan için vardılar. Siyasilerin işin kolayına kaçtığı, toplantı salonlarında yapmaları gereken mücadeleyi, askerlerin süngülerinin ucuna havale ettiği düşünülebilirdi.

Türk evladının bilmediğimiz bir ülkede, ideolojik savaş uğruna ölmesinin ne kadar anlamsız ve bizim olmayan savaşa Mehmetçiği göndermenin kabul edilemeyecek bir siyaset olduğu söylenerek, kolay bir muhalefet yoluyla halkın desteği alınabilirdi.

Ancak muhalefet sadece şekil yönünden karşı çıkarak, iktidarı destekledi.

Savaşın en kanlı günleri yaşanırken, ülke arzuladığını aldı ve NATO’ya girerek, kırk yıl sürecek Soğuk Savaş dönemini, düşmanın sıcak nefesini ensesinde hissetmeden geçirebildi.

Dış politikanın, çıkarcı iç politikaya alet edilemeyeceğini biliyordu o zamanki siyasetçiler.

Sonuçta , Onlar kahramanca mücadele ettiler, Kore’de savaştılar, öldüler.

Ve başardılar.”