Antropoloji ARKEOLOJİ & TARİH Sosyoloji Tarih TOPLUM Yaşam

Göçebelerde Suç ve Ceza

Yazar: Hilal ÇAĞLAR 

Göçebeler nasıl cezalandırıldı? İşkence veya dayak var mıydı? En korkunç ceza neydi? Kırgızistan ve Kazakistan’da hukukla ilgili en ilginç soruların cevaplarını aradık.

İnsanlık tarihinde en korkunç cezalar, işkence yöntemleri  vardır. Hiç şüphesiz ki bunların başında, Çin birinci sırayı alıyor. Çin’de ölüm cezasının 2400 farklı türü icat edilmiştir. Bunlar arasında çok ilginç türler vardır. Örneğin, bir kişi bambu dalına oturtulurdu. Birkaç gün sonra bitki insanın vücuduna batarak büyümeye devam ederdi. Suçlu acılar içerisinde ölüme terk edilirdi.

Bu konuda Batı da insanlığı ile övünemez. Örneğin, Orta çağ Avrupası’nda sahte para yapanları canlı canlı (suda veya yağda) kaynatırlarken yaşlı kadınları (cadı olduklarını sanarak) da canlı canlı yakıyorlardı.

O zamanlar göçebeler adeta bir demokrasi ve hümanizm adasıydı. Tabii ki atalarımızda da ölüm cezası vardı, ancak bu ceza nadiren kullanıldı. Bu bek (bey) veya hanın iznini gerektiriyordu.

Göçmenlerde ölüm cezası nasıldı?

Kırgız ve Kazak toplumlarında en yaygın ölüm cezaları idam etmek, boğmak ve suda boğmaktı. Suçlu ayrıca bir uçurumdan aşağı atılırdı, at kuyruğuna bağlanılır ve sürüklenirdi ya da eli kolu bağlanarak dağa bırakılır kurtlara yem edilirdi.

Marco Polo dizisinden bir kare, mülküne para geçiren vergi memurunu diri diri atlara çiğnetiliyor

Suçlu, kalabalık önünde cezalandırılırdı. Ancak bu cezaların ağır biçimleri seyrek olarak kullanılırdı. Kayalar arasında ve bozkır hayatında yaşam mücadelesi kolay değildi, bu nedenle göçebeler kabilenin her bir üyesine eşit davranmışlardır.

 

Göçebelerde hapishane var mıydı?

Nasiba Eshmuradova, göçmenlerin zorlu yaşam koşulları sebebiyle hapishane inşa edemediklerini söylüyor. “Birinci sebep, bir kişiyi barındıracak teknik bir tesis yoktu. İkincisi, hapsedilirse suçlunun bakılması ve korunması gerekirdi.”

Birini öldürmenin ve birine zarar vermenin cezası neydi?

Suçlulara genellikle farklı cezalar verilirdi, çoğunlukla fidye cezası verilirdi. Bu ölen kişinin yakınlarına ödenecek adalet parasıdır. Fidye miktarı kurban edilen kişinin kabilesine ve toplumdaki konumuna göre hesaplanırdı.

Tabii ki tanınmış ve zengin kişilerin fidyesi çok fazla olurdu. Örneğin 19.yüzyılda, Umetaalı Manap öldürülen kardeşi için 6 köle, 5 deve ve 17 at talep ederken Ormon Han’ın ölümünde 100 kızı tahta ve taşlarla dolu atlarla verilmesi istenmiştir.

Suçlu tarafından ölen kişinin yakınlarına ödenecek fidye miktarları

*Bir atın fiyatı 933 dolar, bir devenin fiyatı 2.666 dolar olarak tahmin edilmektedir.

Sağlıklı bir insan öldürse

300

at ($280 000)

 

Kolu veya bacağı olmayan kişiyi öldürse

150

At ($140 000)

 

Kadın öldürse

150

At ($140 000)

 

Eğer öldürülen kadın hamile olursa

+9

Deve ($24 000)

 

Eğer kadının hamileliği 5 aydan fazla olursa

+25

Deve($67 000)

 

Kişiyi kör ederse

300

At ($280 000)

 

Dilini keserse

100

At ve deve

 

Burnunu keserse

50

At ($46 000)

 

Kulağını keserse

25

at ve deve ($26 000)

 

Parmağını keserse

9

At ( $8 400)

 

Dişini kırarsa

9

At($8 400)

 

Başını yaralasa

9

at ($8 400)

 

Sakalını bozarsa

9

at($8 400)

 

Kadının saçını keserse

1 at ve yelek (yelek hesaplanmazsa $933)

 

Dövdüyse

1 at ve yelek (yelek hesaplanmazsa $933)

Fidye büyük ölçüde ölenlerin yakınlarına ödenmiştir. Fidyenin %10’u tarafsızlık için mahkemeye ödenirdi. Günümüzde bu durum değişmiştir. Örneğin Kırgızistan’da öldürülen bir kişinin ailesi ahlaki tazminat olarak en fazla 100.000 som( 1.300 dolardan fazla) almaktadır. Aynı zamanda suçlu 10 ila 12 yıl hapis cezasına mahkum edilir.

kaynak

Hilal Çağlar

Erciyes Üniversitesi Türkoloji Yüksek Lisans Öğrencisi

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...