ARKEOLOJİ & TARİH Yaşam

Kemençenin Atası “Kıl Kıyak / Kıl Kobız”

 

Efsaneye göre eskiden çok cesur bir delikanlı ve onun her yarışta birinci gelen çok güzel bir atı varmış. Günlerden bir gün atın sürekli birinci olmasını kıskanan kötü niyetli birisi delikanlının çok sevdiği bu atını öldürmüş. Atını çok seven delikanlı atının öldürüldüğünü görünce çok üzülmüş adeta kahrolmuş. Atının ölümünü kabullenemeyen genç onun hatırasını yaşatmak için ve ölene kadar onunla birlikte olmak için bir müzik aleti yapmış. Müzik aletine atının baş şeklini vermiş ve atının kuyruk kıllarını tel olarak kullanmış, derisiyle de çarasını (delikli bölme/kazan) kaplamış.  O gün bugündür her kıl kıyak teli titrediğinde delikanlı ve atı uçsuz bucaksız bozkır topraklarında birincilik için koşmaya devam eder.

 

Kıl Kobız çalan Korkut Ata canlandırmasıKısa Tarihi

Kıl kıyak Türklerin kullandığı en eski müzik aletlerinden biridir. Kırgız Türkçesinde kıl kıyak olarak geçen bu aletin ismi; Altay Türkçesinde ıklık/ıklığ/ikili, Kazak Türkçesinde kıl kobız, Hakas Türkçesinde ııḫ, Tuva Türkçesinde igili, Türkmen ve Uygur Türkçesinde gıcak/gicek, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye Türkçelerinde ise Farsça kökenli kemençe/kemança/kemençah ifadeleri kullanılmaktadır. Kıl kıyağın Türk halkları arasında kullandıkları isimler gibi gövde bölümü ve boyun bölgesi uzunluklarında da farklılık gösterebilmektedir.

 

Türklerin, eskiden beri ustaca kullandıkları silahlardan biri olan ok ve yay,  yüzyıllar boyunca hayatlarının bir parçası olmuş, kimlikleri ve kültürleriyle de bütünleşmiştir. Ok’un sesinden etkilenerek oluşturdukları bu müzik aletine de “oklu, okla çalınan” anlamında ıklık/ıklığ adını vermişlerdir. Daha sonra yay anlamına gelen Farsça keman sözünü de çeşitli sebeplerden dolayı dil zenginliği içerisine dahil etmişlerdir. Anadolu’da bugün kemane, kemençe gibi ifadeler yaygın olarak kullanılsa da Evliya Çelebi seyahatnamesinde ıklığ kelimesine rastlanmıştır ve hâlâ  ıklıkçı adında bazı köylerin varlığı da kelimenin korunduğunun göstergesidir (Akyol, 2017).

 

Kıl kıyak, Kazak kaynaklarına göre VIII. yüzyıllarda Korkut Ata zamanından beri varlığını sürdürmektedir. Kazak kaynaklarında çoğu zaman Korkut Ata’nın resmedilişinde elinde kıl kobız yani kıl kıyak vardır. İnanışa göre kıl kobız çalınan yere kötü ruhlar gelmezmiş. Bu ifadeden daha eski tarihlerde dini ritüellerde kullanıldığı da düşünülebilir.

 

 

Anadolu sahasında ilk izler XV. yüzyılda görülmektedir. Ahmetoğlu Şükrullah’ın Edvar-ı Musiki adlı eserinde bu müzik aletinin yapımı anlatılmaktadır (Akyol, 2017). Kayıtlara geç geçmesine rağmen yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda varlığının çok eskilere dayandığı görülmektedir. Kemane veya kemençe için XVIII. yüzyılın sonuna kadar Türklerde tek yaylı çalgı olduğu söylenmektedir (Karakaya, 2002).

 

 

 

Yapım aşaması

Her bir ağaç canlıdır. Bu sebeple ağacı kesmeden önce ustanın, sana başka hayat vereceğiz  diye ağaçtan izin istemesi gereklidir. Ağaç kesildikten sonra da tıpkı insanların ölümünde olduğu gibi borsok yapılır ve yenir. Müzik aleti yapımında eskiden beri en çok erik ağacı tercih edilmektedir. Müzik aleti yapılacak ağaç sonbaharın son aylarında ya da kışın kesilir. Bunun sebebi kış aylarında ağaç suyu damarlardan çekilir, kökte birikir, dallar kurur ve böylece kesim aşamasında düzgün parça elde edilir. Kesilen dallar üç yıl gölgede bekletilerek tamamen kurutulur. Sonrasında kıl kıyak’ın ön yüzüne şekil çizilir ve şekle göre kesilir. İçi oyulur daha sonra üst yüzeye deriyi yerleştirmek için yanlardan delikler açılır. Günümüzde kıl kıyağının ön yüzünü kaplamak için çoğunlukla deve derisi kullanılır.  Yapıştırılan deri kuruması için üç gün bekletilir. Deri kuruduktan sonra fazlalıklar kesilir ve deri üzerine geleneksel figürler ve hayvan figürleri işlenir. Daha sonra deriyi yerleştirmek için oyulan deliklere tıkaç takılıp yine erik ağacından yapılan kulaklar takılır. Kılları iki, üç yaşlardaki semiz atın kuyruğundan yapılır. Tepkesi (eşeği) de erik ağacından yapılarak telleri desteklemesi için ortaya yerleştirilir. En son işlem olarak iyice parlatılır. Kıl kıyak yayının telleri de atın kuyruğundan yapılır (Seydakmatov, 1996, 164).  Kıl kıyağın arkası daha geniş ve şişkindir şekil olarak da at kafasının şekline benzemektedir. Kıl kobızda gövde kısmının üstü  iki yuvarlak daire şeklindedir ve ucu yine sivrileşmektedir. Hakaslardaki biçiminde kare veya yuvarlak şekillerde görülür. Anadolu’da uzun (kemençe), at başı şeklinde sivri (tırnak kemençe) ve yuvarlak (kemane) şekilleri görülür. Diğerlerinde ise yuvarlak biçimlidir. Aşağıda örnekler verilmiştir.

klasik uzun kemençe
kabak kemane   
tırnak kemençe     

 

Hakaslardaki ııh
Kırgızlardaki  Kıl kıyak
Kazaklardaki  kıl kobız

 

Kaynaklar:

Akmataliyev, Amantur, Kırgızdın Kol Önörçülügü, Bişkek, Muras Yayınları, s.163-165.

Akyol, Arslan “Kabak Kemanenin Dünü Bugünü ve Yarını”,  İnönü Üniversitesi Kültür ve Sanat Dergisi, III/ 1(2017): 163-181

Karakaya, Fikret,  “Kemençe”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA), https://islamansiklopedisi.org.tr/kemence

(Erişim: 23.06.2021)

https://adyrna.kz/post/2576

Hilal Çağlar

Erciyes Üniversitesi Türkoloji Yüksek Lisans Öğrencisi

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...