Tarih

Doğu ve Batı’nın Ortak Sanatı Minyatür

Minyatür Sanatı Nedir?
Kültür değerlerimiz arasında önemli bir yer tutan Minyatür, el yazması kitapları süslemek için sulu boya ile çok ince işlenmiş, küçük boyutlu resimler ve bu türdeki resim sanatlarına denir. Minyatür, Latince “miniare” kökünden, İtalyanca’ya “miniatura” ve Fransızca’ya “miniature” diye geçmiş olan sözcüğün Türkçe halidir. Miniare “kırmızıya boyamak” anlamındadır. Osmanlı dönemi kaynaklarına baktığımızda, bu terimin yerine “tasvir” veya “nakış” sözcüklerinin tercih edildiği görülmektedir. Minyatür alanında çalışanlara ise “nakkaş” denirdi.

Minyatür Sanatının Tekniği
Minyatürün kendine has özellikleri vardır. Figürleri birbirini kapatmayacak şekilde dizmek, geriye kalan figürleri kağıdın üst tarafına çizmek, şahısların iriliğini doğru tespit etmek, manzarada uzaklığı renk ve boy nispeti yönünden belirtmemek, en ince detayını dahi işlemek ve renkleri ışık-gölge tesiri aramadan sürmek minyatürün teknik özelliklerindendir. Kitabın sayfa oranına uygun, geometrideki “altın dikdörtgen” içinde kendine özgü “dikine” veya “yığma perspektif” denen bir teknikle resimlenirken; boy, kişinin önemine göre artar veya azalır. Bu, kâğıt üzerinde ön planda olanların alt tarafa, geridekilerin ise üst tarafa yerleştirilmesiyle gerçekleşir. Konu mesafe farkı gözetmeksizin en ince ayrıntılara kadar işlenir.

Minyatür Nerelerde Kullanıldı?
Kitaplar bu sanatın en çok kullanıldığı alanlardır. Minyatür çeşitleri gereğince bu sanat yine farklı yerlerde de kullanılmıştır. Hastalık, acı, aşk, bilim, kainat ve hiciv gibi imgeler özellikle Türk minyatürlerinde çokça işlenen konulardandır.

Minyatür Sanatının Tarihsel Gelişimi
Tarihi, M.Ö II. yüzyılın Mısır’ına uzanan minyatür, Antik Yunan ve Roma’da da rastlandığı kaynaklarda geçer. Türklerde minyatür sanatının tarihi, onların Orta Asya’da tarih sahnesine çıktıkları devirlere kadar uzanır. Minyatür bir Orta Asya Türk sanatı olduğu, XIX. yüzyılda, arkeolog ve sanat tarihçileri tarafından, Türklerin ana yurdu olan Orta Asya toprakları üzerinde yapılan kazı ve araştırmalar neticesi kesinlikle ortaya konmuştur.

İslamiyet Öncesi Minyatür Sanatı
Eski Türk sanatının öncüleri Uygur Türkleridir. Güzel sanatlar, özellikle resim ve minyatür sanatı sahasında önemli bir yer işgal etmişlerdir. Mani, daha sonralar da Budistlik’i benimseyen Uygurlarda resim sanatı, bu iki din görüş ve anlayışının neticesinde ortaya çıkmıştır. İslamiyet devri resimlerinden farklı bir anlayış ve şekilde, duvar ve tavan resimleri tarzında, özellikle mabet ve manastırlarda kendini göstermiştir. Resmin söz kadar etkili olduğuna inanılan Mani dini, resim ve sanatı dinî terbiyenin esası ve vasıtası olarak kabul etmiştir. Dinsel törenlerde öykülerin, resmin önünde görsel malzeme desteği ile anlatılması kalıcılığı sağlamıştır. Gezici derviş, bahşi veya katip adı verilen hocalar, halkla iç içe olmuş ve bilgilerini topluma aktarmayı amaç edinmişlerdir. Her devirde geniş coğrafyalara yayılmış olan Türkler, Orta Asya’daki kendi kültürlerini bu ulu kişilerin aracılığı ile gittikleri yerlere taşımış, kalıcı izler bırakmıştır.

İslamın Minyatüre Bakışı
Kuran’da resmi yasaklayıcı bir hüküm yoktur, ancak çeşitli dönemlerde yorumlanan kimi hadisler canlı varlıkların suretinin yapılmasını engellemiştir. İşte bu nedenle İslam dünyasında resim, Hıristiyan toplumlarda olduğu gibi din öğretisini yaygınlaştırmak amacıyla kullanılmamış, minyatürler daha çok edebiyat, bilim ve tarih konulu el yazma kitaplarda yer almıştır. İslam minyatür sanatı, zaman ve mekana sığdırılamayan bir Tanrı kavramına dayanan İslam öğretisinin öngördüğü soyut dünya görüşü doğrultusunda kendine özgü kurallar geliştirmiş ve katışıksız renkler, belirgin kenar çizgilerini yeğleyen gölgesiz, iki boyutlu bir resim anlayışını benimsemiştir.

Minyatür Sanatının Anadolu’ya Gelişi
Moğolların İran’ı istilasından sonra, İslâm minyatür sanatında büyük bir değişme görülür ve Uygurlu nakkaşların üslubu İslâm minyatürüne hâkim olur. Moğol, İran ve Arap minyatür üsluplarının başlangıcı, Uygur nakkaşlarının minyatürlü yazmaları ve daha sonra da Doğu Türkistan’dan İran’a getirilen sanatkarların vesilesiyle başlamış ve gelişmiştir.

Büyük Selçuklu Devleti Döneminde Minyatür Sanatı
Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçukluların İran ile ilişkilerine bağlı olarak minyatür sanatı İran etkisinde kaldı. Bağdat’ta ilk İslâm minyatür mektebini açanlar Selçuklu Türkleri olmuştur. Türklerin, İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra heykel ve resim alanındaki çalışmaları durmamış, plastik geleneğini kaybetmeden, bulundukları bölgelerin özelliklerine göre, bazı değişiklikler geçirerek gelişmiştir. Türklerde biçim, çizgi ve rengin temel örnekleri ve figürlü sanatın ilk yapıtları minyatür sanatı şeklinde gelişmiştir. Minyatür, ulusal sanat niteliğini Selçuklular döneminde kazanmış, bu dönemde Nakışhane ve Nigarhane denilen resim okulları kurulmuştu. Türkleşen Anadolu’da minyatür sanatı verileri, başlangıçta Selçuklu Emirlerinin desteğinde gelişme göstermiştir.

Türkiye Selçuklu Devleti Döneminde Minyatür Sanatı
Türkiye Selçukluları zamanında da minyatür sanatı devam etmiş, fakat bu eserler günümüze kadar gelememiştir. XII. yüzyılın başından günümüze kalan Varka ve Gülşah’ın minyatürleri, Selçuklu mektebinin en eski ve tek örnekleridir. Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya yerleşmesinden bir süre sonra oluşan sanat ortamında, Türk minyatürü Anadolu’da ilk örneklerini vermiştir. Selçuklu dönemi Anadolu resim sanatının ilk örnekleri, XII. Ve XIII. yüzyıllarda bilimsel içerikli olarak ‘Diyarbakır ve yöresinde Artuklu Emirlerinin ve Konya’da ortaya çıkmıştır. Selçuklu döneminde Anadolu’da, özellikle Konya’da Mevlana’nın ve müritlerinin desteğinde oluşan sanat ortamında, zengin bir resim etkinliği yaşanmıştır. Büyük tasavvuf düşünürü Mevlana’nın ve müritlerinin resim sanatına duyduğu ilgi bilinmektedir.

Osmanlı Devleti Dönemi Minyatür Sanatı
Osmanlı minyatür sanatı, Osmanlı saray kültürünü yansıtarak el yazmaları gibi lüks öğeleri süsleyen genelde Padişah ve diğer yüksek mevkilere sunulmuş bir sanat şeklidir. Minyatür sanatının Osmanlılara geçişi Osmanlıların etkileşim içerisinde bulunduğu kendinden önce ve aynı dönem var olmuş İlhanlılar, batı İran, Irak ve Kafkasya yöresinde bulunan Karakoyunlular, kuzey batı Iran ve doğu Anadolu’da bulunan Akkoyunlular, İran ve Orta Asya’da bulunan Timurlular ve Memlükler vasıtasıyla geçmiştir. Özellikle Fars kültürü Osmanlı Saray kültürüne model olmuş ve Osmanlı sanatı ve edebiyatı Fars kültüründen güçlü bir şekilde etkilenmiştir. Osmanlı İmparatorluğunda, minyatür sanatı etkileşim halinde olduğu bu kültürlerden izler barındırmakla birlikte, Osmanlı döneminde kendine özgü bir şekil almıştır. Osmanlıların ayrıca Avrupa, Balkan ve Akdeniz topluluklarıyla da kültürel alış veriş içerisinde olması bunda etkili olmuştur. Minyatür sanatının Osmanlı himayesinde gelişip özgün Osmanlı minyatürü haline gelmesi Fatih Sultan Mehmed’den, Kanuni Sultan Süleyman’a kadar olan dönemde gerçekleşmiş, 18. yüzyıla kadar da Minyatür sanatı Osmanlı sarayında önemli bir yer teşkil etmiştir. Fatih Sultan Mehmed zamanından itibaren olan eserler günümüze gelebilmiştir. İstanbul’un fethinden sonra, bütün güzel sanat kollarında olduğu gibi, minyatür sanatı da, Fatih’in kolu kanadı altında himaye ve gelişme imkânı bulmuştur. Fatih yeni sarayında bir nakışhane kurmuş ve başına da, Özbek asıllı Baba Nakkaş’ı getirmiştir. Kanuni Sultan Süleyman devrinde daha da gelişen minyatür sanatında, Kıncı Mahmut, İbrahim Celebi, Nigari, Nakkaş Osman, Mehmet Bey ve Kefeli Hasan Çelebi gibi büyük üstatlar yetişmişlerdir.

NOT= Minyatür Sanatı Osmanlı döneminde, oldukça ilgi duyulan ve gelişen bir sanat olduğu için detaylı inceleyelim.

İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonra II. Mehmed tarafından Topkapı sarayının hemen dışında bir “nakkaşhane” inşa edilmiştir. Burada çalışan sanatçıların bir bölümü ayrıca ufak atölyelerde de faaliyet göstermişlerdir. Sanatçılara kitap sanatı üzerinde çıraklık eğitimi de verilmiştir.


*Osmanlı Minyatür Sanatını konu açısından dört ana konuya ayırmak mümkündür.

1.Olayları Hikaye Eden Minyatürler
-Klasik İslam ve Osmanlı Edebiyatının ürünlerini süsleyenler.
-Sultan veya Vezirlerin hayat ve sefer hikayelerini süsleyenler
-Dini konulu eserleri süsleyenler

2.Peyzajlar

3.Portreler

4.Bilimsel Konulu Minyatürler ( Tıp, Zooloji, Astroloji )

Osmanlı Minyatür Sanatının ünlü Eserleri

Minyatürlü yazmalar;
Selimname = Kürt Şükrü Bey, Türkçe tarihi şiir.
Süleymanname = Kanuni’nin hayatına ait Farsça yazma.
Şehname-i Selim Han = Lokman bin Hüseyin el-Urmevi, II. Selim’in hayatına dair Türkçe yazma.
Nusretname Mustafa Ali = Lala Mustafa Paşa’nın seferlerini anlatan Türkçe yazma.

Sanat tarihi ve sosyal tarih açısından en önemli eserler Selimname, Süleymanname, Hünername gibi Padişahın yaşamlarından kesitler sunan ya da Osmanlı Hanedanının tarihi anlatan minyatürlerdir. Şehzadelerin sünnet düğünü ve evlilik törenlerini konu alan, Osmanlı toplumunun sosyolojik hayatından kesitler sunan Surnameler ve vezirlerin sefernamelerinin minyatürleri de önem arz etmektedir.

KAYNAKÇA

Sarı, Eren. Türk Minyatür Sanatı. noktaekitap, 2016.
İnal, Güner “Türk minyatür sanatı: başlangıcından Osmanlılara kadar -”
Mesara, Gülbün. “TÜRK TEZHİP VE MİNYATÜR SANATI” 13.
Sarı, İbrahim. Türklerde Sanat: Türklerin Sanata Verdiği Önem. noktaekitap, 2018.
Balaban, Ayfer Çimen. YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN MİNYATÜR SANATI. İnkılâb Basım Yayım, 2017.
Demirbulak, Ayşegül. “Erken devir Türk sanatının kaynakları”, 2012.
CANTAY, Tanju. “Fetih’ten Sonra, Mimar Sinan’a Kadar Osmanlı Sanatı”.
Aslanapa, Oktay. “İSLÂM MİNYATÜR SANATININ DOĞMASINDA VE GELİŞMESİNDE TÜRELERİN ROLÜ”.
Mutluel, Osman. “İslam sanatının oluşumundaki̇ etkenler”. AİBÜ efdergi, 2011.
Konak, Ruhi. “Minyatür Sanatı Bağlamında Minyatür ve Nakış Kelimelerinin Anlamına İlişkin Bilgiler”, 2015, 12.
Sarı, Eren. Osmanlı’da Sanat. noktaekitap, 2016.
BİNARK, İsmet. “Türkler’de Resim ve Minyatür Sanatı”.
“OSMANLI DÖNEMİ MİNYATÜR SANATI NIN KAYNAK VE ÖZELLİKLERİ | Elmas | Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi”.

Havva ELÇİOĞLU

Muş Alparslan Üniversitesi Tarih

Yorumla

Yorum yazmak için buraya tıklayın...