Tarih

İran Tarihinde Cemşid

Firdevsi  Gazneliler ve Samaniler döneminde yaşayan İranlı bir şairdir. Sadece İran edebiyatının önemli şairi değil, dünyanın en büyük şairlerindendir. En önemli eseri olan Şahname sadece İran tarihinden değil, birçok milletin tarihinden izler taşır.

Cemşid ile ilgili araştırmalarda önemli kaynaklardan yararlanılsada, en önce başvurulması gereken eser Şahname’dir. Şahname de şöyle geçer ; CEMŞİD SALTANATI YEDİ YÜZ  YILDI.[1] Başlıktan da anlaşılabildiği gibi Cemşid aslında bir hayal ürünüdür , mitolojik bir kahramandır. Çünkü bir insanın bu kadar yıl yaşaması görülemez. Tehmurs’un  değerli oğludur. Padişahlar için yapılan törende başına altın tac taktı, beline kemerini kuşandı. Tahta oturur oturmaz şunları söyledi.‘ Ben Tanrı’nın yardımıyla hem padişah hemde mübedim. Kötülüklere kötülükten el çektireceğim. İnsanların ruhlarını temizleyeceğim ve onları nurlandıracağım’[2]. Cemşid’in tahta oturduğu zaman, üzerine mücevher saçıldı ve o güne nevruz adını verdiler.

Türkler ve İranlıların ortak bir kültürü olan Nevruz, Farsa  ‘yeni  gün’ anlamına gelir. Bir rivayete göre Cemşid tavşan avlamak için ormana gitmiş. Zehirli yılan görmüş ve ok atmış. Attığı ok kayaya çarpmış ve kıvılcım çıkmıştır. Böylelikle İranlılar ateşi kutsal görmüş ve ona secde etmişlerdir. Kaynaklarda hangi topluluğa ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir[3].

Çin yıllıklarına baktığımızda, Türkler bahar geldiği zaman yemekler hazırlayıp, kırlara çıkarmış. Türkistan’ın iklimi sert olduğu için, Türkler bahar geldiğinde bunu coşku ile kutlarmış.  İran tarihi açısından nevruzun yeri ayrıdır.. Diğer rivayetlere göre Tanrı o gün Adem’i yaratmış ve böylelikle bugün bayram niteliğinde kutlanmıştır.

Cemşid yıllar geçtikçe kendi benliğine mahkum oldu ve kendisinden başka kimseyi gözü görmedi. Dünyada kendisine muhtaç olduğunu düşünüyordu. Bu tutumu onun sonunu getirdi. Cemşid’in tahtı sallanmaya başlamıştır. İran’da karışılık çıkmış ve halk ayaklanmıştır.Halk artık ona itaat etmemeye başlamıştır. Ejderha görünümlü bir Padişah gelmiş ve Cemşid’i köşeye sıkıştırmıştı. Cemşid tahtını, tacını, malını, mülkünü ve hazinesi neyi varsa bırakıp kaçmmıştır[4]. Nereye gittiği bilinmez fakat Cemşid kendi benliğinin kurbanı oldu ve tahtın kendi eliyle kaptırmıştır.

Şahname’de Cemşid’in sonu şöyle geçer.’ Yedi yüz yıl saltanat sürdü . Bu dünyada çok yaşamışsın ne fayda ? Feleğin senin hakkında ne düşündüğünü bilmezsin ki.  Seni önce yağ ve balla besler, sonra sana öyle bir acayip oyun oynar ki onun acısı yüreğini kanla doldurur. Yarabbi, bu iğreti dünyadan artık bıktım, ona doydum. Beni bir an evvel onun zahmetinden kurtar! ‘[5].

Görüldüğü üzere İran tarihinde önemli bir yere sahip olan Cemşid, aslında Türk tarihinde de sahiptir. Çünkü kültürler birbirleri ile etkileşim içindedirler. Bu yüzden Firdevsi’nin hem Türk tarihinde hemde Türk edebiyatında önemli bir yeri vardır.

[1] Firdevsi, ŞAHNAME (İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2005), 68.

[2] Firdevsi, 69-71.

[3] Yaşar BEDİRHAN, İSLAM ÖNCESİ TÜRK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ (İstanbul: Nobel Yayıncılık, t.y.), 238-41.

[4] Firdevsi, ŞAHNAME, 77.

[5] Firdevsi, 78.

İçerikler