Canlı Bilimi

Gözün Evrimine Ufak Bir Giriş

Evrim teorisine şüpheyle yaklaşanlar Darwin’e saldırmak istediğinde, genelde gözün evriminden dem vururlar. Bu kadar karmaşık bir yapı nasıl oluyor da milyonlarca yıldır mutasyonlara ve doğal seleksiyona maruz kalıp evrimleşebiliyor?

Eleştirilere göre: evrim eğer geçişler ile mümkünse, gözün birden fazla kısmını geliştirmeyi nasıl başarabildi? Niçin göz tek bir kısımdan oluşmuyordu? Sert tabaka, retina, iris ve dahası… bunların hiçbiri tek başına görüş yetisini sağlayamıyor.

Darwin yeni teorisi için göz faslının, açıklanması oldukça zor bir kısım olduğunu biliyordu. Zordu, ama imkansız değildi. Bilim insanları göz organının, hayat hikayesine ilk önce ışığa duyarlı bir hücre olarak başladığını ve insan gözünü oluşturana kadar binbir türlü değişikliğe uğradığını düşünüyorlar.

Doğal seleksiyon sayesinde çeşit çeşit gözler evrim tarihinde yerlerini buldular. – Üstelik insan gözü bazı bakış açılarına göre içlerinden en iyisi değildi. Çünkü kan damarları retinanın altından değil de yüzeyinden geçiyordu, bu nedenle damarların her an dışarıya sarkmaları ve görüş yetisini bozmaları mümkündü.

Gözün bu halinden dolayı evrimciler, akıllı tasarımcılara karşı koz elde edebildiler: Eğer gözü yaratan biri varsa, gerçekten bu işi eline yüzüne bulaştırmış.

Biyologlar canlılarda bulunan ve daha az karmaşık olan ışığa duyarlı hücreleri, gözün geçirdiği evrimsel süreç hakkında hipotezde bulunmak için kullandılar.

Bazı evrimciler gözün şöyle bir evrim süreci geçirdiğini düşündüler:

Işığa duyarlı hücre kendisini yemek üzere olan avcısından kaçabilmek için evrimleşmiş olabilirdi. Gendeki rastgele değişiklikler sebebiyle de bu hücre, zamanla organizmanın içerisinde bir çukur oluşturdu (gözlerimizin içinde bulunduğu iki çukur gibi) ve bu çukur görüntünün daha net algılanabilmesini sağladı.

İrili ufaklı bütün bu değişikler, bir canlının verdiği yaşam mücadelesinde kendisine devamlı olarak yardımcı oldular. Zamanla ışığa duyarlı noktacık, gözün arkasında bulunan hücre katmanlarının ve pigmentin bulunduğu retinayı oluşturdu. Daha sonra gözün ön kısmında bir mercek oluştu. devamlı üretilen bir sıvının bulunduğu iki katmanlı saydam doku, göze tümsekli eğimi verdirmiş olabilirdi.

Bütün bu anlatılanlar var olmuş canlılarda bulundular. Bu denli ışığa duyarlı hücrelerin varlığı, böylesine karmaşık gözlerin nasıl evrimleştiğini anlatan bilim insanlarının hipotezlerini destekliyor.

Göz benzeri bir organ sahibi olan ilk hayvanlar 550 milyon yıl öncesine dayanıyor. Bir bilim insanının hesaplamalarına göre ışığa duyarlı tek bir hücreden, bir kamera benzeri göze sahip olabilmek için yaklaşık 364 bin yıla ihtiyaç var.

Kaynak: http://www.pbs.org/wgbh/evolution/library/01/1/l_011_01.html